ARDAHAN'IN ATSO'SUNUN 6'LISINDAN AÇIKLAMA! Biz değil sen yıprandın, yıpratıyorsun..

EKİZ İNŞAAT'TAN EV İMKANI!.. ARA EV SAHİBİ OL..


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


Her Pazar günü saat:14.00’da 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



ARDAHAN SEVDASI KOLTUK SEVDASINA MI DÖNÜŞTÜ?Geçtiğimiz günlerde yapılan ve şaibeli olduğu öne sürülerek seçimlerinin iptali istenen Ardahan Barosu kongresi ardından yapılan ve 5 grubun 3’ünü ancak alıp yeniden başkan olan ancak kendisine en büyük desteği veren eski Meclis Başkanını gözden çıkarıp, kendisinin yeniden başkan olması karşılığında bu başkanlığı yeni bir isime veren Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanının ‘kendisi hakkında yapılan ağır eleştirileri odanın tüzel kişiliği açısında da yaralayıcı… ‘ demesi ATSO’nun yönetimine seçilen yönetim kurulunca ret edilerek, karşı açıklama ile cevap aldık.


ATSO’nun 6’lısı olarak adlandırılan ve İsmail Kahya İsmail Altunsoy, Turgay Şirin, Muharrem Çapan, Cenk Turan ve Yusuf Rezak Polat’ın tartışmalı ATSO seçim ardından yeni bir açıklama yaparak şöyle dediler.


KAMUOYUNA..


Değerli Ardahanlılar, kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik tarafımızca yapılan açıklamalar sosyal medyada ve basında yer almıştı. 


Bizim için kişilerin değil Ardahan’ın önemli olduğunu ve bu doğrultuda hareket ettiğimizi defalarca ifade etmemize rağmen karalama ve ötekileştirmeye yönelik ifadelere maruz kaldık ve kalmaya da devam ediyoruz. 


Ötekini kötülemeye yönelik hareketlerle itibar kazanmaya ve kamuoyunda kabul görmeyi sağlamaya çalışmanın doğru olmadığını ve alışılmış olan bu davranışlardan vazgeçilmesi yönünde devamlı söylemlerde bulunduk. 


Daha öncede yapılan suçlamalara ve iftiralara aynı tarzda cevap vermenin bizleri ve temsil ettiklerimizi aynı seviyeye düşüreceğinden kaçınmaya çalıştık. 


Çünkü bu yönetim tarzının yanlış olduğunu bilerek farklı hareket etmeye özen gösterdik. Ancak kısa süre önce yapılan açıklamalarla ilgili kamuoyuna kısa bir bilgilendirme yapma zorunluluğu doğmuştur. Çünkü mevcut seçilenlere yönelik ortaya atılan karalama ve yanlış iddialar bizleri yükümlülük altına sokmaktadır.


ATSO’da yer alan altı üyemizin hiçbiri TOBB ziyaretine davet edilmemiştir. Bu bağlamda şu an odada yer alan altı kişiden kime sözlü olarak davet yönetildiğini kamuoyuna açıklamaları gerekmektedir. 


Yine ilk meclis toplantısında birlikte çalışılacak söylemlerinden hemen sonra ayrımcı ve ötekileştirmeci bu davranışın kimse tarafından hoş karşılanmayacağını belirtmek isteriz. Başkan hep suçlu aramakta ve bu davranışı sergilerken de eleştirilerine devam etmektedir. Bizim yaptığımız yanlış yapılan davranışların tespitidir. Kurum içerisinde konuşulması ve çözüme kavuşturulması gereken sorunları medya aracılığıyla başkan tarafından dile getirilmesi Odamıza büyük zararlar vermektedir.


Bu zararın bile bizim tarafımızca yapıldığını söylemek maalesef üzüntüyle karşılanmaktadır. Daha önce ki söylemlerinde olduğu gibi günah keçisi aramak ve bu tuzağa bizi düşürmeye yönelik hareketlerin boşuna olduğunu söylemek isteriz.


Başkan daha önce yönetim başarısızlığını ve yapamadıklarını Ardahanlılara bağlamışken şimdi de niyet okumaya kalkışmaktadır. Tarafımızca yapılan açıklamalar da devamlı üslup ve tarzın yanlış olduğu uyarısında bulunduk. 


Şimdi başkan tekrar aynı tarzla devam ederken yine yönlendirme ve öğüt içerikli söylemlerin yanı sıra bizim başından beri ifade ettiğimiz Ardahanlılara yakışır davranışların sergilenmesine de yer vermesini memnuniyetle karşıladık. 


Kişisel hırsla hareket edilmesi sadece kendilerine değil Ardahan’a zarar vereceğini, alışılmış olan davranışlardan vazgeçerek birlikte hareket edilmesinin herkese fayda getireceğini, herkesi kucaklayıcı davranışların faydalı olacağı bunun ise makamlık çerçevesinde gerçekleşeceğini belirtmek isteriz. 


Yapılan açıklamaların bu hassasiyetle ve kurum mahremiyetiyle yapılmasına dikkat edilmesi aynı şekilde kurumu yıpratıcı davranışlardan kaçınmak önem arz etmektedir.



SAYIŞTAY KAPATILABİLİR Mİ?


Ardahan Gazeteciler Cemiyeti ve başkanı olarak altına imza attığım PEN’in yani Türkiye Yazarlar Derneğinin son sansür yasasıyla düşünce ve ifade özgürlüğüne bir darbe daha vurulduğunu belirterek hakikatin gizlenmesi için kılıf icat edildiğini söylediği yasanın turban, pardon başörtüsü ve kader denen Bartın faciasının gölgesinde kaldığı şu günlerde gazeteci olarak benim de derdim yeni sansür yasası desem ‘hele buna bak, koyun can derdin de..’ demeyin…


Çünkü bu yasanın ilk keseceği koyun sürüleri olmazsa da biz gazeteciler olacağı bir gerçektir.


Ama Umut Fakirin Ekmeği diyerek AK Parti Genel Başkanı Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 21 yıllık iktidarının ilk yıllarındaki devrimciliğini hatırlayıp, önüne sunulan hapis cezalı yeni sansürlü yetmedi hapisli basın yasanını imzalamayıp, geri gönderir mi? diye düşünmüyor da değilim.


Ve ne yapacağı çokta belli olmayan ve çevresinin ve Anayasanın yetmedi çoğu siyasetçisinin hapiste olduğu HDP’nin kapatılmasını isteyen MHP’nin dayatmaları ile oy kaybına uğradığını düşündüğüm ama bunu her seferinde bu sıkıntı ve de daralmaları aşmayı bilen Erdoğan’ın bunu bu süreçte yapması bana göre biz gazetecilere değil, kendisine puan hatta ‘yaparsa yine Erdoğan yapar’ dedirtip adım adım yaklaşan seçimler öncesi kaybettiği oylarını geri bile getirir diyorum.


Bilmem ama Erdoğan’ın yapması gereken diğer bir şey daha var o da 21 yıllık iktidarı boyunca durmak yok yola devam sözünü hatırlayıp, bir değil 5 değil, 11 maaşlı bürokratlarının eksikliklerini gözler önüne seren Sayıştayı da kapatmayı düşünür mü dersiniz.



Çünkü son olarak Bartın’da meydana gelen ve birçok insanın hayatını kaybettiği ocak faciası ardından ortaya çıkan Sayıştay raporunda, üretim derinliği -300 metreye ulaştığı için çalışılan damarlarda gaz içeriklerinin yüksek olduğu, ani gaz degajı ve grizu patlama riskinin arttığı uyarısı yapıldığını ve bunu alan muhalefetin bu raporları ayırttığı bir gerçek.


Evet, baş ağrıtan ve kadere inanamadığı görünen Sayıştay “2019 yılında müessesenin dengelenmiş üretim derinliği -300 metre olmuştur. Bu derinleşme, ani gaz degajı ve grizu patlaması gibi ciddi kaza risklerinin artmasına neden olmaktadır. Çalışılan damarların tamamında gaz içeriklerinin yüksek olduğu, dolayısıyla degaj kapasitelerinin de yüksek olduğu, arıza zonlarında riskin daha da arttığı bilinmektedir. Bu neden müessese ocaklarında ilgili mevzuat hükümlerinin yanı sıra ‘Kurum Degaj Yönergesi’ hükümlerinin titizlikle uygulanması gerekmektedir.” demiş.


Yani tam teknolojik, en güzel ocak denilen ama 41 kişinin ölümüne birçok insanın yanarak yaralanmasına neden olan Bartın’daki kömür ocağındaki gibi çok liyakatli ve bol maaşlılarca idare edilen diğer kurum ve kuruluşların eksikliklerini gözler önüne seren Sayıştay TC. harflerinin başında olduğu stk’lar, Anayasa ve HDP hatta AİHM gibi toplumun ağrımayan başını ağrıtıyor.


Hükümetin, iktidarın yani biz gidersek ülkenin bekası tartışılır diyen ve benden, senden daha çok bu ülkeyi seven, sahip olanların başında bulunan Erdoğan önüne gelen ve “dezenformasyonla mücadele yasası” diye propaganda edilen ama kamuoyunda ve demokrasinin 4. Kuvveti, özgür basındır biz gazetecilerce “sansür yasası” dediği yasayı meclise geri göndermesini umut ederken aynı Erdoğan’ın ‘şu Sayıştay’a bir bakın hele’ dediğini de düşünerek yine iş bozanlık yapan baş belası sizi gazeteciler dedirtiyor gibiyim..




arşiv haber 12/09/2017 tarihli haber/yorum


AKTAŞ GÖLÜNDEN, KARTPOSTALLIK GÖRÜNTÜ..


Çıldır ilçesine bağlı, Türkiye ile Gürcistan´ın ortak sınırında bin 798 rakımdaki Aktaş Gölü, sonbahar mevsimiyle birlikte bir başka güzelliğe büründü.


Çıldır İlçe merkezine 15 kilometre uzaklıkta bulunan göl, 4 mevsim boyunca yabani ördeklere ve birçok kuş türüne barınma ve üreme imkanı sağlıyor.  


Sonbaharın gelmesiyle büyüyen yavrularına yüzmeyi, beslenmeyi öğreten anaç ördeklerin göl üzerindeki görüntüleri ise izleyenlere adeta görsel şölen sunuyor.


Göl yakınında bulunan Kenarbel Köyü sakinleri, Aktaş Gölü´nün yaban hayatıyla Doğu Anadolu Bölgesi´nin gözde yerlerinden biri olduğunu ifade ettiler. Aktaş Gölü´nün yaban kuşlarıyla her mevsim ayrı bir güzelliğe büründüğünü belirten Kenarbel Köyü sakinleri, “Yaklaşık 2 ay önce yumurtalarından çıkan ördek yavruları yüzme, beslenme ve uçma eğitimlerini alarak büyümeye başladılar. Bizler de onların barınmasına yardımcı oluyoruz. Kaçak avcılardan koruyoruz. Şu anda ördekler hem besleniyor, hem uçuyor hem de yüzmenin keyfini yaşıyor.” dedi. 


**Aktaş Kumarcı Kapısı Oldu!..


*21/06/2017 Tarihli Haber


Gümrük kapısının açılması için verilen mücadelenin ekonomik olarak yansımadığı Çıldırlılar var olan ekonomilerini de Aktaş’ın ötesinde kumara vermeye başladılar.


Alınan bilgilere geçtiğimiz yıl açılan ve bölge ekonomisine büyük katkı sunacağı belirtilen Çıldır Aktaş Gümrük Kapısında Gürcistan’a geçen Çıldırlıların bu ülke ile İthalat-İhracat yapmaktansa sınıra yakın Gürcistan kentlerinde açılan kumarhanelerde kumar oynamayı tercih ettikleri öğrenildi.


**Günlerce Geri Gelmiyorlar..


Batı kentlerinde bulunan işletmelerin tırlar aracılığıyla sürekli mal gönderdiği Gürcistan’a kumar oynamak ve eğlenmek için bir hafta içinde 600’e yakın Çıldırlının geçtiği belirtilen Gürcistan’da günlerce kalıp, sınıra yakın Gürcü kentlerinde eğlenip, art arda açılan kumarhanelerde kumar oynadıktan sonra evlerine döndükleri öğrenilen Çıldırlılar gibi Ardahan’da da bir çok kişinin aynı durumda olduğu belirtildi.


**AKTAŞ KİLİT!..


*14/04/2017 Tarihli Haber


Türkiye’nin Kafkaslara açılan iki gümrük kapısına sahip olmasına karşın ithalat ve ihracatın en az olduğu illerin başında bulunan sınır illerinden Ardahan’da ki gümrüklerde yaşanan sorunlar bir türlü son bulmuyor.


**Fotolar: Suat İncedere


Ulgar Dağının önünde engel olduğu Posof Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısına alternatif olarak açılan ve Gürcistan ile Ermenistan ülkelerine açılan Çıldır Aktaş Gümrük Kapısında yeterli memur ve yeterli alt yapı olmadığı için bir çok sorun yaşanıyor.



Tır kuyruğunun bir türlü giderilmediği Çıldır Aktaş Gümrük Kapısında yaşanan sorunlarına bir türlü çözüm bulunmadığından yakınan vatandaşlar ve tır sürücüleri siyasilerin ‘yatırım yaptık’ diyerek alt yapısını bitirmeden açtıkları gümrük kapılarında yaşanan sorunların her geçen gün daha da arttığından yakındıkları görüldü.



**Mazot’a Sınırlama..


Yeterli memur olmadığı gerekçesiyle tır kuyruklarının bir türlü eritilemediği Çıldır Aktaş Gümrük kapısı gibi Posof Türkgözü Gümrük Kapısından yapılan giriş, çıkışlarda depolarına mazot alanlara da sınırlama sınırlama getirildiği de alınan bilgiler arasında oldu.



**Bu da Eşek kuyruğu..


Gümrük kapılarında yaşanan sorunlar dolaysıyla tır kuyruklarının eksilmediği Ardahan ve çevre illerinde su sorunu da bir türlü çözüm bulmadığı görülmekte.


**AKTAŞ AÇILIRKEN…


Gümrüklemesi olmayan kapı, bölgesel kalkınmaya istenen katkıyı yapamaz!


2009-2014 yılları arasında Ardahan İl Genel Meclisi Üyeliği yapan ve Aktaş Kapısı’nın bu güne gelmesindeki ilk adımı atan Nejdet Kanbir’in düşüncelerini-değerlendirmelerini almak istedik.


Soru: Aktaş Kara Hudut Kapısının süreçlerini kısaca aktarabilir misiniz?


N. Kanbir: Öncelikle, böyle bir fırsatı verdiğiniz için ve sonrasında Aktaş hakkında yayınlarınızla toplumsal duyarlılığa katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim. Sizin Çıldır’da gazete çıkararak konu hakkındaki duyarlılığınızı unutmak mümkün değil.


2009 Nisan’ında seçilince önümüze koyduğumuz hedeflerden biri Aktaş Kapısı hakkında bir şeyler yapmaktı. Bunun ilk adımını biz attık derken geçmişini unutturmak için söylemiyorum. Kapı, Osmanlı döneminden sonra, Cumhuriyetle birlikte faaliyetine devam ediyor. 2. Dünya Savaşı döneminde kapanıyor. Sınırdaki binanın yeri ve yol ve tarihi taş köprü gidenlerce görülebilir. Akrabalarımızdan gümrük muhafaza memurluğu yapanları biliyoruz.


Sonrasında 1995 yılında, bakanlar kurulu kararıyla yeniden açılması için gerekli kararname yayımlanıyor. Ancak Gürcistanla 1996’da Gümrük Geçiş Anltlaşması yapılınca Aktaş atlanıyor!


Biz bu bilgilerin üzerine 2000 yılında Çıldırlılar olarak, dönemin belediye başkanı Ercan Bey’in başkanlığında bir heyet teşkil ederek görüşmeler yapmak üzere Ankara’ya ve Tiflis’e gittik. Maalesef o süreçten sonuç alınamadı.


İl Genel Meclisi Üyeliğine seçildikten sonra, sırasıyla Aktaş Kapısı, Gürcistan tarafında incelemelerde bulunup,  Ankara’da Gümrük Müsteşarlığı ve Dış İşleri Bakanlığı nezdinde görüşmeler  yaptıktan sonra konuyu Ardahan İl Genel Meclisi’nin gündemine taşıdım. CHP’den İlimdar Senem Bey’in Meclis Başkanı olduğu dönemdi ve aldığımız meclis kararı Ankara’da bekleniyordu.


Kararı ulaştırdık ve 9. Ayın 3.ünde alınmış olan 108 nolu kararın talebi doğrultusunda 9. ayın 25-26’sında bir heyet gelerek incelemelerde bulundu ve heyetin raporu doğrultusunda işlemler başladı.


Gürcistan ve Türkiye heyetleri birkaç görüşme yaptıktan sonra ;                     


1-      11 Haziran 2010’da Gümrük Geçiş Antlaşması yapıldı.


2-      8 Ekim 2010’da Ortak Kullanım Antlaşması yapıldı.


 


Sonrasında ise iç hukuka ilişkin süreçler başladı. TOBB ile Yap İşlet Devret modeliyle anlaşılarak inşasına başlandı ve bu güne geldi. Her aşamasına ilgi gösterdik,  bilgimiz ve takibimiz oldu.


Soru: Aktaş Kapısının açılmasıyla bölgemize beklenen katkı gelecek midir?


N. Kanbir: Şu anki statüsü ile Aktaş kapısı sadece transit geçişlerin yapılabileceği bir kapıdır. Bu anlamda bölgesel kalkınmaya beklenen katkıyı sağlayamaz. 2006 yılında çıkarılan bir kararname ile gümrük kapılarındaki gümrükleme işlemleri için kapıya yakın yerlerde kurulan İç Gümrük İdareleri ve gümrükleme sahaları ile yapılabilecektir. Ancak İlimizin 3 kapısı var, bunlardan biri yıllardır faal. Biliyorsunuz Posof-Türgözü kapısından saman dahi getiremedik. Hopa-Sarp’tan girdi saman.


Bu eksikliği gidermek için İl Genel Meclisi’nde girişimimiz, maalesef başarısız oldu.  Bir de Sınır Ticaret Merkezi girişimimiz oldu, o da başarısız oldu.


İKTİDAR PARTİLİ SİYASİYLERDEN KATKI ALAMADIK!


Soru: Neden?


N. Kanbir: Öncelikle yalnız kalmamızdan. İktidar partisi millet vekillerinden Saffet Bey ile 2 yıl, Orhan Bey ile 3 yıl aynı dönemlerde çalıştık. Konuya hiç ilgi göstermediler. Hatta Orhan Bey, konu hakkında düzenlediğimiz panele davet edildiğinde gelmediği gibi, mesaj dahi göndermedi.


Dönemin İl Valisi de desteklemedi. Karadenizli olmasının etkisi midir, siyasi baskı mı gördü bilemedim.


TOBB başkanı Hisarcıklıoğlu Ardahan’a geldiğinde konuyu kendisine ancak Kars’ta aktarıp yardım talep ettim.  Kendisi olumlu yaklaştı. Ancak toplantı masasında bulunan birisi, Kars Genç İşadamları Başkanı olduğunu beyan eden biri, talebimize destek olmayacaklarını, kendilerinin İç Gümrük İdaresinin kurulacağını söyledi. Biz gereken tepkiyi gösterdik, ama zaman içinde İç Gümrük İdaresi, söylendiği gibi Kars’a kuruldu.


Soru: Bunun anlamı nedir?


N. Kanbir: Bunun anlamı, kapıların bize beklenen hiçbir faydayı sağlayamayacağıdır. Hatta Cambazlar Tren istasyonunun iptali dahi söz konusu olabilir. Siz bir yük getirdiğinizde veya göndereceğinizde, yani ihracat veya ithalat yaptığınızda Kars’a götürüp geri getireceksiniz. Bunun maliyeti bu işlerin buradan yapılmasına engeldir.


AKTAŞ KAPISI HAKKINDA MASTER TEZİ ÇALIŞIYORUM


Soru: Siz bunları nereden biliyorsunuz? Yetkililer bilmiyor mu?


N. Kanbir: Yetkililerin bilebileceğini, ticaret dünyanın da bildiğini biliyorum. Ben ise iki nedenle biliyorum; birincisi eğitimim gereği bu işleri bilirim ve hatta Aktaş Kara Hudut Kapısının Lojistik Sektörü Açısından Önemi konulu Master tezi çalışıyorum. İkincisi burada yaşayan ve ticaret ve imalatla uğraşan bölgeli biri olarak biliyorum.



Soru: İşin siyasi yanından bahsettiniz, CHP’ye katılımınızdan bu yönlü bir beklentiniz de olabilir mi?


N. Kanbir: Elbette. Yukarıda anlattığım kadarıyla, bu işin Ankara ile özellikle Dış İşleri Bakanlığı ile ilgisinden bahsettim. Dış İşleri Bakanlığı’nı bizler pek ayrıntılı bilmeyiz. Bende pek bilmem. Ama Dış İşleri Bakanlığı bünyesinde İkili Ekonomik İlişkiler dairesinin varlığını öğrendiğimde ben de çok şaşırmıştım ve bizim her adımımızda yanımızda oldular, öyle ki Aktaş yolunun 2011 yatırım programına alınması için Karayolları nezdinde onlar bile girişimde bulundular.


Şimdi de CHP adayı Sayın Büyükelçi Öztürk Yılmaz bey seçildiği taktirde bu konuda elimizin çok güçleneceğini, faal hiçbir kapısı olmayan Kars siyasetinin elimizden aldığı hakkımızı yeniden elde edebileceğimizi düşünüyorum. Doğrusu, kendilerine hem güveniyorum ve hem de en büyük beklentimin bu olduğunu söyleyebilirim. Hele bir de CHP hükümette olursa işlerin bir kat daha hızlı ve lehimize seyredeceğini düşünüyorum.


Soru: Sınır Ticaret Merkezi konusu nedir?


N. Kanbir: Bu konu, İl Özel İdaresi yetki alanındaki bir konudur. 2013 yılında Aralık ayında mecliste görüşüldü ve 80  nolu kararla AKP’li üyelerce red edildi. Özel idare sitesinde var.


Şayet bu Sınır Ticaret Merkezi kurulacak olursa, Aktaş Kapısı’nın kuzeyinde bulunan arazi çok müsaittir, ki sınırda kurulmak zorundadır, yüzlerce alış veriş yeri olacak ve komşu ülkelerden insanlar buraya gelecek, ülkelerinde bulunmayan ürünleri buradan temin edecekler. O zaman sizin buradaki esnafınız, taşımacı esnafınızın yüzü gülecek. Bu merkez olur ise  İç Gümrük İdaresi’de daha hızlı bir şekilde, yani ihtiyaç burada oluşacağından ivedilikle gelecektir. Bu gelince de lojistik merkezler, antrepolar vs. oluşacak, bölgesel kalkınma göz kamaştıracak bir hızla olacaktır. Çıldır, o zaman tarihteki misyonuna, bölgenin başkenti olma misyonuna yeniden kavuşacaktır.


Soru: Kapının Açılmasının Beraberinde getireceği tehdit ve tehlikeler olabilir mi?


N. Kanbir: Evet olabilir. Birincisi arsa-arazi satışları büyük bir sakıncadır. Ticaretin el değiştirmesine yol açabilir. Arazi satmak yerine kiraya veya yap-işlet-devret modeline veya ortaklığa yönelmek daha faydalıdır.


Bizlerin sermaye birikimi ve ortaklık kültürü zayıftır. Burada ticaret dünyasının temsilci kuruluşlarına ve önder tacirlerin girişimine ihtiyaç vardır. Ciddi bir ortaklık oluşumuyla çok önemli işleri bölgede yapmak ve işsizliğe son vermek, hatta dışarıdan göç almak mümkündür.


Soru: Son olarak söylemek istediğimiz bir şey varmı?


N. Kanbir: İÇ GÜMRÜK İDARESİ ve SINIR TİCARET MERKEZİ ivedilikle kurulmalıdır.


Teşekkür ederiz.


N. Kanbir: Ben çok teşekkür ederim. Dün olduğu gibi yarın da konuyu birlikte takibe devam edelim lütfen!







  Selmi Yılmaz Kadınca

selminazo@hotmai.com



18 Maddeyi Okumayan Bir Toplum..


Ben dahil milyonların başını kaldırmadığı ve her an parmağımızın altında tuttuğu interenetten, partilerin, kurumların bastırıp, dağıttığı broşürlerden Anayasa Referandumu değişikliğini anlatan 18 Maddeyi okuyanınız var mı?

16 Nisan’da sandık başına gitmeye hazırlandığımız şu günlerde topu topu 18 Maddenin satır satır okunup, anlaşılmak istenmediği  bir ülkede değil 18 madde daha önce hazırlanılan rafa kaldırılan 60 maddenin nasıl olup, okunup, kabul edileceğini de merak ettim.

Ve bu ülkede yaşayanlar yine okumadan %90 onayladığı 12 Eylül Cuntasının hazırlattığı Anayasaya da evet dediğini de hatırlıyorum..


**Evet çıkar mı?


18 Maddenin 8’inin bile okunmadığı bir süreci yaşayan ülkemin hızla gittiği 16 Nisan’da sonucun ne olacağını ben dahil bir çoğumuz merak eder, tartışır..

Benim gördüğüm şu ana kadar yani bu yazıyı yazdığım ana kadar hayırların evetlerden önde olduğu ülkede ‘evet çıkar mı?’ sorusu da hala cevap bulmuş değil..

Çünkü evetçilerin bile neye evet dediğini anlamadığını da görmüyor değilim..

Ama evetçiler gibi hayırcılarında bu tartışmayı, hala anlamadığını da belirtmekte fayda var..

Çünkü başta siyasiler olmak üzere toplumu yönlendiren biz gazeteciler, aydınlar da 18 Maddenin ne olduğunu iyice okuyup, yorumlamadığını da görüp, izlemekteyiz.

TV’lerin Cumhurbaşkanından başlayıp, başbakan, bakanlar, bakan yardımcıları hatta Emine hanımı haber yapmaktan 18 maddeyi anlatma gereği duymadığı bir süreçteyiz..


Orada 8 Bin Hayır Oyu Vardı..






  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com



İki gündür geldiğim Ardahan’da ki ilk gözlemlerimi ele alıp, haber ve yorumlarımla okurlarımla paylaşınca uzun süredir Ardahan’da beni göremeyen bir çok okurum bizzat yanıma gelerek bana sitem ettiler.


Çünkü benim Ardahan’da çok uzak kaldığımı ve Ardahan’da yaşananların, yazılması gerekenlerin eskisi gibi yazılmadığını ve şu iki günde yazılanların yeniden gazeteciliği his ettirdiğini sitem edip, benim Ardahan’da kalıp, asıl işim gazetecilikle daha çok ilgilenmemi istiyordular.

Ben ise şaka karışık ‘He he verin gazı, sonra da yazdıklarım yüzünden başıma gelen belalarda beni yalanız bırakın’ diyerek gülümseyerek karşı sitemde bulunduğum okurlarımla sohbet ettiği sırada kardeşim Cihat kapıyı açıp, ‘Haydi Sinan Oğan geliyor, bir gidelim bak gör orayı bakalım ne yazacaksın?’ diyerek MHP’li Sinan Oğan’ın geldiği Dursun Akçam Kültür Merkezine götürdü.

Dursun Akçam’a doğru giderken yol boyu selamlaşıp, özlem giderdiğim Ardahanlıların ben bir şey sormadan kararlı bakışlarıyla, ‘Gazeteci Ardahan Hayır diyor haberin var mı?’ demeleri ise dikkati çeken diğer bir durumdu.

Oğan’ın geldiği alana gidince geldiğimden bu yana edindiğim izlenimlerimin 16 Nisan’da aynen sandığa yansıyacağını biraz daha netleştirirken, beni şaşırtan önemli bir tabloyla da karşılaşıyordum.

Buna neden ise 7 Haziran seçimlerinde olduğu gibi 16 Nisan öncesi de bir çok ayrı görüşlü Ardahanlının bir araya geldiği ve bir o kadar da kararlıydılar.

Çünkü Dursun Akçam’ın etrafını saran onca polis ve kameraya karşın bir çoğu bir birine muhalif isim oradaydı ve hepside ısrarla hayır diyeceklerini alenen ve çekinmeden belirtmekteydiler.

Oğan’ın gelmesiyle ve iki kurbanın kesilmesiyle birlikte iyide iyiye coştuklarına bakınca bugün Dursun Akçam’da gördüklerimle orada en az 8 bin hayır oyu vardı?

Nereden anladım derseniz;

Vallahi orada MHP’nin Ardahan kadrosunun %89’u oradaydı, 

yetmedi CHP oradaydı,

AKP’ye oy verenler oradaydı,

Hatta Göle’den gelen HDP’lilerle oradaydı,

Damal’lı, Bakırköyü arkasına alıp, milletvekili olma hesapları yapan Mutlu Kerimoğlu oradaydı,

AKP eski İlçe Başkanı oradaydı,

CHP’nin mevcut İl Başkanı Yalçın Taştan, eski İl başkanları Yunus Dündar, Orhan Balcı oradaydı..

DSP İl Başkanı oradaydı..

MHPnin Çıldır İl Genel ve Göle İlçe Başkanı, Posoflu, Hanaklı MHP’liler oradaydı..

MHP eski Ardahan İl Başkanı Oktay Aktaş gibi MHP İstanbul İl Başkan Yardımcılarından Kurtuluş Bozkır’ın babası ve adını hatırlayamadığı bir çok siyasi önder oradaydı..

Kısacası; AK Partililerin ortada olmadığı bir Ardahan’da son iki günde gördüğüm 55 bin oyun % 60’ı sanki Başkanı üzecek gibi..

Ha unutmadan AK Partililerin ortada olmamasını çalışmıyorlar anlamında değerlendirmeyin..

Çünkü suyun hala donup, uyuduğu bir sırada başta AK Kadınlar olmak üzere sesiz ve ev ev çalıştıklarını da gözden kaçırmamak gerek.

Çünkü AKP’lilerin çarşıda gezen erkeklerden umut kesip, yine kadın seçmene ve AKP’li vekilin kamp kurduğu Göle’ye yöneldiğini de haber alıyorum..