REKTÖR VE ARÜ 15 TEMMUZ ETKİNLİKLERİNE KATILMADI!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


Her Pazar günü saat:14.00’da 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 




15 Temmuz Hain Darbe Kalkışmasının 6’ncı yıldönümü etkinlikleri bayraklı yürüyüş ile başladı. Milli Egemenlik Meydanındaki tören alanında başlayan programda Kuran-ı Kerim tilavetinin ardından Şehitler için dua edildi. Daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halka seslenişi canlı olarak katılımcılara izletildi, ardından Vali Hüseyin Öner tarafından 15 Temmuz Şehitleri Sancak Koşusunun startı verilirken Ardahan’da olmasına rağmen ARÜ Üniversitesi Rektörünün ve ARÜ’yü temsilen kimsenin programa katılmadığı görüldü.


Tatilde olduğu öğrenilen CHP’li Ardahan Belediye Başkanının da katılmadığı programa Vali Hüseyin Öner ve eşi Zehra Mine Öner, Ardahan AK Parti Milletvekili Porf. Dr. Orhan Atalay, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Berat Acar, Belediye Başkan Vekili Tahsin Bulut, Ardahan Cumhuriyet Başsavcı Vekili Abdulkadir Bakır, Vali Yardımcıları Şahin Demir, Mehmet Fatih Kılıç, İl Emniyet Müdürü Ünsal Hayal, İl Jandarma Komutanı Ali Naci Aldemir, kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşu ve AK Parti Ardahan İl Başkanı gibi siyasi parti temsilcileri, şehit yakınları, gaziler, sporcular ve vatandaşlar katıldı.


15 Temmuz Gecesi 17 Dakika Önce ve Sonrası…


Günlerde 15 Temmuz 2018


Evdeydim…


Salondayım, dizlerimde yine bilgisayarım, haberlerimi ve yorumumu yazmaya başlamış, kulağım ise açık olan tv kanalında.


Ama bilgisayarda olan gözlerimin kaydığı ve aniden bir hareketlenme olduğunu gördüğü tv ekranına kilitlenip, pür dikkat kesiliyordum…


Çünkü sevgilim, sevdam dediğim memleketim Ardahan kadar çok sevdiğim ama birçoğumuz gibi benim de iyiden iyiye trafiğinden bıktığı İstanbul ve onun ilk ve 5’lilerce değil, devlet tarafından yapılan en ucuz geçilen ve şimdi adı değiştirilmesine rağmen hala Boğaz Köprüsü denen köprünün Üsküdar yakasında bir şeyler oluyordu.


Önce birçoğumuzun hala anlayamadığı tankları, ardından askerleri ve karışıklığı gördüm, sonra bunun bir darbe olduğunu anlıyorum ve 12 Eylül faşist darbeyi en acı şekilde yaşamış bir ailenin ferdi olarak dışarı fırlıyorum.


Oğlum, annesini arıyor, ‘babamı dışarı bırakma’ diye. Annesi ise titrek bir sesle beni arıyor ‘Fakir lütfen gel buraya…’


Ben ise onları dinlemeyip, bindiğim kırmızı renkli Gazeteci isimli aracımla önce İl Jandarmanın sonra kent dışına adeta zorla taşınmasında büyük katkım olan ama hala şehir içindeki kışlaları hala sivile teslim etmeyen sanayinin oradaki Tugayın önüne geçip, bakıyorum ‘olağanüstü bir hareketlenme var mı?’ diye.


Sonra çevre yolundan Emniyete doğru gidip, orada da bir hareketin olmadığını tam aksine adeta karartma varmış gibi bir sessizliğin olduğunu görüp, oradan   vali konağının önünden kongre caddesinden çarşıya doğru çıkıyorum.


İnsanlar koşarak evlerine gidiyor, ben ise tam tersi çer çöpten ve kanalizasyondan bugün içinde değil alabalık, canlı bile olmayan Ardahan Alabalık deresindeki alabalıklar gibi ters akan suya dalmış, korkulan alana, çarşıya doğru hem de telefonumu açıp, darbeye direnmemiz gerektiğini facebooktan canlı yayın yaparak, yüksek sesle ‘Darbeye hayır!’ diyerek gidiyorum..


Olayın darbe kalkışması olduğunu, darbenin, darbecilerin bu ülkeye bir şey katmadığını söyleye söyleye herkesi darbeye direnişe davet ediyorum.


Ve tüm bunları sosyal medya hesabım (facebook) canlı olarak kaydediyor.


Ve benim çarşıya çıkışımdan 17 dakika sonra yüz şekli değişmiş, beyaza bürünmüş olan Erdoğan’da aynı benim yöntemimle yani bir cep telefonu kamerasıyla bir tv kanalında canlı yayında olduğunu öğreniyorum.


Ve aynı Erdoğan’ın bugün ortaya attığı iddiaları ile gündemi sarsan ve ‘Ben el koydum!’ diyen Peker’in kullanıldığı çete kanalıyla Aydın Doğan’dan alınıp, pardon birçok iş insanın işine aşına olduğu gibi kanunsuz, hükümsüz adeta el konulan bir pazarlıkla sahip değiştiren kanalında haber sunan kadının cep telefonu ile benin facebookta yaptığım gibi O’nun da halkı alanlara davet ettiğini öğreniyorum.



Yani dün başkan dediğim ama başkanlık sisteminin sadece O’na ve ekibine yaradığını anlayınca bugün uzun süredir başkan demeyeceğimi ilan ettikten sonra AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı dediğim Erdoğan’ın ülkenin en çok izlenen ve darbecilerin kapısına dayanmasına rağmen demokrasi adına karşı yayını kesmeyip, direnen bir tv kanalına, CNN Türk’e bağlanıp, halkı alanlara davet ediyor.


Darbeye direnmeliyiz diyor..


Hâlbuki aynı Sn. Erdoğan’ın havuza attırdığı onca basın, yayın kanalına rağmen 15 Temmuz akşamı gibi bir gün kendisine de lazım olacak olan basın ve yayın kuruluşlarını daha da susturmak için yeni yasalar, kararnameler hazırlattığını görüyorum.


Neyse 2016, 15 Temmuz’a geri dönecek olursak dün olduğu gibi bugün kimin darbe ve darbecilere karşı olduğunu ama darbeleri bahane ederek baskıyı yasallaştıranlara karşı kimin direndiğini siz okurlara bırakıp, o güne bakmaya devam edelim diyorum.


Ve ben ilk önce Ardahan Belediye Başkanını arıyorum.. ‘Başkan neredesin? Gelin çıkalım çarşıya..’ diyorum…


-Yoldayım, köydeyim Fakir geliyorum diyor Hanak’ta köyünde Yukarı Dikkan’da olan o dönemin ve şimdi aranan Belediye Başkanı Faruk Köksoy..


Sonra o dönemin, bugünde İl Başkanı, hatta milletvekili olması gereken İl Başkanı Yunus Baydar’ı, ardından ulaşabildiğim herkesi arıyorum ikinci telefonumda.


Sonra tüm yurtta olduğu gibi Ardahan’da da alanlar doluyor…


Az önce evlere kaçanlar dahil herkes geliyor kongre caddesine kol kola girip, o az önce karartılmış olarak gördüğüm olan Emniyete doğru yürüyor…


Caddeyi saran askerler arasında sloganlar eşliğinde yaşananları geç fark eden ve ne olduğunu bile anlamayan vali, emniyet müdürüne cesaret veriyoruz…


Sonra bugünmüş gibi sanki darbeye sadece onlar karşıymış gibi sadece AK Parti ve o partiden kaynaklanan bir grup kahraman onlarmış gibi biz darbe mağdurları olan birkaç dirençli, solcunun, demokrasi yanlısı olanların verdiği cesaretiyle bir anda kahraman oluyorlar.


Hatta kahraman diye maaşa bağlanıp, işe alınıyorlar…


Ve ‘TBMM’ince araştırılsın’ denen ama AK Parti ve ortağı MHP tarafından araştırılmasına izin verilemeyen bir 15 Temmuz’u, bir darbe kalkışmasını adı, sanı bilinmeyen kahramanlarca durdurulması unutuluveriyor, bir anda kâğıttan Aslanlar ortaya çıkıyor…


Kimi, siyasi görüşüne ve yönetim anlayışına katılmasam da bir lider olarak hayran olduğum direnciyle bulunduğu yeri hak eden Sn. Erdoğan’ın gölgesine sığınıyor, kimi biz darbe mağdurlarının yürekliği üzerinden pirim yapıp, kâğıttan kaplan oluveriyorlar.


Ve 15 Temmuz’un birinci yıl dönümü gibi her yılını resmi bayram edasıyla ülkeyi kurtaran kahramanlar gibi kutluyu veriyorlar.


Yani, dün biz dediğimiz için bizi komünistlikle, hainlikle suçlayanlar bugün kahrolsun emperyalistler diye haykırıyor…


Neyse biz onlara bırakalım kutlamaları da asıl bundan sonra uyuyan hücrelerin hareketlenmesi halinde ne yapılacağını konuşalım.


Çünkü Asya Bank’ın önünden geçenleri hapishaneye, ‘Allah beni af etsin’ diyen ancak bir genel af bile çıkarmayan ama ‘ABD, Batı oralardaysa bizde oralarda olmalıyız’ deyip, ülke içindeki askeri sürekli meşgul etmek istercesine ekonomiye çok ağır yük yükleyen kararlarla sınır dışına, Suriye, yetmedi Libya’ya, hatta Afrika ve Kafkasya’ya gönderen, kendisi gibi yaşları geçen generalleri emekli etmeyip, görev sürelerini uzatan Sn. Erdoğan gibi benim de hala darbecilerin işlerini bitirmediklerini ve bu ülkeme yeni bir 15 Temmuz daha yaşatmayı düşünenlerin olduğundan şüphe edip, düşünenlerdenim.


 



    arşiv haber 15/07/2020 tarihli haber/yorum



15 TEMMUZ’DA ARDAHAN’DA ÖLEN OLMADI!


Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’nin Günlük Koronavirüs Tablosu’nu Twitter hesabından paylaştı. 15 Temmuz’da açıklanan 24 saatlik verilere göre; 42 bin 320 test yapıldı ve 947 yeni vaka tespit edildi. 17 kişi ise hayatını kaybetti. Böylelikle, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 5 bin 419’a, toplam vaka sayısı ise 215 bin 940’a yükseldi.


İYİLEŞEN HASTA SAYISI 198 BİNE YAKLAŞTI


Son 24 saatte tedavisi tamamlanan bin 13 hastanın daha taburcu olmasıyla, toplam iyileşen hasta sayısı 197 bin 733’e yükselmiş oldu. Toplam test sayısı 4 milyon 107 bin 498, entübe (solunum cihazına bağlı) hasta sayısı 401, yoğun bakımdaki hasta sayısı ise bin 206 oldu.


6 İLİMİZE DİKKAT ÇEKTİ


Öte yandan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “1.000’in altındaki ikinci günümüz. Yeni iyileşen hasta sayımız, yeni vaka sayısından fazla. Malatya, Trabzon, Kilis, Yalova, Bayburt ve Ardahan’da 3 gündür pnömoniye hiç rastlanmadı. Yeni vaka verileri yakın günlerde ciddiyetimizin arttığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.



ASKERİ DARBE’NİN GETİRİP, KALDIRDIĞI


“27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Bayramı”


Hiç yaşanmamış, anımsanmaması için sanki hiç yaşanmamış gibi davranılıp, unutulmasını sağlamaktansa adeta özentileştirlen resmi bir törene çevrilip, Atatürk’ü gölgeleyen protokol çadırları ve kahramanlık türküleri eşliğinde anılan, ısrarla gündemde tutulan 15 Temmuz Darbe Girişiminin 4. Yıl dönümü etkinliklerine baktığımızda şu an bir çoğumuzun bilmediği, bilenlerin de unuttuğu bir konu, sözde bir bayram hem de adına hürriyet yetmedi anayasa adı verilen ama adı dışında anlamı ve ilan edilenlerin bile unutulduğu sözde bir bayram akla gelmekte.


Aslında adına bayram denilen ama bana göre dini kendi düşünceleri ve iktidarlarının devamı için toplumu yönlendirmek için fetvalar çıkaranların bir benzeri olan eli kanlı, demokrasi düşmanlarınca adlandırılan bir bayram değil, işkenceleri hatırlatma günüdür adına sözde Hürriyet ve kendilerine göre uygulanan Anayasa Bayramı..




Ama bir gerçek var ki o da toplumların hayatlarında önem verdikleri günleri kutlama, anma ve tören gibi etkinliklerle hatırlamaları çok eski çağlardan beri süregelen bir davranış şeklidir. Devletler açısından bakılırsa da bu günler hem hatırlama hem gelecek nesillere aktarma hem de meşrutiyetlerini sağlama olarak değerlendirilmektedir. 

Eski çağlardan itibaren bu etkinlikler zamanın şartlarına göre şekillenmişlerdir. Milli devletlerin kurulmasından itibaren de daha çok yeni devletin meşruiyetini ortaya koyma, devletin kurulması için yapılan mücadelelerin unutulmaması ve gelecek nesillere bu bilincin aktarılması gibi amaçlarla, çok sayıda bayram veya anma günleri tertip edilmiştir. Türkiye’de de II. meşrutiyet
  Döneminden başlamak üzere, çok sayıda milli gün belirlenmiş ve bu günler çeşitli etkinlikler yapılarak anılmış ve kimileri günümüze kadar gelmiştir. 

Bu çalışmanın konusunu, 1963-1980 dönemi arasında 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi sonrası kutlanan 27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Bayramı oluşturmaktadır.

Bir askeri müdahalenin ve ardından yapılan yeni bir anayasanın kutlanması olarak özetlenebilecek bu bayram, her ne kadar halkın bayramı, özgürlüklerin kutlanması ve ülkenin demokrasiye kavuştuğu bir devrim günü olarak lanse edilse de, söz konusu bayram ülkenin tüm kesimleri tarafından benimsenmemiş, kutlamaları daha çok resmi düzeyde kalmış, halk katılımının olmadığı bir bayram niteliğinde olmuştur.

Peki bugün adına bayram değil anma denilen 15 Temmuz’a nasıl bir anlam ve ad vermek gerekir?!.

Bilmem ama ‘ülkenin tüm kesimleri tarafından benimsenmemiş, kutlamaları daha çok resmi düzeyde kalmış, halkın katılımının olmadığı’ sade ama birilerinin ısrarla ‘halkın bayramı, özgürlüklerin kutlanması ve ülkenin demokrasiye kavuştuğu bir devrim günü..’ olarak ilan ettiği sade bir gün desek olur mu yoksa birileri kızar mı?

Çalışmada ağırlıklı olarak basın ve medya kullanılmış, konu ile ilgili farklı siyasi görüşleri yansıtmasına dikkat edilmiştir. Buralardan elde edilen bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla, 27 Mayıs Bayramı, ilk kutlandığı günden, günümüze kadar hep tartışmalara konu olmuştur. Söz konusu tartışmalar genellikle konuya ideolojik temelli bakılmasından kaynaklanmıştır. 

Ayrıca 1963-1980 dönemi ülkenin içinde bulunduğu çalkantılı durum, farklı siyasi görüşlerin çatışmaları, bayram haberlerine yansımış ve diğer bir askeri müdahaleye 80 cuntasına kadar devam eden ama bir gerçek var ki cuntacıların getirdiği, başka cuntacıların kaldırdığı bu bayram üzerine günümüzde dahi, 1963-1980 arası dönemde olduğu türden tartışmalar yapılmaktadır.

Yani bugün birilerinin adına bayram değil, anma dediği ve tartışmaya devam ettiği 15 Temmuz gibi..


KÜLTÜR EVİ CORONA VİRÜSÜ OLDU!


ARŞİV HABER 02/04/2020 TARİHLİ HABER


BATIDAKİ ARDAHAN’LILAR ZORDA!.. Ardahan’da 5 kişi olmak üzere yurt genelinde vaka sayısının artmaya devam ettiği Corona Virüsünün batıda yaşayan bir Ardahan’lıya daha bulaştığı öğrenildi. Geçtiğimiz gün yine batıda olmak üzere bir Ardahan’lının öldüğü, virüsün İstanbul Esenyurt’ta bulunan Kültür Evi yetkililerinden olan Güven Avşar’a da bulaştığı ve Avşar’ın karantinaya alındığı bilgisi alındı.


Geçtiğimi gün yine batıda olmak üzere bir Ardahanlının öldüğü virüse Virüs vakasının ilk çıktığı günlerde kongresini yapmaya hazırlanan Kültür Evi’nin yöneticiliğini de yapan Avşar’ın tedavi altında olduğu öğrenilirken başta Kültür Evi Başkanı olmak üzere Avşar ile yakın temasta olan Kültür Evi’ndeki derneklerin ve diğer yöneticilerin durumu da merak konusu oldu.


Tıbbi Destek bekleyen Corona’ya Bin TL. Destek..


Dün yağan karların hızla eridiği Ardahan’da tüm ev de kal çağrılarına karşın hareketli bir gün yaşandığı dikkatlerden kaçmazken virüse bilimsel yatırımlar yapacağına, seçimler öncesi yapıldığı gibi vatandaşa Bin TL. destek verdiğini açıklaması üzerine bugün Ardahan PTT’sinin önünde yoğun bir kalabalığın  olduğu dikkatlerden kaçmadı.



**Üniversite ve EML Ortada yokken


Spor Müdürlüğü Maske Üretimine Başladı..


Başta devletten aldıkları destekler ile Ardahan’da tekstil merkezleri kurduklarını belirtip, belediye de ve diğer alanlarda şow yapan özel kuruluşlar olmak üzere Ardahan Üniversitesi, Ardahan Meslek Lisesi gibi kurumlar ortada görünmezken Ardahan İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü maske üretimi, için adım attı.


Alınan bilgilere göre Ardahan’da, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün Gençlik Merkezi gönüllüleri, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında sağlıkçılara destek olmak için maske üretmeye başladı.


Gençlik ve Spor Bakanlığı, koronavirüs salgınına karşı büyük çaba sarf eden sağlık personeli için 81 ildeki gençlik merkezlerinde hayata geçirilen yüz korumalı maske üretimini Ardahan’da da gerçekleştiriyor.Gençlik ve Spor İl Müdürü Bilent Akar, yaptığı açıklamada, sağlık çalışanlarına bu süreçte destek olmanın önemine değinerek, 8 kişilik personelin yoğun bir çalışma sergilediğini söyledi.Günlük ortalama 500 maske ürettiklerini ifade eden Akar, “Şu an biz günlük üretim yapacağız. Sağlıkçıların talebine göre kendilerine bu maskeler teslim edilecek.” dedi.Ardahan Valiliğinden yapılan açıklamada da üretim, tedarik ve tüketim zinciri kapsamındaki iş kollarında faaliyet yapanlar için valilik bünyesinde “Tedarik Zinciri Hattı”nın kurulduğu bildirildi.İlgili vatandaşların 0 478 2113234 numaralı telefonla bilgi alıp işlemlerini yapabilecekleri belirtildi.Ev’de kalanlara psikolojik destek..Öte yandan Ardahan’da, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı alınan tedbirler kapsamında “evde kal” çağrısına uyanlara destek olmak için psikososyal destek hattı kuruldu.Valilikten yapılan açıklamaya göre, Ardahan İl Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki Ruh Sağlığı Biriminde, koronavirüs nedeniyle “evde kal” çağrısına uyup evlerinden çıkmayan vatandaşlar için kurulan “Koronavirüs Psikososyal Destek Hattı” hizmete başladı.Koronavirüs salgını süresince psikolojik sağlamlığı korumak amacıyla oluşturulan birimdeki sosyal çalışmacı ve psikologlar, hattı arayan vatandaşlara, salgın hastalık sürecinde ortaya çıkabilecek olası psikolojik tepkiler, insanların kendilerini iyi hissetmesi ve sorunlar ile baş etmelerine ilişkin konularda yardımcı olup önerilerde bulunacak.Vatandaşlar ihtiyaç halinde İl Sağlık Müdürlüğüne ait 0478 2114000, Ardahan Devlet Hastanesine ait 0 478 2113044-3208 numaralı telefonları arayıp söz konusu hatta hizmet veren psikolog ve görevlilerden destek alabilecek.



Ölüm seni almaya gelene kadar..


Bugünkü karanlık atmosferden çıkmak, o karanlığa takılıp, kalan sevdiklerimi oradan alıp, yaşamın diğer bir nedeni olan güzel duygulara taşımak için düşünüp, yazıma başlamadan önce Yılmaz Güney’in, ‘Selimiye Mektuplar’ını tekrar okumak istiyorum..


Çünkü;


Artık herkes, hepimiz, sen yada ben..


‘Seviyorum dediği insanı aramaz, onun özlemini giderecek bir ses vermez, hasretini giderecek bir resim yada eskiden daha kolay olan ve kapıyı çalmasını beklenen postacının getirmesini beklenen sevgi dolu bir o artık mazide kaldı denen aşk dolu bir mektup bile yazmayı düşünmez, eve kapatıldığı için hatırlayıp, sanaldan arayıp, yalandan da olsa seni eviyorum dediğine.. 


Yılmaz Güney, Nazım Hikmet hata ama gözlerine rağmen dünyanın yaşanması gereken bir alan olduğunu çaldığı, söylediği türkülerle anlatıp, etrafına ışık saçan Aşık Veysel’i düşünürken Galip Apaydın’ın ‘Toz Duman İçinde’ adlı kitabın da ele aldığı konunun ne anlam taşıdığını bugün yaşananlarla daha iyi anlıyordum..


Ve o sevgiliden kalanlarla hasretini gideren, onun anıları ile umudunu yitirmeyen ve onu dinlediği müziklerde aşık olan ve dinledikçe şair olup yazılar yazan ve okurlarının, ‘Kim o güzel, gülen yüzlü?’ diye sorarken o sevgili onca yazı onca müzik ve onca hasreti anlamaz, oralı olmaz ve açtığın kalbinde ki aynada gör beni bile demez.. 


Ve o seven hala ona sevgili diye hitap edip, onsuz aşkı yaşar, kendisini kandırırcasına.. 


Ve terör denilip, düşünceleri dolaysıyla hala hapiste olan ve virüsü Çin işkencesine çevirip, aşı, ilaç değil para derdine düşenlere inat ele aldığı son kitabı ‘Seher” i kime yazdığını sorup, kendilerinin nice Seherle sema çektiğini sorgulamayanlara inat düşündüklerini, duygularını aktarma cesareti ile ‘Ne diyecekler, kim nereye çekecek?’ diye düşünmeden, ‘duygularına gem vurmadan anlatacaksın, dün olduğu gibi bugün yazdıklarını’ diyerek devam ediyorum, Fakir Baykurt ve daha nicelerinin bugün unutulan ama bugün ölümün Corona adıyla geldi diye korkup, tırsıp şiirleri, sözlerine sarılınan onca aydın, yazar, düşünce insanına saygı diyerek..


Üzülerek düşünmeye başlar, Ve; ‘bunca yazılan kitapların,  o hırsla tellerine dokunulan sazlarla, gitarlar, piyano ve daha niceleriyle söylenen türkü ve şarkların boşuna mı yazıldığını, söylendiğini kendi kendisine sorar..


Ve o sevgiliden gelecek bir ses ile pasları silineceğini umduğu kulaktan girip, kalbi sızlatan müziklerin boşuna mı çalındığını düşündürür.. 


Ama sevgili denen, ama taştan, buzdan daha soğuk daha duymaz, his etmez denene aşık olduğunu fark etmez aşkı kendisine Çin virüsünden daha işkence eden seven..


Ve başlar kendisini teselli, kandırmaya yeni bir müzik parçasıyla..



‘Sevmek, sevmek ne dokunmaktır, nede öpüp koklamak..


Saatlerce bir kare fotoğrafına bakıp, 


her bir zerresini en ayrıntısına kadar ezber etmektir..


Olur ya ,olur ya kavuşuruz umudu taşımaktır..


Uykuya dalarken bile sarılabilmenin hayali ile uymak


Avucunda tutuğun resmiyle sabahlamak,


Uyanınca ilk onu görmek için elini sol yanında ayırmamaktır..


His etmektir her dem mesafeler inat, uzaklıklara inat


Sevmektir, seve bilmektir aşk..’ derken sevilen, sevdiği sanılan ne yapar, ne eder, umurun damı ki dünya..


Vallahi bilmem o düşünür mü, umurunda mı ama ben kararlıyım ve hala ret ettiğim virüs deyip, para derdine düşenlerin saçmalığına karşı duygularımla yaşamaya devam ölüm denenin sevdiğini, beni almaya gelene kadar..


CHP’nin Mali Müşavir Aday Adayı Sabri Arpaç:


AK Parti ve HDP’liler bana oy verir..


arşiv haber 23/03/2015 tarihli haber


7 Haziran Genel seçimlerinin önemine vurgu yapan Arpaç, Cumhuriyet Halk Partisi var olduğu sürece AK Parti politikalarına karşı mücadelelerini sürdüreceklerini, başta başkanlık sistemi olmak üzere demokrasiden ödün vermeyeceklerini söyledi


Partisi CHP İl Başkanlığına bir basın toplantısı yaparak partililerinden ve Ardahanlılardan destek isteyen CHP’nin Yeminli Mali Müşavir Milletvekili Aday dayı Sabri Arpaç yaptığı açıklamada, ‘partim izin verir, liste birer girersem AK Partililer de, HDP’liler de bana oy verir.’ dedi.


Yoğun bir katılımla düzenlediği basın açıklamasın da gündemle ilgili açıklamalar da bulunan CHP Ardahan Milletvekili Aday Adayı Yeminli Mali Müşavir Sabri Arpaç,  kesinlikle liste sıralamasında 2. sırayı kabul etmeyeceğini böyle bir durumun olması halinde ise, partisi için çalışacağını, ancak seçimlere girmeyeceğini söyledi.


Adaylığını kuvvetlendiren sebepler olduğuna dikkat çeken Arpaç,  “Birleştirici ve bütünleştirici bir vizyonla parti içi birlik ve beraberliği sağlamlaştıracağız.


Geçmişte her zaman Ensar Öğüt’e destek verdim. Ancak bu dönemde Ensar Öğüt ve oluşturduğu oluşumun tabanda yarattığı sıkıntı nedeniyle aday oldum. Genel merkeze ön seçim istemediklerini söyleyen Ensar Öğüt ve çevresi Ardahan CHP’deki bu durumun başlıca aktörleridir. 1972’den beri CHP’ye hizmet eden biri olarak krizin çözülmesi için mevcut vekilin ya da aday adaylarının dışında tüm CHP’lilerin kabulleneceği bir isimle seçim sürecini atlattıktan sonra İl Örgütü olarak yeniden seçim yapılabilir” ifadelerini kullandı.   


GÖLE FAKTÖRÜ 


Mevcut aday adayları içerisinde Göleli birkaç adaydan biri olan Arpaç,  CHP’nin seçimlerde başarılı olması için Göle faktörüne dikkat çekerek, “Merkez seçmen sayısı kadar oyu olan Göle’deki oy oranımızı mutlaka artırmalıyız. Göleli olmam ve ikili ilişkilerimle diyaloglarım sayesinde Göle’de AK Parti ve HDP’ye oy verecek seçmenlerin yüzde doksanı beni tercih edecektir. Ayrıca Göleli olup AK Parti mevcut Milletvekili Sayın Orhan Atalay, kişilik olarak çok düzgün bir insandır. Siyasi bakımımdan eksikleri olabilir“  dedi. 


AK Parti ve HDP’liler bana oy verir..


ÇÖZÜM SÜRECİ 


Çözüm süreciyle ilgili “ Her yurttaş gibi ülkemde kan ve gözyaşı dökülmesini istemiyorum” diyen Arpaç, “ Anneler elbette ağlamasın. Bu söylemim asker annesi içinde dağdakinin annesi için de geçerlidir. İnşallah bu iktidar çözüm sürecinde samimi olur ve nihaiyi hedefe ulaşır. Ancak iktidar partisinin Kürt sorununu tek muhatabı olarak gördüğü HDP ile gizli pazarlıklar neticesinde başarıya ulaşabileceği endişelerini taşıyorum.


Bin yıldır Kürt kimliğini yok sayan bölgedeki süreç son yıllarda atılmış adımlarla iyiye doğru gitmekte. Sorunun çözümü gizli kapılar ardında MİT ve bürokratla çözülemez. Çözümün tek yeri meclistir. Çözüm deyip kapalı kapılar ardından hangi pazarlıkların yapıldığını da bilmiyoruz. Partimizin 1989 Kürt raporunun yüzde 30’nu AK Parti şuan gerçekleştirdi. İktidarımız döneminde bu sorun bizimle birlikte tamamen ortadan kalkacaktır“ 


YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK SİTEMİ


Türkiye Cumhuriyeti yapısı gereğiyle üniter bir sistemle yönetilmesi gerektiğine değinen Arpaç, “CHP var olduğu sürece başkanlık sistemi hayata geçmeyecek. Anayasa eğer değişecekse bu değişim bir kişinin başkan olması için değil, ülkemizin özgürlüklerinin daha da gelişmesi Avrupa birliği standartlarına ulaşması için olacaktır. Laiklik bizim olmazsa olmazımızdır. Demokrasinin özüdür. Laiklik sayesinde demokrasi gelişir. Özgürlüklerin önü açıldığı gibi insanlar arasında da tahammül sınırları belirlenmiş olur “  


TARIM VE HAYVANCILIK POLİTİKALARI 


AK Parti’nin tarım hayvancılık politikalarının yetersizliğine değinen Arpaç, “TUİK verilerine göre geçmiş yıllarda Türkiye nüfusu 44 milyon iken, büyükbaş hayvan sayımız 16 milyondu. Günümüzde ise 78 milyon Türkiye nüfusuna karşılık 14 milyon büyükbaş hayvanımız bulunmakta. Bu da tarım ve hayvancılık politikalarının doğru yönetilmediğinin göstergesi.


İlimiz genelinde nüfusumuzun büyük oranının geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılıktan sağlaması nedeniyle Ardahan’ımızın da dolaylı olarak etkilemiştir. CHP iktidarı döneminde Türkiye genelinde ve Ardahan bazında tarım ve hayvancılık politikalarına önem vererek sektörde canlılık meydana getirerek, halkın ekonomik gücünü arttıracağız. Üretimin artırılması için modern hayvancılık, çayır ve mera alanlarımızın verimli kullanacağız. Bölgemizde her yıl kuraklık nedeniyle baş gösteren yem sıkıntısı dolayısıyla üreticilerimizin hayvanlarını yok pahasına satmasının önüne geçeceğiz. Devlet teşviklerini ve kalkınma ofislerince yapılacak projeler ile bu sıkıntıları çözeceğimize inanıyoruz. “ dedi.


BÖLGENİN YÜKSELEN DEĞERİ


Bölgenin ve özellikle Ardahan’ın yükselen değerleri arasında tarım-hayvancılık ve doğa turizmi ile sınır kapılarının aktif kullanılması neticesinde çok kısa bir sürede ekonomik gelişmenin ilk ayaklarını oluşturacağını vurgulayan Arpaç, “ Kars ve Ardahan’ı Türkiye’nin üretim üstü haline getirerek, bölgeyi cazibe merkezi yapmayı düşünüyoruz. 2011 ve 2012 yıllarında bölgemizde yaşanan kuraklık sıkıntısı neticesinde ilimizde çok büyük hayvan kayıpları yaşandı. Yetkililerin zamanında tedbir almaması nedeniyle de hayvan sayımızda büyük oranda düşüş yaşandı.


Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için tedbirlerimizi önceden alıp Avrupa tarzı tarım ve hayvancılık modeline geçmemiz gerekiyor. Bu model ilimizde geniş alanlara sahip olan çayır ve meralardaki otların çürümeden toplatılabilmesi için teknolojik alt yapıyı kazandırmamız lazım. Ayrıca ilimizde görünen dişi hayvan satışını engellemeliyiz.


Keşfedilmeyi bekleyen doğal güzelliklerimizi turizme kazandırmalıyız. Ayrıca 2 sınır kapısı olan ilimizdeki ticareti çeşitlendirip komşu ülkelerle ticaret yapabilme kapasitesine ulaşmalıyız. “ şeklinde konuştu. 


YOL SORUNU


Ardahan merkez ve karayollarındaki sıkıntılara da değinen Arpaç, “ Stratejik önemi nedeniyle Ardahan’ın yol sıkıntısı yaşamaması gerekir. Bunun için özellikle ana yollardaki yapım çalışmaları bir an önce bitilerek hizmete açılmalı. Şehir merkezindeki bozuk yollar ise tamamen belediye hizmeti olup belediye tarafından çözüm üretilerek çözülmesi gerekmektedir “ açıklamasında bulundu. 


 



Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir 

Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir

INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir


Kubilay ve Burak Oktem


BAYRAMNIZI KUTLAR..



Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir 

Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir

INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir


Kubilay ve Burak Oktem


BAYRAMNIZI KUTLAR..



Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir 

Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir

INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir


Kubilay ve Burak Oktem


BAYRAMNIZI KUTLAR..



Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir 

Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir

INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir


Kubilay ve Burak Oktem


BAYRAMNIZI KUTLAR..


 


z.




SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


Her Pazar günü saat:14.00’da 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle..