ARDAHAN'DA BİR KÖY DAHA KARANTİNADA!..



MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


Ardahan’a bağlı eski ismi ile bilinen Kong(Tepeler)Köyü yeni tip korana virüs (Kovid19)tedbirleri kapsamın da 14 gün süreyle karantinaya alındı.


Kovid19 salgını tespit edilmesi üzerine yapılan incelemede şüpheli ile temaslı kişilerin belirlendiği aktarıldı.


Virüsün İstanbul’dan cenaze sebebi ile geldiği,5 kişinin testinin pozitif,5 kişinin ise şüpheli olduğu alınan bilgiler arasın da oldu. Bu nedenle köyün hıfzıssıhha kurulunca karantinaya alınmasının kararlaştırıldığı aktarılan açıklama da, şu bilgiler paylaşıldı:


”Salgının bir an önce engellenmesi, vatandaşlarımızın sağlığının korunması amacıyla 14 gün süreyle köy giriş ve çıkışlarının kontrol altına alınmasına, köyde ikametgâhı olmayan kişilerin girişine, temaslı hanelere giriş ve çıkışlara müsaade edilmemesine, ihtiyaç hali olmaksızın sokağa çıkılmaması hususuna, zaruri hallerde köy içinde maskesiz çıkılmamasına karar verilmiştir.”


Açıklamada kararlara uymayanlara Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 282.maddesi gereğince idari para cezası verilmesi başta olmak üzere, aykırılığının durumuna göre kanunun ilgili maddeleri gereğince yasal işlem yapılacağı belirtildi. Giriş ve çıkışı jandarma ekiplerince kontrol altına alınan köyde sağlık ekipleri de fiyaskon çalışması başlattı.



SAĞLIKTAN ÖNCE PARA GELİR!


Tıbben hala bir çaresi bulunmayan ve bu yönde yapılması gereken çalışmalardan ziyade BİN TL. dağıtarak Covit-19’un önüne geçilmeye çalışıldığı ülkede sağlıktan önce paranın geldiği Ardahan PTT’sinin önünde oluşan kuyruklarda daha iyi anlaşılıyor.


Ardahan’da haftanın en kalabalık günlerinden birinin yaşandığı Pazartesi günü (dün) dışarı çıkan vatandaşların yanı sıra elelman sıkıntısı yaşayan Ardahan PTT’si ve banka önlerinde sıra bekleyenlerin de kurallara uymadıkları görüldü.


Ardahan’da 65 yaş aylığı alan vatandaşlar PTT Şubesine akın etti. Ardahan’da maaşları yatan vatandaşlar, PTT önünde uzun kuyruklar oluşturdu.


PTT önünde uzun kuyruklar oluşturan vatandaşların bazıları maske takmazken, sosyal mesafeye de uymadıkları görüldü. Polis ekipleri, kuyrukta bekleyen vatandaşları sosyal mesafeye uymaları ve maskesi olmayanlara da maskelerini takmaları konusunda anonslu uyarılarda bulundu.



İki Gözü Kör Olanlar..


Bugünkü yazıma, ”Bu yaşıma kadar gözlerimin gördüklerini, kulaklarımın duyduklarını anlatmayla başlayacağım” desem de bana göre bir mahalle baskısı olan ama ”dinin emri” denerek yasaklanan ve ”Hatasız dost arayan dostsuz” kalır diyen ataların freni ile benim gibi bir çoğumuzun anlatacaklarından vazgeçip, yaşamı boyunca gördüklerini, duyduklarını anlatmaktansa içine atmayı, dert edinmeyi yani üç maymunu oynamayı tercih ederiz..

Ve en önemlisi açık olduğunu sanıp, gerçekte ise aşkın ana merkezi olan kalp gözü gibi, takıntılarla sulanmış, körlenmiş beyni gibi güzel kaşlarla süslenen iki gözünün de kör olduğunu anlamayanlara sıkça anlatılan ve son olarak meslektaşım Okay Gönensin’in de köşesine aldığı bir hikâyeyi ben de buradan köşeme alıp, işleyeceğim belki kalp gözü dahil kör gözler, sağır kulaklar açılır diyerek…

Hikâyede iki fakir adam vardır. Bunlar komşu. Birkaç davarı, tavukları, küçük arazileri var. Ve ikisi sürekli kavga hâlindeler. Tavuk yüzünden, tarla yüzünden, küçük büyük her mesele yüzünden kavga ediyorlar.

Hızır iki adamı izliyor ve müdahale etmeye karar veriyor.

Bir gün ikisinden birisinin kapısını rastgele çalıyor. Adamı alıyor karşısına, “dile benden ne dilersen” diyor, “ne istersen yapacağım, ama sana yaptığımın iki katını komşuna da yapacağım.”




Adam uzun uzun düşünüyor, sonra Hızır’ın karşısına geçiyor: “Hızır Aleyhisselam, senden dileğim şudur: Benim bir gözümü kör et.”

Bu hikâyenin devamı birçok farklı şekilde yazılmıştır. Hızır ikisine birden gitseydi, ikisinin de ikişer gözü mü çıkmış olurdu? 

Ve hikâyeye farklı devamlar yazılır, ama bu arada iki fukaraya çok yüz de takılır.

Hep birlikte körleşme denebilecek bu duruma baktığımızda da karşımıza;

Aydın düşüncenin, insana bakışın ve en önemlisi demokrasi anlayışının henüz ulaşmadığı bir evreyi yaşayan köylerdeki çeperlerin diplerinden çıkıp, şehirlere götürdükleri sosyal hayat, siyasal yaşam hatta siyasette de bu iki fukaranın yaşadığı “benim bir gözüm çıksın, yeter ki onun iki gözü de kör olsun” ruhuyla yapılıyor.

Çatışma alanları arttıkça da bu ruh hâli için bazen “iki göze iki göz” bile bir tür “galibiyet” sayılıyor…

Toplumun “gerçek” çatışma alanları var. Bu alanları, hiç kimse gözünden olmadan daraltmanın ve yok etmenin yolları da var. Bu yolları açmak yerine, yeni çatışma alanları üretmek, karşıdakinin iki gözüne karşılık bir gözünü feda eden köylünün ruh hâlinin egemenliğinde söz konusu oluyor.

Şu anda herkesin içini karartan çatışmaları, inatlaşmaları, “el mi yaman bey mi yaman?” vuruşmalarını madde madde sıralamak da mümkün. Her maddenin iki ya da üç, dört tarafında da pozisyon almış olanların hepsinin “bir göze iki göz” hesabıyla hareket ettiklerini de görmekse hiç zor değil.

Kısaca başta, ‘Güçlü bir lobi’ denerek yapılan ve benim de başında bulunduğum sivil toplum örgütcülüğünde yani dernekçilikte daha net gördüğüm, “Bir göze iki göz” ruhuyla yapılan savaşların sonuçları her zaman biraz daha fazla ve hep birlikte “körleşme”dir.

“Körleşme”de savaşın nasıl çıktığını hatırlayan kalmaz, sadece savaşın kendisi kalır.


“Körleşme”nin insanlara ne vaat ettiğini bilmek için de fazla uzağa gitmeye gerek yok, çevremizdeki dramlar başarabilmişse tek gözünü koruyabilmiş olan herkese yeter.



Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


BUDA YARGITAYIN TARLA KARANTİNASI!..


ARŞİV HABER VE YORUMLAR 17/04/2020 TARİHLİ HABER VE YOLURMLAR


Coronavirüsü dolaysıyla başta Zonguldak olmak üzere bir çok metropol ve kentin yanı sıra Ardahan’da ki köyler gibi bir çok yerin karantinaya alındığı şu günlerde Yargıtay’ın aldığı bir karar Beton Santraline ve tarım arazilerine giden yolu kapattı.


Ardahan Çevre yolu üzerinde bulunan ve içinde beton santralinin de bulunduğu araziye giden yolun kendi tarlalarının olduğunu belirten ve bu yönde dava açan yolun geçtiği arsanın mirascılarının açtığı dava lehlerine sonuçlanınca üzerinde beton santralininde bulunduğu araziye açılan yol kazılarak, üzerine levha asılarak kapatıldı.



Ardahan’da oturmadıkları öğrenilen arsanın mirascılarının açtığı dava sonucu bölgede ekili arazileri bulunan bir çok vatandaşın yanı sıra aynı bölgede bulunan Beton Santraline giden yol kepçe ile kazılarak, üzerine ‘Dikkat Özel Mülkiyet! Geçilemez.. Bu arazi Yargıtay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013,3792016 114 Vasfı Tarla Yerinin Eski Haline Getirilmesi ve Yol Yoktur Kararı Alınmıştır’ levhasının dikildiği görüldü.



İnsanı yaşat ki, Devlet yaşasın..


Sadece gripal bir olay olan ve benim hala inanmadığım ama medya baskısı ile evlere kapatılanları öldürmeye kararlı olan karşısında aşısız, çaresiz kalınan Coronanın tartışılmaya devam ettiği şu günlerde ölümden, öldürmekten bahsetmek ne kadar anlamlı olur bilmem ama ölüm de hayatın bir gerçeğidir.. 


Şeyh Edebali’nin Osmangazi’ye söylediği gibi “Ey oğul! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” sözünü bana hatırlatanın benim dün oğlumla girdiğim, ona göre küçük ve basit ama baba olarak bana göre ağır ve büyük bir tartışma olan ve her zaman yaptığım gibi sakince düşünmek için erken uyuduğum yatağımdan gece yarısı uyanıp, yarın bu konuyu yazmam gerektiğini düşünürken, Osmanlının neden yıkıldığını da düşündüm.


Buna neden olan da yaptığım bir haber ardından yaşananların getirdiği gerginlik ile uyuduğum yatağımda gece yarısı uykumu bölen bu yöndeki düşüncelerimin beni uyandırması ardından elime aldığım telefondaki bir çoğunu tanımadığım rakiplerimle oynadığım hafıza tazeleme bilgi yarışması triviacrack adlı oyunun bir sorusu da sanırım biraz daha etkili oldu..


Çünkü gündüz yaşadığım tartışmanın ardından gece yarısı oynadığım oyunda karşıma gelen bir soruda ‘Hangi Osmanlı padişahı tahta çıkarken kardeşini öldürmüş?’ diye soruyordu..



Ve bu sorunun benim kardeşim ve oğlumun arasında yaşanan tartışmaya neden olanında devlet denen oluşumu sağlayan insanların hizmet beklediği yöneticilerden birinin neden olduğunu  eklediğimde Başkan Erdoğan’ın konuşmalarında zaman zaman dile getirdiği ve Şeyh Edebali’nin Osmangazi’ye söylediği “Ey oğul! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” sözünün ne kadar önemli olduğunu bir kez bana ve anlaması gerekenlere hatırlattığını düşünüyordum..


İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet Han’ın bile kardeşini katlettiği  Osmanlının neden yıkıldığını da düşündüren oğlumla benim aramdaki tartışmanın ana konusu olan ise kardeşim ile benim yazdıklarımdan rahatsız olan bir yöneticinin aracıları ile gönderdiği söylenen mesajının bir o kadar adice ve şehri eminliğe yakışmayan tehditvari olması da etkili oldu, benim bugünkü yazıma başlık olan ‘İnsanı yaşat ki, Devlet yaşasın’ sözünü hatırlatan..


Tahta çıktığı ilk gün bugün akla geldikçe çıkarılan, çıkartılan kanun hükmünde kararname gibi bir karar ile yani ‘Nizami Alem ve Kanunname Ali Osman-Name’ kararı ile 19 Kardeşini öldürten 3. Mehmet’in boğdurttuğu kardeşlerinin devlet töreni ile gömülmesi gibi bir durum olan bu tartışmaya neden olan bu konu, ‘Önce cinayet sonra tören’ şeklinde de anlaşılabilir..


Yani ‘cinayeti işleyeni serbest bırak, senin  gibi düşünmeyenleri içeride tut’ anlamına gelen son karar ile içeride kalan siyasiler, gazeteciler, düşünürler içeride kalsın emrine benzeyen ve Fatih Sultan Mehmet’in kardeşini öldürmesine yol açan fermana neden olan ‘Kardeşleri katletmek vaciptir’ diyen o dönemin Şeyhülislamının fetvası gibi bugünde hükumet kararnamelerle, yerel yöneticilerde ellerinde bulundurdukları imkanlarla başta basın ve medya olmak üzere kendileri gibi düşünmeyenleri susturmaya çalıştığı  bir duruma izin vermemi isteyen oğulun buna izin verilmesi halinde yarın sıranın kendisine geleceğini anlamadan aracılar aracılığı ile adeta kardeşimi öldürme mi, birilerine öldürtmemi istediğini anlamazken o mesajı yollayan idareninde ‘İnsanı yaşat ki, Devlet yaşasın’ sözünden bihaber olduğu anlaşılıyordu.


Evet, ‘Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır’ ata sözünü de hatırlatmak istediğim bu tartışmaya konu olan oğul ve o oğul aracılığı ile bana mesaj yollatığını sanması gerekenin bilmesi gereken tek bir şey var O da; ‘Kimler geldi, kimler geçti bu dünya ne sana ne de bana kalır’ sözüdür..Koltukların, ünvanların gelip geçici olduğunu nasıl anlamaz bu adamlar. 


Kısacası kardeş katledenin doğal sayıldığı bir dönemin, gün geldiğinde kendi sonunu getireceğinin de bilinmesi gerekir derken konunun daha iyi anlaşılması için oğula ‘Sarı Öküz’ hikayesini de hatırla derim..


Çünkü birilerinin devletlerinin devamı ve amacı için aracı fesatlarla yaptıkları ince hesaplarını bozacak olanın o ailenin babası  olanın görevi olduğunu ve verilen mesajları alıp, başlarına çalacağını hem oğulun hemde o oğul aracılığı ile mesaj gönderenlerin bilmesi için buraya not düştüm, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ diyerek..


Ha bu arada,  gazetecilerin, siyasilerin, kendisiyle aynı fikirde olmayanların içeride tutulup, birilerini bırakanların da, ‘Rize’nin Fındıklı ilçesinde Savaş Dalançıkar (37), arkadaş olmayı kabul etmeyen, Fındıklı AK Parti Seçim İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı ve öğretmen evi resepsiyon görevlisi Gamze Pala’ya (46) tabancayla ateş etti. Sırtına mermi isabet eden Pala’yı bıçakla boğazını keserek öldürdü’ haberini okuyup, o kardeş katlini isteyenlerin alacakları kararların nelere neden olacağını da düşünmelerini tavsiye ederim..


Tarladan Türkiye 2. nciliğine!


Tarladan Türkiye 2. nciliğine!


arşiv haber 29/06/2019 tarihli haber/yorum


Ardahanlı Golfçülerin Büyük Başarısı! Türkiye Golf Federasyon Başkanlığının 2019 Yılı faaliyet programında yer alan Yerel Minikler ve Yıldızlar Birinci Ayak Türkiye Şampiyonası Başkent Ankara’da yapıldı. Müsabakalara Ardahan’ı temsilen Antrenör Hakan Fırıncı idaresinde katılım sağlayan sporcularımızdan Gülşen Semiha Çimen, minikler kategorisinde 2. olarak Ardahan’a Gümüş Madalya kazandırdı.



*Golf Sahasında Haberiniz Var mı?!


Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci ile Ardahan Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’ın işbirliği ile Ardahan  Üniversitesi Yenisey Yerleşkesi’nde 213 dönüm arazi üzerine kurulan 3 çukurlu golf eğitim sahası bulunmakta. Ancak üniversite gibi bu sahanın da kent merkezine ve çevreye açılıp, tanıtılamadığı için çoğu insan bu sahadadan habersiz.



Yeni Parti İyi Parti Olmalı!..


 


Adalet ve Kalkınma Partisinin 17 yıllık iktidar olma sarhoşluğu ve şımarıklığı içinde olduğunu ve en önemlisi demokrasi başta olmak üzere  insan haklarında ki bir çok konuda uzaklaştığını düşünen ve 23 Haziran’da oyları ile bunu ortaya koyan seçmenin yanında bu partinin kurucuları, parti içinde mücadele edenler de var.


Ve bunların başını çekenlerin eski bakan Ali Babacan, eski başbakan Ahmet Davutoğlu hatta Erdoğan’ın yol kardeşim dediği eski Cumhurbaşkanı Gül’ün olduğu söylenmekte, tartışılmakta.


Ve yine bu isimlerin yanı sıra Ardahan eski ve yeni milletvekillerinin de aralarında olduğu bir çok siyasinin yeni bir parti kurma çalışmaları yürüttüğü de tartışılmaktadır.


81 Vilayeti olan ve bu vilayetlere 1 partinin düştüğü ülkede var olan 81 partinin 82. parti ile tanışması dışında bir yere gitmeyeceğini düşünen bir olarak 82. partiyi kurma çalışmaları yapanlara benim de bir önerim olacak.


Ve bu önerim parti kurmaktansa bu isimlerin mevcut bir partiye katılıp, destek verip, bizde buradayız demeleridir.


Ve ‘kurulacak’ denilen yeni parti için isimleri geçenlerin siyasi görüşlerine baktığımızda onların gideceği, destek vereceği sol bir parti olan CHP’nin destekleri ile sağ da alternatif bir haline gelen İYİ Parti’dir..


Yani yeni parti kurmayı düşünenler ve bu parti kuranları izleyenleri bir araya getirecek olan bir formülle mevcut İYİ Parti’nin daha da güçlenmesi hatta sağ ve muhafazakar bir parti kimliği ile 17 yıldır iktidar olan AK Parti’ye alternatif olacak olan ve Türkiye’de ki sağ kesimi kendisine çekecek bir partiye çevirebilirler parti kurmak, parti kurulmasını izleyen İYİ Partililer..


Bunun en güzel örneği HDP’li seçmenin yöneldiği, İYİ Parti ve Saadet Partinin ittifakı ile bir çok kentin yanı sıra İstanbul’u AK Parti’nin elinde alan CHP’nin  ortaya koyduğu stratejidir.


Yani dağılmaktan, 81’i 82 yaparak ne bir alternatif olursunuz nede bir parti..


Kısacası yeni parti için adı geçenlerin ve onları izleyen İYİ Partililerin bir araya gelmesi daha faydalı vede etkili olacağını düşünenlerdenim.


BUDA YARGITAYIN TARLA KARANTİNASI!..


Coronavirüsü dolaysıyla başta Zonguldak olmak üzere bir çok metropol ve kentin yanı sıra Ardahan’da ki köyler gibi bir çok yerin karantinaya alındığı şu günlerde Yargıtay’ın aldığı bir karar Beton Santraline ve tarım arazilerine giden yolu kapattı.