Saray'da Bulunan Ardahanlı Korkmaz Karaca istifa etti!..


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz Cuma Günü Saat: 20.00-22.00’de ‘de TEMPO TV’de 


Her Cumartesi günü saat:20.00-22.00’de ekranlarınızda..


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw



Organize suç örgütü yöneticisi olduğu iddiasıyla yargılanan Sedat Peker’in kendisiyle bağlantılı Deli Çavuş isimli Twitter hesabından kimi AKP’li isimler ve Saray’daki bürokratlara dair rüşvet ve yolsuzluk ağıyla ilgili WhatsApp yazışmalarını açıklayacağı belirtilmişti. Peker ilgili hesaptan beklenen açıklamaları yapmıştı.


Söz konusu rüşvet pazarlıklarının yazışmalarına dair görselleri paylaşan Peker, Bank Asya’nın 16 yıl yöneticiliğini yapan eski SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu, Cumhurbaşkanı Danışmanı Serkan Taranoğlu ve Türkiye Odalar Borsalar Birliği Deniz Meclisi üyesi Salih Orakcı’nın yolsuzluk ağını anlattı.


Öte yandan Korkmaz Karaca hakkında “Serkan Taranoğlu isimli hırsız Cumhurbaşkanı Danışmanı Mine Hanım’a ‘Korkmaz Karaca’ isimli Cumhurbaşkanı Danışmanı da sorununuzu halletmek için sizinle temas kurmak istiyor, sakın onunla temasa geçmeyin sizden çok para ister’ diyor” ifadelerini kullanmıştı. 


Karaca, sosyal medya hesabından istifasını şu şekilde kullandı:


“Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın olurları ile 2018 Ekim ayından bu yana, Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi, olarak görev yapıyorum.


Görev sürem boyunca TC. Hazinesinden tek kuruş maaş, araç, yakıt v.s almadım.


19 Mart 2022,22 MarI2022,20 Mayıs 2022 tarihlerinde 2 ay içinde çok ağır 3 kalın bağırsak ameliyatı geçirdim.


Yaşanan süreçte 2021 Haziran ayından itibaren, çeşitli iddialara muhatap oldum.


Özellikle geçtiğimiz hafta; Mine Tozlu Sineren isimli şahısla hiçbir buluşmam ve çıkar talebim olmadığı halde ve daha da önemlisi bu şahıs benimle bir çıkar ilişkisi kurmadığını ilan ettiği halde, devam eden sosyal medyadaki ahlaksız trol linçine farklı bir tepki vermek istiyorum.


Dünyalar güzeli kızım ve eşime kadar varan bu linç artık sağlığımı tekrar tehdit eder hale geldi.


Bu sebeplerle Cumhurbaşkanlığındaki görevimden istifa ediyorum. 


AK Parti’nin Ve sayın cumhurbaşkanımızın 2023 yolculuğunda tüm gücüm ile sade bir nefer olarak mücadele etmeye söz veriyorum.



Yıllarca özel sektör yöneticisi Ve yatırımcısı olarak halen de devam ettiğim nazik mücadelemi elbette sürdüreceğim.


Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde güçlü ve büyük Türkiye yolculuğunu kimse engelleyemeyecektir. Allah yar ve yardımcımız olsun”



Cumhur Haczedilemez!


10 Milyondan çok emeklinin olduğu ülkede ben dahil tüm emeklilerin daha iyi bir maaş almak için çağrı yaptığı bir esnada, özel bankaların maaşlarımızı kendilerine taşımamız halinde ödeyecekleri promosyonu artırması, banka önlerinde yaşanan kuyrukların ekmek büfelerinin önündeki sıraları aratmadığı ülkede hayatta olduğu öne sürülen ve cumhurun daha iyi bir yaşam sağlaması için adına cumhuriyet denen sistemin 100. yıl dönümü için söylenen onca söz, atılan onca hazır kalıp mesajlar ne kadar anlamlı bilmiyorum…



Çünkü cumhuru bir hayli zorda olan, adaletin, hukukun yerlerde olduğu söylenen bir ülkede cumhuriyetin sözlük anlamını bile cumhur’a yani halka çok gören bir anlayışın insan hakları denildiğinde Diyarbakır Sur’da sokağa çıkma yasakları sırasında kimin, hangi silahın, bombanın, aracın öldürdüğü ortaya çıkmayan Hakan Aslan’ın kemikleri 7 yıl sonra bir torba içerisinde babasına teslim ediliyor.


Yani cumhur, Ali Rıza Arslan’a oğlu Hakan Arslan’ın kemiklerinin, 7 yıl sonra  verilmesi acısını yaşarken, kayıp çocuklarının kemiklerini bile göremeyen cumartesi anaları gibi çocuğuna ağlıyor ve bu iki acı haber diğer bir haberi yani, “Kar yolları kapattı, Muharrem’in yüksek ateşi de düşmedi. Telefonla sağlık yardımı istediler, yardım ulaşmadı. Muharrem Taş imkansızlıktan yaşamını yitirdi. Babası sırtında 16 kilometre boyunca oğlunun cansız bedenini taşıdı, duyanların yüreği yandı.” Haberlerini hafızalarda tazeletiyor.

Çiftçiye ve bir çok ihtiyaç sahiplerine çok kolay kredi veren (Halk Bank işbirliği  ile) başta Deniz Bank olmak üzere, diğer bankalar, ‘sorsan devlet desteği’ ödenmeyen taksitlerden dolayı destek adı altında adeta köstek olmak istercesine, mağduriyet yaşayan vatandaşa hacze gidiyorlar. Tarım aletlerinin yanı sıra tarlası, çayırı hatta tezeğine bile icraya gidip, haczedildiğini öğreniyor, haber yapıyor ama kimseye duyuramıyoruz. Coranadan daha büyük bir küresel salgının ( kıtlık savaşları) yaşanılacağı söylenen şu günlerde, mağduriyet giderme adına Kredi verip daha beter mağdur ederek bizi sebzeye meyveye kavuşturacak toprağın ve tarım aletlerinin hacz edilmesi hangi hakka vicdana sığar!

Tam da bunlar yaşanırken ve mevcut yöneticilerce Genel bir Affın ilan edilmesi beklenirken ülkenin kurucusu cumhuriyeti ilan eden ekibin başı Atatürk’ün liderliğini ortaya koyan bir anısını anımsıyorum…


Yönetiminde yer alan idarecilerin bu anıları okuyup, okumadıklarını merak ediyor ve ders alınacak olan bu tür güzel anıların yaşatılması için neden adım atıp, cumhura yardımcı olmadıklarını düşünüyorum.

Bugünün şanına, devrin liderinden günümüz liderine ve halka gönderilecek en güzel mesajın Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın aklıma gelen anısı ile gönderme yapmak isterim.

100. yıl dönümünü kutladığımız bugün,  cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk, dinlenmek için gittiği İstanbul’daki Florya köşkünden, yanında yalnızca şoförü ile bugün betonlaşan, gölünün ortasına olmasa da yatağına gök delenler, villalar dikilen İstanbul/Küçükçekmece’ye doğru giderken tarlasında sabanla çift süren bir çiftçi görür. Çiftçinin sabanında koşulu olan öküzün yanında koşulu bir de Merkep vardır…

Şoförüne;

— Arabayı Durdur, der.

Arabadan iner. Tarlaya doğru yürür. Çiftçi kendisine doğru geleni görmüştür. Sabanında koşulu olan Öküzü ve Merkebi durdurur. Atatürk, yanına gelince,

 “Kolay gelsin Ağa.” Der.

— Sağ olasın Bey. Hoş geldin.

— Hoş bulduk Ağa. Yoldan geçerken dikkatimi çekti. Öküzün yanına merkep koşmuşsun. Hiç öküzün yanına merkep koşulur mu? Bunlar denk değil.

Köylünün canı sıkkındır. Biraz da alınmıştır. Bezgin bir ses tonuyla,

— Merkeple öküzün yan yana koşulmayacağını bilmiyom mu sanıyon bey. Sen bunu bana mı söylüyon?

— Kime söylemeliyim Ağa?

— Sen bunu git vergi memuruna söyle.

— Vergi memuruna mı?

— He ya! Bu sene ürünüm kıt oldu. Vergi borcumu ödeyemedim. Dört gün önce vergi memurları öküzün birini, “Vergi borcunu karşılar ” Diyerek alıp götürdüler. Sattılar. Benim öküzün eşi sizin gibi beylerin sofrasına et, sucuk oldu bey.




Atatürk, çok sinirlenmiştir. Alışkanlığı gereği kızdığı zaman kaşlarını çatmaktadır. Onun bu halini gören köylü,

— Bana niye kaş çatıyon bey. Yalan söylediğimi mi sanıyon? Sana ne söylediysem hepsi doğru. Ben Küçükçekmece köyündenim. Muhtara sor istersen.

Atatürk,

— Neden Kaymakam Bey’e gidip durumu anlatmadın Ağa?

— Gittim bey.

Köylü duraksamıştır. Bunu anlayan Atatürk, devam eder.

— Kaymakam ne dedi?

— Git borcunu öde, dedi.

— Sen de Vali Bey’in yanına gitseydin.

Köylü Atatürk’ü bir müddet süzer. Atatürk, konuşmadan dinlemektedir. Köylü konuşmaya devam eder.

— Sen hiç Vali’nin yanına gitmemişsin bey. Halından belli oluyor.

— Halimden belli mi oluyor?

— He ya! Hem gitseydin bilirdin.

— Neyi bilirdim?

— Kapıdaki Jandırmaların adamı içeri koymadığını, bey.

Atatürk,

— Başvekil İsmet Paşa’ya telgraf çekip, durumunu niye izah etmedin?

Köylü gülümseyerek,

— İnsanı güldürme bey. Başvekilin kulağı sağır, duymaz diyola.

Atatürk, kızmıştır.

— Peki! Gazi Paşa’ya niye telgraf çekmedin?

— O’nun da bir gözü kör, görmez diyola. Hem, sen zenginsin. Tomofilin bile var. Bunları heç duymadın mı?

Atatürk, cüzdanından elli lira çıkarır.

— Bunu kabul et ağa. Öküzün yanına bir eş alırsın, der.

Elleri titreyen köylünün, elini sıkar. Yanından ayrılır. Hızlı adımlarla arabasına doğru yürür. Florya köşküne döner. Başbakan İsmet Paşa’ya şu telgrafı çeker.

—“ Derhal Heyeti Vekileyi (Bakanlar Kurulu’nu) topla, İstanbul’a gel.”

Başbakan başkanlığında Bakanlar Kurulu Florya köşküne gelirler. Atatürk, şoförünü köylüyü alıp gelmesi için yollamıştır. Arabanın içinde sıra sıra dizilmiş Jandarmaların arasından Florya Köşküne gelen köylü, “Eyvah ben ne yaptım” Diye için için dövünmektedir. Kendisini kapıda karşılayan şık giyimli bir beyefendi nazik bir sesle, “ Beni takip edin efendim!” deyince içi biraz ferahlasa da çok korkmuştur. Adamı takip ederek büyük bir toplantı salonuna girerler. Salon kalabalıktır. Ortada büyük bir masa, etrafında sandalyelere oturmuş şık giyimli insanlar ile ayakta duran iki kişi daha vardır. Gözleri karamış, ayakları bedenini taşımakta zorlanmaktadır. Heyecandan kalbi fırlayacak gibidir. Tanıdık bir ses duyar.

— Hoş geldin ağa. Gel yerin burada.

Diyen Atatürk, sağ tarafında, yanında ayırdığı boş sandalyeyi eliyle işaret etmektedir. Köylü, zorlanarak yürür ve yığılırcasına sandalyeye oturur. Durumunu anlayan Atatürk,

— Sakin ol ağa. Korkacak hiçbir şey yok.

— Sağ ol Bey! Sağ ol.

Köylünün soluklanmasını ve rahatlamasını bekleyen Atatürk, bir müddet sonra,

— Seni buraya niye çağırdım biliyor musun ağa?

— Hayır bey, bilmiyom.

— Dün bana anlattıklarını, bugün burada anlatmanı istiyorum. Ama bir tek kelimesini dahi atlamadan, eksiksiz olarak anlatmanı istiyorum. Haydi başla, seni dinliyoruz.

Köylü başından geçenleri bir bir anlatır. Daha önce söylediklerinin eksik olanlarını Atatürk, tamamlar. Köylünün konuşması bitince Atatürk, masada oturanları tek tek tanıtır. Kendisinin de Gazi olduğunu söyler. Sonra ayağa kalkar. Elini masaya sertçe vurarak, öfkeli bir sesle:

— Beyler, ben çiftçinin koşumluk hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tohumluk buğdayını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tarım aletini, sağımlık hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ankara’ya dönecek ve bu işi hemen halledeceksiniz.

Bu olaydan sonra aşağıdaki kanun bir gecede hazırlanıp yasalaştırılmıştır.

İcra İflas Kanunu Madde 82/4.: Borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer teferruatı ve tarım aletleri haczedilemez…”

Dönemin eşsiz ve ebedi liderinin  bir gecede çıkardığı  bu yasa bugün uygulanıyor mu?




Bir gerçek var ki sıraya girip, biraz daha fazla promosyon almak için sıcağın altında bekleyen emeklinin, çoğunun emekli maaşına olmazsa da diğer borç ve haciz blokları dolayısıyla hesaplarını başka bankalara taşıyamadıklarını da öğreniyoruz hem de cumhuru perişan olan cumhuriyetin 100. yıl dönümünde…

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun Sevgili Okurlarım!

Zaferin tadını çıkaracağımız, daha nice yüzyıllara…



arşiv haber 03/06/2021 tarihli haberler/yorum


KARACA’DAN GÖLE


VE ÇILDIR’A İTFAİYE GİRİŞİMİ..


AK Parti MKYK Üyesi, Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikalar Kurulu Üyesi, AK Parti Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olan Ardahanlı Korkmaz Karaca’dan Göle ve Çıldır Belediyelerine araç müjdesi..


Göle Belediye Başkanı İlhan Gültekin ve Çıldır Belediye Başkanı Yakup Azizoğlu’nun Belediyelerinde itfaiye araçlarının eksikliğini belirtmeleri üzerine Korkmaz Karaca, harekete geçerek Belediyeler Birliği Başkanı Fatma Şahin ve AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki vasıtasıyla itfaiye araç sorununu çözdü. Her İki Belediyede uzun süredir itfaiye aracı eksikliği konusunda sorunlar yaşarken, özellikle Göle Belediyesi çıkan yangınlar karşısında araç eksikliğini fazlasıyla hissediyordu.


ÇILDIR’A GENÇLİK OFİSİ AÇILIYOR


İlçemiz gençleri için İl Gençlik e Spor Müdürlüğümüze gençlerin sosyal sorumluluk ve gönüllülük algılarının güçlenmesi amacıyla yer tahsis edilerek, Genç Ofis açılması yönünde protokol imzalandı.


İmza Töreninde Çıldırda sporun gelişmesi için çok büyük çalışmalar yapan İlçe spor Müdürü Adnan Korkut’ta hazır bulundu.


Göle Belediye ekipleri, ilçe genelinde bozuk yollarda asfaltlama çalışması yapıyor.


Belediye ekipleri, ilçe Merkez cadde sokak ve mahallelerinde alt yapı yol bakım ve onarımı yapılmak amacıyla çalışmalarına başladı. Öte yandan belediye ekipleri, hapanlar”da bozulan asfalt yapım çalışmalarını tamamladı..


GÖLE’DE YOLLAR ASFALTLANIYOR..


AK Partili Göle Belediye Başkanı İlhan Gültekin konuyla ilgili yaptığı açıklamasında,


“İlçemiz genelinde bozulan ve tahrip olan bazı cadde ve sokaklarda asfaltlama çalışmaları yapıyoruz. göle’de bozuk yolların tamirlerini ve asfaltlamasını geciktirmeden tamamlıyoruz. Canla başla çalışan belediye ekiplerine teşekkür ediyorum. Halkımız bize güvenmeye devam etsin.” diye konuştu.



Haziran’da ölmek zor…


Nazım Hikmet, Ahmet Arif, Orhan Kemal gibi nice değerlerin yaşadıklarını, şiirlerini yetim bırakıp gittikleri Haziran’dayız.

Her ses çıkaran telin, bu tellerin oluşturduğu ses ile şarkı, türküye dökülen satırların ustalarının aynı ayda, Haziran’da hayata göz yummalarının anıldığı şu günlerde yapılan paylaşımlara bakarken, onlar yaşarken ne kadar değer gördüklerini bu ülkede kitap, gazete okurunun ne kadar olduğunu düşünüyordum.

Çünkü hayatı ve bu hayatın içinde yaşananları anlamayanların çok olduğu bir dünyada yaşadıklarını  tüm dünyaya anlatan Nazım Hikmet, Ahmed Arif, Orhan Kemal’lerin, yaşarlarken yaşadıklarını anlayanlar, onların yaşadıklarını yaşayanlar her gün, her Haziran’da ölürken birilerinin de o yaşanmışlıklar üzerine timsah göz yaşları döktüklerini görüyor, izliyor, üzülüyordum, bir kez daha kendimin yaşadıkları ile…

Ve Ahmed Arif’in “Çiçek gibi insanların kalbini kırdınız, bahçeleriniz bahar görmesin.” bedduası ile 82 Milyonluk ülkede bir milyonu spor, bir milyonu magazin, bir milyonu bedava dağıtılan gazetenin okunduğu, kitap evlerinin AVM’ler kadar dolup, taşmadığı ve yaşananların, yaşatılanların  yüzünden Haziran’da ölmenin çok ama çok zor olduğunu, sevdasını okşarcasına klavyeyi okşayarak bir yazıyı daha bitiren parmaklarımı, tutan kollarımın kalbimden gelen sızı ile ağrıyıp, halsizleştiğini anlıyor, of çekerek Haziran’da ölmekten öte, daha zor olan duyguları frenlemeye çalışıp, yaşananların öldüğünü iyiden iyiye anlayıp, Haziran’a kadar yaşadıklarıma bir kez daha son veriyordum..




ki…








MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 



arşiv haber 22/06/2017 tarihli haberler/yorum



YARGILANMAYA DEVAM ETTİLER..


Bir çok kişinin tutuklu olduğu Feto ve HDP davalarına devam edildi. 7’si Feto davasında 9’nun HDP davasında bırakıldığı ettiği davalar öncesi olağanüstü önlemler alındı.


Ardahan’da, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine katıldıkları iddiasıyla aralarında dönemin 25. Hudut Tugay Komutanı ve eski Ardahan Garnizon Komutanı Tuğgeneral Erdem Kargın’ın da yer aldığı 25’i tutuklu 27 eski askeri personelin yargılanmasına devam edildi.


Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, sanıklar ile avukatları ve yakınları katıldı.


Sanıkların ifadelerinin alındığı duruşmada ayrıca 41 tanık dinlenildi.


Tutuklu sanıklardan eski askeri personel astsubay Ali Dıkı ile uzman çavuşlar Avşin Koçak, Çağdaş Çelik, Gökhan İbiş, İsmail Kesgin, Kenan Sakarya ve Yusuf Etöz’ün adli kontrol şartıyla tahliyesine karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 27 Temmuz’a erteledi.


İddianame


Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 86 sayfalık iddianamede dönemin 25. Hudut Tugay Komutanı ve eski Ardahan Garnizon Komutanı Tuğgeneral Erdem Kargın’ın da aralarında olduğu 25’i tutuklu 27 askeri personel “sanık” sıfatıyla yer alıyor.


FETÖ/PDY’nin ortaya çıkışının yanı sıra örgütün devlet kurumları ve Türk Silahlı Kuvvetlerindeki (TSK) yapılanmasıyla darbe teşebbüsü sırasında yaşananlara yer verilen iddianamede, Kargın’ın olay günü askerleri kışladan çıkardığının, darbe girişiminin başarıya ulaşması halinde FETÖ/PDY tarafından sözde “Ardahan-Artvin bölgesi sıkıyönetim komutanı” olarak atanacağının belirlendiği kaydediliyor.


İddianamede, Kargın’ın da aralarında bulunduğu 25’i tutuklu 27 askeri personelin 10 yıldan 3’er kez ağırlaştırılmış müebbete kadar hapsi isteniyor.


Öte yandan HDP/DBP’lilerin yargılandığı davada 9 kişi serbest bırakıldı.


*ARDAHAN ÇEK ÖDEYEMEZ OLDU!


Esnaf eski defterleri açmaya başladı..


Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi, Aralık ayı çek raporuna göre 2016 yılında bankalara ibraz edilen çeklerin 27.4 milyar liralık bölümü “karşılıksız” çıktı.


Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi, Aralık ayı çek raporuna göre 2016 yılında bankalara ibraz edilen çeklerin sayısı 2015  yılına göre yüzde 7 azalarak 21.2 milyon adet oldu. Bu çeklerin parasal tutarı yüzde 5 artışla toplam 706 milyar liraya ulaştı.

Aynı dönemde, parasal tutarı 27.4 milyar lira olan 778 bin adet çek için karşılıksız işlemi yapıldı. Bir önceki yıla göre karşılıksız çeklerin adedinde yüzde 0.3 ve tutarında yüzde 0.5 oranında artış yaşandı. Öte yandan aynı dönemde karşılıksız işlemi yapılan 5 milyar lira tutarındaki 171 bin adet çek daha sonra ödendi. 

2016’da karşılıksız işlemi yapılan çeklerin bankalara ibraz edilen çeklere oranı, adet bazında bir önceki yılın aynı dönemine göre 0.3 puanlık artışla yüzde 3.7 ve tutar bazında geçen yılın aynı dönemine göre 0.2 puan azalarak yüzde 3.9 olarak gerçekleşti.

Adet ve tutar bazında en fazla karşılıksız işlemi yapılan 5 il sırasıyla: İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir ve Bursa oldu. 

Tutar olarak, karşılıksız işlemi yapılan çeklerin ibraz edilen çeklere oranının en yüksek olduğu il ise yüzde 9 ile Bilecik oldu. Bilecik’i sırasıyla, yüzde 8.3 ile Ardahan, yüzde 7.8 ile Hakkari, yüzde 7.7 ile Iğdır ve Kırıkkale takip etti. Tutar olarak karşılıksız işlemi yapılan çeklerin ibraz edilen çeklere oranının en düşük olduğu iller ise Karabük, Edirne ve Çorum olarak sıralandı.

Adet olarak, karşılıksız işlemi yapılan çeklerin ibraz edilen çeklere oranının en yüksek olduğu il ise yüzde 8.9 ile Hakkari oldu. Hakkari’yi sırasıyla, yüzde 8.1 ile Şırnak, yüzde 6.4 ile Mardin, yüzde 6.1 ile Kırıkkale ve yüzde 5.4 ile Iğdır ve Diyarbakır izledi. Adet olarak karşılıksız işlemi yapılan çeklerin ibraz edilen çeklere oranının en düşük olduğu iller ise Çankırı, Sinop ve Kastamonu olarak sıralandı.


**Esnaf eski defterleri açmaya başladı..


Ülke genelinde yaşanan ekonomik sıkıntıya ağır kış şartlarının eklendiği Ardahan’da çek ödeyemez konuma düşen Ardahanlı esnaflar eski defterleri açtı.


Yaşadıkları ekonomik sıkıntıyı aşmak, kışı atlatma çabası içinde olan Ardahanlı esnaf eski alacaklarını almak için harekete geçti.

Alacaklarını toplamak için eski alacaklarını toplamak için kendilerine borçlu olan müşterilerini tek tek arayan ve alacaklarını isteyen esnaflar yaşadıkları daralmayı aşmak için eski alacaklarını toplama çabası içine girdikleri görüldü.


**Müflis tüccar eski defterleri karıştırır..


Fransız askeri Mali’nin başkenti Bamako’nun 400 kilometre kuzeyindeki Diabali kentine girdi. Ekonomisi batağa saplanan Fransa, eski kolonyalist günlerine dönmenin özlemi içinde Afrika’nın uçsuz bucaksız ve de ordusuz topraklarında kaynak arayışında.


Cezayir’de 1,5 milyon kişiyi katleden Fransız emperyalizmi, bugün ABD ve İngiliz çizgisinde İsrail’in yerini almaya aday. Libya’nın mahvında öncü rol oynayan Sarkozy’den sonra, “sosyal demokrat” Hollande da Batı Avrupa’nın toplam yüzölçümüne denk bir coğrafyada at koşturmaya girişti.

Yalnız burada bazı çelişkili noktalar var.


Resmi ajans haberlerine göre; Mali’de geçen yıl Ocak ayında ülkenin kuzeyinde başlayan isyan, Mart ayındaki askeri darbenin neden olduğu otorite boşluğuyla büyümüş, ülkenin yarıdan fazlası isyancıların kontrolüne girmişti. BM Güvenlik Konseyi, Fransa’nın da yoğun çabaları sonucu Afrika ülkelerinin ortak askeri gücünün kuzeydeki gruplara müdahale etmesi için yetki vermişti. Ancak Eylül ayında yapılması beklenen müdahaleden önce Mali hükümetinin çağrısı üzerine Fransa, 12 Ocak’ta müdahaleyi başlatmıştı. Fransa’ya ABD ve İngiltere başta olmak üzere birçok Batı ülkesi de lojistik, haberleşme ve ulaştırma gibi konularda destek veriyor. Mali’nin kuzeyinde hakimiyet kuran en büyük 3 silahlı grup Ensaruddin, Tevhid ve Cihad Hareketi, Mağrib El Kaidesi, ülkede dini inançlara dayalı bir yönetim kurulmasını istiyor. 

Şimdi şöyle bir düzeltme yapmak lazım; Mart ayındaki askeri darbeyi yaptıran zaten Fransa idi. Afrika ülkelerinin ortak askeri gücü dedikleri ECOWAS parayla çalışıyor. Son olarak “500 milyon doları uçlanmazsanız parmağımızı kıpırdatmayız” dedi. O üç dinci örgüt dedikleri aslında bir halk, “Tuaregler”. Bunların cihat dediği olay esasen emperyalizme karşı mücadele. Libyalı Ömer muhtar da aynı söylemle İtalyanlara karşı mücadele etmişti. Yani Suriye’yi görmezden gelip, burada El Kaide aramak, emperyalist taktiği. Bu göçebe halka, “Batı Afrika’nın Kürtleri” de denebilir. Hatta Nijer ziyaretinde Tuaregler bizim başbakana bir de deve hediye etmişti. Ve o Tuaregler, Mali’nin komşusu Cezayir, Moritanya, Libya ve Nijer’de de (ve merhum Kaddafi’nin desteğiyle Libya’da da) mevcut. Yani siyasi harita sınırlarına fazla itibar edilmemesi gerekiyor, söz konusu Afrika olunca.



**GAMBİYA DİKTATÖRÜ GİTMEK İSTEMEYİNCE..


Aslında bugün size nereden estiyse gece yarısı uyanıp, internetten arayıp, vikipedi de bulduğum ve uzun uzun okuyup, incelediğim 24 Milyonluk Kuzey Kore’nin Diktatörünü anlatacaktım..

Babadan kalma bir ülkeyi yöneten bir oğulun devam ettirdiği dikta rejimi ile idare edilen 24 Milyon insanın nasıl, hangi şartlar altında yaşadığını ve bu insanların nasıl olup babadan oğula geçen bir diktanın önüne geçemediğini inceledim.

Ve aslında bir dikta rejimi altında nasıl yaşana bildiğini merak edip, uykudan aniden fırlayıp, dikta bir rejim ile idare edilen ülkeler arasında ilk aklıma gelen Kuzey Kore’yi ve orada yaşananları inceleme, kendimce bir kez daha tanımlama imkanı yakaladım, ülkemde yaşanan diktatör, ‘dikta rejimine gidiyoruz’ tartışmalarını düşünürken..

Anayasa değişimi için gecesini gündüzüne katan bir iktidarın ve ‘Bizde bakan olacağız’ hayalleri kurup, ülkeyi dikta rejime doğru götürdükleri ileri sürülenlere koltuk değeneği olanların da benim gibi bir gece yarısı kabus görmüşcesine uyanıp, böyle bir araştırma yapıp, yapmadıklarını da merak ederken halkında yaşananlardan bi haber olduğunu ve benim gibi ekmek derdine düşüp, kendisinin olmazsa da çocuklarının geleceği ile hiçte ilgilenemediğini anlıyordum bir adamın her an her yerde nefesini hissettirdiği Kuzey Kore halkının durumunu bir kez daha görüp, okurken..

Ve birinin diktatör olmak için çabalarken birilerinin nasıl olup ta vatan-millet-sakarya edebiyatları ile uyutulup, ‘Böyle olmazsa ülke bölünür’ kandırmacısını yuttuğunu da anlıyordum babadan oğula kalan bir dikta ile yönetilmeye devam eden, herkesi düşman ilan edip, milli gelirinin büyük bölümünü silaha yatıran Kuzey Kore’yi incelerken..

Evet bugün Kuzey Kore’yi ve orada ki dikta rejimi anlatmak isterken radyoda dinlediğim bir haber dikkati mi çekti ve dünyayı yine diktatörlerce idare edilen ve bugün darmadağın olan Suriye, Irak ve Ortadoğu da ki dikta rejimi ile yönetildikleri için bugün kan, revan içinde olan çadır ülkelerle farz sayan bizim basının nasıl olupta dünyanın diğer ucunda bulunan ve bölgesinin en küçük ülkesi olan Gambiya ile ilgilendiğini de merak ettim.

Ve gün boyu aklımda kalan bu haberi unutmayıp, bu kez sabah erkenden uykudan uyanır uyanmaz Kuzey Kore gibi Gambiya’yı da inceleme fırsatı buldum..

Ve karşıma çıkan ilk şey yönetim şekli oldu..

Diktatörlük..

Peki ne olmuştu bir çoğumuzun hangi kıta da, ne yiyip, ne içtiğini bilmediğimiz Gambiya’da..

Evet orada da bir diktatör varmış ve yapılan seçimler de yenilmesine karşın iktidar da gitmek istemiyormuş.

Ve çok ilginçtir onunda yönetim rejimi cumhuriyetmiş..

2 Milyonluk nüfus, 2 bin 500 kişilik bir orduya sahip bu ülkede yaşananlarda Kuzey Kore’de yaşananlardan farklı değilmiş..

Yani 12 Mart, 12 Eylül, 15 Temmuz gibi ihtilaller yapılan bizde olduğu gibi 30 yıl önce yapılan ihtilal başa gelip, 30 yıl gitmeyen, gidince de anayasaları başta olmak üzere yönetim anlayışları ile yeni diktalar halka hediye edenlerin ülkesi konumunda ki Gambiya’da er geç yapılan bir gerçek seçim ile yenilen diktatörün gitmek istememesi üzerine komşu ülkelerin müdahalesiyle karşı karşıya gelmiş..

Ve bu yazıyı bitirirken Gambiya diktatörü olan ve sandıktaki yenilgiyi kabul etmeyerek koltuğunu bırakmayan Diktatör Jammeh’e karşı Afrika ülkeleri düğmeye basmış, Gambiya topraklarına girmiştiler..

Yalnızca 2 bin 500 askeri bulunan Gambiya’nın bir dış müdahaleye direnmesi imkansız görünürken burada da ABD’nin elinin olduğunu görüyordum, ‘ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan kritik bir son dakika açıklaması geldi. Bakanlık, Gambiya’daki krizle ilgili olarak ‘Senegal’in askeri müdahalesini destekliyoruz’ dedi.’ haberini okurken..

Yani işin kısa öyküsüne dönecek olursak, artık; ‘Siz kim oluyorsunuz, ben istediğimi yaparım’ demekle işlerin yürümediği bir dünyanın olduğunu ama olan da halka oluyordu şu, ‘Ben iktidarda kalayım da ne olursa olsun’ deyip, her şeyi kendisine göre ayarlamaya çalışanlara da kalmayan dünyada..


*Fısıltı haberleri.. Serhat Ardahanspor’dan


*26/03/2015 Tarihli Haber


Ardahan’ı Bal liginde temsil eden ve son 3 haftaya girerken 1 puan farkla ikinci sırada yer alan Serhat Ardahanspor yöneticilerinin istifa edeceği  konuşuluyor.


Son 3 maça çıkacak paralarının olmadığından yakınan kulüp yöneticilerinin oyuncuların paralarını ödeyemedikleri belirtildi.


Oyuncuların 5 aylık alakcakları içeride…


Kulüp oyuncularının 5 aylık alacaklarının içeride olduğu haberleri gelirken, oyuncuların son maçlara çıkmak istemedikleri bildirildi.


Antremanlara çıkmıyorlar


Oyuncuların paralarını alamadıklarından dolayı antremanlara çıkmadıkları görülürken, Ardahan’da ki mekanlarda boş boş vakit geçirdikleri gözlendi.


Karadeniz takımlarında ki arkadaşları; Maçlara çıkmayın


Serhat Ardahanspor’da top koşturan futbolcuların, temsilcimizin rakiplerinde oynayan arkadaşları tarafından “oynamayın, çıkmayın maçlara, boşverin” gibi şike kapsamına girebilecek telkinlerde bulundukları bunu da telefon ve mesaj yoluyla yaptıkları iddiasında bulunuldu.


Herşey PARA MI ?


“Yüzdük yüzdük dananın kuyruğuna geldik” ten sonra oyuncuların ve yönetimin parayı bahane göstererek bitime 3 hafta kala avlu attıkları iddia edilen Bal liginde, taraftarların şu soruyu sordukları ve özet olarak şu söylemde bulundukları gözlendi… Bir ilin kaderiyle ve gururuyla dalga mı geçiyorlar? 

Son 3 maça ne para gerek ne servet…Şan, şeref, onur ve haysiyet şampiyon olmamız için gereken unsurlardır..Unutulmamalıdır…