13 Ocak’ta yapılacak olan ve 700’ün üzerinde delegenin katılması beklenen Ardahan Esenaf ve Sanatkarlar Odası seçimleri öncesi çalışmalarına devam eden Morkoç gazetecileri ziyaret ederek çalışmaları hakkında bilgi verdi.
**ESOB’ta Yılan mı, Morkoç mu?
Bu hafta sonu gerçekleşecek olan Ardahan Esnaf ve Sanatkarlar Odası kongresi öncesi ESOB’un yönetimine aday olan mevcut başkan Esfender (İskender) Yılan ile aynı zaman da DSP Ardahan İl Başkanı olan Mustafa Morkoç yoğun bir şekilde çalışıyorlar.
**İlk karşılaşma 6 Kasım’da..

**CHP ve ESOB Seçime Gidiyor..
*24/12/2017 Tarihli Haber
2019 Yerel ve Genel Seçimlerinin gündemin ilk sıralarına çıkmaya başladığı şu günlerde partilerde İlçe Kongreleri ardından İl Kongrelerini hızla tamamlamaya devam ediyorlar.
Ardahan Dernekler Federasyonunun gözlemci gönderdiği, Başkanın da katıldığı Adalet ve Kalkınma Partisinden sonra Cumhuriyet Halk Partisi de İl Kongresini yapacak.
**GÖL/FED’DEN JET KONGRE!
*25/04/2015 Tarihli Haberler
Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanlığına gelmesiyle birlikte hareketlenen İstanbul’da ki Ardahan Derneklerinden olan Göle İlçesi Köy Derneklerinin bir araya geldiği ve kısa süre önce kurduğu federasyon ilk kongresini de jet hızıyla gerçekleştirdi.
İstanbul Avcılarda gerçekleşen GÖL/FED’in Kongresini kurucu başkan Ertekin Baysan kongreye katılan 391 Delegenin 246’sının oyunu alan Ertekin Baysan aldı.
Baysan’ın değişmez rakibi Bülent Sarıtaç ise aldığı 145 oy ile seçimi kayıp eden taraf oldu.
**DEMİRBAŞ’TA DEVAM ETTİ..
Öte yandan Merkezi İstanbul Şili’de bulunan ancak etkinliklerini Kartal’da yapan Ardahan İl derneği de Kongresini yaptı.
Ahmet Demirbaş’ın yeniden başkanlığına seçildiği Ardahan İl Derneğinin yönetimine yeni isimler katıldılar.
![]() |
Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var |
fakiryilmaz323@hotmail.com
‘Hak aramak için caddeye çıkanın,
Derdini anlatmak için 10 kişiyle bir araya gelenin, Yada sokakta düğün hazırlıkları yapan kalabalığın, vb. savunmalar ile; Darbe yapacaklarını düşündüm’ Diye rahatça tarana bileceğine yol açacağından korkulan son Kanun Hükmünden Kararname de ki darbe dönemlerini aratmayan anlayış, yoğun şekilde tartışılmaya devam ediyor.. Ve başta siyasiler olmak üzere kıytırıktan suçlamalarla zindanlarda tutulan insanların aylarca, hatta yıllarca çıkarılmayı bekledikleri mahkeme salonlarına getirilirken tek tip elbise giydirilecekleri yönünde ki maddede aynı şekilde tartışılıyor.. Peki Türkiye bu tür karar ve tartışmalara çok yabancı bir ülke mi? Bilmem ama Menderesten bu yana çoğunlukla sağ görüş partilerin ellerinde tuttukları iktidar gücü ile çıkardıkları maddeleri aratmadığını düşündüğüm son KHK kararları, dün MHK denilen bol rütbeli postalcı komisyonca çıkarılmıyor muydu? Ve Avrupa Kriterlerini uyguladıklarını ileri sürüp, Fi tarihinden kalma, İnsan Haklarına aykırı onca kanun ve kararname ile bugüne kadar ayakta ve iktidarda kalabilenlere başta o kriterleri yazan, üyelik karşılığında uygulatmaya çalışan ve sözde demokrasinin beşiği Avrupa.. Ve Ortadoğu başta olmak üzere ‘Özgürlük getiriyorum’ diyerek dünyayı kanla dizayn etmek isteyen Amerika bu ülkede yaşananlara hiç karşı çıkıyor mu? Yani ülkenin en çok oy alan muhalefet partisinin liderleri yakalarından tutulup, hapse atıldığı ve buna neden olan bir muhalefet anlayışının olduğu ülke içinde olduğu gibi dünya bu yaşananlara ses çıkaran var mı ki? Olmadığı için değil mi ki dün MHK’nın, bugün KHK’nın iktidar olduğu bir ülkedir Türkiye.. Peki ne yapılmalı bu yaşananlara karşın? Öncelikle kendisine sol diyen tüm kanatların kesinlikle bir araya gelip, birleşmeli ve ülkenin demokrasi isteğini yüksek sesle haykırmalı.. İnsan Hakları konusun da duyarlı tüm kesimlerin kendilerinin de hakkı olan hakları almak için hiç bir ayrım yapmadan el ele verip, güzelim ülkeyi taçlandıracak olan demokrasinin şart olduğunu sanal sayfalarda değil, alanlarda anlatmalı.. AB ve ABD’nin yavşak ve çıkarcı timsah göz yaşlarının sahtekarlığını yüzlerine tükürmeli.. İktidarın yanlış yolda olduğunu bugün gerek yok dense de yarın; herkese lazım olan Demokrasinin kendilerine de, İnsan Haklarının torunlarına lazım olacağını her kez seslendirmeli.. Muhalefetin tüm kanatları ile her şeyden önce İnsan Hakları, Adalet ve Demokrasi geldiğini algılamalı ve birlikte bir yol haritası çizmeli.. Yani dün MHK’ya ses çıkarmayanların bugün kızdıkları KHK’nın bu ülkeye bir şey kazandırmadığı gibi gün geçtikçe toplumu gerdiği ve bu gerilmenin sonun hayra alamet olmadığını yüreklice seslendirmeliyiz. Ve herkesin Erdoğan’ın, hükumetin, iktidar güçleri kadar bu ülkeyi düşündüğünü hissettirilmeli.. Peki bunlar yapacak yürek, samimiyet, dik duruş var mı? Onu bilmem önce HDP’lilerin içeri atılmasına imkan veren imzaları atan, basının, medyanın susturulmasına göz yumanlara , bu yetmez yerini sağlamlaştırmak için parti örgütlerini kendisine yakın olanlarla dolduran Kılıçdaroğlu’na, bir iki bekçi ve partililerine ihale almak için iktidarların arka bahçesi olmayı tercih eden Bahçeli’ye, her dönem ayrı bir yalaka politika izleyen Perinçek’e, bunlardan biraz daha samimi olduğuna inandığım Saadet Partisi ve onun bakışıyla dünyaya bakan İslamcı kesime ve nerede olduklarını çokta görmediğimiz Komünist ve onun yolunda yol almayı seçenlerin ve en son İYİ Parti ile yol almaya devam eden ama kendisi gibi eski faşoları kadrolarına dolduran Akşener’in, Ulusalcıların, Dincilerin, Solcuların, Sağcıların ve susmayı tercih edip, kendi yazdıkları Sarı Öküz hikayesini unutan aydınlar, hukukçuların samimiyetine bakmak yeter de artar diye düşünüyorum.. Yani umut yok desem umudu kırarım derken umutsuz bir sürecin yeni umutlar ve liderler yaratacağını da unutmamak gerekir diyerek dün direnemediğimiz bugün teslim olduğumuz KHK’lara karşı yine de susmamak gerek. Çünkü gün geçtikçe bu tür kararlarla teslim alınmak istenen bir toplum, bir ülkede yaşam adeta paranoyak hale geliyor biline..
|
|