Ardahan’ın Gürcistan’a komşu Posof İlçesinde kömür yüklü kamyon şarampole uçtu, sürücüsü hayatını kaybetti. Kazada bir kişi de yaralandı.
Olay, bugün saat 1100’de Posof ilçesi Söğütlükaya Jandarma Karakolu yakınlarında meydana geldi. Damal ilçesinden Posof istikametine gitmekte olan Memet Zeki Kaçak (55) idaresindeki kömür yüklü 27 JF 792 plakalı kamyon Söyütlükaya Jandarma Karakolu önünde kontrolden çıkarak şarampole uçtu. Kamyon sürücüsü Memet Zeki Kaçak olay yerinde hayatını kaybederken, araçta bulunan Turgut Arda yalandı. Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan yaralı daha sonra ambulansla Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Ardahan’ın Posof İlçesinde Belediye Meclis Üyesi ve çalışanlarının karıştığı taciz skandalı ilçeyi ayağa kaldırdı.Alınan bilgilere göre, Posof Meslek Yüksek Okulu’nda kalan kız öğrencilere yönelik taciz iddiaları yargıya taşınırken, Belediye Meclis Üyesi H. K, Posof Belediyesi çalışanları H.A. ve B. A, Savcılığa ifade verdiler.
Posof Aile Mahkemesi tarafından şüpheliler hakkında tedbir kararı alınırken, soruşturmanın tutuksuz yapılmasına karar verildi. Olayla ilgili savcılık soruşturması sürüyor.
İktidar Kayıp Ederse Ne Olur?..
Yapılan anketlere baktığımızda durumu hiçte iyi olmadığı görünen mevcut iktidar partisi AK Partinin seçimlere çok kısa bir süre kaldığı şu günlerde bazı yerlerde kayıp ettiği, bazı yerlerde ise rakipleri ile başa baş olduğu görünürken, aynı iktidarın kayıp etmesi halinde neler olacağı da şimdiden tartışılmaya başlandı.
İdamı geri getirme, oy vermeyenleri kovan sivri bir dil ile oy isterken oy kayıp ettiği alenen görünen Başkan Erdoğan’ın başında olduğu iktidar partisinin kayıp etmesi halinde yaşanacakların da tahmin edildiği şu süreçte kamuoyunda ki öngörüleri ve seçim öncesi yapılan tahminlerimi uzatmadan sıralamak isterim;
- 31 Mart akşamından itibaren kayıp yaşayan İl ve İlçe Başkanları da gider ve iktidarın nimetlerinden kaymaklanan taraftarları da kayıp eder..
- Kayıp edilen yerlerin mülki amirleri de koltuklarında olur veya yerlerinden olup, sade birer merkez memuru olurlar..
- Kayıp edilen kent, ilçe ve köylerde ki yatırımlar en az 6 ay en çok yeni bir seçime kadar beklemeye alınır..
- Devletin başında olan hükumetin elinde olan yaşlı, sakat, öğrenci yardımları başta olmak üzere ekmeden, biçmeden alınan bir çok destek ve teşvikler yeniden gözden geçirilir..
- Kayıp eden bir hükumet en az 6 ay komaya girer ve ne yapacağını şaşırır..
- İttifak kurulan parti suçlanır ve onun taraftarlarına da sunulan imkanlar kesilir..
- Kayıp edilen yerler de kazananların çalışmalarının önüne takos konulur, onlarda mana bulup, kendilerinden hizmet bekleyenlere; ‘Kardeşim ne yapalım, hükumet izin vermiyor’ diyerek başkanlık keyiflerini sürdürmekten öteye bir şey yapmazlar..
- İçte olduğu gibi dışta da baskılar artar.. Zaten var olan gerginlikler, ekonomik sıkıntılar doruk noktasına ulaşır..
- Ve yeni ve erken bir seçim gündeme girer ekonomi başta olmak üzere tüm piyasalar beklemeye devam eder, ne olacağını şaşırıp, kalır..
- Hizmet istenen iktidar, ‘Oy vermediniz, bedelini hep birlikte ödüyoruz’ savunmasına geçer..
Ve daha sayabileceğimiz bir çok olumsuzluğu yaşanma ihtimalinin yanında olumlu şeylerde olabilir..
Örnek mi?
17 Yıldır ben kralım, ‘ben paşayım, yetmedi başkanım’ diyerek burnundan kıl aldırmayan, Meral Akşener dahil konuşanı, eleştireni içeri atan, atmakla suçlanan iktidar, ‘belki’ dizine vurup, ‘ben ne yaptım’ der..
Demokrasiyi hatırlar ve ülkenin kendisine oy verenler ile vermeyenlerin olduğunu ve oy vermeyenleri terörist ilan etmenin yanlış olduğunu anlar, hatırlar..
İktidar başta olmak üzere emrinde ki yöneticilerinin olmak üzere kamuoyunun 3. Gözü, Demokrasinin 5. Kuvveti olan Basın ve Medyanın esir alınmasının yanlış olduğunu idrak eder..
Bu ülkenin Genel Af başta olmak üzere bir çok alanda toplumsal bir barışa ihtiyaç duyduğunu hisseder..
Mitinglerde ve diğer alanlarda yapılan konuşmaların kamplaşmaya neden olduğunu ve bunun yanlış olduğunu anlar..
Peki, 31 Mart’ta sandık başına gidecek olan 57 milyona yakın seçmen saydığımız bu iki örneğin hangisine razı olacak?
Onu da şu 31 Mart’a kalan çok az günlere ve kararsız olan seçmenlere bırakalım derken başta anketlerin gerdiğini gördüğümüz ve bir hayli bir sert dil kullanan hatta İdamı gündeme taşıyan Başkan Erdoğan ve mitinglerde Saadet Partiliye bile kızan İçişleri Bakanı da karar vermeli derim.
Çünkü dün kendilerine oy verenleri yani 17 yıllık iktidarda yok sayılamayacak kadar oy aldığı seçmen kitlesi ve tüm ülke 31 Mart seçimlerin bir son değil, Beka ise hiç olmadığını onlardan ve havuz medyasından daha iyi biliyor..
En önemlisi İBB Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın dediği gibi bu seçimlerin normal bir seçim olduğunu ve tüm olumsuzluklara rağmen işlerin hala aynı havada yani toz pembe olduğunu sanan hükumeti uyarma fırsatı olduğunu da işaret ediyor..