Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma Yılmaz’ın birlikte hazırlayıp Pazar Günü Saat: 14.00’sa TEMPO TV’de canlı sundukları Programa Başlıyor..
Her Pazar günü saat:14.00’da

Gazeteci Fakir Yılmaz’ın ziyaret edip, firması hakkında bilgi aldığı Ardahan’lı İş insanı Hasan Aktaş’ın Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığı, şirket içindeki ve dışındaki tüm faaliyetlerini müşteri memnuniyetine göre planlar. Bu mantıkla hizmet verip,rakiplerinden farklılığını müşteri memnuniyeti esası çerçevesinde kanıtlamayı vizyon edinen İlke Otomotiv, hitap ettiği müşterisine, müşteriden çok daha fazla anlam taşıyan, kendileriyle tanışan, iş yapanlara bir aile ferdi misali kendi ailesinin bir parçası olarak davranmanın sorumluluğunu taşımakta.
Müşteri beklentilerini anlayabilen, nitelikli, deneyimli ve eğitimli bir kadroyla müşterilerine benzersiz bir deneyim sunan İLKE OTOMOTİV bu ilkelerle müşterileri yedek parça ürün ve hizmetleriyle ilgili beklentilerini en üst düzeyde karşılamaya odaklanmış bir firma sorumluluğu hareketiyle kendi alanında en çok bilinen,tanınan ve güven veren bir firma olmanın haklı gururunu taşımakta.
EY HEMŞO BAŞKANLAR!..
Yazıma başlamak üzereyken gelen bir telefonun tam da yaşananları anlatmak için düşündüğüm yazımı hissetmişçesine sitemlerle dolu bir dertleşme için olduğunu anlıyordum.
Yanımda olduğunu düşündüğüm ama birçoklarına anlatamadığım gibi onunda dediklerime gelmeye başladığını anladığım o telefon görüşmemde 18 yıldan fazladır iktidarda olan mevcutların karşısında olanların da iktidardan aşağı kalmadıklarını bir kez daha anlıyordum, geç olsa da beni anlayanların ‘sen haklıymışsın’ demelerinden…
Evet, birilerinin insanlara hizmet edeceklerini belirtip, destek ve oy istediği ve o oyları almak için hemşeri, siyasi görüş damarlarını okşayıp, seçildikten sonra girdikleri iktidar modunun havasıyla önce çevrelerini, sonra halkı unuttuklarını anlatan telefondaki dostumun denize düşmüş, yılana sarılmış olanların içinde olduğunu anladığını belirtse de hakkında gerçeği olmayan birçok iddia dosyası ile sıranın kendisinde olduğunu da ima ediyordu.
Ve dün beni anlamayanların gecikmeli de olsa bugün beni anladıklarını belirtirlerken ‘nerede hata yaptık?’ sorusunun cevabını da benden beklediklerini de anlıyordum.
Aslında o hatayı yapmadan önce benim anlattıklarımı da bilen dost bildiklerimin bugün yaşadıklarını yürekten anlayıp, üzülsem de faydasının olmadığını ve bugün yaşananların daha başlangıç olduğunu belirtip, ‘nerede hata yaptık?’ diyenleri cevaplamaya çalışırken asıl sorunun yaşananlara, yaşanacaklara karşı oluşturulacak olan birlikteliğin küçük menfaatlere kurban edilmeden toplumsal bir çıkışa ihtiyaç duyduğunda anlatmaya çalışıyor ve tek umudun bu ‘birlikteliktir’ diyordum.
Ve örnek olarak 18 yıldır Almanya’nın başında olan bir kadının vedasının yarın onlar içinde geçerli olduğunu, bugün oturdukları gidici koltuklarda kendilerini kral sanıp, diktatörlükle suçladıklarından daha dikta bir yönetim anlayışı içinde onlara da aşağıdaki haber/yorumu aktarıyorum; Belki dün beni anlamayanlara anlatmak istediğimi onlarda gecikmeden anlarlar diyerek..
Ey hemşeri başkan, her şeyi ben bilirim diyen sen..
Biliyor musun dün Almanya’da bir kadın balkonlardan, televizyonlardan veya barlardan duyulan 6 dakikalık sıcak alkışlarla veda etti.
Bütün bir ülke, tüm dünyada insanlığı ve sivil hakları savunan bir liderlik örneğini alkışladı.
Halk onu liderlik etmek için seçti ve 18 yıl boyunca 80 milyon Alman’ı beceri, özveri ve samimiyetle yönetti.
Hiçbir zaman yanlış ifadeler vermemiş ve tanıtım için fotoğraf çektirmek istememiş. Akrabalarına ya da arkadaşlarına liderlik pozisyonu vermedi.
Herhangi bir değişiklik olmadan ve diğer gayrimenkulleri, yatları veya lüks arabaları satın almadan her zaman aynı normal dairede yaşadı. Banka hesapları neredeyse değişmedi , haksız miktarlar biriktirmeden. Özel jetlere binmedi ve yüzlerce korumayı reddetti. Bir basın toplantısında bir muhabirin neden her zaman aynı kıyafetleri giydiği ve hizmetçileri olup olmadığı sorulduğunda, Merkel şu yanıtı verdi:
“Başka kıyafetim yok. Ben halkımın, hükümetin çalışanıyım, manken değil. Hizmetçiye ihtiyacımız yok. Kocam ve ben birbirimizi tamamlıyoruz ve 30 yıldır evimizin bakımını yapıyorum.”
“Dünyanın Kadını” 6 milyon erkeğe eşdeğer olarak tanımlandı.
Politikacılar, onu örnek alıyor!
İnsanlara hizmet edin ve bizim gibi, çevredekileriniz gibi onları da kullanmayın!
POSOF’TA KIŞ YARIŞMASI!..
Ardahan’ın Posof ilçesinde bir ilke imza atıldı. Posof Aşık Sabit Müdami Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından birincisi düzenlenen “Posof’ta Kış” temalı fotoğraf yarışmasında dereceye giren öğrencilere plaket verildi.
Posof Aşık Sabit Müdami Anadolu İmam Hatip Lisesinde okuyan 117 öğrencide 30 öğrenci katılarak çektikleri 94 fotoğrafla ilgili jüri tarafından incelenerek dereceye giren fotoğrafları çeken öğrenciler plaketlerle ödüllendirildiler.
Fotoğraf yarışmasında birinciliği Meryem Bilican, ikinciliği Esra Çalışkan, üçüncülüğü Ömer Özdemir elde etti. Dereceye giren öğrencilere okul önünde plaketleri verildi.
Dereceye giren öğrencilere ödülleri Okul Müdürü Şener Bilican, Aşık Sabit Müdami’nin oğlu Halil İbrahim Ataman tarafından verildi.
HEMŞO BAŞKANLARLA 2 YIL!
Önce; Dün ele aldığım ‘ARDAHANLI 5 VE 7 BAŞKAN NEREDE?…’ başlıklı yazımı yazarken son mahalli seçimlerin üzerinden iki yıl geçtiğini hatırlamamış, ama sanki 6. hissim ‘Gazeteci O; çoktan düşündüğün yazıyı bugün yazmalısın’ demiş ve adeta kendiliğinde yazdırmış olduğunu bilmenz isterim..
Çünkü benim aklıma gelmesede belediye seçimleri üzerinden iki yıl geçtiğini başkanlarında aklına gelmediğini sanki ima eden bir duygu ile yazdırmıştı bana o ‘ARDAHANLI 5 VE 7 BAŞKAN NEREDE?…’ başlık yazıyı..
Neyse gelelim bugünkü yazıma;
Ve Amatör futbol takımlarının ve BAL Ligi temsilcilerinin perişan olduğu şu günlerde Posof ilçesi Yolağzı (Sinsetip) Köyünden olup Belçika doğumlu olan ve şu anda Göztepespor da oynayan futbolcu Alparslan Öztürk A Milli Futbol takımına davet edildiği ardından da nüfusu 2 binden aşağı düştüğü için beldelikten mahalleye düşen Ardahan Hanak Ortakent (B. Nakala) köylü, Altınordu’nun 18 yaşındaki santrforu Enis Destan, A Milli Takım kadrosuna dahil edildiği haberlerini paylaşmak isterim.
En son Sivas Spor’un teknik direktörlüğünü yapan Tamer Tuna’nın yanı sıra TFF Hakemi oğlum Doğu Yılmaz, Çıldırlı Karateci Erman Eltemur gibi Kocaeli Darıca Belediyesinin destek verdiği Eray Şamdan ve nice bilmediğimiz gencin adını gururla taşıdığı memleketimiz Ardahanlı siyasilerin ilgisizliği dolaysıyla yeniden kasaba olmasından korkulan Ardahan’a olduğu gibi, Ardahanlı değerlerine ne kadar sahip çıktığımız batıdaki Ardahanlı Belediye Başkanlarının tutum ve tavırlarından anlamak mümkün.
Evet, ülke gençliği ve beyin takımının umudunu kesip, Avrupa, Amerika’da tutunmaya çalıştığı gibi, biz Ardahanlılarında, başta taşı, toprağı altın denen İstanbul’da olmak üzere batı kentlerinde var olma çabası içinde tamamen kendi imkanlarımızla bir yerlere gelme çabalarının en güzel örneğini sergileyen Milli takıma çağrılan 2 Ardahanlı futbolcu Alparslan Öztürk, Enis Destan, Teknik direktör yapan Tamer Tuna, Çıldırlı Karateci Erman Eltemur gibi karateci Eray Şamdan, TFF Hakemi Doğu Yılmaz ve daha nice genç Ardahanlıya olduğu gibi iş insanına, sanatçısına hatta yaşlısına bile sahip çıkmayı başarma beceriksizliğini ortaya koyan batıda ki hemşo belediye başkanları iki yılı geride bıraktılar bile.
Ve onların da bir zamanlar Darıca’da seçilip, hiçbir eser geride bırakmayan başkan gibi olacaklarını şimdiden ortaya koyarlarken tutunmaya çalıştıkları batıya göç etmeye devam eden Ardahanlılara olduğu gibi Ardahan’da ki Amatör sporcuların BAL liginden 3. Lige çıkma çabaları da görülmez, düşünülmez hemşo başkanlarca..
Çünkü oturdukları koltukta ki zamanın 6 ayını tebrik kabul etmekle, bir yıl 4 ayını pandemiyi mana edip hiçbir çeşme yapamayan hemşoların bir iki yere atadıkları akraba, dost, yandaş müdür, amir, başkan yardımcısı dışında dertleri yok dün geldikleri toprakların çocuklarının onlardan beklediği umudu, Ardahanlılığı, güçlü olma lobicilğini her geçen gün ve yıl yıkarlarken..

.jpg)
Aynı zamanda AK Parti Genel Başkanı olan ve gençlik kolları kongresi ardından büyük kurultayını yaptıktan sonra seçimi gündeme getireceğini düşündüğüm Recep Tayyip Erdoğan’ın her konuşmasına başlar başlamaz demediğini bırakmadığı ve bu ülkede eğer bir sorun varsa tek suçlunun Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu belirttiği CHP’nin bu ülkede ne kadar iktidarda kaldığına baktığımızda öncelikle Erdoğan’ın döneminde uzun bir süre yasaklanan ve okunmasına izin wikipedia.org adlı sitenin verdiği bilgilere bakıyorum.
Ve damat kadar başına taş düşmesi için dua edilen CHP’nin iktidar hikayesine baktığımızda karşımıza ilk bilgi olarak aşağıdaki dip not düşüyor.
O nota baktığımızda aynen şöye deniyor..
‘Cumhuriyet Halk Partisi, 9 Eylül 1923 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde kurulan ve sosyal demokrasi ve Atatürkçülük görüşlerini benimseyen ve merkez solda yer alan bir siyasi partidir. Parti tüzük ve programında belirtilen bu görüşlerin yanında sosyal liberal eğilimler de barındırmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ve ilk yasal siyasi partisi olma özelliklerini taşıyan Cumhuriyet Halk Partisi, 1923’ten 1950’ye kadar aralıksız iktidarda kalmış ve 1946’ya kadar genellikle tek parti yönetimini uygulamıştır. Türkiye’de en uzun süre iktidarda kalmış siyasi partidir. Atatürk tarafından “Halk Fırkası” adıyla kurulan partinin adının başına 1924’te “Cumhuriyet” sözcüğü eklenmiş, 1935’teki 4. Kurultay’da “fırka” sözcüğü yerine dış dünyayla daha uyumlu bir kelime tercih edilmesi kararlaştırılmış ve bugünkü “Cumhuriyet Halk Partisi” adı benimsenmiştir.
12 Eylül Darbesi’nin ardından, o dönem Bülent Ecevit’in genel başkanlık yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi kapatılmış; daha sonra 3821 sayılı yasaya dayanarak, kuruluşunun 69. yıldönümü olan 9 Eylül 1992 günü tekrar açılmıştır.’
Ve dönüp Menderes, Demirel, Özal, Erbakan, Türkeşlerin başını çektiği merkez, muhafazakâr, milliyetçi iktidarların bu ülkede daha çok iktidarda olduğunu ve olmaya devam ettiğini görürken, yaşanan tüm sorunları nasıl götürülüp CHP’nin boynuna atıldığını düşünürken, aynı sağ kesimin basını ve medyayı hep elinde tuttuğunu ve onların oluşturduğu enformasyonla, ‘olumsuz ne oluyorsa vur abalının sırtına’ stratejisinin iyi tuttuğunu da anlıyoruz.
Ancak, Türkiye’nin 1950’den bu yana yaklaşık 65 yıllık sandık deneyimi var. Bu sürede CHP hiç tek başına iktidar görmedi. Toplam hükümet faaliyeti de yaklaşık 6 yıl. Bu 6 yıllık sürenin 4 yıl 9 ayı koalisyon hükümetleri içinde, 14-15 ayı da azınlık hükümeti içinde geçmiştir. Yani CHP bu dönemin sadece % 9.2’sinde iktidardadır.
CHP son kez hükümet fırsatını Bülent Ecevit’in başbakan olduğu 42. TC hükümeti (5 Ocak 1978 – 12 Kasım 1979) ile yakalamıştı. Buradan şu sonuca varabiliriz; Menderes, Demirel, Özal, Erbakan, Türkeşli dönemler sonrası18 yıldır tek başına iktidarda olan sağ, muhafazakar, milliyetçi AK Partinin yönettiği bu ülkede CHP son 50 yıldır iktidara gelemiyor.
CHP son kez hükümetteyken Türkiye’nin nüfusu bugün 82 dün ise 43 milyondu.
Son kez hükümet olduğu 1979’dan bu yana geçen 50 yıllık sürede CHP’yi zaferle tanıştıramamış, iktidar yüzü gördürememiş tam 4 genel başkan görev yaptı. Bu genel başkanlar içinde en uzun süreyle görev yapanı 15 yıl 8 ay ile Deniz Baykal oldu. CHP bu 4 başkanla 1979 yılından bu yana 5’i genel, 5’i yerel olmak üzere 10 seçimde seçmen karşısına çıktı. Ve hepsinde yenildi, yani hiçbirinde 1. parti olarak çıkamadı. Hatta bu seçimlerden birinde (1994) % 4, birinde de (1999) % 8 oy aldı.
CHP bu geçen 50 yıl zarfında 20 kez “kurultay heyecanı” yaşadı. Bunlardan 10’u olağan, 10’u olağanüstü kurultaylardı. Yani CHP iktidara yürüyeceği istikameti ve politikaları yeniden belirlemek, tasarlamak için tam 20 kez fırsat kullandı. Ne olağan ne de olağanüstü bir iktidar çıkarabildi bu kurultaylardan.
Özetle, 1979’dan bu yana CHP 10 seçim, biri 15 yıl görev yapan 4 genel başkan, 20 kurultay, % 25 oy ve 35 yıllık muhalefet mahkumiyeti gördü.
Peki bu duruma baktığımızda bu ülkede yaşanan olumsuzlukların tek suçlusunun CHP’mi yoksa arada isimleri unutulan sağ kesimli hükümet, iktidar, hatta cunta dönemlerinin de olduğu Menderes, Demirel, Özal, Erbakan ve Türkeşler dönemi midir?!.
Bilmem ama dün ülkenin iç barışına, ekonomisine, insan haklarına, adalete, hukuka nefes veren dönem olarak bilinen ve Çankaya köşkünde görüştüğü, Diyarbakır’da Kürtçe türküler eşliğinde göz yaşı döküldüğü HDP ile, sağ ve milliyetçi kesime hitap eden İYİ Parti, muhafazakâr kesime yakın Fazilet Partisi ile bu ülke için hepimiz diyen CHP’nin iktidarda kalmak için şamar oğlanı, bu durumu anlatan bir muhalefet ortaya koyamayan CHP’nin de bu şamarları kabul eden bir parti olarak görmek mümkün değil mi?
Bu yılın sonunda bir erken seçim ilan edileceğini düşündüğüm ben öyle anlıyorum, sizi bilmem..
arşiv haber 10/09/2019 tarihli haberler/yorum
Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları’na kota puanı da veren organizasyon, 6-8 Eylül tarihlerinde 79 ülkeden 649 karatecinin katılımıyla yapıldı. 2020 Olimpiyat Oyunları’nda judo ve karate müsabakalarına ev sahipliği yapacak Nippon Budokan’daki müsabakalarda Ay-yıldızlı ekip 6 kadın, 10 erkek sporcuyla tatamide mücadele etti.
Tokyo’da geçtiğimiz yılı şampiyon olarak tamamlayan bir diğer temsilcimiz Eray Şamdan, bu kez bronz madalya kazandı. Kumite 60 kiloda Karadağlı Nenad Dulovic ile karşılan Milli karateci, 5-1 kazanarak üçüncülük kürsüsüne çıkmayı başardı. Kaynak: cildirsancagı
*Arşiv Haber 06/06/ 2017 Tarihli Haber
Başta eline aldığı fotoğraf makinasıyla vali, kaymakam ve müdürlerin fotoğraflarını bol bol çeken sözde gazetecinin köyü olan Çağlayık ‘Erdemel’ köyün de olmak üzere bir çok köy yaylasına yaşanan yol ve içme suyu sorunu 2017 yılının bitmesine ramak kaldığı şu günlerde hala devam ediyor.
**ARDAHAN’IN YAYLALARINDA DA SU SORUNU!..
*02/08/2017 Tarihli Haber
Ardahan merkez de olduğu gibi köylerinde de yaşanan içme su sorunu devam edilirken, yaylaların büyük bölümünde de aynı sorun insanları olduğu gibi hayvanları da olumsuz yönde etkiliyor.
**Bir Vekil, İki de Başkan Bir Suyu Bulamadılar!..
*13/07/2017 TARİHLİ HABER
Ardahan’ın nüfus bakımından en büyük ilçesi konumunda bulunan Göle ilçesinin su sorunu bir türlü çözülemedi.
Son 15 yıldır iktidar partisinin yönetiminde bulunmasına karşı bir türlü gelmeyen hizmetler gibi bir türlü çözüm bulunamayan ilçenin su sorununa bizzat el atan Göleli AK Parti Ardahan Milletvekili ile ilçenin belediye başkanı da ile iktidar partisinin Göle İlçe Başkanı bu yılda başarısız kaldılar.



Kent merkezine 7 kilometre uzaklıktaki Ağzıpek Köyü’nde elektrik direğinin tepesine yuva kuran leyleğin iki yavrusu, uçmaya çalışırken yuvadan düştü. Leylekleri gören köylüler, elektrik dağıtım şirketi Aras Edaş’ı telefonla arayarak yardım istedi. İl Koordinatörü Meryem Akpınar‘ın yönlendirmesi ile bir ekip sepetli araçla yavruları yuvalarına yerleştirdi. Yetkililer, leylek yavrularının sağlık durumlarının iyi olduğunu bildirdi.
**MHP Ardahan Milletvekili..
Evet, HDP’nin %10 Seçim barajını Ardahan’ın iki milletvekillinden birini alıp geçme hesapları yaptığı bir sırada MHP’de milletvekili olmak için şimdiye kadar 2 Milletvekili aday adayının başvuruda bulunması dikkat çekici değil mi?
Çünkü MHP’nin Ardahan’da seçimi kazanamayacağını sanan ve bu nedenle ya AKP’ye yada CHP’ye oy vereceği tahmin edilen Ardahan’da. MHP’liyim diyenin, ‘Hayır HDP’nin kazanacağım dediği yerde MHP’de seçimi alabilir’ demesi gerekir..
Alır mı?
Bir bakalım..
İki as aday, Çıldır ve Posof’ta 7 bin oy, Hanak’ta 4, Damal’da 500, Ardahan Merkez de 4, Göle’de bin..
Ne etti? AK Parti mevcut adayla, CHP hacı Öğüt ile, HDP Göle’de 8 binle, birde Saffet Kaya bağımsız derse aşağı inecek olan vekil seçilme oranı ile MHP’de bir vekil alamaz mı?
Bence samimice asılırsa olmayacak olur..
fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535 418 32 58
REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ
VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..
ki…