Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da


Foto: Doğa Derneği
Bin 900 rakımlı Türkiye’nin en yüksek kesimlerinden biri olan Gürcistan ve Ermenistan’a sınır Ardahan’da kış hazırlıklarına devam eden vatandaşların bir taraftan mera ve yaylalarda topladıkları arpa, buğday, hayvansal ürünleri depolarken diğer yandan topladıkları otları presleyip, arpa, buğdaylarını patoslayarak topladıkları görülmekte.
Başta yem sıkıntısı olmak üzere birçok sorunla baş başa bulunduklarını belirten Ardahanlı vatandaşlar -40°’leri bulan soğuklara, yaklaşan kış öncesi bir taraftan hayvanların gübrelerinden elde ettikleri tezekleri (kerme) diğer taraftan çevre ormanlardan topladıkları kışlık odun, koza, dal, diğer taraftan da gelecek olan yüksek doğalgaz ve elektrik faturalarını düşünüyor..
Basın Özgürlüğünü oldu bittiye getirmek..
Gerek özgür bir dünya isteyen, gerek Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak hemen hemen tüm basın ve medya kuruluşlarının yaptığı çağrıyı bende satırına dokumadan köşem de yayınlamak istiyorum.
Çünkü, “Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine ilişkin, Yasama Üyeleri’ne çağrıda bulunan biz gazetecilerin bu yönde yaptığı açıklamada, “Bu teklif oylarınıza sunulurken, ellerinizi vicdanınıza koyun ve yüreğinizin sesini dinleyin” diyoruz.
Başörtüsü ya da Türban tartışmalarının gölgesinde kalan ama şu an mecliste olan bu tasarı TBBM’de grubu bulunan tüm partilerin milletvekillerine sesleniyorum.
Gazeteci Fakir Yılmaz olarak mecliste görüşülen; basın, sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin düzenlemeler içeren “Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine ilişkin, Yasama Üyeleri ile paylaştığım değerlendirmem şudur.
“-Söz konusu kanun teklifinin, basın meslek kuruluşlarının görüşleri alınmadan, gazetecilerle istişare edilmeden, ortak akla başvurulmadan adeta kapalı kapılar ardında hazırlanmış olması kabul edilemez. Gazetecileri ve her türlü yayın organlarını ilgilendiren bir yasa tasarısının, o meslek mensuplarının bilgileri dahilinde hazırlanmamış olması, tartışılmadan oldu bittiye getirmek istercesine meclise getirilmesi; dezenformasyonu önleme amacından çok, zaten tartışmalı bir seviyede olan basın özgürlüğünün daha fazla kısıtlanmak istendiğini açık seçik ortaya koyuyor.
-Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimsenin, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması kararı antidemokratiktir. Kabul edilemez. “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu muğlaktır, belirsizdir, yoruma açıktır. Dolayısıyla suiistimal edilmeye açık olup, hukuki dayanağa muhtaçtır.
-İnternet haber sitesi yayınından zarar gören kişinin düzeltme ve cevap yazısının, hiçbir düzeltme ve ekleme yapılmaksızın, aynı sayfa ve sütunlarda yayınlanma zorunluluğu kuşkusuz gereklidir.
Ancak buradaki genel tanımlama ile her habere uygulanacak olması yanlıştır. Somut belge ve bilgiye dayalı haberin tekzibi olmaz. Burada yazılı basında olduğu gibi haber sitesine tekzibi yayınlayıp, yayınlamada inisiyatif hakkı tanınmalı, tekzip isteyene de yargı yolu açık tutulmalıdır.
-Bir yayından kişi ya da kurumların zarar görmesini engelleyebilmenin tek yolu, cevap hakkının aynı yayının içinde kullandırılması zorunluluğunu getirmektir ki, bu da aslında meslek etik kurallarının bir gereğidir. Olası yayın mağduriyetlerini önleyebilmek için asıl düzenleme bu konuda yapılmalıdır.
-Kamu kurum ve kuruluşlarının yürüttükleri enformasyon hizmetlerinde çalışan kamu personeline basın kartı hakkı tanınması, maksadını aşan geniş kapsamlı bir tanımlamayla yapılmış. Bu hak sadece fikir işçisi sıfatı taşıyan personele tanınmalı ve bu durum da belli bir nitelik tarifiyle netleştirilmeli.
-Sendikalar ile kamu yararına faaliyette bulunduğu Cumhurbaşkanı kararıyla tespit edilen dernek ve vakıfların yöneticilerine basın kartı verilmesi kararı gazetecilik mesleğinin kriterleriyle bağdaşmadığından doğru değildir.
-Basın Kartları Komisyonu’nun yapısı yeniden düzenlenmelidir. Gazetecilik meslek kuruluşlarının deneyimli temsilcileri ağırlıklı olarak bu komisyonda yer almalıdır.
-Basın İlan Kurumu’nun zaten tartışmalı olan 36 kişilik genel kurulunun 42’ye çıkarılması abesle iştigaldir. Mevcut olan 36 kişilik genel kurulun yapısı şu şekilde güncellenmelidir.
12 kişiden oluşan siyasi parti temsilcileri tamamen kaldırılmalıdır.
12 kişiden oluşan üniversite temsilcilerinin ve yine 12 kişi olan gazeteci meslek kuruluşu temsilcilerinin yanı sıra Anadolu medyası temsilcilerinin sayısı da 12’ye çıkarılmalıdır.
-İnternet haber sitelerinin yazılı basın gibi süreli yayın olarak kabul edilmesi ve o mecrada çalışanların, basın kartı alabilmelerine ilişkin düzenlemelerle birlikte Basın Kanunu kapsamına alınması doğrudur.
-Aynı şekilde yasal mevzuatlara uygun yayın yapan internet haber sitelerinin Basın İlan Kurumu aracılığı ile resmî ilan gelir hakkından yararlandırılmaları yerindedir.
-İnternet haber sitesinin yayınlanması için verilecek beyannamenin artık Cumhuriyet Başsavcılığı yerine Basın İlan Kurumuna teslim edilecek olması kararı basın meslek kuruluşları temsilcileriyle istişare edilmelidir.
-Bu yasa dezenformasyon yasası değil; konvensiyonel medya dediğimiz yazılı, sözlü ve görüntülü medyadan sonra, sosyal medyanın da derdest edilme yasasıdır.
-Basın kartını Cumhurbaşkanlığının verdiği tek ülkeyiz. Parayı verenin düdüğü çaldığı bir memlekette, basın kartını veren, kaleme de hükmeder. Basın kartını verme yetkisi, gazetecilerden oluşan Basın Kartları Komisyonu tarafından, bünyesinde yer alacağı Basın Meslek Odası’nda olmalı ve kriterler yeniden belirlenmelidir.
-Medyanın sorunları, değişikliklerle yamalı bohçaya döndürülen 70 yıllık Basın Yasası ile çözülmez. Yaptırım yetkisi de olan özel meslek yasalı Basın Meslek Odası yapılanması tek çözümdür.
-Medyanın içinde bulunduğu sıkıntılı durum, sürdürülemez nitelikte. Gazetecilik kamusal sorumluluk taşıyan meslek olmaktan çıkarıldı. Ticari kaygıların öne geçtiği meslek haline getirildi. Meslek özünü yitirdi. Yaygın basın iktidar bülteni, yerel gazeteler de belediye broşürü haline geldi. Gazeteciler de araştırma inceleme yapma yerine, ısmarlama yayın yapan, ilan reklam peşinde koşan haber pazarlamacısı haline dönüştürüldü.
-O nedenle TBMM çatısı altında bir BASIN-MEDYA KOMİSYONU kurulmalı; hukukçulardan, gazeteci meslek kuruluşu temsilcilerinden, iletişim akademisyenlerinden, deneyimli gazetecilerden oluşacak katılımcılarla günler, haftalar sürecek Medya Çalıştayları yapılmalı. Sıfırdan YENİ BASIN KANUNU ve BASIN MESLEK ODASI Yapılanması da, bu çalışmalar yani basın özgürlüğünü oldu bittiye getirilmeden ortak akılla şekillenmelidir.”
Fakir Yılmaz/Gazeteci
Ardahan Gazeteciler Cemiyet Başkanı
.jpg)
Dernek Başkanının biri vuruldu,

**DERNEK BAŞKANINI SOYDULAR!..
*30/11/2017 Tarihli Haberler
İstanbul 3. Bölge Ardahanlılar Derneği’nin başkanı Özgür Polat’ın Esenyurt’taki iş yeri, dün gece kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce soyuldu.
Olay, gece saatlerinde Esenyurt İncirtepe Mahallesi 245. Sokak’ta meydana geldi. Kimliği belirsiz kişi ya da kişiler, aynı zamanda İstanbul 3. Bölge Ardahanlılar Derneği’nin başkanlığını yürüten Özgür Polat’a ait Özgür Tabela adlı firmaya girerek, içerideki televizyon ve bilgisayar gibi değerli eşyaları çalarak kayıplara karıştı.
“MÜDAHALE ETTİM BAŞIMA BU GELDİ”
Yerel Gaste’ye konuşan Özgür Polat, yaklaşık 15-20 bin lira civarında maddi kaybının olduğunu belirtti. Hırsızlık olayının, mahalledeki madde bağımlılarına müdahale etmesinin ardından yaşandığına dikkat çeken Polat, “Uyuşturucu satıcıları ve madde bağımlılarından şikayet eden mahalle sakinleri, dernek başkanı olmamdan dolayı benden yardım istedi. Ben de sokağı mesken tutan bu kişilerin fotoğraflarını çekerek polise şikayet ettim, sonra da başıma bu geldi. Yapanlar belli, yıldırmaya çalışıyorlar,” diye konuştu.
**YEREL DE ULUSAL’A ORADANDA DÜNYAYA HABER www.kuzeyanadolugazetesi.com
Kendilerine toplum lideri, önderi, bilmişi dedirtip, gereğini yerine getirmeyenlerin kendilerini başkan diye yutturdukları bir alanda gerçek anlamda başkan, toplum lideri, aydını, yol göstereni olmaya çabalayanlarda yok değil..
Seçimden seçime cebinde ki paranın da kudreti ile öne çıkıp, ‘seçilirsem size tüm dünyaları bağışlayacam’ deyip, kazaen seçildikten sonra da önce göbeğini büyütürken, çevresini daraltanların toplum lideri, başkan, aydını hatta vekili diye yutturduğu bir alanda zor, bir o kadar da ulvi bir görevi üstlenmek yürek işi, cesaret işi olduğu da bir gerçektir..
Durup, durduk yerde başbakan edilen ama ‘bende anlamadım niye başbakan edildim’ denilen bir alanda başkanlık gibi zor bir görevi üstlenmekte yürek işidir..
Yılda bir kaz gecesiyle başkan olduklarını hatırlatanlar, adına birlik, hemde büyük buluşma dedikleri geceler ile başkan olanların, kendileri yetmez gibi milletin başına birde şeyimden birim başkanı diye başkan enflasyonuna neden olduğu bu alanda zor bir o kadar da güçlü bir lobi hayali ile bir araya gelmek isteyen bir toplumun önderi, başkanı olmakta sadece bir insanın değil, aslan, kaplan hatta fil yüreğine ihtiyaç vardır..
İşte batıda ki en büyük stk’sı konumunda olan ve bugün 60’a yaklaşan dernek sayısıyla her geçen gün daha da büyüyen, güçlenen Ardahan Dernekler Federasyonuna başkan vede yöneticisi olmakta bir o kadar onurlu ve yürek isteyen bir iş olduğunu her geçen gün biraz daha iyi anlamaktayız..
Bir yıl önce yani 29 Kasım’da bu görevi arkadaşlarım Mahmut Şenel, Sıtkı Dursun, Yener Bayrakçı, Özkan Mavzer, Halis Öztürk, Tuncer Çelik, Yüksel Kılıç, Ramazan Tan, Terlan Kaya, Muhtesim Sarıkaya, Bayram Bozkurt ve diğerleriyle ARDA/FED’in yönetimini üstlendik..
Bu süre içinde en iyisini, en güzelini yapılmayanı yapma arzusu içinde kolları sıvarken içimizde olan bazıları da bugünkü çantacı, cepçi, facebookçu derneklerin yöneticileri gibi sözde başkan, yöneticilerde kayış attı..
Ama biz bir ekip olarak Ardahan ve Ardahanlılara yakışanı yani en iyisini yapmak için mücadelemize devam ettik ve iş adamlarımızın da katkıları ile ARDA/FED yönetimi olarak dopdolu bir yılı geride bıraktık..
Kemal Nahit Bay, Ensar Öğüt, Necati Ünal, Ali Rıza Nasıroğlu, İmdat Tatar, Volkan Süt, Mahmut Şenel, Taner Tekin, Ertan Bulut, Veysel Karatay, Togay Çoban, Mutlu Kerimoğlu, Turgay Akpınar gibi duyarlı bir çok iş adamı, siyasetçilerin katkıları ile önemli toplantılar gerçekleştirdik.
Gençlerimizle bir araya gelip, ‘Ardahanlılar İstanbul’da Top Koşturuyor’ deyip, dünyanın en büyük metropolünün ortasında güzel bir turnuva düzenledik..
İş adamlarının yanı sıra İş kadınları konseylerinin temellerini attık.
İstanbul’da ki siyasi parti temsilcilerini ziyaret edip, muhatabınız ARDA/FED’dir dedik..
Logomuzu ulusal ve yerel bir çok basın kuruluşunda yaptığımız etkinlikler vasıtasıyla tanıttık, amaçlarımızı İstanbul’da ki gibi Ankara, Ardahan, Göle ve İzmir’de etkinliklerimizle ortaya koyduk..
Ve en önemlisi bir yılı geride bırakırken kendimizden, cebimizden verip, canımız kadar önemsediğimiz Ardahan’ı mızın KAI denen gölgede kurtulması için KAI dernek diasporasını karşımıza alıp, elimizin tersi ile kenara atıp, halka anlattık..
Ve bir Ardahanlı kimliğinin oluşumu için yeni Ardahan Dernekleri kurdurup, eskilerini de yanımıza alıp, gecemizi, gündüzümüze katarken önümüze konulan engelleri, namussuzca arkadan vurmaları, hendek kazımaları da aşıp bir yılı başarıyla geride bıraktık..
Şimdiki hedef; Yaklaşan kongremize kadar başta burunlarından kıl aldırmayan siyasileri olmak üzere bu toplumun önderi, başkanı diye ortalıkta gezenleri toplum deşifre etmek..
**Kim kime tecavüz etti?
Dikkat ediyor musunuz bilmem ama iktidar ve onun kurucusu, koruyucusu başkan ülkenin gündemini istedikleri gibi belirliyorlar.
Çünkü HDP’lileri içeri alan, dolara ateş veren iktidar başta CHP’nin olmak üzere tüm kamuoyunun dikkatlerini başka yönlere çekmekten bir hayli usta..
Avrupa’nın da içinde bulunduğu kamuoyunu meşgul etmekten bir hayli ustalaşan iktidar ve başkan son olarak cinsel istismar meselesini ortaya atıp, HDP’ye kilitlenen CHP’nin dikkatini dağıtırken, zaten elinde olan basın ve medyaya da yeni malzeme sunarak ülkenin gerçek gündemini bir kez daha arka plana atmayı başardı..
Evet, kimin kime tecavüz ettiği, tecavüzcüleri serbest bırakalım mı, bırakmayalı mı derken aslında birileri ülkenin gerçek gündemine tecavuz edip, bir kenara atıverdi…
Ve bu oyunu yine yutan muhalefet Anayasa değişikliği, HDP’lilerin durumu, her gün gelen zamlar, doların durdurulamayan yükselişini unutuverdi..
Ve en önemlisi hala başka ülkelerin toraklarında olan askerin durumu ve komşularla olan ilişkiler çok güzel gölgelenip, yine unutturuldu..
Bu nedenle hep derim Başkan Erdoğan bu işi biliyor ve ondan dolayı Erdoğan’ı değil, onun ortaya koyduğu siyaseti yutup, şaşıranlarındır asıl suç..
Fakir Yılmaz
**Ardahan’da Havalanı Olmalı..
Beni de hasta eden soğukların etkisini arttırarak devam ettiği Ardahan’da günün büyük bölümünü içeride geçiren yetkililerin bir kış boyu ne yapacakları konusunda uzun uzun düşünüp, bu yönde fikirler üretmesi için bir kaç önerim olacak..
Öncelikle başta Şehr-i Emini olarak bildiğimiz belediye başkanlar olm ak üzere vali ve kaymakamlar ‘Ardahan dondu, Ardahan bitti’ şeklinde haber yapmaktan başka haber yapmayı bilmeyenleri toplayıp, Ardahan’ın imajını yerle bir edip, tuz, buz eden Ajanı pardon ajans mühabirlerine Ardahan’ı yaşanmaz kent gösteren içi boş haberlerden vazgeçmelerini talep etmeli ve bu yönde yani kışın güzel yanlarını anlatacak haberlere açıklamalar yapmalıdırlar..
Örmek mi?
Sayın Valimiz başta olmak üzere Ardahan Yalanızçam Kayak Tesisinin bitirdi gibi ‘Göle’ye de kayak tesisi yapacağım’ diyen Sayın iktidar vekilimiz ve diğer idarecilerimiz kayak evine gidip, Yalanızçam Kayak tesisinin kış turizmine hazır olduğunu haber yaptırmalı, Kışın birde bu güzel yüzünü kamuoyuna aktarmalıdırlar..
Bitmedi..
Geçtiğimiz günlerde sanayi ziyaret eden Ardahan Valisi orada ki marangozları çağırıp, çocuklara yönelik kıi kızakları yaptırıp, SYDV parasıyla çocukları sevindirip, hatta bu yönde birde yarış düzenlemlidirler..
Ve Ardahan’a havaalanı demeliler.
Selmi Yılmaz
**ÇILDIR GÖLÜ DONDU!..
Göçün devam ettiği, Posof ve Sahara tünellerinin açılmadığı, Derneklerinin ‘Büyük Buluşma’ sahtekarlığı ile kaz gecesi biletleri satmaya devam ettiği, Eğitimin dibe vurduğunu, son 5 yıldır adeta yayın yasağı getirilip, resmi kaynaklarca saklandığı, bölünmüş denilip, bir türlü bitmeyen yolların olduğu, Göle hastanesi yapılana kadar Ardahan’ın yeni hastanesinin çökmeye başladığını görmeyenler bugünlerde yaman haber yapıyorlar..
ARDAHAN DONDU, KURA BUZ TUTU, BIYIKLAR PUS OLDU..
İnternet sistemi bir türlü oturmayan Posof Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısında olduğu gibi Çıldır Aktaş Gümrük kapısında geçişler saate bağlanırken, Hopa Sarpın 24 saat açık olup, geçişlerde her şeyin getirilebildiğini yazmayan, yazamayanlar bugünlerde yaman haber yapıyorlar..
KALE YANI BUZ SARKINTILARI İLE DOLDU, MEYDANA GELEN İNEK ÜŞÜDÜ!
Ardahan’ın olduğu gibi Hanak, Posof, Göle, Damal ve Çıldır’ın giriş yollarının çarşı merkezleri gibi hata hura olduğunu, İl Milli Eğitim Müdürlüğüne olduğu gibi Üniversitesine aylardır Rektör atanmadığını, 22 Yıldır İl Kültür Müdürünün olmadığını diğer bir çok kurumun Milli Eğitim, Üniversite ve son olarak Müftülük gibi vekilin vekili ile idare edildiğini, Doğalgazın zor bela geldiği ama doğalgaz sistemine imza atacak bir kişinin beklendiğini yazamayanlar bugünlerde yaman haber yapıyorlar..
KUŞ UÇARKEN BUZ TUTTU, LEYLEK AYAKLARI ÜŞÜDÜĞÜ İÇİN UÇAMADI..
İki vekili, onca partisi olmasına karşın sorunları dile getiren gazetecileri öcü gösterilen, bu yönde çaba ortaya konan meclis dışında ki parti başkanlarını işi bozan sayanları, bir kayak evi bitirilemezken ikinci kayak evinin ölçüleri yapanları, vekilin kardaşının bile isyan ettiği belediye başkanlarını olduğunu, cep harçlıkları ile futbolu yaşatmaya çalışan gençlerin sentetik değil naylon çimde oynadığını ve bir çok bina gibi depreme dayanıklı olmadıkları rapor edilen şehir stadının ne zaman yapılacağını yazamayanlar bugünlerde yaman haberler yapıyorlar..
75 PLAKALI ARAÇ BULAMADIK 06 PLAKALI ARACA SU DÖKÜP DONDURDUK VE DE GÖRÜNTÜLEYİP, AJANSA YUTTURDUK ONLAR DA ‘ARDAHAN DONUYOR’ DEYİP, ARDAHAN’In YAŞANMAZ OLDUĞUNU TÜM DÜNYAYA BİR KEZ DAHA AKTARDI..
Evet bitmedi, sıra Çıldır Gölü Dondu haberlerinde..
Çünkü Serhat Spor’un paraya güvenip, tepe takla olduğunu, spor’un S’sinin olmadığını, 23 Şubat’tan alınıp, daha inşaat halinde olan binaya götürülen öğrencilerin lağım sitemi çalışmayan binada eğitim görüğünü, KAI ve KAISİAD’lara karşıyım deyip, gidip onların çadırında standa açıp, çorba dağıtanları yazmak işlerine gelmez ve bildik haberlerini yani ‘Kar Yağdı, çöpler ve çukurla altında kaldı’, ‘Yağmur Yağarken her yer çamur oldu’ deyip ağırmayan başlarını ağırtmaya ne gerek var?..
Haydi onca ibretlik haberin haber olamadığı Kafkaslara açılan gümrük kapıları olan ama ithalat, ihracatın yapılmadığı, BTC gibi Nabcconun da doğayı katletmeye başladığı, Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu üzeirne ki Antrepolun Kars’a çekildiği, Havaalanı istemlerine kulak tıkatıldığı Ardahan’da 2. Haber Vizyonumuz perde açıyor..
Oda; ÇILDIR GÖLÜ DONDU..
Fakir Yılmaz
**HDP ve Ekonomi..
İki Genel Başkanı ve bir çok milletvekilinin tutuklu olduğu Halkların Demokratik Partisini bitirme hesapları yapanların bu planlarının tutmadığını tam aksine ekonomik piyasalar dahil, ülkenin siyasi gidişatını tıkadığını görmek için başkan yada başbakan olmaya gerek yok..
Çünkü bunu görmek için Akdeniz’den girip, Ege’den çıkıp, oradan da İstanbul’a ger, gelmeleri yeterlidir..
Akdeniz’in, Ege’nin ülkenin güney doğusunda yaşananlara duyarsız kalmadığı ama yerinde durup, beklemede olduğu, bir çok turistik tesisin satılığa çıkarıldığını görecek olanların asıl gördükleri yapılacak olan bir baskın seçimle yanılacakları da diğer bir gerçektir.
Buna neden ise HDP’ye yönelik yapılan operasyonların oy getirmediği gibi ekonomiyi de çökertme noktasına getirdiğini de söyleyebiliriz..
Ve en önemlisi eğer bu yönde yani HDP’ye yapılan bitirme operasyonun tuttuğunu görseler zaten seçime gidecekleri de diğer bir gerçektir..
Ama bunun tutmadığı gibi yeni sorunları da beraberinde getirdiğini görenler şimdi başka hesaplar yapa dururken, HDP’nin de bir an önce kongreye gidip, yeni genel başkanını ve de ne yapacağını ortaya koymalıdır..
Çünkü tıkanan ekonominin gün geçtikçe sosyal olaylara neden olacağı görülmek istenmese de baskın yapanın da baskına uğrayanın da ülke gibi önleri tıkandığı bir gerçektir..
arada HDP’de bir an önce kongreye gidip, yeni yönetimle ne yapacağını ortaya koymalıdır..
Fakir Yılmaz
**Her şey para değilmiş..
Eğitim’de olduğu gibi spor’da da bir çıkışa ihtiyacı olan Ardahan’ın BAL Ligi temsilcimiz Serhat Ardahan Spor paralı yönetimine karşın yine bekleneni veremiyor..
Halbu ki aynı takım için geçen yıllarda başlatılan çalışmalar ve oluşturulan kamuoyu ile aynı takım şampiyonluğu bir puan ile şampiyonluğu kayıp etmişti..
Ve o bir puanın da kamuoyundan kaçan, ukala tavırlar içine girenler yüzünden olduğunuda tüm Ardahan iyi biliyor..
Evet, adı Serhat olan, Ardahan olan ama bir futbolcusu Ardahanlı olmayan ve en önemlisi başkanı Ardahan’ın Gorveng Beldesi diye bir yerinin neresi olduğunu bilmediği, işi şirket i gibi yönetip, başına Ardahan ve Ardahanlıyı tanımayan, üstten bakanları koyduğu Serhat Ardahan Spor son maçında da beklediğini veremedi.
Böyle giderse hiç vermeyeceği de son maçında evinde 3 puanı yediği 3 golle kayıp eden Serhat Ardahan Spor’u parada kurtaramayacak..
Para dedikte hemen çuvalla para akıtılıyor diye sakın anlamayın..
Çünkü, ‘param var dediğim dedik, çaldığım düdük’ diyenlerin takıma para verirken takımı kendilerine borçlandırdığı da iddia edilimekte..
Kısacası bu işlerin hiçte öyle parayla olacak işler olmadığı, basından, halktan, yerel yöneticilerden, hatta vali ve belediye başkanlarından kopuk olmadığını birileri artık görmeli ve istifa etmezsede çıkıp, Ardahan ve Ardahanlıdan özür dilemelidir..
Selmi Yılmaz
**Vekil Rektör, Vekil Müdür..
Vali beyinde katıldığı bir toplantıda Ardahan’da devam eden göçün önüne geçmek için turizmi de devreye sokulacakmış..
Son olarak gittiğim Deniz’li Pamukkale’de dinlenmek ve bir çay içmek için oturduğum cafede morali bozuk halde bana çay getiren garsona ‘Millet nerede?’ diye sorarken ‘Ben garson değilim, iş yeri sahibiyim. Bırak milleti de işsizlikten garson çalıştıracak para bulamıyoruz’ diyordu..
Ve; ‘Nerede bu millet?’ soruma da ‘Milletin yarısı savaşa, yarsı da iş bulmak için göç etti’ diyordu..
Şimid Ardahan ve Deniz’li de gördüğüm ve yaşadığım bu iki olayı nasıl bağlayacaksın diye merak edenlere cevabı vereyim..
Evet, ben dahil Ardahan’da ki insanların göç etmemek için direndiği şu günlerde yeniden yaşanmaya başlayan dondurucu soğukları turizme çevirip, geriye göçü başlatacaklarını iddia eden hayali olan ve projelerin yıllardır bir türlü sonuç vermediğini anlamayanların ülkenin diğer yakasında yani turizm merkezlerimizden Deniz’li de yaşananlardan da sorumlu olduğunu bilmek gerekir..
Çünkü 22 Yıldan fazladır Ardahan’a bir turizm müdürü atayamayanlar aylardır rektörsüz yönetilen üniversitenin ve de Ardahan’ın gelişmesini, göçün durmasını sağlayamazlar derim..
Çünkü masa başında hazırlanan ve onca masraflara karşın bir türlü sonuç vermeyen plan ve projeler ile ülkeyi idare edenler önce işin ehlini, yani vekilin vekli ile idare edilen ülke anlayışını terk etmelidirler..
**Vekillerimiz Hardalar?..
Dikkat ediyor musunuz bilmem ama biz adlarını yazıp, kendilerini konu etmeyince adeta unutulan iki isim ver..
Bunların bir AK Partinin Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay..
Diğeri CHP’nin Konsolos Büyükelçi Milletvekili Öztürk Yılmaz..
Ve ikisinin de ülke yaşanan onca sorunun yanında halen rektörü atanmayan, milli eğitim müdürü olmayan bir çok resmi dairenin vekilin vekili ile idare edilen Ardahan’ın dertsiz milletvekilleri..
Mevcut kayak tesisinin tamamlanması için çaba göstermeyen ama ilçesi Göle’ye kayak tesisi kazandırma çabası içinde olduğunu gördüğümüz Atalay’ın içeri atılan HDP’liler konusu başta olmak üzere onca gelişmeler karşısında ki suskunluğunun bir diğer benzeri de CHP Ardahan Milletvekil Büyükelçi Öztürk Yılmaz’ın olduğunu görmekteyiz..
Evet Ardahan merkez de bulunan 23 Şubat İlköğretim Okulununun bir bölümünün tavanı çöktüğü, kanalizasyon sistemi tamamlanmadığı, yağan bir karla Posof’ta kapanan yollar dolaysıyla okulların tatil edildiğini, Posof Türkgözü Gümrük Kapısında olduğu gibi Çıldır Aktaş Gümrük Kapısında yaşanan sorunları görüp, duymadıkları, başta gümrük kapılarına giden yollar olmak üzere yolların yine bitmediğini görmeyen bu iki milletvekilimizin nerede, ne iş yaptıklarını şahsen ben görmüyor, duymuyorum..
Bilemiyorum ama vekillerimiz hardalar desek ses verirler mi?
Fakir Yılmaz
**Dolar niye yükseliyor?
Son olarak Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlıklarına kayyum atayıp, ülkede istikrarı sağlamaya çalışan iktidar her saat başı rekor kıran doların yükselişinin önüne geçemiyor..
Ve bunun nedeninin ne olduğunuda anlamak istemeyip, sorunun dış gelişmelerde dolayı olduğunu öne sürüp, iç sorunların üzerini kapatmaya çalışması toplumun olduğu gibi dolarında ateşini arttırmakta..
Ülkenin etrafında bulunan komşularıyla yaşadığı sorunları barışçıl değil, savaşcıl ve baskı yöntemleri ile çözmye kalkan bu yetmez gibi dünyanın ekonomisinin %75’ini elinde tutan ABD ve AB’ye kafa tutan bir anlayışın nasıl olup, doların yükselişi gibi onca sorunu çözeceği de merak eden piyasalar bu meraklarını gidermek için yatırımı durdurup, bekleme girmesiyle adeta felç olan ekonomi piyasasının dolara ateş verdiği de diğer bir gerçektir.
Toplumun büyük kesiminin ‘Dolarım mı var ki merak edeyim’ diyerek işi geçiştirmeye çalıştığı ülkemde doların neden yükseldiğini araştırıldığında bu artışın HDP’ye yönelik operasyonların hiç etkisi olmadığını söylemek en doğrusu değil mi?
Bilmem ama sana karşı olanı, senin gibi düşünmeyeni, senin uygulamalarından memnun olmayanı tut yakasından at içeri yaparsan ne alakası var dediğin doları da yakar, bunun yaparken de ülkenin ekonomisini de duman edersiniz deriz..
Selmi Yılmaz
**HDP’nin Hatasının Bedeli..
Son olarak iki önemli belediyesine de el konulan HDP’lilerin ‘Nerede hata yaptık?’ diyeceklerine yeniden meclise dönüp, dönmeyeceklerini tartışmaya açıp, bu durumu halka soracaklarını açıklamaları, HDP’lilerin ne kadar halktan kopuk olduğunu da bir kez daha ortaya koymakta.
Çünkü ortaya koydukları politikasızlık dolaysıyla bugün yaşananların suçlusu HDP’ye oy verenlerin değil, HDP’yi yönetenler olduğunu bir türlü anlamış değiller..
Evet Mardin ve Siirt Belediyelerine de kayyum atanması ile devam eden operasyonlar ile darbe üzerine darbe alan HDP’nin nerede hata yaptığını tartışacağını ve bu hataları nasıl olup gidereceklerini düşünmesi gerekirken meclise dönüp, dönmeyeceklerini tartışmaya açacaklarını belirten HDP’lilerin eş başkanlarının da tutuklanması ardından aldıkları meclis çalışmalarına katılmama kararına karşın grup toplantılarını hala mecliste yapmaları da kararsızlığın diğer bir açık örneğidir..
Aynı HDP’nin BDP’yi HDP yaparken hatalara başlayıp, BDP, HDP, DTP ve diğer bir çok başlılıkla siyaset yapıp, ne yaptığını karman çorman ettiği bir süreçte bugün yaşadıkları ile karşı karşıya kalmıştır..
Ve diğer bir hata da cumhuriyetçi, laikçi, solcuların askere güvenme hatası gibi HDP’liler de tarih boyunca Kürtleri öcü gösterip, Türkleri sıkıştırma politikası yapan ABD ve AB’ye güvenme inanma hatasını hep yapmasıdır..
Bu nedenledir yaşadıkları..
Fakir Yılmaz
**Evet Türkiye Yol Ayrımında..
‘11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, son dönemde AB üyelik müzakereleri sürecinde yaşananları sağlıklı bulmadığını belirtti.
TÜSİAD Başkan Yardımcısı Sedat Şükrü Ünlütürk de, Türkiye’nin çok ciddi yol ayrımında olduğunu belirterek “Türkiye için yeni normal, kavga ve kaos mu, yoksa hukukun üstünlüğü ve demokratik değerler mi olacak” diye sordu.
Bu satırları okurken korktum..
Çünkü önce başkan olmak isteyen ardından MHPnin dediği olsun diye cumhurbaşkanlığına da razı olabileceğini belirten Erdaoğan ve ekibinin Gül’ü de suçlayıp, PKK hatta Feto/PKK/PYD üyesi olmazsa da seveni diye içeri attırabilir korkusu yaşadım..
Ve bu memlekette doğru söyleyenin artık 9 köyden değil yakasından tutulup ya yerine kayyum atandığını yada hapise attırıldığını hatırladım..
Evet Gül ve TUSİAD bir şeyler söylüyor..
Ve doğru söylüyorlar..
Çünkü benimde altına imza attığım;
‘Gül AB üyelik müzakereleri sürecinde yaşananları sağlıklı bulmadığını belirtti.
TÜSİAD Başkan Yardımcısı Sedat Şükrü Ünlütürk de, Türkiye’nin çok ciddi yol ayrımında olduğunu belirterek “Türkiye için yeni normal, kavga ve kaos mu, yoksa hukukun üstünlüğü ve demokratik değerler mi olacak”
Evet Türkiye yol ayrımında ve bu ayrım iyi bir ayrım değil..
Fakir Yılmaz
**Ne olacak bu iş?
Ardahan’da yaşanan hayvan hırsızlıklarına bir türlü çare bulunamıyor.
Onca güvenlik görevlisinin bulunduğu Ardahan’da kos koca hayvanalrın nasıl olup bir anda ortada kayıp olduğunu merak eden Ardahanlılar bu önemli sorunun sadece bir iki hırsızın işi değil geniş çaplı bir çete tarafından yapıldığına inanmakta..
Çünkü onca hayvanın çalınmasına karşı bulunamaması bu çetenin varlığını da açık açık ortaya koymakta.
Şu an Erzurum Valisi olan Seyfettin Azizoğlu’nun ilk kez Ardahan’da başlattığı, hükümetin yeni bir uyarı ile ülke geneline yaydığı ‘Valilerin Halk Günü’ toplantılarına başkanlık edecek olan Ardahanımızın mütevazi ve saygın Valisi Sayın İbrahim Öz efe’nin bu konuda halkı dinleyip, bir ekip kuracağına olan inancımızla deriz ki bu çetenin kuyruğu kimdeyse hemen ve mutlaka koparılmalıdır..
Çünkü her çalınan ve her hırsızlık olayı vatandaşın güvenliğinden sorumlu olan güvenlik güçlerine eksi puan olarak yazılmaktadır..
Şimdi buradan bir kez daha sesleniyor ve soruyorum Jandarmaya, Polise ve de İstihbarata..
Nerede bugüne kadar çalınan hayvanlar?..
Ardahan’da yaşanan onca hırsızlığın kaçı çözüldü?..
Bundan sonra ne gibi önlemler alınacak..
Bu konuda kamuoyuna kimse bilgi verecek mi?
Selmi Yılmaz
**Ardahan Öyle Tanıtılmaz..
‘Bende KAI ve KAISİAD’lara karşıyım’ deyip, bu adla kurulu içi boş ve Ardahan’ı gölgeleyen oluşumların gölgesinde kurtulamayanların başında olduğu Ardahan’ın nasıl tanıtılıp, bu ülkenin Kafskaslara ve Karadeniz’e komşu stratejik bir vilayeti olduğunu anlatacağız?..
Bu vilayetin plakasının 75 olduğunu daha bilmeyen diğer illerde yaşayan insanların ‘75 Nerenin?’ diye sorduğu bir Ardahan’ı tanıtmakta ve en önemlisi Iğdır gibi Kars’ın vede Karslının gölgesinde kurtamak için hiç bir çabayı ortaya koymaktan aciz olanlar Çıldır Gölü, Aktaş ve Posof höllerine sahip bir Ardahan’ı nasıl tek başına bir vilayet olduğunu, Gürcistan’ın yanı sıra Ermenistan’a komşu sınır, serhat bir kent olduğunu kendine hasa gelenek, görenekleri olduğunu anlatacağız diye niye düşünmezler?
Bilemiyor anlayamıyor, Ardahan ve Şeytan Kalesini unutup, Kars’ın kalesini logo yapanların çatısı altında ne diye gezer dolaşırız..
İşte son örneği dün gazeteci Fakir Yılmaz’ın öğrendiği ve Ardahan Belediye Başkanının ‘Bende KAI ve KAISİAD’lara karşıyım’ dediğini öğrenirken aynı başkanın geçtiğimiz günlerde KAISİAD çadırında bizde varız çabası içinde olduğunu görüyor, izliyor, üzülüyorduk..
Çünkü onca Karslının ve diğer kentlerin arasında Ardahan’ın tanıtmakta bir hayli zorlandığını anlamıyordu..
Selmi Yılmaz
**Haber var, Haber yok..
Sanırım sizlerinde dikkatini çekmiştir Ardahan’ın en çok tıklanıp, okunan haber sitemizin iki gündür güncellenmediğini..
Kiminin bizleri bizzat arayarak, ‘ne oldu?’ diye sorup, bu durumu merak ettiği, kiminin ise Ardahan küçük bir yer haber mi çıkar?’ diye önemsemediği bu durumun habersizlikten değil, sitemize yapılan onca saldırının bir yenisinin siteye girişimizi geciktirmesinden meydana geldiğini emen belirtip, okurlarımızdan özür diliyoruz..
Evet ben dahil internet sevdalılarının günde en az iki üç kez tıklayıp, günlük, güncel haberler okuduğu www.kuzeyanadolugazetesi.com adlı sitemizin yapılan saldırılar dolaysıyla iki gündür haber verememesi bize yeni bir şeyi hatırlattı..
Oda onca gazetenin, sitenin ve ajans muhabirlerinin bulunduğu Ardahan’da biz olmayınca ne kadar haber olduğunun görülmesidir..
Yani haber üretme merkezi konumun da olan haber merkezimizde haber çıkmayınca Ardahanlı olup, Ardahan ve Ardahan dışında olanların Ardahan’da haber almaları çok zor görünüyor gibi..
Çünkü haber merkezimizin emektarları, bugünkü gazetecileri olan Barış ve Özkan bu eksikliği gidermeye çalıştığı Ardahan’da onca gazeteci, muhabir olmasına karşın ‘Kar yağdı, kazlar kesildi, falan bürokrat filan dedi’ başlıklı haberler dışında haber alamazsınız Ardahan’da..
Halbuki küçük denen Ardahan’da haber olduğunu ama başta gazeteci geçinip haber alamayanlarla dolu olduğunu bilirim..
Fakir Yılmaz
**Bir daha sorayım..
Son olarak İzmir’de yapılan ve halada devam eden Feto operasyonlarını ilk duyuran haber ajansı hangi ajans?
Peki bunca kuruma, şirkete, insana yönelik yapılan operasyon bu ajansa hiç yapıldımı?
Ben çokta duymadım, tek, tük daha önce çalışmış, ayrılmış olan bir kaçının dışında..
Peki bu ajansın çalışanlarının %77’sinin hangi okullarda, hangi gazetede, hangi abi ve ablanın yanında yetiştiğinide mi kimse bilmez?
Bilemiyorum ama bu Ajans’a yönelik çokta ciddi bir şey yapıldığına ben şahit değilim..
İddia etmiyorum, mesleğim ve alanım gereği bunların bulunduğu alanları ve nerede kimlerle ilişkide olduklarını iyi bilirim..
İşte bu nedenle bir kez daha soruyorum Bylog denen gizli görüşmelere de gerek olmaksızın bunların Ardahan’da, Kars’ta da olduğunu iyi bilirim..
Ama benden önce bizden çok bunlara inanan idareciler, onlara ilk haberi veren güvenlik güçleri de biliyorlar kimin ne olduğunu..
Öyleki bunlar valilik, kaymakamlık ve diğer resmi kurumlarda baş tacı edilir, hatta sır denen ‘GİZLİ’ başlıklı dosyaları bile bilenler değiller mi?
Bilmem ama haksızca gözaltına alınıp, tutuklananlarında içinde bulunduğu FETO başlıklı haberleri yapanlarında gözden geçirilmesini ve bunların ne kadar temiz olduklarına bakmak gerekir diye düşünür, önerir ve bir kez daha sorarım..
Kısacası; Bu haberleri yapan, yaptırılanların da şöyle bir gözden geçirilmesi gerekir derim..
Selmi Yılmaz
**Atalay Başbakan Olur mu?
Dün ele aldığım yazımda ülkeyi tek başına yönetmek isteyen Başkana karşı direnen Davutoğlu’nun desteklenmesi gerektiğine işaret ettiğim saatlerde her zaman ki gibi attan düşenin terk edildiği gibi Davutoğlu’nun iyi gün dostlarınca çoktan terk edilip, yanlız bırakıldığına bir kez daha şahit oluyorduk..
Ve Davutoğlu’nu terk eden iyi gün dostlarının önümüzde ki ayın sonun da kongreye gidip, ikinci emanet başbakanı seçecek olan Erdoğan’ın safında yer almaya başlamıştılar bile..
Kürt sorununun nice hükümetlere yol verip, kaç başbakanı tarihin sayfalarına yazdığı bir süreçte, ‘PKK bitecek, Esed’de gidecek’ diyenler uyup, güneyde ki şehirlerin yerle bir edilmesine karşı çıkmayan Davutoğlu’nun içine düştüğü bu durum gelecek olan emanet başbakanı da beklediğini şimdiden belirtirken, Davutoğlu’ndan sonra kimin başbakan olacağı yönündeki tartışmalara bende katılmak isterim..
Çünkü Davutoğlu dönemini bitiren dünkü görüşmenin hemen ardından ortaya atılan isimlerin yanında benim de tahmin ettiğim bir isim var..
Oda Erzurum’da kendi halinde bir öğretim üyesiyken Çapan tarafından kolundan tutulup, Ardahan’a getirilen ve ilk işi Çapanları satmak olan Orhan Atalay’dır..
Gerçi üç dönemdir milletvekili olmasına karşın bir türlü bakan olamayan Ardahan AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın nasıl olup, başbakan olabileceğini sorup, bana kızacaklar olacaktır.
Ama ben beni tanıyorsam ve 6. hissime inanıyorsam ‘Olur, olur’ diyerek, Başkan’ın her an süpriz yaparak, Orhan Atalay’a ‘geç şu başbakanlık koltuğuna’ diyeceğine inanlardanım.. Yok ya demeyin..
Davutoğlu’da ele olmamış mıydı?..
Fakir Yılmaz
**Rektörler yasası..
Ardahanlı Ramazan Korkmaz’ın görev süresinin bitmesine çok az bir zaman kala bir çok Ardahanlı adayın ard arda Ardahanlı kesilip, Kafkasya’nın parlayan yıldızı Ardahan Üniversitesine aday olmaya başladıklarını görüyor, duyuyor, öğreniyoruz.
Bu yarışa katılan herkese başarılar dilerken, barış süreci öncesi görevlendirilen valiler gibi kurucu rektörlerinde bir süre daha görevde kalması için yeni bir kanun çıkarılacağını da duymaktayız..
Kİ; Ahmet Davutoğlunun üzerinin çizilip, ‘Kim başbakan olacak?’ yönünde yeni bir tartışmanın başladığı bir zaman da kararname bekleyen valiler gibi, rektörlerinde bir süre daha görev yapacağı da şimdiden görülüyor gibi..
Çünkü Erdoğan ile Davutoğlu arasında yaşanan tartışmanın yeni bir AK Parti Kongresi, ardından yeni bir hükümet ve yeni bir bakanlar kurulu gündemi ile süreceğini bununda başta valiler ve rektörler değişimini aylarca geriye atabileceğini ortaya koymaktadır..
Yeni bir rektörler yasasının çıkarılacağı ve kurucu rektörlerin süresinin bir dönem daha uzatılacağını düşündüğümüz bir süreçte şu an ki rektörün bir dönem daha görevde kalması yönünde istemlerinde arttığını da görmüyor değiliz..
Bu yönde başlatılan çalışmaların ve imza kampanyalarını ne kadar etkili olacağını da merak eden biri olarak 12 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı ile görüşeceğini öğrendiğimiz Halim Kazan’ın AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay ile şimdiden kol kola girdiğini de aldığımız son dakika haberleri arasında oldu.
Selmi Yılmaz
**Yeni Bir Seçim Geliyor..
7 Haziran’ı beğenmeyip, 1 Kasım’ı yaptıranların ders alacağa benzer yeni bir seçimin yaklaştığını Ardahan’dan Ankara’ya baktığınız da görmek mümkün..
Başta, Irak’ta ortaya çıkıp, Ardahan’da tesadüfen seçilenler olmak üzere bir çok kişinin ders alacağını da gördüğümüz yeni bir seçim öncesi partilerden önce YSK’nın kolları sıvadığını öğreniyoruz..
450 Bin yeni tercih kaşesi ihalesi açan YSK’nın bu ihalesinde de anladığımız yeni seçim öncesi başta Ardahan’daki parti teşkilatlarına da bir göz atmak gerekir..
AK Parti:
Başta İŞ/KUR olmak üzere bir çok devlet imkanına sahip ve onlara güvenen AK Parti tüm yurtta olduğu gibi Ardahan’da da avantajlı..
Buna diğer bir neden de seçimden seçime kapılarını açan muhalefetin ortada olmayışı..
CHP:
Yalçın Taştan ve Sinan Onay’ın yönettiği CHP Ardahan’da kapalı kapılar ardından hala devam eden parti içi tartışmaları aşamaması ve en önemlisi 1 Kasım’da tesadüfen seçilen Konsolosun toplumdan kopukluğu yaklaşan seçim öncesi CHP’yi en çok zora sokacak bir durum olsada Konsolos değilde yeni bir isimle hala şansı var gibi..
HDP:
7 Haziran’da kazandığı milletvekilliği 1 Kasım’da adeta elinde zorla alınan HDP’nin oylarını hala 12 b inin üzerinde durduğu Ardahan’da HDP’nin toplum nezlinde onay alacak yeni bir aday ile 71 Kasım rövanşını kazanacak parti olduğu söylemek mümkün..
MHP: Hiç yok ki..
Fakir Yılmaz
**Başkan iyi bir hamle yaptı..
Kasımpaşa’dan Beyoğlu’na, oradan da tüm İstanbul’a, sonrasında da Ankara’ya, ardından da Türkiye liderliğine uzanan hikayesi ile 14 yıldır iktidarı elnde tutmaya başaran başkan yine iyi bir hamle yaptı..
Çünkü aynı başkanın bugün kü gücü eline geçirmek için Erbakan gibi bir kurt siyasetçiyi geçerken, Davutoğlu gibi bir acemiyi hayli hayli yolcu edeceğini ortaya koymuş, PKK, IŞID, AB ve ABD karşısında bir hayli yorulan AKP İktidarının elini geçici bir sürede olsa rahatlatmış, gündemi değiştirerek, Kürt sorununun da yaşanması muhtemel dokunmazlık konusunu da bir nebze ötelemiş oldu..
Evet, başkan iyi bir hamle yaparak gündemi yine alt üst etmeyi ve kendisinden, gücünden bir kez daha bahsettirmeyi başardı..
Politikalarına az da olsa direnmeyi deneyen Davutoğlu’nun göz yaşına bakmamış, ‘Buraya kadar’ demiş ve olamazı bir kez daha yapmıştır..
Asıl hesabı Davutoğlu’nun yerine kimi koyacağı değil, AK Parti aracılığıyla ülkeyi tek başına idare etmek olan başkanın diğer bir derdi de bu taktikle HDP’lilerin dokunmazlık konusunu uzatıp, hata unutturup, bir taraftan da Kürt seçmenin de gazını alıp, yıllardır elinde tuttuğu dönemi uzatıp, daha elinde tutmaktır.
Öylede yaptı..
Peki şimdi ne olacak diyenlere diyeceğim tek şey hiç bir şey olmayacak ve 14 yıldır her şeye evet diyen ve susan toplum buna da ses çıkarmayacak, başkanın rahat hareket etmesine katkı sunacak..
Peki Başkan’ın karşıtları ne yapacak?
Onlarında oyununun bozulduğu şu günler de yaşanan şaşkınlık ve şok etkisiyle yeni planlar geliştirip, yeniden karşı atağa geçecekler..
Ama başkan bu kezde hodri seçim deyip, önemli bir hamle daha yapacak..
Fakir Yılmaz
**ARDAHAN!I HIRSIZLAR BASTI!..
*29/05/2015 TARİHLİ HABERLER
Son günlerde yaşanan hırsızlıklara yenileri eklendi.
Alınan bilgilere göre geçtiğimiz gün yaşanan ve bir telefon bayisinin soyulduğu Ardahan’da bu kez 2 ev soyuldu.
Ardahan Halilefendi Mahallesin de gündüz vakti soyuldukları öğrenilen evlere giren hırsızların aralarında bir çocuk kumbarasının da bulunduğu bir çok eşyayı çalarlarken, aynı mahallde bir aracında camı kırılarak soyulduğu bilgisi alındı.
Ardahan’da olduğu gibi Göle’de de bir ev soyan hırsızların beyaz bir araçla ortalıkta dolaştıkları alınan diğer bilgiler arasında olurken, evi Berkant Ezer isimli vatandaş komşusunuda soyan hırsızların çocuğunun kumbarasını çaldığını belirtti.
Halilefendi Mahallesinde Mobesa kameraları olmadığından da yakınan Berkant Ezer gibi Göle de evi soyulan atandaşta yaşadıkları olayı anlatmak için gittikleri emniyetin duyarsızlığından yakındıkları görüldü.
**EMNİYETİN DEĞİL, ESNAFIN MOBESALARI KAPALI!..
Başta hırsızlıklar olmak üzere Ardahan’da yaşanan olayların aydınlatılmasında büyük rol oynayan Mobesaların çalışmadığı yönünde açıklamada bulunan yetkililer, çalışmayanların Mobesalar değil, esnafın iş yerlerinin içine ve dışına koyduğu kameraların çalışmadığını belirttiler.
Konuyla ilgili bir açıklama yapan Ardahan Valiliği yetkilileri son olarak Ardahan Kaptanpaşa Mahallesi Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi üzerinde bulun bir iş yerinin soyulması ardından yapılan incelemeler de İl Emniyet Müdürlüğü tarafından kontrol edilen Mobesaların çalıştığı, ama gerek soyulan iş yerinin, gerek ise soyulan iş yerinin etrafında bulunan komşu iş yerlerinin dış kameralarının çalışmadığının tespit edildiği, bu durumunda olayın ve olayların aydınlatılmasında zaman kaybına neden olduğunu açıkladılar.
Yetkililer gerek en son olay, gerek ise geçmişte yaşanan istenmeyen olaylarım anında aydınlatıldığı, bu iş yerlerinde mobesalar kurulduktan sonra Ardahan İl Merkezine de yaşanan ilk olay olduğunu da belirttiler.
Failletinin en kısa sürede yakalanacağını da belirten yetkililer, Ardahan’ın huzuru için 24 saat görevde olan güvenlik güçlerine esnaf başta olmak üzere herkesin yardım etmesini de istediler.