Vali Bilmez Çadırda Halkı Dinledi

Ardahan Valisi Mehmet Emin Bilmez, Halk günü dolayısıyla Karagöl mahallesinde Çadır kurdurup, çadırda muhtarlar ve vatandaşlar ile bir araya gelerek, sorunlarını ve taleplerini dinledi. Ardahan Valiliği tarafından her ay düzenli olarak yapılan halk günü Eylül ayı toplantısı Vali Mehmet Emin Bilmez başkanlığında yapıldı.Karagöl mahallesinde kurulan çadırda düzenlenen toplantıda, Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy, ilgili kamu kurum ve kuruluşların müdürleri de hazır bulundu.

Vatandaşların taleplerini dinledikten sonra çözüm bulmak için notlar alan Bilmez, bazı vatandaşların sorununun çözümü için ilgili kurum yetkililerine talimat verdi.

Katılımın yoğun olduğu halk günü toplantısında konuşan Vali Bilmez, “Sizlerin Mahalinde ziyaret edip, sizlerle tanışmak ve kaynaşmaktı amacımız.Varsa sorunlarınızı, taleplerinizi de dinleyerek Kamu kurumları ile iletişim ilişkilerinizi sağlamak. Temel amacımız budur ve buraya tartışmak ve birilerini kahraman ilan etmek gelmedik, sizlerin sorunlarını dinlemeye geldik. İnsanların sorunları sınırsız kaynaklar sınırlıdır. Bizlere düşende o kıt kaynaklarla sınırsız olan sorunların önceliklerini bilip onları gidermek. Ama sorunlardan ziyade bizim böyle zaman zaman bir araya gelip sohbet etmeye ve kaynaşmaya da ihtiyacımız var. Belki bize bu ilin yönetimi ile ilgili yol gösterecek önerileriniz de olabilir. Siz olduğunuz için biz burada varız.” şeklinde konuştu şişli escort


**Gaziler Unutulmadı..


 


19 Eylül Gaziler günü dolayısıyla Ardahan Valiliği tarafından program düzenlendi.

 


Valilik önünde ki Atatürk anıtına çelenklerin sunulmasıyla başlayan programda, saygı duruşunda bulunularak, istiklal marşı okundu. Programda, Gaziler Derneği Başkanı Yener Göğdemir, günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı, öğrenciler şiir okudu.

 


Burada ki programın ardından Vali Mehmet Emin Bilmez, Belediye Başkanı Faruk Köksoy, Garnizon Komutanı Hasan Kaymaz ve diğer protokol üyeleri tarafından, Gaziler Derneği ziyaret edildi. Vali Bilmez, Belediye Başkanı Köksoy ve Garnizon Komutanı Kaymaz, dernek binasında bulunan gaziler ve şehit yakınları ile sohbet etti.

 


Program kapsamında Ardahan Valiliği tarafından gaziler ve şehit aileleri onuruna yemek verildi. Vali Mehmet Emin Bilmez ve eşi Meral Bilmez, yemeğe katılan gaziler ve şehit yakınları ile yakından ilgilendi.

 


Burada bir konuşma yapan Vali Mehmet Emin Bilmez, “Bu ülkenin bize yurt olmasını sağlayan şehitlerimiz ve gazilerimizdir. Gazilerimiz bizim için birer kahramandır. Devlet olarak onların değerini biliyoruz ve yaşamlarının sonun kadar da sahip çıkacağız. Şehit olmanın, gazi olmanın büyük bir şeref ve onur olduğunu milletçe hepimiz biliyoruz. Rabbim, ülkemizin birliğini ve beraberliğini daim eylesin. Şehitlerimiz ve gazilerimiz, vatan için, bayrak için, namus için, birliğimiz için canını verdiler veya bedenini siper edip gazi oldular. Onun için şehitlerimizi ve ebediyete uğurladığımız gazilerimizi rahmetle anıyor, hayatta olan gazilerimize, ailelerine ve şehitlerimizin ailelerine de hayırlı ömürler diliyorum” dedi.


**Vali Halkla Çadırda Bir Araya Gelecek


*17/09/2017 Tarihli Haber


Ardahan Valiliği Valilik Toplantı Salonunda düzenlediği halk günlerine ilg olmadığını anlayınca halk gününü haklın içinde kurulacak olan çadırlarda gerçekleştirme kararı aldı.


Daha önce Ardahan Valisi olan şimdi ki Erzurum Valisi Seyfettin Azioğlu’nun döneminde başlatılan ancak son kararname ile merkeze çekilen Ardahan’ın eski Valilerinden olan İbrahim Özefe’nin kaldırdığı ve Ardahan Valiliği Toplantı Salonunda gerçekleştiren ‘Halk Günleri’ bu kez mahallerde kurulacak olan çadırlarda gerçekleştirliecek.


Ardahan’ın yeni Valisi Mehmet Emin Bilmez’in göreve gelir gelmez yeniden başlattığı ancak valilik toplantı salonunda düzenlenen toplantılara halkın gerekli ilgiyi göstermediği görülünce ilginç bir karar alındı.


Bundan sonra ki Halk Günlerinin mahallerde açılacak olan ‘Halk Günü Çadırı’ nın içinde yapılacağını duyuran Ardahan Valiliği konu hakkında şu açıklamayı yaptı.


 


20 Eylül 2017 Çarşamba günü saat 13:00’de Sayın Valimiz Mehmet Emin Bilmez’in başkanlığında ve ilgili kurum amirlerinin  katılımları ile Karagöl Mahallesi Şehit İnan Akçam Sokağında kurulacak olan çadırda halk günü toplantısı yapılacaktır.



Basına ve kamuoyuna duyurulur.



 


ARDAHAN’DA İLK DERS ZİLİ ÇALDI


Ardahan’da, 2017-2018 eğitim-öğretim yılının ilk ders zili çaldı. Vali Mehmet Emin Bilmez’in katıldığı törenle il genelinde 19 bin 159 öğrenci ders başı yaptı.

 


Yeni eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla Vali Mehmet Emin Bilmez, Şehit Ömer Halisdemir İmam Hatip Ortaokulu’nu ziyaret etti. Dersliklere giren Vali Bilmez, ilk ders gününde öğrencilerle tanıştı, sohbet etti.

 


Sohbet ettiği öğrencilere, “Sizler, geleceğimizin teminatısınız” diye seslenen Vali Bilmez, öğrencilere hedeflerini sordu, çeşitli sorular yönelterek cevap istedi. Vali Bilmez ardından, 2017-2018 eğitim-öğretim yılı açılış törenine katıldı. Okul bahçesinde ki törende öğrenciler şiir okudu, halk oyunları gösterisi sunuldu. 8’nci sınıf öğrencileri, okula yeni başlayan 6’ncı sınıf öğrencilerine “hoş geldin” gülü takdim etti.

 


“Başarı fedakârlıkla birlikte gelir”

 


Törende konuşan Vali Bilmez, fedakarlık ve arkadaşlığın başarıyı getirdiğine işaret ederek, “Okul müdürleri ve öğretmenlerimiz, birliği, beraberliği, fedakârlığı, arkadaşlığı sağlamaları lazım. Emin olun, bunu başaran okullarda başarı beraberinde geliyor. Ama bütün sorunları okul müdürlerine yükleyen öğrencilerin olduğu okullarda da ciddi bir başarının sağlanamadığının şahidiyim. Okul bir bütün olarak; öğrenciyle, veliyle birlikte yönetilir. Okul müdürünün en büyük görevi de öğretmen arkadaşlarını kendi yönetişim anlayışına dâhil etmesi, onların her birini okul idaresinin bir parçası olarak görmesi ve amir değil, onların abisi, kardeşi olmasıdır” dedi.

 


“Çocuklarımız önce birey olmalı”



Eğitimli bireylerin aynı zamanda ahlaklı ve erdemli olması gerektiğine vurgu yapan Vali Bilmez, “Öğrencilerimizi sınavlara hazırlayalım. Tabi sınavları da önemsiyoruz. Ama aynı zamanda çocuklarımızı, ahlaklı, erdemli, büyüklerini sayan, küçüklerini koruyan, paylaşmayı bilen birer birey haline getirmemiz lazım. Çocuklarımız, önce birey olmalı, kendisini sevmeli, kendisini beğenmeli, kendisi için yaşamayı öğrenmeli. Sonra bağlı olduğu aileye, topluma, devlete aidiyet duyması sağlanmalıdır. Biz çocuklarımıza hep ailenin, milletin, devletin onuru diyoruz ama çocuğun onurunu biraz görmezlikten geliyoruz. Çocuğun kendisi için okuduğunu, okumadığı zaman hayatın zor olacağını öğretmeliyiz. İşe buradan başlamalı, bunu öğretmeliyiz” diye konuştu.




 


“Okul, o ilde yaşayan herkes içindir”

 


Okulların sadece eğitim öğretim için değil, o ilde yaşayan bütün bireylerin faydalanacağı alanlar olduğunu söyleyen Vali Bilmez, “İl Milli Eğitim’de okullarımız arasında tatlı bir rekabetin sağlanmasını ve okul müdürlerimizin dayanışma içinde olmasını istiyoruz. Okullarımızın fiziki durumu çok iyi durumda, salonlarımız var, boş zamanlarda etüt yapılacak sınıflarımız var. Okullarımız milletin okuldur. Okullar sadece öğrencilerin yararlanması için değil, o ilde yaşayan herkesin yararlanması için yapılmıştır. O yüzden diğer okullarımızla, STK’larla işbirliği içerisinde olacağız, okullarımızı, salonlarımızı mahallede ki herkese açmaya çalışacağız. Mahalle de toplantı yapmak isteyen bir STK veya bir grup vatandaşımızın talebi halinde okullarımızı kullandıracağız. Bu okullar sadece der yapılsın diye değil, toplum faydalansın, birlik ve beraberliğin sağlanmasına katkı sunsun diye yapıldı” dedi.


 


“Okul Aile Birliğinde ki kötü algıyı yıkalım, aileyi eğitime dahil edelim”

 


Aileleri eğitime katmanın büyük önem taşıdığına da işaret eden Vali Bilmez, daha sonra şöyle konuştu: “Okul aile birliği denilince, hep okulun ihtiyacı olduğu zaman toplantıların yapıldığına dair bir algı oluşmuş. Bu algıyı Ardahan’da yıkmaya başlayalım. Aileyi, eğitimin içine çekemedikçe ne kadar eğitim verirsek verelim, amaçladığımız hedefe ulaşmamız çok zor olacaktır. Onun için velilerimizi işin için içine katmayı başarabilirsek, sonuca daha hızlı ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Ayrıca, belli bir takvim çerçevesinde öğrencilerin yaşadığı evlerin ziyaret edilmesinin de önemli olacağını belirtmek istiyorum. Ben de ilin Valisi olarak her hafta okul ziyaretlerinde bulunacağım. Okula geldiğim zaman bir denetim kastıyla değil,  okulda işerin nasıl gittiğini gözlemleme varsa bir eksik öneride bulunmak sizlerle birlikte olmak ve sizlerin o heyecanını paylaşmaya geleceğim. Burada ki zamanımızın çoğunu okullarımıza ayıracağız. Bu duygu ve düşüncelerle yeni eğitim ve öğretim yılının hepimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum.”



 


Vali Mehmet Emin Bilmez, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının müdürleri ile toplantıda bir araya geldi.




Valilik toplantı salonunda bir araya geldiği kurum müdürlerine yönelik konuşan Vali Bilmez, kurumlar arası diyaloğun ve koordinasyonun sağlanması noktasında kurum müdürlerinin özverili bir çalışma sergilemelerini istedi.

Kamu kurum ve kuruluşlarının asıl amacının vatandaşa en iyi şekilde hizmet etmek olduğunu aktaran Vali Bilmez, bu hizmetlerin ulaştırılması noktasında bütün kurumların üzerine düşen görev ve sorumlulukları en iyi şekilde yerine getirmesi gerektiğini kaydetti.



**Ahilik Gününde Sanayideydi..


Ardahan’da Ahilik Haftası etkinlikleri kapsamında Vali Mehmet Emin Bilmez, Ticaret İl Müdürü Gönül Cengiz ve oda başkanlarını kabul etti.



Valilik Makamında ki kabulün ardından Vali Bilmez, Ticaret İl Müdürü Gönül Cengiz, Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Birliği Başkanı Kemal Altun ve Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı  İskender Yılan ile birlikte yılın girişimcisi  seçilen esnafı ziyaret etti. Yılın esnafı ile sohbet ederek, tebrik eden Vali Bilmez, plaketle ödüllendirdi.



Vali Bilmez daha sonra, Küçük Sanayi Sitesi’nde ki esnafı ziyaret ederek, Ahilik Haftasını kutladı. Vali Bilmez, sohbet ettiği esnaftan yaptıkları iş kolları hakkında bilgi aldı.


**Valilikten Haberler


*17/06/2017 Tarihli Haber


Vali İbrahim Özefe, İl Genel Meclis Üyeleri ile merkez ilçeye bağlı mahalle ve köy muhtarlarıyla iftarda buluştu.


Yalnızçam Otel’de düzenlenen ve Protokol üyelerinin de katıldığı iftar programında konuşan Vali Özefe, “Bu akşam protokolümüzle beraber, İl Genel Meclis Üyelerimizle ve Muhtarlarımızla beraber olalım istedik. Burada bulunan muhtarlarımız, mahallelerine, köylerine hizmet için koşturuyorlar. Meclis Üyelerimiz de bütün köylerimize hizmet etmek için koşturan arkadaşlarımız. Bütün arkadaşlarımıza, bu hizmet yarışında, hizmet koşusunda başarılar, kolaylıklar diliyorum” dedi.


Birlik ve beraberliğe, bizi biz yapan değerlere vurgu yapan Vali Özefe, “Çok şükür devlet olarak, millet olarak güçlüyüz. Elbette eksiklerimiz var. İstiyoruz ki bütün yollarımız yüksek standarda ulaşsın. İnşallah bir gün o da olacak. Hep beraber çalışıyoruz, hep beraber buna gayret ediyoruz. Bu isteğimizden, arzumuzdan, arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz. Ancak her vesileyle vurguladığım gibi, bunlar inşallah olur ve olacaktır da. Para bulursunuz, üç ayda, beş ayda bütün yollarınızı çok güzel sıcak asfalt yaparsınız, duble yol yaparsınız, para bulursunuz bütün yollarınızı kilit parke yaparsınız, mekanlarınızı, köylerinizi, mahallelerinizi güzelleştirirsiniz. Bunlar imkan meselesi, ancak bir şey var ki parayla pulla hele hele Allah korusun bir kaybedildiği zaman katrilyonlarda verseniz, asırlar da geçse bir daha kazanamayacağımız değerlerimiz var. Bugün bizi burada birleştiren, burada toplayan işte bu değerlerimizdir. Aynı bayrak altında, aynı vatanda hep bir olmanın, beraber olmanın feyzini bereketini, huşusunu, neşesini, coşkusunu cenabı Allah daim etsin. Her günümüz bu mübarek ramazan gününde olduğu gibi birbirimize nezaketle, bir birimize dikkatle, bir birbirimize duyguyla bakan, birbirimizle muhabbeti olan insanlardan eylesin. Hepsinden önemlisi bu değerleri kaybetmemek gerekir. Ardahan olarak çok şükür hep beraber bu değerlere sahibiz” diye konuştu.


Vali Özefe, son olarak şunları söyledi: “Ben burada bulunan arkadaşlarımıza ve tüm Ardahanlılara vatan, millet sevgisinden, bayrak sevgisinden ve devletine bağlılığından dolayı bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Ben şimdiden Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum. Cenabı Allah ibadetlerinizi kabul etsin. Hepinize bir kez daha teşrifinizden dolayı teşekkür ediyorum.”



**Vali İbrahim Özefe ve eşi Hacer Özefe,


gazileri ve şehit babasını misafir etti.


Şehit Babası ve aynı zamanda Şehit Aileleri Derneği Başkanı Yüksel Küçük, Gaziler Derneği Başkanı Yener Göğdemir, Kore Gazileri İmdat Gündüzhev ve Bayram Dağı’ı aileleriyle birlikte ağırlayan Vali Özefe, misafirleriyle birlikte iftar yaptı.


Vali Özefe ve eşi Hacer Özefe,  İftar sonrası konuklarıyla bir süre sohbet etti. 



**Kasım Tırpancı ile Zafer Tahiroğlu Yazdıkları Yorumlarla BİRBİRLERİNİ AĞIR ŞEKİLDE SUÇLADILAR!


*19/01/2017 Tarihli Haber


Ardahan’da gazetecilik yapan Kasım Tırpancı ele aldığı bir yorum ile Ardahan eski Telekom Müdürü Zafer Tahiroğlu’nu ağı bir dille suçlayınca, Tahiroğlu’da sanal ortamda yayınladığı internet sitesinde yaptığı yorum ile Kasım Tırpancı’ya bir o kadar ağır cevap verdi.


 


**ATALAY: “İnsanlar, insanın kurdu olmamalı ve birbirini yememelidir” 


Tırpancı’nın, ‘Hırsız Koto çamur atmaya devam ediyor’ başlıklı yazısına, ‘Ardahan’da her devrin adamı, ihaleci ve iftiracı Gazeteci işbaşında…’ başlığı ile cevap veren Telekom eski Müdürü Tahiroğlu Gazeteci Kasım Tırpancı’yı ağır bir dille suçladı.


Tırpancı ile Tahiroğlu’nun birbirlerine karşı ele aldıkları sert yorumları okuyan Göleli Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay ise Kasım Tırpancıyı arayarak, “İnsanlar, insanın kurdu olmamalı ve birbirini yememelidir”  şeklinde uyardığı öğrenildi.



Tırpancı ile Tahiroğlu’nun bir birlerini ağır dille suçladıkları yorumları şöyle;


**Hırsız Koto çamur atmaya devam ediyor


Kasım Tırpancı

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde Ardahan’da bir hırsız Koto vardı. Bu hırsız Koto bir işletmenin kablo ve benzeri malzemelerini çalan bir manyaktı. Bu hırsız yanına aldığı birkaç itle bazı insanları kazma sapı ile dövmüş ve tam bir terör hakimiyet kurmuştu. Halk arasında serseri olarak tanınan Koto, bağlandığı yağ tulumundan malı götürdüğü gibi, resmi kurumlar üzerinde de baskı kurma gayreti içerisine girmişti. O zaman ki bazı kurum müdürlerine, “Ben buralıyım, benim her dediğimi yapacaksınız” diyerek tehditler savurmuştu.  Onlar da, “Sen kim oluyorsun ki böyle emirler veriyorsun?” tepkisinde bulunup kovmuşlardı.

 Daha sonra bu hırsız Koto, birçok garibanın da ekmeğiyle oynadı. Başta bugün övdüğü gazetecinin kardeşini de mağdur etmişti. O zaman bu hırsız hakkında yazılan  yazıları it yeseydi kudururdu. Hırsızın saldırısına uğrayanlar durumu bana anlattılar ve gazeteye yazmamı istediler. Ben de hiç tanımadığım Koto’nun yanına gittim. Gazeteci olduğumu söyledim. Halk arasında duyulan rahatsızlıkları anlattım. Verdiği cevaplar manyakça ve inandırıcı değildi.

Toplumun içerisine çıkamaz olan hırsız Koto, bir hukukçunun yanına takıldı. Cadde de gezerken, mağdur ettiği insanların levye demirli saldırısına uğradı. Bunun üzerine yazdığım makalede, “Kazma sapına levye ile cevap verildi. Rüzgar eken fırtına biçti” yorumu yaptım.

Hırsız Kotoyla ilgili gelen şikayetler kabul edilir gibi değildi. Ben de durumu o zamanki Milletvekili Saffet Kaya’ya iletim. Kaya,”Mesaj alınmıştır” dedi. Sonradan hırsız Koto daha büyük mallar götüreceği bir yere yollandı. Tekrar aradığım Kaya’ya, “Bu hırsıza neden daha fazla malı götürecek olanak verdiniz?” Oda, “Ardahan’ın başına bela olmasın diye buradan uzaklaştırdık. İşini orada görmek daha kolay olacak” dedi. Doğrusu da öyle oldu ve hırsız Koto’nun defteri dürüldü.

Bağlandığı yağ tulumunu kaybeden hırsız Koto, başta Saffet Kaya olmak üzere, her önüne gelene çamur attırdı. Benim hakkımda da Savcılığa şikayette bulundu. Ancak hırsızlığı ortaya çıkar korkusuyla şikayetini geri aldı. Ondan sonra bende hırsızı muhatap almadım.

 “Alışmış kudurmuştan beterdir” sözünde olduğu gibi, bu hırsız Koto şimdiki Milletvekilimiz Prof. Dr. Orhan Atalay’a gitmiş, yine malı götürebileceği bir yer bulmasını istemişti. Dürüstlük abidesi olan Vekil Atalay bunu kabul etmeyince de saçma-sapan çamurlar attırdı ve halende aynı şerefsizliklere devam ediyor.

Geçmişte imkansızlık içerisinde olan bazı gazeteci hemşerilerimizi de kullanan hırsız Koto, şimdi Ardahan’da gazetelerin birleşmesinde rahatsız olmuş ve bu işe öncülük yaptığım için üstü örtülü olarak salyalar akıtarak bana da çamur atma yoluna gitmiştir.

Şimdi hırsız Koto’ya bazı

açıklamalar yapmak istiyorum;

 Geçmişte olduğu gibi,  şimdi de sosyal demokrat düşünceye sahibim. 1975 yılından 1990 yılına kadar mensubu olduğum, Belediye Başkan Vekilliği, Meclis üyeliği ve Encümen üyeliği görevini iki dönem yürüttüğüm CHP kökenli  olmaktan onur duyuyorum. Geçmişte İstanbul’a sık-sık giderdim. Sözen dönemindeki İstanbul pislik içindeydi. Şimdiki Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığını başarıyla yapmasından sonra kendisine güven ve sempati duydu. AK Parti kurulduğunda, Erdoğan ve beraberindeki konvoyun Ardahan’a geleceği duyumunu aldık. Bunun üzerine bir grup hemşerimizle birlikte o zaman ki Valimiz Mustafa Yiğit’e gittik. Gelen heyetin karşılanmasını istedik.  Oda uygun buldu ve kendilerini Göle’de karşıladık. Valiliğe gelip bir süre dinlendikten sonra yolcu ettik.

 AK Parti kurulduğunda kimse üye bile olmak istemiyordu. O zaman siyasetle ilgisi olmayan Kenan Altun İl Başkanlığını aldı. Daha sonra da Milletvekili adayı olan Kenan Altun, DYP baraja takıldığı için 4000 oyla seçildi. Gazetem ve tüm çevremle birlikte destek olduğum AK Partiye üye oldum. Nusret Koyuncu ile birlikte İl teşkilatına seçildik. Medya Tanıtım İl Başkanlığı görevi aldım. Halen de 14 yıldır Türk halkının %50’den fazla oyunu alan AK Parti’nin üyesiyim. Bundan da onur ve gurur duyuyorum. Hırsız Koto, eski CHP’li, şimdi ki AK Partili olduğumu suç olarak gösteriyor. Hal bu ki Türkiye’nin en saygın iki partisinde görev almak benim için onur duyulan yüce bir değerdir.

Neyse, yazı çok uzadı. Hırsız Koto’ ya can alıcı cevapları gelecek makalemde vereceğim. Bakalım altından nasıl kalkacak?







Ardahan’da her devrin adamı,ihaleci ve iftiracı Gazeteci işbaşında…

Ardahan’da herkesin kendisine her devrin adamı,iftiracı,Gazetesini şantaj aracı olarak kullanıp Ardahan’da ihaleleri götürmesiyle meşhur,Allah’tan korkmaz,kuldan utanmaz Gazeteci müsveddesi dediği biri benim lakabımı kullanarak güya bizi itibarsızlaştırmaya çalışıyor.Aşağıda ben o il’de görevde iken bana çeşitli iftiralar atan ve bu iftiralara ne yargı’nın ne de halkın itibar etmediği zatın yazılarına geri dönüp bana pislik atmaya çalışan şahsiyet fukarasına cevabımı okuyacaksınız.


YALAN VE İFTİRA MAKİNASI İHALECİ PANİĞE KAPILMIŞ…


Geçen gün yazdığım bir yazıdan rahatsız olan Ardahan’ın meşhur iftiracı ve ihalecisi, sözde Gazetecisi, Gazetelerin birleşmesi üzerine yazdığım yazılardan paniğe kapılarak adımı kullanmadan üstü kapalı bir senaryo yazıp güya beni il müdürlüğü yaptığım sırada hırsızlık yapmakla,görev yaptığım süre içerisinde personelimi mağdur etmekle ve mağdur ettiğim personelin bana leviyeyle saldırıp dövdüklerinden bahsetmekle aklınca beni karalamaya çalışan iftiracı,yalancı ve pişkin bir yüzsüz adam olduğunu bir kez daha ortaya koydu.


-Toplumun kendisi hakkında neler dediğini bildiği halde kendisini pişkinliğe verip,yalan söylemeyi ve iftıra atmayı meslek edinmiş bu zat’a cevap vermezsem yazdıklarıyla masum vatandaşı kendi yalanlarınada ortak etmiş olacak.


-Bir kere Benim Telekom il Müdürlüğü yaptığım dönemde ne bir yolsuzluk ve nede hırsızlıktan dolayı hakkımda ne adli ne de idari bir soruşturmam olmadığı gibi bu şahsiyet fukarası,yalancı ve iftiracı adamın yazdığı afaki senaryonun tutmayacağının bilinmesini istiyorum.öyle bir şey olsaydı Kurum hakkımda soruşturma açar benimle ilgili gereğini yapardı.Bu şahıs o zaman attığı iftiralarla kendisi çaldı,kendisi oynadı.


-Benim mağdur ettiğim kimse kurumda yoktur çıkıp vardır diyeceklerde bunun kadeh arkadaşlarıdır. öncelikle şurasını herkesin bilmesinde fayda var.Kurum özelleştikten sonra performansa dayalı bir çalışma stratejisi başladı.Kurumda alkol müptelası,sorunlu, işini yapmayan,ve çalışmak istemeyen personel kurumun özelleştirme sonrası uyguladığı personel yenileme çalışması kapsamında değerlendirmeye tabii tutulmuş ve iftiracı ve ihaleleri götürmekle meşgul gazetecinin bahsetmeye çalıştığı personeller kendi isteğiyle dilekçe vererek kurumdan emekliye ayrılmış veya emekliliğine az kalanlardan bir kaç tanesi 8 maaş fazla ikramiye alarak istifa etmiştir.Burada bizim yönetici olarak hiçbir tasarrufumuz bulunmamaktadır bu iş tamamen Genel Müdürlüğün insiyatifinde olan bir gelişmeydi.Bu durumu herkes bilmekte ve şu an kurum müdürü olan şahıstanda bu yöndeki çalışmanın ne olduğu konusunda bilgi alınabilir.


-İhaleleri almak için kurum Müdürlerine şantaj yapıp haber yaparak Ardahan da işi götürdüğünü herkesin bildiği bu iftiracı adam, benim bir gece Ardahan’da ağır ceza Mahkemesi Başkanıyla yemek yedikten sonra restoran çıkışında bize saldırıp öldürmeye çalışan iki kişi olan,F.K ve B. A.isimli şahısların Türk Telekom’un personeli olmadığını kendisi de çok iyi bilmekte ve bu iki kişinin Devletin hangi istihbarat kurumu elemanı olduklarını da kendisi çok iyi biliyor.Suikastin olduğu gece bazı derin yapı elemanlarının kendisine baskı yaparak yazdırdığı”Rüzgar eken fırtına biçer” yazısının dönemin Başsavcısı ve Ağırceza mahkemesi başkanınca nasıl yalattırıldığınıda yazması gerekirdi.ama bu yalan makinesi ve iftiralarıyla meşhur bu adamdan doğru bir şey beklemek abes olurdu.


-Ardahanda kurum Müdürlerine baskı yaptığım ve tehdit ettiğim konusu tamamen yalan ve bu konuda bu jurnalcinin nasıl bir iftira makinası olduğuda ortada.Ardahan’da Vali,Emniyet Müdürü,Tugay Komutanı,Başsavcı,Ağır Ceza Mahkemesi Başkanıyla çok samimi ilişkilerimiz vardı,kurum Müdürleri sürekli yanıma gelir hasbihal ederdik.Bu yalanı nasıl bile bile yazar anlayabilmiş değilim.Sadece İl Genel Sekreterliğine gelen ve hayırlı olsun ziyaretine gittiğim Mete Özdemir’in bana sergilediği ukala tavrına verdiğim tepkiyi kastediyorsa evet kabul ediyorum çünkü ”AK Partiye inat buradayım” diyen ve Başörtüsüne dil uzatan il Milli Eğitim Müdürü Şemsettin Görgülüye sahip çıkan Mete özdemir ve bu Müdür üzerinden okullara ihalesiz kömür alıp dağıtan Allah’tan korkmaz,kuldan utanmaz gazetecinin Ardahan’da neler çevirdiklerini bildiğimden olacakki rahatsız olmuştu.Çünkü Şemsettin Görgülü zamanında kızını öğretmenevi müdür yardımcısı yaptırmış,okulların tamamının kömür işlerini işi kılıfına uydurarak bu Gazeteci kırıntısı alıyordu.


-AK Parti Milletvekili Saffet Kaya ile aramız,Orhan Atalay’ı 2011 seçimleri için Ardahan’da siyasete hazırladığımız için açılmıştı.Bu konuda Saffet Bey benim Ardahan’da kendisinin önünü kesmek için çalıştığımı Genel Müdürlüğe söylediğini,bir Ankara ziyaretimde Genel Müdürlükçe çağrılıp bu konuda uyarıldığımı söyleyeyim ve Meclis’e gidip Saffet Beyle bu konu hakkında görüştüğümü sorarsanız Saffet bey anlatır.


-Orhan Atalay benim 1985 yılından beri Milli Görüş çizgisinden gelen dava arkadaşımdı,2008 yılında dönemin il Başkanı Nusret Koyuncu,Göle ilçe Başkanı Cengiz Çapan ve diğer arkadaşlarla istişare yaparak,bu ekibe Atalay’ın Milletvekilliği için destek vermelerini teklif ettim,olumlu cevap aldım Erzurum’a en az 20 kez gidip Orhan hoca’yı bu işe ikna edip,sonuçta süreçleri iyi yönetip karar verildi,bunu duyan Saffet Kaya beni Ardahan’dan aldırdı,zaten bende tayin talebinde bulunmuştum çünkü yorulmuştum artık.Kastamonu’nu önerdiler istemedim Elazığ!a il Müdürü atandım.6 ay sonra Şırnak’a vermek istediler Erzurum’da Orhan hoca ile görüşüp istifa etmeye karar verdim ve istifa edip Ankara’ya yerleştim.Daha sonrada AK Parti’de siyasete soyunup Orhan hocayı Meclis’e soktuk yaşadığımız bazı olumsuzluklar yüzünden 2014 yılında yollarımızı ayırdık.


-Yalan ve iftirayı kendine meslek edinmiş ve hukuk önünde hesap vermekten korkup kod adımı kullanarak olası bir yargılamada benim KOTTO dan kastım bu adam değildi diyebilmek için yalanlarını belliki sarhoşken kaleme alan bu şahsiyet fukarasına şunu sormak istiyorum.Benimle ilgili görev başındayken o kadar iftira attın hangisi ciddiye alındı.Ben Elazığ’a tayin olduğumda hakkımda yazdığın iftiraları dava etmem üzerine savcılığa ifade verirken,efendim Bu Adam İTÜ Mezunu bir Mühendistir,yüksek maaş alıyor buna hırsız diyemem diyen kim.ben sarhoşken bunları yazdım,barışmak istiyorum diyen sen değilmisin.ben, savcının ben ve eşime anlattığı bu ifaden üzerine utandığım için vazgeçtiğim şikayet üzerine verilen takipsizlik kararını bile yalan haber yaparak,sağa sola söyleyerek kimleri kandıracağını sanıyorsun? Unutmaki vazgeçme ifademde birdaha tekrar ederse gereğini yapacağım açıklaması var git bak evrakta görürsün


-Ben İl Müdürlüğü yaptığım dönemde eşimde serbest avukattı,Ardahan’da kazandığımı yıl yıl biriktirip kendime ev aldım,baba evini satıp ofis aldım,kıdem tazminatımla araba aldım,ben şerefimle,namusumla her türlü hesabı vermeye hazırım peki sen kazandıklarının hesabını vermeye hazırmısın iftira makinası.


-Ardahan’da bu halk senide tanıyor benide,benim abdestimden şüphem yok,peki senin Gazeteci Fakir Yılmaz’la içerken söylediğin bu lafın altından nasıl kalkacaksın.”Bana Zafer ile ilgili haberleri yapıp onu itibarsızlaştırmak için bazı kamu görevlileri baskı yapardı yada rica ederdi bende haber yapardım” sözünü söylediğini biliyormusun? 


-Bak zavallı,iftiracı ve ihaleci efendi,yanına çalıştırmak için aldığın bayanı arabana alıp ondan ne istediğini bilenler konuşursa,Gürcistanda alem yapmaya gittiğinde Gazeteyi ilanlar almak için nasıl kullandığını anlatığın dostların konuşursa ne cevap vereceksin? Daha düne kadar hırsız,düzenbaz,şerefsiz dediğin adamın matbaasında yeni Gazeteyi çıkarıyorsan unutmaki biz öyle üstü kapalı değil isim vererek,dobra dobra konuşur, yazarak cevap veririz,ama sen adam değilsinki,sana ne desek kabullenecek bir şahsiyetin var.O hakaret ettiğin Gazetecinin yüzüne nasıl bakıyorsun şimdi, çünkü sende şahsiyetin zerresi kalmamışki.


-Saffet Kaya’nın seninle ilgili söylediğinide ben söyleyeyim,size sitemleri olduğunu biliyorum bunu bana bizzat söyledi,bunuda iyi duy.


Bir zamanlar Saffet kaya güç sahibiydi Saffetçi oldun,şimdi Orhan güç sahibi Orhancısın vallahi fırıldak kubi gibisin.


-Unutmaki yanıma kurumun kömür ihalesini bana ver demek için gelmiştin,bende sana git Gazetecilik yap bu işlerle uğraşma demiştim hatırla ayrıca lösemi hastası torununda yanındaydı!


Yazdığın yazıyada insanlar kıçından gülüyor,kendini iyi anlatmışsın bay İHALECİ ve HAYASIZ adam


Sen Beni bırak’ta nasıl can vereceğini düşün,çünkü azap çeke çeke atığın iftiraların bedelini ödeyerek öleceksin.


Benim Rabbime verecek bir can borcum var,gerisi hikaye,verilmeyecek hesabımda yoktur.ya sen ne yapacaksın?


İsimsiz mektuplarla kurum yöneticilerini biryerlere nasıl jurnallediğini,o masum insanları o ilden sürdürüp nasıl mağdur ettiğini,YİBO İhalelerinde çocuklara ayakkabı yerine naylon ayakkabı verdiğini,hastaneden aldığın et ihalesinden sonra tavuk eti vermeyi teklif ettiğin iddialarını bilmediğimizimi sanıyorsun.bekle senin kim olduğunu bu Ardahan iyice bilecek,benim lakabımı sana söyleyen Göleli hırsızlarla çalışmana devam et.


 


Şimdilik bu kadar yeterlimi? Bay HIRSIZ ve ZÜBÜK.


 


Cami duvarına işediğini bilmelisin artık.


 


Unutma inanan insan için ALLAH var,gam yoktur.


 


Zafer Tahiroğlu



Atalay’ın araya girmesi ardından Tırpancı’nın ele aldığı 2. yazısı ise şöyle;


Koto’ya cevap vermiyorum… Kasım Tırpancı


Ardahan’da ki gazetelerin birleşmesinden rahatsız olan Koto, bu işe öncülük ettiğimden dolayı saçma-saman eleştirilerde bulunmuştu. Ben de buna karşı kaleme aldığım makalede, Koto’nun gerçek yüzünü ortaya koydum.


Yaşamım boyunca yazmış olduğu binlerce makale ve milyonlarca haberler nedeniyle daima toplumun taktirlerine mazhar olurken, Koto’nun saçmalıklarına karşı evvelki günkü gazetemizde yayınlanan makalemden dolayı ciddi sitemler aldım. Kendisi de Koto’nun birçok iftiralarına uğrayan Milletvekilimiz Prof. Dr. Orhan Atalay başta olmak üzere, çok sayıda dostlarım beni telefonla arayarak, Koto ile muhatap olmamı uygun bulmadıklarını söylediler. Bende buna uyarak önceki makalemde, Koto’ya gereken cevapları vereceğimi ifade etmiştim. Ancak gelen haklı tepkiler nedeniyle bundan vazgeçtim. “Halkın sesi, Hakkın sesidir” gerçeğinden hareketle, Milletvekilimiz Prof. Dr. Orhan Atalay, “İnsanlar, insanın kurdu olmamalı ve birbirini yememelidir” şeklindeki sözleri ben dahil, herkes için ders olmalıdır. İşte bunları dikkate alarak Koto’ya cevap vermiyor ve muhatap olmuyorum.


Şurada bir gerçeği de vurgulamak isterim ki, insanlar tam manasıyla bir eğitim aldıkça, belli makam ile mevkilere geldikçe, yaşamını normal şartlarda sürdürecek meşru servete kavuştukça, yaşı da kemale erdikçe daha çok akılcı-mantıklı olmalı ve her önüne gelene hiçbir neden yokken boşu-boşuna havlamayı bırakmalıdır. Sonra insanın dostu da, düşmanı da akılcı-mantıklı ve dürüst olmalardır. Bu değerlerden yoksun olan birilerinin zaten insalıkla alakaları yoktur.



Ünlü şairimiz rahmetli Yunus Emre’nin; 

İlim ilim bilmektir 

İlim kendin bilmektir 

Sen kendini bilmezsin 

Ya nice okumaktır.

Dizelerini yaşamım boyunca hep örnek almaya gayret ettim. Topluma karşı her hangi bir hata yapmamaya özen gösterdim. Kimsenin şerefini, onurunu kırmamak için çok dikkatli oldum. Yaklaşık olarak elli yıldır makale ve haber yazıyorum. Bu zaman içerisinde hesabını veremeyecek bir hata yaptığımı sanmıyorum. Gençlik yıllarımda çok keskin makaleler yazardım. O zaman ki Serhat Ardahan gazetesi sahibi rahmetli ağabeyimiz Avukat Halis Özderim, “Kalem kullanmak kılıç kullanmaktan zordur” derdi. Bu herkesin örnek alması gereken bir nasihattir. Ben bu uyarılara bağlı kalarak yaşamım boyunca şerefli-namuslu ve de dürüst hiçbir kimseye zarar vermedim ve bundan dolayı da zarar görmedim. Her gün birer makale yazmak çok kolay değildir. Gazetecilik elde kılıçla toplumun içerisinde dolaşmaya benzeyen bir meslektir. Bu kılıcın kimseye dokunmadan, yara-bere vermeden kullanılması ustalık ister. Kalem kılıçtan keskindir. Hani bizde bir söz var, “Kılıç yarası çabuk iyileşir, dil yarası pek iyileşmez.” İşte herkes buna bağlı kalarak, kalemini özenle kullanmalı ve kimseye yara-bere vermemelidir. Kırmak-dökmek çok kolaydır. Ancak düzeltmek ise hayli zordur.


Ardahan başta olmak üzere, ülkemiz genelinde birliğe, beraberliğe, dostluğa ve kardeşliğe her zamandan daha fazla ihtiyaç vardır. Hele ki durduk yerde birilerini hedef almak, iftira atmak ve rahatsız etmek insanlık dışı bir davranıştır. Bundan kimseye fayda gelmez. “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” sözü toplumsal yaşamın her alanında geçerlidir. Ama buna karşın, Rahmetli Ziya Paşa, “Söz ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” sözü de elbette ki başka bir çözümdür. Allah’ın çarkına çarpmış olan ve bazı uzuvlarını kaybetmiş birilerinin fazla ileri gitmeleri halinde de başka türlü cezalar uygulama yöntemleri de vardır.




**CHP İLE HDP’NİN ANAYASA TİYATROSU!..


Baştan uzatmadan, hemen söyleyeyim..

İkinci turda da 7 maddesi hemde birinci turdan daha rahat ve hızlı geçen Anayasa değişikliği tartışmalarının yalan ve CHP ile HDP’nin figüranlığından öte bir şey değil..

Çünkü onca tartışma ve kürsüyü deviren sözde kavgaların nedeni CHP ile HDP’nin Anayasa Tiyatrosu gereğidir..

Yani zaten engellemeye oyları yetmeyen bu iki partinin, bir adamın denetimine geçtiği ileri sürülen mecliste görüşülen yeni Anayasa görüşmelerine katılmakla zaten değişimden yana oldukları bilinmelidir..

Çünkü meclise gitmezlerse, görüşmelere katılmazlarsa dünya gözün de gayri meşru olacak olan bu değişim kendiliğinden yani CHP ile HDP’nin görüşmelere katılmasıyla meşrulaşıyor..

Yani katılmazlarsa dünya normlarında gayrimeşru bir değişim olacak olan yeni anayasa maddeleri sahada yalandan karşı olan ama arka kapılarda destekleyen CHP ve MHP’nin meclise katılmaları ile meşrulaşıyor..

AKP’nin HDP ile yapmak istediği bu değişimi Kandilin ve Avrupa’nın korkusu dolaysıyla göremeyen HDP’nin bu çok fırsatı MHP’ye kaptırdığını fark etmediği bir süreçte CHP’de tabanının ve toplumun istemlerini görezden gelip, ulusalcı oy kaybından korkup yanlışa düştüğü şu günlerde hala mecliste olmaları gerçekten bir tiyatro oyunundan öte bir şey değil..

Ve bunu gören toplum Nisan’da önümüze gelecek olan referandum sandığına oy atarken CHP ile MHPyi de sandığa gömecek gibi..