SANAYİ SİTESİ GECEKONDUYA DÖNÜŞTÜ!

Mevcut planın dışında yapılaşmanın devam ettiği Ardahan Küçük Sanayi Sitesinin kayıp olan arazilerinin yanında kalan arazilerin üzerinde ruhsatsız, gelişi güzel yaşanan yapılaşma mevcut iş yerlerinin ön kısımlarında yapılan keyfi yapılaşmanın yanında her geçen gün her gelenin briketle kurduğu yeni iş yerleri ile işgal edilmeye devam ettiği görülmekte.




Torunum Dağhan’ın 23 Nisan Mektubu..


Bu yıl devlet içinde  devlet, hatta paralel oluşum yaptıklarıyla eleştirilen belediye başkanlarının organizeleri ile balkonlarda, köprülerde, denizlerin ortasında ve ‘Aman aman evden çıkmayın, çıkarsanız da mutlaka maske takın’ diyen siyasi anlayışın başındaki meclis başkanının Anıtkabir’e giderken maskeye gerek görmediği, evinden çıkmayan Başkan Erdoğan’ın yanına getirttiği çocuklarla birlikte büyük (!) ülkücü, twittircı MHP Ordu Milletvekilinin söyleyemediği İstiklal Marşını söylediği şu günlerde bir çok eli öpülesi yaşlı ile evlere hapsedilen torunum Dağhan’ın yayınlaması için bana yani gazeteci dedesine yıllar önce yazdığı mektubu artık unutmaya başladığımız postacı aracılığıyla değil, facebookun anıları hatırlatmasıyla karşıma geldi.


Başkan Erdoğan’ın şimdi çıkıp, ‘Ne bu saçmalık, ne Coronası, herkes işine baksın, ülkenin işe, aşa ihtiyacı var, bırakın bu saçmalığı..’ deyip, bilim adamlarından daha önce bitireceğine inandığım Corona abartması ve saçmalığının dünyanın olduğu gibi ülkenin gerçek bir çok gündemini geride bıraktığı şu günlerde önüme gelen Dağhan’ın yıllar önce bugün kutlanamayan 23 Nisan’da yazdığı mektubu okurken şu an Corona gölgesinde kalan sorunları anlatmasını  görüyordum.


Dağhan’ın şu an bulunduğum Ardahan için yazdığı ama siz okurlarımın bu mektubu okurken kendi çevrenize ilinize, kentinize, ülkenize bakıp, var olan ama adeta kasıtlı olarak Covit-19 hapsine atıldığımız gibi hapsedilen sorunları hatırlamanız, hatırlatmanız umuduyla bir kez daha yayınlıyorum belki gerçek gündeme, kendimize geliriz diyerek..


Ve ‘Eşkıya dünyaya anam hükümdar olmaz’ diyen sanatçıdan önce izlediğim ve adını taşımaktan onur duyduğum Fakir Baykurt’ların mücadelelerini hatırlatan programı izlerken ele aldığım bu yazımın ve öncekilerinin ne kadar anlaşıldığını düşünüp, Baykurt’lar gibi sonradan anlaşılma umuduyla bugünkü yazıma torunumun yıllar önce, 2013 yılında ele aldığı yazısını ona ve onun gibi geleceğimiz olan çocuklarımızın istedikleri geleceği anlatan mektuba yer vermek istedim..


Evet, geleceğini, geleceğimiz isteyen geleceğimizin çocuklarından olan torunum Dağhan’ın yıllar önce yayınlanmasını istediği o 23 Nisan yazısı..



**Ben geleceğimi istiyorum ..


DağhanYılmaz


 


Bugün 23 Nisan ..


Bugün benim bayramım ..


Bugün biz çocukların hatırlandığı gün ..


Evet benim bayramımmış bugün ..


Ama ben dedemle, ninemle, babamla dışarı çıktığımda şehrin her yerinde bir çocuk parkı göremiyorum .. Hastalanınca gittiğim hastanede karnımın ağrısını hemen geçirecek olan doktor amca ve ablaları istiyorum ama sevk merkezi haline gelmiş olan hastanemizde doktor gibi biz çocuklara özel bir bölüm bile bulamıyorum ..


Ben köye gidince çamursuz bir yol istiyorum.


Ben çarşıda babamla gezerken trafiği düzgün, her tarafı yeşil bir kent istiyorum..


Başta biz çocuklar olmak üzere, babam gibi üniversiteli abla ve amcalarımın rahatça gezmek istediği gezi parkurları, piknik alanları istiyorum ..


Ben, Dağhan ismimin yarısını oluşturan, Ardaha HAN’ın iki gümrük kapısından sınır ticareti yapılmasını, sınırlar ötesi insanlarla yakın iletişim içinde olan bir kent olmasını istiyorum ..


Ben Annemin zar zor yaktığı, yanınca da ben yanarım korkusu çektiği sobalı evde değil, burnumuzun dibinden geçen borulardaki doğal gazla ısınmak istiyorum ..


Ben hazır ve katkılı sütleri, etleri değil, kırmızı et deposu denen Ardahan’da ithal et değil, organik et ve süt yemek ve de içmek istiyorum ..


Ben Çıldır/Aktaş’tan, Posof Türkgözü’nden Kafkaslara, 20 Yıldan fazladır bitirilmeyen Ardahan-Ardanuç yolundan Karadeniz’e gitmek, denizi görmek istiyorum..


10 yaşıma geldiğimde Kampusları bitmiş bir üniversitesi, yolları bölünmüş, köyleri boşalmamış, HES barajlarıyla doğası bozulmamış, Kura Nehri çalınmamış bir Ardahan istiyorum..


Evet ben sadece bir gün bayram istemiyorum bunları, geleceğimi istiyorum ..


Çünkü bunlar benim en doğal hakkım..


GÖLE GÖLELİ OLA SANAYİ SİTESİ BEKLİYOR!..


GÖLE GÖLELİ OLA


SANAYİ SİTESİ BEKLİYOR!..


11/02/2020 Tarihli Haber/Yorum


Ardahan’ın en büyük ekonomisine sahip olduğu iddia edilen ancak beklenenlerin bir türlü yapılamadığı gibi Yeşil Ormanları ile, Kura Nehrine hayat veren dağları ile, bin bir çiçekle donanan ovasıyla, marka olan kaşarının kaynağı ile süt ve süt ürünleriyle gerektiği gibi tanıtılamayan, anlatılamayan ve 20 yıla yaklaşan bölünmüş yol çalışmalarının bir türlü bitemediği Ardahan’ın Göle ilçesinde sanayi sitesi de hala yapılmayı bekliyor.


Göle Gözlem Gazetemizin yayınladığı yıllarda sürekli gündemde tutulan ve bu haberlerimiz ardından zora ki de olsa arsası alınıp, yeri belirlenmesine karşın Göleli Ardahan Milletvekilline rağmen bugüne kadar temeli atılmayan Göle Sanayi Sitesinin yapılmasını isteyenler CHP’nin Göle’de ki yeni yönetiminden yardım istediler.



**SİYASİLER YAPMIYOR, BÜROKRASİ CEZA KESİYOR!


 


Onca sorunu olmasına karşın sık sık Türkiye’nin en soğuk ilçesi olmakla gündeme gelmekten öteye gitmeyen ve yaklaşık -40. bulan bir yer olmakla hatırlanan ama Cumhuriyetle birlikte kurulan bir ilçe olan Göle’de hala sanayi sitesi yok.


Yıllardır Göleyi yöneten iktidar partisi AK Parti Belediyesi halen Göle Sanayi Esnafına bir çözüm üretemediği gibi çözümü bırakın birde mağdur ediyor.


Çünkü bürokrasinin emrinde olan trafik polisi sanayi esnafına, ‘kaldırımlara taşan dükkanın önünde tamir yapamazsın’ diyerek emniyeti devreye sokup, cezayi uygulamalar yapıyor.



 -40’lara varan dondurucu soğuklarda evine ekmek götürmeye uğraşan Göle Sanayi Esnafının bu mağduriyetini gündeme getiren CHP Göle İlçe Yönetimi sanayi esnafının iş yerlerinin önünde yaptığı basın açıklaması ardından konuyu, esnaflıktan gelen ve esnafın sıkıntılarını en iyi bildiği düşünülen Göle İlçe Belediye Başkanı İlhan Gültekin’e taşıdı.


‘Bu karda kışta bu esnafı hiç kimsenin mağdur etme hakkı yoktur, insanlar bu soğukta ne yapsın’ diyen CHP Göle Teşkilatı, sanayi esnafının konuyu çözmesi için başvurduğu Göle Esnaf Odası Başkanı Yılmaz Kaya’ya iletiklerini ancak Göle Sanayi Sitesinin bugüne kadar yapılmamasına mücadele etmeyenlerin başında gelen Sanayi Esnafı Oda Başkanı Yılmaz Kaya durumu sürekli olarak geçiştirdiğini söyleyen esnafı dinleyen Göle CHP teşkilatı ile konunun takipçisi olacaklarını belirtti.


Haber kaynak/Foto: MAHİR Doğu GÖLE 




**Göle kazansın..


Göle'nin Tek Günlük Gazetesi Göle Yeni Gözlemin Gözlemleri ..Göle’nin ilk ve tek günlük gazetesinin günlerdir ısrarla gündemde tutmaya çalıştığı esnaf seçimine şurada kala kala iki gün kaldı.

Süleyman Demirel’in ve diğer birçok siyasinin bir güne bir gün ortaya çıkıp, ‘Allah sizden razı olsun, hiç yokken beni bir yerlere getirip onurlandırdınız. Bundan sonra aday değilim’ demediği gibi Göle’de, Ardahan’da, Hanak’ta, Çıldır’da, Damal’da ve Posof’ta da moda aynen devam ediyor ..

Yani adam 50 yıl aynı odanın, aynı kulübün, aynı kızılayın başkanı ..

Yetmez kendileri yaşlanıp, gezemeyecek hale gelir ya çocuklarını, yada okuma yazması olsa eşlerini 30-40 yıldır beslendikleri siyasi hareketin, odanın, kurumun, Kızılay, Yeşilay başkanlığına getiriler ..

Yani Osmanlı kayıp olup, gittiği şu dünya da onların imparatorluğu devam eder .. Ama memleket hep geri gider ..

Çünkü, gelen banka kredilerinin en büyük dilimi onlarındır, gelen idareci onların kontrolündedir, iş varsa oğulları, kızları, sonra yetmezse ahırda bile çalıştırılmayacak kor, topalları iş bulur devletin kuruluşlarında ..

Evet önümüzde ki pazar günü yapılacak olan Göle Esnaf ve Sanatkarlar Odası seçimi bizlere yeniden bunları hatırlatır gibi olsa da, ‘böyle gelmiş, böyle gider’ diyenlere inat bizlerde değişimin, yeni liğin hep ama hep iyi olduğunu ısrar eder, buna dem vururuz ..

Göle Yeni Gözlem Gazetesi olarak diyoruz ki bizim kimseyle hesabımız, derdimiz olmaz, Göle ve Gölelilerin derdinden başka ..

Ardahan’ın ekonomisinin bel kemiği olmasına karşın süt fabrikalarının kapandığı, köyleri boşaltan göçün devam ettiği, esnafın kooperatifinin kapalı olduğu, yine esnaf bankaları olan Halk Bankası ve İş Bankasının gittiği Göle’dir bizim derdimiz biline ..

En önemlisi ise Göle ve Gölelileri her seçimde pazarlayıp, Ardahan ile aynı sayıda oyu olmasına karşın bir milletvekilinin neden Göleli olmadığıdır bizim dizimize vurup, yakamızı yırtmamız ..

Yeşil ormanlarını ismine yakıştıran Yeşil Göle’de neden bir kerestecilik sanayi, fabrikası olmasın?

Küçük sanayi sitesi niye halen yok?

Kooperatif niye kapalı?

Esnaf niye vergisini, ssk’sını, bağ-kuru’nu ödemeyi bırak siftah yapmadan kepenk kapatır ..

Tank alayı gibi güçlü bir ordu kanadı olmasına karşın niye burada görev yapan insanlarımız güzel vitrinli, güler yüzlü esnaftan alış veriş yapmayıp, Kars’a, Erzurum’a gider?

Ve niye Göle’de en azında bir yüksek okulun olması için verilen çabalar desteklenilmesi düşünülmez?..

Bilmeyiz ama Yaşar Daşdemir’in üçüncü kez seçilmek için yeniden aday olduğu, Yılmaz Kaya’nın isi ‘ben daha iyisini yaparım, en kötü halim Daşdemir olur’ dediği Göle’nin ESOB’una ve diğer kurumlarına büyük görev düştüğü bir gerçektir .. Ve buna da başta esnaf, tüccar olmak üzere herkesin katkı sunması ve Göle’nin daha güzele, daha iyiye gitmesi için yol vermesidir..



**Göle Yeni Gözlem Gazetesi’nin 08 Ocak 2010 Günkü Sayısının Baş Yazısı