.jpg)
.jpg)
Gazeteci Fakir Yılmaz’ın hazırlayıp, her pazar
TEMPO TV’de
canlı olarak sunduğu
‘Gazetecilerle Gündem’
sizde konuksunuz..
**Sarı” kodla uyarı
Havalar soğuyor, sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlar geri geliyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Ardahan’ın da aralarında bulunduğu 14 kenti “sarı” kodla uyardı.
Sel, su baskını, yıldırım, ulaşımda aksamalar, yağış anında kuvvetli rüzgar, yerel dolu yağışı gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması istendi.
PARAMİLİTERLERİN PARAMOTORLU
DARBE GİRİŞİMİ!..
Amerika seçimleri öncesinde yaşananlara taraf olup, Trump’un kayıp etmesinde büyük rol oynayan twitterin Trump’a yönelik tutumuyla ilgili olarak bu köşemde ele aldığım, ‘AMAÇ 2. TWİTTER DARBESİDİR.’ başlıklı yazımı hatırlatan gelişmelerin yaşandığı Ortadoğu yeniden kan revan içinde.
44 milyar dolara satın aldıktan sonra ev hali giyimiyle kucağına aldığı çocuğu ile geçtiğimiz ay Amerika’ya gidip, Kızılay’ın TÜRKEN Vakfına bağışladığı paracıklarla Manhattan’da yapılan Türkevi’nde Erdoğan’ı ziyaret edip, İzmir davetine gelmeyen Twitter’ın yeni sahibi Musk’un kullandığı teknolojiyi, ve o çok abartılan İsrail’in Demir Kubbe Güvenlik sistemini aşan bir akıl kullanan Hamas’ın ilk olarak PKK’nın kullandığı bizzat eski içişleri bakanı Soylu tarafından söylenen paramotorlerle saldırdığı İsrail’in savaş ilan etmesiyle devam eden ölümleri izlerken bu yaşananların nedenleri de tartışılıyor.
Tüm dünyanın şok içinde olduğu ve Suriye, Irak başta olmak üzere ülkenin yaşadığı ekonomik sıkıntılar başta olmak üzere birçok sorunu öteleyen ve gündemden düşüren bu gelişmelere baktığımızda son olarak Rusya’da olmak üzere gerek bölgemizde, gerekse Afrika’da olduğu gibi Ortadoğu’da da karşımıza yine yeni anayasa tartışmaları, insan hakları, adalet arayışları dolayısıyla bir hayli yıpranmış ve neredeyse iktidardan düşecek bir duruma gelmiş siyasiler çıkmakta.
Ve Rusya’daki gibi çoğunluğu paralı askerlerden oluşan yani paramiliter bir grup olan Hamas’ın sanki Wagner Grubu gibi birinin imdadına yetiştiğini görüyor, izliyor ve olayı bir de bu yönden tahlil etmeye çalışıyoruz. Yani ‘Dur kardeşim, vatan-millet-sakarya zamanı,şimdi bir araya gelmenin, milliyetçi duygularla vurmanın zamanı’ dedirten bir durum gibi görünen Ortadoğu’da yaşanan son gelişmelere iyice baktığımızda karşımıza ilk çıkan ve İsrail iktidarını iç siyasette bir hayli zorda bırakan ülkemizde de çok konuşulan ancak bir türlü istenenin olmadığı yargı reformu tartışmaları çıkmakta.
Çünkü Başbakan Bünyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetinin tartışmalı “yargı reformu” kapsamındaki en kritik yasa tasarılarından birini Meclisten geçirmesi üzerine İsrail, siyasi tarihindeki en büyük kaoslardan birine sahne olmuş ve İsrail’de aylar öncesi yaşanan diğer bir gelişmede bugün çok tartışılan Demir Kubbe Korumasının nasıl olup aşıldığını da ortaya koyar gibi..
Ana muhalefet lideri eski Başbakan Yair Lapid, Savunma Bakanının görevden alınması üzerine, “Netanyahu’nun İsrail için artık bir tehdit oluşturduğunu” söylemesinin üzerinden çok kısa bir zaman sonra bugün yaşananları bir araya getirmeye çalışırken bir anda aklıma ülkemizdeki darbeler ve darbe girişimleri, kalkışmaları öncesi ve sonrası yaşananlar gelmekte.
Rusya gibi ülkede darbe girişimi haberleriyle sarsılan bizlerin şimdi de İsrail’de yaşananlar karşında şok olup, bu şoku yavaş yavaş atlattıktan sonra füzelerin, tankların, uçakların yarattığı toz duman içinde kalan,kan revan içinde, çocuğunu kaybetmiş,eşini arayan insanlar misali nedenlerini arıyoruz.
Ve sizi bilmem ama benim karşıma, paramotorlu bir darbe girişimi ve bu darbenin İsraillilerden, Filistinlilerden çok vatan-millet-sakarya edebiyatları ile iktidarda kalmaya çalışanlar ve bunların orada, iktidarda kalması için, adalet, hak, hukuk arayan insanların homurdandığı iç siyaseti daraltan maşalar çıkıyor.
Bunun en son örneği de paramiliterlerden oluşan ve son eylemlerini Hollywod’da sinema filmi çekiyorcasına canlı yayınlar eşliğinde gerçekleştiren Hamas ve onun gibi örgütlerin darbelere olan katkıları çıkıyor..
Neyse biz bu ay hesaba yatırılacak olan 5 bin liralarla idare etmenin yolunu arayalım, Çünkü bu yaşananlara ne senin nede benim aklım yetmez, yetse de başımıza iş açar vallahi..
En iyisi adeta seçimi kayıp etmek için çırpınan ve buna yönelik konuşmalar yaparak Kaftancıoğlu gibi tarihin tozlu sayfalarına alınan Canpolat gibi taraftar gibi delege bulamadığı için birincisi ertelenen kongresini yapan Ardahan MHP’nin İl Başkanını ilk kutlayan HDP destekleriyle seçilen ve müfettişlerin rapor ettiği belediyenin paralarıyla yaptırdığı T reklam panoları aracılığıyla Ardahan kalesinin manzarasını kapatan, Sırrı Atalay ismini üzerine çıkan reklamını yapan türkücü CHP’li Ardana Belediye Başkanının yaşadığı seçim stresini konuşalım…
arşiv haber/yorumlar 09.12.2012 tarihli haberler/yorumlar tarihli haber/reklamlar




SİTEMİZİN SAGINDA BULUNAN en yeni makele LİNKİMİZDE YAZARLARIMIZIN GÜNLÜK YAZI VE YORU


Sanirim bir çogunuz bu sözün kimin söyledigini hatirlamayacaksiniz? Çünkü basta ekonomik sikintilar olmak üzere onca dert, keramet dolaysiyla dün yedigini bugün unutan bir toplum haline geldigimiz bir süreçte bunu hatirlamak sanirim zor olacaktir.. Ancak bunu bu sözü hatirlatan konunun bugün kü mansetimizde yer alan ve Ardahan Belediyesi’nin özel bir bankadan su parasi ve gayrimenkulleri karsiliginda 500 bin TL. Kredi istedigi haberi oldu. Evet içinde bizlerinde bulundugu bir çok esnafin evine bir ekmek götürmek için hemen her gün gelen zamlari, vergileri, ssg primlerini görmezden gelip, tepkisiz kaldigi bir süreçte memurundan, köylüsüne herkesin borçlu oldugu bankalarin çarkina belediyelerde düsmeye basladigini duyuyoruz.. Çok is yaptiklariyla övünen AKP’li Belediyelerin bir çogunun mal varliklari karsiliginda basta Dünya Bankasi’na olmak üzere birçok para satan kuruluslara dünden teslim oldugu bir süreci yasayan ülkemin Ardahan’in Belediyesinin bugüne kadar dayanmasi da da büyük bir basari olarak degerlendirilmelidir.. Ardahan Belediyesi’nin hizmete devam etmek için devletten alamadigi parayi, büyük bir faizle ve ipotek ile özel bir bankada almaya çalistigini ögrenince aklima son genel seçimler ardindan özel bir tv’de konusan basbakana sorulan, ‘Antalaya’yi kayip ettiniz, bunu nasil degerlendiriyorsunuz?’ sorusuna, ‘Olsun. Antalya’yi kayip ettik ise Ardahan’i aldik’ demisti.. Ve ben gidip belediye baskanina, ‘Git basbakana deki: ‘Sayin basbakan Antalya’yi kayip ettik, ama Ardahan’i kazandik’ demenizin karsiligi Ardahan’a hizmet olmali, bize biraz para destegi ver’ de demistim.. Çünkü sayin basbakanin o sözü söylerken Ardahan’i ne kadar önemsedigini ortaya koymak için bunu söyledigini anlamistik.. Ama gelin görün ki; O basbakanin çok önemsedigini belirittigi Ardahan’i çoktan unuttugunu, belediye baskaninin ise beni dinlemeyip, basbakana gidip para istemedigini Ardahan Belediyesinin banka kapilarina düsmesinden anliyoruz.. Ama yine de gecikilmis degil derim.. **Yaman Küfür Yiyorum.. Burnunun dibinde dogalgaz boru hatti geçen, ama hala tezekle isinan, iki beldesi kapatilirken kimsenin gigi çikmadigi bir Ardahan’da benim basta Ardahan Kültür Evi Dernek Baskani Tuncer Dag’a olmak üzere birçok siyasi, stk ve kamu görevlisine acimasizca yüklendigimden sikâyetler geliyor. MSN ve facebook, twieter hatta cep telefonum da bana olan kizginliklarini ortayla koyanlarin basit ve genis düsünmeden bana saldirdiklarini düsündügüm için çogu zaman kendilerine cevap bile vermiyorum. Çünkü benim kimseyle özel bir kavgamin olmadigini anlamayanlarin yorum ve haberlerimi sahsilestirip, bana saldirdiklarini anliyorum.. Buna neden ise derneginin bir evi yokken Ardahan Kültür Evi adinda bir dernegin baskanligini yapan ve en önemlisi basinda bulundugu bu dernekle Ardahan’in sorunlarina sahip çiktigini ileri sürüp, ancak kapatilan bir beldeye (Goreveng) komsu olan kendi köyünün bu beldeye mahalle olarak katilip, belediyesinin kapatilmasina engel olamadigi için elestirdigim (kedisinde bilir ki dostum olan) Tuncer Dag’in bana küsmeye, yakinlari araciligiyla hakaretler yagdirmasidir.. Bunun yani sira adi agizlara alininca basta milliyetçiler olmak üzere beyaz Türkler olarak adlandirilanlarin ayaga kalktigi federasyon gibi önemli bir kelime altinda sözde bir araya gelen, stk olusturan Hoçvan Federasyonu, Ardahan Federasyonu kurup, Ardahan’a yönelik ciddi bir girisimleri bulunmayanlari elestirdigimde Dag’dan gelen tepkilerin aynisiyla karsilasiyorum.. Kendisinin bir dükkani olmamasina karsin Kars , yetmez Ardahan, buda yetmez Igdir İsadamlari ve Dernek Baskani olan Süreyya Cinik’e dokundugumda ayni kiyametler basima geliyor.. ki; Bu hanimin isminin ‘Türkiye’de ki Mason Kadinlar’ listesin de yer almasi ise ayri bir konu olarak dursun hele.. Sadece bu mu ki? Ardahan’da ki stk, siyasi parti temsilcilerinden de ayni tepkileri aliyorum.. Çünkü adamin bir danasi yok ama nasil olur ziraat odasi baskani olur diye sordugumda baba dostu olan Cemil baba’yi küstürüyor, çeki olmayanin is adamlarini, sanayicileri nasil temsil ettiginde sordugumda ise birileri bana o her geçen gün biraz daha kirlenen ellerini uzatmadiklarinin farkindayim.. Adamin sehidi yok ama Şehitler Dernegi Baskani oldugu bir memlekete bunlari yazmak, söylemek, dillendirmek tabi ki birilerini kizdiracak, tabii ki bana küfürler yagdiracak.. Çünkü kimsenin ‘Ne oluyor, ne is yapiyorsunuz?’ diye sormadigi ari kovanini sürekli karistiriyor, kasiyor, yerelde yetmez gibi ulusalda haber yapiyorum.. Adam uluslar arasi dernek kurmus, ama masasini, sandalyesini, hatta bol bol fotolarini faylastigi bilgisayari validen, kaymakamdan ister.. Adam çiftçi koruma dernek baskani ama çiftçilik yapacak bir tarlasinin olmadigi Ardahan’da benim bunlari yazmam birilerini kizdirdigini biliyorum. Ancak eger bir yanlisim, bir yalanim varsa bana gelen onca hakaret ve küfrü simdiden kabul ediyorum, ya yoksa o zaman onca küfrü, hakareti aynen kendilerine iade ediyorum.. Haksizmiyim.. fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535. 418 32 58

Son büyüksehirler yasasi ile kapanacagi yönünde karar alindigi ve bu kararin su an cumhurbaskaninda olan yasanin onaylanmasiyla birlikte kapanmasinin kesinlesecegi belirtilen Ardahan’in Çildir ilçesine bagli Asiksenlik, yani diger adiyla Sugara Beldesi’nin belediye baskaninin ‘kendisini savunan’ uzun açiklamasini okuyorum.. Baskanin adeta süt dökmüs bir kedi edasiyla yaptigi açiklamasini okurken bu beldenin neden kapatildigini, hatta niye kapatilmasi gerektigini bir kez daha anliyorum.. Çünkü beldesinin kapanacagini bir belediye baskani olarak hesaplayamayan, beldesinin nüfusunun 2 binin altina degil, binin altina düstügünden bi haber bir baskanin açiklamasini okuyorum.. Evet Hanak ilçesine bagli Ortkent’in kapanacagindan habersiz olan bir belediye baskaninin ikinci versiyonunu ortaya koyan Asiksenlik Beldesi’nin CHP’li Belediye Baskaninin bu açiklamasina bakildiginda baskaninda teslim oldugunu görmek mümkün. Çünkü dönüsü olmayan bir yola girdigini her ne kadar baskan yeni anlasa da rahmetli Şenlik çoktan anlamisti zaten.. Ben burayi geçip, kapanacagi her geçen gün biraz daha kesinlesen Çildir Asigksenlik Beldesi’nin bundan sonraki durumu üzerinde durmak istiyorum. çünkü sag iken can vermeyiz düsmana diyen Şenlik diyari çoktan ölmüste birilerinin haberi yokmus.. Evet ayni zamanda annemin de beldesi olan Hanak/Büyük Nakala’dan sonra simdide Çildir Asiksenlik Beldesi Belediyesi kapaniyor.. Sanirim daha önceki yazilarimizda göz aydinligi vermistik.. Ancak simdi ne olacak sorusunu sorup, bu beldenin kapatilmasi halinde köy mü olacak yoksa Çildir’a baglanip, mahallemi olacak diye düsünmeliyiz.. Bize soracak olursaniz bu beldenin Çildir’a bir mahalle olarak baglanmasi ve bu istegini simdiden gerekli yerlere bildirmesi gerekiyor.. Çünkü seçim kanunlarinin açik açik okundugu su zamanda kapanacagi kesin olan bu belde bir an önce Çildir’a baglanmali ki; Önümüzdeki yerel seçimlerde mahalle olarak sayilsin.. Ve hiç degilse Çildir büyüsün, belediyesi bütçeden biraz para alsin.. **Ya yerine getirmeyenler ne olacak.. Ardahan’da görev yapan il müdürleri ile her gün yeni bir koltugu kirilan valilik toplanti salonunda bir araya gelen Ardahan Valisi Ardahan’in gelisimi konusunda herkesin duyarli olmasini ve üzerine düseni yapmasini istemis. İli koordine eden ve Cumhur ile hükümetin birinci temsilcisi olan valinin bu önemli çagirisini dinleyen il müdürlerinin kendilerinden istenenin ne kadar vereceklerini gelecek yilin ortlarinda sanirim görürüz.. Çünkü vali gibi bir çogu yeni daha.. Ancak benim asil merak ettigim baliyla övünen Ardahan’da üniversite ‘Ögrenci bulumadigi için’ Aricilik Bölümü kapatilirken Aricilik Müdürlügünün nasil bir girisimde bulunduguydu!.. Yani il de bulunan müdürlerin kendilerinden isteneni yerin getirmediklerinden nasil bir uygulama ile karsi karsiya kalacaklar?!.

Ardahan eski Devlet Hastanesinin yol kenarinda bulunan Ardahan Telekom’a ait olan telefon diregi mahallileri tedirgin ediyor. Bir aya yaklasik, bir aracin çarpmasi sonucu Ardahan İl Telekom’a ait olan diregin yaridan kirilmasi nedeniyle mahalle halki diregin kaldirilmasi konusunda İl Telekom’a sikayette bulundular. Yetkililerin kirik diregi yenilememeleri halkin tepkisini çekerken; Mahalle halki yoldan geçmeye korktuklarini dile getirip illa buradan geçerken bizim basimiza düstügü zaman mi diregi kaldiracaklar diye de sordular. Haberi ekleme saati: 23.25-22 Kasim 2012 Haber-Foto: Baris Bilgin

Ardahan’in önümüzdeki birkaç yil içerisinde gipta edilecek Kurulusundan bu yana yöre esnafina yönelik ilyk ciddi adimdi atan ve iki gümrük kapisi olan Ardahan’da Ardahanlilarin dis ticaret yapmasini tesvik eden Ardahan Üniversitesi’nin bu amaçla organize ettigi, Dis Ticaret Bilgilendirme Toplantilari Ardahan Valisi Seyfettin Azizoglu’nun da katildigi sertifika töreni ile sona erdi. Bölgemizin sorunlarina çözüm üretmek amaciyla Ardahan Üniversitesi koordinasyonuyla düzenlenen “Dis Ticaret Bilgilendirme Toplantilari” nin bugün sona ermesi nedeniyle programa katilan katilimcilar sertifikalarini Ardahan Valisi Seyfettin Azizoglu’nun elinden aldilar. Bilindigi gibi “Dis Ticaret Bilgilendirme Toplantilari” Ardahan’da dis ticaret potansiyelini artirmak, e-ticaret, ihracat pazarlari, ihracat tesvikleri, dis ticaret mevzuati, il kotalari, dis ticarette kullanilan belgeler, muhtemel pazarlar, markalasma ve kurumsallasma konularinda Ardahanli esnaf ve is adamlarini bilgilendirmek amaciyla Ardahan Üniversitesi’nce üç günlük bir program düzenlenmistir. Seminer sonunda katilimcilara seslenen Ardahan Valisi Seyfettin Azizoglu Ardahan’in yakin gelecekteki konumuna degindi. ‘Türkiye’nin doguya açilan kapisi olan Ardahan’in önümüzdeki birkaç yil içerisinde gipta edilecek bir noktaya gelecegini dile getiren Ardahan Valisi, kimlikle Gürcistan’a geçisin bir baslangiç oldugunu ifade etti. Ardahan’da bir is adamlari sinifi olustugunu belirten Vali, seminer çalismalariyla egitim eksiginin de giderildigini sözlerine ekledi. Bu çalismayi baslatan ve destekleyen, emek veren herkese tesekkür eden Vali, katilimcilara sertifikalarini verdi. Gerçeklestirilen programin ardindan Ardahan Üniversitesi tarafindan tertip edilen yemege katilan Ardahan valisi Seyfettin Azizoglu, Valilik imkânlariyla Türkgözü Sinir Kapisi’nda yapilacak olan yeni düzenlemenin müjdesini de verdi. 24 saat hizmet verebilecek olan sinir kapisindan daha medeni sartlarda geçislerin saglanacagini vurgulayan Ardahan Valisi Azizoglu, Ardahan’a Gümrük Yönetimi’nin kurulmasiyla problemlerin çözülebilecegini söyleyerek sözlerini tamamladi.
**ARGİAD’dan ARÜ’ye TEŞEKKÜR.. Ardahan Gürcistan İs Adamlari Dernegi Baskani Vural Badem ve Ardahan Gürcistan İs Adamlari Dernegi Baskan Yardimcisi Nihat Yilmaz gazete büromuza gelerek, Ardahan Üniversitesinin düzenleyecegi Dis Ticaret Egitim panellinin Ardahanli isadamlarinin ihtiyaç duydugu bir panel oldugunu ve ARÜ’nün tam isabetli bir karar aldiklarini dile getirdiler. ARGİAD Baskani Vural Badem, Ardahan Üniversitesinin düzenleyecegi Dis Ticaret Egitim seminer konulu panel için çok isabetli ve yerinde bir karar oldugunu söyleyip; Ardahan’da yasayip dis ticaretle ilgilenmek isteyen ticaret erbaplarimizin konuya özen göstermelerini sözlerine ekledi. Badem, ARGİAD’ din bu panelde yer alacagini ve panel sunumunda bulunacak olan egiticilerden daha pratik ve yerinde uygulamali egitim (yani sinir kapisinda) vermeleri hususunda ricada bulundu. Ardahan Gürcistan İs Adamlari Dernegi Baskan Yardimcisi Nihat Yilmaz, bu ve buna benzer konulu panellerin her zaman yapilmasi gerektigini dile getirip; kendileri gibi girisimci ve genç isadamlarinin dis ticareti tam bilemediklerini dile getirip, Ardahan Üniversitesi dogru bir tespitte bulundugunu dile getirip Ardahan Üniversitesine tesekkür edip, buna benzer panellerle Ardahanlilari her konuda bilgilendirmeleri isteyip ARÜ’ye tesekkür etti. Haberi ekleme saati: 23.22-22 Kasim 2012 Haber-Foto: Baris Bilgin

**İlk ziyaretçiside Sarigül oldu!.. Merkezleri İstanbul’da bulunan derneklere birde vakif eklendi. Merkezi Ümraniye Dora Park Sitesinde bulunan Ardahan Egitim Vakfini ziyareti esnasinda Sarigül, Kurcu Bsk. İlter Avsar ve ve vakfin Kurucu Yönetim Kurulu üyeleri tarafindan karsilandi. Karsilama ve tanisma töreninde Yildiz Medya Grubu sahibi Ali Riza Yildiz ve Dogu Kültür Medya’nin İmtiyaz Sahibi Yusuf Şit ve basin mensuplari hazir bulundular. Tanisma toplantisi, Yönetim ve Sarigül arasinda sohbet havasinda çok samimi diyaloglarla geçti. Yönetim Kurulu üyeleri Sarigül’ü tüm Türkiye’nin sevdigini, bu ülkede sokakatan, halkin içinden çikip zirveye tirmanan iki siyasetçi, iki baskan çiktigini bunlardan birinin Sayin Basabakanimiz Recep Tayyip Erdogan, digerinin Şisli Bld. Baskani Mustafa Sarigül oldugunu söylediler. Bundan dolayi ülkemizin her kösesinde her tasin üstünde ‘Çare Sarigül’ yazisi görülür. Sizi bu ülkede basbakan olarArdahan Egitim Vakfi kurulduak görmek en büyük arzumuzdur, çünkü halk sizi kendisinden biri olarak görmektedir dediler. Yapilan toplantida birçok önemli konuya deginen Mustafa Sarigül, çagimizda dünyamizin en önemli ihtiyacinin “Küresel Demokrasi” oldugunu, ABD’de HARVARD Ünversitesinde verdigi konferansta dünyamizin bir çok alanda gelismesinin temel dinamosunun bu gerçek oldugunun altini çizdiklerini belirttiler. Bu gerçek tam rayina oturmadan dünyamizda ve ülkemizde bir çok sey rayina oturmayacaktir dediler. Sarigül, demokrasi ve özgürlük olmadan, siyasi, iktisadi, bilimsel, kültürel gelismelerin olmayacginin altini çizerek öncelikle her alanda demokrasiyi kendi ülkemize insa etmeliyiz dediler. Bu anlamda STK’larin çok büyük bir role sahip olduklarini belirttiler. Ardahanlilarin STK alaninda güçlü kurumlara kavusmasini arzuladiklarini, Ardahan Egitim Vakfi’ni kurduklari için İlter Avsar ve Yönetim Kurulu üyelerini tebrik eden Sarigül, maddi, manevi üzerimize düsen neyse yaninizdayiz dediler. Sarigül, vakif olarak bir gece düsünürseniz Lütfi Kirdar Kongre Sarayini size tahsis edebiliriz. Hülya Avsar gibi Ardahan’in tüm önde gelen simalarinin katilacagi muazzam bir gece düzenleyebilirsiniz dediler… Toplantinin ardindan Ardahan Egitim Vakfi Yön. Kur. Üyeleri Sarigül’e egitime ve STK’lara yaptigi katkilarindan dolayi bir plaket sundular ve hep birlikte fotograf çektiler. Haberi ekleme saati: 23.15-22 Kasim 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Türkiye’nin iki gümrük kapisi olmasina karsin sinir ticaretinin yapilmadigi tek vilayeti konumunda olan Ardahan’da yilin ilk 9 ayinda bankalarda kullanilan kredi miktarinin 376 bin 479 Tl. oldugu açiklanirken, ayni Ardahan’in devletin bütçesinde yatirim olarak aldigi paranin miktari 235 milyon 044 TL. olurken buna karsi devlete vergi olarak ödedigi miktar 37 Milyon 155 Tl. oldu. Bu yilin 9 aylik döneminde bankalarin İstanbul’daki subelerinin kullandirdigi toplam kredi miktari 292 milyar 886 milyon 597 bin lira oldu.İstanbullularin kullandigi yaklasik 293 milyar liralik kredi miktari, 76 kentteki bankalarin subelerinden kullanilan kredi miktarina esdeger oldu. BDDK verilerinden yapilan derlemeye göre, bu yilin 9 aylik döneminde toplam 746 milyar 346 milyon 255 bin lira kredi kullanildi. **EN AZ KREDİYİ BAYBURTLULAR KULLANDI.. Söz konusu dönemde, 292 milyar 886 milyon 597 bin lira ile İstanbul en fazla kredi kullanilan kent oldu. İstanbul’u 86 milyar 282 milyon 293 bin lira ile Ankara, 42 milyar 165 milyon 50 bin lira ile İzmir, 25 milyar 157 milyon 851 bin lira ile Antalya, 24 milyar 356 milyon 743 bin lira ile Bursa izledi.Yilin 9 ayinda 287 milyon 558 bin lira ile en az krediyi Bayburtlular, 342 milyon 636 bin lira ile Hakkarililer, 357 milyon 473 bin lira ile Tuncelililer kullandi. Bu yilin Ocak-Eylül döneminde, bankalarin İstanbul’daki subelerinin kullandirdigi yaklasik 293 milyar liralik toplam kredi miktari, Bursa, Kocaeli, Adana, Gaziantep, Hatay, Konya, Mersin, Kayseri, Denizli, Manisa, Samsun, Balikesir, Aydin, Tekirdag, Eskisehir, Sakarya, Kahramanmaras, Trabzon, Diyarbakir, Şanliurfa, Zonguldak, Erzurum, Afyonkarahisar, Malatya, Ordu, Çanakkale, Çorum, Edirne, Sivas, Tokat, Kütahya, Elazig, Isparta, Kirklareli, Rize, Osmaniye, Mardin, Kastamonu, Usak, Van, Giresun, Amasya, Bolu, Düzce, Yozgat, Adiyaman, Karabük, Burdur, Karaman, Nevsehir, Yalova, Aksaray, Nigde, Batman, Kirikkale, Bilecik, Kirsehir, Kars, Erzincan, Sinop, Siirt, Çankiri, Bartin, Bitlis, Şirnak, Artvin, Agri, Mus, Igdir, Bingöl, Gümüshane, Ardahan (376.479), Kilis, Tunceli, Hakkari ve Bayburt’taki bankalarin subelerinden kullanilan kredi miktarina esdeger oldu. Bankalarin, söz konusu 76 kentteki subelerinden kullanilan toplam kredi miktari, 292 milyar 486 milyon 730 bin lira oldu. **Devletin kasasina giren her 100 liranin 39,56 lirasini İstanbul karsiliyor.. İstanbul, Hazine’ye sagladigi katki ile Türkiye’nin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Maliye Bakanligi Muhasebat Genel Müdürlügü istatistiklerinden derlenen verilere göre, devletin kasasina giren her 100 liranin 39,56 lirasini İstanbul karsiliyor. Bu yilin Ocak-Ekim döneminde bütçe gelirlerinin 8,43’lük bölümü Merkez Saymanligi kanaliyla Hazineye aktarildi. Merkez Saymanligi hariç, 10 aylik bütçe gelirlerinin illere dagiliminda ilk sirada; 107 milyar 223 milyon 330 bin lira ile İstanbul yer aldi. 81 ilde toplanan gelirlerin yüzde 39,56’si İstanbul’dan geldi. Baskent Ankara 31 milyar 212 milyon 20 bin liralik gelir ile yüzde 11,52’lik bir paya sahip olurken, baskenti 29 milyar 898 milyon 28 bin lira gelir ve yüzde 11,03’lük oran ile Kocaeli izledi. İzmir de, 28 milyar 73 milyon 718 bin liralik gelir ve yüzde 10,36’lik oran ile Kocaeli’nin arkasinda yer aldi. **12 İL DEVLETE HİÇ YÜK OLMADI.. Verilere göre devlet, bu dönemde sadece 12 ilde yaptigi harcamanin üzerinde gelir elde edebildi. Bu illerinin basinda yer alan İstanbul, kendisine yapilan 12 milyar 591 milyon 617 bin liralik harcamaya, 107 milyar 223 milyon 330 bin lira gelirle karsilik verdi. Bu tutarin, 100 milyar 667 milyon 124 bin lirasini da vergi gelirleri olusturdu. Böylece devletin İstanbul’a yaptigi her 1 liralik harcama, 8,5 lira olarak geri döndü. İstanbul’un disindaki kendi kendine yeten iller, Ankara, Antalya, Bursa, Hatay, Mersin, İzmir, Kocaeli, Mugla, Tekirdag, Zonguldak ve Kirikkale olarak siralandi. Aksaray, Manisa ve Yalova’da da toplanan gelirin, yapilan harcamaya çok yaklastigi tespit edildi. Kocaeli, TÜPRAŞ sayesinde devletin yaptigi harcamanin oransal olarak karsiligini en fazla aldigi il olarak da belirlendi. Kocaeli’ye yapilan toplam harcama 2 milyar 403 milyon 897 bin lira olurken, bu ilden saglanan gelir 29 milyar 396 milyon 425 bin lirasi vergi olmak üzere 29 milyar 898 milyon 28 bin lira olarak hesaplandi. Bu sekilde Kocaeli, devletin 1 liralik harcamasina karsi yaklasik 12 lira kazandirdi. Ocak-Ekim döneminde Ankara’ya da 22 milyar 847 milyon 565 bin lira harcama yapildi. Ankara’dan 22 milyar 821 milyon 81 bin lirasi vergilerden olmak üzere 31 milyar 212 milyon 20 bin lira gelir elde edildi. Reel getirisi yüksek illerden İzmir’de 28 milyar 73 milyon 718 bin lira, Bursa’da ise 5 milyar 338 milyon 711 bin lira kazanç saglandi. **KAYNAGIN YÜZDE 72.46’SINI 4 İL SAGLADI.. Bu arada İstanbul, Ankara, Kocaeli ve İzmir, söz konusu dönemde bütçeye 196 milyar 407 milyon 96 bin lira katki sagladi. Böylece, 10 ayda 81 ilden toplanan kaynagin yüzde 72,46’sini bu 4 il saglamis oldu. **AÇIK VEREN İLLER.. Muhasebat Genel Müdürlügü verilerine göre, bütçesi en fazla açik veren illerin basinda ise Hakkari yer aldi. Ocak-Ekim döneminde devlet bütçesinden, Hakkari’ye 865 milyon 670 bin lira verildi. Buna karsilik elde edilen gelir 13 milyon 143 bin lirada kaldi. Böylece Hakkari, devletten yaklasik 66 alip karsiliginda 1 verdi. Tunceli de neredeyse 10 liralik harcamaya karsilik, devlete 1 lira kazandirdi. Bu il için devlet kasasindan 10 ayda 471 milyon 312 bin lira çikti, Hazineye gelen para ise 49 milyon 427 bin lira oldu. Bingöl, Bitlis ve Mus da devlete yaptigi katki, devletin verdiginden çok az olan diger iller olarak siralandi. Haberi ekleme saati: 22.13-20 Kasim 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Yeni albümü “Yetmedi” ile hayranlarinin karsisina çikan Ardahanli Yudum, 15 yilda 7 albüm çikarmayi basardi. Henüz dört yasinda baglamayla tanisan, parmaklari güçlensin diye kum torbalariyla çalisan Yudum, Türk Halk Müzigi’ne dogustan gönül verenlerden. Asik geleneginden gelen bir ailenin çocugu olan Yudum, ayni zamanda egitimli bir sanatçi. 15 yilda 7 albüm çikaran sanatçi simdi de yeni albümü Yetmedi ile müzikseverlerin karsisina çikti. Yudum ile yeni albümünü ve müzik dünyasini konustuk. **Müzik hayatiniza nasil basladiniz? Hani hep derler ya ‘Ben bebekken basladim sanat hayatima’ diye. Benim öyküm de öyle. Daha annemin karnindayken baglamanin sesini duydum. Çünkü ben halk ozani bir dedenin torunu, baglama ustasi bir babanin kizi ve sanat hayatina baslarken aski ve çocuklari ugruna ideallerinden vazgeçen bir ananin kiziyim. Kars, Ardahan yöresini bilirsiniz. Âsik kültürü ve edebiyati çok ön plandadir. Dedem Enver Tatar da o yörenin bilinen ozanlarindandir. Babam Davut Tatar 70’li yillarin en bilinen baglama üstadlarindandir. Annem Gönül Tatar, Sezer Cumhur Önal’in ögrencisiyken hatta Nilüfer ile ayni dönem albümü çikacakken babama âsik olup sanat hayatini baslamadan bitiren bir anadir. Benim öyküm de bu üçlüde baslar. Genelde çocukken müzik hayatina baslar insanlar ben daha 4 yasinda bir bebekken babamin kocaman baglamayi elime vermesiyle basladim sanat hayatima. **Henüz bes yasindayken baglama çalmak zor olmadi mi? 5 yasinda baglama çalmak baska bir sey. Babam bana oynamam için degil çalmam için vermisti baglamayi. Ne kollarim yetisiyordu ne de parmaklarim tellerin üzerinde fazla kalabiliyordu. 5 yasindaki bir çocugun kol gücünden ne olacak ki? Ama babam bunun için büyümemi beklemedi. Bir gün babam elimde iki kum torbasiyla geldi. Bileklerime takilan kum torbalariyla saatlerce günlerce çalistim. Şimdi benim bu kadar hizli ve güzel baglama çalmam takdir ediliyorsa küçükken pek mana veremedigim hatta çok kizdigim o kum torbalari sayesindedir. **Yedinci albümünüzü çikardiniz. Yine alisilagelen Yudum tarzi bir albüm mü bu? Bu albümde daha çok türküye yer verdim. Gerçek kimligimi bu albümde daha iyi yansitabildim. Ben hiçbir zaman müzik ayrimi yapmadim. Benim için eser seçimi daha önemliydi. Bu albümde de özgün müzige yakin eserlere yer verdim. Albümün çikis eseri Yetmedi… Anonim karaktere uyan ve zamanla anonim olabilecek bir eser. Sözleri Önder Eren’e, müzigi Onur Kocamaz’a ait bir eser. Klibimizi de bu esere çektik zaten. 15 yilda 7 albüm çikarmak zor degil mi, üstelik müzik dünyasinda kriz varken? Biz kriz dinlememek zorundayiz. Bu sikintilari 6-7 yildir hepimiz yasiyoruz ama sonuçta hepimiz emek veriyoruz. Notalara silinmedikçe duygular ölmedikçe biz üretmeye devam edecegiz. İnadina devam edecegiz. Fakat müzik endüstrisi Türkiye’de artik zorlama ile devam eden bitmis bir sektördür. Ben bu günleri 10 yil önce görmüs ve dost meclislerinde bu konudaki fikirlerimi hep paylasmistim. 10 bin satan albümlere burun kivrilirken ben ’10 sene sonra 1000 tane bile satamayacagiz’ dedim. Kimse beni ciddiye almadi. Ama dedigim oldu. İnternet müzik sektörünü bitirdi. Ne yazik ki kanuni olarak da daha o günlerden atilmasi gereken hiçbir adim ne meslek birlikleri ne hükümetler ne de biz sanatçilar tarafindan atilmadi. Basta basit bir pansumanla iyilestirilebilecek bir yara artik kangren oldu. Kesip atmak çözüm degil çünkü milyonlar bu sektörden geçiniyor ama artik iyilestirmek de mümkün degil. **Bir de usta isimlerin varislerinden sikâyetçi oldugunuzu duyduk. Nedir bu varislerle olan problem? Müzige emek vermis, bugün bizim bu sektörde ekmek yememiz konusunda öncü olmus çok degerli ustalarimiz ve büyüklerimiz vardi. Hepsini rahmetle aniyorum. Asik Mahsuni Şerif, Neset Ertas Hoca, Ahmet Kaya, Yildirim Gürses, Münir Nurettin Selçuk, Saadettin Kaynak, Melih Kibar, Onno Tunç gibi ustalar olmasaydi Türkiye’de bitirecek bir müzik sektörümüz bile olmayacakti. Bu ve adini sayamadigim bir çok ustamizin eserlerini zaman zaman ben ve diger sanatçi dostlarim okumak onlari yasatmak ve onlari unutturmamak istiyoruz. Çok dogru bir kararla kisiler öldükten sonra varisleri 70 sene boyunca dünyada da oldugu gibi eserler üzerinde hak sahibi oluyorlar. Ancak artik günümüzde bu büyük ustalarin eserleri bir gelir kapisi haline gelmeye basladi. Bitmis bir sektörde eserler için istenen fahis ücretler( ki bu eserin degerinden degil ekonomik kaygilardan dolayi fahis olmaktadir) kullanilamayacak hale getirmektedir bu eserleri. Ve zaman içinde bu eserler bir süre sadece TRT’de yorumlanan eserler olarak kalacak sonrada hem sarkilar türküler hemde yaraticilari unutulup gidecektir. Varisleri veraset aldiklari anne ve babalarini bu tavirlarindan dolayi ikinci kez öldürüyorlar.

Ardahan merkeze bagli Hoçvan/Gölgeli Dernegi yönetimi içinde bulunan sosyal medya kirkayaklarinin sosyal medyadan topladigi kisi verilerini Gölgeli Dernegi üzerinde jurnalcilige özenerek ifsa etmesinin akabinde dernekte istifalar ardi ardina gelmeye basladi. Bekir Yildiz ve Mehmet Zeki Yildiz bir daha dönmemek üzere dernekten ve ilgili yönetimden, ‘’Gölgeli Dernegi Kendi Kültürünü Yansitmiyor’’ diyerek ‘istifa ettiklerini’ beyan ettiler… Baska istifalarinda olabilecegi bilgisi geliyor… Mehmet Zeki Yildiz, yaptigi yazili açiklamada söyle dedi; GÖGELİ KÖYÜ KAMUOYUNA Mensubu Oldugum Gölgeli Köyü Derneginin tabelasinda yazili ismi Gölgeli Köyü Egitime Destek ve Sosyal Yardimlasma Dernegi’dir. Köyümüzle ilgili sosyal yardimlasmayi gerektiren her konuda esit biçimde çalismasi gereken dernegin yanli faaliyet içinde oldugunu gözlemledim. Mevcut haliyle dernegin gerçek manada egitimle ilgili sorunlari çözmeye yönelik herhangi bir çabasi yoktur. Sosyal yardimlasma anlaminda özellikle son günlerde kendi toplumunun örf ve adet, gelenek ve göreneklerine-kültürüne uzak oldugunu görmek, sahsimi oldukça rahatsiz ettiginden, dernekten ve mevcut aktif görevlerimden istifa ettigim Gölgeli kamuoyuna duyurulur. Mehmet Z. Yildiz Dernekle ilgili sorunlara deginmemizin akabinde pes pese gelen istifalara ek tarafimiza gelen yiginla soru içerisinde bazilarini bu dernek yönetiminin cevaplamasi için Gölgeli köyü kamuoyu adina gündemde tutmaya devam ediyor ve soruyoruz! Kuzeyanadolu Dernekleri içerisinde tarihinde beklide bir ilk olan, Gölgeli Dernegi, adeta alisilmisin disinda, ‘Hanimlar Komisyonu Konya Turu’na imza atti… Yanlis anlasilmasin yeri geldiginde bu tür gezilerde olmalidir ancak gölgeliler soruyor! Gölgeli köyü mensubu olarak Gölgeliler adina bizde size soruyoruz! · Gölgeli Dernegi Hanimlar komisyonunun Konya ya düzenledigi turun amaci ne idi, bu turun düzenlenmesine önayak olanlar ve bu tura katilanlar kimler, Gölgeli’li hanim kardeslerimiz bu geziden ne gibi kazanimlar elde ettiler? · Dernegin web sitelerini kim yönetiyor diye soruldugunda baskanin bilmiyorum dedigi dogrumu? · Dernegin web sitesini yönetebilecek bilgi ve birikime sahip onca köylülerimizden haberiniz var mi? · Bu web sitelerinin yönetimini verdiginiz sahsa emrederek destursuz bir takim yazilari yazdiranlar kimler? · CAMİYE KARŞI DEGİLİZ VE BUNU HER ZAMAN SİZDEN ÖNCE YÜKSEK SESLE HAYKIRIYORUZ. ALLAH’A ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ, BİZDE MÜSLÜMAN BİR ANAN BABANIN EVLADIYIZ VE BU HALİMİZDEN GURUR DUYUYORUZ. Yeri gelince köyün her ihtiyaci ile ilgili olmalisiniz ancak, dememiz o ki, Madem bu dernek Egitime Destek Dernegidir neden bir cami yaptirma ve yasatma dernegi bibi faaliyet gösteriyorsunuz… Bu direktifi sizlere kim veriyor? · En çok Merak edilenlerden biride su ki, Küçük bir köy derneginin baskan basdanismani nasil oluyor? · Ardahan’in en büyük sorunu egitimle ilgili dernegi çiçegi burnunda YİBO kurulduktan sonra ve kurulusunun hemen akabinde oradaki egitimle ilgili dev yatirimlar gerçeklestirdigini biliyor musunuz? · Kisa adi AREV olan Ardahan Egitim Vakfinin kurulusuna kim önayak oldu? · Dernekte toplanti karari alindiginda gündemi nasil olusturuyorsunuz… Gündem konulari olusturulurken toplantiya katilanlarin fikir ve düsünceleri aliniyor mu, dahasi toplanti sonunda alinan kararlar fikir birligi ile mi alinip uygulama safhasina geçili yor… Bu kistaslara uyuluyor mu? **İlyas Yildiz

Sivil toplum örgütleri birey ve toplum arasindaki alanlarda faaliyet gösterir. Siyaset üstüdür ama apolitik degildir. Toplumun vicadanidir. Serhat dedigimiz Kuzey Anadolu cografyasi 1500 lerden bu yana güç dengelerinin yogun olarak degistigi bir cografyadir. Cumhuriyetle birlikte bir yanda Komünizm korkusu topluma enjekte edilirken, öte yandan etnik olarak katliama ve tehcire maruz birakilan Ermenilerden dolayi “özel” bir önem verilmistir. Kars,Ardahan ve Igdir cumhuriyetin baslangicindan bugüne kadar özel ve yazili olmayan hukukla yönetilmektedir. Sistem açisindan Kuzey Serhat sorunsuz yönetebilmenin en önemli ayagi STK’lardir. 12 Eylül sonrasi Kemalist kökenli sivil toplum örgütleri bölgeyi bir ahtapot gibi sarmis, topluma adeta beyaz ölümü dayatmislardi. Akp iktidarindan sonra ise, bölgedeki STK’lar yeniden sekillenen postmodern islami devlet modeline göre örgütlendiler. STK’lar için yukarida dedik ki ‘’toplumun vicdani’’dirlar. Bu vicdan acaba ne kadar var? İs Kürtlere geldigi zaman vicdanlari sizliyor mu? Evet 68 gün süren bir açlik grevi sürecine tanik olduk. Acaba bu solcu-Kemalist dernek ve STK’larimiza ne oldu? Sesleri neden çikmadi? Ben Ardahan’liyim, Hoç-Fed disinda neden bir dernegimiz bu konuda iki satir basin açiklamasi bile yazmadi? Bu nasil bir vicdan? Türkiye’de ki AKP iktidari ve Fetullah’çi nasyonal fasizmi, Sultanlik ve Neo Osmancilik hayali ile yurttaslarinin en tabii en insani hak ve taleplerini yok sayarken, içeride binlerce insan keyfi olarak tutuklanirken, Neden hiç bir dernegimizin sözüm ona STK’mizin sesi çikmadi? Yüzlerce seçilmis yurtsever hapishanelere tikilirken neden bir tanesinin bile giki çikmiyor? Toplumun vicdani olmasini bekledigimiz onlarca il dernekleri, federasyonlar ve köy dernekleri ne yazik ki tarihe not düsülen bu karede olma cesaretini dahi gösteremediler. 68 gün boyunca açiklama yapma ihtiyaci bile hissetmediler. Basta ARDA-DER, ARDAHAN KÜLTÜR EVİ, KASİAD, KAİ’LER ve Medyadaki onlarca yerel site ve yüze yakin yazarlar toplulugu.Acaba yani basimizda olanlara biz bu kadar kayitsiz kaldigimizda bölgedeki gelismeler de bize kayitsiz kalacak mi? Zannetmiyorum! Sap ve keser dönüyor kime ne kadar çarpar bilmem ama bildigim o ki yerelde sinifta kaldik. Kirkli günlerde bir yazi yazmistim duyarsizligimiza dair, kendi dönemine göre bu yazi kamuoyu olusturdu her ne kadar bu yazidan dolayi elestirdigim kurumlarin temsilceleri veya onlara yakin kisiler ‘sov’ yapmakla suçlasa da . Gelinen nokta ise hawarimizin ‘’sov’’ degil ahlaki bir tutum oldugunu gösterdi. Hoç-Fed 21 Kürt köyünün federasyonu oldugundan ilk refleksi dogal olarak onlardan bekledik. Olmasi gereken buydu yalniz sayin kurum baskani kirkinci gününü dolduran eyleme yönelik açiklama yapmaktansa kendilerini elestirenlerin yaklasimina ‘’karalama’’(beyanat verdigi site soruyu böyle sormustu)olarak cevaplayip bizleri ‘’klasik solcu’’ olarak adlandirdi ve patenti kendine ait bir poemle de bagladi. Klasik olan her seyin bir degeri oldugunu unuttu ama. Daha sonra ki yaklasimlari ve üstlendikleri misyonu da alkislamamak mümkün degil kendileri bu alanda çaba gösteren tek kurumumuzdur. Bu anlamda HOÇ-FED’i kutluyorum. Kimi il derneklerimiz ise üçyüz altmisbes günde veya onca seneden sonra en ugursuz takvimde birlesmeyi gündemine aldilar. Onunla oyalandilar referanduma gittiler yine de halka verdikleri sözü tutamadilar. KASİAD Marx’in dedigi gibi’’kapitalizm gölgesini satamadigi agaci keser’’ misali Kuzey Serhatin folkloru ve degerleri ona yeterli gelmiyor, kalkiyor o degerler bütününü yukariya satmaya çalisiyor. Kendi köy dernegim ise Gölgeli Egitime Destegi on haftadir toplanti yapiyor ati alan üsküdar’i geçti ama onlar halen toplaniyor. Egitim dernegi olarak anadile iliskin tek kelamlari yok. Siyasetle ugrasamazlarmis!! Eee ugrasmayin ama o siyaset bir gün sizinle ugrasir. Silvan olaylarinda piknigini iptal etmek hangi siyasetin bir parçasi, Orasi malum…! İsin Gerçegi biz yerelde toptan sinifta kaldik. Birimizin, ikimizin kiymet-i harbiyesi yok. Çocuklarimizin cenazelerinin yikanmadigi bir cografyada rahat olunmaz! İnsanligin en mukaddes degerleri sultanlarin neo Osmancilarin fantezi sahasi degildir. ULAŞ AVŞAR

Kardeslerim! Cennet kapilarinin ardina kadar açildigi ramazan ayi, mü’minlerin mali mülkü, makami, söhreti ellerinin tersiyle iterek kefen misali bembeyaz elbiselere bürünüp mahser provasi yaptiklari hac mevsimi derken, Rabbimizin hikmet ve rahmetine mazhar olmus zaman dilimlerinden olan muharrem ayinin içerisinde bulunmaktayiz. Muharrem ayinin, tarihimizde, kültürümüzde önemli bir yeri vardir. Zira, muharrem ayi Peygamberimiz’in hicreti esas alinarak hicri yilbasi kabul edilen aydir. Muharrem ayi asure ayidir. Ve muharrem ayi bizlere, cigerlerimizi daglayan Kerbela’yi hatirlatan aydir. Kerbela; Resulümüz’ün, “cennet gençlerinin efendileri”1 sözüyle taltif ettigi, Hz. Ali ve Hz. Fatima’nin iki cigerparesinden biri Hz. Hüseyin efendimizin ve yetmisten fazla müminin sehit edildigi yerdir… Degerli Kardeslerim! Asirlardir yüreklerimizi sizlatan, bagirlarimizi yakan bu elim hadise, Efendimiz’i ve O’nun Ehl-i Beyti’ni seven basta milletimiz olmak üzere bütün müminleri, derinden yaralamis, kalpleri incitmistir. Kültürü, mezhep ve mesrebi ne olursa olsun bütün Müslümanlari derin acilara gark etmistir. Nitekim, Kâzim Pasa ümmetin bu ortak hüznünü, su dizelerinde gayet anlamli bir sekilde dile getirir; “Düstü Hüseyn atindan sahrâ-yi Kerbelâ’ya Cibril var haber ver, sultân-i enbiyâya…” Kerbela’da acimasizca sehit edilen Hz. Hüseyin ve yakinlarinin, haksizliga ve zulme karsi onurlu direnisleri, dogruluk adina samimi yürüyüsleri, bütün müminlerin gönüllerinde unutulmaz izler birakmistir. Resûlullah Efendimiz’in torunlarina bu zulmü reva görenler ise; insanligin ortak vicdaninda mahkûm edilmislerdir. Aziz Kardeslerim! Muharrem, bizim için ortak bir hüzün ve matem mevsimi oldugu kadar, bir adalet, hikmet, hak ve hakikat sofrasidir. Bizler bu hadisenin matemini tutarken, ayni acilarin bir daha yasanmamasi için; Muharrem’i dogru okuyup anlamaya, müspet sonuçlar çikararak ibret almaya ve yüce Rabbimizin; “Kendilerine apaçik deliller geldikten sonra parçalanip ayriliga düsenler gibi olmayin…”2 emrine uygun hareket etmeye her zamankinden daha çok muhtaciz. Muharrem ayini; Hz.Hüseyin’in ugrunda canini feda ettigi hak, adalet, rahmet, merhamet, müsamaha ve sefkat duygularinin yeniden ihyâsi ve Müslümanlarin muhabbet, kardeslik ve beraberlik duygularinin güçlenmesi için firsat bilmeliyiz. Nitekim, Muharrem ayinda yasattigimiz asure gelenegimiz, bu kardesligin en güzel örneklerinden biridir. Asure; paylasmanin, dayanismanin ve birlikteligin simgesidir. Asure asinda bir araya gelen farkli nimetlerin, ayni ortak tada katki sagladiklari gibi, milletimiz asirlardir birlikte yasamanin geregi olarak sevinç ve tasayi, muhabbet ve mesakkati paylasmaya devam etmektedir. Bu vesileyle, sehitlerin efendisi, rahmet peygamberinin çiçegi, cennet gençlerinin seyidi, ümmetin gözbebegi Hz. Hüseyin ve Kerbela sehitleri basta olmak üzere, bütün sehitlerimizi rahmetle aniyoruz. Ehl-i Beyt-i Mustafâ’nin muhabbetinin her daim yüreklerimizde bâki kalmasini, onlardan bize tevârüs eden insani ve ahlaki erdemlerin zihin ve gönül dünyamizi tezyin etmesini Rabbimizden diliyoruz. Geçmiste yasadigimiz keder ve acilarin; yeni üzüntülere sebebiyet vermemesini, aksine bizleri birbirimize sevgi ve muhabbetle baglamasini Cenab- i Mevla’dan niyaz ediyoruz. Hazirlayan ve Redaksiyon: Din Hizmetleri Genel Müdürlügü 1. İbn Mâce, Sunne, 11/4 2. Âl-i İmrân, 105 ARDAHAN İL MÜFTÜLÜGÜ
