Ardahan Karagöl Mahallesi Jandarma Komutanlığı ve Tedaş yanında ki evin kümesine giren hırsızlar, kümesin kapısını kırarak 21 tane kaz çaldıkları bilgisi alındı.
**Yaz boyu çalılan hayvanların büyük bölümü bulunamadı..
Kaz hırsızlarının iş başı yaptığı görünen Ardahan’da bahar ve yaz aylarından bu yana yaşanan ve birçok büyükbaş havyanın çalınarak ortadan kayıp edildiği hırsızlık olaylarının büyük bölümde faili meçhul olarak kayıtlara geçti.
Hayvancılık yaparak geçimlerini sağlayan Ardahanlıların baş edemediği hayvan hırsızlarına yönelik yeterince önlem alınamadığından yakınılan Ardahan’da yaşanan bu olayların geçen yıllarda olduğu gibi bu yılda faali meçhul kalması da düşündürücü olarak hafızlara yerini almaya devam etmekte.
**Yine Bir Cumartesi Yazısı..
En son yaşanan depremin Tusinami olup yıktığı Endozya’yı izlemekle yetinen bizlerin aslında içinde, kalbin de, yüreğinde hep bir deprem ve her an tusinamiye dönüşecek olan olaylar olduğunu bilse de gizler, saklar, korkar yada aman birileri anlar der..
Kimse demesin ki; ‘yok canım o kadar da abartma’
Evet her insanım diyenin için için yandığı ve her an sarsıntılarla kendisini gösteren depremler yaşarken bu depremlerin tusinamiye dönüşmemesi için büyük mücadele verir..
Ve bunu yaparken kimi sıktığı dişlerini döker, kimi bir zamanlar hava attığı saçlarının kar beyaz olmasını engelleyemez..
Bazılarımızda canlı diye gezerken aslında görüldüğü yerde olmadığını, başka dünyalarla dolu beyninin yarattığı baş ağrısı ile kendisini ya sigaraya ya da alkole vererek tatmin etmeye, gönlünde kalbinde sarsıntılar ile kendisini his ettirenin tusinamiye dönüşmemesine çaba gösterip, yorulur, uyumak ister, kıvranıp durduğu yatakta sabah ezanı okunduğunda ancak uykuya dalar..
Kimisi de o içinde ki korun nerede, kine döndüğünü ark etmeden başka okyanuslara yelken açmaya kalkar ve okandı, kolu kırık, su almaya başlayan geminin dümenin kilitlendiğini açıldığı ve kurtuluş adası olarak gördüğünün serap olduğu anladığında köpek balıkları ile dolu okyanusun ortasında ki fırtınaya yakalandığını iş iten geçsede geride bıraktıklarına ulaşamacağını da anlar.
Evet bir cumartesi yazısında için için yanan içini dökmenin bile günah olduğu, anlatılamaz, söylenemez, yazılamaz denildiği ve mahalle baskısının namus, kariyer ve sülale denilerek engel olduğu bir toplumda ancak o depremin vurduğu, tusinaminin yıktığı sahillerde kaçan insanlar gibi içimizde ki deprem ve tusinamierde de hep kaçar, sesizliğie sığınıp, toprak olduğumuz an birilerini arkada vağ vağ deyip, geçişiştiriz aslında kendimiz kandırdığımız anlayarak..