Onca arazi ve meranın ekilip, biçilemediği ama bunu kullanmak isteyenlerinde adeta hainlikle suçlandığı şu günlerde bölgeye getirilen hayvanlar bir kaç cambazın, miras yedinin baskıları ile getirilen saçma yasaklar nedeniyle araçlardan indirilemeyince sıcaktan ve yeşil alana inememekten telef olmuşlardır. Oysa onların her biri birer milli servettir.
Kentin gelişimine neden olan bir çok önemli faktörü ve insan hareketinin düşünmeden gelişi güzel konulan yasakların bölge esnafına olduğu gibi kent merkezlerine yatırım yapanları da olumsuz yönde etkilediğinin görülmesi gerektiğine dikkat çekilirken, bu anlayışın var olanı da yok ettiği belirtilmekte.

Vergiye tabi olmayan, aldıkları kredi ve destekleri ‘seçimden seçime nasılsa af ediliyor’ düşüncesiyle geri ödemeyenlerin yasak anlayışına çanak tutan kamu görevlilerinin alınması gereken önlemlerin yasak anlayışı değil, tedbir, güvenlik işi olduğuna, uygulanan yasakların da bir an önce kaldırılması gerektiğine dikkat çekilmekte.

.jpg)
Hala ve neden hapiste olduğu anlaşılamayan Demirtaş’ın eşine yönelik atılan, ardından Kürtler, HDP seçmeni, Demirtaş hayranı ve sol cenahın hemen üzerine atlayıp ”AK Trol” zannettiği ama bana göre son yerel seçimlerde CHP’nin bir çok yerde belediye başkanı kazanmasına büyük katkı sunan ve seçtiği başkanların indirilen T.C’leri geri asması gibi beklenmedikleri yapan CHP’ye kızgın HDP’nin kapalı kapılar ardından yeniden konuşulduğu söylenen barış süreci iddiası öncesi ‘Olur ya HDP, AK Parti’ye yaklaşabilir!’ denilerek kurulan gizli el kozmik odadan atıldığına inandığım alçakça bir mesajı tartışmaya bile gerek görmüyorum..
A Haber gibi havuz medyasının habercilikten ziyade beyin yıkama makinalarına dönüşmesi dolayısıyla saçma sapan ama reyting yaptıran bir toplumun gereğini yapan Kanal 8 ya da Hind dizileri veya Ahmet Hoca’nın rol oynadığı dini kanallara yönelip, meşgul olmaya çalışan bir seyirci kitlesi dışında kendisini tutmaya çalışan bizlerin ‘hiç yoktan iyidir..’ deyip, yöneldiği tv kanallarının başını solcu, ulusalcı ya da NTV gibi ne suya ne de sabuna dokunan kanallara mahkûm gibiyiz.
Ve parası bol CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanlarını ekranlarından düşürmeyip, diğer CHP’li, kayyumlardan kalmışsa HDP’li İl ve İlçe, hatta Belediye Başkanlarını çok da ekranlarında göremediğimiz sözüm ona solcu ama bana göre ulusalcı televizyon kanallarının ekranlarına baktığımızda bir boşluk görmekteyim.
Yani iktidarın azda olsa göz kırpması halinde TGRT’yi sollayacak bir geçişle yön değiştireceğine inandığım bu kanalların iktidar partisi AK Parti ile onun avukatlığını, savunuculuğunu, hatta mecliste grup başkanlarına arkadan saldıracak kadar kabadayı pardon meclis ve bürokrat atama ortağı olan MHP’nin Belediye Başkanlarını bu çok demokrat, devrimci, eşitçi (!) kanallarda nedense göremiyoruz.
Bu ülkede solcu, ulusalcı, demokrat, eşitliği savunduğunu iddia edip ama ulusalcılığı ağır basan ünlü, ünsüz kanalarda AK Partili, MHP’li Belediye Başkanlarını, mevcut iktidar döneminde şu an adı, sanı duyulmayan IŞID’ın elinde 101 gün esir (!) kalan Öztürk Yılmaz kadar ekranlarda göremiyoruz.
Evet, evet AK Partiden ayrılarak, Gelecek Partisini kuran Davutoğlu’nun alnından öptüğü ve Büyükelçi olarak atanan ama beklenmedik bir anda CHP’den aday gösterilip, memleketlisi Ardahan’lıdan oy alarak, iki dönem milletvekili seçildiğini unutup, parti kuracağını söyledikten sonra her ne hikmetse onu da unutarak, orta ve yandaş denen kanalların günlük bulunmaz program konuğu, olmayı başaran Öztürk Yılmaz kadar dahi AK Partili, MHP’li başkanları gibi Davutoğlu’nu da ekranların da görememekteyiz..
Bunun nedeni acaba davet ediliyorlar da başta Başkan Erdoğan’dan olmak üzere onları il, İlçe hatta Mahalle başkanları gibi birer memurmuşcasına atayıp, kendilerini o makamlara aday gösteren partilerinden izin alamadıklarından mı yoksa bu solcu, ulusalcı denen kanallar sayelerinde reyting yapar diye mi bilmem ama bu ülkede CHP’li, HDP’li gibi birçok büyükşehir AK Partili ve İl, İlçeler de MHP’li Belediye Başkanları da var diye biliyoruz…
Ki; Bunların toplamının İstanbul ve Ankara’daki Büyükşehir Belediye Başkanları kadar da ne kendilerine yakın kanallar da ne de sözüm ona muhalif kanallarda isimleri dahi gündeme gelmez.
Gerçi gündeme gelmeleri için gündem yapan bir iş yaptıkları da yok ya onu da düşüncelerimi aktardığım bu köşemin, yazımın uzamaması ve konunun bölünmemesi için onu da bir dahaki yazıma, ‘Bu ülkede İBB ve Ankara’dan başka büyükşehir yok mu?’ başlıklı düşüncelerimi aktaracağım yazıma bırakmak istiyorum..
Bu durumun yaşanmasına nedenin ne olduğunu bilmez gibi davranıp, saf saf ”neden?” diye sorduğumuzda ise karşımıza aynı durum çıkmakta.
Ve aynı kanalların iktidar gibi seçimler de oylarına muhtaç oldukları, önceki seçimlerde barış süreci hatırı için iktidara, ardından da ”süreci bozan iktidar” deyip, son yerel seçimlerde ise sistemin savunucularından, eski içişleri bakanı olan Genel Başkanı dahil çoğunluğu MHP’den kopanların oluşturduğu İYİ Partili CHP’ye oy verdiğini bildiklerinden dolayı ”Aman aman Kürtler darılmasın, küsmesinler” diye arada, sırada da olsa yani adeta Kürt seçmeninin gazını almak için HDP’li Başkanları ve vekilleri ekrana çıkarıp, çok konuşturmazlarsa da ‘HDP’yi de çıkarıyoruz’ der gibi de yapmıyor değiller..
Ama ekranlarında AK Partili, MHP’lileri göremediğimiz sözüm ona solcu, ulusalcı kanalların diğer bir iddiası daha var ki; Oda bu ülkenin çok isteyip, bir türlü göremediği demokrasi, eşitlik, adalet, insan hakları denen sistemi savunduklarını ve herkese, her düşünceye açık olduklarını da iddia etmeleridir..
Evet, gerçekten merak etmiyor değilim..
Solcu, ulusalcı geçinip, AK Partili, MHP’li Başkanların açıklamalarını, çalışmalarını kıytırıktan da olsa ekrana vermeyenlerin suçu mu bu yaşanan durum yoksa AK Partili ve MHP’lilerin bu kanallara davet edilmelerine karşın bu kanallara çıkmama gibi bir yerden, yerlerden emir mi almışlar?!
Bilmem ama A Haber ve diğerlerinin çok da reyting yapmadıklarını bu solcu geçinen ama ulusalcılığın ağır bastığı kanalların havuz medyası denen kanallardan daha çok izlendiği de diğer bir gerçektir..
Çünkü başka çaresi olmayan ve çoğunun benim gibi zorunlu zapladığına inandığım sözüm ona büyük devrimci, solcu ve ulusalcı kanalların da A Haber’den, yaptığı yayınları ile reyting aldığı için kendisine verilen iş dünyasının reklamlarıyla değil, biz vatandaşların vergisi ile ayakta kalan, kadroları şişirilen ve en önemlisi kendisini devlet ilan eden iktidarın emrinde olan onca resmî kurumlardan biri olan TRT’den, TGRT’den aşağı kalmadıkları da diğer bir gerçek.
Bunun nedeni de Mehter Marşını çaldırıp, surları aşmaya çalışan Yeniçeriler gibi her sabah, 12 Eylül Darbesi öncesi yol kesen Dadaş’ın Karslılara okuttuğu ama anlamını bilemediği gibi inanmadığım dualar okuyarak, sözüm ona haber sunan Erkan Tan’ların içinde olduğu havuz medyasının ve basının yaptığının kendileri gibi düşünmeyenleri ekranlarına, sayfalarına taşımayan sözde solcu, demokrat ama beyinlerinin altında ulusalcılık yatan kanallarda çok ama çok demokrat(!) olduklarındandır…
Yani kısacası, ”tencere dibin kara seninki benden kara” bir durum yaşanır, ülkemin iktidarında da, muhalefetinde de..
Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php
Kars-Iğdır-Erzurum uçuşları tehlikede mi?
arşiv haber 25/11/2015 tarihli haber
“UÇAN KUŞU VURACAĞIZ”
Sabah saatlerinde düşürülen Rus savaş uçağı sonrası rest çeken Rusya sivil havacılığı tehdit ediyor.Bölgede ki uçuşlar risk altında mı? Gerginlik Ardahan, Kars, Iğdır ve Erzurum’a yansır mı?
Sabah saatlerinde savaşla karşı karşıya kaldığımız gelişmeler sonrası gözler sivil havacılığa çevrildi. Türkiye’nin Rus savaş jetini düşürmesi ardından açıklama yapan Rus yetkililer “buna karşılık vermemiz kaçınılmaz” şeklinde açıklamalar da bulundu.
Rusların “uçan kuşu vuracağız” şeklinde ki açıklamaları akıllara Ukrayna ile yaşanan gerilimde Ruslar tarafından düşürülen ve yolcularının çoğunluğunun Ukrayna vatandaşı olduğu Malezya uçağını getirdi.
Bu gelişmeler ve Rus yetkililerin açıklamaları, Rus topraklarına ve hava üslerine en yakın uçuşları gerçekleştiren Kars-Iğdır ve Erzurum havalimanlarının ve inen-kalkan uçakların güvenliğini tartışır hale getirdi.
Ruslar, Malezya uçağını yanlışlıkla vurmuştu
Geçtiğimiz aylarda Ukrayna-Rusya gerginliği sonrası Ukraynalıların Rus ordusuna saldırısı üzerine Ruslar, Ukrayna ve Hollandalıların olduğu Malezya uçağını düşürmüş ve manidar şekilde “yanlışlık oldu” açıklamasında bulunmuştu. Böyle bir gerilimin Türkiye ile yaşanması sonrası “uçan kuşu vuracağız” diyen Ruslara karşı ülke yöneticilerinin sivil havacılığın güvenliği noktasında önlem alıp almadığını akıllara getiriyor.