Darbe girişimi sonrası yürütülen operasyon kapsamında, Ardahan Garnizon ve 25. Hudut Tugay Komutanı Tuğgeneral Erdem Kargın ve 18 asker tutuklandı.
Darbe girişimi sonrası yürütülen operasyon kapsamında, Ardahan Garnizon ve 25. Hudut Tugay Komutanı Tuğgeneral Erdem Kargın ve 18 asker tutuklandı.
FETÖ yanlısı bir grup askerin darbe girişiminde bulunmasının ardından yürütülen soruşturma kapsamında Ardahan Garnizon ve 25. Hudut Tugay Komutanı Tuğgeneral Erdem Kargın ve 18 askeri personel gözaltına alınmıştı. Emniyetteki gözaltı işlemlerinin ardından adliyeye getirilen Kargın ve diğer askerler, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme”, “Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme ve Silahlı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma” suçlamasıyla sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.
**POLİSLERDE AÇIĞA ALINDI..
Askerlerin tutuklandığı Ardahan Adliyesinde gözaltına alınan Hakim, Savcı ve Polislerinde bugün hakim karşısına çıkarılmaları beklenrken polislerin açığa alındığı öğrenildi.
**Her türlü darbeye karşıyım..
Askerlerin özlediğim İstanbul Boğaz Köprüsünün o çok kızıp, onsuz da olamadığımız trafiğini kestikleri yönün de ilk görüntüler televizyonların ekranına düşer, düşmez eşime dönüp, ‘Hanım bu durum normal bir durum değil, sanırım darbe bu’ dedikten hemen sonra fırladığım sokakta bir taraftan internet yoluyla Ardahan’da ki hareketliliği, diğer tarafta ülke genelinde yaşananları hem görüntülü, hem de sesli olarak okurlarıma, kamuoyuna anlatmaya çalışıp, ‘eğer darbeyse demokrasi ile idare edilmesi gereken bir hukuk devletine, demokrasiye sahip çıkılması ve herkesin caddelere çıkıp, darbeye karşı çıkmasını anons ediyordum..
Bununla yetinmeyip, 155’i arayarak uygulanması muhtemel bir sokağa çıkma yasağının demokrasiye sahip çıkılması adına uygulanmamasını Polis 155’te ki görevliye rica ediyordum..
Ve ardından Ardahan Belediye Başkanını arayarak, ‘Başkan neredesin, herkese çağrı yapalım, sokağa çıkalım’ diye telefon açıp, herkesin elini çabuk tutmasını istiyordum..
Ve 15 Temmuz gecesini 16 Temmuz sabahına kadar gerek cadde de gerekse televizyonun başında, bilgisayarlarımın başında kalıp, darbenin püskürtüldüğünü az çok anladıktan sonra yorgun gözlerime dayanmayıp, çek yata uzanıyordum..
Evet, 12 Eylül Cuntasının zulmünü yaşayan bir babanın evladı, bir gazeteci olarak 15 Temmuz gecesini böyle atlatırken, 16 Temmuz’dan bugüne kadar yaşananlara karşı ilk tepki koyanların başında geldiğimi ele aldığım yazılarımı bir kez daha gözden geçirirken anlıyordum..
Çünkü benim gibi herkesin gerek askeri, gerekirse sivil bir darbeye karşı olması gerekir diye düşünüyorum..
Kısacası kanın kanla değil, sulh ile temizleneceğini, yaşananlara kin ve nefretle değil aklı selimle bakmak gerektiği ve askeri ve de sivil her türlü darbeye karşı omuz omuza diyorum..