Öğüt’ten 100. Yıl Konağı!


GAZETECİ YAZDI, TEKNOLOJİ KIZ SESLENDİRDİ


Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin










SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz’ın hazırlayıp, her pazar


TEMPO TV’de


canlı olarak sunduğu


‘Gazetecilerle Gündem’


sizde konuksunuz..



Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin


Yazarlarimizi okuyor musunuz?




‘ENSAR ÖĞÜT KONAĞI’


KONUKLARINI KARŞILAMAYA HAZIRLANIYOR…


‘GAZETECİLERLE GÜNDEM’ PAZAR GÜNÜ, SAAT: 16.0’DA TEMPO TV’DE.. Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma Yılmaz’ın birlikte hazırlayıp, TEMPO TV’de CANLI olarak sundukları ‘GAZETECİLERLE GÜNDEM’ İN bu pazar konuğu Ardahan Göle Köprülü (Goerevenk) Belediye Başkanı Yücel Akkoç olacak. 4 Yıllık çalışmalarını aktaracak olan Başkan Akkoç yaklaşan yerel seçimlerle ilgili fikirlerini ve yeniden aday olup, omayacağınıda açıklaması bekleniyor.






‘ENSAR ÖĞÜT KONAĞI’


KONUKLARINI KARŞILAMAYA HAZIRLANIYOR…​


Bir zamanlar Türk, Kürt, Rus, Gürcü, Ermeni yapı kültürünün yok olduğu Ardahan’da eski Milletvekili Ensar Öğüt Baltık kültürlü bir kokaj-k yaptırdı.


Özellikle 1706 yılında Rusya’nın kuzeyinde Baltık denizi tarafında uygulanan bir mimari anlayışı ile yaptırılan 50 odalı, konferans salonu, restorant, Ardahan tarihini anlatan bir köşenin bulunduğu ENSAR ÖĞÜT KONAĞI önümüzdeki ayın sonuna doğu açılıyor.


Rusların 1882’li yıllarda Hollanda’dan getirdikleri mühendislere yaptırarak Kars’ın da aralarında bulunduğu şehirlerdeki imar çalışmalarına benzer bir yapı olan ve Ardahan Halilefendi Kayabaşı Mahallesinde bulunan Ardahan Kalesine komşu olacak ENSAR ÖĞÜT KONAĞI Ardahan’da yaşanan konaklama açığının kapanmasına da büyük katkı sunması bekleniyor.






3 Dönem Ardahan Milletvekilliğini yapan, başta İstanbul Esenyurt/Esenkent ilçesinin kuruluşunda olmak üzere Gebze ve Ankara’da yaptığı kent kültürüne uygun yapıları inşaat etmekle tanınan Ardahan eski Milletvekili Ensar Öğüt’ün adını taşıyacak olan konak aynı zamanda ‘Ensar Öğüt Vakfı’nın merkezi olacak.


40 Milyona yakın bir yatımla Ardahan’ın kaybolmuş yapı kültürüne örnek olan ve Erzurum’dan Bazalt Siyah Taş ve Bayburt’tan Beyaz Taş kesilip, getirilerek yaptırılan ‘ENSAR ÖĞÜT KONAĞI’ Kura Nehrinin geçtiği Ardahan Ovasının yanı sıra kentin genelini kuş bakışı seyretmeye de aday bir yapı olarak gerçekleşiyor.


Bugün adları gibi kendileride artık ortada olmayan bir çok tarihi konağı da hatırlatacak olan ‘Ensar Öğüt Konağı’ Danimarka, Estonya, Letonya, Finlandiya, Almanya, Litvanya, Polonya, Rusya ve İsveç ülkelerini içeren bölgede olduğo gibi 40 yıl esarette kalan Kars ve Ardahan yapı külütürinde de uygulanan Baltık yapı kültürünün özelliklerini taşıyor.




Bir zamanlar; Abdullah Karaca Konağı, .Hamşioğlu Konağı (Tarihi Kongre Binası), . Dursun Soylu Evi,  Karakadıoğlu Evi gibi bir çok yahpının artık olmadığı Ardahan’da en son Ardahan Valiliği ve Çevre Müdürlüğünün yanı başında ki Gadana Zikri Konağı olarak bilinen bina sahiplerince yıkılıp, ortadan kaldırılmıştı. 


Haber: Fakir Yılmaz’ın ÖZEL HABERİ




ARDAHAN’IN TARİHİ MİMARİSİ KAYIP OLDU!


ARDAHAN’IN


TARİHİ MİMARİSİ KAYIP OLDU!


Özlem ORAL PATACI’nın ele aldığı yazıda bir zamanlar Türk, Kürt, Rus, Gürcü, Ermeni yapı kültürü ile dolu olan Ardahan’ın bu gün her şey gibi zamana yenik düştüğünü ancak bugün başta Kura Nehrinin yatağına yapılan ve temellerinden su çıkan yapılaşma anlayışı başta olmak üzere Valilik binasının yapıldığı alanda ve bir çok cadde, sokağında bulunan kentin yapı kültürünü temsil eden binalar bugün yok denecek kadar ortadan kaldırıldı.







ARDAHAN’IN TARİHİ MİMARİSİ: TÜRK VE ÇARLIK RUS DÖNEMLERİ YAPILARINA TOPLU BİR GENEL BAKIŞ


Özlem ORAL PATACI


Öz Ardahan’daki Türk-İslâm dönemi tarihi yerleşiminin, Kür Nehri’nin kuzeydoğusundaki bugün Kale Mahallesi veya Halil Efendi Mahallesi olarak bilinen eski şehirde başladığı anlaşılmaktadır. Ardahan Kalesi’nin de yer aldığı bu alandaki tarihi çevre, ağırlıklı olarak Türk-İslâm dönemi yapılaşmasını yansıtmaktadır. Yer yer, Orta Çağ Gürcü mimarisine ait kalıntılara da rastlanmaktadır.


Buradaki Türk-İslâm döneminden günümüze ulaşan yapıların çoğunluğunu camiler oluşturmaktadır. Kür Nehri’nin sınır oluşturduğu kentin güney yakası ise Çarlık Rus idaresi döneminde şekillenmiştir.


Burada, ızgara kent plânı ve bölgesel özellikler barındıran kendine özgü bir mimari tarz geliştirilmiştir. Yapılar; cadde ve sokaklar boyunca sıralı bir dizi oluşturmuştur. Ağırlıklı olarak askeri karakterli binalar olmak üzere, konut ve işyeri gibi sivil ve ticari yapılar inşa edilmiştir. Askeri yapılar günümüze ulaşamamış olmakla birlikte, yeni kentten günümüze kadar ayakta kalabilen binalar, orijinalliklerini büyük ölçüde kaybetmiştir.


Ardahan’da Cumhuriyet döneminde gerçekleşen kentsel gelişim ise Çarlık Rus idaresinde şekillenen bu dokuya eklemlenmiştir. Bu makalede, Ardahan kent merkezindeki Türk-İslâm ve Çarlık Rus dönemlerinden günümüze ulaşan yapılar tanıtılmakta; mevcut kaynaklar, kişisel tespitlerimiz ve yeni bulgularımız ışığında yapılar hakkında özgün bilgiler verilmektedir.


Diğer taraftan, sayıca fazla olmaları nedeniyle başta Çarlık Rus dönemi olmak üzere, yapıların genel tipolojik değerlendirmeleri yapılmaktadır. Makalemizde, Ardahan’ın mimari mirasının birer parçası olan söz konusu eserlerin korunmasının gerekliliğine de dikkat çekilmesi amaçlanmaktadır.


Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış


Giriş Ardahan’ın Eski Çağ ve Orta Çağ dönemlerini konu alan, oldukça kapsamlı yayınların mevcudiyetine karşın1 , Orta Çağ sonrası tarihi mimarisi hakkında derli toplu bilgi veren akademik bir yayın bulunmamaktadır. Gönül Cantay’ın “Ardahan’da Türk Mimarisi” (1999) adlı kitapçığı2 , bu konuda öncü yayınlardan olmakla beraber içerdiği bilgiler güncellenmeye muhtaçtır. Kısıtlı bir sürede hazırlandığı belirtilen kitapta, Ardahan kent merkezindeki Türk-İslâm dönemine ait iki yapı konu edilmiş, bazı ticaret yapıları, sivil mimari örnekleri, Posof Kalesi ve Posof Merkez Camii hakkında bilgiler verilmiştir. Kitabın başlığından da anlaşılacağı üzere incelenen tüm yapıların Türk mimarisi kapsamında ele alınmış olması ayrıca dikkati çekmektedir.


1 (Gündoğdu, 2000); (Bayram, Yazar, 2008); (Bayram, Yazar, 2011); (Bayram, Yazar, 2013); (Patacı, Oral Patacı, 2014); (Patacı, Laflı, 2016a); (Patacı, Oral Patacı, 2018). 2 (Cantay, 1999) 29 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Orta Çağ sonrası tarihi mimarisi hakkında bilgilere ulaşabildiğimiz diğer bir yayın Hamza Gündoğdu’nun “Kaleler Kuleler Kenti Ardahan” (2000) adlı kitabıdır.


Ardahan’daki kale ve kule yapıları başta olmak üzere, prehistorik yerleşmeler, kiliseler ve Hristiyan yapıları, camiler, türbeler, ziyaretgâhlar, mezar taşları, çeşmeler, tabyalar, köprüler, sivil mimariler, heykeller, figürlü taşlar, halıcılık, Atatürk silueti gibi başlıklarla çok çeşitli konulara değinilen kitapta, Türk-İslâm dönemine ait 5’i kent merkezinden, 2’si Göle ve Posof’tan olmak üzere 7 cami ile Çarlık Rus dönemine ait, 6’sı merkezden, 2’si Çıldır’dan 8 yapı hakkında bilgiler verilmiştir.


Ardahan’ın genel tarihi mirasını tanıtıcı nitelikteki ve oldukça kapsamlı olan bu kitapta da konumuz bağlamında güncellenmesi gerekli bilgiler mevcuttur. Tarihsel süreçte, siyasi ve askeri olaylar açısından çalkantıların yaşandığı bir bölgede yer alan Ardahan’ın, el değiştirmelerle hiç kuşkusuz fiziki yapısı da her dönem büyük değişime uğramıştır.


Bu durum Ardahan’daki Türk-İslâm ve Çarlık Rus idaresi dönemlerine ait tarihi çevreye de yansımış; ve mimarilerin yok olmasına, tahrip olmasına veya orijinalliklerini kaybetmesine yol açmıştır.


Günümüze ulaşan az sayıdaki yapı hakkında dönemine ait yazılı veya görsel bilgilerin mevcut olmayışı da kentin tarihi mimarisinin ayrıntılı olarak ortaya konulmasını güçleştirmektedir. Ardahan İl Kültür Müdürlüğü, İl Özel İdaresi ve Müftülüğü arşivlerinde de söz konusu dönemlere ait yapılarla ilgili bilgiler yetersizdir.


Araştırmamız kapsamındaki yapılar makale sınırlarının elverdiği ölçüde tanıtılabilmiş olmakla birlikte, çalışmamızda bugüne kadar herhangi bir yayında bahsi geçmeyen yeni bulgular ve özgün değerlendirmeler mevcuttur. Diğer taraftan, Çarlık Rus dönemi konutları, günümüzde de kullanıldıklarından veya özel mülk olduğundan içine girilerek mekân düzenlemeleri belgelenememektedir.


Aynı döneme ve Cumhuriyet dönemine ait ticaret yapılarının ise, cephelerinin levhalar ile kapatılarak veya tümüyle yenilenerek günümüzde de kullanıldığından cephesel ve mekânsal kurgularının tanımlanması mümkün olmamaktadır. Bu kısıtlamalara karşın, çalışmamız kapsamına aldığımız her bir yapı, yerinde incelenerek fotoğraflanmış, gerekli görülenlerin plân çizimleri yapılmıştır.


Bu çerçevede, makalemizde Türk-İslâm ve Çarlık Rus dönemleri yapıları; mevcut kaynakların, kişisel tespitlerimizin ve yeni bulgularımız ışığında 30 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış tanıtılmaktadır.


Sayıca fazla olmaları nedeniyle başta Çarlık Rus dönemi binaları olmak üzere, tipolojik değerlendirmeler yapılmaktadır. Makalede ayrıca, Ardahan’ın mimari mirasının birer parçası olan bu eserlerin tanıtılması yanında korunmasının gerekliliğine de dikkat çekilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamıyla makalenin, kentin tarihi mimarisine yönelik ileride yapılacak monografik çalışmalara katkı sağlayacağını umut ediyoruz.


Ardahan Tarihi Hakkında Kısa Bilgi Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi’nin Erzurum-Kars Bölümü’nde yer alan Ardahan ili; güneyde Kars, güneybatıda Erzurum, batıda Artvin, kuzeyde Gürcistan ve doğuda Ermenistan ile sınırlıdır. Kuzeydoğu Anadolu’nun en dağlık ve en engebeli kesimlerinden birinde yer alan Ardahan, kentin merkezinden geçen Kura (Kür) Nehri’nin her iki yakasında ve deniz seviyesinden 1860 m yüksekte kurulmuştur. Tarihi geçmişi, M.Ö. 4. bine kadar uzanmaktadır


3 . M.Ö. 4. yüzyıldan itibaren Gürcü kültürünün baskın olduğu yerleşmelerden biri olduğu anlaşılan Ardahan, Gürcüce Tao-Klarjeti olarak ifade edilen bölgeye dahildi. Tao-Klarjeti, M. S.


4. yüzyıla kadar Roma İmparatorluğu’nun hakimiyet sahası içinde kalmıştır. Ardından Pers himayesine girmiştir.


5. yüzyılda Gürcü kralı Vakhtang, Ardahan ovasının kuzeyinde yer alan Erusheti’de (bugünkü Ardahan’ın Hanak ilçesi) bir piskoposluk kurmuştur. Sonraki dönemde bölge, Gürcü ve Ermeni hakimiyet mücadelelerine sahne olmuştur. 642’de Arap İslâm akınlarına hedef olan bölge, 9. yüzyıla kadar Tiflis merkezli Arap emirliğinin hakimiyetinde kalmıştır.


9. yüzyılın başında, Bizans İmparatorluğu’nun desteğiyle, Arap tehdidine karşı koyması amacıyla Gürcü kralı I. Aşot (Ashot), Ardanuç başkent olmak üzere, bir krallık kurmuştur.


10. yüzyılda bölgede Abhazlar’ın görünmesi ve Ermeni Krallığı’nın Abhazlar’ı Gürcülere karşı kullanması, bölgede Ermeni ve Gürcü krallıklarını ciddi anlamda karşı karşıya getirmiştir. Ancak, III. Bagrat döneminde (1008-1014) Gürcü ve Abhazya krallıklarının birleşmesi, Gürcü hakimiyetini 3 Ardahan eski çağ tarihi için Bkz. (Kökten, 1953); (Gündoğdu, 1992); (Kökten, 1944); (Köroğlu, 1996); (Özbek, Yükmen, 2001); (Alp, Ceylan, Bingöl, Topaloğlu, 2007); (Koltuk, Sağlam, 2009); (Çelik, 2013); (Patacı, Laflı, 2013); (Patacı, 2014); (Patacı, 2016); Patacı, S., Laflı, E. (2016b); (Patacı, Laflı, 2017). 31 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) güçlendirmiştir.


Bölge, 1021’de Bizans imparatoru Kayser II. Basileios tarafından işgal edilerek Gürcü krallığından alınmıştır4 . Arap tarihçi Antakyalı Yahya’nın verdiği bilgiye göre, 1021’de Ardahan (Gürcüce Artaani), Bizans tarafından yağma edilerek halkı katledilmiştir. Basileios’un, bu sırada Ardahan Kalesi’ni de muhasara ettirdiğini öğrenmekteyiz5 . Bölgeye ilk Türk akınları 1053 yılından itibaren başlamış; bölge 1068 yılında Sultan Alparslan tarafından fethedilmiştir


6 . Ardahan bu dönemde, Erzurum’da kurulan Saltukoğulları Beyliği’ne bağlanmıştır. 12. yüzyıla gelindiğinde ise, F. Kırzıoğlu’nun belirttiğine göre, Ardahan’ın da içinde bulunduğu bölgeye Hristiyan Kıpçaklar’ın yerleştiği görülmektedir


7 . Kösedağ Savaşı’ndan (1243) sonra Anadolu’nun büyük bölümünde İlhanlılar temsilciliğinde Moğol yönetimi hâkim olmuştur. Bu dönemde Çıldır ve Ardahan’da atabeklik adıyla, yurtluk ve ocaklık şeklinde yönetilen yerel bir yönetim kurulduğunu, yönetimin de Saltukoğulları’ndan, Çıldır atabeklerine geçtiğini öğreniyoruz. Böylece yöre 14. yüzyıla kadar, Atabek Ülkesi olarak İlhanlı Devleti’ne bağlı kalmıştır.



8 . Bu yüzyıldan sonra Karakoyunlular ve Akkoyunlular arasında el değiştirmeler yaşanmıştır. Bir süre İran Safevi Devleti’nin hakimiyetine de geçen bölge, 1578’de (III. Sultan Murad dönemi) kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır


9 . Ardahan, 1828 ve 1855 yıllarında Kuzeydoğu Anadolu ve Kafkasya’daki Osmanlı yerleşimleri ile birlikte kısa süreli olarak, 3 Mart 1878’de ise savaş tazminatı olarak Çarlık Rus yönetimine geçmiştir. 40 yıl süren bu son Rus hakimiyetinin ardından 3 Mart 1918 yılında imzalanan Brest Litowsk Antlaşması ile Ardahan, Osmanlı Devleti’ne iade edilmiştir. Ermeni çeteciler ile yaşanan hakimiyet mücadelelerinin ardından 23 Şubat 1921’de TBMM hükümeti tarafından kesin olarak alınan Ardahan, 7 Temmuz 1921 tarihinde mutasarrıflık yapılmış, 1926 yılında ise ilçe yapılarak Kars iline bağlanmıştır. 27 Mayıs 1992 tarihinde il statüsü kazanmıştır.


10. 4 (Grousset, 2005, s. 423, 503, 545-548) 5 (SAE, 1976, s. 7) 6 (Konukçu, 1999, s. 54-55) 7 (Zeyrek, 2011, s. 91-92) 8 (Kırzıoğlu, 2008: 44) 9 (Konukçu, 1999, s. 64) 10 (Kırzıoğlu, 1970, s. 121); (Tuğlacı, 1985, s. 87-88); (Ababay, 1987, s. 77-79, 157); (Öztürk, 32 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış A.Ardahan’da Türk-İslam Dönemi’ne Ait Yapılar Ardahan’ın Orta Çağ sonrası Türk-İslâm dönemine ait yerleşiminin merkezini, şehrin kuzey-doğusundaki Ardahan Kalesi ve yakın çevresini içine alan ve bugün Halil Efendi Mahallesi adı verilen eski şehir oluşturmaktadır.


Ardahan’daki bu dönem yapılaşması ile ilgili en eski bilgilere Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nden ulaşmaktayız. Evliya Çelebi’nin verdiği bilgilere göre, 17. yüzyılda bugünkü kale ve yakın çevresini eski toprak örtülü ve tümü mihrâb (müstâkil) evler oluşturmaktadır. Mescitler, sıbyan okulları, yer yer küçük hanlar bulunmaktadır. Aşevi, medrese ve dar’ül-kelâm yoktur.


11. 1.Ardahan Kalesi Eski şehirdeki Türk-İslâm dönemi eserlerinin başında, ilk inşa tarihi kesin olarak bilinmeyen ancak, Selçuklular zamanında ve Osmanlı döneminde kullanıldığı bilinen Ardahan Kalesi gelmektedir (Resim 1). Evliya Çelebi, Gürcistan Kara Ardahan Kalesi olarak tanıttığı yapı ile ilgili olarak “yalçın bir kaya üzerinde ve kare benzeri şekilde çok büyük ve sağlam, iki katlı olmak üzere toplam 70 kuleli, 3 kapılı ve payitahttan (İstanbul merkez) gelen bir oda cebecileri (zırhlı asker) bulunduğunu” yazmıştır.


12. Kale, güneyde Kür Nehri’ne bakmaktadır. Güneyden kuzeye doğru, kuzeydoğu ve doğuda çok daha fazla, yükselen eğimdeki topoğrafyaya uyumlu şekilde inşa edilmiştir. En düşük kotlu güneyi ile en yüksek kotlu kuzey-doğu arasında 37 m fark vardır. Doğu batı eksenindeki kot farkı ise 20 m’dir. Düzgün olmayan dikdörtgen plânlı diyebileceğimiz kalenin, dört köşesinde dörtgen ve çokgen plânlı dört burç vardır.


Bu köşe burçları dışında kale, batı sur duvarında bir, kuzey sur duvarında iki, güney sur duvarında dört ve doğu sur duvarında iki burç ile de desteklenmiştir. (Çizim 1). Ana giriş batı cephededir (Resim 2). Ardahan Kalesi’nin bu girişten başka, Kür Nehri tarafında Su Kapısı, Huruç Kapısı ve Uğrun Kapısı olarak adlandırılan üç girişi daha vardır.


13. Adı geçen kapıların yerleri kesin olarak bilinmemektedir. 1992, s. 9); (Erkin, 1992, s. 94, 95); (Yılmazel, Öğüt, 1992); (Bağırgan, 2008, s. 116); (Koltuk, Sağlam, 2009, s. 8); (Kızıl, 2013, s. 52, 54). 11 (Dankoff – Kahraman – Dağlı, 2011, s.165) 12 (Dankoff, Kahraman, Dağlı, 2011, s.165). 13 Ardahan Kalesi’nin plân ve mimari özellikleri makale sınırlarını aşmamak adına detaylandırılmamıştır.


Kale ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için bkz. (Gündoğdu, 2000, s. 39-42) 33 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) Doğu sur duvarında, birisi Kür Nehri’ne yakın konumda, diğeri ise yukarı surda olmak üzere örülerek kapatılmış iki kapı tespit edilebilmektedir. Bu kapılardan nehre yakın olanının Su Kapısı olduğu düşünülebilir. “Göç etme, dışarı çıkma” anlamına gelen huruç kelimesinden yola çıkarak, herhangi bir tehlike durumunda tahliyenin gerçekleştirildiği bir arka kapı olabilecek Huruç Kapısı’nın ise yukarıdaki ikinci kapı olabileceği ihtimal dahilindedir. Uğrun Kapısı ise, Arseven’in tanımına göre, “dışarıya uğramak” anlamına gelen uğrun kelimesinden gelmektedir; ve bir kale kuşatıldığında dışarı çıkılarak düşmanla göğüs göğüse savaşmak için kullanılan kapıdır14. Bu kapının ise kuzey cephede veya batı cephede yer aldığı ancak günümüze ulaşmadığını tahmin etmekteyiz. Yuvarlak kemerli ana giriş kapısı büyük sivri kemerli bir giriş eyvanı içindedir.


Giriş kapısı, iki yanda birer burç ile desteklenmiştir. Bu burçlardan güneydekinin, giriş eyvanına bakan yüzünde, kemer yüksekliğindeki seviyede üzerinde arslan kabartması olan bir kesme taş tarafımızca tespit edilmiştir (Resim 3). Kiremit renkli ve ignimbrit olarak tabir edilen volkanik bir taş üzerine işlenmiş arslan kabartması, yürür vaziyettedir. Başı cepheden, gövdesi profilden verilmiştir. Kuyruğu, gövdesinin üzerine doğru uzanmıştır. Kediyi andıran yüzü, iri ve çekik gözleri, büyük ve aralık ağzı, vücut hatlarındaki keskin dönüşleriyle oldukça şematize edilmiştir. Bu haliyle, Selçuklu stilindeki arslan kabartmalarının özelliklerini yansıtmaktadır


15. Arslan kabartmasının hemen yanındaki dikdörtgen kesme taş üzerinde, yuvarlak iki rozet içine kavisli çizgilerle kazınmış, 6 yapraklı stilize çiçek motifi dikkati çekmektedir. Çiçeklerin tepe noktaları çarkıfelek motifi oluşturacak şekilde birleştirilmiştir. Bu rozetlere yakın konumda, 2 kabara da yer almaktadır. Kare birer kesme taş üzerine işlenmiş olan bu kabaralardan biri, baklava fomlu ve kenarları diş süslemelidir.


Üst yüzeyi oldukça tahrip olmuştur. Daire şeklinde ve sağlam olan 14 (Arseven, Türkiye Sanatı Tarihi, s. 652) 15 Selçuklu stilinde arslan kabartmaları en çok 13. asrın ikinci yarısında Mısır, Suriye, Filistin’deki Memluk Sultanı Baybars’ın eserlerinde kullanılmıştır. Genellikle ikişer adet olarak, gövdeleri yandan, başları önden verilen arslanlar medrese, kale, köprü kitabelerini çevrelerler. Parsın (veya arslan) Baybars ismi ile ilgili olarak, Sultan Baybars’ın arması olarak kullanıldığı kabul edilmektedir.


Arslan her devirde ve bölgede koruyucu, kudret ve kuvvet sembolü olarak kullanılmıştır. Anadolu Selçuklu kale, saray, han, köprü gibi yapılarındaki arslanlar da muhakkak aynı fonksiyonla düşünülmüştür.


Selçuklu stili arslan kabartmaları hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. (Öney, 1970, s. 11, 34-37). 34 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış diğeri, onun hemen altındaki taş sırasının sonunda yer almaktadır.


Kalenin giriş kapısı üzerinde üç satırlık bir kitabe yer almaktadır (Resim 4). Kitabede, Osmanlıca, Nesih yazı ile “Buniye bi-emrî es-Sultan ü’l Azâm Mevlâ mülûk-ül-Arab ve el’Rum ve el’Acem sahib-ül berr ve’ l-bahr es-Sultan Süleyman ibn Selim Han Hallad’Allahü mülkehu. Fi şehr-i Şevval 963” yazmaktadır. “Arap, Acem ve Rum ülkelerinin, denizlerin ve karaların sahibi Selim Han oğlu yüce Sultan Süleyman’ın emriyle 1556 senesi Ekim ayında yapılmıştır. Allah onun ülkesini ebedi kılsın” 16 anlamına gelen bu ifadedeki 155617 tarihi, kalenin inşa tarihi olmayıp, Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki onarım tarihidir. Ardahan Kalesi daha önce de, yine Kanuni döneminde 1549 yılında, onarılmış ve bölgeye asker yerleştirilmiştir.


18. 1583’te (III. Murad dönemi) Osmanlı’nın üçüncü İran seferi için görevlendirdiği Ferhat Paşa’nın, bu sefer sırasında Ardahan Kalesi’ni ve Kars Kalesi’ni tahkim ettirdiği de bilinmektedir


19. Diğer taraftan, T.C. devlet arşivlerindeki kayıtlardan, Ardahan Kalesi’nin sağlamlaştırılması ve tamir ettirilmesine yönelik 1578 yılında (III. Murad döneminde); 1723 yılında (III. Ahmed döneminde) ve 1784 yılında (I. Abdülhamid döneminde) olmak üzere hükümler verildiğini öğrenmekteyiz.


20. Ardahan Kalesi’nde, 16. yüzyılın önemli devlet adamlarından Ayas Paşa tarafından bir Ulu Cami (Cami-i Kebir) ve bir de hamam inşa ettirilmiştir.


21. Kimi kaynaklarda, kale içindeki mescid ve hamamın 1068’de Sultan Alparslan tarafından yaptırıldığı ve kalenin de bu tarih civarında inşa edildiği de ifade edilmektedir22.Zaman içinde harap olan caminin tamiri için 1699 yılı Nisan’ında Ardahan kadısına yazılan hükümde, caminin -muhtemelen ahşap olan- bir kısmının aşırı yağışlardan dolayı yıkıldığı ve onarımının istendiği yer almaktadır. Hükümde geçen “vakfın müsaadesi” 16 Kitabenin okuma ve çevirisinde Konukçu’dan faydalanılmıştır. (Konukçu, 1999, s. 62) 17 Kalenin batı kapısına, kitabe taşının hemen altına asılmış Türkçe levhada H. 963 tarihinin yanlış çevrilerek 1544 olarak yazılmış olduğu tarafımızca tespit edilmiştir.


18 (Gündoğdu, 1992, s. 38); (Altınsoy, 2005, s. 40) 19 Bkz. (Gül, 2099, s. 87) 20 Bkz. https://katalog.devletarsivleri.gov.tr/Sayfalar/Arama/Arama.aspx , Fon: A.{DVNSMHM.d…, Kutu: 33, Gömlek: 712; Fon: MAD.d.., Kutu:, 9910, Gömlek: 0; Fon: C..AS.., Kutu: 295, Gömlek: 12262. 21 Bkz. (Gündoğdu, 1992, s. 38); (Konukçu, 1999, s. 63) 22 (Boran, 2002, s. 1311) 35 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) ifadesinden, söz konusu caminin bir vakıf yapısı olduğu da anlaşılmaktadır


23. Nitekim, devlet arşivleri kayıtlarında yer alan M. 1721-22 tarihli bir belgede de Ayas Paşa’nın Ardahan’da bir camisi ve geliri bu camiye tahsis edilmiş/şart koşulmuş (meşrut) bir hamamı olduğu bilgisine rastlamaktayız


24. Bugün, bu cami ve hamama ait herhangi bir kalıntı bulunmamaktadır. 2011’de peyzaj düzenlemesi yapılan kale, 2013’te restore edilmiştir. Ardahan Kalesi sur duvarlarında oldukça fazla devşirme taş ve taşçı işareti mevcut olduğunu belirtmek gerekir. Güney sur duvarına çıkan taş merdivende rastladığımız ve 19. yüzyıla ait olduğunu düşündüğümüz oluklu bir dibek taşı basamak olarak kullanılmıştır (Resim 5). Kuzey iç surda ise yüksekçe bir mesafede Gürcüce bir kitabe surun inşası ya da onarımı sırasında buraya yerleştirilmiştir (Resim 6). Ölçüleri 45×31 cm. boyutlarındaki dikdörtgen formlu tüf taşı üzerinde, dört satırlık Gürcüce yazı yer almaktadır. “Kutsal taş. Jacop’un Kayası” olarak Türkçe’ye çevrilen yazıt en erken M. S. 10. yüzyıla tarihlendirilmiştir.


25. Bunların dışında, batı sur duvarlarındaki bir burcun ise, kapı çerçevesi gibi görünen oldukça büyük ve yivli bir taş üzerine oturtulduğu tespit edilmiştir (Resim 7). Aynı burcun üst duvarında da bu çerçevelerin daha küçük boyutlusunun devşirme olarak kullanıldığı dikkati çekmektedir.


Esasen, bu tip yivli kapı çerçevelerine kalenin farklı burçlarında da rastlanmaktadır. 2.Müderris İbrahim Efendi Camii Kalenin yaklaşık 100 m kuzeybatısında yer alan Müderris İbrahim Efendi Camii 18. yüzyıldan günümüze ulaşan bir dini mimaridir (Resim 8). Cami, kuzey-güney doğrultuda dikdörtgen plânlıdır (Çizim 2). Caminin doğu, batı ve güney duvarlarında üçer mazgal pencere yer almaktadır. Dış cepheleri bölgeye özgü volkanik taşlardan olan kiremit renkli ignimbrit ve andezitten kaba yonu taşlarla örülmüştür.


Üst örtüsü 23 Ardahan kadısına hüküm ki, Ardahan Kal’ası ahalisi gelüp, kale-i mezbur dahilinde de müteveffa Ayas Paşa’nın bina eylediği Cami-i Kebir’in üç zira’ mikdarı hin-i tamirde kârgîr bina olmayup, mürûr-i eyyam ile kesret-i emtârdan münhedim olup meremmete muhtac olmakla, taraf-ı şer’den üzerine varılub şer’ ile keşf olundukda, ancak 50 kuruş ile tamir olunur, deyu tahmin ile şer’ ile keşif ve hüccet olunup, vakfın müsaadesi olmakla, şer’ ile tamir olunmak için yazılmıştır. Şevval 1110. (Konukçu, 1999, s.63) 24 Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi, Fon: C..EV.., Kutu: 361, Gömlek: 18327, H-29- 12-1134. 25 (Patacı, 2016, s. 205) 36 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış düz damdır. Camiye giriş, kuzey cephedeki düzgün kesme andezit taşlarla kaplanmış yuvarlak kemerli bir kapı ile sağlanmaktadır. Tavan, oyma süslemeli iki ahşap sütun ayak ile desteklenmiştir (Resim 9). Harim bölümünü incelikli sayılabilecek bir göbek süslemesiyle düz ahşap tavan örtmektedir (Resim 10). Cami giriş kapısı kemer köşeliğindeki dikdörtgen kartuş içinde Osmanlıca “Amel-i Osman sene 1185” (M. 1771-1772)26 tarihi kazınmıştır (Resim 11). Bu tarih caminin inşa tarihi midir yoksa kapıyı inşa eden taş ustanın imzası mıdır, belirsizdir. Gündoğdu, ayrıca, iç mekân batı duvarında ve güney batı köşede yer alan mazgal pencere altındaki panoda boya ile ve Osmanlıca “14 Ramazan 1315” tarihi (M. 1897) yazılı olduğunu; bu tarihin yapının onarımına ait olduğunu kaydetmiştir. Diğer bir panoda da yazısı silinmiş Osmanlıca bir kitâbe olduğunu eklemiştir27. Uzun yıllar depo ve ahır olarak kullanılarak tahrip olan tescilli yapı, 2017 yılında restore edilmiştir. Harimin hemen girişindeki ahşap asma kat şeklindeki kadınlar mahfili tamamen yıkılmışken, 2017 yılı restorasyonu ile yenilenmiştir. Restorasyon öncesinde, harim duvarlarında panolar halinde görülen kalem işi süslemeler ise restorasyon sırasında duvarlara uygulanan sıvayla ne yazık ki yok edilmiştir. 3.Mevlid Efendi Camii Kalenin yaklaşık 150-200 m kuzeybatısında yer almaktadır. (Resim 12). Mahalle sakinlerinden yaşlı olanlarının ifade ettiklerine göre cami, 1950’li yıllarda, bir kiliseden dönüştürülmüştür. H. Gündoğdu, caminin kapısında yer alan bir kitâbeye göre 1701/1702 (H. 1113) tarihinde inşa edildiğini belirtir28; ancak bu kitâbe tarafımızca tespit edilememiştir.


1990’lı yılların sonunda beden duvarlarının yarısı ve üst örtüsü yenilenen cami29, 2011 yılında kapsamlı bir restorasyon geçirmiştir. Harimde, asma kat şeklindeki kadınlar mahfili restorasyon sırasında lambri ile kaplanmıştır (Resim 13). Üst kat duvarları beyaz sıva ile boyanmıştır.


Mihrab nişi de 26 Gündoğdu’nun miladi takvime sehven 1711 olarak çevirdiği (Gündoğdu, 1992, s. 190) bu tarih; bir tez çalışmasında “kapı köşeliğindeki usta kitabesi” ifadesiyle (Kılıç, 2019, s. 123, 163), başka bir tez araştırmasında “kapı kemer köşeliğindeki inşa kitabesi” ifadesiyle (Çetin, 2018, s. 20) aynen tekrar edilmiştir. Adı geçen iki tezin, hem referans dipnotlarda hem de akademik dil kullanımında yanlışlar ve zayıflıklar barındırdığını burada belirtmek bir zorunluluktur.



27 (Gündoğdu, 1992, s. 192) 28 (1992, s. 186) 29 (Gündoğdu, 1992, s. 186) 37 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) dahil güney duvar mavi-beyaz çini plâkalarla kaplanmıştır. Dikdörtgen plânlı cami, yuvarlak kemerli harim giriş kapısı dışında orijinal yapı unsuru barındırmamaktadır. 4.Derviş Bey Camii Kaptan Paşa Mahallesi’nde Tugay Komutanlığı yanındaki alanda yer almaktadır. (Resim 14). Düzgün kesme bazalt ve ignimbrit taşlarla inşa edilmiştir.


Dikdörtgen plânlıdır. Caminin kuzeybatı kenarında, kare plânlı bir kaideye oturan silindirik minare yer almaktadır. Minare şerefe kapısı üzerindeki kaş kemer formundaki alınlıkta 1967 tarihi okunmaktadır. Bu tarih minarenin inşa tarihi olabileceği gibi onarımına da karşılık gelebilir. Caminin harime açılan yuvarlak kemerli kapısının üst köşeliklerindeki yatay dikdörtgen panolar içinde, Arapça ifadeler yer alır. Bunlardan sağdakinde “İslâm’dan daha yüce bir şeref yoktur” anlamına gelen “Lâ şeref a’la min el İslâmi”; soldaki iki panodan üsttekinde “Ölümsüz olan sadece yaratıcı (Allah Teâlâ hazretleri)’dır” anlamına gelen” “Hüve’l hallak’ü-l bâkî”; alttakinde ise cami inşa tarihini veren “Sene 1285” (M. 1868/1869) tarihi yazmaktadır (Resim 15). Harim bölümünde, çatı örtüsünü ve asma kat şeklindeki kadınlar mahfilini destekleyen iki ahşap ayak yer alır. Kadınlar mahfilinin ahşap oyma süslemeleri, ahşap tavan göbeği ve harimi örten ahşap kubbe camideki göz alıcı işçiliklerdir (Resim 16, 17, 18)30. 5.Halil Efendi Camii Eski şehri ifade eden Halil Efendi Mahallesi’ndedir. Mahalleye ismi verilen ve nüfuzlu ve hayır sahibi bir zat olduğu anlaşılan Halil Efendi tarafından yaptırılmış bir camidir. 1920’lerde yaşanan çatışmalar sırasında Ermeni çeteciler tarafından yakılan cami, bu olay nedeniyle Yanık Camii olarak anılmaktadır.


Bugün mevcut olmayan caminin inşa edildiği alanda, yanarak ölen 370 Müslüman-Türk anısına dikilmiş bir anıt yer almaktadır. Hamşioğlu Konağı (Tarihi Kongre Binası) avlusunda duran ve bu camiye ait olduğu anlaşılan su hayratının kitâbesinde geçen “…lızade el-Hac Halil Ağa hayrat sene 1288” (M. 1871/1872) ifadesinden yola çıkarak, Halil Efendi Camii’nin de yaklaşık bu tarihte inşa edilmiş olabileceğini söyleyebiliriz. (Resim 19). 30 Derviş Bey Camii’nin ayrıntılı mimari tasviri için Bkz. (Cantay, 1999, s. 20) 38 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış B.Ardahan’da Çarlık Rus Dönemine Ait Yapılar 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı ardından imzalanan Ayastefanos Antlaşması (3 Mart 1878) ile Kars, Batum ve Doğubeyazıt’la birlikte Ardahan da Rus hakimiyetine girmiştir. Bu dönemde Kars; Ardahan, Oltu ve Kağızman sancaklarından oluşan bir oblast (genel valilik bölgesi) şeklinde örgütlenerek Ardahan ve Göle buraya bağlanmıştır. Çarlık Rus idaresi, 1855 tarihli Arazi Nizamnamesini uygulayarak Ermeni, Rum, Yezidi, Süryani (Asuri) gibi Anadolu halkı ile Ukraynalı, Malakan (Molokan)31, Duhabor (Dukhobor)32, Alman ve Estonyalı toplulukları Kafkasya’dan getirerek sistemli bir şekilde buralara yerleştirmiştir.


33. Bu oblast yönetimi 1917 Rus devrimine kadar sürmüştür. 1.Tat34 Abdullah Karaca Konağı 30L.3C4 Pafta, 275 Ada, 10 Parsel’de kayıtlı ve bugün hisseli özel mülkiyete ait bir yapıdır.


Kongre Caddesi ile İnönü Caddesi’nin kesiştiği noktada, kent merkezine oldukça hâkim bir konumda inşa edilmiştir (Çizim 335; Resim 20). Halk arasında Kulüp Binası olarak da tanınmaktadır. Yapı, bodrum+2 katlıdır. U şeklinde bir plân şemasına sahiptir.


Bugün, 31 Rus kökenli olan Malakanlar; silahlı savaşa karşı olan, kilise ve din adamı otoritesine karşı çıkan ve Hıristiyanlığı ilk ortaya çıktığı dönemlerde olduğu gibi aracısız yaşamaya çalışan, bu nedenle de ülkeden ülkeye göç etmek zorunda kalmış bir halktır.


Rusya’da gördükleri baskı sonucu Kars’ın Zöhrap, Atçılar, Çalkavur, Şahnalar, Çakmak, İncesu, Karakale’ye ve Ardahan’a yerleşen yaklaşık 11 bin kadar Malakan ve Duhabor olduğu ifade edilmektedir. Bkz. http://www.molokane.org/places/Turkey/Erzurum/2011_conference.html; Malakanlar için ayrıca Bkz. (Türkdoğan, 2005); (Ural ve Kuzucu (ed.) 2009). 32 Duhaborlar, dindar ve muhalif Rus Ortodoks bir gruptur. Yüksek ideallere sahip bir lider olarak tanınmış Peter V. Verigin’den ilham alarak, militarizm ve şiddetin her türlüsüne karşı kararlı duruş benimsemiş bir grup olarak bilinmektedirler.


Bu topluluğa, 1785 yılında Rus-Ortodoks kilisesi başpiskoposu Ambrosius “güreşçi ruhlar” anlamına gelen “Doukho-bortsi” adını vermiştir. 1899 yılında yaklaşık 7500 Duhabor, Kanada tarafından Assiniboia/Saskatchewan toprakları olarak bilinen yere göç etmeleri için davet edilmişlerdir. Bkz. http://doukhobor-museum.org/history/ 33 Bkz. (Koltuk., Sağlam, 2009); (Öztürk, 1992); (Yılmazel., Öğüt, 1992); (Ababay, 1987, s. 149); (Koltuk., Sağlam, 2009, s. 10); (Öztürk, 1992, s. 11); (Serbest, B., Demirci, N. S., 2007, s. 2722- 2726) 34 “Tat”, ifadesi Türk Dil Kurumu’nda “Türklerin egemen olduğu yerlerde yaşayan Arap veya İranlılar” şeklinde tanımlanmaktadır. https://sozluk.gov.tr/ Ababay’ın ifadesiyle, İran’daki Türkler’in kendileri için kullandıkları bir lâkaptır. Buna karşın, İranlılar Türkler’i “Tacik” olarak adlandırmışlardır.


Bkz. (Ababay, 2007, s. 70) 35 Bu makalede yer alan Tat Abdullah Karaca Evi’ne ait mimari çizim, Ardahan İli Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivindeki mimari çizimler ile karşılaştırılarak S. Patacı tarafından yapılmıştır.



39 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) üst katında avukatlık büroları, zemin katında ise işyerleri vardır. Plastik açıdan vurgulanmış olan ön/batı cephede rustik ve bosajlı taş kaplama kullanılmıştır36. Kat bölümlenmesi cephede silmelerle belirginleştirilmiştir. Yalancı sütunlar, saçak silmeleri boyunca devam eden diş motifi, pencerelerin taşıntı yapan söve kaplamaları, kilit taşları, konsollar ve ferforje giriş sundurması cephedeki başlıca plastik unsurlardır. Dönemine ait yaygın bir uygulama olan alçıpan süslemeler (Resim 21) ve peç ısıtma sistemi (Resim 22) iç mekânda dikkati çeken unsurlardır. Konak, kitabesine göre 1910 yılında inşa edilmiştir. Yapı ön cephesinde yer alan kitâbesinde 1910 tarihi ve hemen altında “Allah’ın yardımı” anlamına gelen ve fetih suresi 1. ayetin ilk sözcükleri olan “Nasr min Allah” ve ardından “Maşallah” ifadeleri Arap harfleriyle yazılmıştır. (Resim 23). Yapının gerek ön cephe süslemelerinde gerekse iç mekân düzenlemelerinde Barok, Rokoko, Art-Nouveau ve Neoklasik olmak üzere birden fazla üslûbun ögelerine rastlanmaktadır. Bu nedenle yapının Eklektik (Karma-Seçmeci) bir üslup özelliği gösterdiği söylenebilir37. 1994’te tescil edilen konak, 2005’te basit bazı onarımlar görmüştür. 2011- 2012 yılları arasında restore edilmiştir. 2012, 2014 yıllarında da çeşitli basit onarımlar geçirmiştir. 2.Hamşioğlu Konağı (Tarihi Kongre Binası) Ardahan kent merkezinde, kentin ana caddesi olan Kongre Caddesi üzerindedir. (Çizim 4, Resim 24). 1919’da Kars’ta kurulmuş olan Cenubi Garbi Kafkas Cumhuriyeti’ne38 bağlı “Cenubi Garbi Kafkas Hükümet-i Muvakkata-i 36 “Köy işi, taşra işi” anlamlarına gelen” Rustik (Lat. Rusticus, Fr. Rustique) ve “yüzeyden kabartmalı, yüzeyden taşkın” anlamına gelen Bosaj (Fr. Bossage) terimleri için Bkz. (Hasol 1998, s. 96, 389); (Arseven, 1952, s. 1731-1732) Bu tarz cephe tasarımları aynı dönem Kars yapılarında da yoğun olarak rastlanmaktadır. Örnekler için Bkz. (Alp, Yaşlı, Özdemir, 2009); (Serbest, Demirci, 2007) 37 Gündoğdu, Akkoş’un Binası olarak tanıttığı bu yapı için: “Ön cephede yüzeyden ileri taşırılmış profiller, çerçeveler, pencere ve korniş hatları Ampir Üslup özelliklerini aksettirmektedir” değerlendirmesini yapmıştır. (2000, s. 236) 38 Birinci Dünya Savaşı’nı sonlandıran 1919 tarihli Mondros Ateşkes Antlaşması maddesi gereğince Osmanlı kuvvetleri yöreden bir kez daha çekilmek zorunda kalmıştır. Ortaya çıkan yönetim boşluğunda, olası Ermeni ve Gürcü işgaline karşın, livanın idaresi Ocak 1919’da Kars merkezli Kars Milli Şura Hükümeti teşkilatına bırakılmıştır. Söz konusu teşkilata, ilerleyen süreçte Cenubi Garbi Kafkas Hükümet-i Muvakkata-i Milliyesi adı verilerek, meclisi, anayasası ile bir devlet niteliği 40 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış Milliyesi” (Güneybatı Kafkasya Geçici Hükümeti)’nin, kuruluşu ve ilkeleri gibi önemli konuların görüşüldüğü 3-5 Ocak ve 7-9 Ocak tarihli kongreler bu binada düzenlendiği için Kongre Binası olarak tanınmıştır. Yola paralel şekilde dikdörtgen plânlı ve tek katlı olarak inşa edilmiştir. Yapıya güney cephede sağlı sollu eklenmiş kare plânlı simetrik iki kanat, plân şemasına U formu kazandırmıştır. Konak, 1911 tarihlidir. Ön/kuzey cephesi taş oyma süslemelerle yoğun şekilde süslenmiştir (Resim 25). Yapının bu cephesinde ekleme, çıkarma gibi müdahaleler yapılmadığı için orijinal yapısını koruyarak günümüze gelebilmiştir. Cephe düzenlemesi ve sahip olduğu taş işçiliğinin etkisiyle süsleme kompozisyonu açısından yapının en gösterişli cephesi bu cephedir. Duvar kenarları ile pencere sövelerinde, bu dönem yapılarda çok yaygın rastladığımız, düzgün kesme blok beyaz andezit taşlardan, kaplama tekniği dikkati çekmektedir. Cephenin orta aksı üzerinde, çatı seviyesinde başlayan yuvarlak kemerli alınlık yapıya da anıtsallık katmıştır. Yapıya ait eski resimlerden, kuzey cepheden görülen bir çatı katı39 penceresi olduğu ancak bu yapı ekinin günümüze ulaşmadığı anlaşılmaktadır. Yapının iki ana girişi vardır ve ön cephededir. Diğer cepheler ön cephenin aksine daha yalın bir düzenlemeye sahiptir. Bu cephelerde duvarlar, bazalt taşlardan moloz duvar örgüsü kullanılarak inşa edilmiştir. İç mekânlarda, en dikkat çekici süslemeler, tavanlarda, duvar üst bölümünü dolaşan frizlerde ve peç duvarlarında rastlanan, Barok, Rokoko ve Ampir40 tarzdaki gösterişli altın yaldız alçı kabartmalardır. Konak, ön cephede ağırlıklı olmak üzere, tüm cephelerindeki süsleme kompoziyonu, vitray düzenlemeleri (Resim 26), alçıpan tavan süslemeleri (Resim 27) ve ferforje kullanımı (Resim 28) kendine özgü bir Art Nouveau41 yorumunu yansıtmaktadır. Esasen, klasik dönem ile modern mimari kazandırılmıştır. Cenubi Garbi Kafkas Hükümeti hakkında (Zeyrek, 2013, s. 11-16); (Saylan, 2003) 39 Bkz. Hamişoğlu Bey Konağı Restitüsyon Raporu, İl Özel İdaresi Arşivi. 40 Avrupa menşeli Barok, Rokoko, Ampir üsluplar hk. bilgi için bkz. (Bakır, 2003); (Hasol, 1998, s. 73-76, 382); (Arseven, 1950 (I), 175-176); (Arseven, 1950 (4), 1676); (Percier, Fontaine, 1991); (Beunat, 1974) 41 1890’lardan başlayıp hemen hemen Birinci Dünya Savaşı’na kadar süren Avrupa merkezli Art Nouveau, Afrika’dan Kuzey Amerika’ya kadar popüler olmuştur. Art Nouveau Üslûbu; Hollanda, Danimarka, Norveç, Finlandiya, İsveç gibi kuzey Avrupa ülkelerinin yanı sıra, folklorik öğeleri ve yerel teknikleri akımın özellikleriyle birleştiren Orta Avrupa’ya yayılmış ve oldukça rağbet görmüştür. Asimetrik kurgulu plânlar, demirin yapı malzemesi olması, camın ikincil malzeme olması, masif 41 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) arasındaki geçiş akımı olarak da nitelendirilen Art Nouveau ulusal varyantları olan uluslararası bir stildir. Konak iç mekânında, tavan yüzeyinde ve peç duvarlarında yer alan alçı kabartma süslemeler ise Avrupa menşeli Barok, Rokoko ve Neoklasik üslup etkileri taşımaktadır. Yapının tarihini veren kitabe taşı, alınlık kemeri hizasındaki iki pencerenin üstünde bulunmaktadır (Resim 29). Bu kitabe taşının iki yanında, kesme taşların oluşturduğu silmeli ve yatay dikdörtgen kartuşlar yer almaktadır. Kartuşların içi boştur. İki satırdan oluşan kitabede ilk satırda, “Sene 1329, 1911 Maşallah”, kartuş içine alınmış ikinci satırda ise Arapça “İnnâ fetehnâ leke fethan mubînâ” yazdığı okunmuştur42. Bu ifade Fetih suresi 1. ayetten alıntıdır; ve “şüphesiz biz sana apaçık bir fetih yolu açtık” anlamına gelmektedir43. Alınlık kemerinin hemen altında 4 kitabe taşı daha vardır. Bunlardan en üstteki taşın yüzeyi bitkisel motifli bir çerçeve dışında yazısızdır. Hemen altına yan yana 3 taştan ortadaki kiremit renkli ignimbrit taş yüzeyine Arapça “nasr minallâh ve feth karib yazısı işlenmiştir. Bu ifade ise Saff suresi 13. Ayet’ten alıntıdır; ve “Allah’tan yardım ve yakın bir fetih. İnananları müjdele” anlamına gelmektedir44. Sağındaki ve solundaki iki kitabe taşı üzerindeki yazılar ise silik olduğundan tarafımızca okunamamıştır. Yapı, geneli itibariyle bakıldığında Rus modernleşme döneminde etkili olan Avrupa sanat akımlarının kasaba mimarisi ölçeğinde yansıtıldığı eklektik bir yapıdır. Her ne kadar mimarı ve taş ustasının ismi bilinmese de, bu dönem inşaa faaliyetlerinde Ermeni ve Rum’ların yetkilendirilmiş olduğu bilinmektedir. 3.Tarihi Ardahan Köprüsü Kür Nehri üzerinde inşa edilmiştir. En geç 1878 yılına tarihlendirebileceğimiz duvarlar yerine açıkta bırakılan sütunlar, aydınlık çözümleri, merdiven ve holler plânda merkeze yerleşmiştir, Doğu’dan ödünç alınmış kemer biçimleri pencere ve kapı üstlerinde yer bulmuştur. Art Nouveau’nın etkilendiği akımlardan biri de sembolizmdir. Gerçekçiliğe karşı, düşünce, duygu ve ülküleri savunmaları ve maddeci çağa karşı çıkıp manevi değerleri öne sürerek, dinsel ve mistik konuları betimlemeyi tercih etmeleri Art Nouveau’nın simgeci yanının alt yapısını oluşturmuştur. Art Nouveau için bkz. (Yenigün, 2011). 42 Bkz. (Gündoğdu, 2000, s. 225); (Şenol, 2018, s. 314) 43 Bkz. (http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?sure=48&ayet=1); (https://www. kuranvemeali.com/fetih-suresi/1-ayeti-meali) 44 Ayetin tamamı: “Ve uhrâ tuhıbbûnehâ, nasrun minallâhi ve fethun karîb (karîbun), ve beşşiril mû’minîn (mû’minîne). Bkz. (http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?sure=61&ayet=13) 42 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış Tarihi Ardahan Köprüsü bugünkü demir konstrüksiyonlu haliyle Rus idaresi dönemine aittir (Resim 30). Ancak, Rus arşivine ait bir fotoğraftan, Türk-İslâm döneminde de burada bir ahşap köprü bulunduğu anlaşılmaktadır (Resim 31). Köprünün 1890 yılında yandığını yine aynı arşiv fotoğrafının arkasına düşülen nottan öğrenmekteyiz. Bu ahşap köprü, Rus ressam Alexei Danilovich’in (1851-1895) “5 Mayıs 1877 Ardahan Kalesi’ne Rus Saldırısı” isimli tablosunda da tasvir edilmiştir (Resim 32). 4. Dursun Soylu Evi Halil Efendi Mahallesi’nde Cami Sokak’tadır. Konak görünümündeki tarihi ev, 19. yüzyıl sonlarında45 inşa edilmiştir. Kareye yakın dikdörtgen plânlı ve iki katlı olan konutun duvarları, üst kat zemin seviyesine kadar harçlı ve moloz taşlarla; üst katı ise düzgün kesme bazalt ve ignimbrit taşlarla örülüdür. (Resim 33). Mazgal pencerelerle çevrili zemin katın ahır ve depo olarak kullanıldığı üst katın ise konutu oluşturduğu anlaşılmaktadır. Yapının kuzey cephede, merdivenli bir girişi vardır. Üst katın, doğu ve batı dış cephelerinde kapı açıklıkları göze çarpmaktadır. Bu açıklıklar, döneminde bu cephelerde demir veya ahşap balkonların var olduğunu düşündürmektedir. Zemin katın, doğu cephesindeki basık kemerli iki büyük kapı ise atlı/arabaların girişi için düzenlenmiş olmalıdır (Resim 34). 5. Karakadıoğlu Evi Halil Efendi Mahallesi’nde yer almaktadır. 19. yüzyıl sonlarında inşa edilen yapının, Ardahan merkezdeki en eski konutlardan biri olduğu düşünülmektedir46. Dikdörtgen plânlı ve tek katlı olan yapı yenilenmiş ve orijinalliğini büyük ölçüde kaybetmiştir. Günümüzde de konut olarak kullanılmaktadır. Düz çatılıdır. Ön ve arka cephede birer girişi vardır. Gündoğdu, ön cephedeki kapının sol tarafında bitkisel kabartma süslemeli bir taş tespit etmiştir (Resim 35)47. Yapıda, çatı saçak kornişindeki çörten uygulaması ayrıca dikkat çekicidir (Resim 36). 6. Abdullah Öğüt Evi Kars Caddesi üzerindedir; Abdullah Öğüt Evi olarak bilinmektedir. (Resim 45 (Gündoğdu, 2000, s. 230) 46 (Gündoğdu, 2000, s. 233) 47 (Gündoğdu, 2000, s. 233) 43 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) 37). Yapı dikdörtgen plânlı ve tek katlıdır. Yan cepheler ve arka cephe harçlı moloz ve kaba yonu taş örgüdür. Uygunsuz müdahalelerle, bugün de kullanılmakta olan yapının özellikle arka cephesi yıkılmaya yüz tutmuştur. Düzgün kesme bazalt taş kaplamalı ön cephesi, oluk silmeli pilastrla düşey olarak bölümlenmiştir. Yapının girişi, ön cephe orta aksındadır. Ön cephede 5 pencere açıklığı vardır. Bunlardan ikisi girişin solunda, üç tanesi sağındadır. Düz kemerli kapısının kilit taşındaki kabartma bitkisel motif ile onun hemen üzerinde yuvarlak kemer motifi dikkati çekmektedir. Kemer motifi içine kazıma ile yapının inşa tarihi olan 1911 ve evin sahibinin isminin baş harfleri olabilecek Ermenice üç harf işlenmiştir (Resim 38). 7. İsmet Avşar Evi Kars Caddesi’nde, Abdullah Öğüt Evi’ne yakın konumdaki bu konut da dönemin dikkat çeken yapıları arasındadır (Resim 39). Girişin sağındaki pencerenin kilit taşına 1910 tarihi işlenmiştir. Bu tarihin hemen altında yer alan Ermenice harfler, yapının bir Ermeni aileye ait olduğuna işaret etmektedir (Resim 40). Tek katlı, dikdörtgen plânlıdır. Bugün de konut olarak kullanılan yapının iç mekânı incelenememiştir. Yapının girişi ön cephe orta aksındadır. Giriş sonradan ahşap konstrüksiyonla kapatılmıştır. Abdullah Öğüt Evi’nde olduğu gibi girişin sağında 2 solunda 3 olmak üzere 5 pencere açıklığı vardır. Girişin solundaki ilk pencerenin kilit taşındaki kabartma bitkisel motif dışında, yalın ve süslemesiz bir yapıdır. 8.Ermeni Konutu Mareşal Fevzi Çakmak Paşa Caddesi’nde, Milli Egemenlik Parkı karşısındadır (Resim 41). İki katlıdır. Giriş, binanın ön cephesinin köşesinde konumlandırılmıştır. Döneminde bir Ermeni aileye ait olduğu ifade edilen yapıda, basık kemerli girişin kilit taşında Ermeni sanatına ait ve palmet kompozisyonlu bir haçkar48 dikkati çekmektedir (Resim 42). Günümüzde, restoran olarak işletmeye açılmıştır. 48 Haçkar sözcüğü, Ermenice khaç” ve “khar” sözcüklerinden oluşan bileşik bir sözcüktür. Türkçe karşılığı “haç-taş” veya “taştan haç”tır. Haçkarlar, basit bir anlatımla, mimariye bağımlı veya bağımsız dikdörtgen taş blokların yüzeyinde, merkezde bir haç motifi yer alacak şekilde bitkisel ve geometrik süslemeli çerçevelerle sınırlandırılmış kompozisyonlardan meydana gelmektedir. Ermeni sanatına özgü olan haçkarlar, bir tür adak steli olarak düşünülebilir. Birçok araştırmacı haçkarların kökenini, Urartu ve erken Orta Çağ stellerine dayandırır. Ermenilerin yaşamış olduğu her yerde üretilmiş olan sayısız haçkar örneğinden bir kısmı günümüze gelebilmiştir. (Kızgın, 2018, s. 323) 44 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış 9. Mustafa Yılmaz Evi Kongre Caddesi üzerinde Valilik Binası yanında yer alır (Resim 43). Dikdörtgen plânlı ve tek katlıdır. Her yönde düzgün kesme bazalt taşlarla kaplı yapının, bina eteğinde bosajlı taş uygulaması dikkati çekmektedir. Caddeye bakan kuzey cepheyi ortalayan bir giriş kapısı, bu girişin sağ tarafında 3, sol tarafında ise 4 olmak üzere dikdörtgen formlu pencere açıklıkları yer almaktadır. Batı cephede, iki pencere açıklığı ve hemen üstte, çatı katına ait olduğu anlaşılan bir pencere açıklığı bulunmaktadır. Yapı doğu cephede başka bir yapıya bitişik vaziyettedir. Çarlık Rus idaresi sonlarına yakın inşa edilmiştir.


Binanın, bir dönem Teşkilat-ı Mahsusa tarafından kullanıldığı, 1935 yılında ise Mustafa Yılmaz ailesine geçtiği, yerli halk tarafından, ifade edilmektedir. Yapı, özel mülkiyet olduğundan iç mekânları incelenememiştir. 10. Ardahan İl Halk Kütüphanesi Binası Kongre Caddesi üzerinde, Milli Egemenlik Parkı’nın karşısında, yer almaktadır (Resim 44). 1910 tarihlidir. U plân şemalıdır. U planın kollarını oluşturan iki yandaki yapıların, ön cepheye bakan yüzünde profilli silmelerle oluşturulmuş üçgen çatı alınlıkları yapıda dikkati çeken unsurlardır. Tek katlı bir yapıdır. Yol kotu yükseltildiğinden, subasman kısmen yol altında kalmıştır. Yola bakan ön cephesi düzgün kesme taş kaplı olan yapının arka cephesi kaba yonu bazalt ve andezit taşlarla örülüdür (Resim 45). Yapının iki girişi vardır. Ön cephedeki giriş, soldaki yapı kanadının ortasında, ikinci giriş ise arka cephe orta aksındadır. Ön ve arka cephelerde 8’er pencere açıklığı düzenlenmiştir. Bir dönem T.C. Başbakanlığı Ardahan Tapu Kadastro Müdürlüğü olarak kullanılmıştır. Tapu Kadastro Müdürlüğü olarak kullanıldığı dönemde gerçekleştirilen iç mekân bölümlenmesi ile özgün plânın mekân düzenlemesi büyük ölçüde değişmiştir49. Bugün İl Halk Kütüphanesi olarak hizmet vermektedir. 11. Ankara Palas Oteli Şehir merkezinde Kars Caddesi üzerinde yer alan yapı, Kasap Derviş Evi olarak tanınmaktadır (Resim 46). XIX. yüzyıl sonu ile XX. yüzyıl başlarına 49 Söz konusu yapı ile ilgili bilgiler, Ardahan İl Özel İdaresi raporlarından alınmıştır. 45 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) tarihlenmektedir50. Dikdörtgen plânlı, iki katlı bir yapıdır. Düzgün kesme bazalt taşlarla örülüdür. Yola bakan doğu cephedeki üst kat balkonu ahşap konstrüksiyonla tamamen kapatılmış, bu haliyle bir cumba görüntüsü kazanmıştır. Bir dönem otel olarak işlev görmüştür. Günümüzde alt katında dükkânlar bulunmaktadır. Üst katı ise boştur. Yapının iç mekân düzenlemesinin orijinalliğini büyük ölçüde kaybettiği anlaşılmaktadır51. Değerlendirme ve Sonuç Ardahan’daki Türk-İslâm dönemi mimari dokusu ile ilgili en eski bilgilere Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nden ulaşmaktayız. Gürcistan’ı da içine alan yolculuklarında Ardahan’a da uğrayan gezginin verdiği bilgilere göre, 17. yüzyıl Ardahan’ında bugünkü kale ve yakın çevresini, eski toprak örtülü ve tümü mihrâb (müstâkil) evler oluşturmaktaydı. Şehirde ayrıca, mescitler, sıbyan okulları, yer yer küçük hanlar bulunuyordu. Gezginin belirttiğine göre, Ardahan’da aşevi, medrese52 ve dar’ül-kelâm yoktu. Yine aynı kaynakta yer alan bilgiye göre şehirde Kaya Paşa53 isimli bir hanedan meşhurdu54. Ne yazık ki Ardahan Kalesi dışında bahsi geçen dönem yapılarından günümüze ulaşan bir örnek bulunmuyor. Esasen, Halil Efendi Mahallesi olarak bilinen mahal, bugün de taşra görünümündedir; ve harçlı moloz-yığma taşlarla oluşturulmuş tek katlı müstakil evler Evliya Çelebi’de ifade edilen eski geleneği adeta çağrıştırmaktadır. H. 1288 (M. 1871-72) tarihli Erzurum Vilayet Salnamesi’ni incelediğimizde ise, Çıldır Sancağı’na bağlı kaza statüsünde kayıtlı olan Ardahan’da 59 cami, 30 İslâmi sıbyan mektebi, 100 medrese, 1 hamam, 4 han, 155 dükkân ve 2.007 hane kaydedildiğini öğreniyoruz55. Bu rakamlar, günümüze ulaşamayan yapıların niteliği 50 (Gündoğdu, 2000. s. 224) 51 (Gündoğdu, 2000. s. 224) 52 M. Koltuk ise, Çaldıran Savaşı’ndan (1514) sonraki döneme gönderme yaparak, Ardahan Medresesi’nden birçok şair, bilgin ve paşanın yetiştiğini belirterek bu dönemde Ardahan’da bir medresenin varlığına işaret etmiştir. (Koltuk, Sağlam, 2009, s. 9) 53 1826 tarihli bir arşiv belgesinde, Ardahan kazasının, “yurtluk ocaklığı ümerasından, Kaya Paşa-zade Ali Bey’in oğlu Derviş Hamza Bey” ifadesine rastlanmaktadır. Bkz. (Koltuk, Sağlam, 2009, s. 184). Bu ifadeden, Kaya Paşa’nın, Ardahan’ın atabeklik dönemindeki sancak beylerinden olduğu anlaşılmaktadır. 54 (Dankoff, Kahraman, Dağlı, 2011, s.165). 55 (Erzurum Vilayeti Salnamesi, H. 1288, s. 150) 46 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış ve sayısı hakkında fikir vericidir. Cami ve mescidler hariç tutulursa, Ardahan’da bugün bahsi geçen yapı türlerinden herhangi birine rastlanmamaktadır. Eski şehir ve yeni şehir sınırları dahilinde günümüze ulaşan Türk-İslâm dönemi tarihi yapı stoğunun tamamına yakını cami ve mescidlerden oluşmaktadır. Bu çerçevede, Mevlid Efendi Camii, Halil Efendi Camii, Derviş Bey Camii ve Müderrisoğlu Camii olmak üzere 4 cami bulunmaktadır. Eski şehirde yer alan fakat tamamen yenilenerek orijinalliğini kaybetmiş olduğu için makalemizde yer vermediğimiz Ordu Camii ile bu sayı ancak 5’e ulaşmaktadır. Diğer taraftan, Ardahan’ın merkezi ve ilçelerini kapsayan araştırmamız sırasında; Merkez, Posof, Hanak, Çıldır’da olmak üzere 32 tane tarihi cami tarafımızca belgelenmiştir. Bunlar içinde henüz tescil edilmemiş olanlar da mevcut olduğu gibi; Merkez-Mevlid Efendi, Çıldır-Gölbelen Köyü ve Çıldır-Kayabeyi Köyü camileri kiliseden çevrilmiş camiler olarak ayrı bir grup oluşturmaktadır56. Eski şehirdeki Türk İslâm dönemi eserlerinin en erken tarihlisi hiç kuşkusuz Ardahan Kalesi’dir. Kale şehre hâkim bir tepededir. Topoğrafya ile uyumlu şekilde inşa edildiği için düzgün olmayan dörtgen bir plâna sahiptir. Kalenin güney sur duvarı en uzun kenarı oluşturmakta ve Kür Nehri’ne bakmaktadır. Kale; dört köşesindeki, dörtgen ve çokgen plânlı dört kule dışında batı sur duvarında 3, kuzey sur duvarında 2, güney sur duvarında 4 ve doğu sur duvarında 2 burç ile daha desteklenmiştir. Ardahan Kalesi’nin ilk inşa tarihi bilinmemektedir57. Anadolu’nun Türkler tarafından fethi sürecinde ele geçirildiği ve kullanıldığı, kalenin giriş kapısı güneyindeki destek burcunda tespit ettiğimiz Selçuklu üslubundaki arslan kabartmasından da anlaşılmaktadır. Arşiv belgelerinin ve tarihi kaynakların verdiği bilgiye göre çok sayıda onarım geçirdiği anlaşılan Ardahan Kalesi, bugünkü görünümünü Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki onarımla kazanmıştır.



Kentin kalesi gibi gözde sembollerinden biri de Yıldızlı Dağ’daki sahipsiz, yolu olmayan ve her geçen gün tahrip edilip, yok olan Ramazan Tabyasıdır. Ardahan’ın en önemli tarihi mekanlarından biri olan ancak bulunduğu dağın hemen altında ki Türk bayrağını temsil eden ve Yıldır Dağı adını alan ancak aynı dağın dibine dökülen şehir çöpü kokusu ve gölgesinde kalan Ramazan Tabyası  geçmişi Urartulara dayanan Selçuklu ve Osmanlı döneminde onarılıp kullanılan tabya, özellikle Rusların işgalinde Türk askerince savunma amaçlı kullanılmıştı.


Bu onarıma ait tarih kitabesi kale giriş kapısında yer almaktadır. Kars ve Erzurum başta olmak üzere civar bölgelerde Ardahan Kalesi 56 Söz konusu araştırmamız, ilerleyen zamanda yayımlanmak üzere hazırlık aşamasındadır. 57 Anadolu’yu yurt edinen Türkler pek çok yeni kale inşa ettikleri gibi stratejik bakımdan önemli yerlerdeki eski kaleleri de onarmışlardır. Birçok yeni bölümlerin eklenmesi sonucunda birer Türk kalesi haline gelen bu yapıların, tarihlendirilmesi ve döneminin saptanması zorlaşmaktadır (Boran, 2002, s.3). 47 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) ile benzer plan özelliklerine sahip bir kale tarafımızca tespit edilememiştir. Kars ve Erzurum kaleleri; bir iç kale ile onu çevreleyen ve halkın ikamet ettiği dış kaleden oluşan bir düzenlemeye sahipken, Ardahan Kalesi bugünkü haliyle, tek sıra surla çevrili, daha küçük ölçekli bir iç kale görünümündedir. Ardahan’daki Türk-İslâm dönemi yapılaşmasından günümüze ulaşan az sayıdaki camilerden, Derviş Bey Camii (1868-69) dışındakiler bugün Halil Efendi Mahallesi olarak adlandırılan eski şehirde yer almaktadır. Harim bölümündeki zengin ahşap işçiliği ile dikkati çeken Derviş Bey Camii, örtü sistemi ile de farklılık göstermektedir. Cami, içte ahşap bir kubbe ile dışta ise düz damla örtülmüştür. Yanık Camii veya Halil Efendi Camii adlarıyla tanınan cami eski şehirdeki diğer önemli yapı olarak öne çıkmaktadır. Eski şehire adını vermiş olan ve döneminde nüfuz ve hayır sahibi olduğu anlaşılan Halil Efendi tarafından yaptırılmıştır. 19. yüzyıla ait olan cami, Kurtuluş Savaşı yıllarına dayanan acı dolu hikayesi ile kentin tarihi ve toplumsal hafızasının bir parçasını oluşturmaktadır. 1920’lerde Ermeni çetelerce yakılan söz konusu cami, günümüze ulaşamamıştır. İnşa edilmiş olduğu alanda, ölen 370 Müslüman-Türk anısına bir anıt dikilmiştir. Bugün, Hamşioğlu Rasim Bey Konağı (Tarihi Kongre Binası) avlusunda duran ancak bu camiye ait olduğu anlaşılan su hayratındaki kitâbede okuduğumuz “Uçanlı/Oçanlı? el-Hac Halil Ağa hayrat sene 1288” (M. 1871/1872) bilgisine dayanarak, caminin inşasının da bu tarih civarında olduğunu düşünmekteyiz. Müderris İbrahim Efendi Camii ise eski şehirdeki en erken tarihli camilerden biridir. Caminin kapı kemer köşeliğindeki kartuş içinde yer alan Osmanlıca “Amel-i Osman sene 1185” ibaresindeki tarih (M. 1771-1772) caminin yaklaşık bu yıllarda inşa edildiğini düşündürmektedir. Diğer taraftan, Gündoğdu’nun (1992), harim güney-batı köşesindeki mazgal pencere altında tespit ettiği ancak bugün mevcut olmayan panodaki H. 1315 (M. 1897) tarihi dikkate alındığında ise, harimin bu tarihte yenilenmiş olduğunu söyleyebiliriz.


Cami, 2017 yılına kadar metruk ve yıkılmaya yüz tutmuşken aynı yıl onarılarak hayata döndürülmüştür. Yine eski şehirde yer alan Mevlid Efendi Camii ise, kiliseden dönüştürülmüş bir cami olarak farklılık arz etmektedir. 1701/1702 (H. 1113) tarihinde inşa edildiğini 48 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış belirten yayınlar olsa da bu tarihi veren kitabe günümüze ulaşmamıştır. Makalemizde yer alan camiler genel olarak değerlendirildiğinde; tavan örtüsü, kadınlar mahfili, minber, vaiz kürsüsü, döşemeler ve taşıyıcı ayaklar gibi elemanların ahşap; duvarların ise kagir ve taşıyıcı özellikte olduğu dikkati çekmektedir. Bu özellikleriyle, kökeni Orta Asya’ya uzanan, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de uygulanmış olan mimari tarzı yansıtmaktadırlar58. Esasen, Ardahan genelindeki tarihi camilerde de aynı mimari tarzın yaygın olduğu araştırmamız sırasında görülmüştür. Kimi mimari elemanların (kapı, mihrab, minber, vaiz kürsüsü, kadınlar mahfili vb.) kuruluşlarında da ortak eğilimlerin varlığı dikkati çekmiştir.


Örneğin; Müderris İbrahim Efendi Camii’nde gördüğümüz mihrab ve giriş kapısı kurgusunun benzerlerine Posof-Türkgözü Köyü, Hanak-Börk Köyü, merkez Ölçek Köyü camilerinde de rastlanmıştır. Söz konusu düzenlemenin, döneminde Ardahan’daki diğer pek çok tarihi camide de yaygın bir uygulama olduğu; ancak zaman içindeki yenilemelerle bu elemanların orijinalliklerini tümüyle kaybettikleri anlaşılmaktadır. Ardahan’daki Çarlık Rus idaresi dönemi yapıları, görece olarak günümüze çok daha fazla sayıda ulaşmıştır. Bu nedenle daha ayrıntılı bir değerlendirme yapmaya imkân vermektedirler59. Çarlık idaresi bölgede hâkim olduğu diğer yerleşmelerde olduğu gibi Ardahan’da da yeni bir şehir plânı oluşturmuştur. 204. Rus Piyade Alayı’nın Ardahan’da görev yapıyor olmasından burasının askeri bir merkez haline getirildiği anlaşılmaktadır60. Ancak, Rus askeri yapıları günümüze ulaşmamıştır. Bugün ayakta olan binaların tamamına yakını sivil konutlardan oluşmaktadır. Ardahan kent merkezinin günümüzdeki mimari dokusu -Kongre Caddesi, Atatürk Caddesi, İnönü Caddesi başta olmak üzere- birbirine bağlanan cadde ve sokaklarıyla, caddeler boyunca karşılıklı düzenlenmiş sıra dükkanları ile, konak tarzı sivil mimari örnekleri ile ve daha küçük boyutta inşa edilmiş konutlar ile o dönemdeki dönüşüm ve değişimi halen hissettirmektedir. 58 Ahşap direkli ve tavanlı camiler hakkında bkz. (Kuran, 1973, s. 121) 59 Ardahan’a yakın örnek olarak Kars’taki Çarlık Rus idaresi döneminde inşa edilmiş konutların mimari özellikleri ve ayrıntılı tipolojik değerlendirmeleri için bkz. (Çiftçi, 2000) Adı geçen mimarlık tezi; Kars’taki konut mimarisinin özelliklerini ayrıntılı şekilde ortaya koyması yanında, Rus mimarisi ve Gümrü mimarisiyle etkileşimleri de konu almasıyla özgün bir çalışmadır. 60 (Serbest, Demirci, 2007, s. 2728) 49 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) Yapılar tek katlı veya iki katlıdır. U plan şeması yaygın olarak kullanılmıştır. Büyük konutlarda ön cephede 2, arka cephede de 1 girişe rastlanmaktadır. Ön cephedeki ana giriş her zaman bir hole açılmaktadır. Daha küçük boyutlu konutlarda, ön cephe orta aksında olmak üzere tek giriş vardır. Yine büyük konutlarda odalar hem giriş holüyle hem de birbirleriyle bağlantılı olacak şekilde kurgulanmıştır. Yapılarda malzeme olarak andezit, bazalt ve volkanik bir kayaç olan ignimbrit taş kullanıldığı, ön cephelerde düzgün kesme andezit ve ignimbrit taş duvar örgüsü kullanılırken, yan ve arka cephelerde düzgün kesme bazalt taşlarla birlikte moloz taşların kullanıldığı görülmektedir. Duvarlar taşıyıcı olduğundan kalındır; yığma ve kaplama teknikleriyle oluşturulmuştur. Yapı ön cephelerinde süslemelere rastlanırken; diğer cepheler yalındır. Ön cephelerdeki kaplama ve süslemelerde kolay işlenebilir olduklarından kırmızı ignimbrit ve andezit kullanılmıştır.


Cepheler, silmeler ve yalancı sütunlarla bölümlenmiştir. Konsollar, söve taşları, kilit taşları, bordürler cephelerdeki plastik etkiyi arttırıcı unsurlar olarak kullanılmıştır. İklimsel koşullarla da bağlantılı olarak binalarda girişin önünde üzeri kırma çatılı sundurmaların düzenlendiği dikkati çekmektedir. Yine iklimle uyumlu olarak pencerelerin dikdörtgen formlu ve iki kat ahşap kasalı olduğu görülmektedir. Zeminler ahşap kaplamadır. Çatı örtüsü olarak; beşik çatı, düz dam veya kırma çatıya rastlanmaktadır. Yapılarda ısıtma, peç61 adı verilen ve duvarlar içindeki kanallar vasıtasıyla ısının tüm odalara yayıldığı bir sistemle sağlanmıştır. Büyük konutlarda, balkon, sundurma, merdiven korkulukları gibi elemanlarda ferforje kullanımı dikkati çekmektedir. Bu dönem yapılarının birçoğunda dışarıdan veya içeriden ulaşılabilen ve depo olarak kullanılan mahzenlere rastlanmaktadır. Söz konusu dönemde inşa faaliyetlerinin Ermenilere ve Rumlara verilmiş olduğu62 da bilinmektedir. Çevre düzenlemeleri ve diğer alt yapı faaliyetleri ile ilgili elimizde veri bulunmamaktadır. 61 Rus hâkimiyeti dönemindeki yapılarda sıkça rastlanan, genellikle oda duvarlarının birleştiği köşelere yerleştirilen ve altta yer alan kapaklı bölmede ateşin yakıldığı, şömine benzeri ısıtma sistemidir. Sac, demir veya tuğladan yapılabilmektedir. Bu sistemde, peç içinde yakılan ateşin oluşturduğu ısı, duvar içinde yer alan kanallar vasıtasıyla yapıyı dolaşıyor ve odaların tümünün ısınmasını sağlıyordu. 62 (Aksoy, 2004, s. 79) 50 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış Söz konusu yapıların çoğu günümüzde de konut olarak kullanıldığından iç mekân düzenlemeleri her birinde ayrı ayrı belgelenememiştir.


Mülk sahiplerinin yaptıkları değişiklikler nedeniyle, özgünlüklerini büyük ölçüde kaybettikleri anlaşılmaktadır. Hamşioğlu Konağı ve Tat Abdullah Konağı’nda tespit ettiğimiz gibi, Rus İmparatorluğu’nun modernleşme süreciyle paralel olarak, Barok, Rokoko, Neoklasik, Art Nouveau gibi Avrupa menşeli akımların etkilerini taşıyan, eklektik (karma-seçmeci) bir üslubun bu dönem mimarilerinde taşra ölçeğinde uygulandığı anlaşılmaktadır63. Çarlık Rus hakimiyeti döneminde, eski şehirdeki Dursun Soylu Evi örneğinde olsun, nehrin güneyinde kurulan yeni şehirdeki Hamşioğlu Konağı, Tat Abdullah Karaca Konağı örneklerinde olsun, kentin panoramasını baskın şekilde etkileyen mimarilerin, Türkler’e ait binalar olduğuna dikkat çekmek gerekir. Bu durum, kentte o dönemde nüfuz sahibi Türkler’in etkin olduklarının açık bir göstergesidir. Tat Abdullah Konağı, Kurtuluş Savaşı döneminde askeri karargâh olarak kullanılmış olmasıyla Ardahan kent tarihi açısından belge niteliğinde bir mimaridir. Konumu ve özgün mimari düzenlemesi ile kentin siluetine önemli katkı yapan prestijli bir yapıdır. Tat Abdullah Konağı’na adeta rakip olan Hamşioğlu Konağı ise, yine kentin tarihi dokusu içindeki anıtsal ve prestijli mimarilerin başında gelmektedir. Konak, Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı hareketinin başlangıcında, milli kongrelere ev sahipliği yapmış olmasıyla siyasi bir kimliğe sahiptir. Kitabelerinde Fetih ve Saff surelerinden alıntılanmış, “Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih yolu açtık”, “Allah’tan yardım ve yakın bir fetih. İnananları müjdele” ifadeleri dikkate alındığında, bu kimliğin yapıya daha ilk inşa döneminde yüklenmiş olduğunu söyleyebiliriz64. 63 H. Gündoğdu, Kars ve çevresindeki Çarlık Rus idaresi dönemi yapılarını Baltık Mimari Üslubu olarak kategorize etmiştir. (Gündoğdu, 2007, s. 79-99). 64 1918 yılı baharında bölgeyi ziyaret eden tarihçi Ahmed Refik’in notlarından, o dönem Ardahan’daki Türk ahalinin özgürlüğe kavuşma umudunu her daim içlerinde yaşattıklarını öğrenmekteyiz: “Ardahan halkının Türk ve Müslüman ahalisinin Osmanlılığa ve Türklüğe o derece muhabbetleri var ki, çarşı boyunca, üzerinde “Muhabbet Kıraathanesi” yazılı yerlerde devamlı gramofon çalıyorlar, millî türküleri zevk ve âhenkle dinliyorlar. Arada sırada hazin ve tesirli bir türkü, gramofonun boğuk tınlamaları arasında işitiliyor. Son nağmeleri biterken: “Yaşasın milliyet!” sedası, 51 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) Yapı her ne kadar konak olarak inşa edilmiş olsa da, resmi meclis ve hükümet binası niteliği kazanarak Türk milliyetçilik ve bağımsızlık ideallerini temsil eden kimliği ve sembolik imgelerle yüklü bir yapı oluşuyla sivil konak yapısı özelliğinin çok dışına çıkmıştır. Esasen, Ardahan’da şehrin tarihi panoramasını yansıtan çok az yapı bulunmaktadır. Bunlarda, orijinal plan ve plastik özelliklerini önemli ölçüde kaybetmiş durumdadırlar. Gerek Türk dönemi gerekse Çarlık Rus idaresi dönemi olsun, Ardahan’ın kent tarihi ve sanat tarihi için bellek oluşturan bu yapıların hassasiyetle ve en üst düzeyde sahiplenilerek korunması modern bir toplum olmanın gereği olarak önemlidir. ruhun derinliklerinden kopan bir feryat gibi yükseliyor. Milliyet duygusu, Türklük sevgisi buralarda pek yüce. Rus irfanı, Türklere, milliyet sevgisinin kıymetini anlatmış. Millî irfandan mahrumiyet, kalplerde acı bir özlem peyda etmiş. Şimdi bütün halk Rusya’nın (Çarlığın) çökmesinden faydalanmak istiyor. Eski millî hayata kavuşmak, eski şerefli mazinin parlak günlerini yaşamak arzu ediyor. Ardahan Osmanlı devrinde hakikaten şerefli bir maziye sahiptir.” http://www.ahiska.org.tr/?p=1180 52 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış KAYNAKÇA Ababay, F. (1987). Çıldır Tarihi. Ankara: Kadıoğlu Matbaası. Aksoy, D. (2004). XIX. Yüzyıl Kars Kent Dokusunun Oluşumunda Meydana Gelen Değişmeler ve Gelişmeler, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Yüzüncü Yıl Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, Van. Alp, N., Ceylan, A., Bingöl A., Topaloğlu Y. (2007). Ardahan/Çıldır Akçakale Adası Kazısı Ön Çalışma Raporu, 28. Kazı Sonuçları Toplantısı içinde (1), 375-390. Alp, N., Yaşlı, K. Z. A., Özdemir, H. (2009). Kars Kültür Envanteri 2009. Ankara: Kars Valiliği İl Özel İdaresi. Altunsoy, A. (2005). Kentsel Tarihi Çevre Koruma (Kars Üzerine Bir Deneme). (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Uludağ Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, Bursa. Arseven, C. Esat. (1952). “Rustik, Barok, Rokoko”, Sanat Ansiklopedisi içinde (C. 4). İstanbul. Bağırgan, S. (2008). Osmanlı Basınında 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi (93 Harbi). (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Celal Bayar Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, Manisa. Bakır, B. (2003). Mimaride Rönesans ve Barok, Osmanlı Başkenti İstanbul’da Etkileri. Ankara: Nobel. Bayram, F. (2005). Artvin’deki Gürcü Manastırlarının Mimarisi. İstanbul: Ege. Bayram, F., Yazar, T. (2008). Artvin, Erzurum, Ardahan İli ve İlçelerinde Gürcü Mimarisi Yüzey Araştırması- 2006, Araştırma Sonuçları Toplantısı içinde (1), 263- 284. Bayram, F., Yazar, T. (2011). Artvin, Erzurum, Ardahan İli ve İlçelerinde Orta Çağ Gürcü Mimarisi Yüzey Araştırması-2009, 28. Araştırma Sonuçları Toplantısı içinde (1), 1-18. Bayram, F., Yazar, T. (2013). Artvin, Erzurum, Ardahan İli ve İlçelerinde Orta Çağ Gürcü Mimarisi Yüzey Araştırması -2011, Araştırma Sonuçları Toplantısı içinde (2), 321-336. Beunat, J. (1974). Empire Style Designs And Ornaments, Toronto: Dover. Boran, Ali. (2002). Türk Sanatında Kale Mimarisi, Türkler Ansiklopedisi içinde (C. 7), s. 1307-1327. 53 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) Cantay, G. (1999). Ardahan’da Türk Mimarisi. Ardahan: Ardahan Valiliği. Çelik, S. (2013). Ardahan-Göle’de Tarihi ve Arkeolojik Araştırmalar. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Kafkas Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kars. Çetin, H. (2018). Ardahan ve İlçelerinde Orta Çağ ve Sonrası Türk İslâm Mimarisi. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü, Van. Çiftçi, A. (2000). Kars’ta Rus İşgali Dönemi (1876-1918) Konut Mimarisi. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Gazi Üniversitesi /Fen Bilimleri Enstitüsü, Ankara. Dağlı, Y., Kahraman, S. A., Dankoff, R. (2011). Evliya Çelebi Seyahatnâmesi. İstanbul: Yapı Kredi. Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi, Fon: C..EV.., Kutu: 361, Gömlek: 18327, H-29-12-1134. (18.04.2020 tarihinde erişilmiştir) Eriş Kızgın, E. (2018). Van Yedikilise Manastırı (Varagavank) Saint Croix Kilisesi Haçkar Örnekleri, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (40), 319-348. Erkin, F. C. (1992). Rusların Türkiye’den Toprak Talebi. Ardahan: İli Kültür ve Dayanışma Derneği. Erzurum Vilayeti Salnamesi, (H. 1288 / M. 1871-1872) Grousset, R. (2005). Başlangıcından 1071’e Ermenilerin Tarihi. İstanbul: Aras. Gündoğdu, H. (1992). Erzurum Lala Paşa Külliyesi. Ankara: Kültür Bakanlığı. Gündoğdu, H. (2000). Kaleler Kuleler Kenti Ardahan. Ardahan: Ardahan Valiliği. Gündoğdu, H. (2007). XIX. Yüzyıl Kars Yapılarına Baltık Mimari Üslubunun Yansımaları, Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi, (18), s. 79-99. Erişim adresi: https://dergipark.org.tr/tr/pub/ataunigsed/issue/2560/32984 Hasol, D. (1998). Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü, İstanbul: Yem. Hasol, D. (1982). Barok, Rokoko. Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü içinde. İstanbul: Yapı Endüstri Merkezi. Hasol, D. (1998). Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü içinde. İstanbul: Yem. Haykakan Sovetakan Hanragitaran. (1976). Ardahan, Soviet, Armenian Encyclopedia içinde (Cilt. 2). Erivan. 54 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış http://doukhobor-museum.org/ (Duhaborlar) adresinden 8 Temmuz 2019 tarihinde erişilmiştir. http://www.ahiska.org.tr/?p=1180 (15.10.2018 tarihinde erişilmiştir) http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?sure=48&ayet=1 (21.10.2018 tarihinde erişilmiştir) http://www.molokane.org/places/Turkey/Erzurum/2011_conference.html (Malakanlar) adresinden 8 Temmuz 2019 tarihinde erişilmiştir. https://sozluk.gov.tr/ adresinden 16.10.2019 tarihinde erişilmiştir. https://www.kuranvemeali.com/fetih-suresi/1-ayeti-meali (21.10.2018 tarihinde erişilmiştir) Kılıç, İ. K (1944). Orta-Doğu ve Kuzey Anadolu’da yapılan Tarih Öncesi Araştırmalar, Belleten, (VIII/32), s. 669-670. Kılıç, İ. K (1953). 1952 Yılında Yaptığım Tarih Öncesi Araştırmalar Hakkında, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, (XI/2-4), s. 177-209. Kılıç, U. (2019). Kars, Ardahan, Iğdır’daki (Merkez ve İlçeler) Türk-İslâm Dönemi Mimari Eserleri. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Mimar Sinan Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul. Kırzıoğlu, F. (1970). Kars İli ve Çevresinde Ermeni Mezalimi 1918-1920. Ankara: Kardeş Matbaası. Kızıl, M. (2013). Osmanlı-Rus, Osmanlı-İran İlişkileri ve Tarihsel Süreç İçinde Doğu Sınırlarımızın Oluşması. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Kafkas Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kars. Koltuk, M. T., Sağlam, S. T. (2009). Osmanlı Arşiv Belgelerinde Ardahan. Ardahan: Ardahan Valiliği. Konukçu, E. (1999). Ardahan Tarihi. Ankara: Ardahan Valiliği. Köroğlu, K. (1996). 1995 Yılı Artvin-Ardahan Yüzey Araştırması, Araştırma Sonuçları Toplantısı içinde (XIV/1), 369-395. Kuran, A. (2012). Selçuklular’dan Cumhuriyet’e Türkiye’de Mimarlık. İstanbul: Türkiye İş Bankası. MAD.d.., Kutu:, 9910, Gömlek: 0; Fon: C..AS.., Kutu: 295, Gömlek: 12262. (05.10.2018 tarihinde erişilmiştir) 55 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) Öğüt, E. (1992). Hasret Yolculuğu, Ardahan (s. 134-146) içinde. Ardahan: Ardahan İli Kültür ve Dayanışma Derneği. Öney, G. (1971). Anadolu Selçuklu Mimarisinde Arslan Figürü. Ankara: Türk Tarih Kurumu. Özbek, O., Yükmen, B. (2001). 1997 Yılı Kars, Ardahan, Iğdır İlleri Yüzey Araştırması, Türk Arkeoloji ve Etnografya Dergisi, (2), s. 145-153. Öztürk, Y. (1992). 527 Numaralı Küçük Ardahan ve Kars Livaları Tımar İcmal Defteri (II. Selim Dönemi). (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Fırat Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ. Patacı, S. (2014). Ardahan İli 2013 Yılı Arkeolojik Yüzey Araştırması, 32. Araştırma Sonuçları Toplantısı içinde 1. Cilt (1), 99-116. Patacı, S. (2016). Ardahan İli 2014 Yılı Arkeolojik Yüzey Araştırması, 33. Araştırma Sonuçları Toplantısı içinde (1), 81-100. Patacı, S. ve Oral, Ö. (2018). Some Iron Age and Medieval Sites in Göle District of Ardahan, History, Archaeology, Ethnology, (l). 16-30. Patacı, S., Laflı, E. (2016a). Orta Çağ ve Sonrasında Ardahan’daki Hristiyan Toplumu ve Ermeniler, Arkeoloji ve Sanat, (151), 191-210. Patacı, S., Laflı, E. (2016b). Field Surveys in Ardahan in 2015, Anatolia Antiqua, (XXIV), 281-297. Erişim adresi: https://journals.openedition.org/anatoliaantiqua/387 Patacı, S., Laflı, E. (2017). Field Surveys in Ardahan in 2016, Anatolia Antiqua, (XXV), 115-126. Erişim adresi: https://journals.openedition.org/anatoliaantiqua/452 Patacı, S., Oral Patacı, Ö. (2016). Medieval Fortresses and Towers in Ardahan (Artaani), Abstracts of Papers, 4th International Conference, Tao-Klarjeti içinde 172- 175. Patacı, S., Oral, Ö. (2014). Medieval Georgian Archaeology in Ardahan According to the Results of the Latest Studies, Abstracts of the 3rd International Conference, Tao-Klarjeti içinde 260-263. Percier, C., Fontaine, P. (1991). Empire Stylebook Of Interior Design. TorontoLondon: Dover. Saylan, G. Fırat. (2003). Piroğlu Fahrettin (Erdoğan) Bey Cenûbi Garbi Kafkas Hükümeti Hariciye Nazırı. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Atatürk Üniversitesi/Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Erzurum. 56 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış Serbest, B., Demirci, N. S. (2007). Kars ve Çevresinde Rus Yönetimi (Karskaya Oblast 1878-1917), 38. ICANAS Kongresi içinde 2715-2734. Tuğlacı, P. (1985). Osmanlı Şehirleri. İstanbul: Milliyet. Türkdoğan, U. (2005). Kars’ta Bir Etnik Grup Malakanlar’ın Toplumsal Yapısı, İstanbul: IQ Kültür Sanat. Ural, M., Kuzucu, F. (Ed). (2009). Kuzeydoğu Anadolu’da Mimari / Architecture in Northeastern Anatolia. İstanbul. Yenigün, S. (2011). İstanbul’daki Art Nouveau Stilinde İnşa Edilmiş Yapıların Ortak İç Mekânlarının İncelenmesi: Beyoğlu Örneği. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi / Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul. Yılmazel, A., Öğüt, E. (1992). Ardahan’ın Tarihine Kısa Bir Bakış, Ardahan (s. 20- 21) içinde. Ardahan: İli Kültür ve Dayanışma Derneği. 57 Özlem ORAL PATACI B E L G Ü 5 (2020) ÇİZİMLER ve RESİMLER LİSTESİ Çizim 1 – Ardahan Kalesi plânı (S. Patacı). Çizim 2- Müderrisoğlu İbrahim Efendi Camii plânı (S. Patacı). Çizim 3 – Tat Abdullah Karaca Konağı plânı ve cephe çizimi (S. Patacı) Çizim 4- Hamşioğlu Konağı (Tarihi Kongre Binası) plânı. Resim 1- Ardahan Kalesi’nin havadan görünümü. (Konukçu, 1999) Resim 2- Ardahan Kalesi batı girişi. Resim 3- Ardahan Kalesi’nin girişindeki güney burç duvarında tespit ettiğimiz aslan kabartması. Resim 4- Ardahan Kalesi giriş eyvanındaki tarih kitâbesi. Resim 5- Ardahan Kalesi’nde güney sur duvarına çıkan merdivende devşirme olarak kullanılmış dibek taşı. Resim 6- Ardahan Kalesi’nde kuzey sur duvarında devşirme olarak kullanılmış Gürcüce yazıt. Resim 7- Ardahan Kalesi köşe burcunda devşirme olarak kullanılmış kapı çerçevesi. Resim 8- Müderrisoğlu İbrahim Efendi Camii’nin kuzeybatıdan görünümü. Resim 9- Müderrisoğlu İbrahim Efendi Camii harim girişi ve kadınlar mahfili. Resim 10- Müderrisoğlu İbrahim Efendi Camii ahşap tavan göbeği. Resim 11- Müderrisoğlu İbrahim Efendi Camii kapı köşeliğindeki tarih kitâbesi. Resim 12- Mevlid Efendi Camii’nin güneybatıdan görünümü. Resim 13- Mevlid Efendi Camii harim giriş ve kadınlar mahfili genel. Resim 14- Derviş Bey Camii güneyden görünüm. Resim 15- Derviş Bey Camii’nin yuvarlak kemerli harim girişi ve kitâbe panoları. Resim 16- Derviş Bey Camii harim ve kadınlar mahfili genel gürünümü. Resim 17- Derviş Bey Camii harimi örten ahşap kubbe. Resim 18- Derviş Bey Camii harimi örten ahşap kubbe göbek süslemesi. Resim 19- Halil Efendi Camii su hayratının kitâbesi. Resim 20- Tat Abdullah Karaca Konağı batı cephe genel görünüm. Resim 21- Tat Abdullah Karaca Konağı’nda dönemine ait alçıpan tavan göbeği. Resim 22- Hamşioğlu Konağı (a, b) ve Tat Abdullah Karaca Konağı’ndan (c) peç düzenlemesi örnekleri. 58 B E L G Ü 5 (2020) Ardahan’ın Tarihi Mimarisi: Türk ve Çarlık Rus Dönemleri Yapılarına Toplu Bir Genel Bakış Resim 23- Tat Abdullah Karaca Konağı inşa kitâbesi. Resim 24- Hamşioğlu Konağı’nın kuzey cepheden genel görünümü. Resim 25- Hamşioğlu Konağı kuzey cephesindeki taş oyma süslemeler. Resim 26- Hamşioğlu Konağı rüzgârlık kapısındaki vitray cam uygulaması. Resim 27- Hamşioğlu Konağı’ndan dönemine ait alçıpan tavan süslemesi. Resim 28- Hamşioğlu Konağı ferforje kapı sundurması. Resim 29- Hamşioğlu Konağı kitâbe panoları. Resim 30- 1925 yılına ait bir fotoğraftan Rus hakimiyeti döneminde Kür Nehri üzerine inşa edilen demir konstrüksiyon köprü. Resim 31- Kür Nehri üzerindeki, 1890 yılında yanan ahşap köprünün yer aldığı bir arşiv resmi. Resim 32- Alexei Danilovich Kivshenko’nun “5 Mayıs 1877 Ardahan Kalesi Saldırısı” tablosunda Kür Nehri üzerinde yer alan ahşap köprü tasviri. Resim 33- Dursun Soylu Evi güneybatıdan görünüm. Resim 34- Dursun Soylu Evi doğu cephesi (Gündoğdu, 2000). Resim 35- Kara Kadıoğlu Evi ön cephesinde tespit edilen süslemeli taş (Gündoğdu, 2000) Resim 36- Kara Kadıoğlu Evi ön cephe çatı saçağında yer alan çörten. Resim 37- Abdullah Öğüt Evi güney cephe genel görünüm. Resim 38- Abdullah Öğüt Evi giriş kapısı üzerindeki tarih kitâbesi. Resim 39- İsmet Avşar Evi’nin güney cepheden genel görünümü. Resim 40- İsmet Avşar Evi’ndeki Ermenice tarih kitâbesi. Resim 41- Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi’ndeki Ermeni konutunun kuzey cepheden genel görünümü. Resim 42- Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi’ndeki Ermeni konutunun giriş kapısı üzerindeki haçkar. Resim 43- Mustafa Yılmaz Evi’nin kuzey cepheden genel görünümü. Resim 44- Ardahan İl Halk Kütüphanesi olarak kullanılan tarihi binanın güney cepheden genel görünümü. Resim 45- Ardahan İl Halk Kütüphanesi olarak kullanılan tarihi binanın arka cepheden genel görünümü. Resim 46- Tarihi Ankara Palas Oteli (Kasap Derviş Evi) doğu cephesinden genel görünüm.




arşiv haber/yorumlar 29.03.2013 tarihli haberler/yorumlar tarihli haber/reklamlar




Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Yazarlarimizi okuyor musunuz?






Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin  Facebook'ta Paylas





Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Yazarlarimizi okuyor musunuz?


ÇILDIR GAZETESİ’NDEN Ardahan-Haydarpasa Hatti../Hilal Demirkaya

Hilal Demirkaya Çildir sinirlarinda geçip, Kafkaslara uzanacak olan Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu üzerinden Ardahan’a baglanacagi söylenen kilçik yoldan bile haber almadigimiz su günlerde Ardahan-Haydarpasa Tren Yolundan bahsetmek ne kadar dogru olur bilmem.. Ancak geçtigimiz günlerde haber ajanslarina düsen bir haberi okurken Ardahan ve Çildir’da yapilacak denilen tünellerden de bahsedilmediginde görüyordum. Çünkü Türk Parlamenterler Birligi Genel Baskani Nevzat Pakdil, Karayollari Genel Müdürü Cahit Turhan’i ziyaretinde yapilan açiklamada ne Kars-Tiflis-Bakü Demiryolundan nede Ardahan-Haydarpasa Demiryolundan, nede Aktas Gümrük Kapisinda bahsediliyordu. Bu görüsmede açiklamalarda bulunan her iki önemli yetkili aynen söyle diyolardi; ‘Karayollari Genel Müdürlügü tarafindan yürütülen çalismalar çerçevesinde toplam uzunlugu 148 kilometreyi bulan tünel insaati yapiliyor. Cankurtaran Tüneli ile Hopa’dan Artvin’i takip ederek Ardahan ve Van’ birbirine baglayacak.’ O açiklamanin içerigine baktigimizda ise Aktas Gümrük Kapisinin nerede oldugunu bir güne bir gün merak edip, bakmayan ama her açiklamalarinda ‘bu yil, falan ay açilacak, yapilacak’ diyen siyasi ve yetkililer gibi Pakdil ve Turhan gibileri de Ardahan-Haydarpasa Demiryolunun oldugu gibi, Kars-Tiflis-Bakü Demiryolunun akibetinden de bahsetmezler. Çünkü kimin umurundaki her geçen gün biraz daha boslan Ardahan ve sinir ilçesi Çildir’dan ki..



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


Yaziyorsam Sebebi Var/Fakir Yilmaz Baris umurlarinda mi ki?

Fakir Yilmaz Sanirim sizlerde farkindasinizdir Anakara-İmrali görüsmelerinin basladigi günden bu yana neredeyse cami dernekleri bile öyle yada böyle de olsa görüslerini açikladi. Kimi karsi çikti, kimi yaninda yer aldi.. Ama birçok konuda oldugu gibi bu önemli süreçte ortada gözükmeyen, yasananlari kenarda seyir eden yine o ünlü, ünsüz, çantada, cepte olan Ardahan Dernekleri ve onlari bir çati altinda birlestirme iddiasinda bulunup, bir iki köy dernegini kendilerine üye etmekten öteye gitmeyen Ardahan Federasyonlari oldu. Federasyonlari diyorum çünkü bu baris sürecinin basladigi ilk günlerde yaptigi açiklamasiyla sürecin yaninda oldugunu açiklayan Ardahan Gazeteciler Cemiyeti’nin de üye olmak için basvurdugu İstanbul’sa ki Ardahan Federasyonun yaninda birde Bursa’da bir Ardahan Federasyonu var. Bu yetmez bu son İstanbul gezi ve gözlemlerimde aldigim hber ve duyumlara göre üyesi olan bir çok köy derneginin basinda bulunanlardan bir hayli rahatsiz olduklarini gözlemledigim ve her an ikiye bölünüp, dagilmasi beklenen birde Hoçvan Federasyonu oldugunu zaten hemen hepimiz biliyoruz.. Neyse asil konumuza baris süreci karsisinda sus/pus olan dernek ve federasyonlara dönelim.. Evet, bu ülkede yillardir yasanan iç çatismalarin artik bitmesi/bitirilmesi için toplumun tüm kesimlerince desteklenen Ankara/İmrali görüsmelerinin getirdigi baris havasinin estirdigi su süreçte en azinda yazilida olsa ne düsündükleri bilinmeyen, bu yönde ne gibi bir düsünceleri oldugu bilinmeyen ve bir fikir açiklamaktan bile aciz olan Ardahan dernek ve federasyonlari ne zaman hangi ise yarayacaklar? Bilmiyorum ama en son nüfus sayiminda 2 bin kisinin daha göç ettigi serhattan bi haber yasadiklari gibi sanirim bu önemli sürecide görmezden gelerek gerek Ardahan’i gerek ise bati kentlerinde bulunan hemserilerimizi kurtarmaya devam ediyorlar.., Ardahan ve Ardahanlilarin çokta umurlarinda olmadigi ve her geçen gün biraz daha kan kayip eden dernek ve federasyonlarin sabah kahvalti, aksam yemek demekten baska bir is yapmadiklarina sahit oldugumuz su son İstanbul gezimde bunlari izleyen meslektaslarimin da derneklerden asagi kalmadiklarina da sahit oldum. Benim basimda bulundugum Ardahan Gazeteciler Cemiyeti’nin federasyona katilmasina tepki koyan Rodi Baz gibi bir kaç yorumcu disin da gerek gazetelerinin, gerek ise sitelerinin sayfalarini dernek ve federasyonlarin kahvaltili, bol rakili yemeklerine çarsaf, çarsaf ayiran İstanbul’da ki meslektaslarimin birer simarik çocuk gibi sürekli sisirilip, tembellestirdigi bu dernek ve federasyonlarimizin artik ne yaptiklarini azda olsa düsünmeleri gerektigini bile kimse dillendirmez söylemez, yazamazlar mi acaba?.. Bilemiyorum ama yillardir ayin kare ve korularla görüp, bildigimiz dernek ve federasyonlarin basta Ardahan’inda içinde bulundugu doguyu olmak üzere tüm ülkeyi rahatlatan baris süreci için ya tek tek, ya da topluca bir açiklama ile destek vermeleri gerektigini, meslektaslarimin da bunu kendilerine hatirlatmalarini umuyorum. Ciddi dernekçilik ve federasyonculukla gerek Ardahan’in gerek ise ülkenin birer ciddi sivil toplum örgütü olmalari istenen Ardahan adini tasiyan dernek ve federasyonlarimiza olan umudum sürerken lahmacuncu da kurulan bazilarinin iskembecilerde basin ve sanatçilarla bir araya gelmeye ve is yaptiklarini sandiklarinda sahit oluyorum su İstanbul’da.. **Orda ki görüsmeyi sakin yazma takip ediyoruz.. İstanbul’daki gezi maceramin devam ettigi su günlerde 15 milyonun üzerin de insanin yasadigi bu metropolde Ardahanli, Karsli ve Posoflularin Ardahanlilardan kopuk oldugu gibi her geçen gün biraz daha Ardahan ve Karslilardan kopan Igdirli akrabalarimi, dostlarimi, is adamlarini, siyasetçileri samanlikta igne ararcasina arayip, bulmaya çalistigimi sanirim takip eden siz sevgili okurlarim da görüyorsunuz.. Ve bu süreçte gerek burada yasananlari, gerek ise artik özledigim Ardahan’in nabzini tutmaya çalistigimi da.. Evet, İstanbul gibi dev bir metropolde olaganüstü bir performansi ortaya koyup, deger verdigim ve arayip, buldugum, ziyaret ettigim insanlarimi gezerken bazen de beklemedik tepkilerde almiyor degilim. Ki bu tepkilerin basinda gelenin gerek cografik dogalligiyla, gerek ise ekonomik, sosyal birçok alanda bin bir zorluklar içinde bulunan sinir kenti, serhat sehir Ardahan’da yaptigimiz gazetecilige verilen degerin karsiliginda ki onurlu degerdir. Ama zaman zaman da gerek yerelde, gerek ise ulusalda yaptigim haberler, gerek ise yorumlarim nedeniyle içindeki hinçlarini bu ziyaretimde disa yansitanlarla da karsilasmiyor degilim. Öte yandan kazançlarinin verdigi güç ile insanlari, hemserilerini asagilamayi kendilerine meslek edinen, ama kendilerinin hala köyden kalma çekememezlikle ,‘Vayy Fezonun oglu adam olmus’ kiskançligini yansitanlari da sonraki yazima birakiyorum.. Neyse iste bu görüsmelerin sonuncularinda birini anlatacagim bu yazimda.. Ancak konunun tehlikeli bir yönü de var.. Basima bir sey gelirse bir yazi belge olsun (!) Çünkü dün Kavacik’ta bulunan Göleli bir hemserimin is yerine gittigimde tesadüfte olsa gördügüm kisilerle birlikte katildigim bir sohbeti görmezden gelip, yazmamam için gece yarisi gelen bir telefonla uyarildim.. ‘Orda ki görüsmeyi sakin yazma.. Yazarsan seni takip ediyoruz..’uyarisini yapan zadin benim gazeteci oldugum unuttugunu ve bu ukala uyarsini yaptigini düsünerek kendisini yinede hemserimdir diyerek bagisladim.. Nedeni ise o küçükte olsa o sohbetin gerek siyasi, gerek ise bir araya gelenleriyle ben gazeteciyim diyenler için tesadüf bir karsilasmada olsa çok önemli bir toplanti oldugunu ve öyle ya da böyle de olsa yazilmasi gereken bir haber oldugunu kavrayamamasidir. Hem de tam da su adini baris süreci koydugumuz bir süreçte BDP Kars Milletvekili ile CHP’nin 2. adami olarak bilinen birinin kardesiyle bulustuklari, konusabildikleri, süreç üzerinde kritik yaptiklarina sahit oldugumuz o sohbeti, Orda ki görüsmeyi, beklide isi yeri olumsuz etkilenir, çikarlari zedelenir denilerek düsünüp, ‘sakin yazma takip ediyoruz..’diyerek aba altinda sopa göstererek engelleme çalisilmasinin ahmakligina sahit olurken.. Ve her gördügünü habere, yoruma çeviren ve ‘bu benim isimdir’ diyen ve o tür aba altindan, kiytirik tan tehditlerden tirsmayacak olan Fakir Yilmaz’inda diger gazetecilere benzetildigimi düsünerek.. Ama o tesadüf olarak rastladigim, ama fotograflamadigim, görüntü almadigim için ulusal mansetli bir haberi kaçirdigim için ince ayrintilarina giremedigimi de anlamaz bana, ‘yazma, yazarsan eger..’ üstü kapali tehdidi savuran efendi.. Neyse iste ‘yazma, yazarsan!’ denilen ama yazilan o görüsmeyi ve ardindan yasananlari yazdim yine. Ne uslanmaz, gem vurulmaz biriyim ya bende.. **Hoçvan nere Zongulak nere?.. İnsanin zaman zaman içine yasadigi atmosferin disina çikmasinin gerektigini bi kez daha his ettigim su günlerde ülkemin en büyük köyü olan İstanbul metropolünde yeni yüzler, güzel insanlarla da tanisma firsati da yakaliyorum.. Gerek isim geregi, gerek ise kurdugum dostluklar dolaysiyla azimsanmayacak kadar dost ve arkadasimin oldugu ve Ardahan’dan beter bir yapilasmanin hizla devam ettigi İstanbul’da karsilastigim dost ve arkadaslarimin samimi ve sicak ilgileriyle mutlu olurken, insanlarla kurulan iliskilerin degerini de bir kez daha anliyorum. Son günlerde her an yasana bilecek bir depremle alt üst olacagi öne sürülen, ama tüm zorluk ve eksikliklerine karsin yasanacak kentlerin basinda gelen İstanbul’da tanidigim onca insanla kurdugum iliski ve dostluklarin önemini bir kez daha anlarken bu tanidiklarimi arasina yenilerini katmani hazzini da yasiyorum. Evinde kaldigim ablamin kizi olan yegenimi yanima alip, yemek davetlerine katidigim meslektasimin Zonguldakli esiyle tanisip, konusurken benim de içinde bulundugum Ardahanlilarin kaçinin Zonguldak’i gördügünün, kaçinin Zonguldakli arkadasinin oldugunu da düsündüm.. Gerçi Hanaklinin Göleyi, Çildirlinin Damali, Posoflunun Hoçvan’i görmedigini de bilirim ya neyse.. Ve İstanbul’un bu ülkenin çiçek bahçesini olusturan önemli bir çekim merkezi oldugunu da.. Evet, Hoçvanli meslektasimin ata dedesinin bile sadece adini duydugu Zonguldak’tan biriyle evlenebilecegini aklina getiremedigi su ülkemde insanlarin Ardahanli, Kayserili, Muslu. Diyarbakirli, İzmirli, Ha tayli, Dogulu, Batili demeden bir arada yasayabilecegi ve Hoçvanli meslektasim ile Zonguldakli narin esiyle mutlu bir hayat kurabilecegine sahit oldugum su İstanbul gezimde bir kez daha anladim ki bu ülkenin insanlarinin degil birilerinin onlari çatistirmaya çalistigidir.. Evet dün bir zamanlar Kara Oglan’in memleketi olarak anilan ve adini çok duyup, bir çogunuz gibi hiç gitmedigim Zonguldakli biriyle tanismanin hazziyla ele aldigim bu yazimda hep kömürle anilan Zonguldak’i elmasiyla, yani insaniyla da tanidim.. Bu ülkenin insanlarinin hepsinin birer degerleri Nilgün yani elmas oldugunu görürken.. fakiryilma323@hotmail.com-0535. 418 32 58



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


KADINCA/Selmi Yilmaz Süreç kabadayiliga gelmez..

Selmi Yilmaz Bahar kokusuyla birlikte esen baris sürecinin devami için hemen her kesimde desteklerin gelmeye devam ettigi ve artik ciddi, somut adimlarin beklendigi Ankara-İmrali görüsmelerinin sekteye ugramamsi için hemen herkes adeta dua ediyor. Kiminin açiklamalariyla, kimini ise ortaya koydugu samimi tavirlariyla destekledigi bu sürecin gerçek bir barisla en kisa süreçte sonuçlanmasi gerektigine de dikkat çekilirken basta Dr. Gürbüz Çapan olmak üzere bir çk önemli isimin bu süreçte dikkate alinmasi da gerekir. Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskani ile görüsen ve bu yönde önemli açiklamalarda bulunan Dr.Çapan’in hükümetin CHP’nin de içinde bulundugu muhalefete bu önemli konuda bilgi vermedigini ve bu sürecin gerçek anlamda bir barisla sonuçlanmasi için getirilen fikirleri geri elinin tersiyle geri ittigini söylemesi önemli bi ayriti olarak dikkate alinmalidir.. Yani bu sürecin hiçte öyle kabadayilikla olmayacagini belirten Çapan ve onun gibi deneyimli siyasetçiler basta olmak üzere bu yönde samimi ve fikir sunabileceklerin aranan Akil Adamlari arasina almak gerekir. Yok eger ben kabadayim, bu isi yaparim derseniz is uzar ve basarilmaz ve kokulanlar basa gelir bilin.. **Ardahan’a Yatirim Yapmak İstiyoruz.. Cumhuriyetin kurulusundan bu yana çikarilan onca tesvik ve destegin neden bir türlü ekonomiye dönmedigi, issizligin önüne geçip, devam eden göçün önüne geçmediginin Ardahan’inda içinde bulundugu dogu illerine yönelik en son çikarilan 6. Bölge tesvikinin de ise yaramadigina sahit olmaya basladik. Çünkü bu yasanin çikarilmasinin üzerinde geçen zamanin 2 yila yaklastigini ve bugüne kadar ciddi bir yatirimin olmadigini görüyoruz.. Evet, asil tartisilmasi gereken konularin basinda birde, ‘Ya o kadar tesvik ve desteklerin verilmesine karsin özel sektörün Ardahan ve dogunun diger kentlerine neden beklenen yatirimlari yapamaz’ ida tartismak gerekmez mi? Basta gelmis, geçmis hükümetlerin çikardigi tesvikler olmak üzere 10 yildir iktidar da olan AKP’nin çikardigi ve son yüz yilin en iyi tesviki olarak kamuoyuna pompalanan onca tesvikin masaya yatirilmasi gerektigine dikkat çekerken bu tesviklerden yaralanmak isteyenleri de incelemek gerekmez mi?!. ‘Ardahan’a yatirim yapmak istiyoruz’ deyip, Ardahan ve doguya yatirim yapacaklarini belirtip, sözüm ona yatirima gelenlerin bugüne kadar bu bölgeye niye halen bir çivi çakmaklaridir. Ve bunlarin her çikarilan tesvikin ardindan kosa kosa gelip, valilerle, belediye baskanlari ile pozlar verip, basinda ‘Falan is adami bölgeyi kurtaracak’ basliklar ile gündeme gelen bu isadamlarini incelemek gerekir.. Çogunun buralarda kazandiklarini İstanbul metropolü basta olmak üzere bati metropollerine yatirima çeviren ve gözleri yine burada olan, ‘Bölgeye yönelik çikan kredilerlide nasil götürürüz?’ diye düsünüp, bu is adamlarinin büyük bölümünün isinin bozuldugu ve yeni arayislar için de oldugunu da unutmamak gerekir.. Samimilerini tenzih ettigim isadamlari disinda tuttugum bu önemli detaylara baktiginizda, ‘Ardahan’a yatirim yapmak istiyorum’ deyip,’Armut pis, agzima düs’ diyenler yüzünden çikan onca tesviklere karsin bir türlü yatirim yapmayanlarin enflasyonu dolaysiyla ciddi olanlarda yatirim yapmaz Ardahan ve dogu da.. **Kapali Kapilar Ardindan Af.. Ülkenin geneline serpilen baris tohumlar ile her geçen gün biraz daha alisilan Ankara-İmrali görüsmelerinin tartisilmaya devam ettigi bir sürece tartisilan diger önemli bir konuda hükümetin devlet görevlileri araciligiyla Öcalan ve örgütüne ne gibi bir vaade bulundugudur.. Basta sag kesim ve ulusalcilar olmak üzere birçok kisinin bu yönde yaptiklari tüm baskilara karsin AKP hükümetinin ser verip, sir vermedigi bu önemli konunun nereye varacagi da merak edilmektedir. Çünkü kapali kapilar ardindan sürdügü gözle görülen Ankara-İmrali ve Kandil görüsmelerinin içeriginin nasil sonuçlanacagi her kes tarafindan pür dikkatle gözlendigi bir gerçektir. PKK’nin sinir disina çekilmek için öne sürdügü meclis kararinin bir genel af istegimi oldugunun da tartisildigi bir süreçte İsrail’in özrü milliyetçi yakanin gazini almak için oldugu da ileri sürülüyor. Bilmiyoruz ama kapali kapilar ardindan sürdürülen bu önemli sürecin artik kamuoyunda daha cesurca ve de seffaf tartisilmasi gerektigini düsünenlerin arasinda olan biri olarak genel affinda ciddi ciddi tartisilmasi gerektigini de öneriyorum. Çünkü asil baris o zaman olur..



Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin


Yazarlarimizi okuyor musunuz?


BİR NİSAN ŞAKASI DEGİL GERÇEK ARDAHAN 81 VİLAYET İÇİN DE YİNE SONDAN İKİNCİ!..


 


Ardahan Haberleri 1992 Yilinda vilayet olduktan sonra yapilan üniversite sinavlarinda 81 vilayet içinde en basarisiz İl olan Ardahan egitimde yine çakti. Yasanan göçün en büyük tetikçisi oldugu belirtilen saglik, yatirimsizlik gibi sorunlarin basinda gelen egitimde ki basarisizligi geçtigimiz haftalarda yapilan YGS sinaviyla devam ettirdigi görülen Ardahan bu til yapilan sinavlarda da sonda 2. oldu. **GÖREVLERİNİ YAPTIKLARINI SÖYLEYEN MÜDÜR ÇOK ÜZGÜNMÜŞ!.. Üniversite sinavlarinda yillardir hep sonlarda olan Ardahan’in bu yöndeki acinacak durumuna sikça dile getiren gazetelerimizin, velilerin sikâyetlerini dikkate almayan ve hep ayni yöntemlere bu önemli sorunu çözmeye çalisanlarin basarisizligini bir kez daha ortaya koyan YGS sonuçlari karsisinda üzgün oldugunu açiklayan İl Milli Egitim Müdürlügü yine suçu baskalarina atti. YGS Sonuçlarinin açiklanmasi ve Ardahan’in 81 vilayet içinde sondan 2. olmasi ardindan bir açiklama yapan Ardahan Milli Egitim Müdürü Tevfik Fikret Eteker, Ardahan’in Yüksekögretime Geçis Sinavi’nda (YGS) Türkiye siralamasinda 79. oldugunu belirterek, “Durumdan son derece üzgünüz, söyleyecek sözüm yok” dedi. Eteker, yaptigi açiklamada, Ardahan’in YGS’de Şirnak ve Hakkariile son üç il arasinda yer aldigini, bu durumu beklemediklerini söyledi. Herkesin üzerine düseni fazlasiyla yaptigini ancak beklentilerinin gerçeklesmedigini vurgulayan Eteker, “Ancak disardan giren, yani yeni mezun olmayan, kendini denemek isteyenler puan durumumuzu düsürdü. Bu nedenle bu sonucu hak etmedik” ifadesini kullandi. Sinava giren ögrencilerle yakindan ilgilendigine dikkati çeken Eteker, sunlari kaydetti: “Çocuklarimiz da çalisti. Bizzat onlara refakat ettim. Gece etütlerine katildik. Kaynak kitap sikintisi yasamadik. Deneme sinavlarinda sorun yasanmadi. Dershaneye gidemeyen bir ögrencimiz dahi olmadi. ‘Bu sonuç çalismalarimizin karsiligi degil’ diye düsünüyorum. Durumdan son derece üzgünüz, söyleyecek sözüm yok. Sözün bittigi yerdir burasi benim için.” Eteker, ögrencilerden sadece dershaneye devam etmelerini istediklerini sözlerine ekledi. Haberi ekleme saati: 21.39-01 Nisan 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


Gazeteci Gazetecileri Ziyaret Etti..

Ardahan Haberleri Ankara ve İstanbul ziyaretlerini sürdüren Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskani/Gazeteci Fakir Yilmaz siyasi ve is adamlarinin yani sira meslektaslasirini ziyaret etmeyi ihmal etmiyor. İstanbul metropolün de Ardahanli hemserilerimizin yani sira Kars ve Igdirli hemserilerimize hitap eden meslektaslarini ziyaret eden Kuzeydogu Anadolu Gazetesi Yazi isleri Müdürü Fakir Yilmaz’in en son ziyaret ettigi meslektasi Siyasal Birikim Gazetesi’nin kurucusu Göleli Gazeteci Mustafa Küpeli’yi gazetesinin Avcilarda bulunan merkezinde ziyaret etti. Sinir kenti olan Ardahan’da ve Ardahan, Igdir ve Karslilarin da içinde bulundugu milyonlarin yasadigi İstanbul metropolünde gazetecilerin sorun ve sikintilari ile ilgili bir sohbet eden Yilmaz ve Küpeli gerek siyasal, gerek ise ekonomik olarak her geçen gün biraz daha agirlasan gazetecilik meslegini uzun yillardir en iyi sekilde yapmanin mücadelesini vermeye devam edeceklerini belirttiler. **Yeni Umut, Kent Haber ve Degisim Gazetelerini de ziyaret etti.. Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskani Fakir Yilmaz’in is adami ve siyasetçi hemserilerimizin yani sira İstanbul’da gazete çikaran hemseri gazetecileri de ziyaret etmeye devam ediyor. Siyasal Birikim’in yani sira Küpeli gibi Göleli olan Murat Abdullahoglu’nun sahipligini yaptigi Yeni Umut Gazetesinin yani sira Çildirli olan hemserilerimiz çikardigi Degisim Gazetesi’ni ve yine Posoflu olan Gazeteci Mihrican Deniz’in sahipligini yaptigi Kent Haber isimli gazetelerin merkezlerini de ziyaret eden Ardahan Gazteciler Cemiyeti Baskani Fakir Yilmaz İstanbul gibi metropolde bin bir zorluklara karsin ayakta kalan ve gazetelerini çikarmayi basaran arkadaslarina basarilar diledi. Haberi ekleme saati: 21.37-01 Nisan 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


Çapan: Barisa Erdogan’in Gücü Yetmez

Ardahan Haberleri Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskani Gazeteci Fakir Yilmaz’ ile görüsen ve devam eden baris süreci ile ilgili açiklamalarda bulunan İstanbul Esenyurt Belediyesi kurcu baskani Dr. Gürbüz Çapan, ‘AK Partinin ve basbakanin, ‘Biz yapiyoruz, kimseye ihtiyacimin yok’ diyerek bu önemli sürece ilk basta kredi tanidigini belirten Kilçdaroglu’nu ve CHP’yi geri iterek, bilgilendirmemekle bu süreci tamamlayamaz’ dedi. İstanbul’da bulunan Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskani Fakir Yilmaz ile evinde görüsen Esenyurt Belediyesi kurcu baskani Dr. Gürbüz Çapan baris süreci ile ilgili önemli açiklamalarda bulundu. Şu an sürdürülen görüsmelerin ülke genelinde olumlu bir havanin esmesine yaradigini belirten Çapan bu sürecin gerçek anlamda yerine oturmasi için tüm siyasi partilerin bir birlerini dislamadan hareket etmesine bagli oldugunu söyledi. AKP’nin hiç bir ciddi adim atmamasina karsin süreci ‘Ben yaptim, biz yapiyoruz’ diyerek tek basina sahiplemek istemesinin yanlisligini fark etmedigini de belirten Esenyurt eski Belediye Baskani Dr. Gürbüz Çapan iktidarin CHP’nin kendisine sundugu krediyi elini tersiyle itmesi bunu açik örnegidir dedi. **CHP’siz süreç yürümez.. Türkiye’nin daha özgür ve demokrasisi yerlesmis bir ülke olmasi için CHP’nin ortaya koydugu çabayi görmezden gelen iktidarin kapali kapilar ardindan sürdürdügü baris sürecini CHP’siz bir yere götüremez diyen Çapan bu önemli sürecin barisla sonuçlanmasini istedigime inandigim AK Parti Genel Baskani ve Basbakan Recep Tayyip Erdogan’in bunu tek basina basaracagina inanmadigini söyledi. Birçok siyasi ve ekonomik yönü bulunan bu kangrenlesmis olan sorunun bir anda ve CHP dâhil diger partiler olmaksizin ortada kalkacagina inanmani safdillik olacagina inandigini belirten Dr. Gürbüz Çapan benimde cani gönülden gerçek bir barisla sonuçlanmasini istedigi bu sürecin, ‘Ben yaparim’ anlayisi ile degil tüm partilerin ortak hareketine ihtiyaç duymaktadir. Recep Tayyip Erdogan’in tek basina buna gücü yetmeyecegini anlamasi gerekir’ dedi. **Partimin hizmetindeyim.. Yaklasan yerel seçimler öncesi CHP olarak sürdürülen çalismalarin içinde oldugunu da belirten Dr. Gürbüz Çapan Esenyurt’ta yeniden aday olup olmayacagi yönünde ki soru ve tartismalara da ‘Ben su an partimin verdigi görevleri yerine getirmeye ve seçmene CHP’nin önemini anlatiyorum. Yerel seçimlerde partim CHP’nin basarili olmasi için parti içinde kurulan ekibin içindeyim’ diyerek cevapladi. Haberi ekleme saati: 18.08-31 Mart 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


“BARIŞ GİRİŞİMİNİ DESTEKLİYORUZ”

Ardahan Haberleri İstanbul Ardahan Kültür Evi Baskanligi basin birimi tarafindan yapilan yazili açiklamada “Baris girisimini destekliyoruz” denildi. İstanbul Ardahanlilar Kültür Evi yaptigi yazili açiklamada su görüslere yer verdi. “Türkiye’de, her gün ölümün aci yüzüyle tanisan insanlarin feryadi dinmiyordu. Ölen babasini, oglunu abisini, kardesini, esini, nisanlisini, mezarliga tasiyan yüzlerce binlerce kisi; Yüz binlerce asker ve sayilari on binlere ulasan köy koruculariyla yürütülen bir “mücadele”; defalarca gerçeklestirilen sinir ötesi harekât ya da sicak takip. Terörle mücadele adina harcanan yüz milyarlar. Henüz adi üzerinde bile uzlasamadigimiz bir sorun: “Kürt Sorunu”, “Güneydogu Sorunu, “Düsük Yogunluklu Savas”, “Bölücü Terör” ya da “PKK Sorunu”. Ülke olarak canimiza ve bütçemize kasteden bu sorunu tanimlamak için kullanilan nice nice isimler.. Sorun Dogu, Güneydogu sorunu olmaktan çikmis, Türkiye’nin dört bir yanini ates topu gibi sarmisti. Dogu ve Güneydogu Anadolu sorunu da, Kürt sorunu da Türkiye’nin demokratiklesme ve demokratik haklar sorunu ile iç içedir. Sorunlarin yogunlasarak arttigi dönem, demokrasinin askiya alindigi dönemdir. Ülkemizin birçok bölgesinden demokrasi yok düzeydedir. Halkin devlete duydugu güven boslugu giderilmelidir. Etnik ve dini duyarliliklara demokratik çözüm, çok kültürlü toplumlarin, çogulcu demokrasinin vazgeçilemez kosuludur. Feodal yapi asilmadan, esitsizlikler giderilmeden, sosyal devlet yapilanmasi köklestirilmeden sorunlara kalici çözüm saglanamaz. Terör iç ve dis bölgesel boyutlari olan bir sorundur. Etnik ve dini manadaki sorun ise ülkemizin çok kültürlü toplum olmasindan kaynaklanan bir “ülke içi demokrasi” sorunudur. Çogulcu demokrasi içinde, kilik kiyafet serbestligi, etnik ve dini konulardaki duyarliliklara demokratik çözüm anlayisiyla asilmasi gereken temel sorunlardir. Demokratik ve insan haklari çerçevesinde sorunlara kalici çözüm üretilmedigi sürece asiri milliyetçi guruplar bundan nemalanarak önlenmesi mümkün olmayan dolaylara sebebiyet verebilmektedirler. ***TALEPLERİMİZ • Demokratiklesme düzenlemesi içerisinde anayasadan baslayarak bütün ilgili yasal düzenlemeler demokratik hukuk ilkelerine uygun hale getirilmelidir. • Yurttaslar hayatin her alaninda istedikleri gibi ve özgürce kendilerini ifade etme hakkina sahip olmalari olanagi saglanmalidir. • Toplumdaki degisik kültür ve dillerin topluma, tarihe ve kültürlere saygi anlayisi içerisinde akademik bir çalisma olarak arastirilmasi, bu amaçla arastirma birimleri, enstitüler kurulmalidir • Temel anlayis olarak yurttaslarin suçsuzlugu esas alinarak, yurttaslarin her türlü temel hak ve özgürlüklerine sonuna kadar saygi gösterilmelidir. • Zora dayali istihbarat elemani görevlendirmelerine son verilmelidir. • Türkiye’nin demokratiklesme sürecinin basariya ulasabilmesi için tabu sayilan konular bir bir ele alinip açikliga kavusturulmalidir. • Türkiye, insanlarin dil, etnik köken, gelenek, kültür farklilasmasini toplumun bütünlügü içinde ortaya koymaktan korkmamalidir. Devletin bu farklilasmalari yasaklar koyarak engellemesi de özendirmesi de yanlislik olarak degerlendirilmelidir. • Asimilasyona, var olan bir etnik yapiyi inkâra dönük yaklasimlarla bu sorunun çözülemeyecegi artik anlasilmalidir. • Kürt sorunu kapali kapilar ardinda konusulan ve sözün belirsizligine dayanan bulanikligindan kurtulmalidir. • Türkiye olagan hukuka geçmelidir: Hukuk ve adalet reformlari gerçeklestirilmelidir. • Bazi güçlerin Sivil otorite üzerindeki demokrasi ile bagdasmayan üstün konumuna son verilmelidir. • Köy koruculugu tasfiye edilmelidir. • Tüm siyasi görüsler özgürce örgütlenebilmelidir. • Düsünce suç olmaktan çikmalidir. • Düsünceyi ifade, toplanti ve gösteri yürüyüsü gibi olusumlarda bulunup, eylemler veya düsünceleri nedenleri ile tutuklu ve hükümlü konumda olanlar için, genel af çikarilarak ülkede hosgörü ve iç baris ortamina geçisin zemini yaratilmalidir. • Hangi alanda olursa olsun milliyetçiligin özendirilmesinden ve akan kan üzerinde siyaset üretmeye çalisan akimlara karsi caydirici önlemler alinmalidir. • Türkiye’de illegal yapilar tasfiye edilmelidir. • Kontrgerilla yapilanmasindan günümüze kalan tüm yapilanmalar tasfiye edilmelidir. • Tüm güvenlik güçleri haber almada ihbarcilik, özel hayati gözleme, izleme ve gizlice dinleme gibi ilkel ve demokratik olmayan yöntemlere itibar etmemeli, ulusal güvenlik ve çetelerin çökertilmesi amaçlari disinda bu uygulamalar toplumsal gündemimizden çikarilmalidir. • Her gün ülkemizin degisik kesimlerinde can veren insanlari ve bizlere yasatmis oldugu toplumsal travmayi yasamak istemiyoruz. • Son günlerde baslatilan baris girisimini destekliyor, olumlu sonuçlanmasini bekliyoruz. Haberi ekleme saati: 18.02-31 Mart 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


CHP’den Köy Halkina Tesekkür…

Ardahan Haberleri CHP Ardahan il ve merkez ilçe örgütü “Her Aksam Bir Köy” slogani ile Köyleri gezmeye devam ediyorlar. CHP örgütü Bagdesen (kinzodamal)’dan sonra simdide Ölçek Köyünü ziyaret ettiler. Yapilan toplantilarda köy halki ve muhtarlarla fikir alisverisinde bulunduklarini dile getirdiler. Ardahan CHP İl Baskani İlimdar Senem ve İl ve İlçe örgütü ekibi sorunlari ve görüsleri itina ile kaydettikleri görüldü. Bu kapsamda ilk olarak Bagdesen (Kinzodamal) köyünden basladiklarini, simdide Ölçek köyüne geldiklerini dile getirdiler. Köy halki ile görüsmeler yaparak ve köy halkina fikir alisverisinde bulunduklarini ve her köyde, köy halki kendilerini sicak karsiladiklarini söyleyip; tüm kendilerini karsilayan ve dinleyen herkese tesekkür ettiler. Haberi ekleme saati: 15.27-31 Mart 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


Sarikaya’dan Çalisma Bakanliga Seslenis..

Ardahan Haberleri Ardahan Büro Memur-Sen İl Baskani Ümit Sarikaya Ardahan’dan Edirne’ye Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanina seslendi. Ardahan Büro Memur-Sen İl Baskani Ümit Sarikaya, Dogu ve Güney Anadolu illerinde çalisan memurlarin zor sartlarda çalistigindan dolayi, dogu tazminati verilmesini istedi. Baskan Sarikaya, Dogu ve Güney Anadolu Bölgesinde unvanli kadrolarin bölgesel olmasini bakanliktan talep etti. Ayrica bölgesel olmasinin nedenini su sözlerle açikladi: bati illerinden gelen personel azligindan ve geleninde burada en fazla iki ay durup gitmelerini örnek verdi. Ardahan Büro Memur-Sen İl Baskani Ümit Sarikaya, 666 sayili yasa ile bazi kamu kuruslarin da kaldirilan ikramiye ve ilave ek ödeme düzenlemesinin anayasa mahkemesince iptal etmesi nedeniyle, yeniden TBMM’sinde yeniden düzenleme yapilarak olan haklarimizi geri verilmesini talebinde bulundu. Baskan Ümit Sarikaya, ek maas ile birlikte alinan ek ödemelerin maastan sayilmasi ve emeklilikte bununda dikkate alinmasini istedi. Öte yandan, fazla mesai yaptirilan kurumlarda mesai saatleri disinda turnike sisteminin kaldirilmasini da dile getirdi. Haberi ekleme saati: 15.26-31 Mart 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


Yunus Avsar’dan Ardahan Üniversite’sine Ders!!!

Ardahan Haberleri Ardahan Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü 1. sinif ögrencilerinin “Tarih Metodolojisi” dersine, 80 yasindaki Ardahanli Yunus Avsar misafir olarak katildi. 19 Mart 2013 Sali günü, Ardahan Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Âsik Zülali Konferans salonunda saat 10.00’dan itibaren baslayan derste Avsar, ögrenciler ile Ardahan’in tarihi ve kültürel yapisi ile ilgili çesitli bilgiler paylasti. Ardahan Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Ögretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Suat Vural’in daveti üzerine derse misafir olarak katilan Avsar’i, Tarih Bölümü ögrencileri ilgiyle dinledi. Böylece ögrenciler, tarihi bir de canli sahidinden dinleme firsati buldu. “Yaslilarimiz, Tarihin Önemli Kaynaklarindandir” Yrd. Doç. Dr. Suat Vural, Ardahan’in Hasköy köyü sakinlerinden olan 80 yasindaki Yunus Avsar’i derse davet etme sebebini su sözlerle aktardi: “Bugünkü konumuz maddi kültür kalintilarimiz ve sözlü malzemenin degerlenmesi metotlaridir. Maddi kültür kalintilari tarihte nasil isimize yarar onu görecegiz. Tarihçi her zaman yazili belgelere dayanamaz, her zaman yazili belge bulunmayabilir. Bu yönüyle destanlarimiz, tarihi siirlerimiz, sözlü kültür varligimizi bize aktaran yaslilarimiz kaynaktir. Yunus Amcamiz da Ardahan’in kültürel degerlerindendir. Burada pek çok sosyal ve kültürel olaylara sahit olmustur. Bu yönüyle aktaracagi bilgiler metodolojik bakimdan tarihimize bir nebze de olsa isik tutacaktir.” Avsar ile tanismasina da deginen Vural, “Kendisiyle iki sene önce tanistim. Ardahan Üniversitesi’nde Tarih Bölümü oldugunu duymus, merak edip tanismak için geldi. Böylece tanismis olduk. Kendisi, sizin Ardahan ile ilgili sorularinizi cevaplandiracaktir.” diyerek, sözü Yunus Avsar’a birakti. Ögrencilere nasihat ederek derse baslayan Avsar, “Size ilk nasihatim dürüst olun, en degerli hazine Cenab-i Hakkin yaninda da dürüst olmaktir. En degerli zamaniniz bu gündür. Dün geçmistir. Ondan ders almaliyiz. Bugünü yasamali ve gelecege hazirlanmaliyiz.” diye konustu. Ardahan’in cografi yapisindan bahseden Avsar, konusmasinda Ardahan adinin anlamina da degindi. Avsar: “Tarihi Bilmek, Kültürlü Olmanin Birinci Şartidir” Öte yandan ögrencilere kültürlü olmanin önemini de anlatan Avsar, kültürlü olmanin sartlarini siralayarak sunlari belirtti: “Birincisi; tarih, ikincisi; matematik, üçüncüsü ise; cografyadir. Kendi tarihini bilmeyen insandan bir sey beklemeyin. Yasadigi bölgenin iklimi nedir, ne yetisir, yer alti zenginlikleri neler bunlari bilmeli insan.” Yasadigi olaylardan hareketle Ardahan’in tarihi, sosyolojik ve kültürel yapisi hakkinda önemli tespitlerde bulunan Avsar, büyüklerinden duymus oldugu pek çok tarihi olguyu da ögrenciler ile paylasti. Haberi ekleme saati: 15.08-31 Mart 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


Kalaçay’larin Aci Kaybi…

Ardahan Haberleri Ardahan’in Çildir ilçesinde ahir çökmesi sonucu bir kisi hayatini kayip etti. Ardahan il genelinde hava sicakliklarinin yükselmesi sonucu eriyen karlar, hayati olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Eriyen karlar nedeniyle birçok köy yolu çamur ve köstebek yuvasina dönerken, Çildir merkezde ahirin tavaninin çökmesiyle 73 yasindaki Naciye Kalaçay isimli kadin hayatini kaybetti. Alinan bilgilere göre: sabah saatlerinde hayvanlarina ot vermek için gittigi ahirda, tavanin çökmesi sebebiyle altinda kalarak hayatini kaybetti. Çildir esnaflarindan Ziyettin Kalaçay’in esi Naciye Kalaçay 5 çocuk annesi olan kadin ambulansa haber verilerek çildir saglik ocagina götürülüp hayatini kaybettigi ögrenildikten sonra, otopsi yapilmak üzere Trabzon’a götürüldügü ögrenildi. Haberi ekleme saati: 14.50-31 Mart 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


Tayfa Gurubundan Urta’li Ögrencilere Destek Eli…

Ardahan Haberleri Merkezi İstanbul’da bulunan Kasimpasa Arma alti tayfa taraftar gurubu ögrencilere yardim yapmaya devam ediyor. Çildir ilcesine bagli Gölbelen köyü [urta] ilkögretim okuluna okul malzemesi yardimi yaptilar. 2 siniflik 35 ögrencisi olan okulun ögrencilerine malzeme yardiminda bulunan taraftar gurubu bundan sonrada bu tür yardimlari daha sik yapacaklarini söylediler. Haberi ekleme saati: 14.49-31 Mart 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


ÇILDIR MESLEK YÜKSEKOKULU ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ UNUTMADI..

Ardahan Haberleri Gönüllü Turizm Rehberleri Kulübü tarafindan hazirlanan “18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferinin 98. Yil Dönümü kapsaminda Anma Programi”, Çildir Meslek Yüksekokulu Konferans Salonunda düzenlendi. Saygi durusu ve İstiklal Marsinin okunmasiyla baslayan Program, MYO Sekreteri Çagri Coskun’un açis konusmasi ve Ögrencilerinin Çanakkale Savasi’ni anlatan sunum ve konusmalariyla devam etti. Şiir dinletisinin ardinda saz sanatçisi Tünay AKSU esliginde okulumuz ögrencilerinden Yalçin AKGÜL’ün söyledigi ‘Çanakkale İçinde Vurdular Beni’ ve Semra BÜYÜKARSLAN’in söyledigi “Eledim Eledim” isimli türküler büyük begeni topladi. Yüksekokulumuz ögrencilerinden Bilal Özdemir yönetiminde hazirlanan “Çanakkale Geçilmez” isimli tiyatro, izleyiciler tarafindan ayakta alkislandi. Büyük begeni toplayan program, Yüksekokulumuz Müdür Yardimcisi Ögretim Görevlisi Niyazi İPEK’ in kapanis konusmasiyla son buldu. “Söz Veriyoruz” Program sonunda konusan Gönüllü Turizm Rehberleri Kulübü Baskani Ugurcan Arpaçay, “Organizasyonda emegi geçen tüm ögrenci arkadaslarima ve personelimize tesekkür ediyorum. Kizilay ilçe Baskani ve saz sanatçisi Tünay Aksu’ya da katkilari için ayrica tesekkür etmeliyiz. Bugün burada güzel bir isbirligine imza attik. Bizim için canlarini hiç düsünmeden feda eden sehitlerimize sükranlarimizi sunuyoruz ve aziz hatiralari önünde saygiyla egiliyoruz. Çanakkale’de pekisen ulus olma bilimcimize tüm gücümüzle sahip çikacagimiza da söz veriyoruz” dedi. Haberi ekleme saati: 14.48-31 Mart 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


Baskana partisinden ödül..

Ardahan Haberleri Ardahan Belediye Baskani Faruk Köksoy partisi tarafindan yapilan arastirmada en iyi proje yapan AK Partili Belediye Baskanlari arasinda ikinci oldu. **Ardahan Belediye Baskani Köksoy Milletimiz için daha güzel projelere imza atacagiz.. Köksoy, yaptigi açiklamada, AK Parti Genel Merkezi’nde Yerel Yönetimler Baskanligi tarafindan düzenlenen “Yasanabilir ve Estetik Şehirler” konulu 4. Yerel Yönetimler Sempozyumu’na katildigini animsatti. Burada Ardahan’daki Kür-Kale Rekreasyon Projesi’nin ikincilik ödülüne layik görüldügünü ifade eden Köksoy, “Projede dereceye giren belediyemiz ödül aldi. Ödülümüzü sayin Basbakanimiz Recep Tayyip Erdogan’in elinden almak bizi mutlu etti. Bu ve benzeri projelere gelecekte de imza atacagiz. Milletimiz için daha güzel projelere imza atacagiz. Milletimiz için yapilan her hizmet ödüle layik görülecek. Çünkü milletimiz her hizmetin en iyisini hak ediyor” ifadelerini kullandi Haberi ekleme saati: 14.29-31 Mart 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


KASİAD İŞKEMBECİDE BASIN VE SANATÇILARLA BİR ARAYA GELDİ..

Ardahan Haberleri **SABAH KAHVALTI, AKŞAM YEMEK KEYFİ SÜRÜYOR.. Kars-Ardahan ve Igdirli İsadamlarini bir çati altinda toplamayi hedefledigini ileri sürüp, basinda ki baskani issiz oldugu ortaya çikan KASİAD İstanbul Esenyurt bölgesinde bulunan İskembeci de Ardahanli gazeteci ve sanatçilarla bir araya geldi. Alinan bilgilere göre ismi mason kadinlar arsinda oldugu ileri sürülen Sürreya Cinik’in yaptigi KASİAD İstanbul Esenyurt’ta ve diger bölgelerin de bulunan Ardahanli, Karsli, Igdirli gazeteci ve sanatçilarla Esenyurt ilçesinde bulunan Haci Kemal İskembecisinde bir araya gelerek bölgenin sorunlariyla ilgili görüs alisverisinde bulundular. Toplantida gazetecilerle bir araya gelen KASİAD’çilarin neden bir iskembecide insanlari topladigini ve bugüne kadar neden bir isadamina Ardahan’a, Kars’a ve Igdir’a yatirim yaptirmadigini sorduklari görülürken, ayni KASİAD’in sürdürülen bari görüsmeleriyle ilgili niye en azindan bir açiklamada bulunmadiklari da tartisildi. Haberi ekleme saati: 14.05-31 Mart 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


ENGİN GAYRİ MENKUL YENİ YERİNE TAŞINDI..

Ardahan Haberleri Ardahan’in Hanak ilçesine bagli Yukari Aydere (Y. Surmala) köyünden İstanbul’a göç eden ve burada is hayatinda ortaya koydugu performansla kisa sürede basta İstanbul’da olmak üzere Türkiye’nin birçok yeri ile Almanya’da emlak piyasasinda güvenilir bir yer edinen ENGİN GAYRİ MENKUL yeni yerine tasindi. Ayni zamanda merkezi Sefköy’de bulunan Yukari Aydere Dernegi Baskani olan Uzeyir Engin’in yönetim kurulu baskanligini yaptigi ENGİN GAYRİ MENKUL İstanbul Esenyurt’ta ki Fatih Mahallesi, Bahçeyolu Caddesi adresinde yeni yerinde hizmet etmeye devam edecek. Basta Ardahan Kültür Evi’nin yöneticileri olmak üzere birçok is adami ve siyasetçinin katildigi ENGİN GAYRİ MENKUL’un yeni yeri açilisina Ardahanli İsadami Orhan Gökdemir ve Gürbüz Çapan’in kardesi Zeki Çapan gibi hemserilerimizin yani sira bölgede ki yerel ve ulusal basininda katilip, çekimler yaptigi görüldü. Haberi ekleme saati: 17.15-30 Mart 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


İs Adami Orhan Gökdemir Ardahan’daydi

Ardahan Haberleri Ak Parti Ardahan Eski Milletvekili adayi hemserimiz, MÜSİAD Ankara Baskan Yardimcisi İs Adami Orhan GÖKDEMİR Ardahani ziyaret etti. Ardahan Kongre Binasinda İsadami Orhan GÖKDEMİR’i misafir eden Ardahan Valisi Seyfettin AZİZOGLU, Vali Yardimcilari, İlçe Kaymakamlari ve bir kisim İl Müdürlerinin katildigi toplanti da Ardahan ekonomisi, devlet ve yapilabilir özel sektör yatirimlari ele alindi. Orhan GÖKDEMİR, Posof Kaymakami İbrahim Halil ŞIVGAN makaminda ziyaret etti. Posof’un ekonomik meselelerini konusuldu. Orhan GÖKDEMİR, Misafirperverligi için Posof Kaymakami İbrahim Halil ŞIVGAN’a ve ekibine tesekkür etti. Hoçvanli İsadami Orhan GÖKDEMİR Ak Parti Posof İlçe Baskani Erol ÖZER ve Ak Parti Posof İlçe Yönetimi makaminda ziyaret etti. Siyasi çalismalar ve yapilan hizmetler ile ilgili genel fikir alisverisinde bulunuldu. Orhan GÖKDEMİR daha sonra, Ardahan Gençlik il Müdürünün misafiri olarak gençlik merkezinde gençlerle sohbet toplantisi yapti. Orhan GÖKDEMİR Ardahan ziyaretini bitirip, bir açilis için İstanbul Esenyurt ilçesine gitmek için Ardahan’dan ayrildi. Haber ekleme saati: 23.41-29 Mart 2013 Haber/Foto: Erkan SARIKAYA/http://www.ardahanaktuel.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


Fidan CHP’nin en basarili baskani seçildi..

Ardahan Haberleri Yaklasan yerl seçimle öncesi yurt genelinde bulunan CHP’li Belediye Baskanlari arasinda ‘En basarili belediye baskani’ anketi yapan CHP Ardahan’in Damal ilçesinin belediye baskanini en basarili belediye baskani olarak seçti. Daha önce bir inter net sitesinin yaptigi ankette Ardahan’da bulunan 5 belediye baskani arasinda en basarili belediye baskanin seçilen Gülcemal Fidan yaptigi açiklamada ’’Damal’da Belediye olarak bir ilçe olusturmaya çalisiyoruz” dedi. Damal’da Belediye olarak bir ilçe yaratmaya çalisiyoruz. Onun hevesi içerisindeyiz, onun aski içindeyiz ve bir yerlere de geldigimize inaniyorum diyen Fidan, konusmasina söyle devam etti. ’’Bildiginiz gibi biz bir eski ilçe, kurumsal bir ilçe degiliz. Bizim amacimiz topluma hizmet verebilen bir ilçe imkânlarina bu yerlesim yerini kavusturmak, yillar boyu gösterdigimiz bütün çabalar da bu dogrultuda. Bunun için öncelik sirasina göre ve toplumun istemlerine göre bir veya iki yil önceden veya da bes yil önceden düsünüp te projeye geçirip, projeyi de hayata geçirmenin hep pesinde olduk. Bugüne kadar izledigimiz politikalar bu yöndeydi. Bundan sonraki yapacagimiz islemlerde ayni yöntem olacak, çünkü biz zaruri gereksinimlerde yani zaruri ihtiyaçlardan baslayip orta vadede ve uzun vadede neler yapabiliriz hep onlari düsündük. Genel politika anlayisimiz bu oldu ve bundan sonrada böyle olacaktir. Bu vesile ile Damal’in inanç yapisi nedeni ile hiç bir mahallesi veya hiçbir köyünde ibadethaneler yoktu. Biz yaptigimiz bütün bu çalismalarda 8 mahallede 8 tane Cem evi yaptirdik ve Cem evi bünyesinde cenaze yikama yerleri ile cenaze morglari yaptirdik. Bölgemizin en önemli sorunlarindan bir tanesi de hayvan pazari idi. SERKA ile birlikte gerçeklestirdigimiz hibe kapsamli, %70 SERKA’dan % 30’u Belediyemizin ana bütçemiz olmak kaydi ile bir proje gerçeklestirdik. Toplamda 310 bin TL civarinda olan hayvan pazari bu yil itibari ile faaliyete geçirdik. Hayvan pazarinda üreticiyi düsünerek, kantariyla, yemekhanesiyle, çay ocagiyla ve hayvan indirme bindirme yükleme yerleriyle beraber kilit parke tasi dösenerek modern bir hayvan pazarini faaliyete soktuk.’’ **ATIK SU VE KANALİZASYON Baskan Fidan, 28 kilometrelik kanalizasyon projesi yaptiklarini ve 2013 yili itibari ile Damal ilçesinin kanalizasyon sorununun kalmayacagini ifade ederek söyle devam etti: ’’Kanalizasyon pahali bir isti, bunun bir proje asamasi vardi. Biz 28 kilometrelik kanalizasyon projesi hazirladik ve projenin %75’ini de hibe yöntemleri ile yaptirdik, kalan yüzde 25’ini Belediye bütçesinden karsiladik ve insaat asamasina geldik. İnsaat asamasina gelince de yine İller bankasina yaptigimiz müracaatlarimiz sonucu kanalizasyonumuzun biz ihalesini yaptirdik. Toplamda 4 milyon TL’lik bir yatirim bunun % 50’sini yani 2 Milyon TL’lik parayi hibe yöntemleri ile bulduk, projemizi kabul ettirdik ve bu yil temelini attirdik. Önümüzdeki yil itibari ile 28 kilometrelik bir kanalizasyon agi ile, aritma ayagi da olan bir projeyi hayata geçirecegiz. Bu da Damal için, Damallilar için, bir ilçenin olmasi için ne kadar önemli oldugunu hepimiz gözlemliyoruz.’’ Damal Belediye Baskani Gülcemal Fidan, bundan 5 yil önce bazi köyleri mahalle yaptiklarini ve bu mahallelerin çok ciddi sorunlari oldugunu ifade ederek, ’’Bunlardan en önemlisi yol sorunu idi. Bu yil Ata mahallesi, Kalender mahallesi ve Mustafa Kemal mahalsinde toplam 30 bin metrekarelik sokaklari kilit parke tasi dösedik. Bu kolay bir is degil, toplam maliyeti 600 bin liralik bir yatirim. Yaptigimiz bu yatirim ile yol sorununu çözdüklerini’’ dile getirdi. Haberi ekleme saati: 09.47-29 Mart 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


Hoç/Fed: Vakif Bizim İsimiz Degil!..

Ardahan Haberleri İstanbul’da bulunan Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskani Fakir Yilmaz ile yeni alinan Hoç/Fed Binasinda bir araya gelen Hoçvan Federasyonu Baskani Yakup Mavzer Hoçvanli İsadami Yakup Süt tarafinda ortaya atilan Hoçvan Vakfi fikrine sicak baktiklarini ancak vakfin kurulmasinin Hoç/Fed’in isi olmadigini söyledi. Ardahan Merkeze bagli 21 köyün Metropolde bulunan derneklerini bir çati altinda toplamayi amaçlayan Hoçvan Federasyonu, son günlerde bir hayli tartisilan vakif fikrine sicak bakmiyor. Konu hakkinda görüslerine basvurdugumuz ve federasyonun vakiflasip, vakiflasmamasi konusunda ortaya atilan önerilere nasil baktigini sordugumuz Hoçvan Federasyonu Baskani Yakup Mavzer, ‘vakif fikri güzel bir fikir, ancak vakif isi Hoç/Fed’in isi degil’ dedi. Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskani Fakir Yilmaz ile İstanbul/Esenyurt’ta bulunan Hoç/Fed’de görüsen Hoç/Fed Baskani Yakup Mavzer sözlerine söyle devam etti. ‘Hoçvan’in, akabinde Ardahan’in adini tasiyan tüm güzel etkinliklerinin yaninda olduklarini ve basta Hoçvan olmak üzere bölgeye yönelik güzel, olumlu düsüncelerin yaninda yer almaya hazir olduklarini ancak vakif konusunun Hoçvan Federasyonun disinda baska bir fikir, baska bir konudur. Yani vakif bizim isimiz degil, çünkü derneklerin ayri, federasyonun ayri sermaye isteyen ve genellikle hayirsever isadamlari tarafindan hayata geçirilen vakfin ayri ayri islevleri var. Bizde dernekleri bir çati altinda toplamayi amaçlayan ve bunu büyük ölçüde basaran bir federasyonuz. Vakif konusunda her türlü destegi vermekten öte bir is yapamayiz. ‘ **Yakup Süt önermisti.. Hoçvan Vakfi isimli bir kurulusa ihtiyaç oldugunu ve bu yöndeki fikrini daha önce birkaç kez dile getiren Ardahan Hoçvanli İsadami Yakup Süt tarafindan gündem getirilen vakif konusunda görüslerini açiklayan ve ‘Vakif Bizim İsimiz Degil!.. diyen Hoç/Fed Baskani Yakup Mavzer vakif fikrinin gerçeklesmesi için Hoçvanli isadamlarinin bir araya gelmesi gerektigin dikkat çekti. **Bina Aldilar.. Merkezi İstanbul’da bulunan Hoçvan Federasyonu Esenyurt’ta bir yer alarak, federasyonun merkezini buraya tasidi. Ardahan Hoçvanli İsadami Yakup Süt’ün ve diger is adamlarinin destegiyle düzenlenen bir gecede elde edilen gelirle alinan binanin federasyonu merkezi olacagini belirten Hoç/Fed Baskani Yakup Mavzer alinan binayi yeniden dizayn edip, resmi açilisini Hoçvan Yayla Şenligi öncesi yapacaklarini belirtti. Haberi ekleme saati: 07.03-29 Mart 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?


HANAKLILAR DERNEKLEŞİYORLAR..

Ardahan Haberleri İstanbul metropolünde bulunan hemserilerimizi bir çati altinda toplama iddiasinda bulunup, kurulan dernekler arasina bir dernek daha katiliyor. Alinan bilgilere göre basta İstanbul Esenyurt’ta bulunan bir cafe’de düzenlenen kahvaltili toplantida bir araya gelen Hanaklilar derneklesme karari aldi. Hanak’in 25 köy temsilcisi bir araya gelerek Esenyurt’ta Hanak derneginin kurulmasi için karar aldilar. **Önderligini Mali Müsavir Togay Çoban yapti .. Esenyurt’ta Hanak Dernegin kurulmasi için organizasyonu, Mali Müsavir ve ayni zamanda Ardahan Kültür Evi’nin 2’nci Baskani olan Mali Müsavir Togay Çoban önderliginde yapildi. Yeni dernegin kurulmasi çalismasi, Togay Çoban’in girisimleri ile geçtigimiz günlerde Esenyurt’ta yapilan toplantida baslamis oldu. 25’e yakin Hanak köy derneginin temsiliyetini alan dernek çalismalari, 11 Mart Pazartesi tüzük çalismalari ile tamamlandi. **İlgi yogundu.. Esenyurt bölgesinde on bine yakin Hanaklinin yasadigini belirten komite, Esenyurt’ta derneklesmenin faydasinin olacaginin altini çizdiler. Esenyurt’ta Nirvana Cafe’de düzenlenen kahvaltiya Hanaklilarin ilgisi yogun oldu. **Yeni dernekte kimler var? Adi, İstanbul Hanak ve Çevre Köyleri Dayanisma Dernegi olacak olan yeni Hnak derneginin kurucu yönetimi su isimlerden olusuyor. Togay Çoban, Lemyaz Koçak, Güven Yurtsever, Adnan Çelik, Bahattin Çoban, Cengiz Çelik, Erdal Özdemir, Ergül Aydin, Volkan Coskun, Göksel Isik, Metin Aydin, Mustafa Baytar, Özkan Isik, Sitki Dursun, Yuncer Çelik, Turgay Öztürk ve Zafer Baysal Haberi ekleme saati: 18.16-28 Mart 2013 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com