Ardahan merkeze 4 kilo metre uzaklıkta bulunan ve bir çok araç gerecini dışarıda ki esnaftan temin eden, bununla yetinmeyip çalışmalarına Ardahanlıları katmamakla eleştirile Ardahan Üniverstesi şimdi de giyim mağazası açtı.
**Vali Açtı..
Ardahan esnafının ödeneğinden faydalanamadığndan yakındığı ARÜ’nün esnaflığada başlaması tgepkilere neden olurken üniversitenin için de kurulan mağaza Ardahan Valisi tarafından açıldı.
Vali İbrahim Özefe, Türk Kızılayı Başkanlığı ile Ardahan Üniversitesinin ortak girişimleriyle Üniversite Kampüsünde “Genç Butik” giyim mağazasının açılış törenine katıldı.
Ardahan Üniversitesinde öğrenim gören maddi durumu iyi olmayan öğrencilerin yararlanması amacıyla İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi konferans salonunda giyim mağazası açıldı. Mağazanın açılış törenine Vali İbrahim Özefe, ARÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Gürkan Doğan, Türk Kızılayı Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Başkan Vekili Ercan Tan, Kızılay Ardahan Şube Başkanı Ahmet Ballı, Çıldır Şube Başkanı Ahmet Vural, üniversitenin akademik ve idari personeli ile STK temsilcileri ve öğrenciler katıldı.
Açılışta bir konuşma yapan Vali İbrahim Özefe, Türk Kızılayı’nın, milletimizin şefkatini dünyaya gösteren en güçlü ve en önemli kuruluş olduğunu ifade etti. Ardahan’da öğrenim gören maddi durumu iyi olmayan öğrencilerin faydalanması amacıyla açılan mağaza için Türk Kızılayı’na ve emeği geçenlere teşekkür etti.
Konuşmaların ardından genç butik mağazanın açılış kurdelesi kesildi. Vali Özefe ve katılımcılar mağazayı gezdi.
**ARÜ’NÜN YABANCI ÖĞRENCİLER SINIR DIŞI EDİLDİ!
Aylardır rektör atanmayan 5 fakültesinin vekil rektör ile yönetilen Ardahan Üniversitesinde okuyan öğrencilerin zorunlu sigorta işlemine kimse el atmayınca öğrencilerin büyük bölümü okullarını terk etmek zorunda kaldı.
Alınan bilgilere göre yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olmayan ve sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan, Türkiye’deki yerleşim süresi kesintisiz bir yılı geçen ve bu tarihten itibaren talepte bulunan yabancı ülke vatandaşları genel sağlık sigortası yaptırmayan ARÜ’da okuyan yabancı uyruklu öğrenciler Ankara’ya direk bağlı olan Göç Büruso tarafından sınır dışı edilince Ardahan Üniversitesinde okuyan Azerbaycanlı, Türkmenistanlı, Kazaklı bir çok öğrenci eğitim/öğretimini yarım bırakmak zorunda kaldı.
**Geçen yıl vali izin vermemişti..
Bu yıl rektörsüz 2016/2017 Eğitim/Öğretim sezonuna başlamak zorunda kalan Ardahan Üniversitesinde yaklaşık 200 yabancı uyruklu öğrenci okurken, bunların yarısından fazlasının zorunlu olan genel sağlık sigortası olmadığı için Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı Göç Bürusu tarafından sınır dışı edilirken, aynı durmun geçen yılda yaşandığı ancak o dönem görevde olan ARÜ’nün kurucu rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’ın devreye girmesiyle dönemin Ardahan Valisi, şimdiki Batman Valisi olan Ahet Deniz tarafından bu yıl uygulama konulan işleme izin vermemiş, ARÜ’de okuyan öğrencilerin Ardahan’da eğitimlerini almalarını sağlamıştı.
**23 Şubat’ı taşımak için çözüm bulmuyorlar..
Yetersiz bahçe yüzünden teneffüse sırayla çıkıyorlar..
Ardahan Üniversitesi gibi yöneticisiz yani İl Milli Eğitim Müdürü olmadan 2016/2017 Eğtim/Öğretim sezonuna başlayan Ardahan İl Milli Eğtim Müdürlğü taşımayı düşündüğü 23 Şubat İlköğretim okulun da yaşanan sorunu çözmeyip, taşımaya karşı olan velileri ikna yolu seçti.
Ardahan’da yan yana iki okulun ortak kullandığı bahçenin yetersiz olması yüzünden öğrenciler teneffüse sırayla çıkıyor. Kent merkezindeki Kazımkarabekir Caddesi’nde bulunan Merkez 23 Şubat ilk ve orta okullarında okuyan 850 öğrenci, 950 metrekarelik bahçeyi ortak kullanıyor. Öğrencilerin aynı anda bahçede bulunması halinde her birine ortalama birer metrekarelik alan düşeceği için önlem olarak teneffüs saatlerinde düzenlemeye gidildi. Milli Eğitim Müdür Vekili Fikret Çerkezoğlu yaptığı açıklamada, öğrencilerin yoğunluk yaşamaması için bir okulda ders yapılırken diğerinde teneffüse çıkıldığını dile getirerek, bu soruna çözüm bulmaya çalıştıklarını anlattı.
“Orta okulun başka bir binaya taşınması planlanıyor”
Yan yana iki okulun bahçe sorununu çözmek için ortaokulu başka bir alana taşımayı düşündüklerini dile getiren Çerkezoğlu, “Bahçenin darlığı ve okulun yetersizliğinin farkındayız. Bu nedenle ortaokulu başka bir binaya taşımayı planlıyoruz. Ortaokulu kentteki eski sağlık lisesi binası ya da yeni halk eğitim binasına taşımayı planlıyoruz. O zaman bahçenin tamamını ilkokul kullanmış olur.” dedi. Öğrencilerden Berfin Mengi de daha rahat bir bahçe ve okul istediklerini belirterek, “Okulumuz sadece bahçe konusunda sorunlu değil, birçok konuda da eksikliklerimiz var. Örneğin fiziki yetersizlikten dolayı laboratuvar konusunda sıkıntılarımız var. Fen dersi için birçok şey pek mümkün olmuyor. Sınıflar bile hiçbir şekilde eşit değil.” diye konuştu. Öğrencilerden Mahir Karaçam ise bahçe yetmediğinden dolayı oyun oynarken bir başkasına çarpmak zorunda kaldıklarını ve küçük çaplı kazalar yaşadıklarını anlattı.Veliler de iki okulun kullandığı bahçenin darlığı nedeniyle öğrencilerin hareket alanlarının sınırlı olduğunu, okula giriş ve çıkışlarda da yoğunluk yaşandığını belirterek, soruna çözüm bulunmasını istedi. Ortaokul binasının fiziki açıdan yetersizliği yüzünden sadece 5 dersliğin ayrılması nedeniyle öğrencilerin bir bölümü okula bitişik Merkez Halk Eğitim Müdürlüğü binasında eğitim görüyor.
ERDAL YILMAZ OĞULLARINI SÜNNET ETTİRDİ..
Ardahanlı İş adamlarından Erdal Yılmaz iki oğlunu sünnet ettirdi.
Ardahan Göleli İşadamı Erdal ve Duygu Yılmaz’ın Yasir ve Mustafa isimli çocuklarını düğününe bir çok hemşehrimizin yanı sıra Yılmaz’ın dostları katıldılar.
Yine Ardahanlı olan İmdat Tatar ve Taşkın Karakoç’un da kirvelik yaptıkları sünnet düğününe birçok konuk katıldı.
**ERDAL YILMAZ’DA TEŞEKKÜR..
İstanbul Esa Royal Gold Salon’da gerçekleşen sünnet düğününe katılan herkese tek tek teşekkür eden Erdal/Duygu Yılmaz çifti bu mutlu günlerinde kendilerini yalnız bırakmayan dost, akraba ve arkadaşlara tek tek teşekkür ederiz dediler.
ÖRTAŞ adlı gümrükleme ve antrepo firmasının sahibi Göleli İşadamı Erdal Yılmaz başta Serhat Ardahan Spor’a katkılarının yanı sıra İstanbul’da oluşturulmaya çalışılan Ardahanlı birlikteliğine sunduğu katkıları ile tanınmaktadır.
**RÜYAM’DA KİMİ GÖRDÜM?..
**Fakir Yılmaz/Gazeteci
Aslında uğurlu günüm Salı..
Siz okurlarımın büyük b ölümünün de içinde bulunduğu toplumun Pazartesi sendoryumunu bende atlatıp, uğurlu saydığım Salı’ya ve ardından Çarşamba, Perşembe derken hazır mesajlarla kutlanan Cuma’dan sonra en sevdiğim gün olan Cumartesi’ye kendimi atarım..
Ve adına; ‘Cumartesi Yazıları’ dediğim yazımı yazarken gerek hafta içinde gerek geride kalan özellerimide okurlarımla paylaşmak istercesine bilgisayarın tuşlarına hızla değil, sakince, dikkatlice hatta bir sevgiliyi okşarcasına dokunur, içimi siz okurlarla paylaşmaya çalışırım ..
Bu cumartesi de öyle oldu..
Hafta boyunca sabahın ilk saatlerinde başına geçtiğim bilgisayarımın açılmasını beklerken dün gece uykumu bölenin ne olduğunu ve neden gece üçte kalktığımı hatırlayıp, sanal beyinli cep telefonumu elime alarak, önce gelen mesajlara sonra bir çoğumuzun içeriğini okumadan başlığına bakıp, yalandan beğendiği facebook’a ardından ülke de ve dünya da yaşananlara bakmak için twitter’e göz attım..
Ve beni uyandıranın neden olduğu aklıma gelince yeni bir cumartesi yazısı daha beynimden kalbime, ardından parmaklarıma oradan da bilgisayarıma akmaya başladı..
Çünkü beni gece yarısı uyandıranın bir rüya olduğu ve o rüya da hayatımın yol haritasını çizen çok değerli birini görmüş, tam olarak olmazsa da şimdi mum ışığı ile aradığım özlediğimi, sevdiğimi görmüştüm.
Rüyamı hatırladıktan ve gördüklerimi iyice hatıladıktan sonra dinlerken olağanüstü bir haz duyduğum Kur’an dinletisi açarak yazıma devam ettim..
Dinlediğim Kur’an hediye ettiğiminin, dün değerini çokta bilmediğimiz, çekip gittikten sonra da gözyaşları içinde aradığımız olması ise bir başka bir eziklik ve arayıştı..
Sizce rüyamda gördüğüm hangi sevdiğim, hangi beni ardından bırakıp, çekip, giden ve gelmesi mümkün olmayan ve bizi bekleyendi..
**Size benzemeyeceğim..
Ardahan’ın ilk günlük gazetesini çıkaran ve bu yönde verdiğimiz bir yıllık mücadele sonucunda almam gereken ilan hakkımın engellenmesi üzerine yeniden haftalığa dönme kararı vermeye hazırlanırken rahmetli babam matbaaya gelip, günlük gazeteyi neden haftalığa çevirdiğimi sordu..
Ben de Hasan Özdemir’in Ardhan’da vali olduğu dönem de yaşadığımız sıkıntıları ve gelen denetleme kurulunun kararını anlatınca babam bana dönüp dedi ki; ‘Oğlum mücadelen boyunca şunu bil ve unutma.. Düşman seni yenemediği an bu kez taktik değiştirip, seninlşe dost gibi görünüp, seni kendisine benzetmeye çalışır.. Bu nedenle alacağın karar ya onlara benzemek yada bildiğin doğruya devam etmektir’
Yani o sıkıntılı anda yanıma gelip, ‘sen doğru bildiğini yap’ diyerek bana cesaret veren ve Ardahan’a günlük gazete kültürünü kazandıran o günkü müacadelimizde önümüze çıkarılan engellemeler bugünde vasıflı olma mücadelesinde görmüyor değiliz..
Ama yolumuza devam ediyoruz..
Ama benim bugünkü konum Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı olduktan sonra yaşadığım onca sorunları anlatmak olacak..
Çünkü gazetecilikte yaşadığımız sıkıntıların diğer bir benzerini gördüğüm bu alanda da birileri beni kendilerine benzetme çabası içinde olduğunu ve ARDA/FED olarak verdiğimiz mücadele de hep engelleme, arkada konuşma, şerefsizce, alçaka iftiralarla karşılaştığımız bir süreci yaşadığımızıda bilmenizi isterim..
Yani beni ve arkadaşlarımı kendilerine benzetmeye çalışanların güçlü bir Ardahan Lobisi korkusu içinde oyun üzerinde oyun içinde olduklarınıda görüyorum..
**Ekmeğe muhtaç bırakmak..
Kamu kesiminde eşi benzeri görülmemiş bir şekilde görevden çıkarma cezaları veriliyor. Şu anda on binlerce
ailenin ocağında gözyaşı, hüzün ve “yarın ne yapacağım?” kaygısı var. Resmi Gazete’de isimleri yayımlananların
sayısı 100 bini çoktan geçti, daha da devam edeceğe benziyor. İnanın bazılarına memuriyetten atılmak değil
Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi olmakla suçlanması daha ağır geliyor.
Şunu belirtelim: Kamuda terör örgütü elemanlarının bulunması zaten kabul edilemez. Girenlerin önemli bir
bölümü de AKP döneminde işe alındı. Kamu görevine son verilenlerin tamamının FETÖ’cü olduğuna kimse
inanmaz. Görevden alınanlardan tanıdıklarınıza bir bakın. Atatürkçü, laik, çağdaş isimler de bu furyada
görevden alınıyor.
Sadece bu alandamı oluyor ki bunlar?
Hayır tam tersi hemen her alanda yaşanan bu durum bizim camiamızda da yaşanıyor..
Son olarak benimde bir dönem gazete çıkardığım Kocaeli’nin en önemli gazetecilerinden olan Güngör Aslan’ın da gazetesine el konulup, ekmeğe muhtaç bırakıldığını öğreniyorum..
‘Kendisini arayıp, yapabileceğim bir şey var mı? diye sorduğum bir anda Ardahan’da beni arayan eşim basın müdürlüğünün ilanımızı iki aylığına askıya aldığını öğreniyorum..
Beni de şok eden bu gelişmenin gerekçesi de gazetemizin bo yalarının kurumadan basına götürüldüğü ve baskı hataları olduğu için olduğunu öğreniyordum..
Eşimin gergin ses tonunu ‘Bir şey olmaz hanım, neye dayanmadı ki buna da dayanmayalım’ diyerek yumuşatmaya çalıştığım bir sıra da bu ülkede birilerinin birilerini ekmeğe muhtaç hale getirmekle meşgüldü..
**Ayrılıklar hep zordur..
Ülkenin komşuları ile olan sorunları, komşuların emperyalist güçlerce işgal edilmeye çalışması, toprak ayrımları ve parçalanmalarını tartışıldığı bir sürecin yaşandığı şu günlerde yeniden ısıtılıp, önümüze getirilen başkanlık sisteminin ayrışıma neden olacağı da konuşulmakta..
Yani önce Başkanlık, ardından bu başkanlığı başında olacağı eyaletler ardından herkesin kendisini yönettiği öz yönetimlerin gündeme gelebileceği korkusu ve travması yaşanıyor ülkemde..
Evet benim de desteklediğim ve istediği başkanlık sistemine geçmeye çalışan ve 10 yıla yakındır bir çok sorun ve sıkıntıya neden olan sistemden ayrılmak istemeyen ülke zorda..
Başkanlık gelsin mi, gelmesin mi?
Sistem yenilenerek kalsın mı, kalmasın mı?
Başkanlık gelirse yapabilir miyiz, yapamaz mıyız?
Bölünür müyüz, bölünmez miyiz?
Soruları ile tartışılmaya devam eden sistem değişikliği bu ülkeye ne getiri bilmem ama bana sorarsanız kavga etmeden tartışılması en güzeli..
Çünkü Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasından bu yana zaten sistem değişmiştir..
denilen bir ülkedeyiz..
Ve Reis denilip, üzeri kapatılmak istenen Başkanlığı zaten o günden bugüne kadar Başkan olarak yapan bir Erdoğan bunu resmileştirmek istiyor..
Evet başkanlığı bende ama ülkemin bölünmeden istiyorum..
Bu ülkenin sistem değişikliğine olan ihtiyacın daha çok tartışılmadan, kan, revan bulaşmadan gerçekleşmesinde yanayım..
Zor ama şart olan bu değişikliği bir an gerçekleştirmek bu ülkenin önünü olduğu gibi hepimiz rahatlatacağına inananlardanım..
Kısacası aşklardan, sevdalardan, sevdiklerinizden, alıştıklarınızdan
ayrılırken yaşanan aynı duygu gibi 100 yıldır yaşadığımız sistemde de ayrılmak zor olsa da şarttır..