Rektörün Plakası Nedir?!!

Ardahan Üniversitesi elaman alımı tam bir skandala dönüştü. Alınan bilgilere göre Erzurumlu olan Ardahan Üniversitesi Rektörü Mehmet Biber, elaman alımlarında hakkaniyetli davranmadığı ileri sürüldü.



Kurada isimleri çıkan adaylar, ARÜ’de mülakata girdi. Mülakata giren, temizlik işleri, büro memuru, fayansçı, fotoğrafçı, eski hükümlü gibi birçok meslek dalında adaylara, saçma sapan sorular soruldu. ‘Askerliğini nerde yaptın, Biz komisyon üyeleri nasılız, hele biraz bizi değerlendir, Rektörümüzün ismi nedir, Türkiye’de etkilendiğin en önemli olay hangisidir, Rektörün arabasının plakası kaçtır, bugün günlerden nedir? Gibi saçma sapan sorularla değerlendirmelerde bulunuldu.


Kurulan komisyonun saçma soruları karşısında mülakattan çıkan kişiler tarafından alay konusu olurken, Erzurumlu Rektör olan, çevresine Erzurumluları dolduran Mehmet Biber isimli Rektör,  neye göre olduğu belli olmayan bir liste yayımladı. Listede garibanlara ve işsizlere yer verilmemesi akıllarda soru işareti bırakırken, listenin neye göre şekillendiği konusunda açıklama bekleniyor.


Listeye tepkiler çığ gibi yükselirken, listede Erzurumlu, Kars, Iğdır, Mersin, Sinop, Şırnak ve Ankara doğumlu gibi birçok ismin yer alması dikkat çekti.


ORHAN ATALAY’IN, REKTÖRE SÖZÜ GEÇMEDİ


Öte yandan alınan bilgilere göre AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay tarafından Rektör Mehmet Biber’e bir liste verildiği, Rektör Biber’in Atalay’dan gelen listeyi bypass edip, elinin tersiyle listeyi yırtıp attığı ileri sürüldü.


Erzurumlu olan kendi arkadaşı Mehmet Biber’in kolundan tutup Ardahan’a getiren Atalay’ın Üniversitede kümelenen bir grup tarafından bypass edildiği öğrenilirken, bir rektöre bile lafı geçmeyen Milletvekili Orhan Atalay’ın bundan sonra ne yapacağı merak konusu oldu.



Hırsızlığı Sen Önle, Tasarrufu da!


 


Türkiye Büyük Millet Meclisinin bile partiler arasında ayrım yaptığı ve TBMM’sin de yaşananları doğru dürüst yayınlamadığı ve Anadolu Ajansı gibi hükümete yaranmak için görüntüler dışında görüntüler yayınlamadığı ülkemde en büyük kentin meclisin de internet yoluyla canlı yayın yapılınca işler ters döndü.


Çünkü AK Parti ile Beka ittifakı MHP’nin çoğunlukta olduğu ama başkanı HDP destekli CHP’li olan İstanbul Büyükşehir Belediyesin de yıllardır iktidar olanlar har vurmuş, harman savurmuş ve el kaldır, indir ile meclis üyeliği yapanlar kendilerini halktan saklamış olduğuna şahit olmaktayız.


Ve en önemlisi ise çoğunlukta olduğunu sanıp, halka rağmen halkın seçtiği kadroyu durdurmayı planlayanların bu planları canlı yayın ile son bulmuş, doğru olan kararlara katılmaları sağlanmış ve az sayıdaki bir meclis çoğunluğunun dediği de onay almak zorunda kalmış.


Yani AK Parti ile MHP’li Meclis Üyeleri HDP destekli CHP’yi kapalı kapılar ardından sıkıştırmayı hesaplarken canlı yayın dolaysıyla adeta kendilerini banyoda yakalanmış halde bulumuşlar, tüm İstanbul’un izlediği yayın dolaysıyla kem, küm edip başta öğrenci ücretleri önergesi olmak üzere CHP’nin halka yönelik önergelerini kabul etmek zorunda kalmış hatta getirilen önergeyi dün ret ederlerken bugün canlı yayın var diye daha da iyileştirmiştirler..


Ve en önemlisi İBB’nin suyu olan Hamidiye suyunun piyasa değerinden daha pahalıya alındığını da kabul etmiş, sanki kendi partiler değil de başkası yapmışcasına ‘Ya bunu kim yapmış?’ deyip, konuyu yani 20 yıla yakındır İBB’de yaşanan vurgun talanları ortaya çıkarmaya başlamış durumda.


İLk etapta ödemeleri durduran, ardından İBB Meclisini internet yoluyla halka açan CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun bu makama gelmesine büyük katkısı olan sanal ortam aracılığı ile bir kez daha tuş ettiği AK Parti’ye de demokrasi dersi vermeye başlamış durumda.


Bunu, yani TBMM’sinin yine halkın seçtiği HDP’lilerin söylemlerini ya göstermeyen yada kırpan Meclis TV’sinde ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde yapılanların Ankara ve diğer illerde bekleyen halkın ulusal ve yerel parlamentoları, ‘Ben yaptım, bitti’den çıkarıp, halkın katılımı ile kararlar alınmasını sağlayan İBB’nin yeni Başkanı Ekrem İmamoğlu hala karar veremeyen yargıçları da 4 gözle beklediği ve artık verilmesi gerekeni olumlu bir karar ile verilmesi halinde daha cesur bir şekilde hareket edeceği de şimdiden görülmekte.


Öte yandan aynı İmamoğlu’nun seçimleri kazanmadıkları halde kazandık deyip, İstanbul’un her tarafına afiş asılanlara da bir ders verdiği de görülmekte.


Oda, MHP ile girdiği Beka ittifakı yüzünden başta Kürt seçmeni olmak üzere kendisini sevenleri ürkütüp, oy kaybı yaşayan Başkan Erdoğan ile partisi kabul etmezse de kendisi seçimleri kayıp ettiğini kabul eden Binali Yıldırım’ın resimlerinin olduğu pankartları da hemen değil, yavaş ve incitmeden kaldırtması da toplum nezlinde puan alan diğer önemli bir durum..


Kısacası benim gördüğüm ve hala tartışılan 31 Mart Yerel Seçimleri öncesi ve sonrasında bir kaç kez yazıp, dikkat çektiğim bir durum yaşanıyor.


O da doların yeniden fırlamasına ve 6 TL.’ye yaklaşmasına neden olan ekonomiyi alt üst eden vurgun ve talanlar dolaysıyla kasası boşalan İBB ve diğer bir çok belediye kasıtlı olmazsa da zorunlu olarak HDP destekli CHP’lilere teslim edilmiş talan ve vurgunları durdurup, yapılacak tasarrufla ülke ekonomisine katkı sağlanır yoluna gidilmiş görünen bir süreçte ‘Hırsızlığı sen önle, tasarrufu da siz yapın’ denilmiştir.


Ve bu da yapılmaya başlanmışsa da YSK’dan gelecek olan haberin ya işi yeninden saç başa çevirecek, yada nüfusu gibi bütçesi en büyük kent İstanbul yol alacak.