
.png)
KAMUOYUNA DUYURULUR
Göle Devlet Hastanesi’nde görev yapan bazı hekimlerimizle ilgili sosyal medyada dolaşan bilgi kirliliğinin düzeltilmesi amacıyla açıklama yapma gereği hasıl olmuştur.
Hastanemizde görev yapan İç Hastalıkları Uzmanlarımızın, Ardahan Devlet Hastanesi’nde ilgili branş hekiminin eksikliği nedeniyle, yıllardır uygulanan geçici görevlendirme ile İl Sağlık Müdürlüğümüz tarafından görevlendirilmiştir. Bu uygulama tüm Türkiye ‘de yapılan yasal bir görevlendirmedir. Kaldı ki an itibariyle bizim hastanemizde de Ardahan’dan gelen Çocuk Hastalıkları Uzmanımız görev yapmaktadır.
3 Dahiliye Uzmanı bulunan hastanemizde Uz. Dr. Damla DEMİR geçtiğimiz hafta görevlendirildi, Bu hafta Uz. Dr. Ege Doğan, önümüzdeki hafta da Ali Nazmi Can Doğan, GEÇİCİ OLARAK görevlendirilmiştir.
Olmayan bir uygulamanın yapılıyormuş gibi gösterilmesi suretiyle, hekimlerimizi küçük düşürücü ve kurumumuzu yıpratmaya yönelik bu tür paylaşımları kınıyoruz, hukuki sürecin de başlatılacağını kamuoyuna saygılarımızla bildiririz.
Göle Devlet Hastanesi Başhekimliği
ÇAY OCAKLARI AÇILIYOR!..
Pandemi vakalarının yeniden arttığı belirtilen şu günlerde Ardahan’ın Göle İlçesinde bulunan çay ocaklarının açılmasına izin verildi.
Göle Kaymakamlığı tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi.
HIFZISSIHHA KURUL KARARLARI
İlçemiz Göle’de çalıştırılan çay ocaklarının aşağıdaki maddelere uyulması dâhilinde açılmasına;
Çalışanların iş esnasında mutlaka maske ve el dezenfektanı kullanması, kişisel hijyene dikkat etmesi,
İşletmelerde gıda ile temasa uygun, tek kullanımlık (pet karton vb) bardak, ambalajlı tek kullanımlık kaşık ve birer adet olarak ambalajlanmış şeker ile çay servisi yapılması, diğer içeceklerin servisinde kullanılan pipet vb. Malzemelerin de mutlaka ambalajlı olarak sunulması,
İşletmelerde içeride masa –sandalye bulundurulmaması ve çevrelerinin oturma ve bekleme salonu haline dönüştürülmemesi,
Yukarıda maddeler halinde yazılı olan karara uymayan kişiler Umumi Hıfzıssıhha kanununun 282 inci maddesi gereğince idari para cezası verilmesi başta olmak üzere aykırılığın durumuna göre kanunun ilgili maddeleri gereğince işlem yapılmasına, konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanunu’nun 195. maddesi kapsamında gerekli adli işlemlerin başlatılmasına,
Oy birliği ile karar verilmiştir.
SONA GELİNDİ!..
Önce bir son dakika haberden kesit;
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi ve hukukta reform mesajından sonra başlanılan İnsan Hakları Eylem Planı’nda sona gelindi. Erdoğan hazırlanan taslakları kabul ederken, 2 Mart’ta Beştepe’de yapacağı açıklama ile kamuoyunu bilgilendirecek.
Bu haberi ve bu habere benzer haberleri son bir yıldır kaç kez okudum bilmem ama bu haberi de okuduğum bir sırada her sabah enerji veren yazılarını bana atan meslektaşım Yüksel Ercan abi ile kısa bir tartışmaya girdik.
Okyanus ötesi dalgaları ile iktidar üzerinden ülkeyi sallayan Joe Biden yönetimli Amerika’ya “Hayırlı olsun” mesajı attığını, ama hala cevap alamanının üzüntüsünü yaşadığından dert yanan meslektaşım, gazeteci abim Yüksel Ercan’ın “Adam herkesi aradı, bana geri dönüş yok.. Bütün gün telefon elimde bekliyorum arayacak diye ses yok ama” mesajına gülümserken, Erdoğan’ın 20 yıla yakındır başkanı olduğu ve yağacağını bugüne kadar neden yapmadığını düşünüp, umudumu bu kez 2 Mart’a bırakırken sona gelinenin ne olduğunu da merak etmedim değil.
Çünkü, ekonomi ve hukukta reform mesajından sonra başlandı denilen, İnsan Hakları Eylem Planı’nın ne olduğu konusunda merakım daha da artıyordu, partisinin Grup Başkanı Özlem Zengin’e yazdığı bir mesaj dolayısıyla, hem de bir avukatın kaşla göz arasında tutuklandığı ülkemde..
Evet, hakaretin insan hakkı olmadığı ve olmaması gerektiğini savunan bir insan olarak eleştirinin hapisle sonuçlanmasının da bir o kadar yanlış ve dikta bir yönetim anlayışı olduğunu düşünmekte ve düşündüklerimi her yazdığımda yazımın, satırlarımın gün geçtikçe, “Acaba” düşüncesi ile daraldığını da anlıyordum.
Çünkü bu ülkede İnsan Hakları eylem planı derken bunun planda kaldıkça başka eylemlere, tutuklamalara, kayyumlara ve gerilmelere neden olduğunu da gözlemliyor, üzülüyordum.
Meslektaşım Ercan ile sohbetin devamında “sona gelindi” satırlarının bugünkü yazımın başlığı olurken iki gazetecinin konusunun siyaset olduğunu anladığınızı tahmin edip, bu sonun nasıl olacağı yönünde tartışmamızın yapılacak seçimle alakalı bir hayli kısa ama anlamlı olduğunu da görüyordum.
Ama bir görüşme için geldiğim 151 köylü İstanbul’un Arnavutköy ilçesinin sınırları içinde bulunan ve köyün içinde köy diyebileceğimiz gelişi güzel bir yerleşimle köy mü, sanayi bölgesi mi, şehir mi diye çıkaramadığım Hadımköy’de ve buna benzer köşelerinde yaşanan sorunlardan bihaber muhalefetin, basının, medyanın nasıl olup sonu getireceğini de düşünmedim değil.
Buna neden ise bir taraftan pandemi var diyerek kahvehane, birahane, spor tesisi, lokanta, cafeleri kapattıran, diğer taraftan tıka basa dolu salonlarda heyecanlı kongreler yapıp, memur gibi atadığı başkanlarının sanki seçimle, yarışla seçildiğini ima ettiren, genel başkanının yarım saatte bir tv ekranlarına çıktığı mevcut iktidarın sona değil, 2023’e doğru emin adımlarla gittiğini anlatmam ve beklenen sonun iktidar için değil, bu yönde beklenti içinde olanları beklediğini söylüyordum, yazmaktan yorulup, attığım sesli mesajla..
Ama Yüksel Ercan’a da hak vermiyor değildim, 20 yıldır bir türlü, hayata ve eyleme geçirilemeyen, tam aksine son torba da, bizim kaz dernekleri gibi dernek olamazsınız deyip, stk’ları da hüküm altına alan kanunların çıktığı ülkede gün geçtikçe daha da daralan İnsan Hakları Eylem Planlarını düşündükçe..

SAHARA ÇADIRLARINDA
.jpg)
Çünkü gerçek sorun (!) saydıklarımız, sayamadıklarımız değil Kılıçdaroğlu..
Güzel Sanatlar Değil, Sağlık Fakültesi!
Atamalar, YAŞ kararları, korunacak hassas alanlar ve üniversitelere ilişkin kararlar Resmi Gazete’de..
Diyanet İşleri Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığına ilişkin atama kararları,Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararları, 9 üniversite bünyesinde yeni fakülte, enstitü ve yüksekokul kurulmasını öngören ve Samsun’da bazı alanların kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesi ile Malatya’da 4 bölgenin kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.
YENİ FAKÜLTE, ENSTİTÜ VE YÜKSEKOKUL KURULMASINI ÖNGÖREN KARAR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan karara göre, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak İnegöl ilçesinde İnegöl Sağlık Bilimleri Fakültesi ile Necmettin Erbakan Üniversitesine bağlı olarak Ereğli ilçesinde Veterinerlik Fakültesi kuruldu.
Ardahan Üniversitesine bağlı Sağlık Bilimleri Fakültesi, Bingöl Üniversitesine bağlı Kıraat İlmi Enstitüsü, Çankırı Karatekin Üniversitesine bağlı Hukuk Fakültesi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesine bağlı Sağlık Bilimleri Fakültesi, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’ya bağlı Nanoteknoloji ve Biyoteknoloji Enstitüsü, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesine bağlı Semra ve Vefa Küçük Sağlık Bilimleri Fakültesi ile Sağlık Bilimleri Üniversitesine bağlı Hamidiye Yabancı Diller Yüksekokulu kurulması kararlaştırıldı.
4 üniversite bünyesindeki bazı yüksekokullar kapatıldı
Söz konusu kararla Ardahan Üniversitesine bağlı Sağlık Bilimleri Yüksekokulu, Çukurova Üniversitesine bağlı Sivil Havacılık Yüksekokulu, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesine bağlı Hatay Sağlık Yüksekokulu ile Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu ile Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesine bağlı Semra ve Vefa Küçük Sağlık Yüksekokulu kapatıldı.
KENTSEL DÖNÜŞÜM VE KESİN KESİN KORUNACAK ALANLAR KARARI
Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararlara göre, Samsun’un Bafra ilçesine bağlı Aktekke Mahallesi sınırları içerisinde yer alan bazı alanlar kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edildi.
Karar doğrultusunda kentsel dönüşüm ve gelişim projesi içinde yer alan ve harca esas değer üzerinden belediyelere devredilen Hazineye ait taşınmazlar, kentsel dönüşüm ve gelişim amacına yönelik imar planı ve uygulaması yapılmadan satılamayacak.
Malatya’nın Darende ilçesinde bulunan Tohma Çayı Doğal Vadisi, Somuncu Baba Boğazı ve Doğal Akvaryum (Balıklı Göl), doğal sit alanının koruma statüsünün yeniden değerlendirilmesi sonucunda kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edildi.
Ayrıca Malatya’nın Yazıhan, Akçadağ ve Darende ilçeleri sınırları içerisinde bulunan Ozan Kanyonu’nun da kesin korunacak hassas alan?olarak tescil ve ilan edilmesine karar verildi.
ATAMA KARARLARI
Erdoğan imzasıyla yayımlanan atama kararlarına göre, Diyanet İşleri Başkanlığında boş bulunan Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğüne Remzi Bircan, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına ise Fatih Mehmet Karaca atandı.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığında açık bulunan Başkan Yardımcılığına, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdür Yardımcısı Demet Koç’un ataması yapıldı.
Milli Eğitim Bakanlığına ait atama kararları ile 8 il milli eğitim müdürünün görevden alınmasına, 14 ile de yenilerinin atanmasına karar verildi.
Buna göre, Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü Yakup Turan, Giresun İl Milli Eğitim Müdürü Necati Akkurt, Karabük İl Milli Eğitim Müdürü Ali Köse, Kırıkkale İl Milli Eğitim Müdürü İsmail Çetin, Kırşehir İl Milli Eğitim Müdürü Osman Elmalı, Sivas İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Altınsoy, Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürü Halis İşler ve Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürü Turgut Özbek görevlerinden alındı.
Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Adana İl Milli Eğitim Müdürü Turan Akpınar, Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Hakkari İl Milli Eğitim Müdürü Veysel Durgun, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Tokat İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, Tokat İl Milli Eğitim Müdürlüğüne de Murat Küçükali atandı.
Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Şırnak İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alagöz, Şırnak İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Nurettin Yılmaz, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Kütahya İl Milli Eğitim Müdürü Sabahattin Dülger, Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Cemal Yılmaz, Kırşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Şevket Karadeniz, Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Hasan Başyiğit, Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Fazilet Durmuş, Sinop İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Ercan Yıldız, Sivas İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Ebubekir Sıddık Savaşçı, Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürlüğüne ise Ersan Ulusan getirildi.
YAŞ KARARLARI
Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yer alan Cumhurbaşkanı kararlarına göre, YAŞ kararları kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığına mensup 13 general ve bir amiral ile 40 albay, 30 Ağustos 2019 tarihinden geçerli olmak üzere bir üst rütbeye yükseltildi.
Terfi ettirilen subayların isimleri şöyle sıralandı:
Tümgeneralliğe terfi edenler:
1- Tuğgeneral Bahtiyar Ersay
2- Tuğgeneral Sezai Öztürk
3- Tuğgeneral Ömer Ertuğrul Erbakan
4- Tuğgeneral Ahmet Kurumahmut
5- Tuğgeneral Selami Arslan
Tuğgeneralliğe terfi edenler:
1- Albay Mehmet Cafer Aksoytürk
2- Albay Hikmet Yokarıbaş
3- Albay Ferat Vural
4- Albay Mustafa Cüneyt Arıkan
5- Albay Sezgin Erdoğan
6- Albay Ahmet Gülmüş
7- Albay Mustafa Koşan
8- Albay Berat Acar
9- Albay Fethi Oltulu
10- Albay Hakan Tunç
11- Albay Salih Büyük
12- Albay Metin Eştürk
13- Albay Osman Akyıldız
14- Albay Hacı Halil Osma
15- Albay Ali Fuat Arıkan
16- Albay Halil Ünver
17- Albay Zekeriya Yalçın
18- Albay Oğuz Baykal
19- Albay Mehmet Zeki Eren
20- Albay Halil İbrahim Büyükbaş
21- Albay Adem Çakır
22- Albay Mustafa Üstün
23- Albay Mehmet Avcıoğlu
Deniz Kuvvetleri Komutanlığında tümamiralliğe terfi edenler:
1- Tuğamiral Yankı Bağcıoğlu
Tuğamiralliğe terfi edenler:
1- Albay Özgür Özcan Altunbulak
2- Albay Mehmet Emre Sezenler
3- Albay Erhan Aydın
4- Albay İmran Alparslan Demirbilek
5- Albay Nihat Baran
6- Albay Rafet Oktar
7- Albay Refik Levent Tezcan
8- Albay Ahmet Cevdet Kaplan
9- Albay Fuat Gedik
10- Albay Hüseyin Sami Uyar
11- Albay Ramis Akın
Hava Kuvvetleri Komutanlığında tümgeneralliğe terfi edenler:
1- Tuğgeneral Erdoğan Gür
2- Tuğgeneral İsmail Günaydın
3- Tuğgeneral İsmail Üner
4- Tuğgeneral Kutlay Demir
5- Tuğgeneral Ali Serin
6- Tuğgeneral Olcay Yılmaz
7- Tuğgeneral Selçuk Aygün
Tuğgeneralliğe terfi edenler:
1- Albay Ender Kartal
2- Albay Gürel Özusta
3- Albay Gökhan Ergün
4- Albay Aziz Adalı
5- Albay Ertunç Ertufanlı
6- Albay Durmuş Aydemir
Başkanlık Yapmak, Diktatörlük Değildir..
Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemi adı altında, ‘Dediğim, dedik, çaldığım düdük.. diktatörlük, tek adamlık’ yaptığını iddia edenlere tek diyeceğim olabiliyorsanız, ‘Okul Aile Birliği Başkanı olunda sizi göreyim’ derim..
Çünkü gazeteciliğimin yanı sıra 2 stk başkanı olarak başkanlığın ne olduğunu ‘Attan Düşene Sorun’ derim..
Başkansın yönetimin, meclisin, bakanların, vekilin var..
Onları da dinleyecek, onların da onayını alacak ona göre adım atacaksın’ diyenlerde olacak.. Ki buda demokrasinin birinci gereğidir.. derken bir de gelin başkanlığı Erdoğan’a yada Erdoğan’a ulaşamadıysanız bana sorun derim..
Ülkenin başındasınız, yapılacaklardan, yapılması gerekenlerden sorumlusunuz ve yapılacaklar, yapılması gerekenler yapılamadığı takdirde de kazığa, pardon oy kaybına, hedefe oturtulan da başkanlardır..
Peki bunların olması yada olmaması için önce yönetiminize, bakanlarınıza, vekillerinize, genel müdür yardımcılarınızla, danışmanlarınıza, hatta halka sormaya kalktığınızda yada ‘Ben böyle bir şey düşünüyorum, gelin birlikte yapalım’ dediğinizde 50 kafadan 49 ses çıkarsa ve bu 49’un 48’i ‘hım, kım’ ederse o yapılması, yapmak zorunda olduklarınızı nasıl yapar, hayata geçirirsiniz?
Ve bugüne kadar düşünülüp, yapılmayanların suçunun ne olduğunu anlar mısınız?
Bilmem ama ‘Tek adam, diktatör’ diye insanları, başkanları suçlamadan önce başkan Erdoğan’a yada ulaşamadığınız da bana sorarsanız bizde başkan olarak, ‘gel hele birde beni dinle’ deriz..
Bilmem ama bu ülke de demokrasinin önünde ki engeller başta olmak üzere bir çok sorunu çözmesi, yapması gerekenlerin yani başkan dediklerimizin en büyük sorununun hiç bir şey yapmadan, kendilerine ‘Falan yerin başkan yardımcısı, yöneticisiyim’ dedirtenler olduğunu bir başkan olarak söylerim ve başkan olanın fikir ve görüşlerinin önüne sürülen engelleri saymaya başlarsam sayfalar yetmez..
Ama bir, kaç maddesini sayarsak;
Başkan: ‘Gelin şunu yapalım’ dediğinde yönetim, bakanlar, vekiller, müdürler, kurumlar ‘oooo ya başkan başka işin yok mu?’ der..
Ve Merkez Bankasının yönetimi gibi faizler şişer, bankalar kredi vermez, iş hayatı durur, ekonomik sıkıntı başlar..
Başkan: ‘Ya kardeşim benim, bizim işim bu değil mi?’ dese ve o yönetime, vekile, müdüre, bakana rağmen ‘Yapıyorum’ dese diktatör yada tek adam olur..
Ama başkanın takmadığı bir müdür gider ardından dolar ve faizler düşer..
‘Gelin bir etkinlik, bir toplantı yapalım’ der başkan..
‘Kardeşim başka işimiz mi yok tatildeyim, evdeyim, uzağım, paramız gider’diyen yönetim, vekil, müdür, bürokrasi hayatı dondurup, bir şey yapılacaksa onunda şevkini başlamadan bitirir..
Tüm bunlara karşın başkan, yapılması gerekeni tek başına da kalsa yapmaya çalışır.. Yapar da.. Yapınca da bu kez ‘Niye, nasıl yaptı?’ diye sorgulandığı yetmez;
Bu kez de yine yönetim, bakan, vekil, basın, medya başkanı yalnızlaştırmaya başlar, bu tantanaya uyan halkta bir kuyuya atılan taşın peşine gider ve birleri de ‘memleketi kurtaracağız’ diyerek, 12 Eylül ve öncesindekiler gibi 15 Temmuz’da ki alçak girişim benzer girişimlere kalkar ve yapılacakları yaptırmadığı gibi ülkeyi 50 yıl, stk’yı ömür boyu geri götürüp, öldürür..
Bu ve buna benzer ve sayamayacağız kadar uzun nedenlerle de başkan atını sürer sürebildiği yere kadar..
Ama başkanlığın, ‘diktatörlük, tek adamlık’ olmadığı geç anlaşılsa da kazanan ülke, vatandaş, stk, halk, millet olur başkan kayıp etse de..
Ha anlatmak istediğim anlayamadıysanız o zaman açılışlarına yakın bir zaman kalan okullara, en azında açılılşlarında çocuklarınızla birlikte gidin ve ‘Aile Birliği Başkanı Olun’ derim..