Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de
MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw
Tatilcileri Uyaran Veysel Karatay
AK PARTİ 2024 YERELİ SİLME ALIR!
İlk uyarısını mesleğini yakından ilgilendiren araç sürücülerine yapan TAY SÜRÜCÜ KURSLARI Yönetim Kurulu Başkanı Karatay, önceliğin bayram tatiline çıkan sürücülerin trafik kurallarına uymasının mutlakiyetine dikkat çektiği açıklamasında hepimizi derinden üzen trafik kazalarında dünya da en çok kaza yaşanan ülkeler arasında olduğunun unutulmamasını isterken her konuda olduğu gibi trafikte de eğitimin olmazsa olmaz olduğunu belirtti.
Muhalefet 2024 Yerel Seçimlerini Kaybeder..
Aynı zamanda aktif siyasetçi olan TAY SÜRÜCÜ KURSLARI Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Karatay son genel ve cumhurbaşkanlık seçimlerini de değerlendirdi.
Hala içinde olduğu ve Genel Başkanına Danışmanlık yaptığı Gelecek Partisi başta olmak üzere muhalefetin seçimi kazanmak için tüm şartların olmasına rağmen kayıp ettiği seçimleri kazanan Erdoğan’ı kutlarken partisi Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu ve 6’lı masayı oluşturan ve seçimlere kadar ‘kazanacağız’ diyen Kılıçdaroğlu ile diğer muhalefet liderlerinin seçimlerden hemen sonra istifa etmeleri gerektiği yönünde görüşen kendisinin de katıldığını belirtti.
Yeşil Sol çatısı altında seçimlere giden HDP’nin de içinde olduğu tüm muhalefet liderlerinin bu halktan gerekli onayı alamadıklarını kabul edip, yeniliğe imkan vermesi gerektiğini söyleyen TAY SÜRÜCÜ KURSLARI Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Karatay seçildiğinden bu yana İstanbul’dan çok ülkede gezmekle meşgul olan İmamoğlu’nun ve muhalefetin diğer belediyelerinin bu gidişle 2024 Mahalli İdareler Seçimlerini de kaybedeceklerini söylemek zor olsa da görünen köyün klavuz istemediğini ben değil, tüm kamuoyunun söylediğini belirtti.
arşiv haber/yorumlar 24.05.2023 tarihli haber/yorum/reklamlar

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek açıklaması üzerine HDP ve Yeşil Sol Parti’nin ortak açıklamasında, son durumun değerlendirilmesi için toplantı yapılacağını duyurması ülke seçmeni tarafından dakika ile izlenirken, partinin tabanı HDP’liler Yeşil Sol’un parti üst tabakasının mevcut iktidarın ve trolllerinin oluşturmak istediği kafa karışıklığına gelmeyip, yerinde ve Kılıçdaroğlu kararında sabit durmalı diye uyarıda bulundu.
CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna ilişkin Zafer Partisi ile yürüttüğü görüşmelerin sonucunu ortak açıklamayla duyurdu. Açıklamada konuşan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Seçimde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğiz” dedi.İki parti arasında ayrıca genel başkanların imzasıyla 7 temel ilkeden oluşan bir protokol imzalandı.
Bu gelişmenin ardından, birinci turda Kılıçdaroğlu’na destek kararı açıklayan HDP ve Yeşil Sol Parti’nin ne yönde tavır alacağı merak konusu oldu.Yaşanan gelişmelere ilişkin HDP’den kısa bir açıklama yapıldı. Açıklamada, “HDP ve Yeşil Sol Parti Merkez Yürütme Kurulları olarak ortaya çıkan son durumu değerlendirmek ve tavrımızı kamuoyuna açıklamak üzere toplanıyoruz. Toplantı sonrası yazılı açıklama yapacağız” denildi. Aynı açıklama Yeşil Sol Parti’nin resmi hesabından da yapıldı.
“BOYKOT MOYKOT YOK”
Öte yandan önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı ve 27. Dönem Van Milletvekili Sezai Temelli de Twitter hesabından “Boykot moykot yok! Sandığa gideceğiz faşizmi yıkacağız, iktidarı değiştireceğiz. Faşizmi yıkacak güç bize karşı yazılmış her türlü protokolü de kimlerin ağzına tıkayacağını da çok iyi bilir” ifadelerini kullandı.
ADALET ve AYRIMCILIK…
Hayatın her dalında ayrımcılık olduğu gerekçesiyle aranan ve bu nedenle birçok olaya hatta, kan dökülmesine neden olan, bunun da sağlanamadığı iddia edilen adalet dolayısıyla olduğu ve, adalet yok denilip çare arandığı, adı saray olan adliyelerde aranır. Kadın figürü ile süslenmiş heykellerin elindeki teraziye baktığımızda adalet dengesinin yani tartısının eşit olmadığı gibi özellikle siyasi baskılar dolayısıyla dengeyi kaçırdığı da iddia edilir.
Kadının hakim olduğu hakimin de verdiği karar adalet olup kesilen parmağı kanatmadığı iddia edilen şu dünyada, adalet sağladıklarını yada sağlamaya çalıştıklarını iddia edenlerin saraylarına pardon adliyelerine bir bakalım mı?
Olağanüstü bir koruma, kollama yetmez, askeri ücretliden çok iyi olmasa da iyi bir maaşla ve giydiği düğmesiz cüppesi ile saygınlık timsali olan adalet personelleri yani hakimi, savcısı,avukatı kısacası adliye çalışanlarının kapısı ayrı makamı heybetli olurken; adalet arayanın da daha adliyeye girmeden uğradığı ayrımcılık ile eziklendiği bir sisteme ne kadar adaletli denir ?
Bırakın adliyenin kapısını, adalet dağıttığı iddia edilenin makamını; tuvaletleri bile özel kimse giremez uyarıları ile kapalıdır vatandaşa!..
Bu nedenle prostatlı olanların adalet aramaya giderken altlarına etmemesi garantisi yoktur. Kısacası, hakiminin savcısının avukatının da çok razı olmadığı adalet sistemi de diğer sistemler gibi keşmekeş karışık ve bir o kadar adaletsiz.
Hakime sitem edersin, Emekli General ölene kadar askeri lojmanda bedavaya kalır; Milletin vekiliyim diyen ve 2 yılda süper emekli olan savcıdan kat kat yüksek emekli maaşı alır; avukatlar ise, emekli olmadan maaşım garanti olsun diye hakim veya savcılığa başvurur bu ülkede.. İşte Adalet işte Saray, İşte Hak işte Adalet!..



.jpg)
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü”ne dair hazırladığı raporu açıkladı. Rapora göre Türkiye 2022 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke içerisinde 149. sırada yer aldı. Raporda, gazeteci düşmanlığı ve gazetecilere yönelik fiziksel saldırıların iktidarın tutumu nedeniyle geçtiğimiz yıllarda artmaya başladığı belirtilerek 20 yılda 848 gazetecinin
tutuklandığı kaydedildi.
.jpg)
Associated Press diyemeyen GAZETECİ!..
Ajans Press, Times, CNN gibi nice ajansların yanında Devletin haber kanalı olan Anadolu Ajansı misali ajanslar ve Rus devletinin desteklediği Sputink ya da çoğunun hoşuna gitmeyen hatta istenmeyen, sistem dışı haberler yaptığı gerekçesiyle yani bazı gerçeklerin okunması kısıtlanan gibi haber ajanslarının ‘haberi önce verme’ yarışı içinde aynı haberi bir saniye önce ya da iki saniye sonra abonelerine dağıtıp, haberi önce verme telaşını taşıyan gazeteci meslektaşlarımın da içinde olduğu Gazeteciler günü 10 Ocak bugün.
Aynı zamanda biz gazetecilerin çalışmaları, açıklamaları, yapmaları gerekenleri yapmadıklarını yazdığımız ‘İdareciler Günü’ de olan 10 Ocak Gazeteciler günü dolayısıyla bugün hem biz gazetecilere hem de idarecilere bolca ‘gününüz kutlu olsun’ mesajları gelecek. Ve ‘Tüm engelleme ve yasaklamalara rağmen iyi ki varsınız sizi kutluyoruz…’ diye Karadeniz’den olmaz da telefonda hazır kalıp jpg ya da video kliple gazlar verilecek.
Ama bu mesajları yazanlar başta olmak üzere başı sıkışınca “yaz gazeteci yaz bizim köyün olmayan yolunu da yaz” diyenler, gazetecinin yazdığı gazeteyi de almaz, 84 milyonluk ülkede bir milyonu magazin, spor, bulmaca 2 milyondan az gazete satıldığından bihaberdir..
Gelelim biz gazetecilerin hak etmediği güne..
Yukarıda saydığımız ajanslar başta olmak üzere, gelen haberleri oturduğu yerden al/yapıştırla gazetesine, internet sitesine hatta sanal sayfamızda paylaşarak gazetecilik yaparız.
Çünkü Kırşehir’de, Kars’ta, Konya’da, Ardahan’da, Ankara’da hatta basının merkezi diye bilinen İstanbul’da birileri ‘gazeteciyim’ der, ama Karaman’da, İzmir’de, Afyon’da, Diyarbakır’da hiç haber yokmuşçasına Asya’da adını sanını bilmediğimiz bir ülkeyle ilgili tarım haberini haber diye sunarız, bir mankenin yarı çıplak fotoğrafını paylaştığı mesajı derbi maçının önüne alır, adeta paparazzilik yapar, bu çok önemli (!) mesajı siyasetin hatta takımım Fenerbahçe’nin Aslan’a 3-0 yenildiği derbi maçının önüne alır çok önemliymiş gibi manşet yaparak gazetecilik hünerimizi ortaya koyarız…
Kısacası 657 ye tabii devlet memurları gibi resmi bilgiler dışında habercilik yapmayan kendileriyle birlikte aynı gün yani biz gazetecilerin de günü olan 10 Ocak’ta günlerini kutlayan iktidar temsilcisi siyasileri, kamu idarecilerini üzmeyen habercilik şeklinde gazetecilik yaparız.
Şimdi soruyorum ben Ardahan Habercisi iddiasıyla Ugan’da da yaşanan açlık haberini vererek mi gazetecilik yapacağım yoksa ‘kar yağdı, hava dondu, karganın kırılan kanadını cendermeler iyileştirdi.’ şeklinde haberler dışında haber göremediğimiz ve adını telaffuz edemediğimiz Associated Press Ajans haberleriyle geçiştirilen memleketim Ardahan’dan haber yaparken bu kentim gibi onca şehrin yoksulluk nedeniyle doymak için her yıl bin kişinin göç ettiğini yazmayarak mı gazetecilik yapacağım.
Yani Kocaeli haber sitelerine, bölge haberleri yaptıklarını iddia edip, iktidarın haberleri dışında haber vermeyen TRT gibi resmi ajanslardan gelen haberlerle habercilik yapmayan biz gazetecilerin günümü 10 Ocak?!..
Yoksa Ümit Kaftancıoğlu gibi başkentin ortasında vurularak öldürülen, Ülkücü Sinan Ateş misali haber için gittiği alandaki parkta ölü bulunan Metin Göktepe’nin neden, kim tarafından niye, niçin, nasıl, neden öldürüldüğünü soruşturmadığı gibi mi gazetecilik yapılacak ki günümüzü, İdareciler Günüde olan Gazeteciler Günü olarak ilan edilen 10 Ocak’ı hak edelim..
Bilmem ama kendi haberini bile yapmayan gazetecilerin gazeteci olarak kutlandığı her 10 Ocak’ta hatırlanıp, kuru bir mesajla kutlanan biz gazeteciler günü 10 Ocak..
Ha kuru dedikte cuma mesajları misali erken gelen bir mesaj beni ağlanası halimize güldürüp, gözlerimin yaşarmasına sebep oldu.
İşte stres içinde yazımı tamamlarken beni güldüren, halimizi anlatırken gerilen beni kendince iyi tanıyan, sorgulayan biraz değil, bugünlerde bir hayli adı konuşulup, tartışılan gazı tam veren günün ilk mesajı aynen şöyle;
‘Benim mesleğine aşık, civa gibi hareketli, işini gerektiği gibi yapan sağcı, solcu ayırımı yapmadan gerektiği yerde gerektiği şekilde yazan, özünde çok iyi ve çok temiz kalpli olan ama bir o kadar da sinir küpü olan, doğrucu başı olduğu için gözünü budaktan esirgemeyip direk o kişinin yüzüne söyleyen ve bu nedenle bazı kişiler tarafından sevilmeyen değerli arkadaşımın, dostumun 10 Ocak Gazeteciler Günü Kutlu Olsun.’ şeklindeydi
Bu içten ve samimi mesajıyla kendince beni derleyip, bana not veren ve sanki biz gazetecilerin haline üzüldüğümü hissedip, adeta kendince beni teselli edip, gülümseten bu içten ve samimi mesajı yazan ve günlük gazete aldığını bildiğim dostuma, arkadaşıma, sevdiğime teşekkür ederken ayıp olmazsa 10 Ocak’lar da gelen, gelecek olan mesajları atanlara da bir soru soracağım.
Evet, kuru bir mesaj ile gazetecilerin gününü kutlayan siz bugün bir gazete bayisine gidip, günlük bir gazete aldınız mı, Trump’un karşısında bacak bacak üstüne atan gazeteci gibi gazeteci bildiklerinizin daha güçlü, daha özgür olması için reklam vermeyi düşündünüz mü?
Cevap, ‘evet’ ise 85 milyonluk ülkede demokrasinin 4. kuvveti denen basının 2 milyon gazetesinin ancak satıldığı ve sizin, ülkemin, dünyanın sesi, soluğu, kulağı olan gazetecilerden biri olarak başta günün en güzel mesajını atana ve hepinize teşekkürler..
arşiv haber/yorumlar 11.01.2018 tarihli haber/yorum/reklamlar




12 Eylül cuntasinin darbesiyle yerle bir olan ve yillarca İMF denen faizciye çalisan Türkiye’nin ekonumisinin rahmetli Özal’ la birlikte dis dünyaya açildigi yillarin devamini getirmek isteyen ve bunu büyük ölçüde basarip, hem iktidarinin oyunu, hem de ülkenin bütçesini arttiran Baskan Recep Tayyip Erdogan’ a inat birileri de tam tersi içine kapanik, pisirik bir yönetim anlayisiyla kendilerini oldugu gibi basinda bulunduklari kurumlari da disa kapatmak istediklerini görmekteyiz. Hem de iki ülke, 3 gümrük kapisi olup, adeta dünyaya kendisini kapatmis olan Ardahan gibi.. Bu kentin bir taraftan Gürcistan üzerinden dünyaya, Sahara üstünden Karadeniz’e, dernekler, federasyonlar ve basin üzerinden İstanbul basta olmak üzere ülkenin her tarafina açilmasi gerektigi yönünde tezleri çürütüp, “dedigim dedik, çaldigim düdük” anlayisi bu sehrin önüne takoz koyup “benim olsun, küçük olsun” anlayisi ile büyümedigini tam aksine her geçen gün biraz daha küçüldügünü ortaya koymaktadir.. Dünya ülkelerinin yani sira diger 80 vilayetin disardan gelecek olan yatirmalari yapan isadamlari oldugunu kavrayip, o isadamlarinin nerede olursa olsun arayip buldugu ve bas taci ettigi bir süreçte yine disaridan gelen isadamlarinin olusturdugu is istihdami üzerinden “en çok is istihdami saglayan kent” diyerek övünenlerin bu isadamlari gibi yeni isadamlarina ulasilmasi gerektigi yönündeki öneri ve teklifleri de ret etmesi ilginç bir o kadar da düsündürücüdür. Halbuki bu kentli olup, bu kenti göremeyen ama ülkesinin en büyük sehri İstanbul basta olmak üzere diger bati kentlerinde is istihdami saglayan Ardahan’ li yada onlarin çevresini degerlendirmek gerekmez mi? Onlari alip getirip onure ederek kenti tanitmak, sehri gezdirmek burada yatirim yapmasalar da birlikte is yapabilecekleri ortaklasa sirketler olusturabilecekleri ve hiçbir sey olmasa dogduklarindan beri görmedikleri bu kenti koklayip, ata dede yurdunu hissedeceklerini düsünsek bile bu kent için kar degil mi? Yani bu kis günü kendi etrafimizda dolasip, durmaktansa ve içine kapanmaktansa disarida bulunan federasyon, dernek yada disaridaki isadamlarina ulasabilecek kaynaklari zorlayip, bu kente gönül köprüsü yaparak Ardahan’ a ulastirmak, İs İstihdami saglamak için yeni yollara basvurmak gerekmez mi? -Hayir, biz halimizden memnunuz diyecek olursaniz vallahi diyecegimiz olmaz.. Çünkü bir kentin nasil idare edilecegini, o kentin yöneticileri kara verir diye bir ilke, bir anlayis ve bir yönetim oldukça o kente katki sunmak isteyenler ancak bu tür önerilerde bulunmaktan öteye gidemez. Ama o kentin idarecileri oldugu gibi o kenti yönetiyorum diyenlerde bir yere gidemez. **Serhat’a sahip çikmaliyiz… Bir kentin gelisiminde büyük rolleri olan olmazsa olmazlar arasinda ilk sirada olanlari siralayacak olursak eger o kentin belediyeleri, STK’ lari, basini ve sportif kurumlardir. Barosu olmayan bir kentin ‘ilk gelir kaynagimiz hayvanciliktir’ deyip istenilen sekilde islemeyen, isletilemeyen ziraat odalari oldukça, siftah yapmadan isyeri kapatan esnafi temsilen kurulan kurumlar olan ama istenen performansi ortaya koyamadiklariyla elestirilen Ardahan Ticaret, Sanayi, Esnaf oda ve baskanliklari gibi oldukça bu sehrin yani Serhat Şehir denen bu kentin gelisimi ne kadar beklenir? Bunlarin yani sira belediyeciligin çöp toplamaktan öte baska ise yaramadigini sanan bir anlayisin hükmettigi bu kentin ve ilçelerinin göç ve diger sorunlarini nasil olup çözüm bulacagi da sorgulanan sorunlarin basinda gelmektedir. Kaldi ki çöpü bile dogru düzgün toplamayan bir anlayisin Serhat denen bu sinir kentin sporuna kendi cep harçliklariyla katki sunan gençlere, gelecege sahip çikabilecegini de düsünmek gerekmez mi?. Evet, serhat denen bu sehrin adini tasiyan Serhat Spor’ unda durumu yukari da anlattigimiz gibidir. Barosunu kurumayan avukatlarin, bagli bulunduklari kurumlarin temsilciklerini bir iki kisinin sirtinda götürmeye çalisan aydinlarin serhat denen bu kentin serhat sporuna sahip çikmasi ne kadar beklenir ki? Ve en önemlisi serhat ismini tasiyip, Serhat’ la birlikte hareket etmeyen bir kulüp anlayisini bu kente oldugu gibi kendisine nasil bir hayri olur? Bilemiyorum ama yine de umudumu kaybetmek istemiyorum. Çünkü valisiyle, belediye baskanlariyla, ticaret odasiyla, esnaf teskilatiyla, basiniyla ve bu serhat kentinin ileri gelenleriyle herkesin Serhat’a yani Serhat Ardahan Spor’a son bir kez de olsa sahip çikmali diyorum.. Çünkü bu serhat kentin 3. Lig de temsili için üçüncü sansi olan bu sansi kaçirmak demek dördüncü sansinin bir daha gelmeyeceginin isaretidir. Evet, ‘bu serhat benimdir diyenlerin Persembe günü yapilacak olan Serhat Ardahan Spor’a sahip çikma toplantisi ve yemegine katilmasi, katki sunmasi adi Serhat olan Ardahan sehrine, Serhat Ardahan Spor’a, gelecegimiz olan gençlere sahip çikmak demek oldugunu bilmeliyiz ve kit kanatta olsa ‘buda bende’ demeliyiz. Demeliyiz ki; Mevcut Serhat Ardahan Spor kadrosunun toplumla, tabanla birlesip bu kenti bir TIK üste tasimasini saglamaliyiz.