Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da


Alınan bilgilere göre Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı Samandöken (Sinot) köyü sakinlerinden, İşçi, Siyasetçi ve Göle İMC Dergisi Yazarı Öztürk Polat, Erzincan’da geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti.
Ardahan’ın sorunlarına duyarlılığıyla tanınan, 25’inci dönem HDP Ardahan 2. Sıra Milletvekili adayı olan Öztürk Polat’ın bu ani ölümü Ardahan’da da derin üzüntü ile karşılandı. Merhum Öztürk Polat’ın cenazesi Erzincan’dan Samandöken köyüne götürülerek Salı günü toprağa verileceği öğrenildi,
HDP’İ BELEDİYE MECLİS ÜYESİNİN ÜYELİĞİ HDP KADROSUNDAN SEÇİLEN 2 ÜYENİN DE ONAYI İLE DÜŞÜRÜLDÜ!
Fakir Yılmaz’ın ÖZEL HABERİ
Öte yandan Halkların Demokratik Partisi Ardahan Belediye Meclis Üyesi İlker Senem’in Belediye Meclis Üyeliğinin AK Partililerin ret etmesine karşın 2’si HDP Kadrosundan olan 8 CHP Meclis ÜyeSsince kabul edilip, Senem’şn Belediye Meclis Üyeliğinin düşürüldüğü ortaya çıktı. CHP’li Başkanın önerisi üzerine meclis getirildiği önergeye AK Partili Meclis Üyelerinin karşı çıktığı ancak HDP’nin kadrosundan Belediye Meclis Üyesi seçilen CHP’li Volkan Ünver ile Onur Yılmaz’ında aralarında bulunduğu 8 meclis üyesinin onayı ile HDP’li Senem’in Ardahan Meclis Üyeliğinin toplantılara katılmıyor’ denerek düşürüldüğü ortaya çıktı.
Konu hakkında gerek Senem’den gerse HDP’nin desteği ile seçilen CHP’li Belediye Başkanından ve kongre yapılıp, yapılmamasını tartışan, İl başkanı ile İlçe başkanının bir araya gelmekten kaçındığı Ardahan HDP İl, İlçe Yönetiminde Senem’in meclis üyeliğinin düşürülmesi konusundan açıklama beklenirken bu düşürülme olayının aylardır gerçekleştiği de ortaya çıktı.
Gazeteci Fakir Yılmaz’ın ortaya çıkardığı bu önemli gelişmenin nedense hem HDP tarafından hem de CHP’li Belediye tarafından kamuoyundan adeta saklandığı da dikkatlerden kaçmadı.
DÜNDE AYNI BUGÜNDE..
Demirel’in “Kürt realitesini tanıyoruz”, Mesut Yılmaz’ın, “AB yolu Diyarbakır’dan geçer” demelerinin üzerinden kaç yıl geçti bilmem ama bu kez kayyumla belediyesi yönetilen Diyarbakır’a bir kez daha giden Erdoğan’da yıllar önce “Kürt sorunu benim sorunumdur.’ demiş olduğunu hatırlarken 5 çocuğu, 6 torunu olan bir Kürt gazeteci olarak son günlerde yaşanan tartışmalara bakmak istesem de ‘son umut, mahkemesi kapatılmak istenen Anayasa’da’ denen bilgi çarpıtma yani yeni sansür yasasını hatırlıyorum.
Ve geriye dönüp, şu an bu dünyada olmayan Evren, Demirel, Mesut Yılmaz, Erbakan, Türkeş ve adına Kürt Sorunu denen sorunu yok sayıp, ‘Bu olsa olsa terör olaydır’ deyip, ‘Zaten kökünden çözdük, aha bitti, bitirildi’ diyen kaç içişleri, savunma bakanı, ölümü şüpheli denen Eşref Bitlis gibi onca komutanların bu yöndeki demeçlerine bakmak istiyorum.
Ve onca demeç, açıklamayı tek tek arayıp bulmak istesem de, bir anda vazgeçiyor 5 yetmedi 10 ve 15 maaş alan değil, ‘çocuk yapan PKK’lılar kim acaba?’ diye sorulan sorulara cevap arayan, ararlarken de biz Kürtlere ‘Erdoğan size terörist dedi..’ diyen ulusalcıların yani sözde solcuların tutum, söylem ve hal, hareketlerine bakıyorum.
Ve bunların yani Erdoğan’ı çürütmeye kalkanların karşı deyişlerine bakarken aynı Erdoğan’ın Kültür Bakanlığına bağlamaya çalıştığı Alevilerden biri olan eski komutan, demediğini bırakmadığı AK Parti’ye geçen vekilin eşine dediklerinden daha ağır ve incitici anlam, adlandırma yani kısacası faşo oluklarını duyup, işitip, okuyoruz.
Efendim Erdoğan bunu PKK’lılara derken üstü kapalı olarak Kürtlere dediğini yani Kürt olanların hepsini PKK’lı ilan ettiğini belirten ulusalcı faşist kafaların küçük beyinciklerinde hep duran Kürt düşmanlığının en açık ve bariz örneği ‘Efendim Erdoğan azınlıklara böyle diyemez, ayıp etmiştir’ diyordular.
Derlerken bu ülkenin nüfusunun büyük bölümünü olduğu gibi özünü taşıyan onca Kürde ‘azınlık’ demekle aslında kendilerinin politikaları yüzünden bugüne kadar gelen ve hala çözüm aranan sorunun başrollüleri bunların olduklarını da görmekteyiz.
Ha unutmadan kimyasal silah konusunda da bir tartışmanın devam ettiği bir sırada Deniz Gezmişlerin asılması için el kaldıran CHP’liler arasında dedesi bulunan aynı CHP’nin sözcüsü Öztırak’ın son sözleri bu ulusalcı faşist kafaları anlatan ve ‘tencere dibin kara benimki seninkinden kara’ dedirtiyor gibiydi…
Neyse dedim ya bilgi çarpıtma yani 3 yılla başlayan son sansür yasası ve onca ‘Sakın düşünme’ diyen yasa, anlayış, bakış varken ben 10 yıl önceye yani Erdoğan’ın Diyarbakır’a yapacağı ziyaretle yeniden gündemin ilk sıralarına çıkacağa benzer olan Kürt sorunu gibi hiçte güncelliğini kayıp etmeyen iki yazımıza bakıp, adeta bugünü anlatan o yazılarımı okumayanlarda okusun diyerek yeniden yayınlamayı daha uygun buldum.
Çünkü en iyisi bu tartışmalarda uzak durmak, durup, durduk yere kendi başımıza da yeni bir sorun açmayalım, en iyisi kendi kendimizi otosansürleyip yıllardır içinde çıkılamaz hal alan ve aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık olan konuyu onlara bırakmak en iyisi.
Ve şimdi çoğu çoban olan Afganlarla ilgili yazıma ve yeşil sahada kalmak için mücadele eden Amatör takımlardan biri olan ama şimdi adı olsa da kendisi olmayan Aktaş gibi Türkgözü (BadeLE) Gümrüğü olmasına karşın ithalat/ihracatın sıfır derecede olduğu Ardahan’a bakalım.
**Afgan takımı..
Dün çıktı, maçta 9 gol yiyen Adanaspor’un Kulüp başkanının maç sonrası yaptığı açıklamaya baktığınızda neredeyse delireceğini görmek mümkün.
Çünkü Ardahan’ı temsil eden bir futbol takımının Ardahan’ın ileri gelenlerince desteklenmediği gibi var olan imkânlardan da yararlandırılmadığını görürsünüz.
Buna örnek olaraktan Afganlara tahsis edilen İl Spor Müdürlüğüne ait kapalı spor salonu gibi tesissilerinin bile Ardahan Spora verilmediğidir.
Adanaspor’un Başkanı Uğur Kaçar’ın bu ağır sitemine baktığınızda Ardahan’ı temsil eden ve onun ileri gelenleri olanlar olarak tanınanların Ardahan’a olduğu gibi Ardahan Spora ve diğer sportif etkinliklere da sahip çıkmadığını da görmek mümkün…
**Badele/Türkgözü..
Çıldır Aktaş’ı açmaya hazırlanan Ardahanlıların yıllardır açık olan Posof Türkgözü’ne ne kadar sahip çıktıklarını soracak olursak, önünüze koskoca bir sıfırın çıkacağından emin olan.
Çünkü sınır kapısı, dış ticaret, ithalat ve ihracat nediri merak etmeyen ve bu yönde ‘ne yapabilirim’ i hiç akıl edemeyen Ardahanlının kendini değiştirmeme inadı dolaysıyla Kafkaslara açılan önemli bir kapı olan Posof Türkgözü (Badele) maalesef hakkettiği katkıyı ne Posof’a nede Ardahan’a sunamamıştır…
Bundan etkili olan diğer bir neden ise Posof’un değişmezi olan, Ankara’da, Avrupa’da gelmeyen belediye başkanıdır…
Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.phparşiv haber 12/10/2016 tarihli haber/yorum
HDP ARDAHAN KONGREYE GİTTİ..
Halkların Demokratik Partisi Ardahan İl Örgütü Kongreye gitti.
Eski İl Başkanı Ergün Koç ve yönetiminin görevden el çektirilmesi ardından tutuklanması ile uzun süredir İl başkanı ve yönetimi olayan Ardahan HDP’nin yeni yönetimi Özcan Yılmaz başkanlığında ki liste ile gittiği kongrede yeni İl Başkanını ve yönetimini belirledi.
HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in de katıldığı kongrede Ardahan HDP Yönetim Kurulu listesi şu isimleren oluştu.
1-Özcan Yılmaz (Eş Başkan), 2-Gülçehre Yılmaz (Eş Başkan), 3-Çetin Demir , 4-Hasan Hüseyin Yardımcı , 5-Erbaş Gözcü, 6-Erkan Yılmaz , 7-İsa Aktaş, 8-Baran Kılıç, 9-Şaban Gözcü, 10-Erdal Gökdemir, 11-Naci Lale ve 12-Akif Kanmaz
Haber: www.kuzeyanadolugazetesi.com**HDP İl ve İlçe Yönetimi Görevden El Çektirildi..
**03/08/2016 Tarihili Haberler
Milliyetçi Hareket Partisi Ardahan İl Örgütünün fes edilip, aylardır başkan ve yöneticisiz bırakıldığı Ardahan’da Halkların Demokrasi Partisi HDP’nin İl ve İlçe Örgütü de görevden el çektirildi.
Alınan bilgilere göre HDP Genel merkezinin istemi üzerine Ergün Koç başkanlığında ki HDP Ardahan İl ve İlçe Yönetimine el çektirildiği HDP Ardahan’ın yeniden örgütlenmesinin önünün açılması için böyle bir karar alındığı belirtilirken, yeni yönetimin başına kim ve kimlerin getirileceği öğrenilemedi.
**ARDAHAN’DA Kİ SİYASİ PARTİLERDE GENELE BENZİYOR..
MHP’den sonra HDP il ve İlçe Örgütlerinin de görevden el çektirildiği şu günlerde Ardahan’da bulunan siyasi partilerinde ortaya koydukları eylem ve politikalar ile genel merkezlerine benzediği dikkatlerden kaçmıyor.
AKP Ardahan’ın 15 Temmuz’dan bu yana ortaya çıkıp, AK Partili Ardahan Belediye Başkanının önderliği ve ev sahipliğinde adına ‘Demokrasi Nöbeti’ denilen eylemler de geceleri ortaya çıkarken, bu partiye ve hizmet beklenen iktidara muhalefet edecek olan CHP, HDP, MHP ve diğerlerinin ortalıkta gözükmedikleri dikkatlerden kaçmıyor.
Zaman zaman partilerine yapılan ziyaretlerle adından bahsettiren CHP Ardahan İl ve İlçe Örgütlerinin Ardahan’ın ana sorunlarından uzak politikaları ile diğer muhalefet partileri gibi etkisiz ve cılız bire siyasi yol izlediği dikat çekerken bu partinin İl ve İlçe Örgütlerinin mevcut milletvekili ile aralarının iyi olmaması da bu cılız siyasetin diğer bir nedeni olduğu da tahmin edilmektedir.
**Gülen’e bir küfürde ben mi etsem?
28 Yıla yaklaşan gazetecilik hayatımdan ele aldığım yazıları toparlama fırsatı bulsam bu yazılarımın birçoğunda bugünlerde bir hayli tartışılan Fethullah Gülen ve cemaatiyle ilgili yazılara rastlanacağını biliyorum.
Çünkü onca yazımda dikkat çektiğim bu cemaatin gün gelecek İran’da ki Humeyni devrimi gerçekleştirmek için adım atacağıydı..
Ve bu iddialarımı Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü günlerde ve AKP’nin ilk yıllarında daha da çok dillendirmiş, adeta bugün yaşananlara dikkat çekmiştim.
Çünkü biliyordum ki, biliyorum ki; Fettuhlah Gülen ve benzerlerinin dini kullanıp, iktidarı ele geçirmek, İran misali bir yönetimle ülke idare etme hayallerinin olduğunu..
Neyse geriye gidip, başınızı ağrıtmadan ve en önemlisi bunların amacının ve çalışma şekillerini Ardahan’da Gülen’in gazetesinin ilk muhabirlerinden olan ve bugün hala bir ajanlık yapanlara sorun deyip geçerken asıl konuya, Gülen’in bugün bizleri nasıl olup birilerine mahkum ettirip, ‘Yönetim de Asker olmaktansan yine bunlar..’ dedirtmeye zorda bıraktığına gelmek istiyorum..
Çünkü dün demokrasi nediri bilmeyenlerin bizlerden daha çok demokrasici kesilip, demokrasi adına asıl amaçlarına yol açılmasını sağlayan yine Gülen ve cemaatinin ülkeyi ele geçirme hevesleridir.
Ve bizi iki arada bir derede bırakan Cuntaya kalkışmalarıdır..
Bu ülkede amaçlarını açıkça değil, dini amaçlarına perdeleyip ülke yönetimini ele geçirme hesapları yapanların asıl amaçlarından bir diğerinin de ülkenin parasal kaynaklarını ele geçirme olduğunu, herkesin bilmesini, anlamasını isterken Gülen ve cemaatin bu amaçlarına ulaşmak için bugün olduğu gibi dünde gerçek demokratları, gerçek demokrasi mücadelesi verenleri de bu tür yollar la zorda bırakıp, kötünün iyisi dedirterek kullandığını da bilmek gerekir..
Evet bugün yaşananlar dolaysıyla bende Gülen’e hokkalı bir küfür edeceğim gelse de yinede kendimi tutup, her iki tarafın oyununa gelmek istemiyorum..
Çünkü dün önünde diz çökenlerin bugün Gülen’e ve cemaatine al açık küfür edenlere benzemekten korkarım..