SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..
Gazeteci Fakir Yılmaz Yeniden TV Programcılığına Başlıyor..
‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yeniden Başlıyor..
İZLEMEK iÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6
Bin 798 rakımlı alanda bulunan Aktaş Gölü -10° bulan soğuklarla birlikte iyiden iyiye düşmeye başlayan hava sıcaklığı Ardahan’ın Gürcistan ile ortak gölü olan Aktaş Gölünü erkenden dondurmaya başladı.
Kent merkezinden geçen Kura Nehri başta olmak üzere birçok akarsuyun da donmaya başladığı şu günlerde aynı zamanda Çıldır Aktaş Gümrük Kapısının da yanı başında bulunduğu yüzer adaları ile bilinen Gürcistan sınırındaki Aktaş Gölü erkenden donmaya başladı.
Her kış yüzeyi donan ve araçların bile üzerine çıkıp, gezebildiği derecede kalınlaşan buz tabakası ile bilinen Çıldır Gölünün yanı başındaki Ardahan’ın Çıldır İlçesi sınırlarının içindeki Aktaş Gölünün çevresinde başlayan donma ile oluşan buzlanma ile birlikte gölde bulunan kuşların da daha sıcak bölgelere göç ettiği gözlendi.
AKTAŞ’TA PANDEMİNDEN SONRA
Çeşitli ülkelerden Aktaş Sınır kapına ulaşmaya çalışan ve yurt dışına Aktaş sınır kapısından çıkan Türk tırlarına Ermeniler tarafından saldırılar başladı. Azerbaycan ve Ermenistan arasından yaşanan olayların ardından Gürcistan‘a bağlı Ermeni köylerinde yaşayan vatandaşların Türk plakalı tırlara saldırılar arttı.
Özellikle Kartsakhi bölgesinde saldırıya uğrayan Türk tırlarının bir çoğu hasarlı olarak Türkiye’ye giriş yaptı. Gürcü polislerin aldığı önlemlerin yetersiz kalması hasarlarında büyümesine sebep oldu. Bir çok aracın camlarında farlarında ve kaportalarında hasarlar oluştu. Yaşanan olayların önüne geçemeyen Gürcistan polis güçleri Aktaş sınır kapısından Türk plakalı tırların geçişini durdurdu. Olayların yatıştırmakta güçlük çeken güvenlik güçleri kontrolü sağladıktan sonra tekrar geçişlere izin verdi.
Mağdur olan bir çok tır sürücüsü Ahmet Yetinmez, “Azerbaycan ve Ermenistan arasından yaşanan olayların hemen ardından Türk plakalı araçlara saldırılar başladı. Özellikle Kartsakhi bölgesinde saldırı altında kaldık. Gürcü polisler önlem almaya çalışıyor ama yetersiz kalıyorlar. Aracımın bir çok yeri hasar aldı. Attıkları taşlardan dolayı bir kaç arkadaşın aracını camı kırıldı. Benim aracımın farları kırıldı. Gürcü yetkililer daha fazla önlem almalı” dedi.


FASULYE de KENDİNİ NİMETTEN SAYARMIŞ!
Elbette ki bu yazının muradı fasulyenin faydalarını sayıp dökmek değil. O eskidendi. Şimdi olsa olsa, bünyeye ve cebe zararları anlatılır kendini nimetten sayan fasulyenin…’ diye yazısına başlayan Neşe Doster’in 2019 yılının 10 Mart’ında ele aldığı yorumunu okurken bende bu konuya yani kendini nimetten sayanları farklı bir yönden kendi iç dünyamla ilgili bir şeyler anlatmak istedim.
Çünkü basın ve medyanın havuzuna düşmeden önce fikir ve kalemleri ile mesleğimin önemli kalemi olan ama şu an iktidara yaranma kulaçları içinde yüzen havuzun dalgaları arasında kaybolup, gündemde olmayan birçok önemli kalemlerinden olan Doster’in kendisini, beni, seni, onu, onların yaşadıklarını farklı bir şekilde anlatıyordu.
Ve Doster’in ‘fasulye de kendini nimetten sayarmış’ başlıklı yazısının son yıllarda yaşadıklarımı bir kez daha anlatmaya çalışacak olan yaşadıklarımı bana yazdıran bugünkü yazıma ilham oluverdi.
Ve yine benim de arada bir ele aldığım ve çoğunlukla kendi özel hayatımı anlattığım cumartesi günleri yazılarım hariç 35 yıla yaklaşan ve “Her Gün Yazıyorsam Sebebi Var” başlıklı köşemde ele aldığım yazılarıma zaman zaman konuk olan konuların başında yine bu kendilerini fasulye sananlar ve özel hayatım gelir.
Evet, bir gazeteci sayılırsam benim de aralarında olmasam da kenarında, kıyısında olan bir aydın, toplum önderi, lideri olanların özel hayatlarının yine o toplum, kamuoyu denilenlerce çok merak edildiği ama ben dahil o aydın, toplum önderi, lideri diye bilinenler de baskıcı toplumun etkisinden kendilerini kurtaramayıp, sakladıkları, öteledikleri ve bunu yaparken de daha da gizemli hale getirdikleri özel hayatları ile savaşır, dururlar.
Şimdi siyaset ve ekonomi ilgili esaslı yazılar yazmaya çalışan biri olarak tanınan benim durup, durduk yerde buna neden ihtiyaç duyduğumı soranlar da olacak biliyorum.
Ve “Bu nerden çıktı, ekonomi çok kırılgan durumda, ne ilgisi var özel yaşananları sık sık dile getirmenin?” diyebilirsiniz? Çok ilgisi var anlatayım! Ancak benimde aralarında olduğum birçoklarının hataları, günahları sebebi ile işlemek isteyişleri dolayısıyla fasulyeyi doların değerine kadar liraya çıkarıp onore edenleri kutlayarak başlayayım…
Ve tam da burada; Onca fabrika, iş yeri kapanıp, kiracı arandığı bir zamanda bir günde bir ilde 300 fabrika açma törenleri yapanların ülkeyi üçe katlayan, görmediğimiz bolluğu yaşatan, varlık kuyruklarıyla tanıştıran, çevreyi- yeşili- ağacı- ormanı koruyan, çiftçiyi abad eden, ülkemize topyekun çağ atlatan, bizi sarayla, köprüyle, alt geçitle, duble yolla, AVM’yle, gökdelenle tanıştıran yönetime değil de özel hayata dokunmak geldi içimde kaynayan ve her an patlayıp beni ve patlatanları da yakacak olan volkanı az da olsa soğutmak için..
Aslında benim yaşadıklarımı yaşayan ama ”sus ya, dur kız, etme oğul”baskılarının etkisiyle özelleriyle, iç dünyaları ile hep savaşanların sayısı da pek fazladır, benim gibi bu konuya da cesaret edip, dem vuranlardan..
Yani, ”Özel hayatın özgürlüğü var” deyip, başka ülkelerin özgürlüklerine müdahale etmekle geçinen sözde medeni batı dünyasının gazına gelip, kardeşi, kardeşe kırdırmaktan çekinmeyen ülkelerin başında gelen Irak’tan, Suriye’den ve Ermenistan’dan daha şiddetli bir şekilde iç dünyalarında savaşanlar hakkında bazı bilgiler vermeye çalışalım!
Söz buraya gelmişken; İktidarın nimetleri ile televizyon ekranlarına sıkça çıkan, mitinglerde konuşan, bilboardlara yerleşen, reklam afişlerinden, otobüs duraklarından, bina cephelerinden, üst geçitlerden, köprülerden dev posterleriyle el sallayan, seçim kampanyasını tek adaymış gibi götüren, bağıra çağıra yaptığı tüm konuşmalarında; yüzüne gergin bir ifade, çatık kaşlar, sert ifadeler yerleştirenler gibi bende bizlere gerçekleri hatırlatmayı görev saydığımın da bilinmesini isterim.
Yeri gelmişken; “Ekonomik krizden güçlenerek çıktık!” diyen damat bakanın esip gürlemesini, Ortadoğu, Arap Baharı, Akdeniz ve Ege’den sonra Kafkaslara uzanıp, kapısını kapatarak, dünya ile ilişkisini kestiğimiz Ermenistan’ın bir kez daha saldırdığı “Azerbaycan kardaşımızın arkasında dağ gibiyiz” sözlerini bir kez daha düşünelim!
Çünkü bu şekilde gürlediğimizde olayın üzerinden kısa bir süre geçmeden bir anda sus-pus olan ardından en önce masaya oturan yine biz oluruz ama iktidarımızın da ömrü uzar her ne hikmetse..
Neyse gülmeyen, kahkaha atmayan, neşesiz insanlar artmışsa, insanımız hep tedirgin, hep sert, hep somurtkan hale gelmiş, ya da getirilmişse orda durup derin derin düşüneceğiz. Bunun nedeni nedir, ya da niye böyle oldu sorusuna özelimizde yaşananlara kafa yormalı, hatta cami imanına olmazsa da günah çıkarma kafesi olarak bildiğim Kilise’ye gidip papaza pardon medeni adıyla psikoloğa gidip içimizdeki yanan volkanın nedenini anlatmalıyız diye düşünürüm.
Tabi, dün tesadüfen rastladığım o psikoloğa yaşadıklarımı ayak üstü anlatmaya çalışıp, merhem isterken yaşadıklarımla, anlattıklarımla bir anda onunda benden beter kendi iç dünyasında yaşadıklarıyla savaştığını ve anlattığım özellerimle onun yaşadıklarıyla kendisini baş başa bıraktığımı ve ”Sen sadece kendin mi sanır sın?” dercesine ”topuğa kuvvet” bir anda yanımdan kaybolup gideceğini de hesaba katarak…
Ha unutmadan kendi hata ve günahlarım yüzünden tanışıp, değer verdiğim ve birçokları gibi onunda kendisini dev aynasında görerek, akıllı, sadık diye kendisini yutturan ve beni, çevresini, sanalda bol bol paylaştıklarını sözde beğenip, gaz verenleri kandıran fasulyenin faydalarını, zararlarını ve nasıl olup bir anda kendisini nimet saymasını bir dahaki yazıma bıraktığımı da bilmenizi isterim.
Çünkü güneşe doğru uzanırken yanındakinin omuzuna bastığını fark edemeyen Ayçiçeği gibi kendisini nimetten sayan ama sadece ilkokul öğrencilerinin aldıkları ödevin ardından pansuman pamuğun içinde yetiştirdikleri bir Fasulye olan ve yaşamı boyunca görmediği, tatmadığı ve senin gibi birilerini benzettiği, yüzü parlak, sıcak ama içi karanlık ve kor dolu güneşe uzanmak için avını yemek, yutmak için ağaç dallarında gezen Yılan misali sana sevgiyle, saygıyla sarıldığını hisseder gibi yaparken, aslında seni boğduğunu bilen biri olarak…
.jpg)
HANGİ TARAFTASIN? BAŞKAN SEN BU SEÇİM DE..
Orada mısın, Burada mısın?..
*FARUK KÖKSOY’IN GÖRÜNTÜDE ATALAY’IN KALBEN KAYA’NIN YANINDA OLDUĞU İLERİ SÜRÜLÜYOR..
arşiv haber 27/04/2105 tarihli haber
**Kamuoyu net bir açıklama bekliyor..
Genel Seçimler Öncesi İki Arda, Bir Derede Kaldığı İleri Sürülen AK Partili Belediye Başkanı Faruk Köksoy’un İl Çevre ve Orman Müdürüyken Kendisini Belediye Başkan Adayı Yapan ve İki Dönem Seçimi Kazanmasına Yardımcı Olan Ardahan Eski Milletvekili, Şimdi ki Bağımsız Adayı Saffet Kaya ile Partisinin Mevcut Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın Arasında Nasıl Bi Yol İzleyeceği Merak Edilmektedir.
**PERSONELİ KAYA’NIN YANINDA!..
Yaklaşan Genel Seçimeler öncesi safların yavaş yavaş netleşmeye başladığı şu günlerde Ardahan siyaset arenasında en çok tartışılan konuların başında gelen birinci konu, AK Partili Belediye Başkanı Orman Mühendisi Faruk Köksoy’un hangi tarafta olduğu sorusu dikkat çekiyor.
Bu soruya neden olan ise Köksoy’un kendisini siyasete davet edip, iki dönem başkanlığı kazanmasına vesile olduğu ileri sürülen Ardahan eski Milletvekili, şimdi ki bağımsız Milletvekili Saffet Kaya ile şu anki partisinin Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın arasında nasıl bir yol izleyeceği olduğu görülmektedir.
Başta Başkan Köksoy’un Özel kalem Müdürünün babası olmak üzere bir çok belediye çalışanın ve Köksoy’a yakın siyasilerin Saffet Kaya’nın yanında olmasının bu sorunun sorulmasına neden olduğu dikkat çekerken, Köksoy’un da Saffet Kaya’nın partilisi Milletvekili hakkında söyledikleri karşısında susması ve Kaya’nın alacağı ileri sürülen oyların büyük bölümünün AK Partinin oylarının olduğunu bilmesine karşı net tavrını ortaya koymaması Köksoy’un bu seçimde hangisini seçtiğini akıllara getirmektedir.
**DAĞ DA, AÇILMAYAN ÖZEL İDARENİN OTELİNDE BİR ARAYA GELDİLER!
Başkan Köksoy’un Atalay’ın mı, Kaya’nın yanında olduğunun merak edildiği bir sırada AK Parti kurmayları geçtiğimiz hafta sonunu Yanlızçam Uğurlu Dağ Kayak Tesislerinde yaptırılan Dağ Otelinde bir araya gelerek, seçim öncesi izlenecek yolu tartıştıkları öğrenildi.
Geçmiş seçimlerde halkın içinde toplantılar yapmaktan çekinmeyen AK Partililerin zor geçeceği ileri sürülen önümüzde ki seçimler öncesi halkta kopuk, basından uzak küçük toplantılar ile ne yapacakları konusunu da bilgi alış verişinde bulundukları öğrenilen toplantıda 5 Mayıs’ta Ardahan’a gelecek olan Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nu karşılama programı üzerinde bilgi alış, verişin de bulundukları bilgisi alındı.