Valiliği, Türkgözü Sınır Kapısı yakınlarındaki TANAP boru hattında meydana gelen radyasyon sızıntısı ile ilgili açıklama yaptı.
Ardahan‘ın Posof ilçesi sınırlarında Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattında (TANAP) kaynak çalışmalarında küçük çaplı radyasyon salınımının olduğu bildirildi.
Türkiye’nin Gürcistan‘a açılan Posof İlçesi’ndeki Türkgözü Sınır Kapısı yakınında devam eden Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP) hattındaki kaynak çalışmalarında radyasyon salınımı olduğu ihbarı üzerine Türkiye Atom Eneriji Kurumu (TAEK) heyeti bölgede inceleme başlattı. 4 Mayıs 2017 tarihinde radyasyon salınımını Gürcistan sınır kapısındaki cihazların algılaması üzerine Tiflis’den gelen ekip, sınır kapısını yaklaşık 2.5 saat süreyle kapattı. Salınımın Türkiye tarafından kaynaklandığının tespit edilmesi üzerine Türkiye konu ile ilgili uyarıldı. Bunun üzerine Ardahan İl Afet Müdürlüğü ekipleri bölgede inceleme başlattı. Ankara‘dan gelen TAEK heyeti tarafından çevrede güvenlik önlemlerinin alınmasının ardından, çalışmalarının yapıldığı borularda radyasyon ölçümü gerçekleştirdi.
VALİLİKTEN AÇIKLAMA
ARDAHAN Valiliği, Türkgözü Sınır Kapısı yakınlarındaki TANAP boru hattında meydana gelen radyasyon sızıntısı ile ilgili açıklama yaptı.
“İlimiz, Posof İlçesi Türkgözü Sınır Kapısı’na yaklaşık 200 metre mesafeden geçmekte olan TANAP (Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi) kapsamında yapımı devam eden doğalgaz iletim borularının birleştirilmesi işinde kullanılan kaynak işleminin uygunluğunun kontrolü amacıyla kaynak ölçüm ve kontrol röntgen cihazı kullanılması esnasında; 04.05.2017 tarihinde sınır kapısının Gürcistan tarafında bulunan radyasyon ölçüm cihazının ikaz vermesi ve Gürcistan yetkililerinin uyarması üzerine, Valiliğimizce TANAP boru hattında röntgen çekim işi hemen durdurulmuştur. Sonrasında ölçümler yapmak üzere Ardahan Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekipleri 04.05.2017 tarihinde bölgeye intikal ettirilmiştir.
AFAD ekiplerinin yaptığı ilk tespit ve ölçümlerde, radyasyonun röntgen cihazından kaynaklandığı ve alınan ölçümlerin insan sağlığını tehdit eder değerlerde olmadığı tespit edilerek, teknik rapora bağlanmıştır. Aynı gün Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) yetkilileri bilgilendirilerek konu hakkında uzmanların bölgeye gönderilmesi istenmiştir.
Konu netlik kazanıncaya kadar geçecek süre zarfında AFAD ekiplerinin uygunluk tespitlerine rağmen, TAEK ekiplerinin gelip ölçüm yapacakları tarihe kadar çalışmalar durdurulmuştur. Bu süre zarfında AFAD ekiplerince tekrar alanda ölçümler yapılmış, ancak süreklilik arz eden ve olumsuz değerlerde olan radyasyon salımı olmadığı, söz konusu sızıntının röntgen cihazının kapatılması ile durduğu tespit edilmiştir.
08.05.2017 tarihinde TAEK uzmanlarının Posof İlçesi’nde yaptıkları denetimlerde ilgili firmanın kullandığı röntgen cihazının ilgili kurumlardan onaylı olduğu, kullanan kişilerin de gerekli izinleri taşıdıkları, kullanılan araçların Atom Enerjisi Kurumundan izinli ve onaylı araçlar olduğu ifade edilmiştir.
Yapılan ölçümlerde röntgen cihazının insan ve çevre sağlığını olumsuz etkileyecek değerlerde radyasyon salımı yapmadığı tespit edilmiş, ilgili firma, Valiliğimizce uyarılmış, bundan sonraki çalışmalarında yerel makamları ve çalışma yapılan çevredeki vatandaşları bilgilendirmeleri, çalışmalarına gerekli tedbirleri alarak devam etmeleri uyarısı yapılmıştır.
Vatandaşlarımızın ve çevrenin sağlığını tehlikeye düşürecek veya vatandaşımızı olumsuz etkileyecek bir durum söz konusu olmayıp, gerekli tüm tedbirler alınmıştır.
Bu konu ve firmanın çalışması Valiliğimizce takip edilmekte olup, ilgili ve sorumlu kurumlarımızın denetimi ve gözetimi altında çalışmalar devam edecektir. Basına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
**Posof’ta Değerlerimizi Tanıyalım
Posof Kaymakamlığı Avrupa Birliği Proje Ofisi tarafından “Değerlerimizi Tanıyalım ve Tarihe Yolculuk Projesi” kapsamında ilk programda “Posoflu Aşık Sabit Müdami ATAMAN” anlatıldı.
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim görevlisi yardımcı Doç. Dr. Oğuzhan Aydın’ın verdiği konferans Posof Belediye Düğün salonunda yapıldı.
Kaymakam Ufuk Özen Alibeyoğlu, Belediye Başkanı Cahit Ulgar, İlçe protokolü, vatandaşlar ve öğrenciler katıldığı konferansın sunuculuğunu Aşık Müdami nin küçük oğlu Aşık Halil İbrahim ATAMAN yaptı. Program “Aşık Sabit Müdami” belgeseli ile başladı.
Belgeselin ardından Yar. Doç. Dr. Oğuzhan Aydın Doktora tezini Müdami nin eserlerini Osmanlıcadan Türkçeye çevirdiği için Müdaminin hayatını yakından öğrenmişti. Konuşmasına eğitimin önemini anlatarak başladı. En kuvvetli silahın eğitim olduğunu belirten Aydın öğrencilere tarihini bilmelerini ve kimliklerine sahip çıkmalarını belirtti. Aşıklık geleneğinin kültür elçileri olduğunu belirten Oğuzhan Aydın, Posof’lu Müdaminin hayatını doğumundan vefatına kadar geçirdiği ömrü hakkında bilgiler vererek ömründe Müdami’yi yenen aşığın olmadığını belirtti.
Müdami’nin eserlerinden de örnekler veren Oğuzhan Aydın, Aşık Müdaminin dini bilgilerinin yanında halk hekimliği hakkında da bilgiler verdi.

Müdami nin tasnif ettiği hikâyeler ve yazdığı şiirler hakkında da bilgi veren Aydın, şiirlerinde dört bin kelime kullandığını, bunların 2500’ü Türkçe, %35 i Arapça ve diğerlerinin de Farsça olduğunu söyledi. Şiir ve hikâyelerde toplam 35 bin kelime tespit ettiğini söyleyerek örnekler verdi. Program sonunda kısa bir teşekkür konuşması yapan Kaymakam Ufuk Özen Alibeyoğlu, Oğuzhan Aydın’a teşekkürlerini iletti. Kaymakam Alibeyoğlu, Posof Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin adının AŞIK MÜDAMİ İMAM HATİP LİSESİ olarak değiştirilmesi için çalışmalar yapılacağı müjdesini verdi. Konuşmaların ardından program sona erdi.
**Posoflu Aşık Müdami’nin eserleri gün yüzüne çıkarılıyor
Ardahan’ın Posof ilçesinde yetişmiş ünlü âşıklardan Posoflu Sabit Müdami Ataman’ın kendi el yazısıyla Osmanlıca olarak kaleme aldığı eserlerin yayınlanmasına devam ediliyor.
Ardahan’ın Posof ilçesinde yetişmiş ünlü âşıklardan Posoflu Sabit Müdami Ataman’ın kendi el yazısıyla Osmanlıca olarak kaleme aldığı eserlerin yayınlanmasına devam ediliyor.
El yazması eserlerin herkes tarafından okunamaması eserlerin yayımlanmasını zorlaştırırken, üniversitelerde ki öğretim görevlilerinin doktora tezi olarak yaptığı çalışmalar neticesinde eserler Türkçe yazılarak tezler hazırlanıyor. Türkçeye çevrilen eserler de yayımlanarak edebiyat kültürüne eklenmiş oluyor.
Ankara Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Oğuzhan Aydın’ın doktora tezi olarak hazırladığı Osmanlı Türkçesinin Son Temsilcilerinden Her Yönüyle Molla Âşık Müdami eseri de edebiyat dünyasına kazandırıldı.
Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Aydın, tarafından bin sayfa olarak hazırlanan tez, Kitap olarak 628 sayfadan oluşuyor.
Tez çalışmasıyla ilgili olarak yapılan açıklamada, “Aşık olarak adlandırdığımız söz üstatlarının ifade gücünün yanı sıra insani vasıfları ve kişilik boyutuyla da mümtaz bir mevki ye sahip oldukları bilinen bir gerçektir. Gözlerini dünyaya açtığı günden itibaren bir takım olağan üstünlüklerle mücehhez olan halk aşıkları yaşamları, hayat felsefeleri, manaya nüfuz edebilme istidatları ve sahip oldukları takva ile sıra dışı bir ömür sürmüşlerdir. Âşıklar, İlahi kudret tarafından kendilerine bahşedilen bu eşsiz kabiliyeti yaşadığı topluma hizmet etmek için kullanmışlardır. Ömrünü bu yolda hizmete adayanlardan biride Molla Aşık Müdami’dir” ifadelerine yer verildi.
Çalışmada yer alan Posoflu aşık Zülali’nin aşıklığa yeni başlamış olan Posoflu Müdami ye sorduğu muamma dan bir örnek şöyle:
ZÜLALİ
Bir muamma tasnif ettim okusan ğaleti var
Dört kitap Kuran için de yazılmış ayeti var
Ehli zer den kul yapısı tanrılık dava eder
Ne tarih te tabi oldu nice bin milleti var.
ALDI MÜDAMİ
Tasnif ettiğin muamma Tuba dan isbatı var
Beni İsrail zamanı yapılmış sanatı var
Bir kuyumcu sanatıdır düzdü altından onu
Yetmiş bin halk ona taptı cahilin delaleti var.
ZÜLALİ
İsmi vardır cismi yok tur ta kıyamete kadar
Bu cihanda baki kalan teşbihi aleti var
Şeytan onun etbaisi Azazil veziridir
Ona tapan nar ehlidir, ne Savm ne salatı var.
MÜDAMİ
İsmi dana cismi altın yok bugün onu yapan
Hemen Dünya da eseri altunun kıymeti var
İblise etbai derler, Hak dan gayriye tapan
Ebşuru yeri cehennem Halidun ayeti var.
ZÜLALİ
Hak taala gadab etmez yaradılmış kul değil
Dili insan, resmi sığır böyle bir suratı var
Der Zülali bu muamma dört kitap beynindedir
Hangi aşık bulur ise elinde beratı var.
MÜDAMİ
Hak kul diye yaratmadı sanatkar eseridir
Cebrail haki turabı söyleten kudreti var
Der Müdami halimizce bu muammanın remzi bu
Söyleten Hak, söyleyen biz pirlerin himmeti var.
.jpg)
**Ne olacak bu Ardahanlının hali?..
Fakir Yılmaz
Siyasiler bir şey yapmıyor der, ama siyasetçiyi görünce önünde ceketini ilikler, etmediği yağcılığı bırakmaz..
Belediyenin çalışmadığını çeper diplerinde söyler dururuz, ama başkanı gördüğümüzde evin önünde ki çöplerin neden günlerdir kaldırılmadığını sormayı unutuveririz.
‘Gazeteci yazmıyor, satılık basın’ diye eleştirir, yerden yere vururken günlük bir gazete almayı akıl etmeyiz..
Dernekler çalışmıyor der ama federasyon o beklenen çalışmayı ortaya koyunca önce şaşırıp, ardından her yapılan etkinliğe elli kulp takıp, desteklemekten kaçarız..
Ve son olarak Ardahan’ı Kalkındırma konferansı düzenlenir, birimiz kalkıp, gidip, katılmaz, bir görüş belirtemeyiz..
Evet ne olacak bu memleketin hali diyenler sizlere soruyorum, ‘Ne olacak bu Ardahanlının hali?’
Sizce Ardahan mı haksız yoksa Ardahanlı geçinip, Ardahan’a gerçek anlamda sahip çıkmayan ama adından, etinden, sütünden, suyundan, havasından kaymaklananlar mı?
Bilmem ama bu işte bir terslik olduğu kesin..
Çünkü dediğimiz gibi Ardahan deyip, Ardahanlı olmanın gereğini yapmayanların yine biz Ardahanlılar olduğunu herkes bilmeli, anlamalı, anlatmalıdır..
‘Bu memleketten bir şey olmaz’ deyip, bir şeyi yapması gerekenlerin kendileri olduğunu unutanların yine Ardahanlılar olduğunu unutan biz Ardahanlılar ayağımıza kadar gelen ülkenin en önemli siyasileri, akademisyenleri, iş adamlarını görmezden gelmesi ne kadar anlamlı bir şeydir..
İşte tamda burda bir soru sorup, Ardahanlının kendisini sorgulaması gerekmez mi?
Yok canım sormaz..
Çünkü o hep konuşur ama ‘Gelin konuştuklarımızı hayata geçirelim’ diyenlerin paçasına yapışmaya bayılırken, aşağıya çektiklerimizle birlikte yoksulluğun, sahipsizliğin ve de iş yapamamazlığın çukuruna birlikte düşer ve hep orda kalır, bir türlü yukarı çıkamayız..