POSOFLU BAŞKAN'DAN AHISKALILARA YARDIM..

GÜRCİSTAN’DAKİ YETİMLERE GEMLİK BELEDİYESİ ELİ UZANDI..


Bursa Gemlik Belediyesi, Gürcistan’a bağlı Acara Özerk Cumhuriyeti’nde bulunan 200 yetim Müslüman’ın evine ulaştı.

2006 yılında Batum’da kurulan Mizani (Amaç) Derneği, İHH ve Gemlik Belediyesi’nin ortak çalışmasıyla yapılan yardıma, Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Avcı, Ak Parti Meclis Üyesi Ersin Kahraman ve MHP Meclis Üyesi Cemal Kurt da katıldı. Batum’un arka caddelerinde bulunan,Rusya döneminden kalma askeri bölgeye köylerden gelerek yerleşen yoksul halkın bulunduğu bölgede başlayan yardımda, Gemlik Belediyesi tarafından temin edilen erzak maddeleri, yetimleri bulunan ailelere dağıtıldı. Dağıtıma Mizani Derneği ve İHH’ da destek oldu. Dağıtım esnasında görülen manzaralar ise Gemlik heyetinde şaşkınlık oluşturdu. Çoğunluğu teneke ve tahtadan barakalardan oluşturularak meydana gelen bölgede yaklaşık 2 bin hane yaşarken, bunlardan 200 tanesi yetimlerden oluşuyor.

Gemlik Belediyesi tarafından gönderilen yardım bölgenin yanı sıra, Batum’un merkezine 100 ila 250 kilometre uzaklıkta bulunan köylere de ulaştırıldı. Köylere yapılan yardımın ulaştırılması da Gemlik İHH Temsilcisi HASAN Subaşı bizzat katıldı. Salı günü Sabah saatlerinde başlayan dağıtım, iftar saatine kadar aralıksız devam etti. Yardımlar sırasında yetim ailelerin bir kısmının Türkçe bildikleri dikkatlerden kaçmazken, yetim çocuklara da Gemlik Belediye Başkanı Refik Yılmaz tarafından gönderilen formalar armağan edildi.

Yalnız olmadığını hissetmeleri durumunda daha rahat edeceklerini ifade eden Batum’daki Müslümanlar, Türkiye’nin desteklerinin devam etmesi halinde, Müslümanların daha hızlı gelişeceğini, hem inan hem de karalılık noktasında daha üst noktada olacağını söylediler.

Gemlik Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Avcı, “Batum’a geçtiğimiz yıl da gelmiştim. O zaman iftar programı içindi. bugün ise, Gemlik Belediyesi tarafından kardeş şehir kabul edilmesi ile başlayan dostluğu pekiştirmeye geldik. Burada Mizani Derneği’nin öncülüğünde önemli işler yapılıyor. Gemlik Belediyesi tarafından kendilerine destek olduk, olmaya da devam edeceğiz. Proje kapsamında destek olan, dağıtıma katılan İHH Bursa ve İHH Gemlik Temsilciliklerine teşekkür ederiz’’ dedi.

Gemlik Belediye Başkanı Refik Yılmaz ise, “Bizleri temsilen Batum’a giden ve komşumuzun yanında olduğumu gösteren Belediye Başkan Yardımcımız Ahmet Avcı, Meclis Üyelerimiz Ersin Kahraman ve Cemal Kurt’a, aynı zamanda İHH temsilcilerimize teşekkür ederiz. Türkiye büyüdükçe, dünyadaki Müslümanların umudu ve gücü artacaktır. Gürcistan’da da iki yıldır önemli yardım kampanyaları düzenliyoruz. Gemlik Belediye meclisi tarafından oy birliği ile alınan kararla yapılan yardımın doğru yerlere gittiğini ve doğru adımlar attığımızı görmüş olduk. Arkadaşlarımızın geldikten sonra aktardıkları bizleri de etkilemiştir. Dünyadaki mazlumların umudu olmak adına Türkiye daha güçlü olmalıdır. İç sorunları bir kenara bırakarak büyümeli, başta komşularımız ve Müslümanlar olmak üzere, dünya mazlumlarını ecdadımızın yaptığı gibi sahiplenmeliyiz’’ şeklinde konuştu.


 


 


**Atalay mı, Topçu mu?


Yeni bir kanunla görev sürelerinin bir yıl daha uzatılacağı ileri sürülen kurucu rektörler arasında bulunan Ardahan Üniversitesinin Çıldırlı Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’ın şu an başında bulundukları görevlerini bir dönem daha devam edip, etmeyeceğinin de tartışıldığı şu günler de önümüzde ki ay yapılması beklenen ARÜ Üniversitesine kimin yeni rektör olacağı da büyük bir merakla takip edilip, izlenmektedir. 

Son kararı verecek olan Başkan Erdoğan’ın da bu yönde bir ekip kurduğu ve Ardahan Üniversitesinin de içinde bulunduğu bir çok üniversiteye atanacak olan rektörlerin isimlerini tespit ettirdiği yönünde bilgiler aldığımız şu günler de Ardahanlı siyasilerin de bu konuda söz sahibi olmak için açık açık olmazsa da gizliden büyük bir rekabet içinde oldukları da görülmektedir..

Genç dinamik ve güler yüzlü Göleli Prof. Hemşehrisi Şeref Kılıç’ı desteklediği öğrenilen AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın şu an Başkan Erdoğan’ın danışmanları arasında bulunan Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkanı ve 5 aylık süresi içinde 20 yıldır turzim müdürü olmayan Ardahan’a bir müdür atamayan geçici Kültür ve Turzim Bakanı Yalçın Topçu’nun köylüsü olan Prof. Engin Özkan’ı desteklemesi karşısında sessizce bir yol izlediğini görmekteyiz..

Bakalım bu yarışı mevcut rektör mü, Atalay mı yoksa Topçu mu kazanacak..


**Kanayan yara göç..


İktidara gelenin çelini, çocuğunu ve de yakınını devlet kadrolarına doldurduğu, cebini doldurmaya gayret edip, göbeğini şişirmeye devam ettiği ülkemin sınır ilin de göç hızla devam ediyor..

Bir iki yeni bina ile gelişiyor denilen, ama İlçeleri ve de köyleri hızla boşalan Ardahan’ın en önemli sorunu göç devam ederken birileri gelip, adeta Ardahanlılar ile dalga geçercesine, ‘size tünel, havaalanı değil, protokol yolu yapacağım’ derken koçunu alan çekip, gitmeye devam ediyor.. 

Yatırım olarak hapishane, yeni karakol yapan bir anlayışın yıllardır bir türlü bitiremediği alt ve üst yapının adeta çöktüğü bir yerin adı değil kent, vilayet olarak adlandırıldığını görmenin üzüntüsüyle koçunu alıp gidenlerin umut bağladığı metropollerde mutlu olmazlarsa da en azın da güzel bir şehir, gelişen bir kent, büyüyen şehirler umuduyla göç ederken oy verdiklerinin bile bir evinin olmadığı Ardahan’da, ‘Ben neden yaşayayım ki?’ demeye devam ediyorlar..

Patlayan su şebekesinin deliğinin günlerce bulunamadığı bir kentte yaşamak zorunda kalanların Ardahan’da kalma ısrarını göremeyip, onların istediği hizmetleri bir türlü getiremeyenlerin ‘Havaalnına gerek yok, önce yol yapalım’ derken kendi ilçelerinin yollarını bile yaptırmaktan zorlandığı bir şehrin her gün eriyen nüfusuyla nasıl olup gelişeceğini merak edemedikleri gibi, bu yönde çabalayanları da engellemeye çalışması ise kanayan yara göçü daha da hızlandırır Ardahan’da..


**Ankara Bahtıkara..


Benim Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanı olmamı bir türlü içlerine sindiremeyen ve çalışmaları engellemek için bin bir dolap çevirenler İstanbul ve Ardahan’dan sonra Ankara çıkarmam karşısında şoke oldular..

Öyle ki birileri yine benim siyasi görüşümden, bir diğerleri de attıkları kıytırıktan mesajlarla ‘Ankara’da ki etkinliği biz yapmıyoruz’ diyerek kafa bulandırmaya kadar götürdüklerini görmekteyim..

Birilerinin makam, şan ve para gücüyle, diğerlerinin para ve siyaset gücünü ellerinden tutanlara küçük çıkarlar uğruna yalakalık olsun diye yapmak istediğimizi engelleme çabaları içinde olurken, bir diğerleri de benim önlerinde ceket ilikleyecek biri olmadığımı anlayıp, geri çekildiklerini görmekteyim..

Ancak unuttukları tek şeyin benim onlara rağmen Ardahanlının o özlemini çektiği Güçlü Bir Ardahan Lobisi oluşturma çabasında gerek ARDA/FED Başkanı olarak, gerekse yıllardır yaptığım gazetecilik süresince vazgeçmeyeceğimi anlayamamalarıdır..

Bana ve arkadaşlarıma diz çöktürmeye çalışan, bana inat belediye otobüsleri ile İstanbul’dan Ankara’lara yolcu taşıyanların ve sözüm ona Ankara’da aldıkları 10’ar dakikalık randevular sonucu fotoğraflar vermekle iş yaptıklarını sananlar, benimle önce ‘varım’  deyip, sonra ‘falan kızar’ di yerek’ geri çekilenler bilsinler ki; sizlere rağmen güçlü lobinin tohumu atılmıştır.. 

Hem de ben değil, sizlerin gerçek yüzünü gören Ardahanlılar tarafından.. 


**Sizlere Rağmen Demiştim..


İstanbul ve Ardahan’dan sonra Ankara’da düzenlediğimiz toplantı tüm engellemelere karşın başarıyla gerçekleşti. Ankara’yı kendi pis çöplükleri sananların tüm engellemelerine karşın yüz önemli Ardahanlının katıldığı Ankara’da ki toplantıda bir kez daha gördüm ki Ardahanlı ‘Yalancı Ardahan Sevdalıları’ değil bu işte samimi Ardahanlıları arıyor ve desteklemeye hazır olarak duruyor.. Evet ARDA/FED Genel başkanlığını üstlendikten sonra yapmaya çalıştıklarımızı engellemek için bin bir ayak oyunlarının bir yenisine şahit olduğumuz Ankara’da ki Ardahan cambazlarına, büyük bir ilgi gören toplantımıza katılan Ardahanlılar ders verdiler.. Çünkü kimin samimi, kimin sahtekar olduğunu iki gün içinde görüp, anladılar.. Yıllardır Ardahan adını kullanıp, Ardahanlılara, Ardahan’a bir katkıları olmayanların bizim çıkışlarımız üzerine paniklenip, ARDA/FED Genel başkanı olduğumdan bu yana alehte çalışmalar içine girip, bizim yurt genelinde güçlü bir Ardahan Lobisi oluşturma çabasını engelleme çabalarının bir kez daha boşa çıktığı Ankara’da ki toplantımızın sonucunda güçlü bir Ardahan Lobisi oluşumuna ne kadar ihtiyaç duyulduğu da bir kez daha anlaşılmıştır.. Ve bu yönde atılan adımların desteklenmesi ve de yanında durulması gereken adımlar olduğu da anlaşılmıştır, onca ayak oyunlarına karşın.. Evet ne demiştim bir önce ki yazım da? Sizlere rağmen ben değil, Ardahanlının istediği birliktelik olur, olacakta..


**Sizlere rağmen..


Benim Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanı olmamı bir türlü içlerine sindiremeyen ve çalışmaları engellemek için bin bir dolap çevirenler İstanbul ve Ardahan’dan sonra Ankara çıkarmam karşısında şoke oldular..

Öyle ki birileri yine benim siyasi görüşümden, bir diğerleri de attıkları kıytırıktan mesajlarla ‘Ankara’da ki etkinliği biz yapmıyoruz’ diyerek kafa bulandırmaya kadar götürdüklerini görmekteyim..

Birilerinin makam, şan ve para gücüyle, diğerlerinin para ve siyaset gücünü ellerinden tutanlara küçük çıkarlar uğruna yalakalık olsun diye yapmak istediğimizi engelleme çabaları içinde olurken, bir diğerleri de benim önlerinde ceket ilikleyecek biri olmadığımı anlayıp, geri çekildiklerini görmekteyim..

Ancak unuttukları tek şeyin benim onlara rağmen Ardahanlının o özlemini çektiği Güçlü Bir Ardahan Lobisi oluşturma çabasında gerek ARDA/FED Başkanı olarak, gerekse yıllardır yaptığım gazetecilik süresince vazgeçmeyeceğimi anlayamamalarıdır..

Bana ve arkadaşlarıma diz çöktürmeye çalışan, bana inat belediye otobüsleri ile İstanbul’dan Ankara’lara yolcu taşıyanların ve sözüm ona Ankara’da aldıkları 10’ar dakikalık randevular sonucu fotoğraflar vermekle iş yaptıklarını sananlar, benimle önce ‘varım’  deyip, sonra ‘falan kızar’ di yerek’ geri çekilenler bilsinler ki; sizlere rağmen güçlü lobinin tohumu atılmıştır.. 

Hem de ben değil, sizlerin gerçek yüzünü gören Ardahanlılar tarafından.. 


**Kurşunlara gelesin..


Gezersen bir başkasıyla

Dayanamam inan buna

Ayrılalım dersen bana

Kurşunlara gelesin gelesin

Seni ölesiye sevdim

Uğrunda canımı verdim

Aşkımız hic bitmez derdim

Ah….Kurşunlara gelesin

Birgün unutursan beni

Tutarsan bir başka eli

Gözlerinde yağmur seli

Kurşunlara gelesin gelesin..

Burhan Çaçan’ın yanık sesi ile söylediği bu türküyü aklımıza getiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ayaklarının altına atılan kurşun ile gündem bir anda değişti..

Başta CHP’liler olmak üzere AKP karşıtları ve bu gidişattan memnun olmayanlar Kılıçdaroğlu’nun kurşunla tehdit edildiğini iler sürüp, karşı savunmaya geçti..

Halbu ki kurşunların yağmur olup, uçuştuğu şu günlerde bu kurşun ve bombalardan dolayı giden canlar ülkenin asıl gündemi olması gerekirken, bu kirli savaşa kapalı kapılar ardından destek verdiği ve son olarak HDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırıldığı oylamanın başaktörü olduğu belirtilen CHP’nin de suçu yok mu bu ayak altına değil, toplumların arasına atılan kurşunlardan..

Evet, cinsel tacizden sabıkası olan salağanın birinin Kılıçdaroğlu’nun ayaklarının altına attığı kurşun çekirdeği ile kıyamet koparanlar size sormak lazım..

Bu memlekette onca canın kurşunlara kurban edildiği bir siyasetin süre geldiği ülkemde Ankara caddelerine astığınız, ‘terörü lanetliyoruz’ afişleriyle mi yaşananları, yaşanacakları durduracaksınız?

‘Haydi oradan’ dedirten ve bir kurşun çekirdeği ile kıyamet koparanların ödünün patladığı şu güzelim ülkede art arda patlayan kurşunların artık durması için ne yaptınız, sanal ortamda kahramanlıklarda öte niye, ‘Bayrak, cumhuriyet’ yürüyüşleri gibi alanlara çıkıp, ‘Artık yeter’ demiyorsunuz?

İşte tam da bu arada Burhan Çaçan gibi yeniden sormak gerekmez mi, ‘Gezersen Başkasıyla, Tutarsan bir başka eli kurşunlara gelesin’ denmez mi?

Başkan’dan daha çok başkan kesilip, bu ülkeyi her gün içine çekilmek istenen iç çatışma bataklığına çekenlerin ayaklarınızın altına attığı kurşunu yarın topuğunuza sıkmayacağını nasıl garanti edebiliriz?

Bilemiyorum ama ne kadar cani, sapık varsa vatan-millet-sakarya dediği şu günlerde kendilerine solcuyum diyenlerin ulusalcılığı bırakıp, başta Kürtlerle olmak üzere toplumun tüm kesimleriyle mutlaka el ele verecek politikalar geliştirmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatırken aynı gün başbakan ile görüşüp, Kılıçdaroğlunu kurşun çekirdeğiyle kınayan salağanları da anlamış değilim..

Gerçi anlıyorum başkan ve ekibinin yaratmak istediği korku imparatorluğunda onlarda faydalanıp, asıl suçlarını kapatma yollarına gittiklerini ya neyse..

Evet buradan bir kez daha sesleniyorum, kimsenin kurşunlara gelmemesi için herkesin samimi olması gerek..


**Vurun HDP’ye..


‘İstanbul ve Ardahan’dan sonra Ankara’da da Ardahanlıları bir araya toplayabilir, ülkenin başkentinde de varız diyebilirmişiz? diye çıktığım yolun sonunda, simit, su satarak eğitimimin bir bölümünü tamamladığım Ankara’ya girdiğimin üzerinde 24 saat geçmemişti ki geride bıraktığım o Ardahan kadar çok sevdiğim İstanbul’da yine bomba patlatıldığını sabah haberlerinde öğreniyordum.

Gerçi her zaman güvendiğim sezgilerim yine beni yanıltmamıştı..

Çünkü İstanbul’dan Ankara’ya doğru yol alırken başta Diyarbakır otobüslerinin özenle aranması olmak üzere yol boyu olağanüstü bir güvenlik önlemi ve bu önemlerin getirdiği korkunun boşalttığı otoban ve Ankara’da hissettiğim ve ‘yine mi?’ diye düşündüğüm bomba bu kez de İstanbul’da patlatılmıştı.. 

Evet maalesef yine..

Toplumun artık alışmaya başladığı ve sanki rutin bir olaymış gibi ilk şokunu atlatıp, yeniden hayata dönmeye çalıştığında bir kez daha şahit olduğum son İstanbul bombasının 11 canın yanı sıra bu toplumdan bir parça daha alıp, götürdüğünü de gün boyu yaptığım ziyaretlerden bir kez daha anlıyor ve ‘Herkesin, ‘Nereye gidiyoruz?’ diyerek bir birine soru sormaya devam ettiğini de üzülerek görmekteydim..

Ve en önemlisi İstanbul’da ziyade Ankara’nın bu yaşananların büyük bölümünü başkentteki idareci, siyasetçilere,meclisteki, çankaya’da ki, saraydakilere yüklediğine de şahit oluyordum..

Hele hele başkentin başkanlık konusunda çok keskin ve bu sisteme net bir biçimde karşı olduğunu gördüğüm şu bir kaç günlük Ankara ziyaretimde sanki herkesin bir kurtarıcı beklediği ve bu beklenenin her an gerçekleşeceğini sandığına da şahit oluyordum..

Yani başkent Ankara başkanlığa tak karşı, bir o kadar da bu yaşananların başkanlık sevdası sonucu yaşandığını ima eden bir bakışla patlayan bombalara, alt üst edilen şehirlere ve giden canlara baktığına şahit olmaktaydım..

Yani başkent son bir iki yıldır yaşananları başkanlık meselesi üzerinden baktığı ve bunun kesin ve net bir biçimde hissedildiği Ankara’da diğer bir konu da PKK’ dahil herkesin bu aralar HDP’ye vurduğunu ve bu yaşananlardan asıl amacının tek dişi kalmış muhalefet olarak gösterdiği HDP’nin sonunun hazırlandığı ve bu engelinde PKK’nın toplum nezlinde destek görmeyen can alan eylemlerinin de yardımıyla aşılması halinde o birilerinin çok istediği rejimin rahatça hayata geçirileceğine de inandıklarına şahit oluyordum, İstanbul’a göre bahar kokusunun daha güzel his edildiği Ankara’da..

Evet, ARDA/FED olarak Ankara’da da bir toplantı yapmak için geldiğim Ankara’da bir kaç gündür gördüğüm, hissettiğim konuların başında herkesin 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde bu yana nefes aldırılmayan ve ne yapacağını şaşıran HDP’ye vurduğunu ve son olarak başkanın imzaladığı dokunulmazlık yasası ile herkesin HDP’yi el birliği ile bitirmeye çalıştığına, ama Ankara’nın da başkanlığa keskin bir şekilde karşı olduğuna şahit oluyordum..