DÜNDE AYNI BUGÜNDE..
Demirel’in “Kürt realitesini tanıyoruz”, Mesut Yılmaz’ın, “AB yolu Diyarbakır’dan geçer” demelerinin üzerinden kaç yıl geçti bilmem ama bu kez kayyumla belediyesi yönetilen Diyarbakır’a bir kez daha giden Erdoğan’da yıllar önce “Kürt sorunu benim sorunumdur.’ demiş olduğunu hatırlarken 5 çocuğu, 6 torunu olan bir Kürt gazeteci olarak son günlerde yaşanan tartışmalara bakmak istesem de ‘son umut, mahkemesi kapatılmak istenen Anayasa’da’ denen bilgi çarpıtma yani yeni sansür yasasını hatırlıyorum.
Ve geriye dönüp, şu an bu dünyada olmayan Evren, Demirel, Mesut Yılmaz, Erbakan, Türkeş ve adına Kürt Sorunu denen sorunu yok sayıp, ‘Bu olsa olsa terör olaydır’ deyip, ‘Zaten kökünden çözdük, aha bitti, bitirildi’ diyen kaç içişleri, savunma bakanı, ölümü şüpheli denen Eşref Bitlis gibi onca komutanların bu yöndeki demeçlerine bakmak istiyorum.
Ve onca demeç, açıklamayı tek tek arayıp bulmak istesem de, bir anda vazgeçiyor 5 yetmedi 10 ve 15 maaş alan değil, ‘çocuk yapan PKK’lılar kim acaba?’ diye sorulan sorulara cevap arayan, ararlarken de biz Kürtlere ‘Erdoğan size terörist dedi..’ diyen ulusalcıların yani sözde solcuların tutum, söylem ve hal, hareketlerine bakıyorum.
Ve bunların yani Erdoğan’ı çürütmeye kalkanların karşı deyişlerine bakarken aynı Erdoğan’ın Kültür Bakanlığına bağlamaya çalıştığı Alevilerden biri olan eski komutan, demediğini bırakmadığı AK Parti’ye geçen vekilin eşine dediklerinden daha ağır ve incitici anlam, adlandırma yani kısacası faşo oluklarını duyup, işitip, okuyoruz.
Efendim Erdoğan bunu PKK’lılara derken üstü kapalı olarak Kürtlere dediğini yani Kürt olanların hepsini PKK’lı ilan ettiğini belirten ulusalcı faşist kafaların küçük beyinciklerinde hep duran Kürt düşmanlığının en açık ve bariz örneği ‘Efendim Erdoğan azınlıklara böyle diyemez, ayıp etmiştir’ diyordular.
Derlerken bu ülkenin nüfusunun büyük bölümünü olduğu gibi özünü taşıyan onca Kürde ‘azınlık’ demekle aslında kendilerinin politikaları yüzünden bugüne kadar gelen ve hala çözüm aranan sorunun başrollüleri bunların olduklarını da görmekteyiz.
Ha unutmadan kimyasal silah konusunda da bir tartışmanın devam ettiği bir sırada Deniz Gezmişlerin asılması için el kaldıran CHP’liler arasında dedesi bulunan aynı CHP’nin sözcüsü Öztırak’ın son sözleri bu ulusalcı faşist kafaları anlatan ve ‘tencere dibin kara benimki seninkinden kara’ dedirtiyor gibiydi…
Neyse dedim ya bilgi çarpıtma yani 3 yılla başlayan son sansür yasası ve onca ‘Sakın düşünme’ diyen yasa, anlayış, bakış varken ben 10 yıl önceye yani Erdoğan’ın Diyarbakır’a yapacağı ziyaretle yeniden gündemin ilk sıralarına çıkacağa benzer olan Kürt sorunu gibi hiçte güncelliğini kayıp etmeyen iki yazımıza bakıp, adeta bugünü anlatan o yazılarımı okumayanlarda okusun diyerek yeniden yayınlamayı daha uygun buldum.
Çünkü en iyisi bu tartışmalarda uzak durmak, durup, durduk yere kendi başımıza da yeni bir sorun açmayalım, en iyisi kendi kendimizi otosansürleyip yıllardır içinde çıkılamaz hal alan ve aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık olan konuyu onlara bırakmak en iyisi.
Ve şimdi çoğu çoban olan Afganlarla ilgili yazıma ve yeşil sahada kalmak için mücadele eden Amatör takımlardan biri olan ama şimdi adı olsa da kendisi olmayan Aktaş gibi Türkgözü (BadeLE) Gümrüğü olmasına karşın ithalat/ihracatın sıfır derecede olduğu Ardahan’a bakalım.
**Afgan takımı..
Dün çıktı, maçta 9 gol yiyen Adanaspor’un Kulüp başkanının maç sonrası yaptığı açıklamaya baktığınızda neredeyse delireceğini görmek mümkün.
Çünkü Ardahan’ı temsil eden bir futbol takımının Ardahan’ın ileri gelenlerince desteklenmediği gibi var olan imkânlardan da yararlandırılmadığını görürsünüz.
Buna örnek olaraktan Afganlara tahsis edilen İl Spor Müdürlüğüne ait kapalı spor salonu gibi tesissilerinin bile Ardahan Spora verilmediğidir.
Adanaspor’un Başkanı Uğur Kaçar’ın bu ağır sitemine baktığınızda Ardahan’ı temsil eden ve onun ileri gelenleri olanlar olarak tanınanların Ardahan’a olduğu gibi Ardahan Spora ve diğer sportif etkinliklere da sahip çıkmadığını da görmek mümkün…
**Badele/Türkgözü..
Çıldır Aktaş’ı açmaya hazırlanan Ardahanlıların yıllardır açık olan Posof Türkgözü’ne ne kadar sahip çıktıklarını soracak olursak, önünüze koskoca bir sıfırın çıkacağından emin olan.
Çünkü sınır kapısı, dış ticaret, ithalat ve ihracat nediri merak etmeyen ve bu yönde ‘ne yapabilirim’ i hiç akıl edemeyen Ardahanlının kendini değiştirmeme inadı dolaysıyla Kafkaslara açılan önemli bir kapı olan Posof Türkgözü (Badele) maalesef hakkettiği katkıyı ne Posof’a nede Ardahan’a sunamamıştır…
Bundan etkili olan diğer bir neden ise Posof’un değişmezi olan, Ankara’da, Avrupa’da gelmeyen belediye başkanıdır…
Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.phparşiv haber 04/09/2017 tarihli haber/yorumlar
Gazeteciye Mektup… Rodi Baz…
26 yıl sonra geldiği Ardahan’da bir zamanlar kentin simgeleri konumunda olan isimleri arayıp bulamayan ve bu durumu kendisine ait özel facebook sayfasında ‘Gazeteci’ye Mektup’ başlığı ile paylaşan Hoçvanlı yazar Rodi Baz’ın ele aldığı yorum büyük ilgi topladı.
Gazeteci Fakir Yılmaz’ı da ziyaret eden ve Ardahan’ın bir hayli değişime uğradığını, bu değişimi adeta erozyona benzeten Rodi Baz’ın 26 yıl sonra gelip, göremediği isimler ve Ardahan’ın son halini anlatan yazısı şöyle;
Gazeteciye Mektup… Rodi Baz…
Sabah çayı, göğermiş peynir…
Ardahan ayazı adamı tez aşık eder gazeteci…
Ama Ardahan’a en son 26 yıl sonra döndüğümde eski Ardahan yoktu…
Ne ayakkabı tamircisi Nadır…
Ne tatlıcı Rıza…
Ne Deli Kemal
Ne balıkçı Nusret
Ne lastikçi ayı Murat
Ne Klarnetçi Yado
Ne Eşkiya Kemal
Ne Haşim Avşar’ın oteli…
Ne o güzelim Millet bahçesi
Ne Fezo’nun oteli..
Ne Şefikler
Ne Gadana Zikri
Ne Tenekeci Hamit..
Ne Gemo Dede
Ne Necati Seferoğlı
Ne Usanmazlar
Ne Deli Memet’in kamyonu
Ne Dr Halis
Ne Fotoğrafçı Asım
Ne Dündar Alpaslan
Ne Haluk Ruşen
Ne Kulu Akçay…
Ne Hırdavatçı Reşit
Ne Timur Tekgül
Ne Cengiz Avşar
Ne Hurmacı Gago
Ne Hamal Binalı
Ne Akkoşlar
Ne Avukat Haşim Aktaş
Ne Töb-Der’de hararetli devrim tartışmaları
Ne Mehrali’nin hanı
Ne Orhan Avşar’ın gazete bayisi
Ne lise yolunda ispanyol paçalı kızlar, ne de sahil palas…
Her kes..
Her şey yok olup gitmişti..
Sen hatırlar mısın bilmiyorum; O zaman bir tek Erzurumlu Dadaş’ın kara çarşaflı karısı vardı…
Şimdiki gibi öbek öbek kara çarşaflılar, cafeler, restoranlar, barlar, pastaneler yoktu…
Kızlarımız, kadınlarımız o zaman haftanın bir günü hamama giderdi…
Haftanın iki günü sinemaya giderdi öbek öbek…
“Ezo gelin”e ağlardı kadınlarımız…
Yılmaz Güney’i
O zaman tanıdık…
Arzu Okay’ı
Feri Cansel’i
Aydemir Akbaş’ı
Seks filimleriyle o zaman tanıştık…
Kadir İnanır’ı
Müjde Arı
Fatma Girik’i
Türkan Şoray’ı
Kemal Sunal’ı o zaman tanıdık…
Lan imansız neydi o Karabeyin lokantasının kokusu…
Ya ciğerci İdris…
Tezek ve kömür kokusunu bastırırdı kokusu…
içimize çekerdik açlığımızı belli etmeden…
Biz yemeğin hasını turşu ekmeği, Rizeli fırıncıdan yerdik…
Şeher ekmeği helvayı ilk kez orada tattık…
Ama itiraf etmeliyim ki; rakı o zaman da baş köşesindeydi soframızın…
Sen hatırlamazsın, abilerin bilir…
Kış aylarında çayla kanyak içerdik, sonra lise yolunda kız tavlamaya çıkardık…
Yaw sevgimiz bile acayip güzeldi…
Henüz kirlenmemiştik…
Henüz “söz”ün namus olduğu zamanlardı…
Yaw korktum be gazeteci…
Kimse yoktu…
Hiç bir şey kalmamıştı…
Yabancıydım…
Öyle yalnız kaldım ki;
Utanmasam oturup ağlayacaktım…
![]() |
Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var |
fakiryilmaz323@hotmail.com
|
![]()
Üç dönemdir Ardahan Milletvekili olan ve özellikle bu dönem ipleri ancak eline alabildiğini gördüğümüz Orhan Atalay’ın onca çabasının toplum nezlinde neden yeterince karşılık görmediğine baktığımızda Atalay’ın yanı sıra AK Partinin Ardahan’da ki en büyük engelinin Saffet Kaya döneminde kamuya yerleştirilen kamu görevlilerin olduğunu görmekteyiz.
Dün sade birer memur olarak girdikleri kamu dairelerinde bugün müdür olan ve hemen hepsinin Saffet Kaya’nın adamları olarak bilinen şahısların ‘Adam yok’ denilerek adeta korunmaya devam ettiği Ardahan’da AK Parti’nin ve Atalay’ın başarılarını engelleyip, gölgelediğini desekte bunu ne 3 dönemdir AK Parti Ardahan Milletvekilliğini yapan Atalay ne de AK Parti İl ve İlçe Teşkilatları anlar..
Zaten anlasaydılar bugüne kadar bunları orada tutar mıydılar ki?..
Örnek mi?
Aslında Saffet Kaya’nın da çalışmalarını istenen şekilde kamuoyuna yansıtamayan ve her gelenin, gidenin birinci gündemi olan Ardahan yollarının başında ki adam..
30 Yıla yakındır adeta Teksas şefliği yapan ‘bu adamı kim, neden, nasıl burada tuttuğunu bir türlü anlamayan ben ve AKP’lilerin Ardahan’a ki hava durumunu bile vermeyen idarecinin kim olduğunu bilmediğine adım gibi eminim..
Saffet Kaya’nın aday ettiği ve hala yakın ilişkisi olduğu ileri sürülen mevcut Ardahan Belediye Başkanının 16 ncı dediği ama aslın da 17 nci olan Bal Festivalinde ‘En iyi bal’ yarışmasını parmak ve diliyle belirleyen Ardahan’ın arılarından sorumlu kurumda ki kamu görevlilerin mi yoksa Atalay’ın büyük hevesle köy yollarının başına getirdiği hanımın kadrosunu mu örnek göstersek?
Bilmem ama yollardan sorumlu kurumun sahasını bile asfaltlayamayan şef gibi 30 yıldan fazladır Ardahan’ın ağrılarını bir türlü gideremeyen, kendi binasını bile sıvayamayan ve tırnağına diken batanın Erzurum’a sevk edildiği hastanenin başında ki hekim olmazsa da sağlığımızla ilgilendiğini sanıp, binalarının etrafında ki otları bile temizletemeyen kurumun içindekilere baktığınızda Saffet Kaya’nın gölgesinin görmeye devam edersiniz..
Gerçi Göle Hastanesinin değişmez müdürü ve onca idarecileri gibi ilçelerde de hala gölgesi silinemeyen Saffet Kaya’nın hala müdürleri atanamayan İl Tarım, İl Milli Eğitim, Kadastro, Tapu hatta Valilik ve diğer onca kurumda Atalay’ın değil, AK Partili olmayan onca idarecinin yapılan çalışmaları topluma ne kadar yansıttığına baktığınız da karşınıza yine bir gölge çıkıyor, oda hala kaya gibi duran Kaya’nın gölgelerinde başkaları değil..
Peki Ardahan’da ki THK, ATSO, ESOB, Kızılay hatta Şehit Aileler Derneği gibi onca stk’ya baktığınız da ya yine Kaya gölgesi yada Öğüt’ün partisinin ulusalcı adamlarını görmek mümkün.
Yani kısacası Atalay’ın olduğu gibi AK Partinin ışığı görmesi biraz zor gibi..
|
**ARDABAKİŞ GAZETECİ’NİN KONUKLARIYDI..
*01/12/2015 Tarihli Haber
İstanbul metropolünde bir araya gelme çabası içinde bulunan Ardahanlılar iş alanında da bir birlerine omuz vermeye başladılar.
Ardahanlı İşadamı ve Sanayiciler Derneği için çalışmaların sürdüğü bir sırada Ardahan Merkeze bağlı Bağdeşen (Kinzodamal) Köylü İşadamlarını ARBAKİŞ adlı oluşumla bir araya getiren iki önemli isim Gazeteci Fakir Yılmaz’ın hazırlayıp, sunduğu Seymen TV’de her hafta pazartesi günleri yayınlanan ‘Fakir Yılmaz İle İş Dünyası’ adlı programa konuğu oldular.
**ARDAHANI İŞADAMLARI BİR ARYA GELMELİ..
Gazeteci Fakir Yılmaz’ın her pazartesi günleri hazırlayıp, Seymen TV’de sunduğu ‘Fakir Yılmaz İle İş Dünyası’ adlı programın bu haftaki konukları Ardahanlı İşadamlarından İbrahim Şenel ve Turgut Bozkurt’tu.
He pazartesi günleri saat 18.00’da yayınlanan ‘Fakir Yılmaz İle İş Dünyası’ adlı programa katılan Ardahanlı iş adamları Şenel ve Bozkurt 9 iş adamı arakadaş ile birlikte oluşturdukları ‘ArdahanBağdeşen Kölü İşadamları’ adlı oluşumu daha da büyütmek, dernek yada vakıf haline getirip, iş adamlrının kaynaşmasını, yardımlaşmasını sağlamak olduğunu belirtirlerken, oluşturulmaya çalışılan Ardahanlı İşadamı e Sanayiciler Derneği için kendilerine nasıl bir görev verilirse onada hazır olduklarınıda belirttiler.
ÇİZGİ PERDE adlı firmanın başında bulunan İbrahim Şenel’in perde sektöründe yaşanan ekonomik gelişmelerin yanı sıra bir dönem başkanlığını yaptığı Bğdeşen Köyü Derneği çalışmaları hakkında bilgiler verirken, iş arkadaşı Turgut Bozkurt’ta pastene hammaddeleri üretimi ve satışı yapan firması BT Pastahanecilik adlı firması hakkında ve bu sektörde yaşaan gelişmeler ile ilgili bilgi verdi.
**KAAN GÜNDOĞDU’NUN KALEMİNDEN..
Zaman zaman ilçemizin kimliğini oluşturduğu bilim, sanat, kültür, edebiyatla iştigal etmiş, yurdun eğitim ve kültür seferberliğine katılmış Posoflu şahsiyetlerle ilgili paylaşımlar yapmaktayız. Yapmış olduğumuz bu paylaşımlarla, onlara olan vefa borcumuzu ödeyemezsek de, onların gerek hemşehrilerimiz, gerekse de yurt çapında tanınmaları, anılmaları için bir uğraş vermekteyiz. Bugünkü paylaşımımızda da 1932 yılında Posof’un Kumlukoz (Ğume) köyünde dünyaya gelmiş, 1999 yılında Ankara’da gözlerini dünyaya yummuş olan Cemender Arslanoğlu’ndan söz etmeye çalışacağız. Arslanoğlu, 67 yıllık ömrünün büyük bir bölümünü yazmaya, araştırmaya vermiş, kültür hayatımıza katkı yapmak için uğraşmıştır. Başta Posof ve Kars olmak üzere Kuzeydoğu Anadolu bölgesiyle ilgili yapmış olduğu önemli araştırmalar dışında; ‘Genel Türk Tarihi’, ‘Atatürk ve Atatürkçülük’, ‘Türkiye ve Yakın Çevresinin Jeopolitiği’ üzerine yüzlerce makale yazmış, tespit edebildiğim kadarıyla da 26 tane kitap yayınlamıştır.
Posof’un yetiştirdiği şahsiyetler üzerine farklı dergilerde yazılar kaleme almış ve yazmaya devam eden biri olarak, Cemender Arslanoğlu’yla ilgili de bilgi, belge, hatıra toplamaya devam etmekteyiz. Yeterli gördüğümüz zaman hakkında bir dergide yazı kaleme alacağız. Bu yazıda onu biraz da olsa tanıtmaya çalışarak, yayınladığı 26 eserin adını vereceğiz.
Kitapları:
1. Atatürk ve Atatürkçülük
2. Azerbaycan Türkleri Kültür Tarihinin Ana Hatları
3. Beş Nehir (Çoruh, Kür, Aras, Dicle ve Fırat) Boyunun Türklüğü I
4. Beş Nehir (Çoruh, Kür, Aras, Dicle ve Fırat) Boyunun Türklüğü II
5. Bulgar Türkleri
6. Çanakkale Savaşı 60. Yıl
7. Doğu Problemi “Bir Materyel ve Kaynak Araştırması” (M.Ö. 1300 – M.S. 1989)
8. Doksanüç Harbinden Sonra (1878-1918) Kırk Yıllık Kara Günlerinde Kars’ımız
9. Egemenlik Savaşımız ve Atatürkçülük
10. Güney-Doğu Anadolu Üzerindeki Yabancı Gözler (Sosyo-Ekonomik, Sosyo-Psikolojik, Kültürel, Dini Siyasi ve İdeolojik Bir İnceleme) -III-
11. Hakkımız Hukukumuz ve Atatürkçülük
12. İran’ın Anadolu’ya Uzanan Gölgesi (Ana Çizgiler ve Gerçeklerin Kısa Tarihi) 1453-1989
13. Kars İlindeki Kültür ve Turizm Hazineleri (Posof Folkloru)
14. Kars Milli-İslam Şurası (5.11.1918-17.5.1919) ve Cenubigarbi Kafkas Hükümeti Muvakkata-i Milliyesi (18 Ocak-13 Nisan 1918)
15. Kars Şehitliklerimiz ve Mehmetçiğimiz (16/Ağustos/1064-30/Ekim/1920)
16. Milli Kültürümüz ve Atatürkçülük
17. Orta Asya Türklüğünün Tarihi ve Bugünkü Durumu
18. Ortadoğu’da Savaş ve Strateji (İki Lider, Dört Savaş ve Bir Bozgun)
19. Propagandanın Sosyo-Psikolojik Temelleri -I-
20. Şehitliklerimiz
21. Tarihi Ünümüz ve Atatürkçülük
22. Temel İlkelerimiz ve Atatürkçülük
23. Türk Milli Kültürü
24. Türk Ordusu Tarihi 2185
25. Türkiye’de 12 Eylül 1980 Öncesi Anarşi ve Terör Hareketleri (Sosyo-Psikolojik Bir İnceleme) -II-
26. Türklerin İslam Dinini Kabulü ve Kuzey Doğu Anadolu’da Türk İslam Medeniyeti