SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..
Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Hazırlayıp Sunduğu ‘Fakir Yılmaz İle İş Dünyası’ adlı programımı izlemek için YouTube ArdahanTV kanalımıza abone olun..
https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw
‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Her Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yaşam TV’de
POSOF’TA ŞAP!..
Ardahan’ın Posof ilçesinde hayvanlarda oluşan şap hastalığı hayvanlara ve sahiplerine sıkıntılı anlar yaşatıyor.
Hastalık için başlatılan aşı seri bir şekilde devam ederken aşılama yapılmayan köylerde olumsuz etkilemeye devam ediyor. Yetkililer aşı yapılmayan köylere de en kısa zamanda tamamlanacağı müjdesini verdiler.
Kaymakam Murat Mete konu ile yakından ilgilendiklerini ve bazı köyleri bu konuda karantinaya aldıklarını belirterek kısa zamanda tedavilerin tamamlanacağını belirtti.
**SARHOŞ KÜFÜR ETTİ, TUTUKLANDI..
Ardahan’da alkollü araç kullanan arkadaşına trafik cezası kesen polislere direndiği ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a yönelik hakarette bulunduğu gerekçesiyle gözaltına alınan şüpheli tutuklandı.
Alınan bilgiye göre, Kongre Caddesi’nde denetim yapan ekipler, alkollü sürücünün kullandığı aracı durdurdu.
Sürücü İ.B’ye alkollü araç kullanmaktan cezai işlem uygulayan ekiplere zorluk çıkararak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik hakarette bulunduğu iddia edilen araçtaki B.S. gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen B.S, nöbetçi sulh ceza hakimliğince “görevli memura görevi yaptırmamak için direnme”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “kamu malına zarar verme” suçlamasıyla tutuklandı.
**JANDARMA SİTE KAPATTIRDI!
Ardahan İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan incelemelerde yasadışı bahis ve müstehcenlik içeren 66 web sitesi erişime kapatıldı.
Ardahan İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Kısım ekiplerince, son bir ay içerisinde açık kaynak araştırma faaliyetleri kapsamında Amerika, Hollanda, İran, Fransa, Rusya ve Taivan ülkeleri üzerinden illegal yayın yaptığı tespit edilen; (33) adet müstehcen içerikli, (33) adet yasadışı bahis sitesi olmak üzere, toplam (66) adet siteye idari tedbir uygulanması ve erişimin engellenmesi kararı verilmesi sağlanarak söz konusu siteler erişime kapatıldı.
ARDAHAN’DA YARAMALAI KAZA!
Ardahan’da otomobilin devrilmesi sonucu 4 kişi yaralandı.
Sürücüsü henüz belirlenemeyen 06 FB 9620 plakalı otomobil kent merkezindeki çevre yolunda devrildi. Kazada, otomobildeki Mecit Cansın Özer, Abdülkadir Arslan, Muhammet ile Batuhan Başdemir yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı.
**KURT ÇARŞIYA İNDİ..
Ardahan merkezde yiyecek bulabilmek için yerleşim yerine inen kurt, bir vatandaş tarafından cep telefonu ile görüntülendi. Soğuk havaların etkili olduğu kentte yiyecek bulmakta zorlandığı tahmin edilen bir kurt, kent merkezine inerek mahalle aralarında yiyecek aradı. Bir Ardahanlının çalıştığı iş yerinden aracıyla evine gittiği sırada yiyecek arayan kurtla karşılaştı. Aracıyla ilerlerken cep telefonuyla o anları kaydeden Ardahan çektiği görüntülerde, bölgede yiyecek arayan kurdun daha sonra yerleşim yerinden uzaklaştığı görülüyor.


.jpg)
Türkler, Kürtler ve Akan Kan..
Türklerin Anadolu’ya açılan kapısı Malazgirt Savaşını ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatı ile millileştirip, edebiyat yapanların bugün olduğu gibi dünkü tarihi de gölgelemek, gerçekleri saklamak hatta başka milletleri yok sayma hesapları içinde olduklarını okuduğumuz tarih kitaplarında, sanaldaki belgesellerde bir kez daha görüyor, üzülüyor ama gerçeklerin saklanamadığı ve er geç gün yüzüne çıktığı için buruk da olsa seviniyorum.
Evet, bugünkü kardeşçe yaşanan ülkede, Kürt, Türk, Çerkez, Terekeme, Alevi, Sünni kısacası birçok toplumun kardeşçe yaşayabileceğini defalarca ortaya koyduğu Türkiye’nin olduğu coğrafyaya kapıyı açan Malazgirt savaşında görülmek istenmeyen, gölgelenen, yok sayılan Kürtlerin etkisi nedense hiç ama hiç gündeme gelmez..
Halbuki; ‘kardeşiz’ denen 10 bin cevher askerli Kürtlerin katkısı ile Malazgirt savaşını kazanan Selçuklu Ordusuna, savaşta oluşturduğu Hilal stratejisini kendilerine siyasi bayrak sayan milliyetçi ayağında gidip Alpaslan’ı kahramanlaştıran ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatçıları niye Amca oğullarını yıllarca ‘Kart-Kurt’ deyip görmezden geldiler..
Bilmem desem de bildiğimi ama yorumunu sizlere bıraktığım bu konuya beni sokup, geren kardeş dediğim birinin gece WhatsAppıma attığı bir mesajın neden olduğunu bilmenizi isterim.
Çünkü o dönemde olduğu gibi bu dönemde de hala ‘Kardeşiz’, ‘Amcaoğluyuz’ deyip beyinciklerinin altında sakladıkları faşist düşüncelerini saklayamayanların başında geliyor, Hanaklı Tuncer Çelik abi gibiler..
Neyse yine de teşekkür ettiğim ve beni böyle bir araştırmaya sevk eden Tuncer abinin de bilmediği bir çok tarihi konu gibi bugün Karabağ’ı Ermenilerle paylaştıran ama onu da kahramanlaştırıp, Rusya’nın barış gücü’ maskesi adı altında oraya resmen yerleştiğini, yani sözde yanına aldığı Türkiye’nin başına iş açacağını saklayanlar gibi bizden gizlenen tarihe dönecek olursak en azından Youtube’ da Sultan Alparslan’ın Mele Yahya’ya sarılıp, amcaoğlum dediği “Kürt-Türk amca çocuklarıdır.” başlıklı videoları izlemenizi rica ediyorum.
İzleyemeyenler içinde aşağıdaki tarihi yazıya ve Malazgirt’i katkıları ile kazanan ve Anadolu’daki Müslüman devletlerden, Uz Türk boylarından, beyliklerden yardım alamayan, savaşı kazandıktan sonra Kürtleri yok sayan Alparslan’ın yine bir Kürdün elinden aldığı bıçak darbesiyle can vermesine bir bakalım derim…
İşte o yazı ve satır aralarında anlatmak istediğim;
1071 Malazgirt meydan muharebesi öncesinde Bizans İmparatoru Romen Diyojen, Doğu Roma ordusunda Frenk, Ermeni, Norman, Slav, Abaza… gibi farklı uluslardan ve Müslümanlığı kabul etmeyen Hristiyan Peçenek, Uz Türk boylarının içinde bulunduğu bu dünyanın en büyük ordusunu kurup Anadolu’ya sefere çıkar. Müslümanları Anadolu’dan çıkaracaklarını, Anadolu’yu kendi valilikleri arasında paylaşacaklarını, bütün camileri kiliseye çevireceklerini ve Müslüman devletlerine kendi ülkem gibi hâkim olmadan geri dönmeyeceğini bildirmişti.
Bunu haber alan Müslüman Selçuklu hükümdarı Alparslan Anadolu’daki Müslüman devletlerden, beyliklerden yardım talep eder. Bu çağrıya birçoğu şöyle cevap verir “Yeryüzünün en büyük ordusu Bizans ordusuna karşı durulamayacağını, yenileceklerini söyleyip” Alparslan’ın cihat çağrısına olumlu cevap vermemişlerdir. Kürtler, savaştan bir gün önce 25 Ağustos 1071’de Molla Yahya (Mele Yahya) 10 bin Kürt süvari savaşçı genciyle Alparslan’ın yanında yer alır.
Kürtlerin ileri geleni Mele Yahya (İmam Yahya) “Din kardeşlerimizin yanında cihat etmeye geldik.” demiştir.
Sultan Alparslan Mele Yahya’ya sarılır amcaoğlum “Kürt-Türk amca çocuklarıdır.” demiştir.
Yani; Malazgirt Muharebesinin kazanılmasında Kürtlerin büyük rolü olmuştur.
Tarihte ve günümüzde maalesef birçok kişi Kürtlerin, Batılı emperyalistlere karşı Türklere verdiği desteği yok saymakta ve Kürtlerin varlığını bile inkâr etmektedir.
Ve bir televizyon Programı sırasında “Malazgirt’te Kürtler yoktu” şeklinde ısrarla tweet atan takipçilere sinirlenen araştırmacı Murat Bardakçı, Malazgirt Savaşı’nda Kürtlerin rolüyle ilgili en önemli bilgi 13. yüzyıl yazarlarından Sıbt İbnü’l-Cevzi ismiyle tanınan Ebu’l-Muzaffer Yusuf’un “Mir’atü’z-zeman fi Tarihi’l-âyan” isimli eserinde şu şekilde geçtiğini söyler: “Az önce 10 bin Kürt de Sultan’a katılmıştı. Bununla beraber (sultan) Tanrı’dan sonra buyruğundaki 4 bin kişilik hassa askerine güveniyordu”. Şam’da yaşayan Sıbt İbnü’l-Cevzi, Malazgirt’ten yaklaşık 180 yıl sonra tarihini kaleme almıştır. Sıbt, 11. yüzyılın ikinci yarısına ait bilgileri 1088’de ölen Garsunni’me’nin “Uyunü’t-Tevârih” isimli eserinden almıştır.
Malazgirt Savaşı’na katılan Kürtlerle ilgili bilgi muharebeden yaklaşık 260 yıl sonra Kenzü’d-Dürer ve Câmiü’l-Gurer isimli bir eser yazan Memlük tarihçisi İbnü’d-Devaddari’de de vardır. Kenzü’d-Dürer’de bu konu “Sultan Alparslan’a Kürtlerden ve sâir kavimlerden olmak üzere 10 bin kadar insan da katılmıştı.” şeklinde geçer.
Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Malazgirt savaşında Türklerin yanında Kürtlerin de olduğunu söyledi. Ama Türk Tarih Kurumu eski Başkanı ve bir dönemde MHP’de Milletvekili olan Yusuf Halaçoğlu ‘sadece devşirmeler vardı’ diyerek Davutoğlu’nu yalanlamıştı.
Dolayısıyla dün olduğu gibi bugünde MHP Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ve birçokları Kürtleri hep yok saymıştır. Peki, bir ırkı geçmişinden koparmak, yok sayma düşüncesi, Kürtleri asimile etme politikaları ve Kürt’e dilini yasaklamak mıdır kardeşlik?!.
1071 Malazgirt Savaşından önce de Malazgirt topraklarında Kürtler yaşıyordu. Malazgirt adı da Kürtçedir. Malazgirt adını kelime kelime ayırıp sonra bir araya getirdiğimizde gerçek ortaya çıkmaktadır. Kürtçe 3 kelimeden ortaya çıkmaktadır. Kürtçe de 1) Me (biz) 2) lez (tez, çabuk, erken) 3) girt (aldık) kelimelerinden oluşur. Yani Malazgirt’in kelime anlamı ‘Biz erken tuttuk’ anlamına gelmektedir.
Şimdi Kürtleri yok sayanlara soralım eğer Kürtler olmasaydı Selçuklular Malazgirt Savaşı’nda Bizans İmparatorunu yenebilirler miydi?
İdris-i Bitlis’inin önderliğinde Kürtler olmasaydı Osmanlılar Çaldıran Ovasında Safevileri yenebilirler miydi?
II. Abdulhamit döneminde Kürt Aşiretlerinden oluşan Hamidiye Alayları etkisiyle doğu sınırı güvenlik altına alınabilir miydi?
Türkler, Çanakkale Cephesinde, Sarıkamış ve Kurtuluş Savaşı’nda amcaoğulları, bugün ‘Et-Tırnakız’ denen ama yeri geldiğinde beyinciklerinin içindeki faşist düşünceler ile bugün terörist ilan edilen ama Türkler gibi bu ülkenin sahibi olan Kürtlerin desteğini ve gerçek kardeşliğini görmüşlerdir.
.jpg)
ŞAP (DABAK) HIZLA GERİ DÖNDÜ!..
Geçtiğimiz aylarda günlerce karantinaya alınan Ardahan’da yeninden görülen Şap (Dabak) hızla il geneline yayılıyor.
Alınan bilgilere göre birçok hayvanın yeniden Şap’a yakalandığı, başta danalar olmak üzere onlarca hayvanın telef olduğu öğrenildi.
**EKONOMİ ETKİLENİR DİYE KARANTİNAYA ALMIYORLAR!
Konu hakkına açıklama yapan veteriner hekimler bir taraftan aşılamanın devam ettiği, diğer taraftan yeni bir Şap virüsünün bölgede etkili olmaya başladığını belirtirlerken yağmurlara rağmen dabak olan hayvanların aşıya dirençli yeni virüse dayanamayıp, kısa sürede hastalandıklarını belirtirlerken, yetkililerin ekonomi etkilenir diye karantinaya gitmediğini, bununda hastalığın yayılmasına neden olduğunu belirtmeleri dikkatlerden kaçmıyor.
*İNSANLARA FEÇEN HASTALIK.. ŞAP HASTALIĞI (DABAK)
Çift tırnaklı hayvanlarda görülen, çok bulaşıcı VİRAL bir hastalıktır. Ülkemizde daha çok sığırlarda sorun olarak görülür. Ekonomik yönden çok büyük kayıplara sebep olur. Ticarete ve dış ticaretimize engeller yaratır.
Ergin sığırlarda genellikle öldürücü değildir. Ancak; buzağılarda virusun doğrudan kalp kası üzerine etki göstermesi sonucu ani ölümler olur. Şap hastalığı ağız, ayak ve memelerde yaralarla klinik belirti gösterir. Belirtiler önce kabarcık şeklinde olup, sonra kabarcıkların sıyrılması sonucu yaralar ortaya çıkar. Hastalık ağızdan ip gibi salya akması, ağız şapırtısı, topallık ve dişilerde meme uçlarındaki yaralarla karakterize olup, ergin hayvanlar genellikle iki hafta içinde klinik olarak iyileşirler.
Şap hastalığı iyileştikten sonra meme ucu yaraları ile ilgili olarak meme iltihapları (mastitis) ve ayaktaki yaraların sonucu topallık gibi kalıcı problemler hayvanların ve işletmenin başına dert olabilir. Şap virusunun yedi tipi ( A,O, C, Asia 1, SAT1, SAT2, SAT3) ve bunların toplam 60 alt tipi bulunmaktadır. Tipler arasında çapraz bağışıklık söz konusu değildir. Ülkemizde bugünlerde A,O, Asia 1 tipi şap görülmektedir.
Şap virusu kuru ortamlara ve güneş ışığına dayanıksızdır. Ancak kışın hayvan dışkısında altı ay canlı kalabilir. Salyada 14 gün, sütte 9 gün canlı kalabildiği bildirilmektedir. Virus her türlü yol ile hızla bulaşır. Doğrudan temas en önemli bulaşma yolu olup, araçlarla, insanlarla, rüzgarla, sütle bulaşabilir. Hasta hayvanların idrarı, dışkısı, salyası, sütü ve eti bulaşma kaynağıdır. Virusun girişi ağız, burun, boğaz yoluyla olur. Yayılmada hayvan pazarları, ortak kullanılan suluklar ve meralar önemli rol oynar. Hastalık çıkmış yerin on kilometre yarıçapındaki bölge en çok tehlikeye maruz kalan bölgedir. Hastalık çıktığı duyulduğunda işletmeler derhal “ içine kapanmalıdır”. Yani hayvan, ot, saman, malzeme ve insan giriş çıkışı, kesinlikle önlenmelidir. Çalışanların zorunlu giriş çıkışı için giysilerin, çizmelerin değiştirilmesi ve dezenfeksiyon yapılması gibi önlemler alınmalıdır. Hastalık etkeni çamaşır suyu, çamaşır sodası ve sirkeye karşı hassastır. Çamaşır suyunun % 2’lik, çamaşır sodasının %4 ‘lük çözeltilerinin dezenfeksiyonda kullanılması uygun olur. Ağızdaki yaraların %10’luk yemek sodası (sodyum bikarbonat) çözeltisi ile yıkanması da rahatlatıcı ve iyileştirmeyi hızlandırıcı bir etki gösterir.
Şap hastalığında bulaşmanın en önemli yolu doğrudan temas olup, buradaki başlıca problem inkubasyon dönemi veya kuluçka dönemi dediğimiz klinik belirtilerin görülmediği zaman dilimidir. Dışarıdan bakıldığında henüz bir belirti görülmediği halde hastalık ilerlemekte ve bulaşma olmaktadır. Klinik belirtiler görüldüğünde ise iş işten geçmiştir. Başka bir yanıltıcı yol klinik iyileşmenin ardından hayvanların bir süre “ taşıyıcı” olarak kalmasıdır. Özellikle yutak bölgesinde altı ay ile 24 ay arasında virusun canlılığını koruduğu bildirilmektedir. Şap virusunun kuluçka süresi 2-14 gün arasındadır. Hastalık genellikle 3-5 gün içinde ortaya çıkar. Karantina süresinin bu bilgiler ışığında 15 günden az olmaması gerekir. Çiftliğe yeni getirilecek bir hayvanın, en az 15 gün karantinada tutulduktan sonra, diğerlerinin yanına konulması yerinde olur. Hastalık çıkmış bölgelerden, hastalık sönmüş dahi olsa, hayvan almamak en akılcı önlemdir.
Şap hastalığı zoonoz hastalıklar listesinde, yani hayvanlardan insanlara geçebilen hastalıklar arasında sayılmakla birlikte, böyle bir bulaşma çok nadirdir. Çift tırnaklı hayvanların bir hastalığı olduğundan insanlar bu viruse karşı duyarlı değildirler. Bağışıklık sistemi çökmüş, direnci kırılmış insanlara, çocuk ve yaşlılara bulaşma ihtimali olabilir.
Ülkenin genel olarak şap hastalığından korunması için alınacak önlemler, hayvan hareketlerinin kontrolü, kordon konulması ve hastalık çıkmış bölgelerdeki yolların hayvan hareketlerine kapatılması olabilir. Şap hastalığının teşhisi klinik belirtilere bakılarak kolayca konulabilir. Kesin teşhis ve tip tayini için laboratuvar testleri gerekir.
Hastalığın tedavisi yoktur. Ağız ve ayakların sodyum bikarbonat (yemek sodası) solüsyonu ya da sirkeli suyla silinmesi yararlı olur. İkincil enfeksiyonların önlenmesi için antibiyotik kullanılması yaygın bir uygulamadır. Hastalık daha önce de söylediğimiz gibi iki hafta içinde, belki bir takım hasarlar bırakarak, iyileşir. Hastalığın koruyucu aşıları vardır. Ülkemizde ikili, üçlü, dörtlü karma aşılar satılmaktadır. Bunlar A,O, Asia 1 ve bazen A.İran 96 tiplerine karşı hazırlanmış aşılardır. Aşılama buzağılar 4 aylık olduklarında başlamalı sekizinci ve on ikinci aylarda tekrarlandıktan sonra, 6 ayda bir rapellerle devam edilmelidir. Sürekli aşılama bağışıklığın devamlılığını sağlayacaktır.
ABD’nin samimiyetsizliği..
Suriye’de yıllardır yaşanan iç çatışmaların sebebinin kimler olduğunu, İŞID denen örgüte kimlerin destek verdiğini sorgulamayan Avrupa Birliği bölgede yaşanan göçün kendisine doğru geleceğinden korkarak, insan haklarını hiçe sayan, basın özgürlüğünü yok sayan, ağzını açanın kendisini kodeste bulduğu bir anlayışa teslim olmuş gibi..
Çünkü korkusu, ‘Siz benim içeri de yaptıklarıma bir şey derseniz, bende Suriyeli göçmeni üzerinize salaram’ tehdidi ve şantajı ile karşı karşıya olan AB insanlığı insanlık dramına satmış gibi, hem de 3 yok yok 6 Milyon Euro’ya..
AB’nin bu teslimiyeti ve de çıkarcı insan hakları savunuculuğuna tükürdükten sonra ABD’nin bugün orada olan Başkan’dan ne istediğine bir bakalım ..
Çünkü son günlerde kuyruğu İsrail’le birlikte bir şeyler çeviren ABD’nin bir kaç aydır Başkan’a karşı ırın, mırın ettiğini görüyor, gözlemliyor, Zarraf’ı paketlediğini görüyoruz..
Yani sanki sahtekar ABD, Başkan’ı sıkıştırmak, yeniden bir şeyler yaptırmak istiyor..
Oda yapacak ama onun da karşılığında eski hocasını istediği de sanki gündemin hızlı rüzgarı ve de fırtınasının arasına kayıp olup, gidiveriyor..
Evet, geçtiğimiz günlerde İncirlik’te bulunan personelin ailelerini Türkiye’yi terk etmesini isteyen ve yeni şeylerin yaşanacağın ı ima eden ABD’nin tümüyle İncirlik’te ve ülkemizde çekilmesi gerektiğini haykıran Kızıldere kahramanları gibi bende burada diyorum ki sahte dost, silah tüccarı, ABD’ye güvenmenin de bir bedeli var..
Çünkü dostluğun da çıkar olan samimiyetsiz ABD günü geldiğinde terk ederse, işler de hayallerde, ters, düz olur iyi biline..