ARDAHAN'IN ESKİ VALİ YARDIMCISI VALİ ALİ FUAT ATİK'TEN DÖNERCİYE ÖNCE FIRÇA SONRA ÖZÜR!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..


Gazeteci Fakir Yılmaz Yeniden TV Programcılığına Başlıyor..


‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yeniden Başlıyor..


İZLEMEK iÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6


İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da konuya ilişkin bir paylaşımda bulunarak ‘Valimizin özrü yerinde’ dedi.


Döner satan bir işletmeye giden Vali Atik, selam verdiği döner ustasının işine devam etmesine sinirlendi. Döner ustasına “Eldivenin nerede?” diye soran Vali Atik, polis ekiplerine işletme hakkında tutanak tutulup, kapatılması talimatını verdi. O görüntüler sosyal medyada bir hayli tepki çekti.


.



MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



FASULYE de KENDİNİ NİMETTEN SAYARMIŞ!


Elbette ki bu yazının muradı fasulyenin faydalarını sayıp dökmek değil. O eskidendi. Şimdi olsa olsa, bünyeye ve cebe zararları anlatılır kendini nimetten sayan fasulyenin…’ diye yazısına başlayan Neşe Doster’in 2019 yılının 10 Mart’ında ele aldığı yorumunu okurken bende bu konuya yani kendini nimetten sayanları farklı bir yönden kendi iç dünyamla ilgili bir şeyler anlatmak istedim.


Çünkü basın ve medyanın havuzuna düşmeden önce fikir ve kalemleri ile mesleğimin önemli kalemi olan ama şu an iktidara yaranma kulaçları içinde yüzen havuzun dalgaları arasında kaybolup, gündemde olmayan birçok önemli kalemlerinden olan Doster’in kendisini, beni, seni, onu, onların yaşadıklarını farklı bir şekilde anlatıyordu.


Ve Doster’in ‘fasulye de kendini nimetten sayarmış’ başlıklı yazısının son yıllarda yaşadıklarımı bir kez daha anlatmaya çalışacak olan yaşadıklarımı bana yazdıran bugünkü yazıma ilham oluverdi.


Ve yine benim de arada bir ele aldığım ve çoğunlukla kendi özel hayatımı anlattığım cumartesi günleri yazılarım hariç 35 yıla yaklaşan ve “Her Gün Yazıyorsam Sebebi Var” başlıklı köşemde ele aldığım yazılarıma zaman zaman konuk olan konuların başında yine bu kendilerini fasulye sananlar ve özel hayatım gelir.


Evet, bir gazeteci sayılırsam benim de aralarında olmasam da kenarında, kıyısında olan bir aydın, toplum önderi, lideri olanların özel hayatlarının yine o toplum, kamuoyu denilenlerce çok merak edildiği ama ben dahil o aydın, toplum önderi, lideri diye bilinenler de baskıcı toplumun etkisinden kendilerini kurtaramayıp, sakladıkları, öteledikleri ve bunu yaparken de daha da gizemli hale getirdikleri özel hayatları ile savaşır, dururlar.


Şimdi  siyaset ve ekonomi ilgili esaslı yazılar yazmaya çalışan biri olarak tanınan benim durup, durduk yerde buna neden ihtiyaç duyduğumı soranlar da olacak biliyorum.


 Ve “Bu nerden çıktı, ekonomi çok kırılgan durumda, ne ilgisi var özel yaşananları sık sık dile getirmenin?” diyebilirsiniz? Çok ilgisi var anlatayım! Ancak benimde  aralarında olduğum birçoklarının hataları, günahları sebebi  ile işlemek isteyişleri dolayısıyla fasulyeyi doların değerine kadar liraya çıkarıp onore edenleri kutlayarak başlayayım…


Ve tam da burada; Onca fabrika, iş yeri kapanıp, kiracı arandığı bir zamanda bir günde bir ilde 300 fabrika açma törenleri yapanların ülkeyi üçe katlayan, görmediğimiz bolluğu yaşatan, varlık kuyruklarıyla tanıştıran, çevreyi- yeşili- ağacı- ormanı koruyan, çiftçiyi abad eden, ülkemize topyekun çağ atlatan, bizi sarayla, köprüyle, alt geçitle, duble yolla, AVM’yle, gökdelenle tanıştıran yönetime değil de özel hayata dokunmak geldi içimde kaynayan ve her an patlayıp beni ve patlatanları da yakacak olan volkanı az da olsa soğutmak için..


Aslında benim yaşadıklarımı yaşayan ama ”sus ya, dur kız, etme oğul”baskılarının etkisiyle özelleriyle, iç dünyaları ile hep savaşanların sayısı da pek fazladır, benim gibi bu konuya da cesaret edip, dem vuranlardan..


Yani, ”Özel hayatın özgürlüğü var” deyip, başka ülkelerin özgürlüklerine müdahale etmekle geçinen sözde medeni batı dünyasının gazına gelip, kardeşi, kardeşe kırdırmaktan çekinmeyen ülkelerin başında gelen Irak’tan, Suriye’den ve Ermenistan’dan daha şiddetli bir şekilde iç dünyalarında savaşanlar hakkında bazı bilgiler vermeye çalışalım!


Söz buraya gelmişken; İktidarın nimetleri ile televizyon ekranlarına sıkça çıkan, mitinglerde konuşan, bilboardlara yerleşen, reklam afişlerinden, otobüs duraklarından, bina cephelerinden, üst geçitlerden, köprülerden dev posterleriyle el sallayan, seçim kampanyasını tek adaymış gibi götüren, bağıra çağıra yaptığı tüm konuşmalarında; yüzüne gergin bir ifade, çatık kaşlar, sert ifadeler yerleştirenler gibi bende bizlere gerçekleri hatırlatmayı görev saydığımın da bilinmesini isterim.



Yeri gelmişken; “Ekonomik krizden güçlenerek çıktık!” diyen damat bakanın esip gürlemesini, Ortadoğu, Arap Baharı, Akdeniz ve Ege’den sonra Kafkaslara uzanıp, kapısını kapatarak, dünya ile ilişkisini kestiğimiz Ermenistan’ın bir kez daha saldırdığı “Azerbaycan kardaşımızın arkasında dağ gibiyiz” sözlerini bir kez daha düşünelim!


Çünkü bu şekilde gürlediğimizde olayın üzerinden kısa bir süre geçmeden bir anda sus-pus olan ardından en önce masaya oturan yine biz oluruz ama iktidarımızın da ömrü uzar her ne hikmetse..


Neyse gülmeyen, kahkaha atmayan, neşesiz insanlar artmışsa, insanımız hep tedirgin, hep sert, hep somurtkan hale gelmiş, ya da getirilmişse orda durup derin derin düşüneceğiz. Bunun nedeni nedir, ya da niye böyle oldu sorusuna özelimizde yaşananlara kafa yormalı, hatta cami imanına olmazsa da günah çıkarma kafesi olarak bildiğim Kilise’ye gidip papaza pardon medeni adıyla psikoloğa gidip içimizdeki yanan volkanın nedenini anlatmalıyız diye düşünürüm.


Tabi, dün tesadüfen rastladığım o psikoloğa yaşadıklarımı ayak üstü anlatmaya çalışıp, merhem isterken yaşadıklarımla, anlattıklarımla bir anda onunda benden beter kendi iç dünyasında yaşadıklarıyla savaştığını ve anlattığım özellerimle onun yaşadıklarıyla kendisini baş başa bıraktığımı ve ”Sen sadece kendin mi sanır sın?” dercesine ”topuğa kuvvet” bir anda yanımdan kaybolup gideceğini de hesaba katarak…


Ha unutmadan kendi hata ve günahlarım yüzünden tanışıp, değer verdiğim ve birçokları gibi onunda kendisini dev aynasında görerek, akıllı, sadık diye kendisini yutturan ve beni, çevresini, sanalda bol bol paylaştıklarını sözde beğenip, gaz verenleri kandıran fasulyenin faydalarını, zararlarını ve nasıl olup bir anda kendisini nimet saymasını bir dahaki yazıma bıraktığımı da bilmenizi isterim.


Çünkü güneşe doğru uzanırken yanındakinin omuzuna bastığını fark edemeyen Ayçiçeği gibi kendisini nimetten sayan ama sadece ilkokul öğrencilerinin aldıkları ödevin ardından pansuman pamuğun içinde yetiştirdikleri bir Fasulye olan ve yaşamı boyunca görmediği, tatmadığı ve senin gibi birilerini benzettiği, yüzü parlak, sıcak ama içi karanlık ve kor dolu güneşe uzanmak için avını yemek, yutmak için ağaç dallarında gezen Yılan misali sana sevgiyle, saygıyla sarıldığını hisseder gibi yaparken, aslında seni boğduğunu bilen biri olarak…









HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!




 







Büyük Adaylardan


Daha Medyatik Küçük Aday!


arşiv haber 29/03/2109 tarihli haber/yorum


Vaatleri ile değil mahalli basının Ulusal basında bir doğru dürüst yer bulmayan onca büyük siyasi ve muhtar adayını Damallı küçük muhtar adayı solladı. Pazar günü yapılacak olan yerel seçimler öncesi seçmeni etkileyecek ciddi bir vaat veremeyen büyük siyasilere karşın Damallı 5 yaşında ki küçük muhtar adayı çocuğun vaatleri ulusal basında geniş yer buldu.


Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı Otağlı köyünde 5 yaşındaki Çağatay Amanak, sembolik muhtar adaylığı görüntülerinden sonra vaadleriyle de sosyal medyada ilgi odağı oldu. Köy meydanında arkadaşlarıyla beraber köylülere vaatlerini açıklayan Amanak, “Arkadaşlarımdan oy istiyorum, yol yaptıracağım, su getireceğim, yolları parke döşettireceğim, yol yaptıracağım. Çocuklara çikolata ve kitap dağıtacağım” dedi.


MUHTAR ADAYLIĞI VİDEOSU BEĞENİ TOPLADI


Damal ilçesine bağlı Otağlı (Erzede) köyünde Çağatay Amanak’ın sembolik muhtarlık adaylığını açıkladığı video, sosyal medyada beğeni topladı. Minik Çağatay’ın büyük ilgi gören muhtar adaylığı videosundan sonra vaadleriyle ilgili videosu da yayınlandı.


“ÇOCUKLARA ÇİKOLATA VE KİTAP DAĞITACAĞIM”


Kravat takıp ceket giyerek köy meydanında arkadaşlarıyla beraber köylülere vaatlerini açıklayan Amanak, “Arkadaşlarımdan oy istiyorum, yol yaptıracağım, su getireceğim, yolları parke döşettireceğim, ev yaptıracağım, yol yaptıracağım, bunun için arkadaşlarım, Eren, Sude, Toprak, Eren’in abilerinden destek istiyorum. Çocuklara çikolata ve kitap dağıtacağım” dedi. Küçük muhtar adayı konuşması sonrasında ‘alkış zamanı’ diyerek arkadaşlarının kendisini alkışlamalarını istedi.


Çağatay Amanak’ın sempatik hareketleri sosyal medya takipçileri tarafından büyük beğeni topladı.



HDP Kürt Seçmeni Rahat Bırakmıştır..


Bir seçime daha doğru gittiğimiz şu günlerde ittifak adı altında bir araya gelen partilerin mücadelesi de devam ediyor.


Mevcut iktidar partisi AK Parti’nin MHP’nin başını çektiği BBP, Vatan Partisi ve cemaatleri yanına alıp gittiği 31 Mahalli İdareler Seçimleri öncesi muhalefet tarafını bir arada toplanma çabası içinde olan CHP’de açıkça demezse de, listelerine aldığı HDP’li Meclis Üyeleri ile, birlikte mitingler yaptığı İYİ Parti ve Muhafazakar seçmene hitap eden Saadet Partisi ile gittiği seçimde en çok merak edilen ve HDP’ye yönelik olan Kürt seçmenin alacağı tavır ve 31 Mart’ta başına gideceği sandığa atacağı oydur.


Başta İstanbul’da olmak üzere batı kentlerinde ki Kürt seçmenin oy vereceği adaylar çıkarmayan ve CHP’ye yönelik sinyallerle seçmenini bu partiye yönlendiren HDP’nin diğer bir yaptığı da seçmeni özgür bırakmaktır.


Yani HDP’nin kendi adayı olduğu zaman üzerinde ısrarla durduğu seçmene dokunmadan verdiği mesajları ile MHP’den ayrılma İYİ Parti ile kurduğu ittifakı saklamayan ama HDP’liler ile aynı karede olmaktan kaçınan CHP’ye yönlendirmeye çalıştığını izledik, şu geride kaşan 3-4 aydır süren seçim çalışmaların da..


Radikal olan seçmenin aldığını gördüğümüz bu mesajın başta muhafazakar olan Kürt seçmen üzerinde ne kadar etkili olur bilmem ama bana soracak olursanız HDP’nin kendi oyu saydığı ama aday çıkarmadığı için bir hayli rahat olan HDP’li seçmenin büyük bölümünün HDP tarafından verilen sinyallere rağmen kendi bildiğini yapacağıdır.


Ve Kürt seçmenin en az yarısından çoğunun CHP’ye değil, kendi vereceği kararın etkisiyle oyunu kullanacağıdır..


Buna neden de dün adayı olduğu zaman mahalle baskısı altına aldığı tüm Kürt seçmenin bu seçimlerde çokta baskı altına alınmadığıdır.


Ve Kürt seçmenin rahat bırakılmanın da etkisiyle o beklendiği kadar CHP’ye değil, yıllardır oy verdiği ve Kürt Sorunu başta olmak üzere bir çok sorunu çözeceğine hala umut bağladığı ve seçimlerin sonra MHP kamburunu üzerinde atacağına inandığı iktidar partisine bir kez daha oy vereceğe benzemekte, bu yönde tavrını ortaya koymakta gibi.


‘Haydi oradan bu kanata nereden varıyorsun?’ diyenlere daha dün yapılan anketlerin bugün başa baş noktasına gelmesindendir derim..


İnanmıyorsanız 31 Mart akşamı açılacak olan sandıklar da çıkacak oylara bakalım mı?