Yayın Balığı, Maçça Balığı, Karagöz, Tağta, Kınalı, Şafak, Alabalık, Aynalı Sazan, Kara Sazan, Ot Sazan gibi balıkların yaşadığı Kura Nehri’nde yakalanan en son Yayın Balığını görenler şaşırdı.
Çünkü Serkan Aktaş isimle balıkçının yakaladığı 27 Kiloluk Yayı Balığını görenler köpek balığı sandılar.
Göle’yi çevreleyen Allahuekber Dağlarından doğup, çevreden bulunan akarsuları ile Göle Ovasından itibaren nehir dönen ve Ardahan Ovasını geçip, 100 yıllık Rus Köprüsünün altında süzülerek önce Hanak’a ardından Çıldır doğasına can veren daha sonra Gürcistan’a burdan da Haze Denizine kadar uzanan Kura Nehrinde yakalanan 27 Kiloluk 2,5 Metrelik Yayın Balığı görenlere dudak ısırttı.
Üzerinde yapılan HES barajları ile yatağı bozulan ve suyunu büyük bir bölümünün Beşikkaya HES Barajı ile Artvin il sınırları içinde bulunan Çoruh Nehrine akıtılması düşünülen Kura Nehrinin her geçen gün kirletildiği ve yatağının bozulduğunu ve içinde barındırdığı 12’nin üzerinde ki balık çeşidini gün geçtikçe yok olduğuna dikkat çeken Ardahanlı balıkçılar tüm bu olumsuzluklara karşın başta Yayın balışına olmak üzere doğaya hayat veren Kura Nehrinin korunması için alınan önlemlerin yok denecek kadar az olduğuna dikkat çekmekteler..
**Leylek Mağazaya Müşteri Oldu!
Ardahan’da uçmaya çalıştığı sırada yuvadan düşen yavru leylek, Orman ve Su İşleri Şube Müdürlüğünce koruma altına alındı.
Ardahan Valiliği hizmet binası karşısındaki mağazanın önünde bir leylek fark edildi. Vatandaşlar uçamayan leyleği, veteriner hekime götürdü. Burada yapılan ilk müdahalede leyleğin yaralı olmadığı anlaşıldı.
Bir süre mağazada dolaşan ve “misafir” edilen yavru leylek, görenlerin ilgi odağı oldu. Ardahan 1 No’lu Sağlık Merkezi üstündeki yuvadan düştüğü tespit edilen leylek daha sonra Orman ve Su İşleri Ardahan Şube Müdürlüğü yetkilileri tarafından teslim alındı.
Leyleği bulan Yusuf Ciritçi, “Çalıştığım mağazanın önünde leyleği gördüm. Yaralı olduğunu tahmin ederek hemen veterinere götürdük. Veteriner yaralı olmadığını, korkmuş ya da yuvadan düşmüş olabileceğini söyledi.” diye konuştu.
**Turizmden yoksun ekonomi ancak böyle olur..
İl kez bir bal festivali ile tanıştırdığımız ve tatil moduna giren İstanbul’dan Ardahan’a doğru yol aldığım Karadeniz sahili boyunca uğradığım her esnafın ekonomiden bir hayli dertli olduğunu gördüm.
Gerçi aynı durum seçimlerden öncede vardı ve bu durumu kurtarmak için seçmenin, ‘istikrar daha çok bozulmasın’ adına ikinci kez oy verdiği Adalet ve Kalkınma Partisi yani AK Parti’nin ortaya koyacağı ekonomik politikaları dört gözle beklediğini de biliyoruz.
Evet, o koskoca Karadeniz’in nasıl olup 100 yıldır ekonomiye kazandırılabileceğini düşünüp, deniz taşımacılığı başta olmak üzere turizme destek olacak olan ancak Çıldır gölünde olduğu gibi Karadeniz sahili boyunca plaj sayısından yoksun oluşuşunun nedenimi düşünürken aracımı kapısına park ettiğim Balıkçı Restoran’ın bom boş olduğunu görüyorum.
Çok güzel ve bir o kadar nezih bir restorandın neden boş olduğunu sorduğumda yine karşıma yaşanan ekonomik dar boğaz ve başkan Erdoğan’ın da yakındığı hantal ve anlaşılmaz olan bürokrasi çıkıyordu.
Çünkü Beykoz sahilinde, Sarıyer’de ki restoranlara yüz basan bu restoranın içkisiz olduğunu da öğreniyordum.
Hâlbuki mas mavi sularına bakan bu restoranda turistler olmalıydı ama alkol ruhsatı yok diye insanların sadece balık yemek için gelmediğinden yakınılması da ayrı bir sor işaret oldu.
Evet Karadeniz sahili gibi nice turizm hazinemizin olduğu ama deniz taşımacılığı gibi bir çok konuda kullanamadığımız Karadeniz’i seyretmekten öte bir şey yapmadığımız bir ülkede ekonominin oturaklı olması, enflasyonun tek rakamlara düşmesi, elbette beklenemez.
Bunun yanında Karadeniz sahil yolunu izleyip geldiğim Ardahan gibi yayla turizmi aracılığı ile ekonomiye katkı sunacak olan o yeşilim, serin ovaların, yaylaların bom boş beklediğini bir kez daha görüyordum.
Havaalanı gerek yok denilip, iki gümrük kapısında beklenen ithalat, ihracatın yapılamadığı ve her yıl bin insanın göç etmeye devam ettiği Ardahan gibi ülkemin diğer kentlerin de ki bir çok tatil cennetinin yeterince tanıtılamadığı gibi tanınanların büyük bölümünün ya resmi dairelerin tatil köyleri ya da İl Özel İdarelerin elinde bir iki kamu görevlisinin rahat etmesi için olduğunu da hatırlıyordum.
Ve ekonomisi her dönem pamuk ipliğine ve elin dolarına bağlı olan ülkemin rüzgârlarının boşa estiği, yaylalarının bir iki belediye ve dernekçinin, ‘Şenlik, şölen, söz de festival’ adı altında çaldırdığı davul zurna ile anlatılmaya çalışıldığı ülkemin turizimi denilince başta Antalya olmak üzere Ege bölgesinin üzerinde döndüğünü de ve bunun yeterli olmadığını da düşlünüyordum.
Halbuki dört bir yanı cennet köşesi olan ülkemin petrolden daha değerli olan turizme eğilerek, bu yönde daha ciddi yatırımlar yaparak başta ülkenin tanıtımı olmak üzere bölge bölge, İl, İl, hatta köy turizme katkı sunmaları düşünülmelidir.
Yani bugün yine dar boğaza girdiğimiz ekonomimiz rahatlatmanın diğer bir yönü olan yayla turizmine, bölge bölge gezilerle denizlerimizi, göllerimizi, yeşilim ova ve yaylalarımıza sahip çıkmalı ve bu yönde hareket etmeyi artık düşünmeli, bu yönde ciddi projeler hazırlayıp, hayata geçirmeliyiz.
Ve yeni kabinesini kuran Başkan’ın 15 Temmuz’un yıl dönümüne harcanan paraların aynısını hatta iki katını bu yönde harcanması için emir vermesi halinde hem piyasalar hem de bin bir güzelliğine sahip ülkenin denizi, doğası, yaylası, gölü de tanınmış olur diye düşünüyorum.
Evet dar boğazda çıkmanın yeşil doları yeşilimizle al aşağı etmenin bir yolu olan bu önerimizin dikkate alınıp, yeni bir Turizm’e yönelik ciddi bir hareketinin şart olduğunu düşündüğüm ülkemde bu anlattıklarımın anlayıp hayata geçirecek olan bir yönetim anlayışına ihtiyaç var.
Yoksa dernekler, muhtarlara bir iki çadırın verilip, açılışına gidilen içi boş ve tanıtıma beş kuruş faydası olmayan ve en önemlisi de yabancıyı çekmeyen yaz etkinlikleri ile ne Karadeniz, nede Doğu Anadolu’yu ne Orta Anadolu’yu, Ne de Trakya’yı tanıta bilir, ekonomiye katabiliriz..
Ha unutmadan bunu da yapacak olan aklın Ege ve Akdeniz’de ki gibi özel sektörle birlikte kol kola girmesi de şarttır.
Yoksa Ardahan Yalanızçam Kayak Tesisleri gibi İl Özel İdareye bırakırsanız tanıtımı, konaklamayı, otel yapmayı 100 yıl daha beklersiniz..
Çünkü devlet anlayışı ile bu işlerin olmayacağını, bir iki kamu görevlisinin çiftliği olmaktan öteye geçmediğini söylemek ayıp olmaz..