41 Kişinin Öldüğü Bartın'a Giden Cumhurbaşkanı Erdoğan Kader Dedi


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


Her Pazar günü saat:14.00’da 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 




GÜNEŞİ GÖREMEDİLER


AMA PARAYI GÖRECEKLER…

Dezenformasyon yasası yani yeni sansür yasasının mecliste tartışıldığı bir günde Kılıçdaroğlu’nun Demirtaş’ın ve onca siyasinin tutuklanmasına vesile olan dokunulmazlığının kaldırılması önerisi gibi durduk yerde gündeme getirdiği başörtüsünün, hapis hediyeli sansür yasası konusunda yapılan tartışmaların üzerini kapattığı bir anda bu kez de acı bir kara haberle ülke gündemi başka bir yöne çevriliyor ve yeniden değişiyor.


Çünkü bu kez memleketim Ardahan’dan bir yıl önce il olup, 74 nolu plakaya kavuşan Bartın Amasra’daki maden ocağında yaşanan patlama, mevcut iktidarın yasakçı olup, olmadığının tartışıldığı bir anda yine gündemi değiştirdi, hem de yeni ve hapis hediyeli sansür yasanın kabul edilmesinin üzerinden 24 saat geçmeden..



Bu yazımı yazdığım sırada 41 can kaybının olduğu açıklanıyordu.Hem de bizzat AKParti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından.


Çünkü ondan başkası yani ‘Sayın cumhurbaşkanımız’ denmeden bu ülkede açıklama yapılamaz. Ve o okeylemeden ne konuşulur, ne de açıklama yapıla bilinir.


Aksine  ‘Halk arasında endişe, korku veya panik amacıyla ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak.’ diyen dezenformasyon’a takılır..


Ya bu olayın hemen ardından AFAD tarafından yapılan ‘patlamanın trafo kaynaklı olduğu’ şeklindeki paylaşımı gibi uzaktan kumanda dezenformasyon denebilecek saçma paylaşım apar, topar silinir ya da yanlış denip, mesajı silse de AFAD’ın da içinde olduğu herkese dava açılır veya hapsedilir, içeride yap yapabilirsen savunman istenir…


Evet, hepimizi derinden üzen bu acı patlamanın ardından ünlü havuz medyası ile besleme basınımız hem de sosyal medyanın da içinde olduğu yasayı unutarak hemen ölenlerin yakınları ve arkadaşlarının sosyal medya hesaplarına dalıp, 41 insanın öldüğü patlamada hayatını kaybeden Yasin Çelik’in “Güneşi görebilmek için karanlığı kazıyoruz” ifadelerini manşete çekiyor.


 Ardından daha dün 301 insanın öldüğü ve ailelerine verilen paralarla adeta üzeri kapatılan Soma olayına benzer bir durum yaşanıyor hem de Soma faciasında dediğine benzer bir açıklama ile ‘Bu işler kaderdir’ diyen Erdoğan’ın açıklaması ile..


Basın ve sosyal medyaya getirilen hapis cezalı yasayı unutturmak için Rus gazını manşetlerine taşıyan ünlü, ünsüz basın ve medya Bartın’da biriken gaz sonucu patlayan ve 41 insanın ölümüne neden olan olayın ardından gelecek tepkileri suistimal edercesine yakınlarını kaybeden ailelerin acısını hafifletmek için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın maden ocağı patlamasında hayatını kaybeden 41 işçinin ailesine; devletin 500+500, sendikanın 200, Çalışma Bakanlığı’nın 100, Aile Bakanlığı’nın ise 50 bin olmak üzere destek verileceği yönünde ki açıklamasını müjde gibi veriyordu.



Ve bazıları da daha ileriye gidip, kömür ocağında çalışan ve hayatlarını kaybedenlere ‘şehitlerimiz’ diyerek olur ya yarın birde şehitlik maaşının bağlanacağına işaret eder gibiydi.


Kısacası başörtüsü tartışmalarının gölgesinde kalan ve daha dün çıkan hapis cezalı sansür yasası gibi 2014’te yaşanan ve bir türlü sonuçlanmayan davalar ardından ödenen tazminatlarla bizzat ailelerince gündemden düşürülen 301 insanın öldüğü Soma olayına benzeyecek gibi görünüyor 41 insanın can verdiği Bartın faciası..


Çünkü güneşi görmek için yerin metrelerce altında ekmeğini ararlarken ölenlerin aradıkları güneşi görmeden bu dünyada gitseler de birileri parayı görecek ve bir aya kalmaz yaşananları, alınmayan önlemleri, suçluların kimler olduğunu sordurmadan ‘Kader bu’ denilip yaşananları, alınmayan önlemleri unutturacaklar gibi…




arşiv haber 04/11/2016 tarihli haber/yorum


BASIN HERKESE LAZIM!..

Bu yazı yazılırken AKP ve MHP’nin hazırladığı sansür yasasının birçok maddesi kabul edilirken, 3 yıla kadar hapis cezasını öngören kritik 29. maddenin de içinde bulunduğu 2. bölümün görüşülmesine bugün başlanacak. 

Basın ve meslek örgütleri ile muhalefet partilerinin tepki gösterdiği teklif, Mecliste görüşülmeye devam ederken ve büyük ihtimalle bugün kabul edilecek gibi görünürken iktidarın çok da oralı olmadığı yani birçok kanun, yasa ve önerge gibi Tİ’ye almadığı eleştiri ve kınamalarda devam ediyor.

Ancak hükümeti haklı çıkaran bu ciddiyetsiz eleştirilerin nedenine baktığımızda başta sözüm ona basın ve medya kuruluşlarını temsil ettiklerini iddia eden ancak iş kendilerine gelene kadar üç maymunu oynamakla meşgul olanları değil asıl konunun birinci muhatabı olan kamuoyuna yani okura bakmak isterim.

Evet, 84 milyonluk ülkede 1 milyonu spor, 1 milyonu bulmaca, 1 milyonu magazin ve at yarışı olmak üzere toplam 4 ila 4,5 milyon gazetenin ancak tiraj yaptığı ülkemizde basının özgür olması konusunda akıl verenlerin sayısı 20 milyondan aşağı değil desem inanın.

Zira her gün bir gazete bayine gidip günlük bir gazete almayanlardan bilirim. Bu yetmezmiş gibi günde bir gazete dahi almadan “satılık basın” diye bağırıp çağıranların sayısı yine 20 milyondan fazladır.



84 milyonluk ülkede 4 milyonu gazete alan, 20 milyonu gazete almayan 20 milyonun da satılık basın dediği ülkede geriye kalan 40 milyonun da 20 milyonu Facebook, 15 milyonu instagram geriye kalanı ise Twitter’la basın özgürlüğünü savunur.

Mahallesinde, bulunduğu ilçede kaç mahallesi olduğunu bilmediği kentte yerel gazeteden bihaber, matbaayı düğün davetiyesi için arıyan bir toplumun özgürlüğün ne anlama geldiğini bilmemesi gibi, basının da bir gün kendisine lazım olacağını anlamaz. 

Çünkü güvenlik güçleri gibi onun huzuru, güzel yaşamı için gereken ve tüm dünyada basının 4. kuvveti olduğu demokrasi için mücadele edildiği bir fert, bir aile, bir millet ve de bir ülke için olduğunu anlayamaz.

Yani kısacası basın ve medyaya sahip çıkacak olanlar biz gazetecilerden çok, okur olduğunu bilmemize karşın gazete almayan, gazeteciyi satılık diye suçlayan ve adalet gibi basınında aslında ona lazım olduğunu anlamayıp sus, pus olup yaşananları izleyen topluma bakmak gerekir desem de boş olacak.

Çünkü yazım bitene ve yayınlanana kadar bahsi geçen yasa diğer bir çok antidemokratik yasa, kanun, genelge gibi hayata geçmiş olacak, bu tam demokrasi özlemi çekilen ama tam tersine giden ülkede..


YANMIŞ KÖMÜR TOPLARKEN TIR’IN ALTINDA KALDI..


Türkiye’nin en önemli sorunları arasında olan trafik canavarı Ardahan’day dı..


Ardahan’ın Göle ilçesinde meydana gelen trafik kazasın da bir kişi ağır şekilde yaralanırken, bir at telef oldu.


Alınanan bilgilere göre geçtiğimiz sabah saatlerin de at arabasıyla çalışan Şekki (Kuytuca) köyü doğumlu Öztürk Karakaş topladığı atık kömürleri evine götürürken Göle’nin Erzurum girişinde ki Çarmıklı Lisesi kavşağında tırla çarpıştı.


At arabasının savrularak ikiye bölündüğü kaza da; Öztürk Karakaş ağır yaralandı.


Kaldırıldığı Göle Devlet hastanesinde yapılan müdahale sonrası Ardahan devlet hastanesine sevk edildi.


Sağlık durumunun iyiye gittiğini öğrendiğimiz Öztürk Karakaş’a Allah’dan acil şifalar dileriz.


Öte yandan bu yolda ve aynı kavşak da sık sık meydana gelen trafik kazalarından dolayı burada ki kavşak tartışma konusu olmaya devam ediyor.


**Trafik kazası verileri açıklandı


Türkiye genelinde 2016’nın ilk 9 ayında meydana gelen 307 bin 608 trafik kazasında 2 bin 712 kişi hayatını kaybetti.


Türkiye genelinde 2016’nın ilk 9 ayında meydana gelen 307 bin 608 trafik kazasında, 2 bin 712 kişi hayatını kaybederken, 234 bin 458 kişi de yaralandı.


9 AYDA 2 BİN ÜZERİNDE ÖLÜM


Emniyetten edinilen bilgiye göre, 2016’nın 9 aylık döneminde 241 bin 661’i yerleşim alanında, 65 bin 947’si yerleşim alanı dışında olmak üzere 307 bin 608 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalardan 2 bin 222’si ölüm, 137 bin 554’ü yaralanma, 167 bin 832’si ise maddi hasarla sonuçlandı.


EN ÇOK ÖLÜMLÜ KAZA İSTANBUL’DA


İlk 9 aylık dönemde en çok ölümlü ya da yaralanmalı kaza İstanbul’da yaşandı. İstanbul’da 11 bin 545 ölümlü ya da yaralanmalı kaza meydana geldi.


ANKARA 2’NCİ SIRADA


Sıralamada İstanbul’u 9 bin 9 ile Ankara, 8 bin 333 kaza ile İzmir takip etti. 59 kişinin öldüğü İstanbul’daki kazalardan 16 bin 639 kişi de yaralı olarak kurtuldu. Ankara’da, 82 kişi hayatını kaybetti, 14 bin 747 kişi yaralandı. İzmir’de ise 87 kişi öldü, 11 bin 791 kişi yaralandı.


EN AZ KAZA TUNCELİ’DE


2016’nın ilk 9 ayın en az trafik kazası yaşanandı. Tunceli’de bu dönemde 75 kaza meydana geldi. Kazalarda, 3 kişi ölürken, 148 kişi de yaralandı.Trafik kurallarına uymayan yaya, yolcu, sürücü ve araç plakalarına kesilen ceza tutarı, 2 milyar 515 milyon 634 bin 874 lira oldu.


**GÖLE YOLU DELİNDİ!..


Dün yeniden yağan ve kısa süre içinde kent merkezini olduğu gibi il genelinde etkili olan yağmurların oluşturduğu sel başta yıllardır bir türlü yapımı tamamlanamayan Göle yolunda olmak üzere birçok alanda etkili oldu.


Ardahan-Göle yolunun 4. kilo metresinde ki alanda köprünün çökmesine neden olan sel suları iftar saatinde bu yoldan gelip, geçen araçların zor anlar yaşamasına neden oldu.


Bir aracın içine düşecek kadar geniş deliğin açıldığı Göle yolu Karayolları ekiplerince onarıldıktan sonra trafiğe izin verildi. Bu haber: 29/06/2016 Tarihli Haberdir..**YÜKSEK KESİMLER BEYAZA BÜRÜNDÜ..


Yağmurların ara vermeden devam ettiği Ardahan’da dün yeniden yağan yağmur yüksek kesimlerde doluya çevirince yeşile bürünmüş doğa bir anda beyaza büründü.


Başta ekili alanlara olmak üzere çayır ve meralara zarar verdiği görülen dolunun bölgede meydana getirdiği zararların tespite başlandı.


**Başı boşluk..


Ülkenin en büyük havaalnı havaya uçurulmuş, 40 kişiye yakın insan ölmüş, 100’ün üzerinde yaralı varmış..

Posof Kütüphanesinde ki memur kimse kitap okumaya gelmeyince kitap okunması gereken masalarda mantı yapıp, satışa sunmuş..

Sizce ikisinin arasın da ne gibi bir benzerlik var?

Bilmem ama bana sorulacak olunursa bu ülkenin güvenlik çivisi olduğu gibi yönetim çivisi de çıkmış ve bir başı boşluk başını alıp gitmiş..

Geçtiğimiz gün ziyaret edip, alınan abartılı önlemlerin bir çok kente karşın huzurlu olan bu küçük kentte zarar verdiğini, önlemin öyle değil, alınacak ciddi istihbaratlarla olacağını, teröristin yoldan gelip, kimlik kontrol noktasına takılmayacağını valiye anlatırken ne kadar haklı olduğumuzu ortaya koyan İstanbul’un olduğu gibi dünyanın en büyük havaalnın uçurulmasıyla görüyorduk..

Ve başta kamu görevlileri olmak üzere Posof’ta ki kütüphane çalışanı gibi bankamatiklerde maaş aldıkları ileri sürülen İŞ/KUR elamanları ile kütüphane de mantı yaparken o ilçenin idarecisi olanlar iş yaptıklarını sanıp, boy boy poz verirler..

Beton kulübeler yaptırıp, teröristin kapıya kadar gelmesini bekleyen bir anlayışın o teröristi eyleme geçmeden yakalayamadığı bir ülke de bir iki kişinin cep telefonunu dinlemekle insanları içeri tıkatmaya devam etttği bir sırada, kapıdan içeri giren bir baba 12 yaşında ki kızının 27 yaşında ki biri tarafından kaçırıldığını ve devletin evlendirilme amacıyla kaçrılan 12 yaşında ki kızı günlerdir, bulup, ortaya çıkaramadığını öğreniyorum..

İlyas Kılıç adlı baba günlerdir kaçırılan 12 yaşındaki Belkız’ı bulamayan devletin bir yılda 10 kez patlatılan bombaların nasıl olup bu ülkede patlatıldığını sormaya gerek olmadığını, buna neden ise 27 yaşındaki birinin kaçırdığı 12 yaşında ki kızını bulamayan güvenlik ve istihbaratla bu üzücü olayların önüne geçilemeyeceğini sorguluyordu..

Başı boşluğun başını alıp gittiğinden yakınan toplumun bir ferdi olan İlyas Kılıç’ın son çaresi yeni valinin ‘Ne oluyor, bu ne kadar başı boşluk?’ diyerek kütüphanede mantı yapanları, 27 yaşındaki birinin evlenmek adına kaçırdığı 12 yaşındaki kızını bulamayanları sormasını isterken, bizde Rektörümüzü alıp, kayyum olarak İstanbul Fatih Üniversitesine atayan Başkan Erdoğan’a soruyoruz..

‘Sayın başkan bu ne başı boşluk, bu ne vurdum duymazlık?’ ve elindeki yazıyı bile okumaktan zorlanan İstanbul Valisi ile bu ülke nasıl idare ediliyor?..

Evet kim bu başı boşluğu giderecek, kim bu yaşananlara dur diyecek?

Bilen var mı?