ARDAHAN'DA 3 BOYUTLU ÇANAKKALE!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..


Gazeteci Fakir Yılmaz Yıldız En TV Programcılığına Başlıyor..


Her perşembe saat:16.30’da


Sizde ekrana konuksunuz..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw



Sanat ve Tasarım Öğretmeni Zeynep Bulut ve öğrencileri tarafından yapılan ve Çanakkale Zaferini anlatan 3 Boyutlu resimler Ardahan Gençlik Merkezinde açılan bir sergi ile ziyaretçilerin ve gözlemcilerin beğenisine sunuldu.




Ardahan Halk Eğitim Merkezinde günlerce yapılan çalışma ile yapılan 3 Boyutlu Çanakkale resimleri ziyaret edip, görenler adeta kendilerini Çanakkale’de olduklarını belirtip, tüm milli duygularını herbiri çok değerli birer tablo konumunda olan çalışmaya, resimlere yansıtan öğretmen ve öğrencilerine teşekkür edemeden geçemediler.


MİLLİ EĞİTİMDE KİMYA FABRİKASI!


Ardahan’daki Şehit Türkmen Tekin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin kimya bölümü öğrencileri, öğretmenlerinin desteğiyle ürettikleri temizlik malzemesiyle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) mücadelesine katkı sağlıyor.


Salgınla mücadele için geçen yıl çalışma başlatan öğrenciler, bir yılda önemli aşama kaydetti. Seri çalışmalara geçen öğrenciler, günde 1 ton hijyen malzemesi üretiyor.


Aynı zamanda maske de üreten öğrenciler, resmi kurumlar başta olmak üzere özel kuruluşlardan da gelen taleplere yetişmeye çalışıyor.


İldeki koronavirüsle mücadeleye büyük destek veriyorlar


Öğrenciler, yaptıkları üretimle hem okulun döner sermayesine katkıda bulunuyor hem de ilde koronavirüsle mücadeleye büyük destek veriyor.


İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Bulut, yaptığı açıklamada, okuldaki üretimin salgınla mücadelede çok önemli rol aldığını söyledi.


Kentteki dezenfektan taleplerine zamanında karşılık verildiğini ifade eden Bulut, şöyle konuştu:


“Şu an bizim başka bir ilden bu alanda bir talebimiz yok. Kendimiz üretiyoruz. Bu çok önemli bir başarı. Burada hem salgınla mücadele ediliyor hem de ülke ekonomisine kazanç sağlanıyor. Diğer türlü başka illerden talep etmiş olacaktık. Bu da bizim hem zaman hem de ekonomik kaybımıza neden olacaktı. Şu an bütün taleplere karşılık veriyoruz. Bunun mutluluk ve gururunu yaşıyoruz.”



Bulut, üretimin geliştirilip sürdürüleceğini belirterek, her talebi zamanında karşıladıklarını dile getirdi.


“Para kazanan öğrencilerin özgüveni de artıyor”


Öğrencilerin de bu süreçte para kazandığını anlatan Bulut, “Öğrenci para kazanıyor ve başarı sağlıyor, dolayısıyla kendine özgüveni de artıyor. Bu açıdan bakıldığında çok önemli. Meslek liselerinin ne kadar önemli olduğunu görmüş olduk. Okulumuz şükür tüm ildeki ihtiyacı karşılayacak kapasitedir. Bu bölümü iyi ki kurmuşuz.” diye konuştu.


Okul müdürü Osman Erdem ise üretime katkı sunan öğretmen ve öğrencilere teşekkür ederek, “Biz de onlara destek olduk ve hiçbir talebi karşılıksız bırakmadık. Her talebe anında karşılık veriyoruz.” ifadesini kullandı.


Kimya bölümü 10. sınıf öğrencisi Sude Naz Ürker de hem insanların sağlığı için çalıştıklarını hem de para kazandıklarını dile getirdi.


Bölümlerini çok önemsediklerini aktaran Ürker, “Daha önce farklı meslekleri düşünürken, burada yaptığım üretimden dolayı fikrim değişti. Bundan sonra üretim için üretim yapan bir yerde okumayı ve çalışmayı tercih edeceğim.” dedi.



Çanakkale, HDP’nin Kapatılması..


HDP’li Belediye Başkanlarının görevlerinden alınıp, yerlerine kayyum atanması ardından, şimdi de belediye başkanları gibi halkın oyunu alan ve onu temsil eden vekillerin, millet vekillikleri elinden alınıyor. Ve ardından HDP’nin kapatılması için savcılığın harekete geçmesi…

Bundan önce asıl dikkat çekilmesi gereken aynı partiden, yani HDP’den destek alıp, ilerde iktidar olan muhalefetin tutarsızlığına dikkat çekmek istiyorum. 

Çünkü HDP Milletvekili Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi ve diğer geriye kalanlar hakkında meclise gönderilen dokunulmazlıkların kaldırılması  tartışıldığı bir anda, CHP’nin, iyi partinin ve son günlerde ortada görünmeyen Saadet Partisinin Milletvekillerinin yurt gezilerine, yani mecliste olmaları gerektiği bir sırada sanki seçim varmış gibi sahaya inip, meclisin bulunduğu Ankara’dan uzaklaşmaları tam bir iki yüzlülüktür.

Gerçi aynı muhalefet Selahattin Demirtaşların dokunulmazlıklarının kaldırılmasına, hapse atılmalarına sebep olmuş, hatta el kaldırmışlardır. 

Gelelim sahte demokrasiye.. 




“İran’ın bile yönetim şekli cumhuriyet, diğer bir çok demokrasiden yoksun dikta ülkelerinin tek adam, kral, padişah diyerek, sözüm ona demokrasi ile yönettiklerini idda etmelerine, sahte demokratlık” denir…

Gelelim halkın oy verdiği il genel ve belediye meclis üyeleri, kısacası karşı görüşlü olduklarından dolayı demokrasi adı altında yapılan seçimler sonucu milletvekili, belediye başkanı, meclis üyeliği yetkisini alanların hakkında ileri sürülen bir iddia ile, görevden el çektirmeleri bu ülkenin Avrupa birliğine girmeyi bırakın, dünyadan tecrit edilip ekonomik, sosyal, siyasal baskı altına alındığını anlamayanların, yeni paketler açarak hak hukuk adaletten bahsetmeleri gülünç olduğu kadar, toplum nezdinde ve dünya gözünde kendini sınırlamaktan öte bir şey değildir.


Bir taraftan yeni reformlar yapacağını söyleyip, diğer taraftan dağda değil, ovada  siyaset yapanları da vekillik zırhından yoksun bırakıp, içeri atmak kadar saçma bir anlayış olamayacağı gibi, muhalefet denenlerinde göz göre göre yaşananlara karşı bir twit ile, mesajla, açıklamayla geçiştirmeleri de “iktidarım” deyip, kendisini devlet yerine koyanların yanında rejim savunuculuğundan öte bir şey değildir. 

Bu arada şu anda bulunduğum Kocaeli/Gebze’de bir avukatın öldürülmesini kınayan baroların, STK’ların, sözde demokrasi yanlılarının ve kendilerine devrimci, solcu, demokrat, laik diyen iki yüzlü basın ve medyanında kendi kuyrukları dışında,  başkalarının başının ezilmesine de göz yumması, bu ülkedeki demokrasi anlayışının sadece iktidarın suçu değil, hepimizin olduğunu ortaya koymaktadır. 

Çünkü üç maymunları oynamakla, yani bu gün bana yarın, sana olacağı kesin ve net olan anlayışa solcu, sağcı, dinci, gerici demeden bakarsak, insan hakları hak, hukuk,adalet, eşitlik, Kürt-Türk, Alevi-Sünni tartışmalarının olmadığı ve bugün 106 yaşında olan Çanakkale Zaferlerinde verilen mücadeledeki samimiyetle el ele verilmiş, sırt, sırta dayanmış, nasıl olursa olsun ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel de olsa karşıdan gelen kurşunlara göğüs geren bir ülkede hep birlikte huzur içinde yaşarız..



Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


Çanakkale zaferi mi Çanakkale faciası mı?


arşiv haber 18/03/2016 tarihli haber


Çanakkale savaşının ya da zaferinin ya da korkmadan söylersek faciasının 97. yılı… Tarih, belki de hiçbir toplumda olmadığı kadar önemlidir bizim için… Çünkü bizde tarih, bugünkü siyasi kavgaların hiç bitmeyen malzemesidir. Onun için yalanlarla ve saptırmacalarla doludur.


İki yüz elli günde Osmanlı cephesinde doksan yedi bin çocuğun öldüğü Çanakkale savaşları bir askeri facia olarak değil de büyük bir askeri başarı olarak anlatılır bu ülkede mesela…



Google’a girip 18 Mart Çanakkale yazınca…



Karşınıza sadece Çanakkale Zaferleri başlığı çıkıyor.



Vikipedi’de Çanakkale Savaşı’nı okudum, komutanlar kimmiş diye baktım.



Enver Paşa’nın adı hiçbir yerde yok.



Tarih severim ama hiçbir zaman istediğim kadar derinliğine bilgi sahibi olamadım.



Daha çok bilmek, daha çok merak etmek kim bilir bana neler öğretecekti ama ıskaladım sanırım gençlik heyecanın verdiği aldırmazlıkla…



Ama Enver Paşa’nın o dönemin Başkumandan Vekili olduğunu bilirim.



O halde Vikipedi neden bunu yazmamıştı acaba?



Oysaki Mustafa Kemal daha Atatürk olmamıştı, sadece yarbay rütbesinde tümen komutanıydı bu savaşta…



Ama Çanakkale’nin adı geçtiği her yerde Atatürk’ten bahsedilir.



– Çanakkale’de Osmanlı güçlerinin başında kim vardı?



– Osmanlı ordusunun başında kim vardı?



– Niye o kadar büyük zayiat verdik?



– O zayiatı vermek gerçekten askeri açıdan gerekli miydi?



Bunlardan hiç konuşulmaz.



“Çanakkale Zaferi ile Atatürk” denir ve konu kapatılır.

 



***



Peki Enver Paşa kimdi gerçekten?



Sarıkamış’ta insanların ölümüne neden olan, Almanlarla gizlice anlaşarak bizi hazırlıksız olduğumuz bir savaşa sokan ama hep büyük komutanmış gibi anlatılan biri…



Ama bunları da bize okullarda öğretmezler.



O dönemin “Başkumandan vekili” nasıl biriydi?



Sivri bıyıklı, kısa boylu, kısa boyunu saklamak için gereğinden fazla dik durarak yürüyen, parlak çizmeli Enver Paşa en yakınları tarafından bile kabul edilen bir zeka fukaralığına sahipti.



Hep merak ederim tek bir savaş bile kazanmadığı halde nasıl olup da Osmanlı İmparatorluğu’nu ele geçirmiştir ve bu nasıl hiç sorgulanmamıştır…



Gençliğinde Abdülhamit’i deviren hareketi dağa çıkarak başlatan, cesur, gözü kara bir yüzbaşı ama yeteneksiz bir general.



Paşa olduktan sonra padişah damadı olabilmek için yırtınacak kadar görgüsüz biri…



Almanlarla ilişkisi hiçbir zaman derinliğine anlatılmamış bir yönetici.



Enver Paşa, özetle yabancı bir ülke ile işbirliği yaparak Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasına yol açmış ihtiraslı ama yeteneksiz bir paşa…

 



***


18 Mart.



Yenilgilerden…



İhanetlerden…



Yeteneksizliklerden hiç bahsetmediğimiz…



Atatürk’ü yücelttiğimiz, o kadar insanın niye öldüğünü sorgulamadığımız bir gün olacak yine…



Böyle yalanlar söylediğimiz, kendi yalanlarımızla kahramanlar yaratabildiğimiz için de bizim başımızdaki ‘kahramanlar’ ve içi gencecik çocuk dolu tabutlarımız hiç bitmeyecek…



Geçmişimizdeki yalanlar, değil bugünle geçmişle bile yüzleşmeye cesaret edemeyen korkaklığımız, bizi hep aynı acılı maceranın içinde oyuncak yapacak.


Sanem Altan