ARDAHAN BAROSU: DAHA NE KADAR ÖLECEĞİZ!..


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..


Gazeteci Fakir Yılmaz Yıldız En TV Programcılığına Başlıyor..


Her perşembe saat:16.30’da


Sizde ekrana konuksunuz..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


BASIN AÇIKLAMASI


 


Bizler; haklarınızın savunmanları, her daim “hukukun üstünlüğü” diye haykıran ancak etten kemikten oluşumuzu çoğunlukta göz ardı ettiğiniz; ne acıdır ki hep baktığımız davalarla özdeş tutup davanızın tarafıymışız gibi gördüğünüz; Saldırıya uğramamıza, dövülmemize, bıçaklanmamıza, silahla vurulmamıza ve korun(a)mamıza tanık olduğunuz avukatlarız.


Bugün de hasım bellendik, bugün de yaşam hakkımız elimizden alındı. Biz bugün, Gebze’de öldürüldük! 


İcra memurlarıyla birlikte Kocaeli’nin Gebze İlçesi’nde bir eve hacze giden İstanbul Barosu üyesi meslektaşımız Avukat Ersin Arslan, ev sahibinin silahlı saldırısına maruz kaldı. Borçlu Y.Y. kendisini öldürmek kastıyla doğrudan göğsüne ateş etti, meslektaşımız kaldırıldığı hastanede maalesef hayatını kaybetti…


Meslektaşımız henüz 27 yaşında gencecik bir insandı. Görevi gereği gittiği haciz mahallinde katledildi. 


Acımız ve isyanımız tarifsiz büyüklüktedir. 


Artık yeter! 


Avukatlara yönelik her saldırıdan sonra yılmadan söyledik; Avukat, yargı mekanizmasının sacayağıdır, hakim ve savcı nasıl korunuyorsa, avukat da öyle korunmalıdır dedik. Savunmanın kutsallığından bahisle, uygulama ve söylemlerle meslek mensuplarımızı hedef göstermeyin dedik. Gün gelecek sizin de avukata ihtiyacınız olacak dedik.


Dinletemedik… Hakarete uğradık, dövüldük, bıçaklandık, öldürüldük.


Daha ne kadar öldürüleceğiz?


Gebze’de hayatını kaybeden genç meslektaşımız Avukat Ersin Arslan’a, Allah’tan rahmet, ailesine sabır ve dayanma gücü, üyesi olduğu İstanbul Barosu Başkanlığı nezdinde tüm meslektaşlarımıza başsağlığı diliyor; Gözaltına alınan saldırganın en ağır cezaya çarptırılması için yargılama aşamasında davaya müdahale talebinde bulunacağımızı bu vesileyle kamuoyuna duyuruyoruz.


 


1. Adana Barosu


2. Adıyaman Barosu


3. Afyonkarahisar Barosu


4. Ağrı Barosu


5. Aksaray Barosu


6. Amasya Barosu


7. Ankara Barosu


8. Antalya Barosu


9. Ardahan Barosu 


10. Artvin Barosu


11. Aydın Barosu


12. Balıkesir Barosu


13. Bartın Barosu


14. Batman Barosu


15. Bilecik Barosu


16. Bingöl Barosu


17. Bitlis Barosu


18. Bolu Barosu


19. Burdur Barosu


20. Bursa Barosu


21. Çanakkale Barosu


22. Çankırı Barosu


23. Çorum Barosu


24. Denizli Barosu


25. Diyarbakır Barosu


26. Düzce Barosu


27. Edirne Barosu


28. Elazığ Barosu


29. Erzincan Barosu


30. Erzurum Barosu


31. Eskişehir Barosu


32. Gaziantep Barosu


33. Giresun Barosu


34. Gümüşhane-Bayburt Barosu


35. Hakkari Barosu


36. Hatay Barosu


37. Iğdır Barosu


38. Isparta Barosu


39. İstanbul Barosu


40. İzmir Barosu


41. Kahramanmaraş Barosu


42. Karabük Barosu


43. Karaman Barosu


44. Kars Barosu


45. Kastamonu Barosu


46. Kayseri Barosu


47. Kırıkkale Barosu


48. Kırklareli Barosu


49. Kırşehir Barosu


50. Kilis Barosu


51. Kocaeli Barosu


52. Konya Barosu


53. Kütahya Barosu


54. Malatya Barosu


55. Manisa Barosu


56. Mardin Barosu


57. Mersin Barosu


58. Muğla Barosu


59. Muş Barosu


60. Nevşehir Barosu


61. Niğde Barosu


62. Ordu Barosu


63. Osmaniye Barosu


64. Rize Barosu


65. Sakarya Barosu


66. Samsun Barosu


67. Siirt Barosu 


68. Sinop Barosu


69. Sivas Barosu


70. Şanlıurfa Barosu


71. Şırnak Barosu


72. Tekirdağ Barosu


73. Tokat Barosu


74. Trabzon Barosu


75. Tunceli Barosu


76. Uşak Barosu


77. Van Barosu


78. Yalova Barosu


79. Yozgat Barosu


80. Zonguldak Barosu


 


 



KALE KAÇ HARFLİDİR?.. YA KALP?!


İnsanlığın yeniden gitmeye hazırlandığı Ay’dan bile görünen Çin seddinin, diğer adı olan kalelerin içinde yaşayanları  dışarıdan gelecek saldırılara karşı koruma görevinin yanı sıra aslında bir kent olduklarını bilmemiz gerekir. 

Çünkü tüm kalelerin içinde olanların sadece askerler değil, aileler, aşklar, güzel kızlar, delikanlılar ve onların büyükleri kısacası yaşamın olduğuyla çokta ilgilenmeyiz.

Ve kalelerin diğer bir yönü ve hiçte ilgilenmediğimiz tarafı ise bu küçük denen ama “tümü benim olacak” diyen Firavun’un, imparatorların, Hasan Sabbah’ların, padişahların yanısıra bir insan ömrünün tümünü görmeyecek kadar büyük olan bu dünyada, ilk yapıldığı gibi sapa sağlam kalan hiç bir kalenin kalmadığıdır. 

Zira her şey zamana ve azme yenik düşer..

Çünkü en korunaklı denen kale ve kalbin arzu, istek ve hırsın verdiği enerjiyle bir gün mutlaka bir yerinden gedik bulunup, içine sızıldığı, yakılıp, yıkıldığı, bu yetmezmiş gibi talan edilip, virane halde geride bırakıldığının o kadar çok örnekleri vardır ki.. 



Ve bu kale, kulelerin mutlak işgal edilip, ele geçirildiği şu dünya da sakın kimse demesin, ‘benim kaleme, yani kalbime dışarıdan, yandan, yöreden kimse giremez’ ve bunu diyenlerin er, geç yanıldıklarını da  işgal başladığında anlarsınız.. 

Her ne kadar fedailerine sahte cennet vaadeden Hasan Sabbah güçlü duvarları, sağlam surları, kocaman kilitli demir kapısı ve etrafına çevrilen askerleriyle her kuşatmaya karşı dimdik hazırlattığı Alamut kalesi vardı desenizde ve ‘Güçlendikce güçleniyor…. İzin vermiyordu oraya ait olmayanın içeriye girmesine.’ diye umutlansanızda..

Evet, çok zor kurmuştu orayı. İlmek ilmek, emek emek, birinin giripte talan etmesine izin vermeyecekti besbelli.. Fedaileri sorgusuzca emrindeydi.  Çünkü her birine Cennet vadedilmişti.

Cennetin anahtarı sadece alamutun sahibindeydi…. Ve ancak onun için sorgusuzca ölenler girebilirdi, Alamutun cennetine.. 

Ama bu güçlu denen̈ kaleye bile girebilmek mümkündü.. Ve hicbir duvar mutlak güce sahip değildi…

Lakin bunun için ölmek gerekti ve düşün ki içi sahte cennetti… 

Ama aşk okları, kardan yürütülen kayıklar dahil her yöntemin kullanılıp, aynı Ardahan gibi 2 bin rakımlı yükseklikteki yıkılamaz denilen Alamut Kalesinin 1256 yılında Hülagühan komutasındaki Moğol ordusu tarafından ele geçirilmiş olduğunu da bilmek gerekir..

Ve kaleninde Kalbin de 4 harfli olduğu bilinsede her zaman 3 harfliye teslim olduğuydu..



Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


Ardahanlı Avukat:


Saraylar Bize Hep Sorun Olmuştur..


arşiv haber 17/01/2018 tarihli haber


ğuştan görme engelli Barosu olmayan Ardahanlı Avukat Berrak Çağlar: Saraylar bizler için handikap Avukat Berrak Çağlar, içinde adalet olmayan adalet saraylarından şikayetçi..


Baro Başkanı da Ardahanlı olan Kocaeli Barosu üyesi avukat Berrak Çağlar, doğuştan görme engelli. Dokuz yaşında ilkokula başlayabildi. Okul hayatı boyunca ailesinden uzaktaydı. Deniz Gezmiş’in avukatı Halit Çelenk’i örnek alarak avukat olmaya karar verdi. Şarkışla ağıdındaki “Deniz mahkemeye düşmüş avukatı ben olayım” dizeleri de avukat olmaya karar vermesinde etkili oldu. Şimdi 43 yaşında. Tutuklu meslektaşları için yürütülen mücadelenin aktif bir üyesi. “Onlar özgürlüklerine kavuşana kadar elimizden geleni yapacağız. Mücadeleleri mücadelemiz, davaları davamızdır” diyor. Halk için avukatlık yaptığını söylüyor. Çağlar ile Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde bir araya geldik, görme engelli avukat olmanın zorluklarını konuştuk.


 


-Doğuştan görme engelli biri olarak eğitim hayatınız nasıl geçti?


 


Ardahan’da doğdum. Bir şansım şuydu. Henüz beş yaşındayken Ardahan’da ana okulu açılmıştı. O dönem okul öncesi eğitim alabilen belki de tek görme engelli bendim. O dönem körler okulu çok azdı. İlk okula gidebilmek için kayıt yaptırıp, sıranın bana gelmesini bekledim. Dokuz yaşında Kahramanmaraş’ta körler okuluna başladım. Yatılı kalıyordum. O dönem her şey çok daha zordu. Görme engeliler için kabartma kitap yoktu. Çocuk klasiklerinin bir çoğundan eksik kaldım. Bir hocamız kabartma harita yapardı bizim için… Daha sonra İzmir ve  İstanbul’da görme engeli olmayan öğrencilerle okuyarak ortaokul ve lise eğitimimi tamamladım. Ders kitaplarını kasetlere kaydettirip dinliyordum. Bir araştırma yapmak istesem kitaplardan yararlanamıyordum. Üniversiteye hazırlanmamda annemin çok büyük emeği var. Tüm soruları benimle çözüyordu. 1995 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’ni kazandım. Yasaları ve dersleri takip etmem sıkıntılıydı. Samanlıkta iğne aramak gibi bir şeydi görme engelilerin eğitimi. Arkadaşlarla dayanışarak tamamladık. Stajın ardından 15 yıl vergi dairesinde memur olarak çalıştım. Emekli oldum. Daha sonra serbest avukatlığa başladım. 


 


– Kamuda avukatlık neden yapmadınız?


Kamuda avukatlık yapmayı kendime uygun görmedim. Karşınızda kamunun yaptığı bir haksızlık var ve siz onu savunmak zorunda kalıyorsunuz. 2006 yılında Maliye Bakanlığı kamu avukatlığı sınavı açmıştı. Bu sanavı kazandım. Gitmeyi düşünmüyordum zaten. Tam o günlerde Davutpaşa’da bir havai fişek fabrikası patladı. 22 işçi hayatını kaybetti. Biz gördük ki bu 22 kişinin hiç birinin sigortası yok. Düşünesenize kamu avukatı olsaydım böyle bir dosya benim elime gelecekti. 


 


– Adliye koridorlarında zorlanıyor musunuz?


İçinde adalet olmayan büyük büyük adalet sarayları yapıldı. Bu saraylar görme engelliler için tam bir handikap çünkü erişim engeli var. Adliyeye girdiğiniz anda bir görme engelli olarak muhakkak yardım almak zorunda kalıyorsunuz. Hangi mahkeme nerede belli değil. Çok fazla karışık. Eşim genelde bana yardımcı olur, o dahi zorlanıyor. Görme engellilerin kullandığı sesli yazılımları UYAP’ın bazı programları desteklemiyor. Bu nedenle büyük sıkıntı yaşanıyor. UYAP’tan dilekçe göndermek görme engelli avukatlar için çok zor.


 


-Tutuklu Halkın Hukuk Bürosu (HHB) avukatlarının yükünü omuzlamış durumdasınız…


Meslek büyüğümüz Behiç Aşçı devrimci avukatlığın, halkın avukatlığının nasıl yapılması gerektiğini 293 gün sürdürdüğü açlık greviyle öğretmiştir. Özgür Yılmaz üniversiteden arkadaşım. Çok mutlu oluyorum onla beraber okuduğum için. Diğer tutuklu arkadaşlarımla da paylaşımım çok fazla tüm HHB’li avukatları sevgiyle analım. Onlar yaptıkları avukatlık nedeniyle tutuklandılar. Ezilenlerin Hukuk Bürosu’ndan Özlem Gümüştaş ve Sezin Uçar da tutuklu. Nedeni aynı. Gerçekleri söylemeleri ve avukatlık tarzları… Mafya baronlarının, silah ve tarihi eser kaçakçılarının avukatlığını yapanlar sorgulanmazken, halkın avukatlığını yapanlar tutuklanıyor. Bu yolla halk susturulmaya çalışılıyor. Meslektaşlarımız bugüne kadar çok önemli davaları omuzladılar.


Kimsenin endişesi olmasın  arkadaşlarımız çıkana kadar, hapishanelerde kimseyi yalnız bırakmayacağız. 


 


-Tek tip kıyafet resmileşti. Öyle gözüküyor ki tutuklu avukatlara da giydirilmeye çalışılacak…


Tek tip kıyafetin asıl amacı kişileri onursuzlaştırmak, suçlu damgası vurmaktır. Ama bu insanlar suçlu değil. Bu insanlar devrimci. 12 Eylül’de de tek tip kıyafet uygulanmaya çalışıldı. Tutsaklar buna ölüm orucu ile karşılık verdi. Bu uğurda can verenler oldu. Meslektaşlarımız ve devrimci tutuklular bu kıyafetleri giymeyeceklerini söylediler. Ben de tutuklu olsaydım asla bu kıyafetleri giymezdim. Sözlerimi avukat Selçuk Kozağaçlı’nın sözleriyle bitireyim. ‘Haklıyız. Kazanacağız.’ Ahmet Şık’a da sevgilerimi, selamlarımı iletiyorum.


HDP Ülke ve Yerel Siyaset Yapmalı..








  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com


AK Parti, CHP, MHP ve diğer partilerin koru halinde savaş tam tam tamları çaldıkları şu günlerde gözlerin üzerinde olduğu HDP’nin yeni bir sınır ötesi operasyon olan Afrin operasyonun da nasıl bir yol izleyeceği merakla bekleniyor.

Afrin emrini veren Başkan Erdoğan’ın, ‘başınızı kaldırırsanız ezeriz’ diyerek korkutmaya çalıştığı ancak genel başkanı ve onca vekilinin içeri atılmasına karşın oyunu ve kamuoyunu aynen koruyan HDP’nin hiçte korkmadığını ve uyması istenen savaş korusuna uymadığını görmekteyiz.

Evet, ‘bu ülkede siyasetten en büyük baskı ve sıkıntılar içinde olan partinin HDP olduğunu ama bir o kadar da direncini koruyan siyaset tarafında HDP’dir’ denecek süreci yaşayan HDP’nin bu süreçte ne yapması gerektiğine bakacak olursak HDP işini, ülke ve yerel siyasetini yapmalı derim..

Yani savaş çığırtkanlığı yapmayacağını belirten HDP’nin başta ABD’nin olmak üzere Kürtleri Türkye başta olmak üzere bölge ülkelerine karşı koz kullanıp, kullanan ve ardından satan AB’ye en iyi dersi verip, ülkesinin içinde ki iç sorunlara eğilmeli..

Yani, ‘Afrin başta olmak üzere sınır ötesi olayları görmezden gel’ demesekte, ‘çokta içinde ol, kızılca kıyamet kopar’ da demiyoruz..

Çünkü artık oralar da Kürtler üzerinde birilerinin satranç oynadığını görmesi gereken HDP ve Türkiye’nin çok ama çok dikkatli olması gerekir..

Ve bu işlerin başında hep silah tüccarlarının kazancı, bölge insanlarının zararı olduğunu HDP dahil, bu güzelim ülkemin şu anki idarecileri de anlamalı, bilmeli ve ona göre hamlesini, hamlelerini birlikte atmalılar..

Ve bana soracak olursalar HDP olarak Başkan Erdoğan’la bir randevu isteyip, Afrin konusunda Türkiye’ye sağlayacakları katkıları konuşmalı, tartışmalı hatta şartlarını ortaya koyarak bu ülkenin en büyük 3. büyük partisi olduğunu hem saraya hemde kamuoyuna bir kez daha anlatmalı ortaya koymalı..

Çünkü öyle militanca siyasetin artık tutmadığını ve oy almak, taraf toplamak, güçlü olmak için politik, diplomatik olarak adım atılması gerektiğini, Ardahanlı Genel Başkanı olan HDP’de anlamalı, bilmeli..

Örnek mi;

Ardahan’daki yerel siyasetten başlayıp, Yalanızçam Uğurludağ Kayak Tesisleri ile ilgili tartışmalara katılmalı, kar ve buzların altında kalan çöplerin neden toplanmadığını sormalı, tüccar bulamayan hayvan yetiştiricilerinin saman ve yem derdini gündeme getirmeliler…

Ulusal da ise CHP, MHP, İP gibi AKP’nin arkasına takılmaktansa, zeytin dalı adı verilen Afrin operasyonu ile ilgili değil, Gemlik’te ki beton projelerine teslim edilmek üzere olan zeytinliklere sahip çıkmalı, her gün sessiz, sedasız gelen zamlarla sıkışan ekonomiyi sorgulamalı, bonzaiyi, eroin, esrarı, trafiği masaya yatırmalı ve kavga değil, siyaset yapmalı derim..

 
 


**AKP’de MHP’li Avukatlar Korkusu


*10/09/2017 Tarihli Haber


1 Kasım’da yenilenecek olan genel seçimler öncesi adaylarını belirlemeye çalışan partilerin başında gelen Milliyetçi Hareket Partisi’nin Ardahan’da aday göstereceği ileri sürülen iki Avukat sağ oyları kendilerine sayan AKP’yi tedirgin etti.



Ardahan/Çıldırlı Avukat Gökhan Ağdemir ve Ardahanlı Av. Osman Nuri Yıldız’ın da aralarında bulunduğu MHP Ardahan Milletvekili Aday Adayları Ardahanlı seçmenlerin olduğu gibi sağ oyları kendi potasında sayan AKP’nin de dikkatini çekti.


**BAYDAR’I ANKARA’YA ÇAĞIRDI..


Her iki Avukat’ın aday gösterimesi halinde sağ oylar olarak bilinen oyların bölüneceğinden korkan AKP buna karşılık yeni bir arayışa girdiği ve AKP’den aday olan eski AK Parti İl Başkanı ve İl Genel Meclis Üyesi, MHP Kökenli Veteriner Hekim Yunus Baydar’ı acil olarak Ankara’ya çağırdı.

AKP’nin Yunus Baydar’ı önümüzde ki aday göstererek hem MHP’ye gidecek olan sağ oyların önüne geçmeyi hedeflediği, hem de Kürt ve sol seçmene yakınlığıseçimler öncesi  ile bilinen Baydar aracılığıyla son iki seçimdir düşüşte olan oylarını korumaya çalıştığı ileri sürüldü.


**OSMAN NURİ YILDIZ İSMİ 

AKP TABANINCADA TANINIYOR..

Sağ oylarının büyük bölümünün bulunduğu Ardahan’ın Çıldır ilçesini temsilen aday aday olduğu belirtilen Av. Gökhan Ağdemir’den sonra Ardahanlılar tarafından yakınen tanınan Ardahanlı Avukat Osman Nuri Yıldız’ın MHP’de aday olması MHP’ye hareketlilik getirdiği dikkat çekerken, Osman Nuri Yıldız AK Parti tabanınca da tanınan bir isim.

DYP’den sonra bir dönem de AK Parti’de siyset yapan ve İl Başkanlığına aday olan Av. Osman Nuri Yıldız ile Av. Gökhan Ağdemir’in MHP’nin listesini paylaşmaları bekleniyor. 


**KONUĞU ONDAN CANLIYDI..



GAZETECİ Fakir Yılmaz’ın SEYMEN TV’de Hazırlayıp, Sunduğu ve Her Cumartesi Günleri Saat 20.00’da Başlayan, ‘Fakir Yılmaz İle İş Dünyası’ Adlı Programının Bu Haftaki Konuğu Ardahanlı İşadamı ve Siyasetçi Hümmet Tatar Oldu. 


Tatar’ın Gazeteci’den daha canlı olduğu yayında Ardahan’a yatırım yapmayı düşünen iş adamlarına yerelden yardım edilmesi ve yol gösterilmesine dikkat çekildi.


 


**ARDAHAN’DAN ENSON HABERLER..


**HAVALANI İSTENEN ARDAHANLI BAKAN:


‘BANA OYMU VERDİNİZ Kİ HAVALANI İSTİYORSUNUZ?!’



7 Haziran Genel Seçimleri öncesi partisini pasivize edip, AKP’nin oy almasını sağlamakla suçlanan ve bu nedenle BBP Genel Başkanlığından istifa etmek zorunda kalan Ardahanlı siyasetçi Yalçın Topçu geçici bakan olur olmaz gittiği memleketi Ardahan’da Ardahanlıları şoke eden bir açıklamada bulundu.


Geçici Kültür ve Turizm Bakanı olan Ardahanlı Yalçın Topçu bakan olduktan sonra ilk ziyaret ettiği memleket doğup, büyüdüğü memleketi Ardahan’da bir gazetecinin ‘Sayın bakan Ardahalılar sizden havaalnı istiyor, bu yöndeki düşüncenizi açıklarmısınız?’ şeklinde ki soruya, ‘Benden havaalanı isteyen Ardahanlılar bana oymu erdiler ki havaalanı yaptıryayım’ demesi dikkaterden kaçmadı.


Bilindiği gibi Topçu BBP Genel Başkanı iken geldiği Ardahan’da partisine oy istemiş, ancak sıfır çekmişti.


Öte yandan daha önce BPD’li Milletvekillerine çiçek veren Kutluhan Akçay isimli bir vatandaş bu kez ülkücü camiada gelen Topçu’ya çiçek verdiği görüldü.


Ardahan’a giden geçici bakanın svaş dilli bir açıklama yapması ise hemşehrileri tarafından onay almayan bir konuşma olarak değerlendrilidi.


*CHP İL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU’NUN ADAYINA KARŞI MI?


1 Kasım’da yapılacak olan Genel Seçimler öncesi İŞİT tarafınan kaçırılan Ardahanlı Konsolos/Büyükelçi Öztürk Yılmaz’ın CHP Genel başkanı tarafından aday gösterilmesi, gerek ülke siyasetinde, gerek ise CHP Ardahan’da büyük ilgi görürken Ensar Öğüt’ün İlimdar Senem ile Cantürk Sırrı Atalay Cantürk’ü harcayıp yerlerine atadığı ileri sürülen Fevzi Uygur’u memnun etmedi.


Yugur’un Ankara’ya giderek Öztürk’ün aday edilmemesi istediği iddia edilirken, Uygır’un bu daranışı gerek Ardahan kamuoyunda gerek ise CHP tabanında rahatsızlık yarattığı görülüyor.


**Kokart ile Hamitoğlu Yeniden Aday Aday Oldular..


7 Haziran genel Seçimlerinde HDP’den Milletekili Aday Adayı olan iki isim 1 Kasım’da yenilenecek olan genel seçimlerde yeniden aday aday oldukları öğrenildi. Bilindiği gibi Av. Yaşar Kaya’da HDP’den aday olduğunu daha önce açıklamıştı.


 


ESENYURT’A FUTBOL KARATAY’A EMANET


Amatör 1.Küme ekiplerinden Esenyurtspor’da yeni sezonda futbol Göleli işadamı Veysel Karatay’dan sorulacak.


 DSC 0107


Kulüp Başkanı Hasan Kara’nın, Karatay’dan takıma ağırlığını koymasını istediği belirtildi. Bir dönem Kara’nın umreye gittiği dönemde vekaleten de başkanlık görevine soyunan Karatay bu sezon A takımla ilgili her konuda tam yetkili olacak. Cuma akşamı yeni teknik direktör Fuat Cörüt’ün futbolculara tanıtıldığı toplantıda Kara’nın futbolun patronu olarak da Veysel Karatay’ı takdim ettiği belirtildi.


DSC 0128 Kopya


 Kara yaptığı açıklamada “Futboldan sorumlu başkan yardımcılığına Veysel Karatay getirildi. Belki kendisi birkaç ay sonra bu kulübün başkanı olacak arkadaşımız. Büyük emeği var bu kulüp üzerinde. Futbol şube sorumlusu o. Takımda gidecek ve kalacak oyuncular hakkındaki kararları da hocalarımızla birlikte Karatay verecektir.” diye konuştu.


EREN YUVADA KALDI


Öte yandan Esenyurtpor’da iç transferde önemli bir imza geldi. Geçtiğimiz sezon oynadığı futbolla takımın ortasahadaki önemli bir yükünü taşıyan Eren’le yeni sezon içinde anlaşma sağlandığı, tecrübeli oyuncunun önümüzdeki haftadan itibaren takımla birlikte antrenmanlara başlayacağı bildirildi.


Haber: İskender KORDU


 



KALE KAÇ HARFLİDİR?.. YA KALP?!


İnsanlığın yeniden gitmeye hazırlandığı Ay’dan bile görünen Çin seddinin, diğer adı olan kalelerin içinde yaşayanları  dışarıdan gelecek saldırılara karşı koruma görevinin yanı sıra aslında bir kent olduklarını bilmemiz gerekir. 

Çünkü tüm kalelerin içinde olanların sadece askerler değil, aileler, aşklar, güzel kızlar, delikanlılar ve onların büyükleri kısacası yaşamın olduğuyla çokta ilgilenmeyiz.

Ve kalelerin diğer bir yönü ve hiçte ilgilenmediğimiz tarafı ise bu küçük denen ama “tümü benim olacak” diyen Firavun’un, imparatorların, Hasan Sabbah’ların, padişahların yanısıra bir insan ömrünün tümünü görmeyecek kadar büyük olan bu dünyada, ilk yapıldığı gibi sapa sağlam kalan hiç bir kalenin kalmadığıdır. 

Zira her şey zamana ve azme yenik düşer..

Çünkü en korunaklı denen kale ve kalbin arzu, istek ve hırsın verdiği enerjiyle bir gün mutlaka bir yerinden gedik bulunup, içine sızıldığı, yakılıp, yıkıldığı, bu yetmezmiş gibi talan edilip, virane halde geride bırakıldığının o kadar çok örnekleri vardır ki.. 



Ve bu kale, kulelerin mutlak işgal edilip, ele geçirildiği şu dünya da sakın kimse demesin, ‘benim kaleme, yani kalbime dışarıdan, yandan, yöreden kimse giremez’ ve bunu diyenlerin er, geç yanıldıklarını da  işgal başladığında anlarsınız.. 

Her ne kadar fedailerine sahte cennet vaadeden Hasan Sabbah güçlü duvarları, sağlam surları, kocaman kilitli demir kapısı ve etrafına çevrilen askerleriyle her kuşatmaya karşı dimdik hazırlattığı Alamut kalesi vardı desenizde ve ‘Güçlendikce güçleniyor…. İzin vermiyordu oraya ait olmayanın içeriye girmesine.’ diye umutlansanızda..

Evet, çok zor kurmuştu orayı. İlmek ilmek, emek emek, birinin giripte talan etmesine izin vermeyecekti besbelli.. Fedaileri sorgusuzca emrindeydi.  Çünkü her birine Cennet vadedilmişti.

Cennetin anahtarı sadece alamutun sahibindeydi…. Ve ancak onun için sorgusuzca ölenler girebilirdi, Alamutun cennetine.. 

Ama bu güçlu denen̈ kaleye bile girebilmek mümkündü.. Ve hicbir duvar mutlak güce sahip değildi…

Lakin bunun için ölmek gerekti ve düşün ki içi sahte cennetti… 

Ama aşk okları, kardan yürütülen kayıklar dahil her yöntemin kullanılıp, aynı Ardahan gibi 2 bin rakımlı yükseklikteki yıkılamaz denilen Alamut Kalesinin 1256 yılında Hülagühan komutasındaki Moğol ordusu tarafından ele geçirilmiş olduğunu da bilmek gerekir..

Ve kaleninde Kalbin de 4 harfli olduğu bilinsede her zaman 3 harfliye teslim olduğuydu..



Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php