

.jpg)
Diriliş Ertuğrul dizisini izlerken ve tarihi, geçmişte yaşananları düşünürken başta aile içinde olmak üzere siyasi hayatta, stk’larda birliğin önemini bir kez daha anlamak çok önemlidir.
Bunun en son örneği 20 yıla yakındır birlikte hareket ettikleri iktidar partisinden ayrılıp, kendi partilerini kuranların birlikte değil de, ikisinin birleşimi ile oy oranlarının ‘şimdilik’ ancak %3 olduğu belirtilen ayrı ayrı partiler kurmaları oldu.
Çünkü AK Parti’den birlikte ayrılıp, yeni iddialarla yola çıkan Davutoğlu ile Babacan’ın kısa süre içinde bir birbirlerinden de ayrılmaları Osmanlı Beyliği’nin kurucusu Osman Bey’in babası olan Ertuğrul gazinin başında bulunduğu obaların ayrı ayrı değil de birlikte hareket etmelerinin bir imparatorluğu getirdiğini anlayamamalarıdır.
İYİ Parti’nin MHP’den ayrılıp, oy oranını MHP’den daha çok hale getirmesine umut diye bakanlar gibi HDP’nin yanında olduğunu söyleyip, onun politikaları dışında hareket eden hatta zaman zaman HDP’den daha üstte olduğunu üstü kapalı ima eden Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve diğer yasal ya da dışarıda ki siyasi kurumlar gibi partilerin yanında bürokrat iken Işıt tarafından kaçırılıp, 101 gün esir kalması ile adı gündeme gelen ve CHP’den memleketim Ardahan’dan iki dönem milletvekili seçilip, dağlarda ulumakla gündeme gelen MHP’li Cemal Enginyurt gibi ihraç edildikten sonra Yenilik Partisi adı altında yeni bir parti kuran Büyükelçi Öztürk Yılmaz’dan sonra şimdide Başkan Erdoğan ile yarışan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin CHP’den ayrılıp, yeni parti kuracağı tartışılmakta.
Gerçi bu durumun yani iddianın havuz medyası ve basının ilk haberleri arasında olması şüpheyle karşılansa da başkanlık sisteminin yarattığı durumun yeni partiler kurmaya neden olduğu da diğer bir gerçek olarak karşımızda durur.
Evet son olarak İnce’nin de parti kuracağı iddialarının tartışıldığı ülkede yaklaşan 2023 seçimleri öncesi bölünerek iktidarı değiştireceklerini düşünenlerin bölünerek değil, birleşerek gücü elde edeceklerini, bir çoğumuzun iktidarın havuzu olarak TRT ve diğer medya kanallarında yanınlanan ve iktidarın beyin yıkama enformasyonu olarak algılanan Diriliş Ertuğrul dizisinde anlatılmak istenenleri anlaması ve algılaması yeter artar bile.
Çünkü bu ve buna benzer dizileri destekleyen iktidarın bu gibi diziler ile kendi taraftarına vermek istediği ‘birlik’ mesajını kendi üzerine alıp, değerlendirmek gerekir diye düşünenlerdenim.
Yani Ertuğrul ve diğer liderlerin o dönemlerdeki obaları birleştirme çabalarının bugünkü adı iktidar olan nice güç birliği ve imparatorluklar kurduğunu, dağılarak değil, birleşerek zafer elde edebileceklerini ortaya koyduğunu anlamalılar. İşte bu yüzden”Birlikten kuvvet doğar” sözünü akıllarından çıkartmamaları gerekir..
Aşk, sevgi, saygı da aynı değil mi, Ertuğrul ve diğer Oba liderlerinin özel hayatlarının getirdiği başarıyı da birleştirirsen imparator pardon o eskiydi iktidar gelmez mi?..
.jpg)
Yağmur sel oldu, yolları aldı..
Günlerdir yağan yağmurların doyurduğu toprağın kabul etmediği yağmur sularının başta Göle-Ardahan yolunda olmak üzere birçok bölge de zarar vermeye başladı.
Araçların yolda kaldığı yayaların zorda kaldığı görülen Ardahan’da devam eden yağmurlar dolaysıyla bal üretiminde de büyük bir düşüşün yaşandığı öğrenilirken yağmurla birlikte gelen dolu ve şiddetli fırtına çatıları uçurup, enerji hatlarına zarar verdiği de alınan bilgiler arasında oldu.
**Çok Başlılığın Yol Haritası..
Ülkemizin iki bakanına konulan yaptırım kararı adından Türkiye’ye komşu ve birçok alanda iş yaptığımız İran’a konula ilk ambargo ile bir türlü ateşi düşmeyen dolara endeksli ekonominin nereye gideceği konusunda gün geçtikçe tereddütler daha da artıyor.
İşi olmayan ile işi ve parası olanın aynı mırıldama ile ekonominin içler acısı halde olduğunu belirtip, önlem alınmasını istedikleri şu günlerde iktidar yakası da telaşlı..
Çünkü bu işin şaka olmadığı ve iç siyasette uygulanan yönetim anlayışının dış siyaseti yaraladığını fark edemiyor.
Yani OHAL’i kaldırdığını ama Valilere verdiği yetkiler ile BUHAL’i getiren ve her okula bir polis atanacağını bu yetmez adeti, hukuku düzeltmektense insan hakları konusunda yaşanan ihmallerini tazminat büroları ile çözüp, başta ekonomi olmak üzere diğer tüm işlerin yoluna gireceğini sanan iktidar da doların ekonomiyi aşağıya çekme endeksine yakalanıp, adeta panik içinde.
Ve korkum o ki bu paniğin artıp, şaşırıp, yoldan çıkabilecek bir aşamaya gelinmesidir..
Bir taraftan Amerika’ya demediğini bırakmayan diğer taraftan ABD’ye heyetleri göndereceğini belirten iktidarın diğer bir sorunu da rahat hareket edememesidir.
Yani ABD’de de yaşanan durumun aynısı ülkemizde de yaşanıyor desek yerinde bir şey demiş olacağız.
Çünkü Pentagonu ve diğer kurumları hiçe sayan Trump’un twitler gibi her şeyi üstlenen Başkan Erdoğan’ın baskısı ile yaşanan, yapılan yanlışların kendisine anlatılmaktan korkan alttakilerin de eli ayağı adeta bağlı.
Yani, ‘Yukarı tükürsem bıyık, aşağı tükürsem sakal’ misali bir durumda olan ülke yönetiminde, bir hâkim bile karar verirken tereddüt ediyorsa ve bu nedenle adalet yerini bulmayıp ya da gecikiyorsa bu da ekonominin ateşini arttıran en önemli konudur.
Ve bu çok başlılık yada tek adam işinin dünyanın gidişatını durdurmayacağı gibi çoğul fikirlerin özgür bir ortamda, baskı altına alınmadan tartışılması ile gidilen yoldan çıkılmayacağını da anlamak, algılamak gerekir..
Yani sorun doların ateşi değil, çok başlılık ve tek adamlık sorunudur..
Yani işin kısacası; Çamlıca Kulesini de, Şehitlik abidesini de, tarihi Camiinin yenilenmesini de ben takip edeceğim’ derseniz vallah atı alan Üsküdar’ı geçer haberiniz ola..