Vali Önlemleri Çarşıda Gezerek Bizzat Takip Ediyor..

Maske takarak kent merkezinde ki önlemleri bizzat hemde yaya gezerek yerinde inceleyen ve zorunlu açık olan esnaflara hayırlı işler dileyen, yolda kendisine rastlayan vatandaşlarla sohbet edip, önlem almalarını, dikkat etmelerini bizzat isteyen Ardahan Valisi Mustafa Masatlı gazetemize yaptığı kısa açıklamada Ardahan genelinde ‘şimdilik’ bir sorun ve sıkıntının olmadığını ve halkın bir süre daha evlerde kalmasını istedi.



**Vatandaş Takdir Etti, Moral Buldu..


Alınan önlemler çerçevesinde eve kapatılan insanların medyanın da kara haberleri dolaysıyla adeta ölüm korkusu içinde yaşadığı şu günlerde Ardahan’ın en büyük mülki amiri Ardahan Valisi Mustafa Masatlı’nın yayılması önlenmeye çalışılan virüs illetinden korkmadan  ve ‘önce vatandaşın sağlığı’ diyerek çokta eve sinmeden işinin başındaortaya koyduğu ve başında olduğu halka moral veren bu davranışı işleri gereği iş yerlerinde olan çarşıda ki, vatandaş tarafından takdir edilirken, valiyi gören vatandaşların moral bulduğu da dikkatlerden kaçmadı.


 


**Diğer Yöneticiler İse Ortada Yok..


Vatandaşın moral aradığı bir sürede toplum önderlerini aradığı şu günlerde idare tarafından alınan önlemleri yerinde inceleyen, gördüğü vatandaşlara moral veren Ardahan Valisinin tedbirli şekilde tur attığı Ardahan cadde ve sokakların da adeta kuş uçmazken toplum idarecisi, kentin en büyük mülki amiri valinin moral veren bu davranışına karşın diğer başta yaşanan durumdan bir hayli zor durumda olan esnafın temsilcileri olmak üzere bir çok idarecinin ortalıkta gözükmemesi de dikkat çeken diğer bir konu olmakta. Haber/Fotolar: Fakir Yılmaz/Gazeteci



Yazıma başlamadan önce bir anımı sizinle paylaşmak isterim: 


Ki ; bu anım da yine yazdığım ve mahkemelik olduğum unutmadığım ve hala güldüğüm bir yazımdır.


Evet, o günlerde bugünkü panik gibi o gün de iç çatışmalar bir hayli yoğun ve gergindi..


Bugün,’Ha bitti, az kaldı’ denen ama buna da inanmadığım gibi o dönem PKK, Askeri ve Kamusal alanlara  bomba yüklü araçlarla saldırılar düzenliyordu. O günlerde de bugün ki gibi kamu ve askeri alanların önleri, girişleri bariyerlerle kapatılarak, önlemler alınıyordu.


Ve zamanın Tugay Komutanı bugünküler gibi yine de içeri kapanmamış, çarşıda gezerdi.. Ama etrafında dört, bilemediniz on tam donanımlı, silahlı askerle birlikle geziyordu..


Yani baba rolünde olan büyüğümüz bile korktuğunu ima ederken, bizim de bugünkü gibi korkmamıza neden oluyordu..


Ama yine o günlerde bunun tam tersi aynı komutanın eşi dikkatimi çekmiş ve  ‘Yenge senden cesur komutanım’ başlığı ile o günkü yazıma konu olmuştu..


Yürekli, halk sever, toplum içinde olmaya özen gösteren komutanın sevgili güzel eşi sabahları kalkar, eşinin korumalarla gezdiği çarşı da aslanlar gibi tek başına hemde yaya yürür, erken açan esnaflarla selamlaşır, sabah siftahını yaparak gününe başlardı. Çarşı da gördüğü bizim mutruf dediğimiz ama bizlerden farkı olmayan arkadaşlarını alıp askeri kuaföre götürür, bakımlarını yaptırırdı. Bende bu durumu “Yenge Senden Cesur Komutanım” başlığı ile yazıya dökmüş, aşağı da bugünü anlatmaya çalıştığım dünü özetleyerek toplum liderlerinin ve ordu komutanlarının durumunu anlatmaya çalışmış ama komutanla mahkemelik olmuştum..


Davanın konusu da, “Devlet Memurunu Aşağılamak” idi! 


Gerçi o dönemin hakimi beni anlayıp , gülümseyerek beraat ettirmişti ya!


Şimdi umarım davalık olmayacağım bugün ki yazıma gelelim ; 


Olağanüstü bir durumun yaşatıldığı, yaşandığı şu  günlerde medya ve internet aracılığıyla pompalanmaya devam eden korkunun ne kadar süreceği ve bu korkunun ne getirip, ne götüreceğini düşündüğümüz şu günlerde benim hala ısrarla bu yaşatılan durumun çok önemsenmediğini ve gün geçtikçe virüsün yayılarak can kaybının büyüdüğü derecesine ulaştığı yönünde ki ısrarım sürmektedir. 


Benim gibi bu duruma tepki gösterenlerde yok değil..


Çünkü kuyuya atılan bir taşın bulandırdığı suyun gün geçtikçe bizleri zifiri karanlık bir atmosferin içine soktuğu şu günlerde toplum lideri, ordu komutanı olmanın sorumluluğunun ne olduğunu da masaya yatırıp, sorgulamak gerekmez mi?.


Bilmem ama bugünkü lider, hatta komutanların evden çıkmadığı şu günler de yaşanan, yaşatılmak istenen atmosferi kırmak için ne yaptıkları tartılışılır.


Geçmişteki liderler ve komutanların yapmış olduklarına bakarak bugünü değerlendirme şansını birlikte yakalayabiliriz.


Geçmişe bakmadan önce kendimizi aile reisi, annesi olarak değerlendirirsek anlatmak istediğimi biraz daha iyi anlarız diye düşünüyorum..


Çünkü bugünlerde eve kapanıp, bizi yönetmeye çalışanların bir süre ekranlarda göremediğimiz Başkan bugünlerde ekranlardan sürekli insanlara ,’evde kalın, dışarı çıkmayın’ der oldu. 


Toplum liderleri ve ordu komutanları sizlerde birer aile üyeleri olarak kendi ailelerinizle empati yapın derim.. 


Şimdi gelelim toplum liderliğine ve ordu komutanlığına..


Hey sen evinde kaç kişi var ve bunlar sen oldukça ‘Dünya gelse bizi yıkamaz’ demiyor mu?!


Bilemiyorum ama tüm ailelerde anne, baba nasıl davranırsa diğer  aile bireyleri de öyle  davranış sergileyip, o psikoloji ile hayata devam etmez mi?


Kapısı bir tekme ile açılacak olan kapatıldığınız eve ‘virüs girmez’ derken o evde anne ve baba varsa kendinizi güvende saymıyor musunuz?


Tabi ki evet..


Çünkü baba evdeyse güvendesiniz, anne yanınızdaysa rahatsınız..


Ve dünyanın en korunaklı evi sizin eviniz değil mi?



Şimdi gelelim geçmişe Peygamberimizden başlayarak, aklınıza gelen tüm liderlere, Mustafa Kemal’e ve bugüne toplum lideri ve ordu komutanlarına..


Bütün Orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi işgal edilmiş olabilir. Silah yok, yiyecek yok ve düşman çok güçlü..


O zaman toplum lideri ve ordu komutanları eve mi kapanmıştılar?!.


Sarıkamış dağlarına 90 bin askeri süren o ordu komutanına inananlar bilmiyorlar mıydı, o karlı dağlar aşılsaydı zafer gelecekti, ölüm değil, mutluluklar yaşanacaktı..


Yunan yetmez bugünkü tüm kapitalistler bir araya gelmiş, İstanbul Boğazı, Çanakkale, İzmir, Ardahan, Samsun, Trakya, Maraş’ı sararken o günkü komutanlar eve mi kaçtılar, liderler toplumu içeri mi kapattı?!.


Tam tersi.. 


Ne diyordu Atatürk?!.. 


O Atatürk Askerlere; “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum” dememiş miydi?!.


Peki, bugün insanlara eve kapanın diyen Başkan Recep Tayyip Erdoğan toplumun lideri olarak  15 Temmuz’da halkı sokağa çağırmasaydı kendisinin ve bizim halimiz nice olurdu bilemiyorum. 


Bilmem ama bugün yaşananlar geçmişteki lider ve ordu komutanlarının değerini bir kez daha ortaya çıkardığını görüyoruz…


Arap çöllerinde idealist bir lider olan Peygamberimizin onca saldırı ve yokluk, kıtlık, vebalara karşı ‘Hele durun, az evden çıkmayın mı?’ diyerek mi liderlik yapmış, Mekke ve Medineyi terk mi etmişti? ..


Bilmem ama kazanılan tüm zafer ve savaşlara liderlik yapmış olanların hiç ama hiç birisinin inandığı davadan geri adım atmadığı ve gelen virüste olsa, bitlenme de olsa, verem, kuduz, açlık, veba, kıtlık aklınıza ne gelirse yaşanan, yaşatılan ve yaşanacak tüm güçlere karşı kurşun yiyen göğsünü germiş, dik durmuş ve direnmiş toplumunu, askerlerini korkutmadan tam tersi cesaret vererek hep bir adım ileri demişler, geçmişin tüm liderleri ve de ordu komutanları..


Camileri kapatarak, insanları evden dışarı çıkartmayarak sanal ve medya illeti ile psikolojisini bozmaya çalışarak, ekonomiyi, sosyal hayatı bitirerek, sanal ortamda 24 saat ölümü hatırlatarak toplum liderliği, ordu komutanlığı yapılır mı?..


Bilemiyorum ama ben yine aynı yerde, aynı alandayım..


Şuna bir kez değinmeden geçemeyeceğim..


Bu ülkenin yeniden doğuşuna liderlik, önderlik, komutanlık yapan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bir çok savaş ve virüs ile hep birlikte savaşarak bu ülkeyi bize bıraktılar. Bugünleri onlara borçluyuz.. 


Ve ben çokta ileri gidemezsem de hiç ama hiç geri çekilmediğim 51 yıl boyunca olduğu gibi bugün de coronaymış, virüsmüş demiyor, ‘Korkunun ecele faydası var mı’ diyerek herkesin er geç tadacağı ölüm günüme kadar yaşamaya devam ediyor ve diyorum ki; 


Teslim olmak yok, tüm olumsuzluklara rağmen… 


Kısacası Corana virüsünün aşısı bugün, belkide kardelenlerin açtığı Nisan’da yani yarın kendiliğinden hemde doğanın kendisi tarafından bulunacaktır. Kansere çare olmayan insanı beklemeden..


Evet, her virüse inat sağlıklı olmaya, sağlıklı bir kafa ile bu illetten ve gelecek olanlara savaşmaya pardon düşünmeye yaşamaya devam..


Vali bey biz geldik..Vali bey biz geldik..


Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen ve Mustafa Morkoç’un yönetimiyle birlikte başkanlığını kazandığı Ardahan Esnaf ve Sanatkarlar Odasının yeni yönetimi Valiyi ziyaret ettiler. Konu hakkında yapılan yazılı açıklama şöyle;


**ESOB HEYETİNDEN VALİ BİLMEZ’E ZİYARET..


Ardahan Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Mustafa Morkoç ve yönetim kurulu üyeleri, Vali Mehmet Emin Bilmez’i ziyaret etti.


Bir süre önce genel kurulu yapılan ESOB’da seçimi kazanarak başkan olan Mustafa Morkoç, yeni yönetimiyle birlikte Vali Bilmez’i ziyaret etti. Valilik makamında gerçekleşen ziyarette Morkoç, yeni yönetimini Vali Bilmez’le tanıştırarak, çalışmalar hakkında bilgi verdi.


Ziyaretten memnuniyet duyduğunu belirten Vali Bilmez ise, ESOB Başkanı Morkoç ve yönetim kurulu üyelerine görevlerinde başarılar diledi.


Ardahan Son Başbakan’dan Ne İster?


 





  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com

Benden daha iyi Ardahan’ı tanıyan, sorunlarının tespitini yapabilen Veteriner Hekim Yunus Baydar’ın yeniden İl Başkanı olacağına kesin göz ile bakılan AK Parti Ardahan İl Teşkilatının Kongresine gelecek olan Başbakan Binali Yıldırım’dan son başbakandan Ardahan ve Ardahanlı ne ister?

Bilmem ama benimde olmayacağım o ziyaret esnasında kim, hangi gazeteci yada hangi esnaf o cesareti ve imkanı bulursa mutlaka bir şey isteyeceği kesin olsa da ben de buradan kendisinden bir kaç istekte bulanacağım..

Öncelikle; ‘Ardahan’a hoş geldin sayın başbakanım’ diyeceğim son başbakanın 2019 seçimlerinde İstanbul’un belediye başkan adayları arasında imi ilk başlarda olduğunu da duyduğumu belirtmek isterim..

Sayın başbakanın Erzincanlı, aynı bölgenin insanı olması biz Ardahanlıların sorunlarına yabancı olmadığını da bilen bir olarak isteklerimi uzatmayacağım ve kendisini yormayacağım..

Ama ilk isteğimde biraz da kızarak ve sitem ederek hemen sorup, isteyeceğim..

Sayın Başbakan sizinle en son İstanbul’da Evet, Hayır kampanyası çalışmaları sırasına bir arya gelmiş ve kısada olsa sohbet etme imkanı bulup, size bir dosya sunmuş olduğumu hatırlar mısınız bilmem ama birlikte fotoğrafta çekmiştik..

Ve o dosyada sunduğum önerilerimin dağlara, taşlara atılan ama bugüne kadar net bir sonuç vermeyen bombalardan daha etkili olacağına inandığı dosyamın akıbeti ne oldu?

Yani başta Ardahan ve Erzinan’da olmak üzere yurt genelinde Amatör Futbolu cep harçlıkları ile sırtlayan gençlerin kazanılması için önerdiğim, ‘Gençleri yeşil ve beyaz sahalarda tutalım, bunun içinde futbol yapmaya uygundur raporu alan her 13-14 ve 19 yaş arasında ki gençlerimizi bugün devlet memuru yapılmak istenen taşerenolar gibi maaşa en azında bağlayalım’ dediğim dosyama baktınız mı?

Baktıysanız bu yöndeki düşüncenizi Ardahan’da açıklarsanız sevinirim..

Sayın Başbakanım;

1992 Yılında yeniden vilayet olan ve beklenen yatırımların gelmediği için hala devam eden göç dolaysıyla bugün nüfusu 100 binlere inen Ardahan’ın en önemli sorunlarının başında gelen konu iki gümrük kapısı olmasına karşın başta İl Sanayi Müdürlüğü olmak üzere gerekli yerlerin ilgisizliği dolaysıyla Ardahanlı bir türlü ithalat, ihracatçı olamamış ve sınır kapılarından ekmek yemeyi öğrenememiştir..

Ve teşvik, destekler konusunda 6 ncı bölgede olmasına karşın yeterince destek ve teşvik almayı beceremeyen Ardahanlıların en büyük sıkıntısı proje hazırlamak ve hazırlanan projelerinin önüne getirilen bürokratik engellerdir..

Sizden önce Ardahan’a gelen Tarım Bakanlığına bağlı olan İl tarım Müdürlüğü koltuğu aylardır boş olması hükümetinizin tarım ve hayvancılığa bakışını da ortaya koyarken, hala atadan/dededen kalma yöntemlerle sadece hayvan yetiştirmeyi beceren Ardahanlıların Hollanda, Almanya ve Angusların getirildiği ülke ve kentlerle yarışması sizce ne kadar kolaydır?

İki sezondur İl Milli Eğitim Müdürü olmadan eğitim/öğretim verilen bir kentte başta üniversite sınavları olmak üzere bir türlü oturtulamayan eğitim sisteminde Ardahanlı öğrenci nasıl başarılı olur ve eğitim/öğretimde 81 Vilayet içinde nasıl sonlarda sizce nasıl kurtulur?

En son benim başımda bulunduğum Ardahan Dernekler Federasyonun Ardahan yerelinde alamadığı desteklere karşın yok imkanlar ile tüm İstanbul’a anlatmaya, tanıtmaya çalıştığı Ardahan’ın 25 yıldır İl Turizm ve Kültür Müdürü olmadığından haberiniz var mı?

Ardahan-Göle Yolu üzerinde bulunan ve bu yoldan kılçık bir yol yapılması halinde daha çabuk ulaşılabilecek olan Yalanızçam Kayak Tesisleri bitmeden ilçelere kayak tesisi yapmak, Ardahan’da ki fakülteleri vekilin ilçesine kaydırmak ne kadar mantıklı?

Çıldır Aktaş Gümrük Kapısının da bulunduğu Çıldır’a yapılması planlanan ancak sona anda sizin uzun süre başında bulunduğunuz bakanlığın koltuğuna oturan Karslı bakanın kendi vilayeti sınırları içine çektiği Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu üzerinde ki Antreopl Ardahan’da olmayınca KTB demir yolunun Ardahan’a faydası ne olabilir?

Posof Ulgar Dağına, Çıldır Mozoret Tepesine açmaya başladığınız tüneller için teşekkür ederken, aynı tünellerden birinin Ardahan’ı Karadeniz’e açacak olan Sahara dağına da yapılacak mı?

Hala içme suyu sorunun yaşayan köyler arasında bulunan Hoçvan’ın Kısır dağının boşa akan su kaynağı ne zaman hayata geçirilip, benim köyüm Küçük Sütlüce de içinde bulunan 18 Merkez köyü ne zaman iyi bir içme suyu kaynağına kavuşturulacaktır?

Bir bardak çayın fiyatına satılmaya devam eden sütün süt ürünlerine çevrilmesi için ne gibi bir plan ve projeniz var?

Kafkas Arısının bin bir çiçeğinden elde ettiği Ardahan Balının gerektiği gibi bir pazar bulabilmesi için hala paketlenemediğinden haberiniz var mı?

Göle TİGEM’i artık sormayacağım ma Ardahan Arıcılık Gen Merkezinin ne iş yaptığını neden güzelim yaylalarda yetişen çiçeklerde elde edilen Ardahan Balının değerini bulması için çalışmadığını sorgulayabilir misiniz?

Ve yıllardır bir tülü bitmeyen bölgede ki bölünmüş yollardan sorumluların kimler olduğunu sorup, gerekli işlemi yapacak mısınız?

Vallahi bilmem ama sayın başbakanım bölgenin gerçek anlamda kalkınması için ve saydığım sayamadığım onca sorunun çözümü için ayda yılda bir değil, her zaman Ardahan ve Erzincan gibi göçle kan kayıp den illere daha çok giip, gelmeliyiz diye düşünüyorum..

Çünkü gitmediğin yer senin olmadığını söyleyen Atalarımızın yadigarı olan memleketlerimizin başta belediyelerin sorumluluk alanında bulunan alt yapıdan yoksun olması, eğitim, sağlıktan yeterli desteği alamaması bugünkü sorunların başın da geldiğini hatırlatır, saygılar sunarım..

Ha unutmadan ulusal basının bölgeyle alakalı olmayan sorularına cevap olsun diye Ardahan’da ülke politikası, dünyaya sesleniş yapmanıza gerek yok..

Çünkü Ardahanlı sizden mevcut işlerin bitirilip, bitmeyeceğini, yeni müjdeler verip, vermeyeceğiniz bekliyor haberiniz ola..