Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da


CHP’li İstanbul Esenyurt Belediyesi ile Ardahan Müftülüğü ile iş birliği sözleşmeleri imzalayan Ardahan Üniversitesine yine başvuru yok.
Üniversite kayıtlarının bitmesinin ardından ek yerleştirmeler önceki gün başladı. Bununla birlikte hak kazanmasına rağmen kayıt yaptırmayan öğrencilerin sayısı da belli oldu. Buna göre 100 bini aşkın öğrenci kayıt hakkı olmasına rağmen bunu kullanmadı ve üniversiteye girmedi. Bu sayı geçen yıllara göre oldukça yüksek. Diğer senelerde 70 bine yaklaşan kayıt yapmayan öğrenci sayısı bu yıl 35 binden fazla artmış oldu.
Kayıt hakkı kazanmasına rağmen 105 bin 772 öğrenci üniversitelere girmedi. Eğitim Uzmanı Salim Ünsal’ın çalışmasına göre bu 105 bin kişinin 24 bin 544’ü lisans, 81 bin 228’i ise önlisans programlarına kaydını yaptırmadı. Boş kalan kontenjanlarla birlikte ek tercihler için 122 bin 209 kişilik bir yer açıldı. Böylece ilk tercihler sonucunda yüzde 2 olan boş kontenjan oranı da yüzde 12’e yükseldi.
Vakıf üniversitelerinde yaşanan fahiş artışlar da bu tercihlerde etkili oldu. Özellikle burslu olmayan bölümleri tercih eden ve yerleşen öğrenciler üniversitelere kayıt yaptırmadı. Yine vakıf üniversiteleri gibi ücretli olan Kıbrıs’taki ve yabancı üniversitelerde de kayıt yaptırmayan öğrenciler oldu. Ücretli programlara kayıt yaptırmayan öğrencilerin sayısı 18 bin 977 oldu. Devlet üniversitelerinde kira ücretleri ve barınma sorunu gibi nedenlerin yanı sıra bir anlık heyecanla yazılan önlisans bölümleri de kayıt yaptırmamada etkili oldu. Devlet üniversitelerinde hak kazanmasına rağmen kayıt yaptırmayan öğrenci sayısı 86 bin 975 oldu. Bunların 67 bin 642’sini önlisans programlarını seçen öğrenciler oluşturdu.
İllere göre bakıldığında ise kayıt hakkını kullanmayanların oransal olarak en çok olduğu kent Şırnak oldu. Şırnak’ta 100 öğrenciden 18,6’sı kayıt yaptırmadı. Şırnak’ı yüzde 16,3 ile Ardahan ve yüzde 15,5 ile Bitlis takip etti. Kayıt hakkını kullanmayanların en az olduğu kent ise Eskişehir oldu. Eskişehir’de yüz öğrenciden 5’i kayıt hakkını kullandı. Onu yüzde 5,1 ile İstanbul ve yüzde 5,4 ile Ankara takip etti.
EN TEMEL SORUN EKONOMİ
Salim Ünsal bu durumun sebeplerini şöyle açıkladı: “Bir tanesi ekonomik. Bunun içinde barınma, temel giderler, kira, yurt, eğitim giderleri gibi faktörler var. Tercih yaparken bunu çok dikkate almayıp, kayıt döneminde o gerçeklikle karşılaşınca kararından vazgeçen öğrenciler var. İkincisi ise akademik eğitime ilişkin beklentinin gittikçe düşmesi. Ayrıca öğrencilerin ne yazık ki illeri, üniversiteleri, bölümleri çok incelemeden araştırmadan tercih yapması var. Yerleştikten sonra kayıt döneminde pişmanlık duyuyorlar.”
VAKIFLARA İLGİ AZALDI
Bunların içinde en belirgin olanın ekonomik koşullar olduğunu belirten Ünsal şöyle devam etti: “Birincisi barınma sorunu. Yeterli KYK yurdu yok. Üniversiteleri eski olan bazı illerde sorun çok yok ama özellikle sonradan üniversite açılmış illerde kamu yurtları yetersiz. Özel yurtlarda veya kiralarda da fiyatlar yüksek olunca doğal olarak barınma en önemli sorun. Çocuk üniversiteyi kazanıyor ama yurt bulamayınca, ev tutamayınca, bu masrafları karşılayamayınca doğal olarak kayıt yaptırmaktan vazgeçiyor.
İkinci olarak, bir öğrenciye yurt da tutsanız, ev de verseniz sonuçta bu öğrenci yiyecek, içecek, arada ailesinin yanına gidecek. Bunların hepsini alt alta koyduğunuzda bir bütçe gerektiriyor. Öğrencinin barınma dışında temel giderleri de var. Başka bir ilde giderlerin karşılanması da kolay değil.
Üçüncüsünü özellikle vakıf üniversitelerinde çok gördük, ücretini fazla artırmış olanlara ilgi azalmış. Birisi yüzde 40, birisi yüzde 100’ün üzerinde artırmış; yüzde 100’ün üzerinde artıranlarda kayıt kaçaklarına yansımış bu. Bu üniversitenin hizmetlerinin, o üniversite profilindeki öğrencinin gelir düzeyinden yüksek bir artış yaptığı anlamına geliyor.
Bir başka şey ise, bazı illerde devlet üniversitelerine çok fazla talep yaşanmadı. Öğrenci ili dediğimiz Eskişehir’de 100 öğrenciden 5’i kayıt olmamış. Ancak Aydın, Antalya, Muğla gibi özellikle turizmle birlikte pahalılığın da arttığı illerde kayıt olmayanların yüzde 11-12’ye yükseldiğini görüyoruz. Geçim sorunu yaşanabilecek, hayatın pahalı olduğu illerde öğrenciler biraz geri çekilmişler. Hayat pahalılığının kayıt olmamada bu sene biraz daha etkili olduğunu gördük.”
Yarım kalmış örgütlenme: Lobicilik..
Göçün devam ettiği Ardahan’ın nasıl olup yeniden moral bulup, kalkınacağı yönünde yapılan onca çalışma ve çabanın neden istendiği şekilde başarıya ulaşamadığına baktığımızda bunun birinci nedenin 98 binlik nüfusu kalan Ardahan yerelinin yani yerel yöneticilerinin batıdaki 300 bin nüfuslu Ardahan ile kuramadıkları köprünün kırık, geçit vermez fesatların temiz suyu kendi özel küçük, kıytırıktan çıkarları uğruna kirletip, yarattığı dalgalanmalar olduğunu görmekteyiz.
Çünkü tüm ülke ve hatta dünyada olduğu gibi bir kentin idaresinin başındakilerin ‘Böl parçala, yut..’ ya da ‘küçük olsun, benim olsun’ anlayışı ile hareket edip, başta İstanbul’daki stk olmak üzere bu yönde samimi hareket edenler arasına koydukları fitne ve ayrımcılık olmak üzere birçok yanlış hareketleri dolayısıyla adeta darmadağın olan ve toplamaya çalıştıkça dağılan bir birliktelik karşımıza çıkıyor.
Çünkü Ardahan yerelin batıdaki en büyük kurumu iddiasında olan kuruluşların güçlenmesinden, büyümesinden rahatsız olduğu, aynı durumun ise batıda bulunun Ardahan kaymağını yiyip, Ardahan ve Ardahanlılara bir hayrı olmayanların Ardahan üzerinde hesapları olan çantacıların ayak oyunları ve bunun önüne geçmek için bin bir ayak oyunları ile o çok istenen ama bir türlü başarılamayan birlikteliğe çomak sokup, darmadağın ediyor.
Milletvekilinin, ‘Gelir vekil adayı olur’
Başkanların, ‘Gelir başkanlığa aday olur’
Muhtarların, ‘Gelir köye muhtar adayı olur’
İdarecinin, ‘Boş ver ben koltuğumdan rahatım ya veya nasılsa yarın gideceğim’ diyerek baktığı batıdaki insan ve ekonomik gücün toparlanmaması ve birlikteliği ortaya koyamaması Ardahan’da devam eden göçü tetiklemekte ve devam ettirmekte.
Buna neden ise bu durumu gören batıdaki Ardahan oradan bir şey olmayacağını, kurtuluşun buradaki birliktelikten geçtiğini anlayıp, geride kalanları da ‘belki burada kurtulur Ardahan, Ardahanlı’ diyerek batıya çağırmasıdır.
Halbuki; Başta o kentin valisi, kaymakamlar, belediye başkanları, muhtarları ve stk’ları bir araya gelerek siyasileri de önlerine katıp, federasyonlar aracılığıyla ulaşacakları batıda, esecek olan Ardahan’a moral rüzgârı bile o kentte yaşanan göçü durduramasa da en aza indiremese de yavaşlatacak ve zaman içinde durduracağı da bir gerçektir.
Benim o dönemin ekibiyle birlikte başkanlığına gelip, 5 yıldan biraz fazla bir süre içinde batı kentlerinde 50 yıldır yapılamayanı yani ilk Ardahan’ı Tanıtma Günlerinde ortaya konulan ve 4 gün içinde 1,5 Milyon insanın bir araya gelebildiği ve yine başta KAI, KAISİAD gibi saçma ve Ardahan, Ardahanlılara engel olan siyasi diasporayı elimin tersi ile geri itip, birçok yapılmayanı yapmaktı.
Ve bunun için o dönem tüm ekip ve gönüllü Ardahanlılarla kolları sıvamamla, ‘olmaz, olamaz..’ denileni, gerçek ve samimi lobiciliği ortaya koyduğumuz ve içine bugünkü kurtarıcılarında (!) olduğu tüm engelleyicilere rağmen ‘Güçlü bir Ardahan Lobiciliği’ nin nasıl yapılacağını tüm Ardahan kamuoyunun bilmesi en açık örnektir.
Ve ilk kez benim başkanlığımda ekipçe yüksek sesle dillendirilen Ardahan lobiciliğinin birilerinin anladığı lobiye olmadığını, batıya göç tarihinde son yerel seçimlere kadar verilen samimi, gönüllü mücadele ile ilk kez 3’ü İstanbul’da, biri Kocaeli Dilovası’nda, bir diğeri Çanakkale Geyikli’de 5 Ardahanlının Belediye Başkanı, onlarcasının belediye meclis üyesi, muhtar, daire amiri olmasına karınca, kararınca değil, ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ parolasının tüm toplumu ateşlemesi gerçeğidir.
Bunları, o unutulmaz çabaları görmezden gelip, belki de görüp korkan yani ‘ben tüm siyasileri, stk’ları toplayıp, Ankara’ya, saraya götüreceğim’ deyip, bunu yapmak için de bugüne kadar bir adımı görünmeyen yerelin batıya yönelik atacağı birlikte hareket adımının Ardahan’a yapılacak olan en büyük yatırım olacağı artık anlaşılmalı, bilinmeli ve bu yönde adım atılmalıdır.
Nasıl mı?
Başta, ‘Göç, güç oldu’ deyip, kendi başlarına geldikleri İstanbul’da o dernek senin, bu kahvaltı benim diyerek kendisine yakın birkaç yalaka, dalkavukla köyün derneğinden başka derneğinin ya da federasyonun yanına gitmeyenlerin ortaya çıkıp, samimice bir seslenişle Ardahanlıların 20 milyonluk bir kentte ‘Güçlü bir Ardahan Lobisi’ çatısı altında bir araya gelmesini sağlayacak adımlar, çıkışlar ve çağrılar yapması bunun en güzel kanıtı hatta dersidir.
Her ne kadar birileri ‘bende yaparım’ diye gelip, tüm toplumun kabul gördüğü çaba ve çalışmaları onca emeği ayak oyunlarına kurban edip, söndürdüğü sürecin yeniden başlatılması için o dönem yapıldığı gibi yeniden tüm derneklerle federasyonun başkanlığında İstanbul’da geniş çaplı bir toplantı yaparak, bu yönde Ardahanlı iş insanlarının da bu rüzgâra destek vermelerini sağlamalı ve yeri geldiğinde hepsini alıp, Ardahan’a sadece gezdirmeye, anlatmaya götürmesini sağlamalılar.
Tabi bunu yaparken çanta, tabela, cep dernekler, içi boş, benim olsun küçük olsun denilerek belediyelerin verdiği köhne binalarda poz veren birçok federasyon, dernek gibi sahte konfederasyonlar ile değil..
Defalarca dile getirip, elimize imkân geçtiğinde tüm samimiyetimizle stk’cılığın, lobiciliğin nasıl olacağını ortaya koyduğumuz gibi bu anlatılanların yapılması halinde Ardahan’daki idarecilerde başında bulundukları tüm kurumları harekete geçirip, başbakan, bakanlar geliyormuşçasına brifingler, karşılamalar yapmalı ve Ardahan’a olduğu gibi batıdaki Ardahanlılara saygı çerçevesinde onlarla kol kola girilirse başarının geleceğini anlamalıdırlar.
Ve en önemlisi İstanbul başta olmak üzere her batı kentinde muhatap olarak alacakları tek kapının Ardahan’ın adı olduğunu hiss ettirmeliler ve tüm dernek ve yandan çarklı diğer sözde dernek, federasyonların tek bir federasyon hatta konfederasyon çatısı altında bir araya gelmesini sağlamalıdırlar, bu yöndeki çabalara yardımcı olmalılar.
Ve bunun yanında batıdaki siyasilerin de, aydınların da siyasi görüş gözetmeksizin bir araya gelerek, İstanbul ve diğer batı kentlerindeki yarım kalmış örgütlenmeye yardımcı olmalı ve hep birlikte bir değil en az 10, 15 hatta 50 Ardahan ziyaret planları yapılmalıdır.
Görün o zaman topluma gelecek olan moralle devam edilen göçün nasıl güç olduğu ve bu güç ile nasıl göçün durdurulmasa da yavaşlatıldığını.
Peki bunları kime diyorsun?..
Bilemiyorum ama üzerine alan alsın.
Yoksa ortaya çıkıp, ’84 Milyonun hakkını savunuyorum’ ya da ‘ATSO, ESOBB veya bizim bir dönem adını her gün gündemde tutuğumuz, ülke gündemine taşıdığımız stk’lar gibi kurumların başına geçeyim, bende yapacağım ‘ deyip, benim, senin, onun hakkını yediğini ama asıl Ardahan’a zaman kaybettirdiği, Ardahanlının batıda bir maraba gibi kenarda kaldığını fark etmeyen, bunları söyleyen, dile getirenleri de vatan haini ilan eden samimi olmayan siyasilere benzersiniz…
.jpg)
Üniversitede Büyük Kavga!
Ardahan Üniversitesinde (ARÜ) karşıt görüşlü öğrenciler arasında çıkan kavgaya ilişkin 13 öğrenci gözaltına alındı.
ÇIKAN TARTIŞMA KAVGAYA DÖNÜŞTÜ
Üniversitenin Çamlıçatak kampüsünde karşıt görüşlü öğrenciler arasında henüz belirlenemeyen sebeple başlayan tartışma kavgaya dönüştü.
13 ÖĞRENCİ YAKALANDI
Kampüse giden polislerce müdahale edilen kavgaya karıştıkları belirtilen 13 öğrenci yakalandı.
Gözaltına alınan öğrencilerin polisteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi.
ARÜ REKTÖRÜ PROF. DR. KORKMAZ, BAKÜ’DE SEMPOZYUMA KATILDI..
Bu Haberler Ardahan Üniversitesinin Basın Bürosu Tarafından Hazırlanmıştır..
|
*05/11/2015 Tarihli Haber
Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi (AMEA) Merkez Kütüphanesi’nde Dede Korkut Kitabı’nın yayınlanmasının 200. yıldönümüne adanan “Epos ve Etnos” adlı uluslararası sempozyum gerçekleştirildi.
6-7 Kasım 2015 tarihleri arasında düzenlenen sempozyuma Ardahan Üniversitesi (ARÜ) Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz da teşrif etti. Sempozyum Azerbaycan Respublikası Prezidenti tarafından Bilik Fondu, AMEA’nın Nizami adına Edebiyat Enstitüsü ve Folklor Enstitüsü’nün işbirliği ile yapıldı. ARÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, sempozyumun ardından Bilik Fondu’na bir ziyarette bulundu.
Sempozyum Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Başkan Yardımcısı, Akademik İsa Habibbeyli’nin açış konuşması ile başladı. Dede Korkut Kitabı’nın Türk Dünyası açısından önemine vurgu yapan Habibbeyli, Azerbaycan Respublikası Eski Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in Dede Korkut Kitabı’na çok önem verdiğine dikkat çekerek, “Tarihi mirasın korunup saklanmasında ve yeni nesillerin Azerbaycanlılık ruhunda terbiye edilmesinde vazgeçilmez bir rol oynamıştır.” dedi. 2000 yılında Dede Korkut Kitabı’nın UNESCO ile uluslararası düzeyde törene kayıt edilmesini vurgulayan Habibbeyli, anıtın araştırma tarihinde yeni bir aşamanın başlangıcı olduğunu bildirdi. Habibbeyli’nin ardından açış konuşmaları Azerbaycan Respublikası Milletlerarası, Multikültüralizm ve Dini Konularda Devlet Müsteşarı Kamal Abdullayev’in konuşması ile devam etti. Bakü Uluslararası Multikultralizm Merkezi Bilgi Vakfı ile birlikte “Kitab-ı Dede Korkut” destanı ile ilgili ülkenin değişik bölgelerinde farklı konulu etkinliklerin organize edilmesini vurgulayan Abdullayev, Azerbaycan genelinde 100 kadar orta öğretim okulunda “Kitab-ı Dede Korkut” konusunda etkinliklerin yapıldığını ifade etti.
Sempozyumda, Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz “Terörün Mitik Yüzü: Tepegöz” isimli bildirisini sundu. Sempozyumun ardından Rektör Prof. Dr. Korkmaz, Bilik Fondu’nu ziyaret etti. Bilik Fondu İcra Müdürü Oktay Semedov ile bir toplantı gerçekleştiren Prof. Dr. Korkmaz, ARÜ hakkında çeşitli bilgiler verdi. Tamamlanan ve ileriki dönemlerde yapılması planlanan projeler hakkında bilgi veren Rektör Prof. Dr. Korkmaz, Bilik Fondu ile ARÜ arasında yakın ilişkiler kurulması gerektiğini belirtti.
Ardahan Üniversitesi (ARÜ), önemli yapımların yer aldığı Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nde mansiyon ödülü kazanarak, uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi.
Bu yıl ikincisi düzenlenen, Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BİFED), 45 ülkeden 180 belgesel sinema filminin katılımıyla geçtiğimiz hafta Bozcaada’da gerçekleştirildi. Festivale ARÜ adına katılan, Rektör Basın Danışmanı Öğr.Gör.Turgay Kural’ın ‘‘Cibik’’ adlı yapımı ön eleme sonucunda, Dünya’dan birçok önemli yapımın yer aldığı profesyonel kategoride yarışmaya hak kazanarak, Türkiye’yi başarıyla temsil etti. Festival süresince, gösterimleri yapılan, farklı ülkelere ait belgesel sinema filmleri arasından jüri üyelerinin beğenilerini kazanan Öğr.Gör. Kural, profesyonel kategoride ARÜ adına Türkiye’ye mansiyon ödülünü kazandırarak büyük bir başarıya imza attı. Jüri üyelerinin resmi ortak açıklamasında ‘‘Duygusal, çağrışımlarla dolu ve çok potansiyeli olan Cibik’in gelecek sinema macerasında çok iyi olacağına dair inancımız ve potansiyel dolu olan genç bir yönetmenin filmini desteklediğimizi belirtmek isteriz. Ondan birçok iyi film göreceğimize inanıyoruz.’’ şeklinde görüşlerini belirttiği ‘‘Cibik’’ ARÜ’ye ikinci uluslararası ödülünü kazandırdı.
Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nde finale kalan ülkelerden Japonya, Güney Kore, İtalya, İsveç, Fransa, Almanya, Avusturya, İrlanda, Kamboçya, Türkiye, Meksika, Şili, Mayınmar’a ait yapımlardan birinciliği Şili’ye ait ‘‘Surire’’adlı yapım, ikinciliği Fransa’ya ait ‘‘Ben halkım’’ adlı yapım üçüncülüğü ise İtalya yapımı ‘‘Günaydın Taranto’’ adlı belgesel sinema filmleri kazandı.
Uluslararası Belgesel Sinema Festivalleri’ne ARÜ adına katılarak, Türkiye’yi temsil etmeye devam eden Rektör Basın Danışmanı Öğr.Gör.Turgay Kural, Dünya Prömiyerine Katar’da yapılacak Uluslararası El Cezire Belgesel Film Festivali’nde devam edecek. Ortadoğu’nun Oscar’larının belirleneceği festival, 26-29 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek.
Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen Uluslararası Türk Dünyası Kültür Kongresi’nin üçüncüsü, “Dede Korkut ve Türk Dünyası” adıyla İzmir’de gerçekleştirildi. 3.Uluslararası Türk Dünyası Kongresi’ne Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Kırım, Rusya, Sırbistan, Çin başta olmak üzere farklı ülkelerden 250 akademisyen katıldı. Kongreye, Ardahan Üniversitesi’ni (ARÜ) temsilen, İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi (İBEF) Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Ahmet Ali Aslan ile Doç. Dr. Ranetta Gafarova katıldı. Dede Korkut Kitabı’nın “Dresden” nüshasının ortaya çıkartılmasının 200. yılı olması nedeniyle kongrenin ana teması “Dede Korkut Kitabı” olarak belirlendi.
ARÜ İBEF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Ali Aslan, Ardahan ve Kars yöresine ait masallar ile Dede Korkut Hikayeleri’ni karşılaştırdığı bildirisinde şunları söyledi: “Türk Oğuz Boylarına, mensup göçeri ve yerleşik Türk Kültür dairesinden baktığımızda, sadakat olgusunun tam ve içten, sarsılmaz derecede güçlü, Oğuz Birliği, ideali etrafında oluştuğunu gördük. Kars Masalları arasında sıkça karşılaşmamıza rağmen, Dede Korkut hikâyeleri arasında kadınların iffet, ar ve namuslarını koruduğuna, hiçbir Hikâyede, kadının kendi kocasına ihanet etmediğine şahit olduk. “İhanet” ve “Sadakat” olgusunu sadece Dede Korkut hikâyelerinde rastlayamadık. 1977-1979 yılları arasında Kars’ın Arpaçay, Çıldır, Göle,Sarıkamış, Kars Merkez ve Iğdır Kazalarının köylerinden teyple ağız özelliklerini bozmadan derlediğimiz “Erebüzengi”, “Molla, Muhder ve Öğretme”, “Üş ?ardaş”, “Bir Petşahı? ?ezebi”, “Deli Ehmet”, “?ara İneh” ve “Üş Bacının Nağılı” adlı masallarda da görmekteyiz.”
DOÇ. DR. ASLAN: “DEDE KORKUT KİTABI’NA ALTIN GAZİLİK MADALYASI VERİLMELİ”
Dede Korkut Kitabı’nın bazı dönemlerde siyasi baskılara maruz kalarak yasaklandığını belirten Doç. Dr. Arslan, “Dede Korkut Destanı, Türk Kültürünün Sovyetler döneminde korunup saklanması uğruna verilen savaştan galip çıkmış bir Gazidir, sözü, belki de şimdiye kadar Dede Korkut Destanları hakkında Batı yarımküresinde söylenmiş en anlamlı cümledir. . Dede Korkut Destanlarının eski Sovyetler döneminde, Moskova tarafından ‘Rejim Düşmanı’ olarak ilan edildiğini ve bunun için başlatılan ‘Moskova Seferi’nin 1950 yılında başladığını ve ‘Savaşın’ Moskova’nın yenilgisi ve Dede Korkut’un zaferiyle 1973 yılında sona erdiğini tarihi eski Sovyet kayıtları arasında bulduk. Bize göre Dede Korkut, bir eser olarak, Türk’ün kültür varlığına karşı verilen bu savaştan zaferle çıkmış bir Türk Gazisidir.” dedi. Sözlerinin devamında Doç. Dr. Aslan, Dede Korkut Kitabı’na “Altın Gazilik Madalyası” verilmesini teklif etti. Doç. Dr. Aslan’ın bu teklifi tüm salonda alkışlar ile karşılandı.
Kongrenin devamında ARÜ İBEF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ranetta Gafarova “Dede Korkut ve Kırım Tatar Destanlarında Ortak Kadın Tipleri” isimli bir bildiri sundu. Ulusların kültürlerinin devamlılığını sağlayan en önemli unsurun yazılı ve sözlü eserler olduğunu belirten Doç. Dr. Gafarova, “Destanlar sözlü kültürden yazılı kültüre geçerken bir takım değişikliklere uğrar ve destan metinlerinde görülen her değişiklik bir varyant oluşturmaktadır. Dede Korkut Destanlarına paralel olarak Kırım Tatar destanlarında (Çora Batır, Edige, Köroğlu, Nar Kamış ve bş.) Türk boylarında mevcut olan kadın mevkiisi üzerine yapılan bu çalışmada, anlatılanların, kadın kahramanlarının sosyal hayat içerisindeki yeri ve tarihsel süreç içindeki işlevi üzerinde durulacaktır. Kadının analık görevi, Türkler arasında kadına büyük değer sağlamış destanlar onu ilâhî bir varlık, bir dişi, ilahi bir varlık gibi telakki etmişlerdir.” diye konuştu.
Kongrede ayrıca çeşitli müzik ve halk oyunları etkinlikleri sergilendi. Toplu hatıra fotoğraflarının çektirilmesinin ardından kongre sona erdi.
ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ’NDE
İÇ KONTROL EĞİTİMİ VERİLDİ..
Ardahan Üniversitesi (ARÜ)’nde iç kontrol sistemleri ve risk yönetim konusunda eğitim verildi.
Ardahan Üniversitesinin iç kontrol sisteminde risk ve süreç yönetiminin geliştirilmesi için ortak değerlendirmelerde bulunmak amacı ile İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Yeşil Salon’da eğitim gerçekleştirildi. Eğitime ARÜ Genel Sekreteri Ercan Gültürk, Genel Sekreter Yardımcısı Canan Korkmaz, Strateji Geliştirme Daire Başkanı M. Kenan Tan, İdari ve Mali İşler Daire Başkanı Çağrı Coşkun, Personel Daire Başkanı İdris Karagöz,sağlık Kültür ve spor Daire Başkanı Havva Vanlı, Hukuk Müşaviri Öğr. Gör. Kubilay Aras, birimlerin harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri katıldı.
Eğitim öncesinde konuşan ARÜ Genel Sekreteri Ercan Gültürk, “İç kontrol sistemleri ve risk yönetimi eğitimi üniversitemizin kurumsallaşması adına çok önemli bir etken. Gerçekleştirilen eğitimin üniversitemizde layıkıyla takip edileceğinden eminim. Üniversitemizde bu eğitimin verilmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Eğitimin üniversitemize ve personellerimize çok büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum” dedi.
İç kontrol sistemleri eğitiminde, kamu mali yönetiminde iç kontrol sisteminin önemi hakkında farkındalığı geliştirmek, kurumsal risk yönetimi ve uygulamaları ile süreç yönetimi hakkında ortak bilinci güçlendirmek istenildiği ifade edildi.
**ICBES 2016, ARÜ VE KÜNİB’İN DESTEKLERİYLE WASHINGTON DC’DE YAPILACAK..
İşletme ve İktisat Araştırmaları Uluslararası Konferansı ICBES 2016, 25-28 Şubat 2016 tarihleri arasında Washington DC’de, farklı ülkelerden birçok üniversitenin katılımı ile yapılacak. Incarnate Word Üniversitesi, Ardahan Üniversitesi ve Kafkasya Üniversiteler Birliği tarafından organize edilen konferansın konusu ‘uluslararası işbirliği ve ekonomi’ olarak belirlendi. Yapılacak olan bu konferans ile dünyanın farklı ülkelerinden katılan akademisyenlerin, fikir alışverişinde bulunması, iş ve ekonomi alanlarında daha yararlı çalışmaların yapılması hedeflenmektedir.
25-28 Şubat 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan konferans hakkında bilgiler veren Ardahan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Orhan Söylemez şöyle konuştu; ‘2014 yılında Incarnate Word Üniversitesi, San Antonio Koleji, Kafkasya Üniversiteler Birliği ve Ardahan Üniversitesi işbirliği ile sosyal bilimler alanında ortak bir uluslararası konferans düzenlemişti. Rektör Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’ın onur konuğu olarak katıldığı bu konferansa Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gürkan Doğan, Doç. Dr. Alper Karadağ, Yrd. Doç. Dr. Levent Küçük ve Yrd. Doç. Dr. İhsan Kurtbaş katılmışlardı.’ dedi.
ARÜ, ISBES 2016’nın Bilim Kurulunda
Uluslararası çapta büyük üniversitelerin katılacağı bu konferansta Ardahan Üniversitesi’nin önemli bir görev üstlendiğini belirten Prof. Dr. Söylemez; ‘Washington DC’de yine Incarnate Word Üniversitesi, Ardahan Üniversitesi ve Kafkasya Üniversiteler Birliği ortak olarak bir konferans düzenleniyor. Uluslararası bir konferans olacak. Konferansın konusu uluslararası işbirliği ve ekonomik çalışmalar. Bu konferansın bilimsel kurulunu oluşturan üniversiteler arasında Ardahan Üniversitesi de var.’ dedi.
Konferansın içeriği hakkında detaylı bilgiler veren Prof. Dr. Söylemez sözlerine şöyle devam etti; ‘Bu uluslararası konferans, dünyanın dört bir yanındaki iş adamlarına, araştırmacılara ve akademisyenlere, ortaya çıkmakta olan yeni araştırmaları ve uygulamaları, fikirleri paylaşma imkanı sağlayacaktır. Uluslararası bir yapıya sahip olan bu platform özellikle katılımcıların ve dinleyicilerin tecrübelerinden (maksimum) en üst düzeyde istifade etmeleri için tanzim edilmiştir. Konferansın tertibinde işletme ve iktisat alanına doğrudan katkıda bulunacak araştırmaların sunulabileceği bir içerik için gayret edilmektedir. Katılımcılar sunum yapmasalar bile katkıda bulunabilecekleri bir ortam içinde olacaklardır. Konferans çok dilli –İngilizce, İspanyolca, Çince ve Arapça- olsa da yazılı nüshalar yalnızca İngilizce olacaktır. Biz de bu konferansta Ardahan Üniversitesi ve KÜNİB olarak yer almaktan büyük onur ve gurur duyuyoruz. Dolayısıyla hem önceki yıl yapılan hem de önümüzdeki sene yapılacak olan bu tür kongre, konferans ve sempozyumları üniversitemizin dünyada, uluslararası arenada tanınırlığını arttıracak önemli faaliyetler olarak görmek gerekir.’ dedi.
**Ardahan Üniversitesi Çalışıyor..
2008 yılında “Işığa Karışın” sloganıyla kurulan Ardahan Üniversitesi (ARÜ), aradan geçen kısa bir zaman içerisinde çok büyük ve önemli işlere imza attı. ARÜ üç tarafı ormanlarla çevrili ve eşsiz bir doğal güzelliğe sahip yerleşkesi olan, mimarisi, tasarımları ve teknolojik özellikleri ile dikkat çeken alanlara/olanaklara sahip bir üniversite konumuna geldi. Güçlü akademik kadrosu ile yurt içinde ve yurt dışında ses getiren projeleri hayata geçiren ARÜ, Yenisey Yerleşkesi’nde yaptığı yatırımlar ve büyük projeler ile adından söz ettirmeyi sürdürüyor. Birçok alanda ilklere imza atan ARÜ, Yenisey Yerleşkesi’ni de aynı anlayış ile daha çok geliştirmeye ve büyütmeye devam ediyor. Yapılan ve şu an proje aşamasında olan binaların hepsi, teknik donanımlarının yanı sıra tasarımları ile de ilk ve tek olma ayrıcalığına sahip…
ARÜ Yenisey Yerleşkesi yapılaşmasının 1. Etap çalışmaları tamamlanmak üzere… Yerleşke içerisinde yapımı tamamlanıp hizmete açılan binaların yanı sıra yeni fiziki mekânların inşası hızla sürüyor. Yerleşkede İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Rektörlük Hizmet Binası, Merkezi Laboratuvar, Yenisey Konukevi, spor salonu ve lojman binaları yapımı tamamlanıp hizmet veren yapıları teşkil ediyor. Öte yandan birçok projenin yapım çalışmaları sürüyor. Yapımı devam eden binalar ise 2016 yılında tamamlanarak hizmete hazır hale getirilecek. Bu sayede ARÜ Yenisey Yerleşkesi’nin 1. Etap yapılaşması tamamlanmış olacak.
“Olimpik Yüzme Havuzu, Buz Pateni Pisti, Bowling Salonu Olan Spor Kompleksi…”
ARÜ Yenisey Yerleşkesi içerisinde devam eden çalışmalar hakkında bilgi veren ARÜ Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı Şube Müdürü Ertan Sarıçam “Spor kompleksinin içerisinde olimpik yüzme havuzu, basketbol ve voleybol sahaları, bowling salonu, buz pateni pisti ve çok amaçlı salonları mevcut olup, bunların dışında fitness salonu ve sauna da kompleksin içerisinde yer almaktadır. Yapım çalışmalarının 2016 yılının Mayıs-Haziran aylarında bitirilmesi planlanmaktadır.” dedi. Sarıçam, Rektörlük Hizmet Binası hakkında ise, “Rektörlük hizmet binamızın tasarımında bölgemize özgü motifler kullanılmıştır. Binanın çatı kısmı kartal şeklinde inşa edilmiştir. Bu tarz bir uygulama bölgemizdeki hiçbir binada mevcut değildir.” diye konuştu.
35 bin metrekare kapalı alana sahip olacak şekilde yapımı devam eden mühendislik fakültesi inşaatı bağlamında Sarıçam, “Mühendislik fakültemizin diğer binalardan ayrılan en büyük özelliği mutfak ve yemekhanenin en üst katta yer almasıdır. Bina içerisinde kütüphanesi ve 250’şer kişilik konferans salonları bulunmaktadır. Ayrıca her amaca yönelik dizayn edilebilecek şekilde laboratuvarlar yer almaktadır. Bu laboratuvarlar açılacak bölümlere uygun bir şekilde düzenleme yapılabilecek şekilde tasarlanmıştır.” şeklinde bilgi verdi.
Sarıçam, şu an hizmet vermekte olan 8 adet lojman binasına ek olarak 2 lojman binası daha yapıldığını ve 2016 yılı içerisinde 2 adet lojman binası daha yapılacağını ifade etti.
“Yenisey Yerleşkesi Daha Yeşil ve Aydınlık…”
Yenisey Yerleşkesi’ndeki çevre düzenlemesi ve peyzaj çalışmalarının ivedilikle sürdürüldüğünü hatırlatan Sarıçam, “Üniversitemizin birinci ve ikinci etap peyzaj ve çevre düzenlemesi çalışmaları kapsamında Yenisey Yerleşkesi’nde, led ışıkların kullanılacağı aydınlatma direklerinde üniversitemizin logosu yer alacak ve renkleri özel olarak üniversitemizin kurumsal renklerine uygun olarak boyanacaktır… Çevre düzenlemesi kapsamında rektörlük hizmet binasının ön tarafındaki alana amfi tiyatro yapılmaktadır. Önemli çalışmalardan birisi olarak gördüğümüz bir diğer iş ise ikinci güzergâh yolunun yapılıyor olmasıdır. Yapılan bu yol ile nizamiye ile yurtlar arası bağlantı sağlanmış olacak. Bu yolun alt yapı çalışmaları kapsamında su ve kanalizasyon işleri tamamlandı. Şu an tretuvar çalışmaları yapılmaktadır. Bu yol tamamlandığında yerleşkemizin ana arter yollarının ikincisi de tamamlanmış olacak. Yapılan yol ve çevre düzenlemesi işleri ile yerleşkemizin çehresi tamamen değişmiştir. Çalışmalar tamamlandığı zaman eşsiz bir doğal güzelliğe sahip olan ARÜ Yenisey Yerleşkesi daha yeşil ve daha aydınlık olacaktır.” açıklamasında bulundu.
“Âşık Şenlik Kültür Merkezi’nin Temeli Atılacak.”
Yenisey Yerleşkesi’nde yapılan önemli projelerden birisi de Âşık Şenlik Kültür Merkezi… Mimari tasarımıyla eşi benzeri olmayan bir yapıya sahip olan kültür merkezi projesiyle ilgili bilgi veren Sarıçam, “Âşık Şenlik Kültür Merkezi inşaat temeli 2015 yılı Kasım ayı içerisinde atılacaktır. Projenin 2016 yılında bitirilmesi planlanmaktadır. Âşık Şenlik Kültür Merkezi tamamlandığında çevre illerimiz ve Ardahan’ımızı apayrı bir mimari özelliği olan bir kültür merkezine kavuşturmuş olacağız. Kültür merkezimizin içerisinde 750 kişilik bir konferans salonu, sergi salonları, toplantı salonları ve müze olarak faaliyet gösterecek olan alanlar mevcuttur. Kültür merkezinin projesi Ardahan Üniversitesi tarafından özel olarak çizdirilmiştir. Tasarım ve mimari özellikleri bakımından bir benzeri bulunmamaktadır. Tamamlandığı zaman yerleşkemize farklı bir görünüş ve görsel güzellik katacaktır.” diye konuştu. Ayrıca Sarıçam, yapımı devam eden projelerin 2016 yılı içerisinde tamamlanması ile birlikte ARÜ Yenisey Yerleşkesi’nin 1. Etap yapılaşmasının tamamlanacağını belirtti.
ARÜ’LÜ AKADEMİSYENLER TÜRK DÜNYASI KONGRESİ’NE KATILDI.
Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen Uluslararası Türk Dünyası Kültür Kongresi’nin üçüncüsü, “Dede Korkut ve Türk Dünyası” adıyla İzmir’de gerçekleştirildi.
3.Uluslararası Türk Dünyası Kongresi’ne Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Kırım, Rusya, Sırbistan, Çin başta olmak üzere farklı ülkelerden 250 akademisyen katıldı. Kongreye, Ardahan Üniversitesi’ni (ARÜ) temsilen, İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi (İBEF) Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Ahmet Ali Aslan ile Doç. Dr. Ranetta Gafarova katıldı. Dede Korkut Kitabı’nın “Dresden” nüshasının ortaya çıkartılmasının 200. yılı olması nedeniyle kongrenin ana teması “Dede Korkut Kitabı” olarak belirlendi.
19 Ekim 2015 Pazartesi günü açış konuşmaları ile başlayan kongre bildiri sunumları ile devam etti. ARÜ İBEF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Ali Aslan, Ardahan ve Kars yöresine ait masallar ile Dede Korkut Hikayeleri’ni karşılaştırdığı bildirisinde şunları söyledi: “Türk Oğuz Boylarına, mensup göçeri ve yerleşik Türk Kültür dairesinden baktığımızda, sadakat olgusunun tam ve içten, sarsılmaz derecede güçlü, Oğuz Birliği, ideali etrafında oluştuğunu gördük. Kars Masalları arasında sıkça karşılaşmamıza rağmen, Dede Korkut hikâyeleri arasında kadınların iffet, ar ve namuslarını koruduğuna, hiçbir Hikâyede, kadının kendi kocasına ihanet etmediğine şahit olduk. “İhanet” ve “Sadakat” olgusunu sadece Dede Korkut hikâyelerinde rastlayamadık. 1977-1979 yılları arasında Kars’ın Arpaçay, Çıldır, Göle, Sarıkamış, Kars Merkez ve Iğdır Kazalarının köylerinden teyple ağız özelliklerini bozmadan derlediğimiz “Erebüzengi”, “Molla, Muĥder ve Öğretme”, “Üş Ǵardaş”, “Bir Petşahıŋ Ǵezebi”, “Deli Ehmet”, “Ǵara İneh” ve “Üş Bacının Nağılı” adlı masallarda da görmekteyiz.”
Doç. Dr. Aslan: “Dede Korkut Kitabı’na Altın Gazilik Madalyası Verilmeli”
Dede Korkut Kitabı’nın bazı dönemlerde siyasi baskılara maruz kalarak yasaklandığını belirten Doç. Dr. Arslan, “Dede Korkut Destanı, Türk Kültürünün Sovyetler döneminde korunup saklanması uğruna verilen savaştan galip çıkmış bir Gazidir, sözü, belki de şimdiye kadar Dede Korkut Destanları hakkında Batı yarımküresinde söylenmiş en anlamlı cümledir. . Dede Korkut Destanlarının eski Sovyetler döneminde, Moskova tarafından ‘Rejim Düşmanı’ olarak ilan edildiğini ve bunun için başlatılan ‘Moskova Seferi’nin 1950 yılında başladığını ve ‘Savaşın’ Moskova’nın yenilgisi ve Dede Korkut’un zaferiyle 1973 yılında sona erdiğini tarihi eski Sovyet kayıtları arasında bulduk. Bize göre Dede Korkut, bir eser olarak, Türk’ün kültür varlığına karşı verilen bu savaştan zaferle çıkmış bir Türk Gazisidir.” dedi. Sözlerinin devamında Doç. Dr. Aslan, Dede Korkut Kitabı’na “Altın Gazilik Madalyası” verilmesini teklif etti. Doç. Dr. Aslan’ın bu teklifi tüm salonda alkışlar ile karşılandı.
Kongrenin devamında ARÜ İBEF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ranetta Gafarova “Dede Korkut ve Kırım Tatar Destanlarında Ortak Kadın Tipleri” isimli bir bildiri sundu. Ulusların kültürlerinin devamlılığını sağlayan en önemli unsurun yazılı ve sözlü eserler olduğunu belirten Doç. Dr. Gafarova, “Destanlar sözlü kültürden yazılı kültüre geçerken bir takım değişikliklere uğrar ve destan metinlerinde görülen her değişiklik bir varyant oluşturmaktadır. Dede Korkut Destanlarına paralel olarak Kırım Tatar destanlarında (Çora Batır, Edige, Köroğlu, Nar Kamış ve bş.) Türk boylarında mevcut olan kadın mevkiisi üzerine yapılan bu çalışmada, anlatılanların, kadın kahramanlarının sosyal hayat içerisindeki yeri ve tarihsel süreç içindeki işlevi üzerinde durulacaktır. Kadının analık görevi, Türkler arasında kadına büyük değer sağlamış destanlar onu ilâhî bir varlık, bir dişi, ilahi bir varlık gibi telakki etmişlerdir.” diye konuştu.
Kongrede ayrıca çeşitli müzik ve halk oyunları etkinlikleri sergilendi. Toplu hatıra fotoğraflarının çektirilmesinin ardından kongre sona erdi.

2015-2016 eğitim-öğretim yılında ilk öğrencilerini kabul eden Ardahan Üniversitesi (ARÜ) İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi (İBEF)Arkeoloji Bölümü’nde, teorik bilgilerin dışında, aktif ve uygulamalı bir öğretim anlayışıyla dersler verilmeye başlandı. Bu amaçla doğrultusunda, Çıldır ilçesi Akçakale Adası ören yerinde arkeoloji bölümü örgün ve ikinci öğretim öğrencilerinin katılımıyla, ARÜ İBEF Arkeoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Sami Patacı ve ARÜ İBEF Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Karabıyıkoğlu eşliğinde saha çalışmaları gerçekleştirildi.
Arkeoloji bölümü öğrencileri yaptıkları ilk saha çalışması ile Akçakale Adası’nın tamamında incelemelerde bulundu. Adadaki üçgen planlı kale yapısı, yuvarlak planlı kule, yerleşim alanına ait mimari kalıntılar, Orta Tunç Çağı’na ait olması gereken mezarlık alandaki kromlek ve kurgan yapıları ve son olarak bir Ortaçağ Gürcü şapeli öğrencilere birer birer ARÜ öğretim üyeleri tarafından tanıtıldı. Arkeolojik bilgilere ek olarak jeoloji, jeomorfoloji ile arkeoloji arasındaki ilişkilere dikkat çekildi ve arkeolojik inceleme yapılan bir alanda yer bilimci gözüyle ne gibi özelliklere dikkat edilmesi gerektiği arazideki örneklemelerle açıklandı.
Yapılan saha çalışması hakkında bilgiler veren ARÜ İBEF Arkeoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Sami Patacı şöyle konuştu; ‘Akçakale Adası, Doğu Anadolu ve Transkafkasya Bölgeleri açısından en önemli arkeolojik alanlardan biridir. 1940’lı yıllardan bu yana çeşitli araştırmacılar tarafından adada kısa süreli incelemelerde bulunulmuş; ancak ne yazık ki bilimsel bir arkeolojik kazı gerçekleştirilmemiştir. Son olarak, 2004 ve 2005 yıllarında Kars Müzesi Müdürlüğü başkanlığında ve ayrıca Prof. Dr. Alpaslan Ceylan’ın bilimsel başkanlığında adada temizlik, mimari çizim ve harita çalışmaları gerçekleştirilmiş; “Taşlı Dam” olarak adlandırılan kurganda ise ufak çaplı bir restorasyon düzenlenmiştir.’ dedi.
Arkeoloji bölümü öğrencileri açısından Akçakale Adası’nın önemi hakkında ise Yrd. Doç. Dr. Patacı şunları söyledi; ‘Bölge arkeolojisi açısından önemi düşünüldüğünde, Ardahan Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğrencileri tarafından ilk ziyaret edilmesi gereken arkeolojik alan Akçakale Adası olmalıydı. Bu sebeple düzenlediğimiz gezi, yakın geleceğimizin arkeologları olacak olan öğrencilerimizin Doğu Anadolu ve Transkafkasya arkeolojisine aşina olmasında katkı sağlamıştır.’ dedi.
Saha çalışmaları Akçakale Adası’nın ardından Şeytan Kalesi’nde devam etti. Gürcücede Şeytan Kalesi anlamında “Kajis Tsikhe” olarak bilinen ve tarihi Tao-Klarjeti Bölgesi’ndeki en önemli arkeolojik kültür varlıklarından olan bu kale yapısı hakkında öğrencilere akademik bilgi verildi ve kaleye bağlı mimari birimler incelendi.

Proje kapsamında Türkiye, Yakutistan, Altay ve Altay Kray, Azerbaycan, Gürcistan, İranAzerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan, Afganistan, Moğolistan ve Çin’de derleme faaliyetlerinde bulunuldu. Türkiye, Kırgızistan, Kazakistan, Rusya Federasyonu, Yakutistan, Altay Özerk Cumhuriyeti ve Tuva Özerk Cumhuriyeti’nden 12 kişilik bir ekip tarafından gerçekleştirilen proje ile 8 Kitap yayınlandı, 20 kitap ise hazırlanarak yayınlanma aşamasına getirildi. 11 adet makale uluslararası dergilerde yayınlatıldı. 2 adet bildiri uluslararası sempozyumlarda sunulmak üzere çalışıldı ve 72 adet lisans tezi hazırlatıldı.
Prof. Dr. Altınkaynak: “Oldukça İlginç Bir Coğrafya Üzerinde Çalışmalar Yürüttük.”
Proje hakkında detaylı bilgiler veren Prof. Dr. Altınkaynak araştırma yaptıkları bölgeler hakkında şöyle konuştu: “Oldukça ilginç bir coğrafya üzerinde çalışmalar yürüttük. Üzerinde gemilerin yüzdüğü ve kış boyu donan ırmaklar gördük. Lena’yı, üniversitemizin kampüsüne adını veren Yenisey’i, Baykal Gölü’nü, Angara Irmagı’nı, Angara Vadisi’ni, Tanrı Dağları gibi birçok önemli bölgelerden geçtik.” Prof. Dr. Altınkaynak, “Projede ki amacımız Türkiye’de ki âşıklık geleneğinin kökenlerini inmek, âşıklık geleneğinin yapılarını çözmek, anlatım geleneğini ortaya koymak ve bunu da bütün Türk dünyasındaki örnekleri ile mukayese edebilmektir. Öğrenilen şu ki ‘Biz neydik? Nerden geldik? Şu anda neyiz?’ gibi soruların cevaplarını bulmayı hedefledik.” diyerek, projeyle ilgili amaçları ortaya koydu.
“Türk Misafirperverliğini Kırsalda Bütün Özellikleri İle Gördük.”
Çok geniş bir coğrafya üzerinde araştırmalar yapan Prof. Dr. Altınkaynak, çalışmalar esnasında görüşüp konuştukları insanlar hakkında edindiği izlenimleri, “Araştırmalarımız sırasında Türk misafirperverliğini kırsalda bütün özellikleri ile gördük. Türkiye’den geldiğimizi öğrendiklerinde bize daha yakından ilgi gösterdiler. İnsanların yüz hatları değişiyor, bir tebessüm kaplıyor yüzlerini.
Türkiye’de en çok Antalya ve İstanbul’u biliyorlar. Özellikler Çin bölgesinde bine yakın fotoğraf çektirdiler ve imza attık. Bizleri gördüklerinde bu insanlar Türkiye Türkçesi’ne yakın kelimeler kullanarak bizimle konuşmaya çalışıyor. Konuştuğumuz rakamlar, fiiller, günler neredeyse tamamen aynı.” sözleriyle aktardı. Ayrıca Prof. Dr. Altınkaynak, gezdikleri tüm bölgelerde verilen isimler farklı olsa da sözlü edebiyatın ve anlatımların özünde aynı olduğunu vurguladı.
Proje kapsamında şu an için 8 adet kitabın basıldığı belirten Prof. Dr. Altınkaynak, 20 adet kitapla ilgili çalışmaların da tamamlandığını ve basılma aşamasına geldiğini ifade etti. Prof. Dr. Altınkaynak projenin hayata geçirilmesinde büyük destekleri olan Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’a teşekkür etti.ardahan