Bizim toprağımızla, bizim tohumumuzla, bizim demokrasimizle bu kadar çok ilgilenen AB için bir kere daha sormadan edemiyoruz.
Avrupa bizi çok mu seviyor?
Buğday tarımının ana vatanı Mezopotamya’dır. ‘’Sorgül’’ buğdayı ise Mezopotamya ovasında yetişen, bilinen en eski buğday türü.
Adını kehribar sarısından ve kırmızıyı yansıtan renginden alan tane yapısı camsı, kırmızıya dönen sarı renkte, bir buğday türü olarak tanımlanıyor.
Anadolu topraklarında 13 bin yıl öncesine dayanan geçmişi bulunan buğdayın hasadı yapılırken sadece izlersek, topraklarımıza, çiftçimize, üreten kadınlarımıza sahip çıkmazsak birileri gelir halaylar eşliğinde bizim insanımıza buğday hasadını öğretmeye çalışır.
Bu projede yer alan bir konuşmacının bu cümlesi de çok düşündürücü ‘’Suriyeli mülteci kadınların bize öğretmiş olduğu geleneksel tarım tekniklerinden de faydalandık” Anadolu kadını yüz yıllardır tarım yapıyor, hala Anadolu topraklarında yerel-atalık tohumlar yaşatılıyor, ekiliyor.
Kimin kime ne öğrettiğini, kimlerin hangi hesaplar peşinde olduğunu iyi görmek gerekiyor.
Yakında ‘’Tarımda Milli Birlik Projesi’’ adı altında sunulacak olan proje Türk Tarımının özelleştirilmesi anlamını taşıyor.
Bugüne kadar yapılan özelleştirmelerden, satılan KİT’lerden, tarımda dışa bağımlılıktan hiç ders almadığımızın yansımasıdır.
Bu projenin hayata geçmesi, bununla ilgili yasaların onaylanması demek, küresel şirketlere, holdinglere, tohumumuzu, toprağımızı, suyumuzu hatta çiftçimizi teslim etmek demektir.
Yıllardır zarar ettirilen KİT’leri, kapanan kooperatifleri, Tarım birliklerini unutmak, onların yokluğundan ders almamak demektir.
Yerel pazarların, semt pazarlarının, aile çiftçilerinin yok olması, büyük sermaye şirketlerinin kasalarına para akması demektir.
Var olan köylülüğün bitmesi, yerel tohumların tek elde toplanması, daha çok hazır tohuma, ilaca, gübreye maruz kalan sağlıksız ürünlerin tüketilmesi demektir.
Çiftçileri kendi topraklarında milletin efendisi olmak yerine, holdinglerin, şirketlerin marabası durumuna getirilmesi demektir.
Bu proje Türk tarımının kalkınmasında gerçekçi çözüm değildir. Bu proje Türk tarımına zarar verirken, Türk Çiftçisini toprağından daha da uzaklaştırır.
Uzun yıllardır kaderine terk edilen tarımın tamamen bitmesi, sağlıksız ürünlerin halkı toptan hasta etmesi demektir.
Bu proje daha önce çeşitli hastalıklarla yok edilen büyükbaş, küçükbaş hayvancılığın tamamen bitmesi demektir.
Geçmişimizin, tarihimizin sayfalarından Atatürk’ün tarım mücadelesinin silinmesi demektir.
Türk tarımını kurtaracak olan, Türk çiftçisidir, Türk köylüsüdür, Türk Milletidir.
FOTO/Mardin Arena Haber
Ebru Oğuzhan Yeter
1967’de Ardahan Göle’de doğdu. 1985 yılında hayatımın üniversitesi dediği İş Bankası ‘nda çalışmaya başladı. 2008 ‘de emekli oldu. O tarihten itibaren Atatürkçü Düşünce Derneği ve Cumhuriyet Kadınları Derneği başta olmak üzere aktif olarak görev alıp çalışmaktadır. Halen CKD Fethiye yönetim kurulu üyesidir.
Genç Çiftçiyi Kim Dolandırdı?
Size önce bir haber okutacağım ve bir soru soracağım..
Haberi bir okuyalı mı?
‘Tarım Bakanlığının çiftçiyi desteklemek maksadıyla ülke geleninde başlatmış olduğu “Genç Çiftçiye Hibe Hayvan Verilmesi” çerçevesinde işi alan bazı şirketlerin, talep sahiplerine, ‘küpe kayıtlarında şartnameye uyan ancak fiziken uymayan’ hayvanları vermeye çalışarak devleti zarara uğratan suç örgütü 3. dalga operasyonla çökertildi.
Jandarma Genel komutanlığı KOM Daire Başkanlığı ve Ardahan İl Jandarma komutanlığı ekiplerince suç örgütüne yönelik 2018 yılı Ekim ayından itibaren fiziki takip başlatıldı. “Genç Çiftçiye Hibe Hayvan Verilmesi” işini alan belirli şirketlerin; teknik şartnamede belirtilen özelliklere uymayan hayvanlardan temin ettiği, kulak küpeleri ve pasaportları veterinerlere rüşvet karşılığı ürettirerek talep sahiplerine, ‘küpe kayıtlarında şartnameye uyan ancak fiziken uymayan’ hayvanları vermeye çalışarak devleti ve projeden faydalanmak isteyen vatandaşları dolandırmaya çalışan bir çetenin olduğu belirlendi.
Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve örgüt faaliyeti kapsamında rüşvet almak ve vermek, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık şüphesiyle yürütülen soruşturma kapsamında üçüncü dalga operasyonla Ankara, Ağrı, Bingöl, Burdur, Bitlis, Çorum, Denizli, Erzurum, Giresun, İzmir, Kars, Muş, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Van ve Yozgat illerinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. 47 şüpheli göz altına alınırken bunlardan 30’nun kamu görevlisi olduğu belirlendi.
Suç örgütüne yönelik bundan önce 2 kez operasyon düzenlenmişti. Fiziki takibi yapılan suç örgütünce Ardahan, Erzurum, Kars ve Yozgat illerinde gerçekleştirilen operasyonda 2 bin 940 adet hayvan kulak küpesi, 350 adet hayvan pasaportu, 11 adet hayvan kulak küpesi pensesi ele geçirilmişti. Bu illerinde yapılan eş zamanlı operasyonda, 9 şirket çalışanı, 7 hayvan toplayıcısı, 12 veteriner hekim, 1 veteriner teknikeri üzere toplam 30 şüpheli gözaltına alınmıştı. Adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 14 ‘ü hakkında adli kontrol kararı verilerek serbest bırakılmış ve 16 şüpheli tutuklanmıştı. Daha sonra Sivas, Niğde, Yozgat, Çorum, Sinop, Şanlıurfa, Diyarbakır, Van, illerinde yapılan eş zamanlı operasyonda ise 27 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 12’si hakkında adli kontrol kararı verilerek serbest bırakıldı. 15 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Gerçekleştirilen 2 ayrı operasyon sonucunda toplam 57 şüpheli gözaltına alınmış ve bunlardan 31’i gönderildikleri adli makamlarca tutuklanmıştı.’
Şimdi soruyu soralım mı?
Bana göre asıl faali hala yakalanmayan ve hala devam eden bu operasyona baktığımız da 15 Temmuz Darbe Girişimi ardından hala devam eden operasyonlarda ki gibi yani feto operasyonları gibi araların hiç bir siyasinin olmadığı bu büyük vurgunda hiç mi hiç bir yada bir tane de olsa bir siyasetçi yok mu?
Ve bu siyasi hala sahada hatta bu operasyonun emrini verenlerin en üst makamlarını ziyaret ederek pozlar veriyor mu?
Bilmem ama bu kadar büyük bir operasyona neden olan bu talanın hiç bir siyasi olmaksızın yapılamayacağını düşünenlerdenim be baba dostu!..