
Sorumluluğu sadece belediyeye yükleyip yaşanan bu durumdan yakınan vatandaşında ilgisini bekleyen sokak hayvanlarının bir parça yiyecek beklediği şu günlerde vatandaşlar da duyarlı davranıp her gün olmasa da haftada bir gün kendi yemek artıklarını hayvan barınağına götürerek onların karınlarını bir nebzede olsa doyurabilirler.
‘Herkes kedi köpek bakar oldu ama bu hayvanların yüzüne kimse bakmıyor. Ama Atlar insanların yazın işlerini görürler, kış ayında atları kar içine bırakırlar.. Kısraklar doğum yapar iki günlük yavru tayları annesinden ayırıp, sokağa bırakırlar bu nasıl bir vicdandır? Bu zamana kadar kendi imkanlarımızdan bir çok tay bulup büyütüp, zahmetine katlanıp, çevremize hediye manasında bakmalarına sebep olduk. lütfen bu atların konusuna bir an önce el atılıp, kış ayında atları dağlara yavru tayları dışarı bırakılmamasının önüne geçilmesi lazım. Sokak hayvanları kedi köpek gibi hayvanlar gerek çöplerde gerek duyarlı vatandaşlarımızın mama bırakmalarıyla kendilerini doyura biliyorlar. Lakin atlarımız kış ayında kar üstünde aç, susuz, soğuk, yaban hayvanları tarafından parçalanıyor. bahar ayında minik taylar iki günlükken dışarı atılıyor. anne sütünden başka bir şey bilmezken acından ölüyorlar. lütfen bu işin önüne geçilmesini hep birlikte engelleyelim.’ dedi.
Suyu kesildiğin de gazeteciyi arayan, yolu, suyu, elektriği olmayan organize sanayi de, küçük sanayi de iş yapamıyorum diyerken, ‘beni yazma ama sorunlarımızı mutlaka yaz’ diyenlerin bu bir türlü çözüm bulmayan sorunlarda ne kadar payları var?
Nüfus kimliğinin kayıp etmeyene kadar matbaa, gazeteci nedir’i bilmeyen, hatırlamayan köylünün hayvanlarımız şaptan telef oldu, kaba yem sıkıntısı çekiyoruz, suyumuz gibi köy ve yayla yolumuz yok demeye ne kadar hakkı olabilir?
Kendi sorunlarının çözümünde kendisinin rolünün ne kadar olduğunu düşünmeden yaylamız da elektrik yok demeye kimin hakkı olabilir?
Seçimlere iki ay kala ortaya çıkıp, ‘Ben bu memleketi kurtaracağım’ diyenler ne kadar halkı ve beni ikna edebilir?
‘Efendim biz seçtik, o yapmalı’ deyip, yan gelerek yatarak, çözüm bekleyenlerin sayısının bir hayli fazla olduğu bir memlekette evinin önünde ki çöplerin neden günlerce toplanmadığını sorma gibi bir hakkı olabilir mi?
Ardahan’da 10 değil, 13 leylek yuvası diye yazıp, gazeteci diye ortalıkta gezenleri tutup, ‘Ula hele gel buraya, bu toz, toprağı görmüyor musun, çukurlarda nasıl geziyorsun?’ diye sorma-yanların aydın, toplum önderi, adam diye bilindiği memlekette valiyi, belediye başkanını, kaymakamı hatta seçildikten sonra beline taktığı tabanca ile, aldığı minibüsle köyün, öğrencinin HES’in barajını almaktan öte bir iş yaptıkları görülmeyen muhtara, sözde gazetecilere bir şey demeye hakkınız var mı?
Evet, var olan sorunlara manalar çözümler üretmeden, çeper diplerin de dedikodu yaparak muhalefet yapanların siyaset yaptığı memlekette var olan sorunların çözümün de kimler sorumludur?
Örnek olarak memleketim Ardahan’ın yıllardır kampüsleri bitiremeyen birinin işe aldığı yakını dolaysıyla ‘çalışkan, iyi adam olduğu’ bu memlekette kim soracak Güzel Sanatlar Fakültesi, yetmedi İlahiyat Fakültesi, Hanak, Damal ve Posof’a açılacağı söylenen Yüksek Okullar ne oldu diye?
Onca Avukatı, doktoru, eczacısı, siyasetçisi, meclis üyesi, mahalle, köy muhtarını olduğu bu kentte kim soracak bu memleketin sorunlarından kim, kimler sorumlu diye?..