SAVCILIK ARDAHAN BELEDİYE BAŞKANI HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATTI!

Kentin onca sorun ve sıkıntılarının olduğunu unutup, gündem oluşturmak için alakası işlere kalkışan yerel idarecilerin tartışması savcılık oldu.


Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı sosyal medya hesabında canlı yayında Merkez Atatürk Mahallesi Muhtarı İbrahim Özer’e ‘sahtekar’ diyerek, ‘Onlara zırnık yok’ diyen Belediye Başkanı Faruk Demir hakkında soruşturma başlattı. 


Alınan bilgilere göre, bir süre önce önce yerel basında, ardından ulusal basın ve TV’lerde yayımlanan haberler üzerine Atatürk Mahallesi Muhtarı İbrahim Özer kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu. Muhtar İbrahim Özer’in başvurusu üzerine savcılık harekete geçerek soruşturma başlattı. 

Olayla ilgili Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir’in ifadeye çağrılması bekleniyor. 


 OLAYIN GEÇMİŞİ…


Şehrin ortasında Yeni Mahalle ile Kaptanpaşa Mahallesi arasında yer alan Alabalık Deresinin temizlik çalışmasını canlı yayınlayan Belediye Başkanı Faruk Demir, Yeni Mahalle Muhtarı Murat Atacan’ı överken, kendisini bazı konularda sosyal medyada eleştiren Atatürk Mahallesi Muhtarı İbrahim Özer’i sahtekar olmakla itham etmiş. Bundan sonra ona zırnık yok demişti.


Başkan Demir, ” İşte görüyorsunuz Aalabalık deresini temizliyoruz. Yeni Mahalle Muhtarı yanımızda. Ardahanlılar bu çalışmalar hep bu muhtar sayesinde oluyor. Bu muhtarın kıymetini bilin. O bir tane Atatürk Mahallesi muhtarı var habire politika yapıyor. burda canlı yayın yapıyorum kayıtlara geçsin. Ona bundan sonra zırnık yok. Benim sahtekar adamlarla işim olmaz. önce adam olacak. Politika yapacaksan şimdi yapma, seçim zamanı geldiğinde yaparsın. Şimdi seçim bitmiş artık herkes işine bakacak” ifadelerini kullanmıştı. 



Özel Hayat Anlatılır mı?


Bilmem ama yıllar önce karaladığım ve sanırım  yol boyunca yine ‘Özel hayat anlatılır mı?’ başlıklı olarak kaleme aldığım yazılarımı yazıp, tozlu arşivlerime kaldırdığım günden bugüne hep düşündüğüm ama ‘ha bugün, ha yarın’ diyerek ertelediğim ve gün yüzüne  bir türlü çıkaramadığım ancak yakınlarda da yayınlamayı düşündüğüm kitabımın adı da ‘Özel Hayat Anlatılır mı?’ olacak…


Ve yazılmayanları yazan gazetecilikten, yıllardır her gün ama her gün yorum yazan köşe yazarlığından terfi edip, yazar olacağımı düşündüğüm o kitabımda nelerin olacağını, kapağının nasıl olacağını da düşünüp, daha çıkmadan beynime not ettiğim içerikler kalbimde yer edenler olacağını da şimdiden belirtmek isterim..


Ve o kalbin hazine kapağını açıp yazmaya başladığımda, kitabımın adının neden ‘Özel hayat anlatılır mı?’okudukça  anlaşılacak , anlaşıldıkça da ağlanacak, göz yaşlarının kitabın yaprağına düşmemesine çalışılacağını şimdiden hissediyor, anlıyorum..


Çünkü sözkonusu kitabın kapağında, çevrilen her sayfasında kendisini bulacak olan her okurumun benden farklı bir şey yaşamadığını, aynı acıları, mutlulukları, gelenleri, gidenleri hatırlayıp, yaktığı, yakacağı, yakmak isteyeceği bir sigaranın eşliğinde biten sayfanın ardından gelecek sayfanın neleri getireceğini düşünüp, dolan yüreğinin bir volkan gibi patlayıp, göz yaşlarının eşliğinde lavlara dönüşmemesine direnecek.

.

Adına deprem denen, ardından gelecek olan sarsıntının aslında bir yaşam boyunca 7 şiddetinde titreşimler olduğunu anlayacak okurlarımın çoğunun ” Ula sen gazeteciydin ve o gazetecilik yaptığın yıllar boyunca beni mi, yaşadıklarımı mı takip edip, not mu ettin?” diyerek bazen bana kızıp, bazen yaşananların hiç de sır olmadığını anlayarak, utanıp, kızacaklarını ama bu yaşananları gazetecinin ve her insanın yaşadığını  hissedip, gülümseyeceklerini de biliyorum, şimdiden, hem de daha başlamadığım ‘Özel Hayat Anlatılır mı?’ adlı kitabım çıkmamasına rağmen gülümseyerek…


Ve o kitabın kapağının hemen ardından gelecek olan sayfada kitabımın bir soru ile başlayıp, başka sorularla biteceği merakıyla okunmaya devam edilirken ilk sorunun cevabında  çok şeyin anlatılmak istendiği de anlaşılacak…



Çünkü özellerinin saklandığını ve kendisiyle toprağa gideceğini sanma rahatlığı ile Ay’a kadar uzanan insan oğlunun işgal edip, yakıp, yıktığı ve talan ettikten sonra terk ettiği şeyin aslında gün gelip göğsünün sol yanında olan dört harfli organın  kendisine hayat verdiğinin farkına vardığında çok geç olduğunu anlayacak..


Evet, Ay’da bile görünen ve bugünlerde Corona denen Çin işkencesesine dönen merkezde bulunan o geçilemez denen kale gibi nice dört harfli kalenin yakılıp, yıkılıp, talan edildiğini, terk edildiğini hiç düşündünüz mü? 


Veya yapıldıkları gibi kalmayan, işgal edilip, sonrasında yakılıp, yıkılan ve talan edilkten sonra terk edilen yani diğer adıyla virane bırakılan o kalelerin kaç harfi olduğunu bile düşünmeyen insanoğlunun, kalın, yüksek, geçilemez denen duvarlarla çevrili o  kalelerin ardında bulunan saraylardaki hazineye ulaşma uğruna yaşamı boyunca hep plan yaptığı, saldırıya geçmek için fırsat aradığı ve bulduğu ilk yarıktan içeri girip, hedefine ulaşmaya çalıştığı şu dünyada aslında ulaşılmak istenenin yine 4 harfli olan  başka bir şey olduğunu da düşünmemiş, aklına getirmemiş olduğun da anlaşılacak ‘Özel Hayat Anlatılır mı?’ adlı çıkarmayı düşündüğüm, ömrüm yeterse çıkaracağım kitabımda..


Ve zaman bulup, yıllardır her gün yazdığım yazılarımdan seçtiklerimin de aralarında olacağını hayal ettiğim  kitapta insan denen varlığın yaşamı boyunca hedeflediği ve süt beyaz gülen bir yüzle karşılanmayı düşündüğü o kalenin ardından yaşanacakları bilmeden ve beyazın her an kırmızı kana, göz yaşına dönüşeceğini akıl etmeden hep kendisini yaraladığını da anlayacak ama  çoktan iş işten  geçmiş olacak ne yazık ki  ve sol yanında bulunan dört harfli organın artık onu taşıyamadığını çok ağrıdığını ve durma noktasına geldiğini de hissedecek, özel diye sakladığı şeylerin aslında  kendisini tüketen yiyip bitiren sınırlardan ve düşüncelerden  olduğunun farkına geç varmış olarak.


MUHTAR JANDARMAYA SİLAH ÇEKTİMUHTAR JANDARMAYA SİLAH ÇEKTİ


arliv haber 02/12/2018 tarihli haber/yorum


Çamlıçatak(Gölebert) Jandarma komutanlığının yol kontrolünde alkollü bir şekilde araç kullandığı aracının muayenesinin olmadığı tespit edilen Muhtar Yıldız, kendisini durduran jandarma ekiplerine “ Siz kimsiniz, Ben Cumhurbaşkanın adamıyım bana kimse ceza kesemez” diyerek silah çekti


Ardahan Çıldır İlçesi Eski Beyrehatun Köyü Muhtarı İsmet Yıldız, kendisini yolda durdurup yol kontrolü yapan jandarma ekipleriyle önce tartıştı sonra havaya ateş açtı.


Alınan bilgilere göre Çamlıçatak Jandarma komutanlığının yol kontrolünde alkollü bir şekilde araç kullandığı aracının muayenesinin olmadığı tespit edilen Muhtar Yıldız, kendisini durduran jandarma ekiplerine “ Siz kimsiniz, Ben Cumhurbaşkanın adamıyım bana kimse ceza kesemez” dediği ileri sürüldü.


Bunun üzerine işlem yapmak isteyen ve aracını bağlamak isteyen jandarma ekiplerine silah çeken Muhtar Yıldız, havaya ateş açtı. Şans eseri kimsenin yaralanmadığı olayda yakalanan Muhtar Yıldız, ifadesinin ardından adliyeye sevk edildi. Muhtar Yıldız, görevi kötüye kullanmak, silahlı saldırıda bulunmak, kamu görevlisinin işini engellemeye çalışmak suçundan tutuklanarak ceza evine konuldu.


fakir yılmaz ile ilgili görsel sonucu


ESENYURT ADAYI KİM OLACAK?


Yıllardır, ‘Güçlü bir Ardahan lobisi oluşturalım’ mücadelesi veren bizleri anlamayıp bir gün de ‘Güçlü bir lobiyiz’ diyerek boy gösteren hemşerilerimi gülerek ve üzülerek izlediğim şu günler de bir çok Ardahan’lının yaşadığı İstanbul Esenyurt ilçesin de kimlerin aday olacağını yoğun bir şekilde tartışılmaktadır.

Ardahn’ın yanı sıra 80 vilayet halkının yaşadığı Esenyurt’un da için de bulunduğu İstanbul’un 39 ilçesinin hangi parti ve hangi şahıs tarafından yönetileceğinin de tartışıldığı şu günler de İstanbul’un yanı sıra Türkiye’nin en büyük bütçesine sahip Esenyurt Belediyesi’ne yoldan geçen birisini aday etmeyecekleri kesin.

Hele ki; biz ‘Göle’liler ve Ardahanlı’lar çoğuz diyerek’ genel merkezlerin ve genel başkanların Tİ’ye almadığı kişilerin sözde aday adaylıklarını tartışmak bile zaman kaybıdır.

Çünkü Esenyurt’u ve diğer ilçeleri köylerin de ki muhtarlık seçimine benzetip hayal kuranların yanıldığını geçmiş seçimler de iyi biliyoruz.

Ve bütçesi en büyük ilçelerden biri olarak Esenyurt’un öyle yoldan geçene verilmeyeceğini bilmek gerekir.Yani Esenyurt Belediye Başkanlığını köy muhtarlığına benzetenler ve hayal kuranlar bilmiyorlar ki Esenyurt ve buna benzer ilçelerin genel merkezden yanı sıra genel başkanların ve ekonomiyi yönetenlerinin özel kasasıdır.

Evet, hemşerilerimiz başta olmak üzere Esenyurt’ta ki dernek ve STK’ların salon toplantılarıyla adlarını gündeme taşımaya çalıştıkları hiç birsinin aday edilmeyeceğini hatta şuan meclis üyesi ve muhtar olanların da seçilemeyeceklerini göreceğimiz bir 31 Mart bekliyorum.

Çünkü  seçimden seçime ortaya çıkmakla elin düzenlediği toplantılarda poz vermekle değil seçim öncesi oluşturulmaya çalışılan lobilerle istenenin ancak alınabileceğini anlamayanlar bugün ortaya çıkmış ‘Ben adayım’ diyorlar!.

Sen her seçim de adayım diyip bir türlü aday olmadığını anlamıyor musun kardeşim!?

Anlamadığın belli ama anlayacağın tek şey aday edilmeyeceğin bir kaç gün sonra bana haklıymışsın diyeceğini de biliyorum.