ARDAHAN'DA KORONA VAR MI?!.

Ardahan’ın Çıldır ilçesinde bir kişinin yüksek ateş dolayısıyla gözlem altına alındığı ileri sürülen Ardahan’da yağan Mart karı ile yeniden soğuyan havalar dolayısıyla başta grip rahatsızlığı olmak üzere bir çok kış hastalığına yakalananların karantinaya alınırım korkusu ile hastaneye gitmeyip, eczanelerden ilaç alarak kendi tedavilerini yaptıkları da görülmekte. Kahvehanelerin kapatılması üzerine başta emekliler, işi olmayanların cadde ve sokaklarda kaldığı da görünen Ardahan’da dün gece saatlerinde görünen ve Gürcü Ambulansları olduğu iddia edilen araçlar heyecana neden oldu.VİRÜSÜ BAHANE EDİP, KÜLTÜR EVİ'NİN SEÇİMİNİ YAPMADILAR, ANKARA ETKİNLİĞİNİ İPTAL ETTİLER!


VİRÜSÜ BAHANE EDİP, KÜLTÜR EVİ’NİN


SEÇİMİNİ YAPMADILAR, ANKARA


ETKİNLİĞİNİ İPTAL ETTİLER!


14/03/2020 tarihli haber/yorum


YARIN FORMALİTE TOPLANIP, ERTELENDİĞİNİ İLAN EDECEKLER!.. İstanbul Esenyurt ve Ankara Ardahan Diasporası beceriksizliklerini kapatmak için Koronavirüsünü bahane edip, Kültür Evi’nin kongresini ve Ankara’daki Ardahan etkinliğin iptal ettiler.Alınan bilgilere göre İstanbul’da bir çok önemli etkinlik ve ilklere imza atan Gazeteci Fakir Yılmaz’ın da aday olacağını ima ettiği Esenyurt Diasporası yaşanan virüs paniğini bahane ederken yarın yapılması gereken Ardahan Kültür Evi’nin seçimini belirsiz bir tarihe ertelediği, yine Fakir Yılmaz’ın başkan olduktan ve yapılmayanları ortaya koymasıyla “Bizde yaparız” deyip, birlikten bahsederken Ardahan’ı bölenlerin bir araya geldiği sözde federasyonlar arasında olan Ankara Ardahan Federasyonu da Kültür Evi’nin sığındığı bahaneyi fırsat bilerek ARDAFED’in 20 Milyonluk İstanbul’da tüm engelleme, ayak oyunlarına ve bugünkü gibi yaşanan olağanüstü olaylara rağmen gerçekleştirdiği etkinliklerin kopyasını bile beceremeyeceğini görüp, Ankara Ardahan Günlerini ‘ileri bir tarihte’ diyerek iptal ettiklerini açıkladılar.

Öte yandan yine ARDAFED’in başlattığı örnek ve de kopyalanan etkinliklerden olan burs kampanyasının bir kopyasını yapmaya kalkan ama ARDAFED’in yaptığı gibi bugüne kadar bir burs makbuzunu bile kamuoyuna sunamayan HOÇFED’de düzenlediği Burs Gecesine gerekli katılımın sağlanamaması üzerine  eli boş çıktı ve yine bir öğrenciye burs verdiğine yönelik bir makbuzu dahi yayınlayamadığı görüldü.


**AK PARTİ ARDAHAN DA AYNI YOLDA!


Öte yandan AK Parti  parti kongrelerinin ileri bir tarihe ertelendiğini duyurdu.


AK Parti’de başlayan kongre süreci virüs engeline takıldı. Yapılan açıklamada, 14 Mart Cumartesi günü Ardahan Merkez İlçe ile Posof İlçesi’nde yapılacak olan kongrelerin ileri bir tarihe ertelendiğini duyurululdu.


Koronavirüslüler..


Bir insanın kendisinden bahsedilmesi için verdiği mücadelenin içeriğine bakıldığında bunun yararlı mı, zararlı mı yoksa desinler diye mi olup olmadığı araştırılır ve ona göre verilen puan ile ya o insandan bahsedilir ya da o insanın ortaya koyduğu amacı, hedefi değerlendirilir ve ona göre puan verilir.


Bu durumun sadece insana has bir durum olmadığını ve insan gibi birer canlı olan dünyadaki tüm canlılar için geçerli olduğunu anlamak için bugünlerde kendisinden bir hayli bahsettiren Çin virüsüne baktığımızda daha iyi anlaşılmaktadır.

Evet bu dünyanın sadece insanların olmadığı ve üzerinde, altında yaşayan her canlının olduğunu ortaya koyan Coronavirüsüne baktığınız da her canlının bu dünyada bende varım demesinin normal olduğu kadar anormal bir durum olduğu da görülecektir.

Normal olanın bu dünyada varlığından hissettirmek, anormal olanın ise dünya döndükçe varlığından haberdar olunmayacak kadar kenarda bekleyenlerin bir anda kendisini ortaya atıp, ‘bende varım, buradayım’ demesidir..

Bu durumu görmek, anlamak için en son örnekte asıl adı grip olan ama tıbbın gelişimi ile adı bir anda Koronavirüsü olan Çin Virüsüdür..

Ve bunun hiç de öyle normal bir hastalık olmadığı ve yararlı olacağına zarar verdiğini gerek yaşanan ölümlerle gerekse tüm dünya ekonomisini alt üst eden panikle kendisini ortaya koyduğunu görmekteyiz.

Ve buna karşı bulunmaya çalışılan aşı, önlemlerin telaşı ile yaşanan şaşkınlık kadar ‘Evet oda var’ denilmemesi ve kabul görmemesidir.

İşte tamda bunlar yaşanırken düne kadar ortalıkta görünmeyip, görev verildiği halde kendilerini saklayan, kaçan, duyarsız davrananların bir anda ortaya çıkıp, ‘Ben de varım, Bende adayım’ demesidir asıl virüs olan durum.

Gerek başında bulunduğum stk’da gerek ülke ve dünya yönetiminde her yaşanana ‘Bana ne deyip’ yaşananları izlemeyi tercih edenlerin o yaşananların olumlu yöne gittiğini görünce iştahı kabararak ‘Bende varım’ demesi kadar virüslük bir durumun olmadığı şu dünya da bunlara karşı geliştiren aşıdan, alınan önlemden bi haber ‘Bende adayım’ demesi, demeleri de bir o kadar heyecan ve gündem yaratsa da insanın aklına yanardağı kraterinden fışkıran lavlar geliyor..

Çünkü dağın hep dağ olduğu, kustuğunda içinde biriken mikropları dışarı fışkırttığı ve adına lav denen bu fışkırma ile etrafı yanıp, kül olurken bu lavların kısa süre içinde sönüp, önce çamur, ardından donarak taş olup kısa sürede unutulduklarının da bilinmesi gerekir..

İşte tam da burada en iyi ilacın yaşanan onca korku, panik ve alarma karşı çelik gibi iradesiyle başarılarıyla adeta bir gurur abidesi olarak dimdik ayakta duran dağa bakmak yeter, artar bile..


 


 


 


KORSAN, KOPYA KAZI DEĞİL, ARDAHAN KAZINI ALIN!


KORSAN, KOPYA KAZI DEĞİL,


ARDAHAN KAZINI ALIN!


ARŞİV HABER 24/11/2019 TARİHLİ HABER/YORUM


Kar yağışının geciktiği ama dondurucu havaların etkisini sürdürüğü Ardahan’da kesimleri devam eden kazların satışına başlandığı şu günlerde başta Posof’ta olmak üzere bir çok Ardahanlının ciddi anlamda kaz yetiştiriciliği yapmaya başladığı dikkat çekiyor. Bursa İnegöl de ikamet eden Ardahan Posoflu genç girişimci Osman Değirmenci kaz çiftliği için memleketine geri dönerek kaz yetiştiriciliğine başladı.



Kar yağışının geciktiği ama dondurucu havaların etkisini sürdürüğü Ardahan’da kesimleri devam eden kazların satışına başlandığı şu günlerde başta Posof’ta olmak üzere bir çok Ardahanlının ciddi anlamda kaz yetiştiriciliği yapmaya başladığı dikkat çekiyor. Bursa İnegöl de ikamet  eden  Ardahan Posoflu genç  girişimci  Osman Değirmenci kaz çiftliği  için  memleketine  geri dönerek kaz yetiştiriciliğine başladı.


Memleketinde bu işi  canladırmak için Posof’un doğal ortamda  yetiştirdiği kazlar için aylar öncesi siparişler alan Değirmenci kurduğu kaz çiftliğini daha büyüterek daha büyük  bir damızlık ve üretim  sahası yaparak yurt geneline olduğu gibi yurt dışına Posof  kazlarını göndermek isterken başta İstanbul’da olmak üzere bir çok batı kentlerinde bulunan hemşehrilerini de uyarmayı ihmal etmedi.


Çoğu Ardahanlı olan bazılarının Bilecik, Afyon gibi kentlerde aldıkları yada yetiştirdikleri kazları Ardahan Kazı diye yutturmaya çalıştıklarına dikkat çeken Posoflu Kaz Yetiştiricisi Osman Değirmenci, ‘KORSAN, KOPYA KAZI DEĞİL, ARDAHAN KAZINI ALIN!’ diyerek kaz eti seven herkesi uyardı.



**POSOFLULARA KAZ DESTEĞİ!..


ARDAHAN VALİLİĞİ KAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ EYLEM PLANI DOĞRULTUSUNDA İLÇE SYDV İLE TARIM VE ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN VATANDAŞLARA KAZ DAĞITIMI YAPILDI


Ardahan Valiliği Koordinasyonunda hayata geçirilen Kazcılık Eylem Planı çalışmaları çerçevesinde uygulanan “Kaz Üretimi Projesi” kapsamında, İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürlüğü ile Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü tarafından ihtiyaç sahibi vatandaşlara damızlık kaz dağıtımı yapıldı.


Ardahan kazının üretiminin arttırılması, vatandaşların kaz yetiştiriciliğine teşvik edilmesi ve kazcılıktan gelir sağlanması amacıyla uygulanan Kazcılık Eylem Planı çerçevesinde İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğünce ilçe merkezi ve köylerde ikamet eden, kaz yetiştirmek için uygun mekana ve bilgiye sahip 22 vatandaşlarımıza kişi başına 5’er tane olmak üzere tamamı yerli ırk olan 110 tane damızlık kaz teslim edildi.


Ayrıca kazların beslenmesi için kaz sahiplerine İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğünce arpa desteğinde bulunuldu.



YİBO’ları kimler talan etti? !..


Yeni bir öğretmenler günün yani 24 Kasım Öğretmenler Gününün kutlandığı bugün ele almak istediğim yazımın bir çoğumuzun al/yapıştırlı mesajlarla mı yoksa iki amcamın ölümüne neden olduğu günlerde beni çocuğuymuş gibi sarıp, sarmalayan ve kurşunlardan saklayan köy öğretmenimi mi yada elleri öpülesi ve ‘Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum’ diye seslenilen öğretmenlerimi yazarak, ansam derken nereden geldiyse aklıma aniden gelen bir çoğumuzun açılımını unuttuğu Yatılı İlk Öğretim Okulları geldi..


Ve okumadığım ama gazetecilik hayatımda haber ve yorumlarımla yeri olan O yoksul ve çoğu yetim çocukların okuduğunu bildiğimiz yatılı bölge okulları eskisi  kadar olmasa da hala özelliğini ve güzelliğini taşıyıp, taşımadığını düşünmedim değil..


Gazeteciliğimi taçlandıran yorum ve haberlerimiz içinde önemli bir yeri de olan YİBO’larda verilen eğitimin en güzel tarafı tam olmasa da köy enstitülerine benzeyen yönleriydi.


 Çünkü bir çoğu da köylü çocuğu olan ancak bu gün çok da gündem de olmayan bu okullarımız diğer bir çok resmi kurumlarda olduğu gibi birilerinin rant kapısıydı.


 Ki o rantçılar öğretmen kisvesi altında hayvan çobanlarıydı. Ve bu Şivanlar yoksul, yetim köy çocuklarına yedirdikleri bayat ekmeklerlerden yürüttükleri paralarla koyun tacirliği yapıyorlardı.


Fırıncıların satamadıkları bayat ekmekleri aldıkları taze para rüşvetleri ile YİBO’da ki çocuklara yediren bu Şivanlar yani Çobanlar kutsal bir görev olan öğretmenliği değil hırsızlığı iyi beceriyorlardı. Zaten onlara öğretmen değil hoca deniyordu. Hem de kutsal kitabımız Kuran-ı Kerimi tefsir eden, saygı duyulan, camilerde, bizlere doğru yolu gösteren geçek hocalar değil büyücü, muskacı, sahtekar tipli insanlardı sözde öğretmen denilenler..


 Ve ben bunları yazarken halkın vergisiyle aldıkları maaşların yanında YİBO’da çaldıkları çarşafları, kırtasiyeleri, kömürleri, sarı yağ (tere yağı) yerine öğrencilere Vita yağı yedirenleri gündeme taşıyordum. Onlar metropollere kaçıp, köyde yaptıklarını bu kez dernek denen stk’lar üzerinden kendilerini kamufle ederek, hemde pla bıyıkları ile devrimci diye adam diye kendilerini yutturmanın mutluluğunu yaşıyorlardı ki ben bu kez gelip İstanbul’da bunları yakalayana kadar…


 İşte 24 Kasım Öğretmenler Gününde hatırladığım YİBO’ların talan edilmesinin kısa hikayesi..


Uzun hikayesini de ‘Devamı gelecek’ mi diye bekleyin derim..


KAZLAR KARGOYLA EVİNİZDE


Kaz Satışı İÇİN


Reklamlarınız İçin Bizi Araya Bilirsiniz.. 0532 267 80 15


 


VİRÜSÜ BAHANE EDİP, KÜLTÜR EVİ'NİN SEÇİMİNİ YAPMADILAR, ANKARA ETKİNLİĞİNİ İPTAL ETTİLER!

 


 

 


Alınan bilgilere göre İstanbul’da bir çok önemli etkinlik ve ilklere imza atan Gazeteci Fakir Yılmaz’ın da aday olacağını ima ettiği Esenyurt Diasporası yaşanan virüs paniğini bahane ederken yarın yapılması gereken Ardahan Kültür Evi’nin seçimini belirsiz bir tarihe ertelediği, yine Fakir Yılmaz’ın başkan olduktan ve yapılmayanları ortaya koymasıyla “Bizde yaparız” deyip, birlikten bahsederken Ardahan’ı bölenlerin bir araya geldiği sözde federasyonlar arasında olan Ankara Ardahan Federasyonu da Kültür Evi’nin sığındığı bahaneyi fırsat bilerek ARDAFED’in 20 Milyonluk İstanbul’da tüm engelleme, ayak oyunlarına ve bugünkü gibi yaşanan olağanüstü olaylara rağmen gerçekleştirdiği etkinliklerin kopyasını bile beceremeyeceğini görüp, Ankara Ardahan Günlerini ‘ileri bir tarihte’ diyerek iptal ettiklerini açıkladılar.

Öte yandan yine ARDAFED’in başlattığı örnek ve de kopyalanan etkinliklerden olan burs kampanyasının bir kopyasını yapmaya kalkan ama ARDAFED’in yaptığı gibi bugüne kadar bir burs makbuzunu bile kamuoyuna sunamayan HOÇFED’de düzenlediği Burs Gecesine gerekli katılımın sağlanamaması üzerine  eli boş çıktı ve yine bir öğrenciye burs verdiğine yönelik bir makbuzu dahi yayınlayamadığı görüldü.


**AK PARTİ ARDAHAN DA AYNI YOLDA!


Öte yandan AK Parti  parti kongrelerinin ileri bir tarihe ertelendiğini duyurdu.


AK Parti’de başlayan kongre süreci virüs engeline takıldı. Yapılan açıklamada, 14 Mart Cumartesi günü Ardahan Merkez İlçe ile Posof İlçesi’nde yapılacak olan kongrelerin ileri bir tarihe ertelendiğini duyurululdu.


Koronavirüslüler..


Bir insanın kendisinden bahsedilmesi için verdiği mücadelenin içeriğine bakıldığında bunun yararlı mı, zararlı mı yoksa desinler diye mi olup olmadığı araştırılır ve ona göre verilen puan ile ya o insandan bahsedilir ya da o insanın ortaya koyduğu amacı, hedefi değerlendirilir ve ona göre puan verilir.


Bu durumun sadece insana has bir durum olmadığını ve insan gibi birer canlı olan dünyadaki tüm canlılar için geçerli olduğunu anlamak için bugünlerde kendisinden bir hayli bahsettiren Çin virüsüne baktığımızda daha iyi anlaşılmaktadır.

Evet bu dünyanın sadece insanların olmadığı ve üzerinde, altında yaşayan her canlının olduğunu ortaya koyan Coronavirüsüne baktığınız da her canlının bu dünyada bende varım demesinin normal olduğu kadar anormal bir durum olduğu da görülecektir.

Normal olanın bu dünyada varlığından hissettirmek, anormal olanın ise dünya döndükçe varlığından haberdar olunmayacak kadar kenarda bekleyenlerin bir anda kendisini ortaya atıp, ‘bende varım, buradayım’ demesidir..

Bu durumu görmek, anlamak için en son örnekte asıl adı grip olan ama tıbbın gelişimi ile adı bir anda Koronavirüsü olan Çin Virüsüdür..

Ve bunun hiç de öyle normal bir hastalık olmadığı ve yararlı olacağına zarar verdiğini gerek yaşanan ölümlerle gerekse tüm dünya ekonomisini alt üst eden panikle kendisini ortaya koyduğunu görmekteyiz.

Ve buna karşı bulunmaya çalışılan aşı, önlemlerin telaşı ile yaşanan şaşkınlık kadar ‘Evet oda var’ denilmemesi ve kabul görmemesidir.

İşte tamda bunlar yaşanırken düne kadar ortalıkta görünmeyip, görev verildiği halde kendilerini saklayan, kaçan, duyarsız davrananların bir anda ortaya çıkıp, ‘Ben de varım, Bende adayım’ demesidir asıl virüs olan durum.

Gerek başında bulunduğum stk’da gerek ülke ve dünya yönetiminde her yaşanana ‘Bana ne deyip’ yaşananları izlemeyi tercih edenlerin o yaşananların olumlu yöne gittiğini görünce iştahı kabararak ‘Bende varım’ demesi kadar virüslük bir durumun olmadığı şu dünya da bunlara karşı geliştiren aşıdan, alınan önlemden bi haber ‘Bende adayım’ demesi, demeleri de bir o kadar heyecan ve gündem yaratsa da insanın aklına yanardağı kraterinden fışkıran lavlar geliyor..

Çünkü dağın hep dağ olduğu, kustuğunda içinde biriken mikropları dışarı fışkırttığı ve adına lav denen bu fışkırma ile etrafı yanıp, kül olurken bu lavların kısa süre içinde sönüp, önce çamur, ardından donarak taş olup kısa sürede unutulduklarının da bilinmesi gerekir..

İşte tam da burada en iyi ilacın yaşanan onca korku, panik ve alarma karşı çelik gibi iradesiyle başarılarıyla adeta bir gurur abidesi olarak dimdik ayakta duran dağa bakmak yeter, artar bile..


 


 


 


KORSAN, KOPYA KAZI DEĞİL, ARDAHAN KAZINI ALIN!


KORSAN, KOPYA KAZI DEĞİL,


ARDAHAN KAZINI ALIN!


ARŞİV HABER 24/11/2019 TARİHLİ HABER/YORUM


Kar yağışının geciktiği ama dondurucu havaların etkisini sürdürüğü Ardahan’da kesimleri devam eden kazların satışına başlandığı şu günlerde başta Posof’ta olmak üzere bir çok Ardahanlının ciddi anlamda kaz yetiştiriciliği yapmaya başladığı dikkat çekiyor. Bursa İnegöl de ikamet eden Ardahan Posoflu genç girişimci Osman Değirmenci kaz çiftliği için memleketine geri dönerek kaz yetiştiriciliğine başladı.



Kar yağışının geciktiği ama dondurucu havaların etkisini sürdürüğü Ardahan’da kesimleri devam eden kazların satışına başlandığı şu günlerde başta Posof’ta olmak üzere bir çok Ardahanlının ciddi anlamda kaz yetiştiriciliği yapmaya başladığı dikkat çekiyor. Bursa İnegöl de ikamet  eden  Ardahan Posoflu genç  girişimci  Osman Değirmenci kaz çiftliği  için  memleketine  geri dönerek kaz yetiştiriciliğine başladı.


Memleketinde bu işi  canladırmak için Posof’un doğal ortamda  yetiştirdiği kazlar için aylar öncesi siparişler alan Değirmenci kurduğu kaz çiftliğini daha büyüterek daha büyük  bir damızlık ve üretim  sahası yaparak yurt geneline olduğu gibi yurt dışına Posof  kazlarını göndermek isterken başta İstanbul’da olmak üzere bir çok batı kentlerinde bulunan hemşehrilerini de uyarmayı ihmal etmedi.


Çoğu Ardahanlı olan bazılarının Bilecik, Afyon gibi kentlerde aldıkları yada yetiştirdikleri kazları Ardahan Kazı diye yutturmaya çalıştıklarına dikkat çeken Posoflu Kaz Yetiştiricisi Osman Değirmenci, ‘KORSAN, KOPYA KAZI DEĞİL, ARDAHAN KAZINI ALIN!’ diyerek kaz eti seven herkesi uyardı.



**POSOFLULARA KAZ DESTEĞİ!..


ARDAHAN VALİLİĞİ KAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ EYLEM PLANI DOĞRULTUSUNDA İLÇE SYDV İLE TARIM VE ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN VATANDAŞLARA KAZ DAĞITIMI YAPILDI


Ardahan Valiliği Koordinasyonunda hayata geçirilen Kazcılık Eylem Planı çalışmaları çerçevesinde uygulanan “Kaz Üretimi Projesi” kapsamında, İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürlüğü ile Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü tarafından ihtiyaç sahibi vatandaşlara damızlık kaz dağıtımı yapıldı.


Ardahan kazının üretiminin arttırılması, vatandaşların kaz yetiştiriciliğine teşvik edilmesi ve kazcılıktan gelir sağlanması amacıyla uygulanan Kazcılık Eylem Planı çerçevesinde İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğünce ilçe merkezi ve köylerde ikamet eden, kaz yetiştirmek için uygun mekana ve bilgiye sahip 22 vatandaşlarımıza kişi başına 5’er tane olmak üzere tamamı yerli ırk olan 110 tane damızlık kaz teslim edildi.


Ayrıca kazların beslenmesi için kaz sahiplerine İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğünce arpa desteğinde bulunuldu.



YİBO’ları kimler talan etti? !..


Yeni bir öğretmenler günün yani 24 Kasım Öğretmenler Gününün kutlandığı bugün ele almak istediğim yazımın bir çoğumuzun al/yapıştırlı mesajlarla mı yoksa iki amcamın ölümüne neden olduğu günlerde beni çocuğuymuş gibi sarıp, sarmalayan ve kurşunlardan saklayan köy öğretmenimi mi yada elleri öpülesi ve ‘Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum’ diye seslenilen öğretmenlerimi yazarak, ansam derken nereden geldiyse aklıma aniden gelen bir çoğumuzun açılımını unuttuğu Yatılı İlk Öğretim Okulları geldi..


Ve okumadığım ama gazetecilik hayatımda haber ve yorumlarımla yeri olan O yoksul ve çoğu yetim çocukların okuduğunu bildiğimiz yatılı bölge okulları eskisi  kadar olmasa da hala özelliğini ve güzelliğini taşıyıp, taşımadığını düşünmedim değil..


Gazeteciliğimi taçlandıran yorum ve haberlerimiz içinde önemli bir yeri de olan YİBO’larda verilen eğitimin en güzel tarafı tam olmasa da köy enstitülerine benzeyen yönleriydi.


 Çünkü bir çoğu da köylü çocuğu olan ancak bu gün çok da gündem de olmayan bu okullarımız diğer bir çok resmi kurumlarda olduğu gibi birilerinin rant kapısıydı.


 Ki o rantçılar öğretmen kisvesi altında hayvan çobanlarıydı. Ve bu Şivanlar yoksul, yetim köy çocuklarına yedirdikleri bayat ekmeklerlerden yürüttükleri paralarla koyun tacirliği yapıyorlardı.


Fırıncıların satamadıkları bayat ekmekleri aldıkları taze para rüşvetleri ile YİBO’da ki çocuklara yediren bu Şivanlar yani Çobanlar kutsal bir görev olan öğretmenliği değil hırsızlığı iyi beceriyorlardı. Zaten onlara öğretmen değil hoca deniyordu. Hem de kutsal kitabımız Kuran-ı Kerimi tefsir eden, saygı duyulan, camilerde, bizlere doğru yolu gösteren geçek hocalar değil büyücü, muskacı, sahtekar tipli insanlardı sözde öğretmen denilenler..


 Ve ben bunları yazarken halkın vergisiyle aldıkları maaşların yanında YİBO’da çaldıkları çarşafları, kırtasiyeleri, kömürleri, sarı yağ (tere yağı) yerine öğrencilere Vita yağı yedirenleri gündeme taşıyordum. Onlar metropollere kaçıp, köyde yaptıklarını bu kez dernek denen stk’lar üzerinden kendilerini kamufle ederek, hemde pla bıyıkları ile devrimci diye adam diye kendilerini yutturmanın mutluluğunu yaşıyorlardı ki ben bu kez gelip İstanbul’da bunları yakalayana kadar…


 İşte 24 Kasım Öğretmenler Gününde hatırladığım YİBO’ların talan edilmesinin kısa hikayesi..


Uzun hikayesini de ‘Devamı gelecek’ mi diye bekleyin derim..


KAZLAR KARGOYLA EVİNİZDE


Kaz Satışı İÇİN


Reklamlarınız İçin Bizi Araya Bilirsiniz.. 0532 267 80 15


 

 




Kaynak: Kaz Satışı



Editör: reklam 05322678015



Bu haber 2751 defa okunmuştur.

 


 


 


YORUMLAR


Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber’e ilk yorum yapan siz olun.


 


 


YORUM YAZ