Rektöre ziyaretler sürüyor..

Ardahan Damal Belediye Başkanı Ergin Önal ve Hanak Belediye Başkanı AyhanBüyükkaya Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Biber’i makamında ziyaret ederek hayırlı olsun temennisinde bulundular.



Ziyaret sonunda Damal Belediye Başkanı Önal, Rektör Biber’e Damal bebeği takdim etti. Tebrik ziyaretine gelen Belediye Başkanları yeni dönemde Rektör Biber’e başarılar diledi.


Türk-Eğitim-Sen’den Rektör Biber’e Tebrik Ziyareti..


Türk-Eğitim-Sen Ardahan Temsilcisi Fatih Koç ve Yönetim Kurulu üyeleri, Ardahan Üniversitesi (ARÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Biber’i makamında ziyaret ederek, yeni görevinde başarılar diledi.



Serhat Ardahan Spor’dan Tebrik Ziyareti


Serhat Ardahan Spor Yönetim Kurulu Üyeleri Özkan Karaçam ve Necati Ergel, Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Biber’e hayırlı olsun ziyaretinde bulundular.


Serhat Ardahan Spor Yönetim Kurulu Üyeleri Özkan Karaçam ve Necati Ergel, ArdahanÜniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Biber’e hayırlı olsun ziyaretinde bulundular.


Ardahan Üniversitesi’nin (ARÜ) Serhat Ardahan Spor’a desteklerinden dolayı teşekkürlerini ileten yönetim kurulu üyeleri, ARÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Biber’e yeni görevinde başarılar dileyerek, takımın formasını ve atkısını hediye ettiler. 



Bir hafta içinde de yazdıklarım..








  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com

**Referandum’da Ne Yapacaksınız?


‘Evet’ yada ‘Hayır’ çıksa da genel bir seçimin kaçınılmaz olduğunun konuşulmaya başlandığı ülke de anayasa değişikliği için vatandaşın ne dediği çok net olmasa da ‘Evet’ ve ‘Hayır’ ın şu an başa başa gittiğini söyleyebiliriz..

Hükumet ve Kuliye’nin her zaman yaptığı gibi Toplu açılışlar’ adı altında kolları sıvayıp, ‘Evet’ demeye başladığı ülkede diğer bir gerçek var oda ekonomi sıkıntının had safa da olması..

Ve bu durumun getirdiği psikolojik sorun dolaysıyla vatandaş önüne getirilen referandum sandığına giderken kafasının çokta rahat olmadığı ve karma karışık duygular içinde olması da diğer bir gerçek olarak karşımızda durmakta..

Yani ‘Evet’ desem ekonomi düzelir mi?, ‘Hayır’ desem ekonomi bozulur mu? şeklinde karma karışık bir duygu içinde olan vatandaşın adeta pense arasına alındığı bir süreçte yaşanmakta..

Hükumet ve saray’ın bunu bilinçli olarak yaptığı ve 1 Kasım seçimlerinde olduğu gibi vatandaşın, ‘Evet’ diyeyim de düzen bozulmasın demesini sağlamaya çalıştığı ileri sürülürken ama vatandaşın diğer ve büyük bir bölümünün de ‘Evet’ dersem ülkenin düzeni bozulur dediğini de görmekteyiz..

Benim baktığıma göre iste hükumet ve sarayın da bunun farkında olduğu ve önlem olarak başta havuz medyasına olmak üzere sağa sola emir vererek, Anayasa Değişikliği tartışmalarını oldukça gündemden düşürmek ve Nisan ayına kadar ülkenin güllük gülistanlık içinde olduğunu göstermek çabası içine girdiğini de görmek gerekir..

Yani kısacası Evet’te çıksa, ‘Hayır’ da çıksa genel bir seçime gebe olan referandumda kimin ne yapacağı hala belli olmazsa da ‘Referandum da ne yapacaksınız’ diye sorduğunuz da hayırlısı olsun diyenlerin çok olduğu günlerdeyiz hala..


**Ardahan’a yatırım için ne gerekiyor?


Bana göre acilen kapatılıp, Ziraat, Havayolları gibi varlık fonuna devir edilmeli diye düşündüğüm SRK’nın kandırmaları ile kalkınacağı söylenen Ardahan’ın nasıl kalkınacağını uzun uzun anlatmaya gerek var mı bilmem ama İstanbul’dan sonra Kars, Ardahan ve Ağrı’da düzenlenen cacibe merkezi adlı projeleri anlatan toplantılara harcanan paralar ile en azında iki işletme desteklenir, kalkınırdı..

SERKA’nın bakanları bile kandıran sözde kalkınma toplantıları ile bugüne kadar toplantı, broşür, gezilere harcadığı paralarla en azında 10 fabrikanın kurulacağını düşündüğüm o paraların arandığı Ardahan’ın kalkınması için atılacak iki üç adım var..

Bir- Başta belediye başkanları olmak üzere vali ve kaymakamlar Ardahan’da ki stk, federasyon, dernek başkanlarını da yanlarına alarak başta benim şu an bulunduğum İstanbul ve diğer batı kentlerinde ki Ardahanlıları dolaşacak..

İki- Ardahan Belediyesi Yaylacık köyünün altını istimlak edip, alt yapısını kendisinin hazırlayacağı villa kent projesini Ardahanlı iş adamlarına anlatacak, hepsinin en azında yazlık birer evlerini Ardahan’a yapmalarını teşvik edecek..

Üç- Posof’u, Damal’ı ve Hanak’ı yeniden Ardahan’a bağlayacak olan eski Hanak yolu yapılıp, ulaşıma açılacak, başta Atatürk caddesinde ki esnaf olmak üzere Ardahan esnafına yeni can katılacak..

Dört- Erzurum Kış Olimpiyatlarına eklenecek olan Çıldır Gölünü yasak alan ilan eden Kenar Çizgisi hemen kaldırılır ve buraya en az 30-40 insan restoranlar, oteller açar Çıldır kalkınır..

Beş- Posof Türkgözü Gümrük Kapısına giden yolun üzerinde ki Ulgar Dağı delinir, küçük bir kayak tesisi yapılır, meyvecilik yapılması için küçük yapılır, gezi parkurları düzenlenir Posof’ta ki göç en azında öteler..

Altı- Hala ilçe girişine bir Damal bebeğinin yapılmadığı Damal’ın yoksulluğuna çare olacağını anlatamadığımız Ardahan’ın Hanak, Hoçvan ve Köprülü gibi Göle’nin bin bir çiçekle örtülü arazilerini Kafkas Arı kovanları ile dolduracak bir proje ile Ardahan kalkınmaz mı?

Bilmem ama yıllardır anlatamadığımız ama unutulan hayvancılığı da bir türlü kalkındıramayan devletin acizliğinin adını cazibe diye değiştirip, SERKA gibi kuruluşların bir türlü gerçekleşmediği bir zamanda iki değil, 100 bakanda
 Ardahan’ı kalkındıramayacağını her geçen gün boşalan nüfusundan anlamak daha gerçekçi değil mi?


**Öztürk Yılmaz:


Güçlü olmak için el birliği yapmamız gerek..


Ülke genelinde güçlü bir Ardahan lobisi oluşturma çabası içinde koşturduğumuz şu günlerde başta İstanbul’da olmak üzere, Ankara’da, Bursa’da, Kocaeli’nde ki Ardahanlıları tek tek ziyaret edip, bu yöndeki çabalarımızı anlatırken karşımıza ilk çıkan Ardahanlının il sözü ‘Fakir bey koşuşturmanı hayranlıkla izliyorum, büyük çaba harcıyorsun ama bizden bir şey olmaz’ demesi şekerimi artırıyor..

Çünkü ‘Bizden bir şey olmaz’ diyen her 

Ardahanlının o çok istenen birlikteliğin oluşmamasından en büyük suçlu olduğunu en iyi bilenlerdenim..

Yani, ‘bizden bir şey olmaz’ deyip, baştan kesip atanın asıl suçlu ve kendisinden bir şey olmayan bir Ardahanlıdır..

Evet, bizden bir şey olmaz deyip, kestirip ayanın bir şey olması için çabanlayanların şevkini de kırdığı bir süreci yaşarken, bir şeylerin olması için hepimize görev düştüğünü de unutuveriyor, bir şeylerin olmamasının birinci suçlusunun kendisi olduğunu da adeta sakladığımızın farkında olmayız..

Bunları ben değil, bir çoğunun aramızın olmadığını düşündüğü ama ikimizin de aynı yönde yani Ardahan için çabaladığını anlamadığı CHP’nin Dışişlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olan Ardahan Milletvekili Öztük Yılmaz söylüyordu..

Yılmaz, ‘Bizden bir şey olmaz’ demektense her Ardahanlının bir araya gelip, Ardahanlılardan bir şeyler olabildiğini ortaya koyması gerektiğini belirttiği görüşmemizde milletvekillerinin, gazetecilerinin, belediye başkanlarının, il genel ve belediye meclis üyelerinin, dernek başkanlarının, üniversite öğrencilerinin, aydınların, yazar çizerlerini bir araya getirecek bir kıvılcıma ihtiyaç duyulduğunu da belirtirken, kendisinin bu yönde ki samimiyetinin de anlaşılması gerektiğini anlatıyordu..

Evet, doğru söze ne hacet denecek bu açıklamanın yapıldığı görüşmede anladığım tek şey birilerinin biz Ardahanlıları bir araya getirmemekten haz aldığını ama biz Ardahanlıların milletvekilleri ile, belediye, meclis, federasyon ve dernek başkanları hatta muhtarları olarak bunu bozup, ortaya koyacağımız birliktelikle Ardahanlıların ülke genelinde güçlü bir lobiyi ortaya koyabileceğini göstermeliyiz..

Yani, ‘dağ dağa küsmüş dağın yani Ardaan’ın bir birinden haberi yokmuş’ tiyatrosunu bir kenara bırakıp, el ele vermeliyiz diyordu CHP’nin Dışilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Ardahan Milletvekili, soydaşım Büyükelçi Öztürk Yılmaz..


 


**Ben Nasrettin Hoca, Siz Sahte Ardahan Sevdalıları..


Gazetecilik hayatım boyunca ağzımızda, yazılarımda, haberlerimde adını düşürmediği Ardahan’ın var olan sorunlarının çözümü yada en aza indirilmesi için ortaya koyduğum çabayı başında bulunduğum ARDA/FED Başkanlığım süresinde de karınca kararınca yapmaya çalıştığım şu sıralarda yaşadıklarımın arka perdesini de anlatmak istemekteyim

Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı olduktan sonra Ardahanlının güçlü bir lobi oluşumu içinde bir araya gelerek güçlenmesi için ortaya koyduğum çabayı ve en önemlisi gazetecilikten kalma kuyruk acılarını saklamak için ellerinden geleni artlarına koymayan sahte Ardahan sevdalıları ile mücadelem yaptığım çalışmaların on katı desem inanın..

Çünkü bu sahte Ardahan sevdalılarının benim bir gözümün olmaması için iki gözlerini kayıp etmeye razı olduklarını ben ve bizi takip eden gerçek Ardahan sevdalısı Ardahanlılar iyi bilmekteler..

Ve yazımı uzatmadan bir meseleyi anlatıp, gerek gazetecilikte, gerekse federasyon başkanı olmamdan bu yana her çalışmamı içlerine sindiremeyen ama çamur atmak içinde çakallaşan, çelme atan, paçama yapışan sahte Ardahan sevdalılarının başlarına kapak yaptığım durumu anlatan Nasrettin Hoca’nın hikayesine anlatayayım, ‘Kızım sana diyorum, gelinim sen duy’ yani daha önceki onca etkinliğim de ki gibi Ardahan’a baro istemek için gittiğim Türkiye Barolar Birliğinin Başkanını ziyaretimin arka perdesini anlatanı anlayın dercesine..


 


**Hoca ile Timur’un Hikayesi


Bir gün komşular gelirler “Aman hocam, ocağına düştük çare sende, bize rehber ol yardım et! Timur yine sebze bahçelerimize bir dişi fil salmış bütün meyvelerimiz ve avar zavarımız mahvoluyor. Bizi bu dertten sen kurtarırsın. Haydi hep beraber gidelim bu fili bu bahçelerimizden çıkartalım” derler. Hoca da “Hadi peşime düşün de bir çaresine bakalım gerçi ben yakın bir zaman önce dersimi aldım ama sizin zarar çekmenize gönlüm razı olmaz” der. Ve hep beraber Timur’un makamına gitmek için yola düşerler. Tam makama girecekleri sırada hoca arkasına döner bir bakar ki kimse kalmamış. Arkasındaki halkın hepsi dağılmış geriye de dönemez Timur “Ne o hoca yine niçin geldin?” der? Hoca da “Ulu hakan, Akşehirlilerin size bir dileğini iletmeye geldim, efendim sizin bir dişi filiniz varmış. Bahçelerde yayılırmış bu tek olunca avara zarar yapıyormuş. Onun için ‘Hakanımız bir de erkek fil getirsin ikisi beraber hem otlasın, hem de çoğalsın’ dediler. O da “Hay hay hoca” der. Ertesi gün bir fil daha gelir. Bahçelere salınıverir bunu gören Akşehirliler aman hocam ne oldu biz bir filden bıkmışken, fil iki oldu, ne yaptın sen?” demezler mi… Hoca da “Komşular benimle Timur’a gelseydiniz, dişi fili kaldırtacaktık gelmeyince fili çiftleştirdik, ikinci fili ben istedim ‘akıllı deliye söyletir lafı’ derler. Ben o kadar deli miyim yalnız başıma ne yapılırsa onu yaptım kusura bakmayın” der. Ve adamları dertleriyle baş başa bırakır ve başından savar.

Not: Bu hikayeyi okuyanlar, ‘Aha başardık Fakir’i yıldırdık, yorduk, federasyonu bırakıyor’ diye sevinmesinler sakın..

Çünkü ben siz sahte Ardahanluların gerçek yüzünü ortaya koymak için hala buradayım..


 


 

 


**Saklamaya gerek var mı CHP?


Referandum için sahaya inmeye hazırlanan partilerin başında gelen Cumhuriyet Halk Partisinin Ardahan İl ve İlçe Yöneticilerinin Ankara yolculuğunu izliyoruz, artık kimin nerede ne yaptığını adım adım takip edildiği sanal ortamda..

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı CHP Merkez İlçe Başkanı Sinan Onay’ın da bir konuşma yaptığı toplantı için Ankara yoluna çıkan ve CHP eski milletvekili Ensar Öğüt’ün yemeğinde ortaya çıkan CHP’nin Ardahan İl ve İlçe Başkanları mevcut milletvekili ile hiç ama hiç bir araya gelip, resim çekilmek değil, sohbet bile etmediklerini öğreniyoruz.

Sanalda takip ettiğimiz, telefonla ulaşıp, görüşmeler yaptığımız taraflardan elde ettiğimiz bilgilere göre şu an milletvekili olan ve CHP Genel Başkan Yardımcısı olan CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz ile bir araya gelmeyen CHP Ardahan İl ve İlçe Başkanları Ardahan’a dönerken ‘Milletvekilleriyle görüşmeyen, bir araya gelmeyen İl ve İlçe Başkanları’ olarak tarihe yazılacaklarını hiç düşündüler mi?

Bilmem ama sanırım bu yazı ile ve bu yönde ki haberler ile yazıldılar bile.. 

Evet, artık saklamaya gerek var mı bilmem ama CHP Ardahan İl ve İlçe Başkanları ile CHP Ardahan Milletvekilinin bir araya gelmediği bir CHP ile CHP Ardahan Referanduma gidiyor diyebiliriz.

Yani teşkilatları ile küs olan, bir araya gelmeyen bir milletvekili ile milletvekilline küs olan, bir araya gelmeyen bir İl ve İlçe Başkanları ile kapı kapı gezip, yapılmak istenen Anayasa değişikliğine hayır diyecek CHP Ardahan’ın Milletvekili ile İl ve İlçe Örgütleri..

Yani işin kısacası saklamaya gerek yok..

CHP Ardahan’da yaşanan vekil-örgütler sıkıntısı artık iyiden iyiye su yüzüne çıkmış, genel merkezin hayırdan önce kendi teşkilatında yaşananlara evet deyip, bir çözüm bulmalı demekten başka çare kalmamış gibi..