Bakım ve Gençleştirme Denilerek, Binlerce Çam Yeniden Devrilmeye Başlandı!


MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



Erzurum Orman Bölge Müdürlüğünün emri ile bölgede bulunan Orman Müdürlükleri aracılığı ile ‘Bakım ve Gençleştirme’ adı altında kesimi başlanan çam kesimlerinin devam ettiği Ardahan’da ormanlarının kesilmesine tepki gösteren vatandaşların bu yöndeki tepkilerine başta ilçesi Göle Orman İşletme Müdürlüğünü yeniden geri açacağını iktidar partisi Ardahan Milletvekili tarafından olmak üzere kent merkezinde ki Milli Egemenlik Parkının yeniden dizayn edilmesine ‘Çevre sevicisi’ diyerek karşı çıkan sözde çevrecilerin sesinin çıkmaması dikkatlerden kaçmıyor.



Ardahan Üniversitesinin hemen yanı başında ki Çamlıçatak (Gölebert) ormanlığında da devam eden Çam kesiminin ardından devrilen çamların nereye götürüldüğü ise bilinmemektedir.


Kışın beyaz, yazın da yemyeşil görünümüyle kartpostallık manzaraların oluştuğu dünya çapında nadir görülen Sarıçam ormanlarının bulunduğu bölgede ‘bakım ve gençleştirme’ adı altından adeta orman katliamının hızla devam ettiği dikkat çekilirken başta Ardahan Bal Festivalinin de yapıldığı Çamlıçatak Ormanlık alanından kesilen bir çok çamın genç fidanlar olduğu da dikkatlerden kaçmıyor.


Doğu Anadolu’da, Ardahan ile Kars’ın Sarıkamış ilçesi sınırlarından başlayarak kuzeyde Erzurum’un Şenkaya ilçesi sırtları ile güneydeki Aras Vadisi arasında kalan Süphan Dağı çevresine kadar uzanan Sarıçam ormanları, uçsuz bucaksız görüntüsüyle bölgede ki insanlara olduğu gibi doğal yaşama hayat veren MEŞE ARDAHAN ÇAMLARININ bir kaç maaşlı Orman Bekçisine katkı sunmaktan öte kentin ekonomisine bir katkısının olmaması da ayrı bir konu.



İNCE’DEN BASINA ONE MİNUTE!..


İstanbul’un fethinin yıl dönümünde Ayasofya’ya gidip, bizzat kendisinin Fetih Süresini okuyacağını söyleyip, yazan ama yağ çektikleri Başkan Erdoğan’ın da düşünmesi gereken bir durumun yani 567 yıl önce fethedilen kentin belediyesinin de o törende olması gerekirken adı, sanı anılmayan o törene telekonferansla katılıp bir açıklama yaptığı akşamı gündeme bomba gibi düşen İnce’nin çıkışı basın özgürlüğünü bir kez daha tartışmaya açtı.


Havuz medyasının başta Yunan basınında olmak üzere bir çok ülkede gereksiz bir gerilmeye neden olan fetih suresinin okunacağı haberini yaparken o kalkan oldukları AK Parti’nin Filistin meselesine ve muhafazakâr kesim başta olmak üzere tüm ‘insanım’ diyenlerin duyarlı olduğu Ortadoğu, Afrika  ve dünyanın diğer kesimlerinde yaşanan insanlık dışı olayların baş sorumlularından olduğu ileri sürülen İsrail ile iktidarı boyunca hiç bir ilişkisinin kesilmediğini tam aksine gelişerek büyüdüğünü görmezden gelmesine benzer bir durumdan ibarettir..


Çünkü ,’Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos Zirvesi’nde yaptığı tarihi çıkış üzerinden tam 10 yıl geçti..’ şeklinde haberler yaptığı bir zaman da Global TV’de katıldığı canlı yayının kesilerek, Başkan Erdoğan’ın konuşmasının verilmesine birçok insan gibi doğal tepkisini gösteren CHP’li Muharrem İncenin, programı terk etmesini alkışlayanların yanında ‘Şow yapıyor’ diyerek eleştirenlerinde olduğunu görüyorum..



Ve bu hareketi ‘Şow yapıyor’ diyerek eleştirenlerin başında gelenlerin büyük bölümünün CHP’liler olması ise işin diğer bir boyutu, bir o kadar da düşündürücü ve bizzat yaşadığım, gördüğüm bir durumu bana hatırlattı..



Ve bu durum HDP’nin kozmik odası ile CHP’nin kozmik odasının katkıları ile önce dokunulmazlığı kaldırılıp, sonra hapse attırılan Demirtaş’ın Erdoğan ve İnce vari çıkışlarına ‘şow yapıyor’ diyen HDP’liler ile Demirtaş’ı bana hatırlatan durumdur..


Evet, çok da adı, sanı bilinmeyen ve İnce gibi medyatik insanları çağırıp, reyting yapmak isteyen televiziyon kanallarının başında gelen Global TV’nin programına katılan Muharrem İnce “Ben bu kanalda  konuşuyorum , 35 televizyon kanalı onu veriyor zaten. Türkiye bu faşist düzenden kurtulacak” deyip terk ettiği programa dönecek olursak eğer bana göre bu şow ve programı sunan gazeteci meslektaşlarımı kınama değil, kendi istekleri ile havuzda yer almak isteyen medya patronlarına gereken tepkinin yanı sıra demokrasi ve özgür basın adına yapılması gereken bir dik duruş davranışıdır..


Tabi bu arada Erdoğan’dan daha çok Erdoğan’cı kesilip, onun bile haberi olmayan ve en önemlisi onun bile kızdığına inandığım yağcı tayfasının yaşanan olayın hemen akabinde Erdoğan’a yaranma yarışına girenleri de unutmamak gerekir..


Bunların başında boğazda kiraladığı arazisi fotoğraflandı diye bu yönde yapılan haberlerin yayınlandığı gazete, tv’lere cezaların kesilmesine, onca siteye erişim engelleri getirilen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun geldi..


İnce’nin yayını terk etmesini eleştiren Fahrettin Altun, “Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında haksız, mesnetsiz ve ağır ithamlarda bulunarak takındığı suçlayıcı tavır kabul edilemez,” paylaşımını yapmasını da ne alakaysa anlamış değilim..


Çünkü 11 yıl önce aynı durumu protesto edip, ‘One Minute’ diyen Erdoğan’ın müdürü İnce’nin yaşadığı durumu daha iyi anlaması gerekirken ve iletişim yani medya, basının içinde bulunduğu bir durumun tartışılması gerekirken herkesin doğal hakkı olan eleştiri hakkını kullanan İnce’yi ‘Kabul edilemez’ diyerek eleştirmesi ne kadar mantıklı bilemem..


Ama İnce’nin bu çıkışı ardından reyting amacına ulaşan ve bana göre bundan sonra iktidarın daha da gözüne girecek olan Global TV’nin yanı sıra diğer havuz medyası ile basının durumu daha çok tartışılması gereken bir durumdur..


Çünkü bu ülkede basın, medya kuruluşları da emek veren gerçek gazetecilerin içine düştüğü bu kötü durumun oradaki gazeteci meslektaşlarıma ve bana acı verici bir durumdu..


Ve bu durumdan pay çıkaran, iktidarı ve basında yaşanan durumu eleştirip, kendilerine özgür basın deyip, İnce’nin de aralarında bulunduğu onca siyasiyi, HDP ve diğer görüşlere yer vermediklerini bildiklerimin içler acısı ve basın özgürlüğünün halini ortaya koymaktaydı..


Çünkü İnce’nin o haklı ve bir gazeteci olarak desteklediğim bu davranışı sadece havuz medyası denenlere değil tüm basına çektiği 2’nci One Minute idi..



ESKİ  HABERLERİMİZ İÇİN TIKlayın.. 


http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


ORMANDA KENDİSİNİ ASTI!


arşiv haer 27/05/2015 tarihli haber


Geçtiğimiz gün yaşanan ve iki kadının kurşunlanarak öldürülmesinin şoku yaşanan Ardahan’da bir kişi ormanda kendisini asarak, hayatına son verdi. Alınan bilgilere göre F.H. İsimli gencin neden intiharı ardından soruşturma başlatıldı.


**Gürkan Doğan’dan bir eser daha; VERANDA…



Ardahan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gürkan Doğan’ın dördüncü şiir kitabı VERANDA raflardaki yerini aldı. 


Yirmi yıla yayılan şiirlerin bir kitapta toplanmasıyla oluşan Veranda’da hem daha önce yayımlanmış olan, hem de ilk defa gün yüzüne çıkan şiirler yer alıyor. 


Prof. Dr. Doğan, çeşitli kitapevlerindeki raflarda yerini alan ve internet üzerinden de satışa sunulacak olan kitabın tüm gelirinin Ardahan Üniversitesi Gençlik Eğitim Merkezi’ne (ARÜGEM) aktarılacağını belirtti.

 

1995 ve 2015 yılları arasında yazılan şiirlerden oluşan ‘Veranda’ hakkında çeşitli bilgiler veren Prof. Dr. Doğan, kitapta iki yüz on sekiz şiirin yer aldığını belirtti. Prof. Dr. Doğan sözlerine şöyle devam etti: “Şiirlerden bir tanesi dışında hiçbirinin başlığı yok. Herkes okuduğu şiire kendi başlığını koyabilsin diye. Başlığı olan tek şiiri ise, Sevgi Abla şiiridir. Çok kıymetli bir yakınımızın 60. yaşı için yazılmıştır. Kitabın kapak tasarımını yapan Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’müzde görevli grafiker kardeşim Hilal Kılıçoğlu’na da özellikle teşekkür etmek istiyorum. Gönlümdeki Veranda’ya yakışacak en güzel kapağı tasarladı benim için.”

Toplu Şiirler (1995-2015) VERANDA

Daha önce üç şiir kitabının yayımlandığını belirten Prof. Dr. Doğan, şöyle devam etti: “Küçük Şeyler 1995 yılında, Ortancalar 1996 yılında, ve Mavi ise 2000 yılında çıkmıştı. 2000-2015 yılları arasında yazılmış ama yayınlanmamış şiirler de vardı. 4. kitabımızda hepsini Veranda’da buluşturduk. ‘Veranda’ aslında benim için çok güçlü bir imge. Yani hayatımın bir dönemini mutlaka bir ‘Veranda’da geçirmek istiyorum; ‘Veranda’lı bir hayatım olsun istiyorum. Şiir ve hayatın birbirine karıştığı zamanlarda, şöyle uzun uzun, anlamlara anlam katıp, uzaklara bakmak istiyorum …”


Kitaptan Elde Edilen Gelirin Tamamı ARÜGEM’e Bağışlanacak

Kitapevlerinde yerini alan ve internet üzerinden de satışa sunulacak olan kitabın geliri ile ilgili olarak ise, Prof. Dr. Doğan şunları söyledi: “Veranda’dan elde edilecek gelirin tamamını Ardahan Üniversitesi Gençlik Eğitim Merkezi’ne (ARÜGEM) bağışlamış bulunuyorum. Çünkü Ardahan Üniversitesi’nin böyle bir desteği hak eden başarılı öğrencilerine katkıda bulunmanın çok önemli olduğu kanısındayım. Bugüne kadar ARÜGEM sayesinde böylesine yüce bir amaca yönelik çok değerli destekler sağlandı. Umarım başlatmış olduğumuz bu girişim de bu doğrultuda anlamlı bir destek olarak karşılığını bulacaktır.


ARÜGEM yöneticilerine de bana bu fırsatı vermiş oldukları için çok teşekkür ediyorum. Kendilerinin, şiir üzerine konuşulduğu bir toplantı sonrasında bir imza günü düzenlemek gibi zarif bir düşünceleri var galiba. Mümkün olabilirse bundan büyük bir sevinç ve heyecan duyacağımı şimdiden hissedebiliyorum.”