
.jpg)
.jpg)
SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..

Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da
Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..
MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle..
https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw
Alınan bilgilere göre Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı ve Ardahan’ın en büyük köylerinden olan Koyunpınar (Saskara) köyünde Göksal Çağlayan isimli şahıs sabah hayvanlarını otlatmaya götürürken, Erdal Yılmaz’ın evinin etrafından geçerken hayvanların bahçesine girdiğini söyleyip, komşuyla tartıştı
Çıkan tartışma kavgaya dönmesi ardından sonrasında Erdal Yılmaz tüfekle Göksal Çağlayan’ı diz altından vurdu.
.jpg)
Yaralanan Göksal Çağlayan Ambulansla Ardahan Devlet hastanesine götürülen Göksal Çağlayan’ın sakat kalma olasılığı olduğu ileri sürülürken Çağlayan’ı vuran ifadesi alınan ve evindeki kamera kayıtları izlenen Erdal Yılmaz ise şu an tutuksuz yargılandığı bilgsi alındı.


İL YAPMADAN ÖNCE GARAJI YAPIN!
Devam eden göçü durdurur, gelişmeyi sağlar, Kafkasların başkenti olur diye umut ettiğimiz ve bu yönde başlatmış olduğumuz ‘Ardahan yeniden vilayet olmalı’ öneri ve kampanyamıza toplumun tüm kesimlerinin sahiplenmesi ile daha önce bizden alınan ‘İL’ olma hakkımızı hiç hesapta yokken Iğdır’ı da kendimize katarak 1992 yılında yeniden vilayet olmayı başarmıştık.
Kazanmıştık kazanmasına ama gelin görün ki kazanmayı düşündüğümüz birçok şeyi bırakın kazanmayı daha fazla kaybetmiş ve 92 yılında yeniden vilayet olurken nüfusumuz 175 binin üzerinde iken bugün 98 binlere kadar düştüğü yetmezmiş gibi beklenen yatırımlar da gelmemişti.
Bakü-Tiflis-Ceyhan TANAP petrol ve doğalgaz boru hatlarının ilk geçtiği yer olmasına rağmen Posof, Damal ve Hanak’ın beklediği doğalgaz gibi hala beklediğimiz birçok şey de Kars-Tiflis-Bakü Demiryolunun son istasyonu gibi beklenen hizmetler bir türlü gelmedi.
Evet, aynı fikri 1999 depremi öncesi ‘Kimse çıkaramaz’ denen 3. günlük gazetesini yani Siyah Beyaz Kocaeli Gazetesini çıkardığımızda da bu yönde ilk seslendirdiğimiz fikirlerimizden olan ‘Gebze İl Olmalı’ çağrımızda o günden bugüne kadar devam ediyor.
Ancak geçtiğimiz gün bir yolcumu almak için uğradığım Gebze Otogarını görünce bu kent vilayet olmalı diyenlerin burayı ve onca yeri görüp, görmediklerini de merak edip, ‘Ey siz vilayet olmak isteyen ama bu yönde bir türlü kamuoyu oluşturmayı başaramadığınız Gebzeli meslektaşlar, gazeteciler siz bu otogarın halini görmüyor musunuz, bu otogar İL olmak isteyen Gebze’ye hiç yakışıyor mu?’ diye soruyor, sitem ediyordum.

Çünkü 30 yıl sonra askeri dozerin zor bela düzelttiği araziyi İBB’nin desteği ile bir garaj yapılabilen ancak ilçelerine olduğu gibi alelacele açılan ama birçok eksiği olan Ardahan’daki yeni otogara da doğalgaz taşımayı akıl edemeyenler gibi Gebze İL olsun diyenlerinde E-5’in üzerinde bulunan bu ilçenin genel görünümü yani şehir imar planına dikkat etmedikleri yetmezmiş gibi arka mahallelerdeki değil kent merkezindeki yerler gibi adeta bir gecekonduya benzer otogar denmeyecek kasaba garajını görmemiş, gündeme getirmemiş ve yeniletmemiştiler.
İnsana ‘Siz İL olmadan önce Garajı yapın’ dedirten çirkin manzaralarla dolu bir garajı olan ama kendisi gibi doğru dürüst bir yolu bile olmayan Gebze otogarı değil adeta kasaba garajı gibi, acilen el atılması gereken ve İL olmayan isteyen Gebze’ye yakışmadığını burada Büyükşehir Belediye Başkanı ile reklam panolarında gördüğüm Gebze Belediye Başkanına, yerel ve genel basına, ileri gelen tüm Gebzelilere buradan duyuruyor ve diyorum ki; ‘GEBZELİLER SİZ GEBZE’Yİ İL YAPMADAN ÖNCE HELE GİDİN BAKINDA O GARAJI ADAM EDİN!’
Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php
arşiv haber 19/01/2019 tarihli haber
DAĞ KALP KRİZİ NEDENİYLE YOĞUN BAKIMDA!
Ardahan Kültür Evi’nin kurucusu, başta Esenyurtta olmak üzere İstanbul’daki STK’ların birçoğunun önderliğini yapan mali müşavir Tuncer Dağ kalp krizi geçirdi. Alınan bilgilere göre İstanbul Avcılardaki bir hastaneye kaldırılan Tuncer Dağın kalbine giden ana damarının yüzde doksanının tıkalı olduğu anlaşıldığı ve yoğun bakıma alınarak kalbine stant takıldığı öğrenildi.
.jpg)
**BAYATLANMAYAN YAZILARIM
**Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlara..
Hoçvan’ın Kürt olduğunu, başta dili, kültürü, Kısır dağını suyu olmak üzere onca sorunu 86 yıllık Cumhuriyet tarihin de görmezden gelindiğini söylemekten korkan, düzenledikleri geceler de, ‘Ser Çeva Hattın’ şeklinde bir Kürtçe pankart asmaktan korkan, Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlar geçtiğimiz günlerde yapılan Hoç/Fed gecesi ile ilgili yaptığımız haber ve yorumlara bir hayli içerlenmişler..
Hoçvanlının yoksul bir halktan oluştuğunu görmezden gelip, gecenin biletlerini bin liraya satan bu Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme Lordlar, Hoçvanlıyla alakası olmayanların davet edildiği, Hoçvan kelimesini bile Kürt bölücülüğü sayanların baş tacı edildiğinin üzerini kapatmak, onca bölge sanatçısı olmasına karşın Hoçvan’ın değil Ardahan’ın nerede olduğunu bilmeyen Alişan bol bir para karşılığında davet ettiklerini saklamak için yine kolay bir yola başvurup, o bol Alpagonlu karanlık gecede neleri hesabının yapıldığını saklamak için bizlere ve meslektaşlara saldırmayı tercih ettiklerini görüyoruz..
Zaten Güven Yılmaz’ın döneminde ‘Vallahi talihin gözü kör olsun biz şanssızlığımıza bağışlayın Kürt isek te sistemin yanındayız’ deyip, Hoçvan Festivaline TRT 6’yı getirtenler de bunlar değil miydi?
Hoç-Fed’i kuruluş amacında uzaklaştırmak için adete da birilerince görevlendirilen bu Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlar, Güven Yılmaz’ı olduğu gibi şimdi de Yakup Mavzer’i, ardından Hoç/Fed’i bitirmek için yola çıktıklarını da görüyoruz..
Bunu açık örneği de Mavzer ve Hoç-Fed yönetimine, üyelerine danışılmadan yayınlandığına inandığım bu kıytırıktan açıklamanın facede yapılmasında anlamakta mümkün..
Çünkü bu kıytırıktan açıklamanın Faceden yapılmasını diğer bir nedeni de o koskoca Hoç-Fed için kurulan sitenin yine bunların elinde yok edilmesi, işlevsiz bırakılmasıdır..
Gelelim buları bize içerlenmelerine;
Öncelikle bizim gazeteci olduğumuzu ve yaşananları halka anlatma gibi bir zorunluluğumuzun olduğunu unutan bu tipler soy isimleri gibi ZORBAlık ayakları ile bizlere aba altında sopa göstermeye çalıştıklarını da görüyor, gözlemliyoruz..
Gerçi bu tiplerin buna da yüreklerinin olmadığını iyi biliyorum..
Ama sanırım son gece de kendilerine destek veren ağabeylerinin gölgesi bunları biraz cesaretlendirdi..
Çünkü ben bunların yüreksiz olduğunu geçen yıl yapılan festivalde önce yaşanan talisiz kaza daha hayatlarını kayıp edenlerin cenazelerinde karşılaştığım Bu ZORBAların bizzat yüzlerine demediğimi bırakmama karşın, bunların çeperin dibine saklanıp, susmaların da tanırım..
Asıl kuyruk acılarının da o olduğunu da bir Allah, bir de ben bilirim.
Ama bu, Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlarını asıl amaçlarının diğer bir amaçlarının da, o gecenin yükünü üstlenen ağabeylerine daha çok yaranmak, onun sayesinde birkaç iş adamına kartvizit basmak olduğunu da ben değil, o yıllar öncesi Hoçvan’dan çıkıp, sistemin tüm engellerini yüreği ve bileğiyle bir yerlere gelen ağabeyleri bilse daha iyi olur..
Çünkü bu, ‘Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlar’ı Süt’ü de diğer bir çok iş adamı gibi tüyleri yonanacak kaz sanıyorlar..
Yani hepte böyle yapmış, geçinmiş olan bunlara en çokta Yakup Süt dikkat etmelidir..
Neyse biz asıl konumuza gelelim, beni ilgilendiren tarafa bakalım.
Bu, ‘Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlar’ o kıytırıktan açıklamalarında birçok meslektaşımız gibi bana yönelikte; ‘Efendim Fakir Yılmaz bize lord demiş!’ diye içerlendiklerini görüyoruz, o altında imzası da bulunsa da, okumadığına inanmadığım Yakup Mavzer’in adı sonuna eklenen kıytırıktan açıklamaya..
O açıklamayı okurken bunlara bir özrümüz var (!) olduğuna da inandım..
Çünkü bunların o gece öncesi yaptığımız haber ve yorumlarda bahsettiğimiz gerçek lordun anlamının ne olduğunu da bilmediklerini anlıyorum o kıytırıktan faceli açıklamalarında ..
Bu özrün nedeni de bunların lord kelimesinin başta dünyayı idare eden İngiltere Kamerasında olmak üzer saygın insanlara yönelik bir kelime olduğunu bile bilmeyecek kadar cahil oluşlarıdır..
Bu nedenle; o tamamen iyi niyetle ele alınan haber ve yorumlarımıza bir hayli içerlenenlere lord demiyor, bundan sonra ki adlarının, ‘Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlar’ olduğunu başta Hoçvan kamuoyuna olmak üzere herkese ilan ediyorum..
Bu, ‘Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlar’ın o yaptıkları kıytırıktan açıklamada dikkatimi çeken en önemli nokta ise; Bu yemekli toplantı Hoçvan halkına yönelik değildi, ayrıca bir şenlikte değildi.’ Kelimesi ve Hoç-Fed’;i önemseyen insanları aşağılayan, bu kuruma üye olanları çulsuzlukla suçlayan, ‘Bütün bunları yapmak için mevcut 87 delegeden %20 sinin ödediği aidatla mı olacak? Elbette değil.’ Şeklinde ki talihsiz satırlarıdır..
Benim bu geceye destek vermemi Hoçvan ve Hoçvanlı hatırı için sık sık bana hatırlatan Rodi Baz ağabeyimizin A Takımı diyerek cevapladığı bunların değil A takımı, Z harfi bile olmayacakları da zaten burada da belli değil mi?
Neyse Hoçvanlının, Hoç-Fed’in birlikteliği ve kendisinde beklenen devrimci duruşu, Kürt kimliğinin hatırı için sözümü daha çok uzatmadan o kıytırıktan açıklamayı yapanlar ve bunların yazdıklarına katıldığına inanmadığım Yakup Mavzer’in asıl yapacağı; o bol lordlu gecede, ‘ne kadar paranın toplandığını, nasıl kayıt altına alındığını ve nasıl, kimleri elinde harcanacağını açıklamaları en iyiyisi değil mi?’ derim..
Çünkü bu ‘Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlar’ ın başta Yakup Süt’ün olmak üzere birilerinin masasına yaklaşıp, pığaslara bol bol fotoğraflar çektirdikleri gece de Bir Milyondan çok para toplandığı ve o kadarının da vaat edildiğini herkes iyi biliyor..
**Mehmet Ağar’a Otel Cezaevi …
Benim Kocaeli’nde bulunduğum sırada ‘İstanbul-İzmit-Adapazarı Üçgeni’ olarak bilinen alanda birçok Kürt İş adamının öldürüldüğü dönemler de gündemde düşmeyen ve Susurluk kazası sonucu ortaya pislikleri aktığı dönem de işlediği öne sürülen suçlardan sadece birinde ceza alan ve hapis yatacağı kesinleşen Ağar’a lüks, korumalı bir ceza evi arandığını okuyor duyuyoruz..
Bu yazımı yazdığım sırada aranan güvenilir, otel cezaevinin Ardahan’da değil, Aydın’da bulunduğunu da öğreniyorum..
Böylece suçluya özel cezaevinin arandığı bir ülkede, ‘Yakalandığı yerde tutuklanması’ ibaresinin de böylece çöpe atıldığını da görmüş olduk..
Çünkü Susurluk Kamyonun ortaya döktüğü pis ve kanlı ilişkiler ardından küçükte olsa bir suçla yıllarca yargılanan ve aldığı komik ceza ile cezalandırılan Ağar Efendi kabadayılığına leke sürmemek için kaçmamış, o çok söylediği ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatı ile ‘Devletimizde ne gelirse başımız üzerine’ demek zorunda kalmıştır.
Gerçi bunu da demeye ne gerek ki aldığı ceza gözü kapatıp açmakla bitecek kadar zaten..
Şimdi benim asıl merak ettiğim Ağar efendinin aldığı bu ceza ardından bundan sonra ki yasal haklarından men edilip, edilmeyeceğidir..
Örnek olarak bakanlık yaparken elde ettiği haklardan, korumalardan mahrum bırakılacak mı?
Yoksa korumasız, iyi olmadığı yapılan araştırma ile ortaya çıkan Ardahan Cezaevi’nde değil de polislik ve bakanlık yaptığı sıra da beraber görev yaptığı paşalarla birlikte kaldığı Bodrum’da ki evine yakın Aydın’ın Yenipazar ceza evinde bir süre kalıp, iyi vatan çocuğu halinden yararlanıp, cezasını yarısını evinde mi geçirecek?..
Bilmiyorum ama Ağar efendi gitmeden kadrosunu büyük bölümü değiştirilen, başta aşağıya yenilip, 5 yıldızlı otele ceza-evinde kalmak ne kadar ceza olur onu da siz düşünün…