AK PARTİLİ BELEDİYE HAZİNENİN YERİNİ İÇKİLİ RUHSAT KARŞILIĞI KİRAYA VERDİ!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..


Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Hazırlayıp Sunduğu ‘Fakir Yılmaz İle İş Dünyası’ adlı programımı izlemek için YouTube ArdahanTV kanalımıza abone olun..


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Her Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yaşam TV’de


İZLEMEK İÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6


Ardahan eski Belediye Başkanlarından olan Mikail Kayatürk’ün döneminde Ardahan İl özel idaresinin işlettiği ancak arsa sahibinin hazine olan eski köy hizmetleri il müdürlüğü,  şimdiki hayvan barınağının olduğu alanın geri istendiği şu günlerde Çıldır belediyesi de Milli Emlak’ın yani hazinenin olan yerin üzerinde bulunan ve daha önce Ardahan Üniversitesine tahsis edilen Çıldır Gölünün yanı başındaki tesisleri kendi malıymış gibi özel sektöre kiraya verdi hem de büyük bir parayla. Alınan bilgilere göre hazineye ait olan yeri içkili restoran olarak kiraya veren Çıldır belediyesi, gölü koruma önlemlerini de yok saydı.



Hazinenin olan ve imara yasak olan göl kenarındaki kendisine ait olmayan yeri içkili restoran vaadi ile kiraya veren Ak Partili Çıldır belediye başkanının bu uygulamasının gerek son olarak Cumhur Başkanının imzası ile gerekse daha önce ve SERKA tarafından hazırlanan “Çıldır Gölü Havza koruma planı ve özel hüküm belirleme projesine de haykırı bir durum olarak gölün etrafının betonlaşmaya açılması demek olduğunu belirten vatandaşlar Çıldır belediyesinin kendisine ait olmayan arazi üzerinde olan ve yine kendisine ait olmayan binayı içkili restoran olarak kiraya vermesi tepkilere neden olurken bir kişinin de bu yapılan yanlış uygulamaya karşı çıkıp resmi şikayette bulunduğu öğrenildi.


Bilindiği gibi Kayatürk gibi 2 dönem Ardahan Belediye Başkanlığı yapan Faruk Köksoy dönemimde de Kura Nehri kenarında yapılan düzenleme ile Hazineye ait olan arazilere birçok tesis yapılmış, kiraya verilmiş ana daha sonra Hazine devreye grip, buraları kiralayanlarla davalık olmuştu.



Süren davaların ne getireceği bilinmezken Ardahan İl Özel İdareye ait olan ve Ardahan Belediyesinin kullandığı Hayvan Barınağının da boşaltılması istenmekte.


Bilindiği gibi geçtiğimiz aylarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararda, Ardahan’ın Çıldır ilçesinde bulunan Akçakale Yarımadası Doğal Sit Alanı ile Çıldır ve Lavaş gölleri, ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ olarak tescil ve ilan edilmişti.


MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw

ABD SEÇİMLERİNİ BASIN VE MEDYA KAZANMIŞTIR..


Damat Ekonomi Bakanının istifasını 24 saattir vermeyen merkez, pardon havuz medya, kendi kendisinin kurduğu sansürlü basın ve medya ile birlikte, ölüm yıl dönümünde bir kez daha anacağımız Atatürk’ün ‘Basın, milletin müşterek sesidir.’ sözünün ne kadar anlamının kaldığını merak ediyor, mensubu olduğum basın ve medyaya, bir gazeteci olarak soruyor, sorguluyordum.

Ve ‘Basın demokrasinin temelidir’ denen basının bu ülkede mevcut iktidar veya geçmiş iktidarların üzerinde hep baskı kurduğunu iddiasının da çokta doğru olmadığını bir kez daha anlıyordum.

Çünkü, birilerinin yani gerçek anlamda gazeteci olmayanların ama kaza ile ya da öyle, böyle gazeteci olmuşların ‘Basına sansür, gazeteciye baskı’ laflarını söylerken yalan ettiğini ve aslında kendilerinin kendilerine yaptığı ‘Yalakalık sansürü’ ne perde aradığını hem de bir gazeteci olarak bir kez daha anlıyorum.

Evet bir ülkenin en önemli kurumlarından olan ekonominin başında ki bir bakan istifa etmiş ama merkez basın, havuz medya denen sözde gazeteciler hala ama hala bu konuda olumlu ya da olumsuz bir haber, bir satır, bir kelime etmiyor..




Yani, basın ve medya diye geçinen ama 82 milyonluk ülke de 4 milyon gazetenin neden satıldığını sorgulamayanlar iktidara bakıp, beklemeye geçmiş aman ha bir şey yazmayayım, demeyeyim işim, kredim, reklamım bozulur diyerek kendi kendisine sansür yapmış durumda.

Evet, bu durum bizim ülkede yaşanırken dün Cemaatin çok değerli hocası, bugünün terörist olan Fetönün alınamadığı, unutulduğu Okyanus ötesinde gelen haberlerin daha önemli olduğunu da görüyor, anlıyoruz.

Çünkü ülkemizin de aralarında olduğu bu dünyanın cenderesinin yani jandarması olarak tabir ettiğim yeni başçavuşu pardon başkanı kimin olduğu ekonomisi yerlerde sürünen, doların 9, Euro’nun 10 TL.’yi bulduğu ülkenin ekonomiden sorumlu bakanının istifası çok önemli değil, asıl önemli olan okyanus ötesinde bulunan ama tüm dünyada olan Amerika seçimleri daha önemliydi.

Ve kimin kazandığını kazananın Başkan Erdoğan’la kanka olduğu belirtilen Trump’mı yoksa rakibi Biden’mi merak eden ama kendi ülkesinde ki basın ve medyanın bakanın istifası gibi daha nice şeyleri sakladığını sorgulamayan bizlerin görmediği başka bir önemli durum daha var oda; Bu ülkede ki basın ve medyanın yalakalığını, iktidarın basın üzerinde kurduğu baskının ne kadar çok olduğudur.

Çünkü demokrasi, hukuk, basın özgürlüğü, insan hakları gibi birçok konu gibi sıkıntı içinde olduğunu belirtilen ülkede ekonominin başında ki bakanın istifa edip, etmediğini öğrenemeyen insanlarımız Amerika’da seçimleri kazananın Trump ya da Biden diye bakarken görmediği bir en önemli şeyin özgür, gerçek basının bu seçimi kazandığıydı.

Evet, birçokları gibi ‘Başkan benim, dediğim dedik, çaldığım düdük’ diyen Trump’ın 4 yıllık iktidarı boyunca okurunun, seyircisinin, reklam verenin desteği ile ayak üzerine ayak atan ABD basın ve medyasıdır..

Çünkü ölümünün 82. Yıl dönümü anacağımız, bu ülkenin kurucusu Atatürk’ün ‘Basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir.’ sözü bu ülkede önemini kayıp etse de, ABD ve diğer birçok medeni ülkede gerçek anlamda her zaman geçerlidir.

Ve bu nedenle iddiam o ki; Trump’ı gönderende yaşananları gerçek sansürden dolayı değil, güçlü olana yalakalık sansürü için saklamayıp, gözü, kulağı, ağzı olduğu halktan aldığı destekle hep ayakta olan, güçlü basın ve medyadır..












HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!




 







Çıldır Gölü Çekilmedi Kirletiliyor..


arşiv haber 28/09/2017 tarihli haberler/yorum


Zorlu HES, Derelerden Gelen Kontrolsuz Kirli Sular ve Bu Durumu Saklayan zorlu, KTB, Çıldır Gölünü öldürdü.


Suat İncedere

ÇILDIR Gönlündeki kirliği, kuraklık diye yalan haber yazdı.

Geçtiğimiz günlerde İHA Haber Ajansı tarafından yapılan haberde “Kuraklık Çıldır Gölünü vurdu” haberi tanamen yalandır. Çünkü Çıldır Gölü çekilmedi, Arpaçay tarafından bulunan orlu Holding’e ait HES Barajı gölün suyunu çalıp, çekerken, diğer taraftan göle korumasız ve önlemsiz akan derlerin getirdiği çamurlar gölün etrafında yeni bataklıklar oluşturmuş.

ÇILDIR Gölü yıllardır özellikle gölün bu kıyısında sürdürülen Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu çalışmaları nedeniyle aşırı derecede kirlenmelere neden olmakta.

Yalan haber yaparak göle ihanet, çevreye kötülük eden İHA, yıllardır gözlemim altında bulunan ÇILDIR Gölüne yapmış olduğu bu hainliği kınıyorum, sizlerin yorumuna bırakıyorum.
Çıldır Gölü 4 Metre Çekildi!


Türkiye’nin en önemli göllerinden birisi olan Çıldır Gölü’nü kuraklık vurdu. Çıldır Gölü’nün suyu yaklaşık 4 metre çekildi.


Ardahan ve Kars illerinin ortak kullandığı Çıldır Gölü’nde son 10 yılın en kurak dönemi yaşanıyor. Yaban hayatına da ev sahipliği yapan Çıldır Gölü’nde su seviyesinin hızlı düşmesi vatandaşları da şaşırıyor.


40 GÜNDÜR YAĞMUR YAĞMIYOR


Yüzölçümü 115 kilometre olan Çıldır Gölü’nün suyunun çekilmesinin en büyük sebebinin kuraklık olduğunu ifade eden vatandaşlar, bölgeye 40 gündür yağmur yağmadığını belirttiler.

Kuraklık olduğu için gölün suyunun çekildiğine dikkat Remzi Kara, “Kuralık mevsimi olduğu için, kuraklıktan oldu. Çok sıkıntı oldu. Şimdi bakalım ne olacak. İnşallah yağmur yağar dolar” dedi.

Bu yıl aşırı kuraklık olduğunu belirten Suat Sarıçayır, “Yağmur yağmadı, dağlardan kar suyu fazla geliyordu, bu sene gelmedi. En büyük sebebi kuraklık. İlkkez bu kadar çekildi, bu yıl, bütün kaynaklar kurudu.


4 METRE ÇEKİLDİ


Bu göle yazık olur, bunun şimdi kıyıdan 1 metre gitmesi, ortadan 3 metre gitmesi anlamına gelir. Gölün derin yerleri 2-3 metre çekildi. Kenardan 4 metre çekilen yerler var. En büyük sebebi kuraklıktır. Aşırı kuraklık oldu. Burada bizim aşırı yağmurlar yağardı. Bu yıl yaklaşık 40 gündür 1 kere normal bir yağmur yağdı” diye konuştu.

Son yılların en kurak mevsimin yaşandığı Kars’ta, Çıldır Gölü’de kuraklıktan nasibi aldı. İçerisi yosun bağlayan göl yaklaşık 4 metre çekildi. Yüzlerce yaban hayvanlarını da kıyılarında barındıran Çıldır Gölü son 10 yılın en kurak dönemini yaşıyor.


Sınır da toplu balık ölümleri


Balık ölümlerinin suya karışan kimyasallar ya da zehirli atık maddeler nedeni ile olabileceği ileri sürülüyor.

Demokrathaber’de yer alan habere göre, Kars’ta bulunan Arpaçay Nehri’nde bilinmeyen bir nedenle balık ölümleri yaşanıyor.

Ölü balıkların nehir boyunca kıyıya vurduğu belirtilirken, yetkililer tarafından bölgede herhangi bir incelemenin yapılmadığı ve tedbirin alınmadığı ifade ediliyor.

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, ölü balık yığınları nedeniyle bölgede nehre 3 km uzaklıktan bile hissedilebilecek bir kokunun yayıldığı ve bunun rahatsızlık yarattığı öne sürüldü.

Şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde yaşanan bu kitlesel balık ölümlerinin suya karışan kimyasallar ya da zehirli atık maddeler nedeni ile olabileceği ileri sürülüyor.

Bölgede yaşayan yurttaşlar çevre ve halk sağlığı açısından gerekli önlemlerin alınmasına ilişkin çağrıda bulunuyor.

Şit Kalp Krizi Geçirdi..


Ardahanlı yerel gazetecilerden olan Yusuf Şit geçirdiği kalp krizi sonucu hastaneye kaldırıldı. Alınan bilgilere göre aynı zamanda bir dönem İstanbul Beykoz Ardahan İl Derneği eski başkanlığını da yapan Şit dün aniden rahatsızlanarak Beykoz Kavacık’ta bulunan Özel bir hastaneye kaldırıldığı ve Anju olduğu, durumunun iyi olduğu öğrenildi.


Çıldır Tır Konvoyu Gördü..


27/12/2015 Tarihli Haber


Yıllar sonra açılan Çıldır Aktaş Gümrük Kapısından Gürcistan üzerinden Kafkaslara giden tırlar Çıldır’da konvoylar halinde geçiş yapmaya başladılar.


Başta, Ayçicek, Asfalt madesi olmak üzere bir çok hammade taşıdıkları görülen tırların yoğun şekilde geçtiği bölgede en büyük sıkıntıları yol.

Öte yandan diğer bir önemli sorunun da bu tırların sürücüleri bir hayli zorda bırakan ağır kış şartları olduğu öğrenildi.

Aktaş Gümrük Kapısına giden yolun bir hayli dar ebozuk olduğundan da yakınan tır sürücüler bu yetmezmiş gibi doğru dürüst temizlenip, tuzlanmayan dar yollarda büyük sıkıntılar yaşadıklarını belirttiler.



**GÖL FESTİVALİ 6 ŞUBAT’TA..


Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan Çıldır Kar ve Buz Festivalinin tarihi belli oldu.

6 Şubat 2016 Cumartesi günü Çıldır Gölü kenarında bulunan Çıldır Meslek Yüksek Okulu Uygulama Tesisi önünde yapılacak.

Festivalinin tarihinin belli olmasıyla beraber açıklama yapan Çıldır Belediye Başkanı Kemal Yakup Azizoğlu “Bu yıl dördüncüsünü düzenleyeceğimiz Çıldır Kar ve Buz festivali için gerekli hazırlıkları yapmaya başladık. Yöremizin kış mevsimindeki güzelliğini ön planan çıkarmak ve kış turizmini canlandırmak için düzenleyeceğimiz bu şenliğimizi bir önceki yıldan daha görkemli bir şekilde düzenlemeyi hedefliyoruz. Yerli ve Yabancı turistleri buz tutan Çıldır Gölünün görkemini ve güzelliğini göremeleri için 6 Şubatta şenliğimize davet ediyoruz. Bu tür etkinliklerle İlçemizdeki kış turizmi potansiyelinide üst seviyelere çıkarmayı planlıyoruz” dedi.



Kızılca Kıyamet Kürdistan İçin Değil,


CHP’li Tezkere İçinmiş!!






  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com


Ben hala aynı yerdeyim ve Bölgesel Kürt Yönetiminin yarın yapacağını ileri sürdüğü referandumu erteleyecek yada iptal edecek desem de başta CHP’yi Tezkerenin Mecliste güçlü bir şekilde çıkması için hazırlayan Ardahan Milletvekili ve başkaları bu referandum yapılacağını ve bu referandumla Kürdistan’ın kurulacağını ısrar eder durur..

Halbuki düne kadar koparılan kızılca kiıyametin AK Partinin tezkerenin mecliste güçlü bir şekilde çıkması ve son anayasa referandumu öncesi vede sonrası Kürt seçmene sıcak mesajlar verip, ‘Hayır’ ın çok çıkmasıyla onlara yaklaşan CHP’yi yeniden Kürt seçmenden uzaklaştırmak için oynadığ oyundu..

Ve dün Mecliste yapılan görüşmelerde bir yıl daha uzatılan sınır ötesi tezkere oyunu olduğunu bir kez daha gördük.

Evet, ben hala aynı yerdeyim..

Başkan Erdoğan’dan öğrendiği referandum oyununu bugüne kadar rolünü iyi oynayan Barzani’nin yardımı ile CHP’ye ısınmaya başlayan Kürt seçmen tabakası yeniden CHP’den uzaklaştı..

Yani, ‘İşte CHP bu.. Biz anlatıyoruz da kimse anlamıyor’ diyenlerin elini güçlendiren CHP’nin dünkü tezkere görüşmelerinde sergilediği tavırla kazanan taraf belli olmuş, kayıp edense CHP..

‘Teskere çıktıda ne olacak?’ diyenlere de, ‘vallahi bugüne kadar ne olmuşsa ondan ötesi olmaz’ dediğim dünkü görüşmeleri izlerken başta CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz olmak üzere 25 Eylül’de yapılacağını ileri sürdüğü ama benim, ‘yapılmayacak’ diye ısrar ettiğim referandum yapılsa da, sonucunda evet çıksa da bir şey olmaz..

Çünkü zaten Saddam’dan sonra adı tabelalara, bayraklara asılan Kürdistan’ın adının önüne sadece ‘Bölgesel’ denmeye ve oradaki üstü kapalı ortaklıklarda devam edecek..

Yani işin özeti Ortadoğu satrancının bir piyonu olan ve bölgede YPG’nin güçlenmesiyle ‘ABD beni YPG’ye değiştirecek’ diyerek gece, gündüz ecel terleri döken Barzani’nin diğer bir görevi de ABD ve diğer güçlerin bölgedeki hesaplarına yardımcı olmasıdır.. Oldu da..

Yani Barzani’nin bölgede ki gerçek işi silah satışını arttırmak, hurda S-400 Füzelerini satmak için ellerini sıvazlayan Rusya veya onun ortağı Çin’e yönelen silah pazarını dünyanın jandarması olan ABD ve tayfasına yönlendirmektir..

Bunu da, aslında ‘5’ler çetesi’ denen ama resmi adı ‘Birleşmiş Milletler’ denen yoldan Amerika’ya giden ve Trump iktidarının silah tüccarlarına verdiği sözlerin yerine gelmesi için başında bulundukları yoksul halkların dolarlarını ABD’nin ve yandaşlarının silah satışı hesaplarına akıtanlardır..

İnanmıyorsanız, ‘Falan ABD Başkanı ile görüştü, O görüşme muhteşem geçti’ başlıklı gazetelerin manşet ve başlıklarında yer alanları hatırlamanız yeterlidir..

Çünkü ABD’den dönüşte başta korumaların olmak üzere yeni silahların alımı için bir çok imza atılmıştı..

Kısacası; Kürdistan Referandumu olayı hiç yokken ABD’ye gidip, günlerce dersini alan ve ülkeye döndükten sonra kızılca kıyamet koparanların yardımı ile oluşturulan kamuoyu ile silahlar alınmış, çokta hayrını göremediğimiz ve de etkilenmediğimiz tezkere de yağdan kıl çeker gibi çıkıverdi..

Yani, ‘Kürdistan kuruluyor’ denen olayının, oyunun vede filmin kısa özeti de budur..

Şimdi yarını bekleyelim, bakalım ben mi, yoksa çıkışları ile Kürt seçmenden uzaklaştıranlar mı haklı çıkacak göreceğiz..



**İBB Başkanı Ardahanlı Olur mu?


Siyaset tarihine ‘İstifa nedenini açıklamadan istifa eden adam’ olarak geçecek olan Ardahan’ın komşusu Artvinli hemşehrim, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Toptaş İstifa etti.

Sadece istifa eden ve bu istifanın nedenini açıklamayan Toptaş’ın neden istifa ettiğini kimse bilmezken benim tahminin bu nazik ve nedeni bilinmeyen istifanın Başkan Erdoğan’ın isteği sonucudur.

Yani;

-Ben Amerika’dan gelene kadar seni orada görmeyeceğim..

Başkan dedi ve Toptaş’ta eyvallah dedi ve gitti..

Peki bu istifaların arkası gelir mi?

Yani Ardahan Belediye Başkanının da aralarında olduğu Ankara ve diğer illerde de aynı durum yaşanır mı?

Vallahi bilmem ama bana sorulacak olunursa bu ülke artık bir kişi tarafından, Başkan tarafından tek başına idare edilebilinir hale gelmiş ve ne sözde seçimle gelmiş, halkın oyunu almış başbakan ne de belediye başkanının yeri garanti değil artık..

Çünkü Başkan Erdoğan bu ülkeye yeteri hatta artıyor..

İktidarsa O yeter..

Hükümetse O yeter..

Muhalefetse O yeter..

Cumhurbaşkanıysa O yeter..

Başbakansa O yeter..

Belediye Başkanıysa O yeter..

Bununun nedeni de Erdoğan’ın yerlerini aldığı kişilerin, siyasetçilerin, politikacların toplum nezlinde kabul görmeyip yok hükmünde olmasıdır..


**Ardahanlı Büyükşehir Belediye Başkanı Olur mu?


Öte yandan neden istifa ettiğini belirtmeden çekip, giden Toptaş’ın yerine formalite de olsa bir isimin gelmesi gerekiyor..

Ve Aralarında Dr. Bülent Kerimoğlu, Turgay Akpınar, Togay Çoban, Uygur Çakmak gibi isimlerinde bulunduğu İBB Meclisi tarafından seçilecek olan yeni başkanın kim olacağı yönünde tartışmalar da başladı.

170 Belediye Meclis Üyesine sahip Büyükşehir’in yeni belediye başkanının kimin olacağına karar verecek olan yine Başkan Erdoğan’da olsa ben meclis üyesi olsaydım bir Ardahanlı olarak çıkar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olurdum..

Seçilir miydim?..

Bilmem ama Ardahanlının öz güvenini ortaya koyar, seçilmesem de mücadele eder, Ardahanlının hedefini ortaya koyardım..

Çünkü istendiğinde Dr. Bülent Kerimoğlu gibi Bakırköy Belediye Başkanı, Turgay Akpınar gibi Sancaktepe Belediye Meclis Başkanı, Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Uygur Çakmak, Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Gülcemal Fidan ve son olarak Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Orhan Çerkez Ardahanlı..

Demek oluyormuş..

Peki şu an orada bulunan Ardahanlılar bunu yapar mı?

İstanbul Büyükşehir Beleidye Başkanlığına ben adayım derler mi?

Onu da onlara hemde KAI, KAISİAD hatta kendi gölgelerinde çıkması gereken yürekli, cesur Ardahanlı siyasetçilere sormak gerek.


MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw

ABD SEÇİMLERİNİ BASIN VE MEDYA KAZANMIŞTIR..


Damat Ekonomi Bakanının istifasını 24 saattir vermeyen merkez, pardon havuz medya, kendi kendisinin kurduğu sansürlü basın ve medya ile birlikte, ölüm yıl dönümünde bir kez daha anacağımız Atatürk’ün ‘Basın, milletin müşterek sesidir.’ sözünün ne kadar anlamının kaldığını merak ediyor, mensubu olduğum basın ve medyaya, bir gazeteci olarak soruyor, sorguluyordum.

Ve ‘Basın demokrasinin temelidir’ denen basının bu ülkede mevcut iktidar veya geçmiş iktidarların üzerinde hep baskı kurduğunu iddiasının da çokta doğru olmadığını bir kez daha anlıyordum.

Çünkü, birilerinin yani gerçek anlamda gazeteci olmayanların ama kaza ile ya da öyle, böyle gazeteci olmuşların ‘Basına sansür, gazeteciye baskı’ laflarını söylerken yalan ettiğini ve aslında kendilerinin kendilerine yaptığı ‘Yalakalık sansürü’ ne perde aradığını hem de bir gazeteci olarak bir kez daha anlıyorum.

Evet bir ülkenin en önemli kurumlarından olan ekonominin başında ki bir bakan istifa etmiş ama merkez basın, havuz medya denen sözde gazeteciler hala ama hala bu konuda olumlu ya da olumsuz bir haber, bir satır, bir kelime etmiyor..




Yani, basın ve medya diye geçinen ama 82 milyonluk ülke de 4 milyon gazetenin neden satıldığını sorgulamayanlar iktidara bakıp, beklemeye geçmiş aman ha bir şey yazmayayım, demeyeyim işim, kredim, reklamım bozulur diyerek kendi kendisine sansür yapmış durumda.

Evet, bu durum bizim ülkede yaşanırken dün Cemaatin çok değerli hocası, bugünün terörist olan Fetönün alınamadığı, unutulduğu Okyanus ötesinde gelen haberlerin daha önemli olduğunu da görüyor, anlıyoruz.

Çünkü ülkemizin de aralarında olduğu bu dünyanın cenderesinin yani jandarması olarak tabir ettiğim yeni başçavuşu pardon başkanı kimin olduğu ekonomisi yerlerde sürünen, doların 9, Euro’nun 10 TL.’yi bulduğu ülkenin ekonomiden sorumlu bakanının istifası çok önemli değil, asıl önemli olan okyanus ötesinde bulunan ama tüm dünyada olan Amerika seçimleri daha önemliydi.

Ve kimin kazandığını kazananın Başkan Erdoğan’la kanka olduğu belirtilen Trump’mı yoksa rakibi Biden’mi merak eden ama kendi ülkesinde ki basın ve medyanın bakanın istifası gibi daha nice şeyleri sakladığını sorgulamayan bizlerin görmediği başka bir önemli durum daha var oda; Bu ülkede ki basın ve medyanın yalakalığını, iktidarın basın üzerinde kurduğu baskının ne kadar çok olduğudur.

Çünkü demokrasi, hukuk, basın özgürlüğü, insan hakları gibi birçok konu gibi sıkıntı içinde olduğunu belirtilen ülkede ekonominin başında ki bakanın istifa edip, etmediğini öğrenemeyen insanlarımız Amerika’da seçimleri kazananın Trump ya da Biden diye bakarken görmediği bir en önemli şeyin özgür, gerçek basının bu seçimi kazandığıydı.

Evet, birçokları gibi ‘Başkan benim, dediğim dedik, çaldığım düdük’ diyen Trump’ın 4 yıllık iktidarı boyunca okurunun, seyircisinin, reklam verenin desteği ile ayak üzerine ayak atan ABD basın ve medyasıdır..

Çünkü ölümünün 82. Yıl dönümü anacağımız, bu ülkenin kurucusu Atatürk’ün ‘Basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir.’ sözü bu ülkede önemini kayıp etse de, ABD ve diğer birçok medeni ülkede gerçek anlamda her zaman geçerlidir.

Ve bu nedenle iddiam o ki; Trump’ı gönderende yaşananları gerçek sansürden dolayı değil, güçlü olana yalakalık sansürü için saklamayıp, gözü, kulağı, ağzı olduğu halktan aldığı destekle hep ayakta olan, güçlü basın ve medyadır..












HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!