Ardahan'ın Ahmed Arif’i Orhan Bahçıvan!



MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



Ve ikisi de şair, gazeteci yazar ve ikisi de birbirine çok ama çok benzeyen iki isimden Diyarbakırlı Ahmet Arif’ten, Ardahanlı Orhan Bahçıvan’dan bahsediyoruz.


Çünkü, Türk Edebiyatının önemli şairlerinden biri olan, Ahmed Arif’in doğumu. 23 Nisan 1927, Diyarbakır, ölümü. 2 Haziran 1991, Ankara’dır. Türk şair ve gazetecisi olarak bilinen Ahmed Arif’in Asıl adı, Ahmed Hamdi Önal’dır. Ahmed Arif’in babası Türk, annesi ise Kürt’tür. 


Birde bizim Ardahanlı şairimiz Orhan Bahçıvan var, Orhan Bahçıvan’ın da Ahmed Arif gibi babası Türk, Anası Kürt’tür. Böylesi benzer yanları olduğu gibi, bu iki şairinde şiirleri aynı ekol üstünden yazıldığı görülüyor. 


Yani iki şairde halk yazınından esinlenerek şiirlerini yazmışlardır. Şair Orhan Bahçıvan şairlik yönüyle olduğu gibi, yüz ve kişilikle de ünlü şair, gazeteci Ahmed Arif’e benzemesiyle dikkat çeken bir Ardahanlıdır. 



Asıl mesleği Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği olan Ardahanlı şair evli ve üç çocuk babasıdır. Ardahanlı Orhan Bahçıvan ise 18.10.1952 yılında Ardahan ili Göle ilçesine bağlı olan Hoşdülbent köyünde doğdu. Asıl adı Halis Kızılateş’tir. İlköğrenimini köyünde, ortaöğrenimini Ankara’da, yükseköğrenimini Diyarbakır’da tamamladı. Çocukluk yıllarını Dede Korkut Boylarının zengin anlatım geleneği, Küroğlu, Köroğlu, Aşık Kerem ve benzeri destansı anlatıların içerisinde, halk ozanlarının söz sohbet bilenlerin dizinin dibinde destan, masal, türkü, efsane dinleyerek, okuyarak geçirdi.



 


ARDAHANLI ORHAN (HALİS) BAHÇIVAN KİMDİR? 


1952 yılında Göle’nin Hoşdülbent köyünde doğdu.Halk Ozan’ı Ferman Baba’nın oğludur. Asıl adı Halis Kızılateş’tir. İlköğrenimini köyünde, ortaöğrenimini Ankara’da, yükseköğrenimini Diyarbakır’da tamamladı.


Şiir ve edebiyata küçük yaşlarda ilgi duymaya başladı. Yörenin bilinen şairlerinden Ferman Baba’nın oğlu olmasının bu anlamda önemli bir etkisi bulunmaktadır. Kuzeydoğu Anadolu aşıklık geleneği ve halk edebiyatını küçük yaşlardan itibaren öğrenmesi, sonraki yıllarda, özellikle edebiyat öğrenimi sırasında daha da pekişti.

Orhan Bahçıvan yaklaşık 5 yıl resmi bir kurumda memurluk yaptıktan sonra, Türkiye dışında yaşamaya başladı.

Edebiyatın tüm yanlarıyla ilgilenen Bahçıvan’ın şiir, yazı ve incelemeleri birçok gazete ve dergide aktarıldı.



Birleşmezlerse boş..


Diriliş Ertuğrul dizisini izlerken ve tarihi, geçmişte yaşananları düşünürken başta aile içinde olmak üzere siyasi hayatta, stk’larda birliğin önemini bir kez daha anlamak çok önemlidir.


Bunun en son örneği 20 yıla yakındır birlikte hareket ettikleri iktidar partisinden ayrılıp, kendi partilerini kuranların birlikte değil de, ikisinin birleşimi ile oy oranlarının ‘şimdilik’ ancak %3 olduğu belirtilen ayrı ayrı partiler kurmaları oldu.




Çünkü AK Parti’den birlikte ayrılıp, yeni iddialarla yola çıkan Davutoğlu ile Babacan’ın kısa süre içinde bir birbirlerinden de ayrılmaları Osmanlı Beyliği’nin kurucusu Osman Bey’in babası olan Ertuğrul gazinin başında bulunduğu obaların ayrı ayrı değil de birlikte hareket etmelerinin bir imparatorluğu getirdiğini anlayamamalarıdır.




İYİ Parti’nin MHP’den ayrılıp, oy oranını MHP’den daha çok hale getirmesine umut diye bakanlar gibi HDP’nin yanında olduğunu söyleyip, onun politikaları dışında hareket eden hatta zaman zaman HDP’den daha üstte olduğunu üstü kapalı ima eden Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve diğer yasal ya da dışarıda ki siyasi kurumlar gibi partilerin yanında bürokrat iken Işıt tarafından  kaçırılıp, 101 gün esir kalması ile adı gündeme gelen ve CHP’den memleketim Ardahan’dan iki dönem milletvekili seçilip, dağlarda ulumakla gündeme gelen MHP’li Cemal Enginyurt gibi ihraç edildikten sonra Yenilik Partisi adı altında yeni bir parti kuran Büyükelçi Öztürk Yılmaz’dan sonra şimdide Başkan Erdoğan ile yarışan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin CHP’den ayrılıp, yeni parti kuracağı tartışılmakta.


Gerçi bu durumun yani iddianın havuz  medyası ve basının ilk haberleri arasında olması şüpheyle karşılansa da başkanlık sisteminin yarattığı durumun yeni partiler kurmaya neden olduğu da diğer bir gerçek olarak karşımızda durur.

Evet son olarak İnce’nin de parti kuracağı iddialarının tartışıldığı ülkede yaklaşan 2023 seçimleri öncesi bölünerek iktidarı değiştireceklerini düşünenlerin bölünerek değil, birleşerek gücü elde edeceklerini, bir çoğumuzun iktidarın havuzu olarak TRT ve diğer medya kanallarında yanınlanan ve iktidarın beyin yıkama enformasyonu olarak algılanan Diriliş Ertuğrul dizisinde anlatılmak istenenleri anlaması ve algılaması yeter artar bile.

Çünkü bu ve buna benzer dizileri destekleyen iktidarın bu gibi diziler ile kendi taraftarına vermek istediği ‘birlik’ mesajını kendi üzerine alıp, değerlendirmek gerekir diye düşünenlerdenim.




Yani Ertuğrul ve diğer liderlerin o dönemlerdeki obaları birleştirme çabalarının bugünkü adı iktidar olan nice güç birliği ve imparatorluklar kurduğunu,  dağılarak değil, birleşerek zafer elde edebileceklerini ortaya koyduğunu anlamalılar. İşte bu yüzden”Birlikten kuvvet doğar” sözünü akıllarından çıkartmamaları gerekir..


Aşk, sevgi, saygı da aynı değil mi, Ertuğrul ve diğer Oba liderlerinin özel hayatlarının getirdiği başarıyı da birleştirirsen imparator pardon o eskiydi iktidar gelmez mi?.. 



Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


Sosyalist Yazarlar


Valilik İzni İle Ardahan’da..


arşiv haber 25/09/2018tarihli haber/yorum


Çoğu 12 Eylül mağduru olan Ardahanlı yazarlar yıllar sonra topluca Ardahan’da. Ardahan Valiliğinin verdiği izin ve desteği ile hafta sonu Ardahan’da bulunan tarihi Rus Köprüsünde yazdıkları ve yayınladıkları kitaplarını sergileyecek olan Ardahanlı yazarların birçoğu sol orijinli kimlikleri ile tanıyorlar.


**ARDAFED Bir araya getirdi, Eğitim Derneği İzin aldı..


1.       Ardahan Kültür ve Sanat Günleri adında ilki düzenlenecek olan etkinliği gerçekleştirecek olan yazarların birçoğu, Ardahan Dernekler Federasyonu ARDAFED’in geçtiğimiz yıl İstanbul’da yapılan Ardahan Günlerinde oluşturulan Kültür Sokağında bir araya gelmiştiler.


Dursun Akçam’ı da anacak olan yazarların valilik iznini ARDAFED Üyesi 64 vdernekten biri olan Ardahan Eğitim ve Kültür Derneği alırken bu yazarların neden izin verilen derneğin adını ve logosunu kullanmadıkları anlaşılmadı.


Geçtiğimiz seçimlerde HDP’den Milletvekili adayı da olan Öztürk Polat’ın yanı sıra Doç. Dr. Candan Badem’in de aralarında bulunduğu birçoğu sol orijinli aydının kitaplarının sergileyeceği etkinlikte zübük (!) adlı birde tiyatro oyunu da oynanacak.



**Bazıları Katılmama Kararı Aldı!..


Öte yandan   programda olacakları söylenen bazı yazarların platforum içinde yaşandığı ileri sürülen bazı huzursuzluklar dolaysıyla Ardahan’a gitmeme kararı aldıkları ve Valiliğin izni ile yapılan bu etkinliğe AK Partili Ardahan Belediyesinin destek vermediği de alınan diğer bilgiler arasında oldu.



**Kura Gündemlerinde Yok..


Hafta sonu yapılacak olan etkinliğin gerçekleşeceği Rus Köprüsünün altında geçen Kura Nehrinin önüne konacak olan Beşikkaya HES Barajı ile suyunun büyük bölümünün Karadenize akıtılması konusunun aynı program içinde hiç söz edilmemesi de çevreye duyarlı olduklarıyla bilinen sosyalist yazarların gündeminde olmaması da dikkat çeken diğer bir önemli nokta oldu.



**İstanbul’da Adam, Önder Olmak.


Dünyanın bir çok ülkesinden büyük, Türkiye’nin en büyük kenti İstanbul’un taşı, toprağı altın olduğunu duyup, bu kenti adeta istila edenlerin sayısında düşüş değil, her geçen gün artış olduğunu 20 Milyonu bulan nüfusu ile daha iyi anlıyoruz.


Bir zamanlar yorganını alanın geldiği bugün ise memleketinde kazandığını alıp gelenin doldurmaya devam ettiği İstanbul’a ilk girdiğinizde aklınıza hemşehriniz, önerilen akrabanız gelir..


Ve ilk iş olarak aradığınızı bu isimlerin çoğuda İstanbul’a daha önce gelen ailelerin fertleridir.


Yani yerleşiklerdir, çevre edinmişlerdir, milyonların yaşadığı kenti az çok tanıdıkları için adam, önder olarak durur gibiler.


Yani başta siyasette olmak üzere ticarette, sosyal hayatta adları ilk önce akla gelenlere İstanbul’da adam, önder derler..


Özellikle hemşehri toplumu arasında adam, önder olarak sayılan bunların ne iş yaptıklarına baktığınıza ise karşınıza ilk olarak toplumu kullanarak kendi menfaatlerine yeni menfaatler katmak olduğunu da görmeniz mümkün.


Yani her bir bir yerde üzerine paniklediği çöplüğünden memnun ve mutlu ve de kimsenin alanlarına girmesini istemez gerçek yüzlerini ortaya koymasına müsaade etmezler.


Aslında bunların ata dedelerinde aynıydı..


Onlarda İstanbul’a gelen torunları, çel çocukları gibiydi..


Memlekette adam, önder olarak bilinen bunların ata dedeleri de köylüleri kullanarak adam dede olurdular ve yıllarca o saf temiz köylülerin üzerinde rantlarına rant katar kendilerine karşı çıkanları da ya Komünist yada develet düşmanı diye ilan edip, birlikte rantı paylaştıkları kaymakam katipleri ile yok etmeye çalışırdılar..


Dün yaşanan ve Kemal Sunal, Şener Şen filmlerine ilham olan aynı durumlar bugünde İstanbul’da yaşanıyor..


Ve bugün dernekçilik, federasyon yada buna benzer kurumları da ellerinde tutan aynı kişiler ticaretlerini, siyasi hayatlarını bu alan üzerinde yürütürlerken benim gibi bir manyakta gelip bunlarla savaşma, bunları topluma deşifre etmeye çalışır.


Ve bu mücadelede dün yaşananların aynısı bugünde yaşanıyor..


İstanbul gibi büyük bir metropolde çok küçük alanlarda mutlu olan bunların dünyasını alt üst eden çalışmaları ortaya koymanın verdiği rahatsızlığın getirdiği saldırganlıkla akla mantığa sığmayan yollarla engellemeye çalışırlar, bunu başaramayınca kendi maddi imkanlarının yanı sıra samimi insanları etkileyerek onlarında toplumun önünü açan çalışmalara takoz olurlar.


Yani işin kısası ata dedelerinin alışkanlıkları ile İstanbul’da da adam, önder diye bilinenlerin asılında birer korkak ve bir o kadar da beceriksizler ordusu olduğu da biliniyor kendilerini adam, önder diye sandıkları toplum tarafından..


**Bu kavgayı birlikte kazanacağız..


3 Gümrüklü bir şehir var karşımız da..


3. Lige çıkma iddiasında bulunan bir takımı var sahada..


Ve bu şehirde bir çok fesat, bir çok onlara direnen namuslular var..


Ve bu şehrin futbol dahil her alanda var olmasına çaba gösterenler var..


Korkakları ve cesurları var..


Gizli çatışmalarla, ajanlık ve namussuzca saldıranlar var


Bunlara karşı namusu ile direnenler var..


Ve bu şehirde bir kavga var


Ve o kavgayı kazanmaya inatlılar var..


Ve hep birlikte, kardeşçe, el ele, sırt sırta vererek


Bu savaşı birlikte kazanacağız diyorlar..


Duyuyor musunuz?


Ey sağır, dilsiz ve namussuzlar..


Bu savaşı size rağmen


Serhat Spor adıyla kazanacağız..