
Aşkın Culfa: Sevgili kardeşim belkı şahsi bir probleminiz olabilir. Aranızda halledin. Börk Köyü, Ardahan’a bağlı değil mi? Yoksa Ermeniztan’a bağladılar da bizim mi haberimiz olmadı. Hizmetin partisi olmaz.
Murat Celik: Arkadaşlar Börk Köyü’ne yapılan yapılan bir hizmet yok. Yanlış algı. Sadece Cihangir Öztürk kiralık kepçeyle kendi işini yapıyor.
Aynur Aydın: Mustafa Badem, sen Börk Köyü’nden değilmisin. Doğru bilgi olmamasına rağmen köyünün ismini neden siyasete alet ediyorsun.


.jpg)
Hiç yaşanmamış, anımsanmaması için sanki hiç yaşanmamış gibi davranılıp, unutulmasını sağlamaktansa adeta özentileştirlen resmi bir törene çevrilip, Atatürk’ü gölgeleyen protokol çadırları ve kahramanlık türküleri eşliğinde anılan, ısrarla gündemde tutulan 15 Temmuz Darbe Girişiminin 4. Yıl dönümü etkinliklerine baktığımızda şu an bir çoğumuzun bilmediği, bilenlerin de unuttuğu bir konu, sözde bir bayram hem de adına hürriyet yetmedi anayasa adı verilen ama adı dışında anlamı ve ilan edilenlerin bile unutulduğu sözde bir bayram akla gelmekte.
Aslında adına bayram denilen ama bana göre dini kendi düşünceleri ve iktidarlarının devamı için toplumu yönlendirmek için fetvalar çıkaranların bir benzeri olan eli kanlı, demokrasi düşmanlarınca adlandırılan bir bayram değil, işkenceleri hatırlatma günüdür adına sözde Hürriyet ve kendilerine göre uygulanan Anayasa Bayramı..
Ama bir gerçek var ki o da toplumların hayatlarında önem verdikleri günleri kutlama, anma ve tören gibi etkinliklerle hatırlamaları çok eski çağlardan beri süregelen bir davranış şeklidir. Devletler açısından bakılırsa da bu günler hem hatırlama hem gelecek nesillere aktarma hem de meşrutiyetlerini sağlama olarak değerlendirilmektedir.
Eski çağlardan itibaren bu etkinlikler zamanın şartlarına göre şekillenmişlerdir. Milli devletlerin kurulmasından itibaren de daha çok yeni devletin meşruiyetini ortaya koyma, devletin kurulması için yapılan mücadelelerin unutulmaması ve gelecek nesillere bu bilincin aktarılması gibi amaçlarla, çok sayıda bayram veya anma günleri tertip edilmiştir. Türkiye’de de II. meşrutiyet Döneminden başlamak üzere, çok sayıda milli gün belirlenmiş ve bu günler çeşitli etkinlikler yapılarak anılmış ve kimileri günümüze kadar gelmiştir.
Bu çalışmanın konusunu, 1963-1980 dönemi arasında 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi sonrası kutlanan 27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Bayramı oluşturmaktadır.
Bir askeri müdahalenin ve ardından yapılan yeni bir anayasanın kutlanması olarak özetlenebilecek bu bayram, her ne kadar halkın bayramı, özgürlüklerin kutlanması ve ülkenin demokrasiye kavuştuğu bir devrim günü olarak lanse edilse de, söz konusu bayram ülkenin tüm kesimleri tarafından benimsenmemiş, kutlamaları daha çok resmi düzeyde kalmış, halk katılımının olmadığı bir bayram niteliğinde olmuştur.
Peki bugün adına bayram değil anma denilen 15 Temmuz’a nasıl bir anlam ve ad vermek gerekir?!.
Bilmem ama ‘ülkenin tüm kesimleri tarafından benimsenmemiş, kutlamaları daha çok resmi düzeyde kalmış, halkın katılımının olmadığı’ sade ama birilerinin ısrarla ‘halkın bayramı, özgürlüklerin kutlanması ve ülkenin demokrasiye kavuştuğu bir devrim günü..’ olarak ilan ettiği sade bir gün desek olur mu yoksa birileri kızar mı?
Çalışmada ağırlıklı olarak basın ve medya kullanılmış, konu ile ilgili farklı siyasi görüşleri yansıtmasına dikkat edilmiştir. Buralardan elde edilen bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla, 27 Mayıs Bayramı, ilk kutlandığı günden, günümüze kadar hep tartışmalara konu olmuştur. Söz konusu tartışmalar genellikle konuya ideolojik temelli bakılmasından kaynaklanmıştır.
Ayrıca 1963-1980 dönemi ülkenin içinde bulunduğu çalkantılı durum, farklı siyasi görüşlerin çatışmaları, bayram haberlerine yansımış ve diğer bir askeri müdahaleye 80 cuntasına kadar devam eden ama bir gerçek var ki cuntacıların getirdiği, başka cuntacıların kaldırdığı bu bayram üzerine günümüzde dahi, 1963-1980 arası dönemde olduğu türden tartışmalar yapılmaktadır.
Yani bugün birilerinin adına bayram değil, anma dediği ve tartışmaya devam ettiği 15 Temmuz gibi..
Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php
Belediyeler Hendekleri Kapatıyor..
arşiv haber 06/04/2016 tarihli haber
Uzun bir kışın ardından iyide iyiye kendisini his ettiren bahar ile birlikte bozuk yolları onarmaya başlayan belediyeler son ayların modasıyla kent içinde ki hendekleri kapatmaya başladılar.
Başta Ardahan Belediyesi olmak üzered Göle, Hanak, Damal ve Çıldır ilçelerin de bulunan yolları b ir hayhli bozduğu görülen kar ve buzların erimesiyle ortaya çıkan çukurları kapatıp, yolları yapan belediyeler uzun bir kış ardından gelen bahar ile birlikte hummalı bir çalışma ortaya koydukları görülüyor.