KOTOSKARAYI KURTLAR BASTI!

Kış şartlarının çetin geçtiği Ardahan’da aç kalan kurtlar, yerleşim yerlerine inmeye devam ediyor. Ardahan merkeze başlı Akyaka köyüne inen 2 kurt güvenlik kameralara yakalandı. Güvenlik kameraları tarafından saniye saniye kaydedilen olayda 2 kurt, yiyecek bulmak için geldikleri köyde Tevfik Gürbulak‘a ait ahırın önünde bağlı olarak duran köpeği gözlerine kestiriyor. Kurtlar önceden köyün girişinden art arta ahırın bulunduğu evin bahçesine gelerek keşif yapıyor. Daha sonra ahırın bulunduğu alanın arka tarafından bağlı köpeğe yaklaşarak saldırıyorlar. Saldırı esnasında çevrede bulunan başka bir köpeğin kurtlara saldırması sonrası kurtlar paniğe kapılıp kaçmaya başlıyor. Daha sonra 2 kurt evin bahçesinden köyün çıkışına doğru kaçarak uzaklaşıyor.



“DAHA ÖNCE ÖLDÜRÜP GÖTÜRDÜLER”


Akyaka Köyü Muhtarı Olgun Özgür, kurtların köylere inmesinin en önemli sebebinin yaşam alanlarının daralması sonucu aç kalmaları olduğunu söyledi. Özgür, “Daha önce de köyümüze kurtlar saldırdı. Son olarak Tevfik Gürbulak’a ait ahırın önünde bağlı bulunan köpek kurtlarla boğuşmuş. Daha önce kurtlar saldırdıkları bir köpeği boğarak öldürüp götürmüşler. Bunun en önemli sebeplerinden birisi köylerin boşalmış olması, ıssız evlerin çokluğu ve en önemlisi de köpek sayısının çok az olması. Köyümüzde insan sayısı çok az, canlı sayısı az, akşam herkes evine çekiliyor ve bazı evlerde köpek dahi yok” şeklinde konuştu.


“DOĞAYA YİYECEK BIRAKILMALI”


Orhan Gürbulak ise aç kalan yaban hayvanları için yemleme çalışmasının yapılmaması sonucu köylerine kadar kurtların geldiğini ifade etti. Yetkililerin bu konuda gerekli tedbirleri alarak doğaya aç kalan hayvanlar için yiyecek bırakması gerektiğini söyleyen Gürbulak, “Kar yağışının ardından yaban hayvanları aç kalıyor. Aç kalan hayvanlar maalesef köy içlerine kadar inebiliyor. Daha önce de köy içine kadar inen kurtlar 3-4 köpeği boğarak götürmüşler. Kar yağışıyla birlikte aç kalan bu hayvanlara yetkililerin sahip çıkması gerekiyor. Özellikle doğaya yiyecek bırakılmalı. Maalesef son yıllarda yaban hayvanları için doğaya yiyecek bırakılmıyor. Yetkililerin bu konuda duyarlı olmaları gerekiyor. İnşallah bundan sonra yaban hayvanları için yemleme çalışması yapılır” dedi.



Al Satarım, Bal Satarım..


Îki gümrük kapısı olmasına karşın ithalatın, ihracaatın yok derecede yapıldığı, bir zamanlar, hatta hala Kafkasya’ın jandarması olan ve Ortadoğu üzerinden sıcak denizlere inme hesapları yapan Rusya’ın acımasızca müdahale ettiği yıllar önce bugünki Suriyeli, Afganlı, Afrikalı gibi toparklarından sürgün edilen Ahıskalıların geri dönmesine izin vermeyen Gürcistan’a komşu olan Ardahan’da birisinin öldürülmüş şüphesi ile arandığı, ikisinin kayıp olduğu toplam üç kadının aranıp, bulunamadığı yönünde ilk haberini yapan bir gazeteci olarak ve bir erkek olarak kadın cinayetlerinin yoğunluğunun tartışıldığı ülkede olduğu gibi dünya da çeşitli etkinlik ve eylemlerle kutlanacak olan bugün, yani 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesi yine yollardayım..


Suriye ile savaşıp, Rusya ile barıştığımız (!) bu günlerde Hristiyanlığı ret edip, başı örtülü, peçeli hatta çarşaflı bir halde kan gölüne dönmüş olan Ortadoğu’da kaçan kadınların daha iyi bir yaşam için başı açık, mini etekli, makyajlı kadınların günah işledikleri denen Avrupa sınırlarına, babasız kalmış, ağlayan çocukları ile birlikte dayandıkları sınırlarda yaşanan dramlar eşliğinde bir kadınlar gününü daha kutlayacağız..


Hem de onları sınırlara sürgün eden, şehit haberleri ardından ağıt yakan anaların ve insanlığın gözyaşı dökmesine vesile olanların ağırlıkta erkek idarecilerin olması da ayrı bir dram olarak karşımızda dururken..


Corona virüsü korkusuyla gümrük kapıları kapatılan kentlerden biri olan Ardahan’dan, Ortadoğu göçenlerinden azda olsa boşalan İstanbul’a doğru yol alıryordum..


Bin 450 kilo.metre uzunluktaki yolda yol alırken Türk plakalı araçları durduran trafik ve güvenlik denetimi yapan polislerin gördükleri İran tırlarını virüs korkusuyla denetlemeden geçişine izin verdiği ama kadınların günlerini yürüyerek kutlamasına izin verilmediği ülkemin, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü nasıl kutlayacağını düşünmedimde değil..


Ha bu arada ükenin kadınlarıni zaten doğru dürüst yağmayan, yaşanmayan ve derelerin HES’lerle parçalandığı, su yataklarının değiştirildiği doğada beklenen kar kışın azlığından dolayı erken gelen yalancı baharın eşliğinde tarlalarını süren hayvanlarını besleyen erkeklerin yanında asıl emekçilerin kadınlar olduğunu da bir kez daha görüyordum..


8 Mart’ı kutlamaya hazırlanan kimi kadının yol üzerinde bal satarken, kimininde gelişen teknolojiye karşın eteklerine doldurdukları hayvan gubrelerin nasır bağlamış elleriylei geçim kaynaklarının ana merkezi doğaya, üzerilerindeki karların yarım, yamalak eridiği tarlalarına feri bitmiş dizlerinin altındaki çamur sarmış ayaklarıyla ağır, ağır adımlar atarak serperlerken..


Neyse kiminin al bayrağın gölgesinde milliyetçilik tafraları yaparak, önce Esat ile şimdi de Avrupa’dan bizim yıllardır beklediği ama bir türlü alamadığı göçmen parasını hemen alan Yunanistan başbakanı ile ‘görüşmem’ deyip, ardından meydan okuduklarıyla görüşülüp, görüşülmediğini sorarken kamerlara yakalanıyordu..


Kimileri ise diplomatik girişim çerçevesinde ‘görüşmem’ denenlere hamilik yapanlar karşısında hazır ol olup, bir anda yapılan parmak hareketi ile ayağa çağrılıp, merhabalaşmak zorunda kaldıklarıda ayrı bir dram ve acı durum..


Kiminin ise gittiği camide havuz medyasınında aracılığıyla ve bugüne gelene kadar yapılan yanlışlar ve yaşananlar nedeniyle gelen her kara haber ardından parçalanan ana yüreklerine olmasa da, birilerinin yani taraftarlarının dudaklarına adeta bal çalıyordu, “Al satarım, Bal satarım.. Ustam ölmüş ben satarım..” denilerek ağlanan ülkemde.. Ve; kimi kadının kayıp, kiminin ise öldürülen, eşcinsellerine, yetmez çocuklarına ağıt yakar, kutlanmaya çalışılan yeni bir 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününde daha!..


Geçici ateşkese sevinirken de hepimiz, “Mart kapıdan baktırır, Kazma, Kürek yaktırır” atasözü  de bize her geçen gün biraz daha belirginsizleşen, her gün daralan, duraklayan ekonomiyi de hatırlatı, yol boyu gördüklerim arasında olan saman yüklü kamyonların yanımda önümde hızla batıdan, doğuya geçtiğini de izlerken..



Aç kalan kurtlar Köpekleri yediler..


Aç kalan kurtlar Köpekleri yediler..


ariv haber 22/12/2018 tarihli haber/yorum


Ağır kış şartlarının yaşanmaya devam ettiği Ardahan’da aç aklan yabani hayvanlar çarşı merkezine indi. Aç klan kurtla indikleri köyde kendilerine saldıran köpekleri telef ederek Ardahan’ın Açıkyazı (Alalbala) köyüne inen10 kurt sürüsü iki köpeği parçalayarak telef etti.


Ardahan‘ın Açıkyazı(Alabala) köyüne inen kurt sürüsü köydeki köpekleri parçalayarak yediler. Kurt sürüsü köydeki güvenlik kamerasına yansıdı.


Ardahan’dakar ve soğuk hava nedeniyle yiyecek bulamayan aç kurtlar köylere inmeye başladı. Ardahanmerkeze bağlı olan Açıkyazı (Alabala)köyüne inen 10 adet kurt, güvenlik kamerasına yansıdı.


Güvenlik kamerasının kapsama alanı dışında kurt sürüsü Ergin Topçu’ya ait iki köpeği parçalayarak telef etti.


Köy sakinlerinin durumu fark etmeleri üzerine kurt sürüsü kaçarak ormanlık alanda izlerini kaybettirdi.



**Biraz da onlar savaşssın!


Dünyanın jandarması olan ABD’nin beklenmedik anda Suriye’den çekileceğini belirtmesi ile adeta şoka giren ve bunun altında buzağı arayanları izlediğimiz şu günlerde ABD Başkanının ‘Suriye’den çekiliyoruz’ twitti ardından konuyla ilgili attığı ikinci twiti ise kimsenin tartışmadığını görmekteyiz.


Başta, ‘YPG’yi bırak ben senin istediğinin yaparım’ deyip bir taraftan Amerika’yı diğer taraftan ‘Bak Amerikayı oradan çıkarttım, sizle dostum’ deyip Rusya ve İran’ı kandırdıklarını sananlar diğer taraftan Suriye’nin resmi bir ülke ve resmi bir iktidar ile yönetildiğini unutup, desteklediği Aşiretlerle ile orada ki Kürtleri de baskı altına alamaya çalıştıkları şu günler de  Trump’un attığı kinci mesajı masaya yatırmak gerekir.


‘Yeter bölgede Jandarmalık yapmanın ABD’ye yükü ağır, biz buralarda çekilelim, birazda onlar savaşsın’ diyen Trump’un bu mesajın ‘Kim o biraz da onlar savaşsın denilenler?’ i iyi okumak gerekir.


Evet, son olarak Savunma Bakanının değişeceğini de bir twitle duyuran ve gün geçtikçe demokrasi, meclis, parlamenter, senato ve diğer demokrasinin kuralları ile yönetildiği ileri sürülen Amerika’da tek adam rolünü kabul ettirmeye başlayan Trump’un bir çok ülkede olduğu gibi tek adam olmaya başladığını başardığını da gördüğümüz şu günlerde ABD’nin çekilmesi ile bölgede kimleri karşın karşıya geleceğin ide merak etmek gerekir.


Yani Trump’un ‘Birazda onlar savaşsın’ dediği taraflar kimler olacak?


YPG’yi öne sürüp 3. kez bir başka ülkenin topraklarına giren Türkiye ile Rusya ve İran’ın desteği ile ayakta kalan v gün geçtikçe yeniden Suriye’nin geneline hüküm etmeye başlayan Suriye’nin ordusu ile mi karşı karşıya gelecek?


Yoksa, ‘terörü önleyeceğim’ diyerek ABD tarafından silahlandırıldığı, eğitim verildiği ileri sürülen Kürtlere yönelik yapılacak olan bir karşı atağı iki hatta İran’ın da belkide İsrail’in de karışacağı ülkeler arası bir savaşa mı işaret etti Trump?!.


Bilmem ama Irak’ta Kürdistan denen ve Peşmegerler ile resmi ordusu kurdurlanları da unutmadan Trump’un attığı ve ‘Birazda onlar savaşşsın’ dediği twittin ‘Suriye’ye yani YPG’ye saldıralım’ demekten daha çok cevap bulması gereken bir konudur.


Ve buna göre dikkatli hareket etmek gerekir..


Yani bir iki aşireti silahlandırmakla adına ‘Özgür Suriye Ordusu’ demekle bölgede yönelik atılacak olan yanlış bir adımın yarın karşımıza büyük sorun olarak çıkacağını da hesaba katmak hem ülkenin hem bölgenin geleceği için çok ama çok önemlidir.