Seçim Gibi Havalarda Isındı!

Ardahan’da, havaların ısınmasıyla cadde, sokak ve kaldırımlardan temizlenen kar ve buz kütleleri ile çamur kamyonlarla şehir dışına taşınıyor.


Kışı en sert geçiren kentlerin başında gelen Ardahan’da ilkbahar mevsiminin ilk ayı olan martta havaların ısınmasıyla kış mevsiminde biriken çamur ve tozun temizlenmesi için belediye ekiplerince cadde ve sokaklarda çalışma yapılıyor.


Kaldırımları da tazyikli su ile yıkayan ekipler, cadde ve sokaklardaki çamuru da iş makineleriyle kamyonlara yükleyip şehir dışına götürüyor. Kentin tüm cadde ve sokaklarının temizleneceği belirtildi.


Ardahan’da kışın kar yağışı nedeniyle yollarda ve kaldırımlarda biriken kar ve buz kütleleri, bahar ayına girilmesine rağmen soğuk havaların etkili olması yüzünden erimedi. Sürücüler ile yayalara zor anlar yaşatan kar ve buzun temizlenmesi çalışmalarını İl Özel İdaresi ekipleri yürütüyor.


Ekiplerce, trafiğe kapatılan Kazımpaşa Caddesi’nde iş makinesi yardımıyla temizlenen kar ve buz kütleleri kamyonlara yüklenip şehir dışındaki alanlara bırakılıyor.



**Çantasını alıp, gelen Bekçi olmamalı!


‘Hiç bir partiye resmi olarak kayıtlı olmayan, ama gururla haykırdığı sola bakan dünya görüşü ile 34 yıla yaklaşan gazetecilik hayatında ülkesinin geleceği gibi memleketim dediği Ardahan’ı kendisine kutsallaştıran, her gün köşe yazısı yazan, gazetecilik mesleğinin verdiği duygu ile hep halkın yanında duran, geçmiş ve bugünkü iktidarlarla, idarecilerle dişe diş mücadele veren, hiç alakası olmayan gelişmeler karşısında sağcı, solcu demeden haksızlığa uğrayanın yanında olan ve bu yol da bir çok ağır bedeller ödeyen Gazeteci Fakir Yılmaz yaklaşan yerel seçimler öncesi ne yapıyor?’ sorusuyla karşılaşmam ne kadar doğru?

Tek amacı ve doğrusunun ülkenin olduğu gibi memleketi Ardahan’ın, hemşehrisinin hak ettiği yere gelmesi olan, demokrasi başta olmak üzere insan hakları diyen ve bugün kendisini eleştirenler dahil, haksızlığa uğrayanın yanında yer alan benim bugün ne yaptığıma şaşıranlara da ben de bir kaç soru soracağım..

İşte o sorularım;

1- Dün olduğu gibi bugünkü iktidara ben mi oy verdim, ihale mi aldım, kızımı, çel çocuğumu mu işe koydum, ahır mı yaptım, arı kovanı mı aldım, konut kredisi mi kaptım?

2- Bugün hapisse atılan eş genel başkanlar dahil, milletvekili, siyasiler, yerlerine kayyum atanan belediye başkanlarının bu hale gelmesine ben mi sebep oldum, durup durduk yer de dokunulmazlıklar kaldırılsın diye öneride mi bulundum, bu yönde oy mu kullandım?

3- Bu memleketin çamurunu çiğneyen, soğundan donan, cenazesinde, düğününde bulunanlar olurken ben mi çantacıları getirip, aday ettim?

4- Başta, bugün ittifak kurduklarını ileri sürüp, bunu da her zaman ki gibi saklayan birilerinin kutlamaktan korktuğu Newroz’un W harfinin özgür kalmasına vesile olan yazdıklarımdan dolayı, mahkemelik olup, tazminatlar öderken, gazetelerimin ilanları kesilirken ve en önemlisi Ardahan’ı tanıtma yolunda verdiğim mücadelede geçirmiş olduğum 2 ağır kaza ardından, ‘bugünkü iktidarın nimetlerinden olurum’ diye bana geçmiş olsun demek için bin kez düşünenler bugün, ‘memleket için doğru olanı yapmalıyız’ diyen beni suçlamaları ne kadar doğru?

5- Kaldı ki ben ve ailem her zaman solcu olurken bugün beni eleştirenlerin hemen hepsinin geçmişte olduğu gibi bugünkü iktidarların asıl ortakları olduğunu aslında kendileri de biliyor..

Neyse bugünkü yazımızın başlığına gelip, aşağıda yazdıklarımı okuyanların bana hak vereceklerine inancıyla vicdanen rahat olduğumu ve yaklaşan seçimler öncesi başında bulunduğu stk, ARDAFED ile ortaya koyduğumuz çaba ve çalışmalar ile başta İstanbul’da olmak üzere yurt genelinde ki 12 Ardahanlı siyasinin belediye başkan adayı, 100’e yakının meclis üyeliği için mücadele etmesine azda olsa katkımın olduğunu düşünen bir gazeteci olarak yaşadığım vicdan rahatlığı ile bugün beni eleştirenlerin kendilerinin ne yaptığını masaya yatırmak isterim.

Gelelim yazımıza; 

1992 yılında il olan Ardahan, siyaset arenasında ne yazık ki kendi kabuğunu kıramadı. Oturmuş bir siyaset anlayışının olmadığı şehrimizde yıllarca dışarıda yaşayıp, memlekete gelmeyenler, seçim zamanlarında çantasını alıp memlekete gelip, siyaset arenasında yer almaları ve ne yazık ki, hak etmedikleri koltuklara oturmuşlardır. 

Bunun en bariz örneği Şavşatlı kökenli Saffet Kaya olmuştur. Bu şehir de yaşamayıp seçim zamanları bir partiden liste alıp şehre gelip seçmenden oy isteyip milletvekili olan ve yıllarca Ardahan sayesinde bu kutsal görevi kazanan, 3 dönem vekil olmasına karşın şehirde halen daha bir evi olmayan eski Vekil Saffet Kaya gibi diğer çantacı adaylarda bu şehirde ne yazık ki milletvekili olmuşlardır. 

Dün, partisi iktidardayken yakalanan Öcalan’ın tutuklanmasının yarattığı rüzgâr Milletvekili olup, ama Kürt sorunu ile bugüne dek bir açıklamasına rastlamadığımız ve bugün Kürt seçmenin de desteğini aldığını öne sürüp, bugün Belediye Başkanı olmak isteyen gibi Ensar Öğüt’ten, Öztürk Yılmaz’a kadar maalesef çantacı siyasiler oldukları öne sürülenler, bu şehirde hak etmedikleri halde Milletvekili sıfatı kazanmışlardır. 

Kaldı ki; Bugün eleştirilen ben, dün onlarında yanında da yer almış, ‘Belki memlekete bir şeyler kazandırırlar’ diyerek Ardahanlı gibi umut etmiş biriyim.. Kaldı ki onlarda benim gibi bir şeyler katma mücadelesi vermiş olduklarını da kendilerini eleştirdiğim kadar desteklemiştim de..

Oysa bu şehrin çamurunu çiğneyen, bu şehirde yaşayan isimler ve adaylar ne yazık ki bu şehirde hak ettikleri noktaya gelememişlerdir. Düşünün bir insan bu şehirde yıllarca emek veriyor, acılı gününüzde sizin yanınızda oluyor, düğününüzde sizi yalnız bırakmıyor. Hiçbir şey yapmasa bile telefonunuza çıkıp ‘alo’ diyebiliyor. Ailenizi tanıyor, yatırımını bu şehre yapıyor. Mütevazı, alçak gönüllüğü ile elinden geldiğince kendisinden yardım isteyenlere karınca kararınca faydalı olmaya çalışıyor. 

Evet, 31 Mart yerel seçimlerine yaklaştığımız bu günlerde Ardahan halkının, Ardahan’da yaşayan, şehrin çamurunu çiğneyen, kendi öz evlatlarına sahip çıkma vaktidir diyorum. Sağduyulu Ardahan insanın kendisine yakın gördüğü, şehrin çamurunu birlikte çiğnediği adayı seçmesinin vakti gelmiştir. 

Yoksa dışarıdan bir çanta alıp, gelip “Merhaba çocuklar ben geldim” diyenleri artık iş başına getirmemeliyiz diye düşündüğümdendir gazeteci olarak dün olduğu gibi bugünkü çırpınışım..