Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 24
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 14 Gün Gelmedi
abdullahank 205 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 294 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 299 Gün Gelmedi
atlantis 320 Gün Gelmedi
baris dursun 321 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 329 Gün Gelmedi
adacala 330 Gün Gelmedi
admin 332 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 333 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Basligi Görüntüle
Ardahan Haber ( Haberin Doğru ve Tarafsız Kaynağı) Haberde lider tek gazete... | Her Telden | Üyelerin İstek ve Talepleri
Yazan Yazarlarımızın Yorumları
Fakir
Yönetici

Mesaj Sayisi: 322
Nereden: ardahan
Katılım Tarihi: 01.06.05
Mesaj Tarihi 16-05-10 10:07
**Merhaba ..

Sitemizin bir çok yazar ve yorumcusunun yazılarının yayınlandığı EN YENİ MAKALE linki TIKLAYAYINIZ ..

Sizlerde düşüncelerinizi, yazıp, aktarabilir, www.kuzeyanadolugazetesi.com, www.hocvanhaber.com, www.golegozlem.com adlı sitelerimizde yayınlatabilirsiniz ..

Bize göndereceğiniz yazı ve yorumlarınız ayrıca Ardahan yerelinde günlük olarak yayınlanan Kuzey Doğu Anadolu Gazetesi, Son Vilayet Gazetesi, Göle'de günlük olarak yayınlanan Yeni Gözlem Gazetelerinde de yayınlanır ..

www.kuzeyanadolugazetesi.com
Yazan RE: Yiğidi öldürmek isteseniz de hakkını vereceksiniz!..
Fakir
Yönetici

Mesaj Sayisi: 322
Nereden: ardahan
Katılım Tarihi: 01.06.05
Mesaj Tarihi 24-08-10 03:08
Yiğidi öldürmek isteseniz de hakkını vereceksiniz!..

Dün pazardı ve pazar keyfi ile ve de ramazanın verdiği ağırlıkla biraz uyuruz demiştik.
Ama gelin görün ki gazetecinin hiç kapanmayan telefonuyla yine kurduğumuz tatil hayalinde uyandık ..
Çalan telefonun özel numara olmamasına sevinirken (!), arayanın meslektaşımız Deniz Başlı olduğunu gösteren 'Süreç' kodlu numaranın olduğunu görüp, bekliyormuş gibi uykusunda gülerek uyanan gazeteciye uzattım ..
DHA yani Hürriyet, Milliyet, Radikal, Kanal D muhabirliğini de yapan Deniz Başlı'nın, 'Abi pazarı yine bize haram ettin. Haberin manşet olmuş, hele kalk' diyordu.
Evet iki gün önce amiral gazetemiz Kuzey Doğu Anadolu'da özel haber menşesiyle yayımlanan gazetecinin haberi yine ülke gündemini sarsmıştı, hem de kısa biur süre önce çıkmasına karşın günlük 250 binden fazla satan Türkiye'nin 5. ulusal gazetesi Habertürk'te ..
Gazetecinin yaptığı her haberinin (ülke gündeminin gazeteler baskıya girmeden değişmemesi halinde) manşet olma ihtimallerini bildiği için istifini bozmadan ve de en önemlisi kibirlenmeden haberinin yine manşet olduğunu öğrenirken bende kendisini bir kez daha hayranlıkla, birazda kıskanarak süzüyordum ..
Gazeteci meslektaşları olan arkadaşlarınca istenen yardımı, (pazar olmasına karşın) yapmak için evden çıkarken kendi kendime dedim ki bu adamla evli olmam bir şans mı, yoksa şansızlık mı acaba diye?!..
Çünkü işini benden, ailesinden, torunlarından daha çok seven bu adamın özel çalan numaralarına kızsam da, öldürüp, gömsem de hakkını vermek gerek dedim ..
Nedeni ise ünlü Ata sözünde olduğunu bir kez daha anladım ..
Yani yiğidi öldürsekte hakkını vermek gerek diyordum, o evden çıkıp, manşet olan haberinin ardından gazetecilerin genel merkezleri tarafından fırça yiyen arkadaşlarına yardıma koşarken ..
Evet gazeteci yine manşet yapmıştı, hem de sürmanşet ..
Kaçıncı bu diyede düşünürken Türkiye'nin bu sınır ilçesi, Ankara'nın gözünden ırak kentinden tek başına ülkenin gündemini nasıl olup ta meşgul ettiğini de düşünmedim değil .. Dedik ya yiğidi öldürseniz de hakkını ve de alnının teriyle hak ettiği ilanlarını vereceksiniz be kardeşim ..
Yazan RE: Gazeteci'den Yorumlar
Fakir
Yönetici

Mesaj Sayisi: 322
Nereden: ardahan
Katılım Tarihi: 01.06.05
Mesaj Tarihi 29-08-10 12:45
**GAZETECİ FAKİR YILMAZ'DAN YORUMLAR

**Baskıların inadına yazmak ..

Yazının bile sanal ortama kurban edildiği bir süreçte gittiğim bankada benden istenen imzayı atarken kalem tutuşu, mis gibi kokan boyayı ne kadar özlemediğimi hatırladım ..
Bankada ki işlemleri beklediğim sırada dalıp gittim, ortaokuldan önce bile sevgiliye küçük bir not yazmak, sıranın altında ki kopyayı yazmak ve en önemlisi yare bir mektup yazmak için bugün ceplerimizde süs olarak gezdirdiğimiz boynu bükük, bana küs kaleme bakarken ..
Evet ya siz acaba kaç yıldır şöyle oturup, elinize aldığınız kalem ile bir yazı, hasret kokan bir mektup yazdınız acaba?..
Siz düşünün ben bankada dalıp gittiğim anımı anlatmaya devam edeyim ..
Evet, günlük toplam 18 sayfa gazeteye, üç internet sitesine, onca ulusal gazeteye haber, yorum yazan ben bana acıdım kalemimle yaşadığım, klaviyem ile devam ettiğim şu Ardahan’da ne zorluklarla gazetecilik yaptığımızı bir kez daha hatırlarken ..
Bizimle aynı kulvarda mücadale verdiklerini ileri sürüp, ellerine aldıkları kıytırıktan fotoğraf makinalarıyla gazeteci olanların acaba bir yorum yazabilecek kabilyetleri varmıydı?!. Yoksa iki satırlık haberlerinin doldurmadığı gazetelerini internetten al/yapıştırla mı dolduruyorlardı?!.
Ve ona buna ‘babamız, paşamız’ diyerek mi yazı yazdıklarını sanıyordular?!.
Öyle yaptıkları için mi valileri, kaymakamları, müdürleri, siyasileri kızdırmayıp, yan gelip, yatarak mı baş okşatıp, hak etmedikleri ilanlarının kesilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalmıyorlar ..
Evet ya yazı yazmak gerçekten zor bir iş, hele ki kalemle daha zor ..
Çünkü kalemin kılıçtan keskin olduğunu söyleyen atalarımıza karşın tüm baskı ve zulümlere karşı direnip yazmak kadar güzel bir şey varmı bilmem ama bakın yine yazdım hem de tüm baskıların inadına ..

**Sizin Pide vurgunu, Bizim açlık grevi ..

Bilmem hatırlarlar mı bizi sürekli takip eden okurlarımız ..
Bizim habercilikten öte iyide birer eylemci olduğumuzu ortaya koyan açlık grevi ile verdiğimiz mücadeleyi!..
Ardahan’da yaşananları tüm çıplaktığıyla, ‘O benim babam, bu benim kardeşim, şu benem arkadaşım demeden’ gözler önüne seren bu ekibin verdiği en anlamı mücadelelerden biride bugün hala devam eden pide talanına karşı orataya konulan onurlu tavırdı ..
Okurunun ve tüketicisini ve de halkının siyasileri, sivil toplum örgütleri gibi sus-pus olduğu bir memlekette yaptığımız onca yürekli haber ve yorumların yanında birde bir o kadar onurlu eylemlerimiz olmuştur ..
Evet bugün yine kavgasını adeta tek başına verdiğimiz Ramazan pidesinde ki vurgun için yıllar önce o dönemin SHP İl Başkanı olan, bugün Kongre caddesinde gözlükçülük yapan Erkan Şahmar ile birlikte hem bu ilde yaşanan duyarsızlığa, hem de halkı mübarek denilen bir ayda, yani ramazan da halkı soyan fırıncılara karşı baş kaldırmış, açlık grevi başlatmıştık ..
İki gün süren eylememiz sonucu dize gelen fırıncılar hem gramajı yükseltmiş, hem de pidenin fiyatını aşağı çekmek zorunda kalmıştılar ..
İşte o eylemin bir yenisini bugün 1,5 liraya satılan pideyi yiyen ağızları oruçlu halk yapamaz mı?..
Hem de gündüz ve zaten aç iken ..
Yani oruç tutarken açlık grevi yapmayacak, pideyi almayacak, sömürülmeye karşı duracak ve kendimi, halkımı bir iki fırıncıya sömürtmeyecem diyecek mi?!.
Bunu her konuya, kendi haklarına karşı bile duyarsız olan Ardahanlılardan istemek ise olayın diğer yürek isteyen bir yönü olmasıda ayrı bir durum olsada, ‘İstenirse yapılır’ diyor, başta okurlarımızı olmak üzere Ardahanlıları fırıncılara karşı eyleme, pide almamaya çağırıyorum ..

**Tutuklu Gazeteciler ve Bülent Arınç ..

2 yıldan fazla geçmesine karşın halen iddianamesi doğru dürüst hazırlanmayan Ergenekon davası sonucu tutuklanan Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Mustafa Balabay ve Gazeteci/Televizyoncu Tuncay Özkan'nın yaşadıkları durum ile bir kez daha gündeme gelen tutuklu gazeteciler bu ülkenin diğer kanayan bir yarasıdır ..
Bu iki gazetecinin durumunun tartışıldığı şu günlerde, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın konuyla ilgili açıklaması dikkate değer bir açıklamadır ..
Çünkü Arınç'ın açıklaması adeta vicdanın sıkıştığı anı ortaya koymaktadır ..
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Balyoz davasında hakkında yakalama emri bulunan askerler serbest bırakılırken, Ergenekon davası nedeniyle hâlâ tutuklu kalmalarına itiraz eden gazeteciler Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan'la ilgili "Bence bu feryada kulak vermek lazım" demesi bu ülkede ki Adaletsizliği de ortaya koyar gibidir ..
Çünkü istendiğinde insanlar evinde alınıp, sorgusuz, sualsiz hapishanelere atılabileceğini, istendiğinde ise içeridekilerin formalite yargılamalarla bırakıla bildiğini anlatıyor Arınç'ın açıklaması ..
Evet gazetecilerin olduğu gibi yüzlerce insanın iddianamelerinin hazırlanmasını beklediği, yapılacak yargılamaları sonucu suçlu mu, suçsuz mu olduğu bilinmemesine karşın hapishanelerde tutulduğu bir ülkede meslektaşlarımızın olduğu gibi KCK operasyonlarında, örneklerinin Ardahan'da da göreceğimiz Jandarma ve Polisin yaptığı operasyonlarla aylardır suçları ne olduğu doğru dürüst bilinmeyen insanların içeride tutuklanması bu ülkenin diğer kanayan bir yarasıdır ..
Önce tutukla, aylar hayatta yıllar sonra yargıla hukukunun ne kadar adaletli olduğunu vicdanlarının sesine kulak vererek söyleyenlerin hükümet olması, hatta bakan olması ise acı veren diğer bir olay ..

**Sayın Bakan Cevdet Yılmaz ..

Sayın bakan dün geldiğiniz Ardahan'da sizi gün boyu izleyen bir gazeteci olarak size yönelik dönüp, 'Sayın bakan Ardahan'ı birde benden dinleyin' demiş, ama başta Milletvekiliniz olan Sayın Saffet Kaya olmak üzere bazılarının panik içinde kulağınıza eğilerek uyarmasıyla çağ kepabla açtığınız orucunuzdan sonra bana dönüp, 'buyurun, bir şey diyecektiniz' demediniz .. Halbu ki beni partinizin Genel Başkan Yardımcısı Sayın Ekrem Erdem gibi dinleseydiniz hem sizin için, hem de Ardahan için güzel şeyler diyecektim, her ne kadar size gün boyu Ardahan'ı toz pembe gösterenler bana kızsaydılar da ..
Evet Sayın Bakan Bülbülan'da anlatmak istediğimi burada anlatmak ve sıralamak istiyorum .. Ki; Bu anlatacaklarımı bugünlerde bir hayli yoğun ve gergin olan başbakana da iletmeni rica ediyorum ..
Sayın Bakan 21. Bakan olarak geldiğiniz Ardahan'ın 1992 yılında vilayet olduğunu sizde duymuş, yada biliyorsunuzdur ..
Ki; Bu Ardahan'ın iki sınır kapısı olmasına karşın bu memlekette sınır ticaretinin yapılmadığını da size demediyseler de ben diyorum .. Gerçi öğretmen evinde az buçuk dokunmuştum ki bu konuya yine Sayın Kaya sizi benden hem de tiryakisi olmadığı sigara manasıyla çaldığı için yarım kaldım..
Evet sayın bakan siz ve gelmiş/geçmiş hükümetlerin Ardahan'ın da içinde bulunduğu kentlere gönderdikleri para ve kaynakların Ardahan'da şu son 7 trilyondan haricinin, yani 40 Milyonuna yakının adeta heba edildiği sayın valide size Kars'tan Ardahan'a gelirken mutlaka anlatmıştır ..
Sayın bakan Saffet Kaya'nın saymakla bitiremediği onca hizmetin birisi olan ve sizinde tırmanıp, iftar yemeğini yediğiniz Bülbülan, diğer adıyla Ardahan/Ardanuç yolunun 20 yıldan fazladır bitmediğini, bunun yanı sıra Ardahan/Kars yolunun da iki yıldır bir türlü bölünmediğini bilin ..

Sayın bakan; benimde içinde bulunduğum 17 Ağustos Marmara Depremi'nin yıl dönümünün anıldığı şu günlerde bu memlekette devlet tarafından yaptırılan 30 binanın 29'nun sonradan yapılan denetimlerde çürük çıktığı ve boşaltılıp, kullanılmadığını sanırım siz bilmiyorsunuz ..
Ki bu binalar arasında Vekilini Saffet Kaya'nın övünerek, 'Benim yaptığım bina Üniversiteye ön ayak oldu' dediği binada bulunmaktadır ..
Ve bunların bugün yapılan güçlendirmelerle yeniden kullanılmaya çalışıldığını, bu nedenle de çürük olduğu tespit edilen yeni hastanenin bu yıla yetişmeyeceği de ileri sürülmektedir ..
Sayın bakan; Ardahan'da ilk yapılanlardan olan ve bir dairesinde benimde oturduğum ve gerçekten çok güzel bir çalışma denilen TOKİ Konutlarının yenilerinin daha belediye imar planının içine alınmadığını, alt yapısının olmadan inşaatlarının devam ettiğini de belirtmek isterim ..
Sayın bakan eğitimde memleketiniz Bingöl'den de sonlardan olan Ardahan'da ki eğitim kadrolarının başında bulunan müdür gibi bir çok değişmez müdürümüzün olduğunu acaba biliyor musunuz?..
Ki; bunların birçoğu sizin gibi her gelen bakanı elem edip, kullem yapıp gönderdiğini ancak DGD'nin, FİG paralarının boşa gittiğini, bunun yanı sıra 20 yıldan fazladır Ardahan'ın güller açar denilen yollarına bir metre asfalt atmayanların halen bu memlekette idareci olduğunu da hatırlatmak isterim ..
Mevcut valimizin bile dert yanıp, hızlandırmak istediği çalışmalar için, 'Ya bir türlü vites değiştirip, hızlanamıyoruz' demesi acaba bu memlekette yıllardır hep aynı isimlerin idareci olmasından mı geldiğini yoldan giderken düşünüp, merak ederek çözmenizi bekliyorum ..
sayın bakan; Mevcut açık olan Posof Türkgözü sınır kapısından ticaretin yapılmamasının nedeninin yol olmadığını, asıl sorunun bu kapıda ithalat ve ihracat için izin verilen malların bölge şartlarına ve pazarlarına uygun mallar olmadığını bilmenizden de fayda var .. Ki vali beyin dediği gibi Gürcistan'ın yüksek vergilerin de buna neden olduğu gibi, bu kapıda görev yapanların halen baraka delinecek derme/çatma binalarda hizmet vermeye çalıştıklarını da bilmenizi önemle arz ediyorum ..
Sayın bakan; Kağıt üzerinde açık olan, hatta evraklarda görevlilerin bulunduğu Çıldır Aktaş Sınır kapısının (vekil olduğundan bu yana söylediği gibi) bu yıl açılacağını belirten Sayın Kaya'nın onca sözüne karşın halen açılmadığını, bunu bırakın mevcut gümrük binalarının bile hala onarılmadığını da söylemek gerekir ..
Sayın bakan; Son anda Ardahan sınırları içinde çıkarılan Kars-Tiflis-Bakü Demiryolunun Ardahan'a kadar uzanacağı yönündeki söylemlerinde benim veya sizin ömrünüze yetip, yetmeyeceği bilinmemektedir ya neyse inşallah erken olurda, ben mahcup olurum ..
Sayın bakan Ardahan STK başkanlarının da anlattığı gibi buralarda yatırım yapmak isteyenlerin önüne konulan onca engelin yanı sıra yapılmak istenen yatırımların önünde ki bir türlü değişmeyen yasa ve yönetmenliklerden geldiği gibi bürokrasinin bir türlü kırılmayan, 'Ben anlamam' söylemlerinin de etkili olduğunu biliniz ..
Küçük baş hayvancığının önce iç çatışmalar dolaysıyla getirilen yayla yasağı dolaysıyla bir türlü gelişmediğini, büyük baş hayvancığında hemen her yıl yaşanan çeşitli hayvan hastalıkları dolaysıyla ilerlemediğinin yanı sıra vekilinizin de ortak olduğu Ardahan-Et gibi entergelerin olmaması da Ardahan'da ki hayvancılığın önünün de ki en büyük engel olduğunu bilmenizi ve unutmamanızı isterim ..
Sayın bakan 12 Eylül'de yapılacak olan Anayasa değişikliği için evet istediğiniz Ardahanlılar gibi toplumun büyük bir kesiminin bu değişikliğin içeriğini bilmediğini size valilikte sorduğum soruyla az çok anlatmaya çalıştığımı da ve bu yönde yeni bir çalışma yapmanız gerektiğini de unutmayınız ..
Sayın bakan; Ardahan tarihinde görülmemiş bir oy, yani 3 bine yakın oy alan Ardahan belediyesi'nin çalışmalarını uzun uzun anlatmayacam, çünkü cadde ve sokaklarını az çok gördüğünüz Ardahan'da belediye çalışmalarının 2 yıl geçmesine karşın ne kadar ilerlediğini sizlerde bizzat görmüş, hissetmişsinizdir ..
Size hediye olarak verilen Ardahan Balı'nın halen markalaşmadığı gibi her yıl alınmayacak denilen yabancı arıcılarca alınıp, götürüldüğünü de bilmenizi isterim ..
Sayın bakan; STK'ların size anlatamadığı ve üstü kapalı geçtiği sorunların başında burada ki esnafın Türkiye'de kişi başına 10 bin doların düştüğü Kocaeli'nde ki vergiler, sigorta, bağ-kurlara tabi tutulduğunu, bu nedenle son bir yılda kapanan iş yeri sayısının yanı sıra bir türlü kurulmayan ve hükümetinizin verdiği Kobi kredilerinden faydanılamadığından anlayacaksınız ..
Bankaların iki kuruş kredi için üç kefil istediği bir Ardahan'da esnaf gibi tüccarında bir hayli zorda olduğunu, çekini, senedini ödeyemediğini bankalara açacağınız iki telefonla öğreneceğiniz gibi, icralık olup, tarlaya bile çıkmayan traktör sayısını da sormanızı isterim ..
Sayın bakan; Sizinde gördüğünüz gibi iftar yemeği için çıktığınız 2 bin 500 rakımlı Bülbülan yaylasında bile huzur içinde gezildiği bir Ardahan'da gerek büyük, gerek ise ülkenin canına tak eden güneyde ki çatışmaların ve olay olmadığını da anlamışsınızdır ..
Bu nedenle bu huzurlu ilin neden 1992 yılında nüfusu 178 bin iken bugün 100 bine indiğini sormanızı da ve devam eden göçün durması için öncelikle eğitim, sağlık, yol, suya ihtiyaç duyduğunu da bilmenizi isterim ..
Sayın bakan; Polisinin özel idareye ait binada ki küçük bir yeri kendisine polis evi ettiği, öğretmenlerinin lojman ve öğretmen evi sıkıntısı çektiği, memurunun kalabilecek bir lojmanı olmadığı, üniversite öğrencisi gibi evi olmayanların 500-600 lira kira verdiği bir Ardahan'da ayrıldığınızı ve yukarıda saydıklarımın yanı sıra onca sorun ve sıkıntının sizlere aktarılmadığını lütfen unutmayınız ..
Ha unutmadan bu ve buna benzer şeyleri yazıp, gündeme getirmemiz dolaysıyla 9 köyden olmazsa da, neredeyse gazetelerimizden olacağımızı bilmenizi de isterim ..
Çünkü sizin ağzınızın yandığı ulusal basın gibi güçlü olmayan biz yerel gazetelerin sağı, solu incik, cinciklenir, bu ve buna benzer haber, yorumları yazdığımız olduğunu tahmin ettiğimizden olacak ki sık sık baskı altında kalır, vekilinizin de içinde bulunduğu toz pembeciler tarafından sürekli ambargo altına alınmak istediğimizi de bilmenizi ve bizi unutsanız da lütfen Ardahan'ı unutmayınız ..
İlk kez geldiğiniz Ardahan'dan size sevgi saygılarımı sunar, başta başbakana olmak üzere bugüne kadar sizinle birlikte Ardahan'a gelen 21 bakanın olduğu gibi diğer bakanlarımızın da siyasi hayatlarından başarılı olmasını, 12 Eylül'de yapılacak olan referandum sonucu sevinip, şımarmamanızı, tersi olursa üzülüp, kızmamanızı dilerim .. Çünkü sizin yapmak istediklerinizi, yaptıklarınızı, yapacaklarınızı, yapamadıklarınızı en iyi bilen referandumdan sonra belki daha erken genel seçim için sandık başına gidecek olan biz seçmenler iyi bilir, ona göre değerlendiririz ..


**Vali hangi tarafta?..

Başta 12 Eylül'de gerçekleşecek olan Anayasa Referandumu olmak üzere birçok nedenle gerçek gündemini kayıp eden Türkiye gibi Ardahan'ın da sorun ve sıkıntıları unutulmuşa benziyor.
Önümüzdeki bayramın hemen ardından gerçek gündemi ile yeniden göz göze gelecek olan bu kentin 2010 yılını da sınır ticaretinin yapılmadığı, eğitimde 81 vilayet içinde sonlarda çaktığını, köy yollarının asfalt mı, yoksa kaldırım mı olacak diye tartışarak geçirdiğini görmekteyiz ..
Ardahan'ın geleceği için çok önemli olduğu belirtilip, her konuşmada, sohbette önemi anlatılan üniversitesinin kampüslerinin temelini iki yıldır halen atamayan bu kentin bir yılı daha boş geçirdiğini fark eden var mı acaba?.. Bunu bilmiyorum ama benim bugün, bu köşede merak ettiğim, ‘Rektör ile AKP'lilerin arasında yaşanan kampus yeri kavgasında’ Vali Mustafa Tekmen'nin nerede olduğudur?.. Çünkü bu kentin en büyük mülki amiri olan valinin bu kentte yaşanan ve her uçan kuştan haber olduğunu iyi biliyorum .. Öyle ki Vali Mustafa Tekmen'in benim bile kimlerle görüşüp, konuştuğumu bilecek geniş kapsamlı bir istihbarata sahip olduğunu tahmin etmekteyim ..
Evet, soruyorum vali beye;
-Vali bey farkında mısın, şu bizim üniversitenin kampuslarının yeri için verilen gizli bir o kadar da amansız yarışı?..
Ve sen bu yarışta hangi kulvarda yarışıyor ve en önemlisi ne yapıyor, ne ediyorsun?
Bu kentin geleceği için çok önemli olduğu söylenen ancak kampüslerinin temelini halen bir türlü atmayan üniversiteye bir el atıp ta, devletin en büyük temsilcisi benim deyip te, ‘bu işe ben el koydum’ desen Kura Projesi ve diğer projelerden daha etkili olmaz mı? Bilmem ama vali beyin bu işe el atıp, çözeceğine olan inancımla böyle bir önemli konuyu yeniden bir yazıyla sormak istediğimi belirtmek isterim ..

**Hiç merak ettiniz mi?..

4 yıl içinde Ardahan’a 21 bakan getirmekle ve mensubu olduğu Ardahan’a birçok hizmet gibi üniversite getirdiklerni ileri süren AKP’lilerin o çok övündükleri üniversite ile küs olduklarının farkındamısınız..
Ardahan’a gelen bakanların hemen hepsinin, ‘Biz açtık’ dedikleri ancak kapısının nerede olduğunu bilmedikleri Ardahan Üniversitesi’ninde AKP’lilere küs olduğunu biliyormusunuz?..
Bilmem ama bu her iki iddianın da gerçek olduğunu şöyle geriye doğru baktığınızda göreceksiniz ..
Çünkü rektör olduğu ilk gün 33 yıl sonra geldiği Ardahan’da AK Milletvekili ile birlikte caddeleri gezen Çıldırlı Rektör Ramazan Korkmaz’ın terekeme inadıyla tüm Ardahanlılara olduğu gibi AKP’lilere de küs ve kızgın olduğunu daha önce birkaç kez sağından solunda dile getirimiş, yazmıştık.
Tüm Ardahanlılar deyince kendisine kuzular kesenleri ve laşete götürenleri ayırırsak adeta yanlızlaştırılan rektörün buna kızarak koç başlı, altı kımız dolu masasında oturmayıp, sürekli il ve yurt dışına kaçtığınıda bilirken, iktidar partisinin Ardahan temsilcilerinin de rektör kadar rektöre kızgın ve küs olduklarını da biliyoruz.
Buna neden olarak her ne kadar üniversitenin kampüslerinin yeri için yapılan yer seçimi dense de, kendilerinin açtırdıklarını ileri sürdükleri üniversiteye hastane, tedaş ve diğer kurumlara çel çocuklarını yerleştirmediklerinden rektöre, ardından üniversiteye küs olduklarını sanıyoruz ..
Evet Ardahan’a gelen onca bakanının kapısının nerede olduğunu bilmediği Ardahan Üniversitesi’ne iktidar partisi küskün, üniversitede de AKP’lilere küskün!
Ve yeni gelen vali ve kaymakamlıklamız da sona eren küskünlüğün bu kez AKP’liler ile Üniversite arasında yaşandığı ve rektör yenilene kadar bunun böyle gitmesinin Ardahan’ın kar hanesine zarar yazmak olduğunu da fark etmek gerekir ..

**Kan duracaksa görüşün ..

Başbakanın sorduğu bir soru dolaysıyla fırçaladığı Ali Kırca’nın programını izliyorum.. Sıcaktan mı, yoksa son günlerde yaşadığı sıkıntıdan dolayı artan şekerinden mi bilmem ama konuşmasına başlamadan sürekli su içmeyi ihmal etmeyen başbakanın, ‘birileri PKK ile görüşüyor’ yönünde ki iddilarını cevaplandırırken verdiği cevaplara gülüyorum ..
Çünkü Ali Kırca’nın sorduğu, ‘Hangi paşa ile aran iyiyidi’ sorusuna ‘Ya kardeşim böyle bir soru sorulur mu? Devlette böyle bir şey olurmu, biz devleti idare ediyoruz. Bizim aramızda ayrım, gayrım olmaz.’ diye cevap verip, kızan aynı başbakan ‘PKK ile görüşülüyor mu?’ sorsuna verdiği cevapta ise, ‘Biz hükümet olarak değil, devlet görüşebilir’ demesi gerçekten gülünç, bir o kadar da saçmaydı ..
Çünkü Ali Kırca’nın sorusuna saçma diye cevaplayan başbakan bir taraftan, ‘hükümet olarak PKK ile görüşmedik’ derken, diğer taraftan kendisinin başında bulunduğu devletin PKK ile görüşmesinin normal oldruğunu söylüyordu ..
Neyse burayı geçelim diyorum ..
Çünkü bana sorarsanız, hükümet yada devlet PKK ile bir an önce görüşülmelidir..
Çünkü 30 yıldır akan kan duracaksa PKK’nın da içinde bulunduğu herkesle bir an önce görüşülmelidir ..
Ben bu ülkenin insanı olarak insanların çatışmaması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır diyorum, PKK ile mi, yoksa Kürtlerin temsilcileriyle mi kiminle olursa olsun görüşülsün diye haykırıyorum..
Ve eğer görüşülüyorsa başta Türkler olmak üzere her kes bunu desteklemelidir.
Ve denmelidir ki; kan duracaksa, silahlar susacaksa masaya oturup, bir birimizi dinleyip, ne istediğimizi aynı ülkeyi, aynı kaderi paylaşan iki halk olarak dövüşmeden, kavga etmeden, birbirimizi boğazlamadan yüreklice, cesurca, kırmadan dökmeden, ‘evet görüşün’ denmelidir ..

**CHP’nin bilinç altı ..

Kürtleri dışlayıp, Kürt sorununu çözmye kalkanların 30 yıldan fazladır yaşanan sorunu çözemedikleri gibi bu ülkenin yoksul halkının 50 milyon dolarından fazlasını silaha harcadığını bir kez daha hatırlatmak ve yazmak gerekir mi bilmem ama beni asıl yaralayan bu ülkede Kürtlerin sırtına binip, yıllarca hüküm süren sözüm ona solcu, demokrat, aydın olanlardır ..
Bu ülkede Kürtlerin oyunu alıp, iktidar olma rüyası görenlerin, ortaya koydukları samimiyetsizlikleri dolaysıyla bunun mümkün olmadığını görünce bilinçleri altında ki kafatasçı görüşlerini sergilemekten çekinmedikleri görülüyor ..
MHP’nin bile ortaya çıkıp, ‘Ya kardeşim 30 yıldan fazladır akan kan duracaksa PKK ile olmazsa da Kürtlerle ve onların temsilcileriyle niye görüşülmesin ki’ demesi halinde bile Kürtlerden oy alabileceğini hesaba katmayan sözde solcu CHP’lilerin yıllarca oyunu alıp, bir şey vermedikleri Kürtlere bakışı her geçen gün daha da netleşmektedir ..
Milliyetçi MHP’den, Ergenekondan yargılanan İşçi Partisi’nden bile daha öteye gidip, Kürtlerin top yükün temizlenmesi gerektiğini söyleyecek kadar ileri gidenlerin bu ülkede değil iktidarı, nanayı göreceklerini şu 12 Eylül’de yapılacak olan Anayasa Referandumun da bir kez daha görülecektir ..
Kaldı ki bunların, 5 dakika Kürt olamadıklarını söylerlerken, Kürt’ün K harfini bile ağızlarına alamadıklarını yeni Genel Başkanlarının meydanlardan yaptığı konuşmalardanda anlaşılmaktadır..
Kürtlerin artık kandırılamayacağını, kendisine yada onun derdini azda olsa anlayanlara ortaya koyduğu onurlu istemleriyle oy verdiğini görmenin sıkıntısını yaşayanların asıl sıkıntısı ve derdinin gecenin yarısında bile Silopi’de, Hakkaride, Şırnak’ta en az 50 bin insanı toplayan meydanları inteleten Kürtlerin temsilileri olduğunuda anlıyoruz..


**Neden evet diyormuşum?

12 Eylül’de yapılacak olan Anayasa referandumu öncesi yaşanan tartışmaların başında gelenin kimin ne dediği, yani yapılmak istenen değişikliğe EVET mi, HAYIR mı denilip, denilmeyeceğidir ..
Yoğun bir şekilde süren tartışmalar noktasında biz gazetecilerinde tavrının çok önemli olduğu ve gazetecilerin bu konuda ne dediği de tartışılıp, konuşulmakta ve de yorumlanmaktadır.
Evet toplumu yönlendirmede büyük etkisi olan gazetecilerin her konuda olduğu gibi bu konuda da görüşlerini ortaya koyması gerektiğine inan bir gazeteci olarak ben tavrımı çoktan, yani tartışmaların bu denli ateşlenmeden açıklamış ve demokrasinin önünde ki engellerden biri kalkıyorsa kararımın demokrasinin önündeki küçükte olsa bir çakıl taşının kalkması için evet olduğunu açıklamış, hatta birileri gibi saklamadan evet demiştim.
Benim bu kendime özel kararıma gelen desteklere karşın, bir o kadar da tepkinin geldiğinide görüyorum ..
‘Gazeteci fikrini açıklamaz’ görüşü üzerine oturtulan yorumların beni şaşırttığını ve benim, ‘nasıl olur’ AKP’yi destekleyebileceğimi sorguladıklarını görüyor, izliyor, cevaplamaya çalışıyorum..
Gerçi bu yönde birde yorum yapmış, benim 12 Eylül’de yapılacak olan Anayasa Refrandumunda evet derken AKP’ye değil, demokrasiye evet dediğimi anlatmaya çalışmıştım ..
Ve bu görüşün sadece beni bağladığını da anlatmaya çalışmıştım.
Ancak gördüğüm kadarıyla beni eleştirenlerin benim her konuda olduğu gibi bu önemli konuda da görüş belirtmek istememe karşı çıktıklarıdır ..
Neden? Ben hem bir seçmen, hem de bir gazeteci olarak fikrimi açıklayamam mı?
Tabiki açıklarım, tabiki tezimi savunur, neden bunu yaptığımı anlatırım. Çünkü bende insanım ve düşünüyorum ..
Yazan RE: Sizde yazın
Fakir
Yönetici

Mesaj Sayisi: 322
Nereden: ardahan
Katılım Tarihi: 01.06.05
Mesaj Tarihi 02-11-10 19:31
Sizlerde yazabilir, yorum ve görüşlerinizi gönderebilirsiniz..
fakiryilmaz323@hotmail.com
Yazan RE: Ardahanlı Deliler
Fakir
Yönetici

Mesaj Sayisi: 322
Nereden: ardahan
Katılım Tarihi: 01.06.05
Mesaj Tarihi 02-11-10 19:46
<font face="Trebuchet MS" size="4"color="#FF3300">Ardahan Öyküleri/Yılmaz Yalçıner
DELİLER TOPLANTISI‏</font></p><p class="MsoNormal" style="text-align:left"><font face="Verdana" size="3" color="#003162"><img border="0" src="http://www.kuzeyanadolugazetesi.com/resim/yalciner yilmaz.gif"align="right" alt="Yalçıner Yılmaz"<font> <font face="Verdana" size="2" color="#003162">**Sazaralı rahmetli Selçuk Demirci'ye adanmıştır._
....................
- Kırk yıl.
_ Oldu mu?
_ Helal olsun!
_ Azmin elinden hiç kurtulan olmuş mu?
_ Sabır ikinci akıldır.
_ Necip Fazıl:
"Suda yürümek zor değil. Suda yürümek istemek zordur. Yürünmesine inanan yürür!" dermiş.
_ O gece han'da kaldığınızı anlatmıştın. Hele aklımda: Allasen kimdi handakiler...
Sergüzeştli öykü girizgahı deneme ile maksada matuf azmen massedildi.
_ Şino! Ne istersin? Keyfin kök oğlum!
Şino cevaplıyor:
_ Ola! Gedder!...Ayı olduğ, kurt olduğ, onun, bunun mal-davarını yediğ; senin neyin yediğ?
_ Allah var yukarda. Bize bi fenalığın toklaşmamuştur. Mamo Can!...
Çay bardakları var. Garsiyon getirdi azevel.
Çaylar havada... Masa yok.
Masa var, masa değil. Bardakları, bardak değil.
Adamlar sohbet eda eyliyor. Edaları eda değil.
Mekan mevcut: bizim Mal meydanında ao şeygilin kahve; amma mekan, mekan değil.
Zaman var: öğleye yakındı; zaman, zaman değil.
Herşey vardı. Herşey, herşey değil.
Pazar'a yetişmeğe gidiyorlar. Yetişmeleri, yetişme değil. Pazarları, pazar değil.
_ Ola, nedir? Daaa diyecen de! Nedir bu mirat?
_Mirat'a kalan'a mirat diyecem mirat değil!...
Han'da Ardahan havalisi delileri o gece konaklamıştılar.
Aha ifşaat sene... Ağzımızda bakla, faş ola deliler'i, ifşaa ediyoruz:
Posoflu Deli Kemal: o da ordaydı... dirgen hastasıydı. Dirgenin sapını alır, demirini taşa vurar sesiyle meşkederdi. Dakikalarca bunu yapardı. Çevredekilerin artık ne kulağı kalırdı, ne başı. Kovardılar encamı: kendi de insanlar da rahatlaşırdı.
"Allah'ın ateşiydi."
Mahsusen... desen yapmazdı. Aklı kıt değil, yoktu.
Çakmakla oynamayı huy etmişti. Çat ha çat yakar söndürürdü. "Cinleri emretmiştir." insanların yorumu cinlereydi. "Cinlenmişte böyle olmuştu..."
Hanaklı mıydı?
Damal'dan mı?
30- 35 yaşlarında orta boylu. Bir gözü layın yani şaş, başı ya sağ omuzuna ya sol omuzuna düşerdi. Belli ki sinir sistemi sorunluydu. Başını tutamıyordu. Nörolojik sorunlarla boğuşan insanlardı bunlar. Onları tarif etmede, tanımlamaya gerçeküstü ile cehdetmek maslahatgüzarlıktı ki tercih sebebi olurdu maalesef.
Ayağında kara lastik. Birinin numarası iki numara büyüktü. Sağ ayağı numarasındaydı. Sol ayağı lastikten çıkıyordu. Çıkmasın diye süründürürdü.
"Kim kimdi? Han da akşamleyin." dedi Guzik adam.
_ Dedi me, Posoflu Kemal, Kars'dan terlikle yürüyen Kazım, Nafo, ben, Kışla Hanaklı, araba da yatağın içinde yatanla, onu gezdiren kor kardaşı.
Millet birbirinin gözüne mat mat baktı. Herkesin diyeceğini Pala Dayı dedi:
_ Ola, olağanüstü genel kurul mu yaptız?
Baba daha kim de can kaldı. Gül, gül, gül.... insanlar altlarına siydi!...
" 1. ARDAHAN DELİLER OLAĞANÜSTÜ GENEL KURULU"
_ Eleziz'e otobüs kaldırsınlar söyleyin Yetim'e de...
_ Yer kalmazsa ben motorun üstünde giderim. Pala Dayı... sen?...
_ Ola!.. araya razıyım araya. Minder verün altıma, Gerdan kırannn!
_ Meşe Ardahanlı biri varidi ona yer kalmadı.
_ Şöfernen değişe- değişe getsinler...baba herif demişe!... otobisin yanında koşsun!
Gül ha gül ile: Hoş vaktin kesesinden aldıkları açarla, gülmenin kasasını açmıştılar.
Tekkaş Dayı:
_ Dayın kurban!... Hele ajans ver. Haberlerde ne var?
Şaş gede, radyo ajansını bezeyerek sanki spiker haber okuyor. Aynen okurdu. Spiker, mipiker'e allah etmesin bişey oldu mu, bunu götür, koy yerine haber okusun. Muvakatten. Fazla tutmayacan... çuvallardı... Muallel hataları yapardı mantıken. Bir aradurur sonra...
... güzel de derdi:
<img border="0" src="http://www.kuzeyanadolugazetesi.com/resim/deliler toplantisi ardahan.jpg"align="left" alt="Ardahanlı deliler .."<font> <font face="Verdana" size="2" color="#003162">_ Pil takın radyo çalışmiyer.
_ Pil'in hediyesi ne gaderdir? Efendi yegenim?
_ İkibuçuk lira...
İkibuçuk lira almadan öldüm-allah ajans okumazdı.
Ajans'ı dininın, dinının müzik sesiyle ağzından bezeyerek açardı. Göz kapaklarını kapar. Hırtleğini temizler. Yeryüzünün en ciddi işini yapıyormuşcasına kasılırdı. Şöyle ki, baston yutmuşta kıpranamıyormuş sanırdı, bakanlar.
Elini kulağına kapatır; uzun hava çeker gibi yapardı.
Başını dengelemek miydi? Bu hareketin maksatı?...Başı eserdi.
Halamzade, Tekkaş, Pala Dayı, Gerdan boyun, Anan ölsün, Çorumlu ve bir iki kişi daha vardı... Kurgusal isimlerdir bunlar: var değil.
İnsanlar vardı, var değil.
Kuşlar ılgın ağaçlardan kahvenin önündeki matrağa kapılmış, pıkkıllaşıyordu.
Ilgın ağaçlar, ağaç değil. Kuşlar kuş değil. Kahvenin önü, ön değil...
Zemin zemin değildi. Açık havadaydılar, hava hava değil. Güneşli dışarısı, güneş güneş değil.
İkibuçuğu sen deme: 'Anan ölsün' vermiş. Şaş'a örgetmişler. Matrak olsun diye.
Pala'nın kaynanasına sög! İyi örgetmişler ama. Pala'nın kurmacadan haberi olmadı.
Bir ikibuçuğuda Pala'dan almıştı Şaş Gede ayriyeten.
Haber cıngılı ile başladı: "...Dınınınnn! Nınınınnn!"
"...Şimdi aldığımız bir habere göre: Asoyşıt prenses bildirdiğine göre. Golda Meyir Opek yetkilileriyle görüşecekmiş. Viyanada bulunan..."
Bazı kelimeleri tay kukulu gibi sıç'rattı... savardı böyle. 'Press' kelimesini sizde fark ettiniz, 'Prenses' diye telaffuz etti. Eh bu kadar kurs görmemiş spiker! ANCHORMAN olacak hali yok!
Filankes filan merkezde kurs eğitim alıyor.
Bizim spiker dayı-yegen pazarından... çekirdekten yetişme. Tarla biraz çeğiliydi...
Spiker spiker değil.
Anchorman anchorman değil.
Tarla tarla değil.
Napızar napızar değil.
Haros haros değil.
Hodağ hodağ değil.
Çeğil çeğil değildi!
Ardahan menşeili şahıs isimleri: horata varya açık havada, kahvenin kapı kırağına hıncahınc dolmuştu. Ne doluşmuştu namalum?
Ajans okuyan Hanaklı uzak'a kaçmış. Bulunduğu ıraktan haberi veriyor. Ajans'ı namı hesabına açan Pala Dayıydı: " Radyonun sesini kapattınız mı? Yoksa radyo ilerledi, ırağa mı gitti?" Pala'ya sögdüye Ajanscı. Uzak 'a çekildi, dögüp, mügmiyeler?
Şahıs isimleri buna gülüştüler.
Bunlar:
Ağzı cırığ,
Kocakafa,
Çorabı yırtığ,
Babadan yetim,
Hala kurban,
Dudağı yeke,
Bizim ev şevet,
Alha eniştem,
Beyazkaşlı,
Porttağ göz,
İt ayaklı,
Şahane düngür,
Hoşbeş Delğanlı...
Herkim bakmadı mı?
Ajans okuyan ajans oldu. Tarih atlasında meridyene kondu.
Guzikti,
Keçel adamdı,
Yakası bitliydi,
Ve ajans okuyandı.
Tomarı ordaydı.
"Hele orya allahın seversen!"
Guzik guzik değil
Keçel keçel değil.
Ajanscı horavel söyledi. Dağ, taş ingilledi.
"_Yalan diyenin; iki gözü korolsun!"
Gebze
Yazan RE: SAYIN FAKIR
cerci
Üye

Mesaj Sayisi: 141
Nereden: ardahan
Katılım Tarihi: 18.02.09
Mesaj Tarihi 10-03-11 10:56
sizin ve okuyucularinin gönlüne göre yazmak ne yazik ki yazamyoruz kendin inanc ve düsüncemizide yazinca ambrgo koyuyursunuz.
ve üyeligimizi iptal tehdidyle uyaryorsunuz
size basarlilar dlyorum


ardahan icin yaptiginiz calismalari öncelikle ardahanlilar önemsemeli ve destek vermelerini bekliyorum.
izledigim kadari ile taraf siz ilkesini gayet iyi bir sekilde tüm partileri icin kulaniyorlar size basarlar diliyorum ARDAHAN TV
cerci
Yazan RE: Yorumlarımız Okuyormusunuz?
Fakir
Yönetici

Mesaj Sayisi: 322
Nereden: ardahan
Katılım Tarihi: 01.06.05
Mesaj Tarihi 20-04-11 22:06
**sitemizde yayınlanan yorumları okuyormusunuz ..
Sitemizeüyemisiniz?..

**Sitemiz üzerinde yayınlananhaberleri görüntülü olarak izmeket için;ARDAHAN TV linklerini TIKLAYINIZ ..

Sitemizin adresini MSN ve Facebook Dostlarınıza Göndermeyi Unutmayınız..

www.kuzeyanadolugazetesi.com
Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan