POSOF'UN İLÇE RÜTBESİNİN ALINIP, DAMAL'A MAHALLE OLMASINA 1 KALDI!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz Cumartesi Günü Saat: 17.45’de de TEMPO TV’de Programa Başlıyor..


Her Cumartesi günü saat:17.15’te ekranlarınızda..


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




Nüfusu 2 binin altına düşen ilçenin mahalle olduğu ülkede devam eden göç ile her geçen gün nüfus kaybına uğrayan Ardahan’da belde iken, mahalle konumuna düşen Hanak ilçesine bağlı Ortakent (Büyük Nakala) ile Çıldır Aşıkşenlik (Suğara) Beldelerinden sonra, şimdi de Gürcistan’a sınır Posof ilçesi ilçelik rütbesini kaybedip, Damal’a mahalle olma ile karşı karşıya kaldı.




Gençlerin göç etmeye devam ettiği, bir çok insanının yurt dışında yaşadığı ve yaşlı nüfusa kalan Ardahan’ın Posof ilçesinin 2 bin olan nüfusunun yapılacak olan yeni bir sayımla 1999 olması halinde ilçelik unvanını kaybedeceği dikkat çekerken, aynı sıkıntıyı yaşayan ve köy olmamak için direnen Ardahan’ın tek beldesi Göle ilçesine bağlı Köprülü (Goreveng) ile belediyesi beldeye sürekli yeni nüfus kaydı yaptırmaya devam ettiği ve çevre köylerden olan Serinçayır (Çölpenek) köyünü kendisine bağlama çalışmalarına ara vermezken, her an mahalle olup, Damal ilçesine bağlanma ile karşı karşıya olan ve yerleşmek isteyen Iğdırlılara ev, arsa satmayan Posoflulara ve Posof Belediyesinin bu konuda ne yaptığı merak konusu.


**KARS’A KAÇIRILAN KÖYLER ARDAHAN’A GERİ BAĞLANMALI!


1992 yılında yeniden il olan Ardahan’ın İl olmasından rahatsız olan Karslı siyasilerin ayak oyunları ve alelacele yapılan sözde referandum ardından Ardahan’dan alınarak Kars’ın Arpaçay ilçesine bağlanan ve o günden bugüne yeterli hizmet göremeyen 9 köyün yeniden Ardahan’a bağlanmasını isteyen köylüler ve önüne geçilmeyen göç yüzünden nüfus kaybı yaşayan Ardahanlıar Ardahan’ın 9 köyünü geri isterken, bu isteğe 9 köydende destek var.




Şu an bir Ardahanlının belediye başkanı olduğu İstanbul Esenyurt ilçesinin eski başkanlarınan olan Karslı Dr. Gürbüz Çapan’ın başını çektiği Kars Diasporasının Ardahan’a bağlanması, gereken Doğruyol (Cala), Çanaksu, (Gaveman), Aydıngün (Kızılviarana), Göldalı (İlişti), Gülyüzü (Peğreşen), Bozyiğit (Geğreşen), Taşköprü, Gagaç 9 köyün Ardahan’a geri bağlanmasının gerektiğini belirten kişi son olarak Çıldır Ülkü Ocakları başkanı olmuşsada, başta Ardahanlı siyasiler yörenin ileri gelenleri duyarsızlıkları dolayısıyla gölgede kalmıştı.



EN AZ BÜTÇE DAMAL’A, EN ÇOK BÜTÇE ARDAHAN’A EŞİT GÖLE’YE!


 2021 yılı için KÖYDES programı kapsamında Ardahan ve 5 ilçeye 27 Bin 702.757 TL ödenek tahsis edildi.

Yapılan açıklamada yıllardır ayrılan ama bugüne kadar var olan sorunları bir türlü bitiremeyen ve birçok yeni tartışma, ihmal, usulsüzlük gibi soruna neden olan Köylere Destek Projesi kapsamında Ardahan ve 5 ilçesine ayrılan bütçe de en az bütçe Ardahan’ın Alevi kültürü ile yoğrulan Damal ilçesine verilirken, en çok bütçenin iktidar milletvekilin de ilçesi olan Göle’ye ayrıldığı görüldü.

Ardahan merkeze eşit alan payı bütçeyi alan Göle ve diğer ilçelere ayrılan bu paranın alt yapısı olmayan ve yıllardır bekleyen ne kadar çare olacağı bilinmezken, Milli Eğitim ile ilgili işlerin adeta ihalede, ilandan kaçırılıp, aynı proje kapsamına alınması da diğer bir usulsüzlük ve tartışma konusu olarak hala konuşulan konuların başında gelmekte.



ARDAHAN’DA UYUŞTURUCU!


Ardahan’da uyuşturucu ticareti yaptıkları iddiasıyla 3 şüpheli gözaltına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince il merkezi ve Göle ilçesinde uyuşturucuyla mücadele kapsamında bazı adreslere yönelik operasyon düzenlendi. Operasyonda N.A, T.K. ve O.Y, uyuşturucu madde ticareti yaptıkları iddiasıyla gözaltına alındı.



Bir şiirin anlattıkları..


Evet her insan gemi misali onca hafif, çalkantılı, zaman, zamanda tsunamiye dönüşen dalgalar arasında bilinmeze yol alırken, zaman, zaman da Titanik misali buzlara, kayalıklara ya da kanalı kapatıp, tüm dünyanın gidişatını olumsuz etkileyen korona virüsü ile karşılaşır…


Ve bir umut diyerek Karadeniz’de, Akdeniz, Ege’de yer altı kaynakları arıyoruz deyip taaa Libyalara kadar uzanıp, durduk yerde uluslararası sorun ve sıkıntılara neden olan gemiler gibi yeniden yanaştığı limanlarda da karşılaşır yeni sorun ve sıkıntılarla, hatta çek git diye tepkilerle karşılaşır, sevinçle yeni attığını düşündüğü çapanın elinde kaldığını anlayıp, kala kaldığı yerde göğüste bulunan çatlağın verdiği ağrıyı hissederken.

İşte duyguların insanı şairleştirip, şiirler yazdırdığı bir anda o büyük bir umutla yanaşıp, ama beklenmedik bir anda gelen fırtına ile yıkıldığı limana attığı çıpayı çekmeye çalışan kolların koptuğunu, şiirleri yazan parmakların ağrıdığını ve “haydi diren, kalk, yürü, git yeni bilinmeyen bir limana” demek isteyip, gidemeyen ayakların adım atamaz halde kala kaldığı bir andır basitçe, “yaşandı bitti” denen o anlar…

Ve o dağları delip, tüm gücü ile homurdayıp, içindekileri ateşe çevirip hem kendisini hem de limanı, çevresini yakıp, yıkıp, geçtiği andır lav adını alan limanın dirençsizliği, zavallılığı oraya çıkar sarı ışıkların açtığı yoldan kendisine çektiği gemiyi param parça edip, kenara attığını düşünüp, kendisini kandırır, kanattığı yaraların nasıl kapanacağını bilmeden…

Evetle başlayıp, hayırla biten anların insanı şairleştirip, şiirler yazdırdığını bir kez daha anlarken, en güzeli olanın limanın ve gemiyi ona çeken fenerin değil, severek çıktığın bu yolda kendi bildiğinden vazgeçmemek ve tüm tsusinamilere, hatta köpek balıklarına karşın yazmaya, yaşamaya ve şairleşmeye devam demeli insan attığı çıpanın o kadar basit olmadığını ve kopmayacağını hissettirmektir asıl yaşam ve şiirler…




İşte, “benden de bir şiir” diyerek bugünü sakin, yarını fırtınalarla karşılamak adına mücadeleye devam duygularlada son bir yıldır koronanın bagane edilip getirilen tüm yasaklara karşın o yasakları, saçma duyguların esiri olup, “olmaz, buraya kadarmış,” denenleri, yani ufukta da ola, serapta görsen o limanı, adayı ya da volkanlar gibi yanan içini soğutacak suya ulaşmak için umut, sevgi, saygı ve arzu deyip yeniden çıktığın yolda adım atmaya devam etmeli insan…

Hem de yelkenleri yırtılmış, kürekleri kırılmış olsa da, devam diyerek aşağıdaki şiirin yazdırdığı bu yazı gibi yazmaya, yaşamaya, yaşanılması gerekenleri görmeye kalbin bulunduğu göğsü gererek vazgeçmedim demektir, ‘limanı terk etmeyen insanın kendi kıyısında acı çekmeye mecburdur’ densede yaşamın diğer bir adıda limandır… 


Limandan Ayrılmak…


 

Hiç görmediği Zonguldak’ın

hep o ısıtan kara kömürle

anarken umudun diğer adı olan

mavi denizin yanı başında

bulunan limana ışık veren

ve güneş sarılığı ile

geniye

-Yorgunsun yaklaş şu limana

derken aslında zaten birçok

yara almış, yüreği, kalbi

çatlamış durumda olan

gemiyi karaya oturtup, parçalamak

ve köpek balıklarına yem yapmak

olduğunu nereden bilecekti ki

kendisini usta Kaptan sanan

ve limandan ayrılmak zorunda

bırakılan yara, bere içinde

olan limanı çok seven GEMİ..


 


.




ki…








MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 



arşiv haberler 21/01/2017 tarihli haberler/yorum


DOĞRUYOL ARDAHAN’A BAĞLANSIN KAMPANYASI!


1992 Yılından Kars’tan ayrılıp, 62 yıl sonra yeniden vilayet olan Ardahan’dan koparılan köyler Ardahan’a bağlanmak istiyorlar. Gazeteci Suat İncedere’nin Ardahan’dan ayrılan köylerin bu yönde ki taleplerini anket yoluyla gündeme getirirken, gazete ve sitelerimize bu yönde gelen taleplerin çokluğu dikkatlerden kaçmıyor. Ardahan yeniden vilayet olurken Ardahan’a bağlanmak isteyen ancak o dönemin Karslı politikacıların uyanıklığı, Ardahanlı siyasilerin uyuması üzerine 9 köy elden gitmişti.


**Atalay ve Baydar Özel İlgilenmeli..


Dönemin Karslı politikacıların Çıldır Gölünün yönetiminin Kars’ta kalması için bugün Ardahan’a bağlı Ağçakale köyününde içinde bulunduğu Kars-Ardahan arasında ki 10 köyün 9’u oynanan ayak oyunları ile al aceleden yapılan referandum ile  Kars’a bağlatılmıştı.


Gürbüz Çapan’ın başını çektiği Kars Diasporasının Ardahan’a bağlanması gereken Doğruyol (Cala), Çanaksu, (Gaveman), Aydıngün (Kızılviarana), Göldalı (İlişti), Gülyüzü (Peğreşen), Bozyiğit (Geğreşen), Taşköprü, Gagaç 9 köyü Kars’a bağlatması ve o dönemin Ardahan Valisi Yener Ünlüer’in yanlız kalması sonucu yaşanan bu durumun yeniden ele alınması gerektiğine dikkat çeken Doğruyol köyü başta olmak üzere Ardahan’a komşu Kars’ın 9 köyü Ardahan’a bağlanmak istediklerini açık açık seslendirirken bu durmun başta Ardahan AK Parti Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay ile 3. kez AK Parti Ardahan İl Başkanlığına getirilen Veteriner Hekim Yunus Baydar olmak üzere tüm Ardahanlıların ilgilenmesi gereken bir durum olduğuna dikkat çekilmekte.


İşte Ardahan’a yeniden bağlanmak isteyen Kars Arpaçay Doğruyol köyü ve Kars’ın diğer 8 köyün Gazeteci Suat İncedere’nin Kars-Ardahan-Iğdır’lı Gezeteciler adlı facebook grubunda yaptığı anketine başlık olan mesajı;


https://www.facebook.com/groups/suatincedere/permalink/599020456948377/


Doğruyol köyülüleri olarak yıllardır “üvey evlat” muamelesi gördüğümüz Kars Arpaçay İlçesinden ayrılarak, Ardahan Çıldır İlçemize geri bağlanmak istiyoruz.


**Çıldır ve Doğruyol Bombaların Altında!


**15/04/2016 Tarihli Haber


Ardahan’ın Çıldır İlçesinin köylerinin yanı başında geçen ve büyük bir doğa katliamına mal olan Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu Ardahan’ın köylerini olduğu gibi Kars’ın köylerini de toz-duman ediyor.


Çıldır’ın bir çok köyü ve Kars Arpaçay Doğruyol köyünü moloz heyelanının altında kaldı.

Yıllardır bitmek bilmeyen Kars-Tiflis-Bakü demir yolu projesi bölgede yapmış olduğu çalışmada, her yıl bir başka tahribatla ve sorunla karşı karşıya bıraktığı köylüyü, çiftçiyi perişan etti.

10 yıldır bitti bitecek denen Tren yolu projesi bölge insanını canından bezdirdi. Karabasan gibi bölgenin üzerine çoken, her yıl bir musubetle milletin başına bela oldu. 

10 yıldır bölgenin coğrafi yapısını değiştirerek, dağlar, dereler, üzeri kapatılmayan yarmalar, devasal uçurumlar yapan Proje, 4 yıl önce bölgede yapmış olduğu haksız-hukuksuz-kural tanımaz tavrına karşı Doğruyol köyü sakinleri olarak mahkemeye verdik, ama nafile. 

Köye her gidişimizde birçok şikâyetini duyduğumuz projenin sorumlusu Bayçel bu kez Ülke gündemine oturacak türden bir doğa felaketine daha sebep oldu. 

Köyde, köylüye ait araziyi, tarla ve çayırı babasının çiftliği gibi tahrip eden şirketin son yapmış olduğu “moloz dağ” göçerek vatandaşın tarlasının çayırının üstünü kapattı. 1000 dönümlük tarla ve çayıra göçen molozlar, iki dağın arasındaki tarım ve hayvan yollarını da tamamen kapattı. 

“Bayçel felaketlerini yazmakla bitirmek mümkün değil.

Son dönemlerde 1 ton dinamit kullanarak patlatılan kazı çalışmaları bölgedeki köylülerin korkulu rüyası oldu. Tabi patlamanın şiddeti ile köylerde birçok ev- ahırda maddi hasarlar meydana geldi. Heyetler geldi, hasar tespitleri yapıldı, hatta mağdurlar toplandı Avukat tuttu, iki yıldır bir sonuç alınamadı.

1 Ton gübre kullanılarak patlatılan dinamitlerden çıkan kimyasal toz bulutları bölgede otlayan hayvanların düşük yapmasına neden oldu…Hayvanlarda mağdur edildi.

Bayçel efendileri köylerde “Alikıral-başkesen”.

Vatandaşın tek geçim kaynağı olan tarlasını-çayırını gasp edebiliyor… Yada yok pahasına tarlasını çayırını alıp köyün doğal bitki örtüsünün üstünü örtüyor.. Yada köylünün ortak kullanım alanları, mera ve kırları molozlarla doldurup dağlar-depeler yapıyor. 

Bu projenin geçiş güzergâhında 13 Kilometre olmak kaydıyla en çok bizim köyünden geçmektedir… Ama o köye ne bir çivi çakmış, nede bir işine yaramıştır. 

Bu son olayla birlikte, bu projeden en çok bizim köy etkilenmiş ve en çok zararı yine bizim köy görmüştür. Şimdi kepçelerle karıştırılıp ve atom şiddetindeki patlamalar nedeni ile su menbağları kayboldu. Köyün bütün su ve sulama ihtiyacını karşılayan Çay ve derede yapılan çalışmalarda, derenin doğal “kırmızı benekli ala balığı” ve diğer türlerin yaşam alanlarını yok etti. Son olarak çamurlu suyu içen gariban bir köylünün ineği, zehirlenerek, çatladı öldü. Köylünün bağış usulü ile okula bıraktığı yolda tonajlı kamyonlar ve iş makinaları çocukların arasından çirit atarken, okul yolu bozulmasına da neden oldu. 

DUR DE.




CHP İLE HDP’NİN ANAYASA TİYATROSU!..






   


Baştan uzatmadan, hemen söyleyeyim..

İkinci turda da 7 maddesi hemde birinci turdan daha rahat ve hızlı geçen Anayasa değişikliği tartışmalarının yalan ve CHP ile HDP’nin figüranlığından öte bir şey değil..

Çünkü onca tartışma ve kürsüyü deviren sözde kavgaların nedeni CHP ile HDP’nin Anayasa Tiyatrosu gereğidir..

Yani zaten engellemeye oyları yetmeyen bu iki partinin, bir adamın denetimine geçtiği ileri sürülen mecliste görüşülen yeni Anayasa görüşmelerine katılmakla zaten değişimden yana oldukları bilinmelidir..

Çünkü meclise gitmezlerse, görüşmelere katılmazlarsa dünya gözün de gayri meşru olacak olan bu değişim kendiliğinden yani CHP ile HDP’nin görüşmelere katılmasıyla meşrulaşıyor..

Yani katılmazlarsa dünya normlarında gayrimeşru bir değişim olacak olan yeni anayasa maddeleri sahada yalandan karşı olan ama arka kapılarda destekleyen CHP ve MHP’nin meclise katılmaları ile meşrulaşıyor..

AKP’nin HDP ile yapmak istediği bu değişimi Kandilin ve Avrupa’nın korkusu dolaysıyla göremeyen HDP’nin bu çok fırsatı MHP’ye kaptırdığını fark etmediği bir süreçte CHP’de tabanının ve toplumun istemlerini görezden gelip, ulusalcı oy kaybından korkup yanlışa düştüğü şu günlerde hala mecliste olmaları gerçekten bir tiyatro oyunundan öte bir şey değil..

Ve bunu gören toplum Nisan’da önümüze gelecek olan referandum sandığına oy atarken CHP ile MHPyi de sandığa gömecek gibi..