Ardahan’da balık tutarken Kura Nehri’ne düşerek kaybolan şahsın cesedi 10 gün sonra bulundu.
Ardahan’ın Çıldır ilçesinde yapımı devam eden Doğankaya Barajı’na Ankara’dan malzeme taşıyan TIR şoförü Yunus Aydoğdu (30), baraj inşaatının altındaki Kura Nehri’nde balık tutarken dengesini kaybederek suya düşmüştü.
Bölgede 10 gündür arama çalışmalarını yürüten Ardahan afad, Erzurum AFAD, JAK Dalgıç ve Emniyet dalgıç ekipleri bugün baraj göletinin 1.5 kilometre aşağısında Yunus Aydoğdu’nun cesedine ulaştı.
Aydoğdu’nun cenazesi ekipler tarafından göletten çıkarılarak ambulansla Ardahan Devlet hastanesine götürüldü.
KÜPELİ BU YAZIYI KÜPE YAP..
Dün sanal ortam da yola bir kervan dizildiğini ve giderken çok mutlu, geri gelirlerken ise birer orta çağ tüccarları gibi küpeleri kırılmış, zarar etmiş, mahcup halde dönüşlerine şahit olduk..
Efendim neymiş Karslı biri bakan olmuş, haydi gidek el etek öpek belki bizim de küpelerimiz doldurulur denilerek çıkılan yolda bol bol paylaşılan resimler geri dönüşü tek tek kaldırılıyordu..
Çünkü küpe doldurmaya gidenler, bir kez daha kullanıldıklarını, yanıldıklarını ve de rezil olduklarını görüp, eşekten düşmüş, yüzleri kızarık halde yıllardır yaşadıkları varoşlarda ki evlerine sukutce dönmüştüler..
Peki bu kervanı yola kim dizmiş, başını kim çekmişti?..
Anlatayayım..
Efendim bu İstanbul’da önüne gelen muhabirlik veren, ben gelene kadar her derneğe fahri başkan olan, katıldığı geceler de kalın bıyıklıları resim edip, kaz gecelerine ‘muhteşem, olağanüstü, büyük adam’ diyerek sayfa sayfa dizen, ‘işim, ilişkim bozulur’ diyerek hayatı boyunca hayırlı bir eleştiri yapmayan, ama bunlara rağmen toplumunun olduğu gibi kendi küpesi de bir türlü dolmayan kupeliden başkası değildi..
Peki bu kervanı ona dizdiren kimdi?
İşte işin asıl önemli tarafı bu..
Çünkü KAI adı altında yıllardır bu kupeliyi başta olmak üzere biz Ardahanlılar kullananların değil kupelerimizi doldurmaları, kendi kupelerini doldurduklarını belirttiğimiz, anlatmaya çalıştığımız yine bir Karslı..
Evet, bana dost geçinip, benim anlatmak istediğimi bir türlü anlamayanların bile kupeli gibi kullanıldıklarını, benden gizli yola dizildiklerinde anladılarsada iş işten geçmişti..
Çünkü dünkü kervanı asıl yola dizdiren yine bir Karslıydı..
Yani dünkü çoğunluğu Ardahanlı olan kervanı yola dizdiren Karslı o yolculukta tek karlı çıkandı..
Ve kervanı aç götürüp, susuz getiren yine bir Karslıydı..
Ne oldu?
Kuyruk olan yine Ardahanlı oldu, baş yine kara gözlükleri takıp, kervanla birlikte çekilen toplu resimde en mutlu olan kişiydi..
Yani o resimle Esenyurt’ta oturduğu koltuğu sağlamlaştıran, ‘istediğimde küpeleri bir türlü dolmayanları alır yola dizerim’ diyen Karslıydı..
Ve kayıp eden yine Ardahan ve Ardahanlıydı..
Ama suç onun değildi..
Suç bu kervanı ve diğer bir çok kervanı başkaları için gaza getirip, yola dizdiren ama kendi kupesi bir türlü dolmayan küpelinindi..
Eh ne diyelim, ‘Bu yazı kulaklarına küpe olsun dostum’ demekten öte..
Ya bir iki pozla iş yaptığını sanıp, başında bulunduğu kurumu gazetelere tam sayfa ilan verenlere pazarlayanlara ne demek gerek?
Onu da bir daha ki yazım da anlatacamki; Karslı Süreyya hanım bana kızsın, desin ki; ‘ben sana dememişmiydim, içi boş küpeleri Ardahanlı diye sahip çıkıp, Ardahanlıların başına bela etme’ diye..