Konu hakkında bir açıklama yapan Serhat Ardahan Spor Kulübü Basın Yöneticisi Özkan Karakaya, Teknik Direktörle yollarını ayırdıklarını ve en kısa sürede yeni bir teknik ekibin takımın başına geleceğini söyledi.
Takımda 3 yeni transferde gerçekleştireceklerini aktaran Karakaya: “Serhat Ardahan Spor yaşatılmalı, Sarıkamış mağlubiyeti moralimizi bozsa da o maç artık geride kaldı. Önümüzde Bal ligi var ve ona endeksleneceğiz. Biz yok imkanlarla bir takımı yeniden kurduk, bu takımı bir kaşe ve üç beş yırtık evrakla teslim aldık. Elimizdeki imkanlar ölçüsünde bir takım ruhu oluşturduk. Sarıkamış sınavı bizim için çok zor oldu. Mağlubiyetler galibiyetler muhakkak olacaktır. Bu futbolun doğasında var. Bu kulüp ne yapıp edilmeli ve ayakta tutulmalı. Başta Ardahan Valisi, Belediye Başkanı, Kamu kurum idarecileri ve taraftarlarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kötü günler geride kalacak önümüze bakacağız. Halkımızdan ve taraftarlarımızdan beklentimiz, şehrin takımını yalnız bırakmamalarıdır. Önümüzdeki maçlarda bu tabloyu daha olumluya çevirmek için elimizden geleni yapacağız” dedi.
Gazeteciler Partisi Muhalefet Yapıyor mu?
Fakir Yılmaz/Gazeteci
Varsa demokrasinin 4. kuvveti denen gazetecilerim son yıllardaki hallerine mevcut muhalefet partilerine sarı adını alan sendikalara ve bir çoğu kağıt üzerinde olan stk’ları eleştirmenin çokta haksızlık olduğunu kabul etmek gerekir.
Çünkü bir ülkede basın denen önemli etkeni oluşturan gazetecilerin bile bir araya gelip, bir birlerine destek vermediği gibi yalakalık adına kendi arkadaşlarını bir küçük reklam yada kaymak uğruna satışı dolaysıyla gazetecileri muhalefet yapmadığı bir toplumda muhalefet beklemek zor bir iştir..
Bu ülkede gazeteciliğin ne aşamada olduğunu her gün biraz daha tiraj kayıp eden gazeteler bakmakla görebileceğimizi gibi kağıt alacak gücü kalmayanların da sanal ortamı da bir kenara bırakıp whatpsaap üzerinden bir birleri ile didişmekten öteye geçmediğini görürken bundan en iyi faydalananın iktidarın olduğunu da kabul etmek gerekir.
Birçok kurum, kuruluş ve siyasi partiler gibi her bir tarafa saçıldığının farkına varmayan muhalefetin öncüsü olan ve toplumun gözü, kulağı, ağzı olduğu iddia edilen gazetecilerin eskisi gibi yazamaması, konuşmaması, söylememesini fırsat bilip ‘Çaldığım düdük’ diyen bir iktidar da rahatça kendi gazetecileri ile oluşturduğu tozpembe dünya’nın hali de, ülkenin durumnuda bu olur.
Kısacası; Bu ülkenin diğer bir sorunu da iktidardan korkup, kuyruğunu bacaklarına almış olan gazetecilerdir.
Hâlbuki ne olursa olsun gerçek anlamda gazeteci olduğunda inanın tüm korkular, hapis tehditleri, ekonomik baskılar yine o gazetecilerin asıl sahibi olan toplum tarafından bedeli ödenir ve gazetecilerin gereğini yapması için tüm yollara açık tutulmaya çalıştığını dünyada ki gazetecilik tarihine baktığınızda görmek mümkün değil mi?
Yani gazetecilerin bile muhalefet yapmadığı bir dönemin yaşandığı ülkede başta muhalefet partilerinden olmak üzere kimseden bir şey beklemek hele hele iktidara direnen bir toplumun olması çok zor ve olmayacak iştir.
Bu toplumun aydınları olarak geçinip, varsa demokrasinin 4. Kuvveti olarak kendilerine ad verilen gazeteciler, ‘işim, aşım, düzenim bozulur’ diyerek yazmıyorsa, konuşmuyorsa, söylemiyor ve fotoğraflamıyorsa kusura bakmayın Ayşe Bakkalın, Tamirci Celilin ya da siyasi, muhalefetin iktidar üzerinden etkisini beklemeyin.
Çünkü toplumun sesi, kulağı ve gözü işini yapmıyorsa o gözü, kulağı ve gözü taşıyan beyin çalışmaz, vücudun yüreği cesaretli olamaz.
Ve bu ülkede ki iktidarın karşısında gerçek muhalefet bulunamaz, beklenemez ey kendisine gazeteci deyip, gerçek görevini yapmayan gazeteci arkadaşlar..