Gazeteci Fakir Yılmaz Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de
MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..
Başta Ardahan Barosu olmak üzere TBB’un bu konuda açıklama yapıp, yapmayacağı merak edilirken bu yönde bir araştırmanın yapıldığı ve sonuçlanmak üzere olduğu ve bu yöndeki haberinin önümüzde ki günlerde haber olarak kamuoyuna açıklanması beklenirken bu sahte avukatın kim olduğu şimdiden merak edilmeye başlandı.
Aynı zaman da Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Gazeteci Fakir Yılmaz’ın ARDAFED Başkanı olduğu dönemlerde kendisine götürdüğü ‘Ardahan Vilayettir, Kendi Barosu Olmalıdır’ önerisi üzerine harekete geçen ve Ardahan Barosunun kurulmasında en büyük emeği olan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, görevini makam odasında yapmadığını ve sahada olduğunu belirtti.
TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, Ardahan Baro Başkanlığına seçilen Av. Murat Yolçu’yu ve Ardahan Barosunun yönetimini ziyaret ettikten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, kente yeniden gelmekten mutluluk duyduğunu söyledi. Yeni seçilen Ardahan Baro Başkanı Yolçu’nun kendisini ziyarete geldiğini ve bugün de iadeiziyarette bulunduğunu ifade eden Feyzioğlu, şöyle konuştu:
“Ben bu görevi makam odamdan yapmadım, sahadayım çünkü gerçekleri sahada, adliye koridorunda öğrenebiliyorsunuz. Duruşma bekleyen meslektaşlarla konuştuğunuzda öğrenebiliyorsunuz. Genç meslektaşlarımızın, kıdemlilerin sorunlarını, şehrin özel sorunlarını buralara gelerek öğrenebiliyorsunuz. Türkiye’nin her yerinde ortak sorunlarımız var. Bir de o şehre özel sorunlar var. Bunları yerinde görmeniz gerekiyor. Bu nedenle buradayız.”
Feyzioğlu, kentlere ziyaretlerinde baro ve adliyelerin yanı sıra diğer ilgililerle de görüşmeler yapmanın gayretinde olduklarını belirtti.
Ardahan Adliyesinin fiziki olarak ihtiyacı karşılamakta yetersiz olduğunu ve yeni yapılacak adliye binasında baronunda yer almasını istediklerini aktaran Feyzioğlu, hizmet etmek için kente gelmeye devam edeceğini kaydetti.
Feyzioğlu’nu Ardahan ziyaretinde ele aldığı mesajı ise şöyle;
Ardahan Baromuzdayız. Değerli Başkanımız Av. Murat Yolçu’ya, delegelerimiz Av. Ahmet Yavuz Yılmaz, Av. Müzeyyen Çiftçi Yolaçan, Av. Mahir Karabacak’a, bize eşlik eden Erzurum Barosu Başkanımız Av. Talat Göğebakan’a Kars Barosu Başkanımız Av. Fettah Çapkurt’a, önceki Başkanımız, delegemiz Av. Cevdet Ucungan’a, Av. Kahraman Özçağın’a, yüreği bizimle olan Av. Kerem Çavli’ye içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Baromuzun ve meslektaşlarımızın taleplerini dinledik. Komisyon başkanımızı ziyaret ettik. Telefon işini yaptığımız baromuzun dairesini gezdik, ihtiyaçlarını belirledik. Hizmet binası yeri için görüşmelerde bulunduk.
ÖCALAN ÇIKACAK MI?
AK Partiyi kurup, iktidara taşıyanların, bu partinin 20 yıla yakın iktidarda kalmasını da düşünmüşler ki sadece bu partinin iktidara gelmesi değil onu orada tutacak olan basın ve medyayı da düşünüp, oluşturmuş olduklarının adına da havuz medyası denen basın ve yayın kuruluşlarının bugünkü halinde daha iyi anlayan muhalefette son yerel seçimleri alır almaz aynı yola başvurduğunu görmekteyiz..
Demokrat Parti iktidarı döneminde adına ‘besleme’ denen AK Parti iktidarı döneminde ise ‘havuz’ olan muhalefetin ise, ‘taraf, dış vakıflarca hortumlanan’ dediği basın ve medya kanallıları ile oluşturmaya çalıştıkları enformasyonun yaşanan ekonomik krizinde katkısıyla son aylarda muhalefetin eline geçtiğini birkaç defa yazan bir gazeteci olarak bu yazımda da kendilerini 6 milyon oyun sahibi, 20 milyonu temsil ettiklerini ileri süren HDP’lilere ve bu partiye yakın avukatlara bir sorum olacak.
AK Parti iktidarının bugüne kadar gelmesine katkı sunan aynı manşetli medyanın doların yükselişini, paramızın pul oluşunu saklamak için ‘feto zehirlendi, vay büyük operasyon olmadı nokta vuruş’ diyerek kamuoyu üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koyduğu bugünlerde benim hala inanmadığım ama yine basın ve medyanın oluşturduğu kamuoyu ile kabul görüp, ölümün adını alan Corona nedeniyle rahatsızlanıp, öldüğü söylenen TRT’nin ünlü konuğu Osman Öcalan’ın öldüğünü de öğreniyoruz.
Ve bu ölümün Erdoğan ile Soyluyu karşı karşıya getirdiğini görünce Erdoğan’ın ne kadar vefalı ve kendisine katkı sunana nasıl sahip çıktığını da bir kez daha anlıyorum.
Bunu bilen ve terörist demeden nazikçe ‘Osman Öcalan’ın cenazesi konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bakan Soylu ters düştü’ başlığıyla haber veren havuz medyasının haberine baktığımda bu ülkeli olan Öcalan’ın nereye gömüleceğinin tartışıldığı ve Soylu’nun ‘Erdoğan bir şey der, bana kızar’ diyerek bu yönde ki soruya yandan ve topu taca atarak, “Bürokratlar getirilmemesinin doğru olacağını söylüyor.” şeklinde yumuşak bir şekilde cevapladığı sorunun bir diğerini de ben soracağım.
Ve soruma cevap aramaya başladığım bir anda ülkesi dışında hayata göz yuman Öcalan’ın nereye gömüleceği sorusunu Soylu taca atarken Erdoğan’ın “Bürokratların kararına göre hareket etmeyelim. Kendi aramızda bir değerlendirme yapıp ona göre karar verelim.” dediğini öğreniyorum.
Anlaşılan o ki; Erdoğan’ın son yerel seçimleri alma adına TRT’ye çıkarıldığı ileri sürülen ve feto olayında ‘Allah beni af etsin’ diyen aynı Erdoğan’ın ‘Kırmızı bülten ile arandığından haberim yoktu’ dediği Öcalan’ın kendi toprağına gömülmesinden yana olduğunu ortaya koyuyor gibiydi..
Ama benim merak ettiğim ve ‘basın, medya bizi yazmıyor’ deyip, aslında yerel gazeteler başta olmak üzere bu yaka ile olan kopukluğundan bi haber HDP’ye ve HDP’ye yakın avukatlara bir sorum olacak derken telefonum çalıyor..
Ve Tempo TV’de yaptığım programa konuk etmek için sabah telefonla aradığım ama memleketim Ardahan’da olduğunu öğrendiğim Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu sanki yazımı his etmiş gibi tam da bu satırları ve merak ettiğim soruya cevap ararken bana geri dönüş yapıyordu.
Yolda olduğu için özlediğim Ardahan’dan başka yere geçmek üzere olduğu için birlikte kurduğumuz Ardahan Barosunu ziyaretten dönen Feyzioğlu’na bu soruyu, cevabını istediysem de yol yoğunluğuna ve kalabalık bir ortamda olduğunu anlayınca vazgeçip, konuyu dostum olan bir Avukatı geç saate rağmen arayıp ona soruyordum merakımı gidereme adına.
Belli ki hepimizin er geç gideceği yere kendi toprağında yolcu edileceği anlaşılan ama bu yönde karar çıkması ve ortamın oluşması adına yurt dışında, Erbil’de cenazesi bekleyen Osman Öcalan’ın ile ilgili soruma gelecek olursak aha sorum ve soruyorum.
Osman Öcalan’ın cenazesine abisi Abdullah Öcalan katılacak mı?
Bilmem ama önce google’de bakıp, ‘Tutuklu ve hükümlünün, cenazeye katılması için cezaevi yönetiminin cumhuriyet savcısına öneride bulunması gerekecek. Tutuklu ve hükümlüler; birinci ve ikinci derece kan bağı olan yakınlarının cenazesine cezaevi amirinin önerisi, cumhuriyet savcısının onayıyla katılabilecek ve iki gün izinli sayılacak.’ dediğini okuduktan sonra bu satırları yazdığım sırada sabah ki telefonum dolaysıyla bana geri dönen Feyzioğlu’na sorma imkânı bulamayıp, dostum Avukata sorduğum bu soruya acaba kim cevap verecek?
Evet, Avukat dostumun yazıma katkı olsun diye birçok yönetmenlik, kanun, yasa gönderdiği bu konuyu başta bu yönde başvuru da bulunması beklenen ‘Barış, huzur ve helalleşme isteniyorsa muhatap Öcalan’dır..’ diyen HDP’lilere olmak üzere herkese soruyorum, Öcalan kardeşi Öcalan’ın cenazesine katılacak mı, bu durum yasal mıdır, değil midir veya dinen, insan hakkı, insani gereği olması gereken midir?
Haydi bakalım var mı tamda Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşmemiz gerekir’ dediği bir sırada bu yönde kim başvuru yapacak, kim Öcalan’ın kardeşinin cenazesine katılması için izin isteyecek, kim bu izni verecek ve belkide yeni bir sürecin başlamasına imkan verilecek..
Bilmem ama dolar dahil birçok sorunu aşağıya çekecek olan bir genel af gerekir diyen ben ve siz, hepimiz bakıp, göreceğiz..
arşiv haber10/10/2021 tarihli haber/yorum/reklamlar
‘Göleli olmasaydı Ardahan Barosu kurulamazdı, bu nedenle ilçe ayrımı yapılmamalı’ dediği ama adeta Posof ve Hanak Adliyeleri kapatılsın, Göle İlçe Adliyesinin 3. Bölge Adliyesi haline getirilmeli’ diyerek üstü kapalı ilçesinin Adliyesinin geliştirilmesini istediği açıklamasında şöyle dedi.
‘Hanak, Posof ve Göle ilçelerimizde savcılıklarımız var. İş yükünün az olmasından dolayı Hanak ve Posof ilçelerimizin Adliyeleri kapanmayla karşı karşıya. Göle’de ki Cumhuriyet Savcısı 500 tane dosya ile uğraşırken Posof’ta ki Cumhuriyet Savcısı 50 dosya ile uğraşıyor. Göle 4. Bölge şu anda 3. Bölgenin iş yükü var. Göle’nin normalde 3. Bölgeye çıkartılması lazım. Çıkartılırsa eğer personel sayısı, hâkim ve savcı artacak iş yükü hafifleyecek. Biz Baro olarak talep ederiz ama, hâkim ve savcıların da bu talebi yapması gerekiyor” dedi.
Urfa Barosu’nun ev sahipliğinde 16 baronun katılımıyla gerçekleşen Bölge Baro Başkanları Toplantısı’nın sonuç bildirgesi açıklandı.
Geçtiğimiz günlerde yapılan ve Av. Murat Yolcu’nun başkanlığına seçildiği Ardahan Barosunun “Kürt Meselesi” adı konulan Doğu ve Güneydoğu Barolarının sonuç bildirgesine imza atmadığı dikkat çekerken, baro Başkanı bildirge toplantısına gittiği halde niye bildirgenin altına imza atmadığı, ya da niye imza atmadığını açıklamadığı dikkat çekerken, kendisini çağıran baroların da bu duruma şaşırdıkları öğrenildi.
Urfa’da düzenlenen Doğu ve Güneydoğu Barolarının toplantısına katılıp, “Kürt Sorunu ve Tutuklu Demirtaş” konusuna değinen bildirgenin altına imza atmayan Ardahan hariç, 15 baronun imzasıyla yayımlanan sonuç bildirgesinde olanlar;
Toplantıdan sonra 16 Baronun Ardahan hariç 15’nin imzaladığı ve kamuoyuna açıklanan bildirgede son günlerde tartışılan Kürt meselesine ilişkin şunlar denildi:
“Meselenin tartışılıyor olması ve çözüm iradesine yönelik niyet beyanlarını kıymetli görüyoruz. Bu sorunun seçim hesaplarından daha değerli olduğu unutulmamalıdır. Sivil toplumu, siyaset kurumunu ve diğer tüm paydaşları bu meselenin demokratik zeminde çözümüne dair, üzerine düşeni yapmaya davet ediyoruz” denildi.
Bildiride AİHM’in serbest bırakılmasına karar verdiği iş insanı Osman Kavala ve eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a ilişkin de “AİHM’in Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hakkında verdiği hak ihlali kararları gereğinin bir an önce yerine getirilmesinin gerekliliğini vurgulamaktayız,” ifadesi kullanıldı.
Adıyaman Barosu, Ağrı Barosu, Batman Barosu, Bingöl Barosu, Bitlis Barosu, Dersim Barosu, Diyarbakır Barosu, Hakkari Barosu, Kars Barosu, Mardin Barosu, Muş Barosu, Siirt Barosu, Urfa Barosu, Şırnak Barosu, Van Barosu’nun imzasıyla yayımlanan sonuç bildirgesinde şöyle dendi:
“1- 10 Ekim 2015 tarihinde gerçekleşen Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden altı yıl geçmiş olmasına rağmen, gerçek faillerin ortaya çıkarılması için beklenen adalet talepleri karşılanmamıştır. Etkin soruşturma yürütülerek faillerin cezalandırılması bir an önce sağlanmalıdır. Bölge Baroları olarak dosyanın takipçisi olduğumuzu belirtir, bu vesile ile katliamın yıl dönümünde hayatını kaybeden yurttaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet dileriz.
“Kürt meselesinde tüm tarafları üzerine düşeni yapmaya davet ediyoruz”
2- Kürt meselesi, Türkiye’nin en önemli ve can yakıcı meselesi olarak gündemde durmaya devam etmektedir. Son aylarda yeniden Kürt meselesinin tartışılıyor olması ve çözüm iradesine yönelik niyet beyanlarını kıymetli görüyoruz. Bu çözüm arayışına toplumun tüm kesimlerinin dahil edilmesini elzem görüyor, muhataplık vs. tartışmalarıyla bunu kısırlaştırmak yerine politik aktörlerin tamamının temsilleri ve katkı sağlayabildikleri ölçüde sürecin içinde olmasını önemli görüyoruz. Bu sorunun seçim hesaplarından daha değerli olduğu unutulmamalıdır. Sivil toplumu, siyaset kurumunu ve diğer tüm paydaşları bu meselenin demokratik zeminde çözümüne dair üzerine düşeni yapmaya davet ediyoruz.
“AİHM’in Demirtaş ve Kavala kararlarının gereği bir an önce yerine getirilmeli”
3- Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hakkındaki AİHM kararlarının icrasına ilişkin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’ye 30 Eylül’e kadar verdiği sürenin dolmasına rağmen Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın tahliye edilmemesinin Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerinin ihlali anlamına gelmesini endişeyle karşılamakta, AİHM’in Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hakkında verdiği hak ihlali kararlarının gereğinin bir an önce yerine getirilmesinin gerekliliğini vurgulamaktayız.
4- Yargı makamlarının avukatlara ve savunmaya yönelik olumsuz tutumu maalesef hala devam etmektedir. Son olarak Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren’e, Diyarbakır Barosu yöneticilerine ve avukatlara yönelik Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı’nın haksız ve hukuka aykırı tutumuna karşı 78 barodan destek açıklaması olmuş ve mahkeme başkanının görevden el çektirilmesi talep edilmiştir. Aradan geçen süreye rağmen hala bir işlem yapılmamış olmasını kabul etmediğimizi belirtmek isteriz. Bölge Baroları olarak sürecin takipçisi olacağımızı, bu haksız ve kabul edilemez tutuma karşı yapılacaklar konusunda girişimlere başlayacağımızı ve hukuksuz tavrın başka yerlere sirayet etmemesi için imzacı Barolarımızla bir yol haritası belirleyeceğimizi paylaşmak isteriz.
5- Anayasa Mahkemesi avukat üyesinin yaş haddi sebebi ile görevinin sona erecek olması sebebi ile Anayasa Mahkemesi üyelik seçimini ve Türkiye Barolar Birliği başkan ve yönetim kurulu seçimini yakından takip ettiğimizi bildirmek isteriz. Her iki makama da seçilecek kişilerin hukuka ve insan haklarına saygılı, Türkiye’de demokratik standartların gelişimine katkıda bulunan kişilerden seçilmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye Barolar Birliği’ni salt bir meslek örgütü gibi görmediğimizi ve seçilecek başkan ve yöneticilerin insan haklarına saygıyı önceleyen, toplumsal meselelerin çözümünde sorumluluk üstlenen, güçlü savunma ve hukukun üstünlüğü için mücadele etmesi gerektiğini ayrıca Türkiye Barolar Birliği seçim takvimi belirlenip adaylar ve programları netleştiğinde bu konuda görüşlerimizi ayrıntılı olarak bildireceğimizi belirtmek isteriz.
6- Barışçıl toplantılar-basın açıklamaları; kamuoyunu etkilemek, harekete geçirmek, şikâyet ve talepleri ifade etmek ve kamu politikasını etkilemek için önemli role sahip Anayasal bir haktır. 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda bu Anayasal hakkı yasaklamak için mülki idarelere vermiş olduğu yetki ilgili makamlarca yasaklama yönünde kullanılmaktadır. Yasaklama kararları; rutin ve keyfi hale gelmekle kararların iptaline karşı açılan davalar da hukuka aykırı bir şekilde reddedilmektedir. Barışçıl toplantıların kanuni yetkinin suistimal edilecek şekilde keyfi olarak engellenmesini kabul etmiyor ve yetkili makamları bu tavırlarından vazgeçmeye davet ediyoruz.
“Diril, Doku, Şenyaşar ve Dedeoğulları dosyalarında etkili soruşturma bekliyoruz”
7- Şırnak İli Beytüşşebap İlçesi Kovankaya Köyü’nde ikamet eden Asuri-Keldani Hürmüz ve Şimoni Diril’den 11.01.2020 tarihinden beri haber alınamamış, 70 gün sonra Şimoni Diril’in cansız bedeni bulunmuştur. Aradan geçen 2 yıllık süreden beri devam eden soruşturmada herhangi bir aşama kat edilmediği gibi iddianame de hazırlanmamıştır. Aynı şekilde Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun Dersim’de kaybolmasının üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmiş ve soruşturma dosyasında herhangi bir ilerleme sağlanmamıştır. Urfa’da Şenyaşar Ailesi’ne, Konya’daysa Dedeoğulları ailesine yönelik gerçekleştirilen katliam dosyasına karşı soruşturma makamlarının etkin bir soruşturma yürütmeleri gerektiğini bir daha belirtmek istiyoruz. Etkili soruşturmalar yürütülmesi için olayın takipçisi olacağımızı, yargının Şenyaşar ve Konya’da Dedeoğulları ailesinin katledildiği katliam soruşturmalarında kamu vicdanını rahatsız eden tutum ve eylemlerden kaçınarak soruşturma dosyasını taraf denetimine açmasını, etkili soruşturma yürütülmesini beklediğimizi belirtmek isteriz.
“Vartinis katliamı davasında sanığın 1 aydır yakalanmamış olması cezasızlık politikasının devamıdır”
8- 90’lı yıllarda işlenen ağır insan hakları ihlallerine ilişkin birçok dava dosyası güvenlik nedeniyle batı illerine nakledilmiş ve çoğu da beraat kararlarıyla sonuçlanmıştır. Aynı şekilde nakledilen Vartinis Katliamı davasının son celsesinde olumlu bir gelişme yaşanmış, bir sanık hakkında yakalama kararı çıkmıştır. Ancak duruşma ve yakalama kararı sonrası aradan 1 ay geçmesine rağmen henüz sanığın yakalanmamış olmasını cezasızlık politikasının devamı olarak görmekle, idari ve yargısal makamlardan yakalama kararının derhal infaz edilmesini beklemekteyiz.
“İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararı kadına yönelik şiddet vakalarında artışa yol açtı”
9- Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararının kadına yönelik şiddet vakalarında bir artışa yol açtığını endişeyle gözlemlemekteyiz. Bu hususta idari ve yargısal makamların bu suçların önlenmesi ve işlendikten sonra işlenme anından itibaren etkili soruşturma ve cezalandırma yükümlülüklerinin Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına rağmen Anayasa, CEDAW ve AİHS’den kaynaklanan yükümlülüklerin gereği olduğunu vurgulamak isteriz.
“Cezaevlerinde tutuklu, hükümlü ve ailelerine karşı hak ihlalleri artarak devam ediyor”
10- Son günlerde Türkiye’nin birçok cezaevinde tutuklu, hükümlü ve yakınlarına karşı hak ihlalleri artarak devam etmektedir. 09.10.2021 tarihinde Urfa 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki mahpusların infaz koruma memurları tarafından darp edildiğine dair duyumlar endişe vericidir. Hak ihlalleri ve pandemi sürecinin yarattığı koşullar nedeniyle yapılan insanlık dışı bu tutum ve saldırılara karşı idari ve yargısal makamları derhal gerekli önlemleri almaya davet ediyor, hükümlü ve tutukluların ailelerinden çok uzak olacak illerde bulunan ceza infaz kurumlarında infazlarının gerçekleştirilmesine son verilmesini talep ediyoruz. Ayrıca söz konusu kapalı ceza infaz kurumlarında yaşanan hak ihlallerine karşı Adalet Bakanlığı’nı, Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi’ni, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nu ve Türkiye İnsan Hakları Eşitlik Kurumu’nu göreve davet ediyoruz.”
Ve bu toplantıya katılmasına rağmen Ardahan Barosu bu 10 maddelik bildirgeye ne imza attı yani ne onayladı ne de “onaylamıyorum”, “Şerh koyuyorum” demedi. Ve sonucu belli bu toplantıya neye gittiği ve kongre öncesi tavırlarını unuttuğu görüldü.
Bu da size dert olsun…
Hala neden hapiste olduğu ve hapiste kalmaması gerektiğini ortaya koyan iç ve dış hukuka rağmen hala bırakılmayan ve girdiği son seçimde hem de hapisteyken, devletin değil, iktidarların kanalı olan TRT’de Seyit Rıza’nın ‘Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama bende sizin önünüzde diz çökmedim, buda size dert olsun.’ diyen Selahattin Demirtaş’ın ‘seni başkan yaptırmayacağız’ dediği anlayıştan daha tehlikeli bakışı taşıyanlar kim derseniz, ben ulusalcılar derim..
Çünkü bugünü yani 12 Eylül Darbesini yapanların, darbe yapmadan önce ortam yaratmak adına başta müze olacak denen Diyarbakır Cezaevi’nde çocukların babasına bok yedirip, eziyet edenler, arama adı altında anaların üstünü soyup, çocuklarını dağa yönlendirenlerin başını bugün muhtar olamaz denenin müftüsüyle birlikte ellerini açıp, dua edenler, dün bizden başkanım değil diyenlerin başını daha sonra feto ile ortak darbe yapmaya kalkışan ulusalcılardı.
Ve dün barış sürecini bozduran, Demirtaş’ın ve diğer milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırıp, tutuklatanlar bugün HDP’nin yanlış olduğunu bildiği ama ‘mufazakarım’ diyenlerin hala devam eden yanlışları dolayısıyla desteklemek zorunda kaldığı aynı ulusalcılar, yerelde iktidarlar ve aynı alışkanlıklarına devam ettirmekteler.
Adına Kürt sorunu denen ama birilerinin ‘Yok öyle bir sorun’ diyerek reddettiği sorunun altında yatan sorunun başında gelen de ulusalcıların Kürt düşmanlığını bir kez daha yaşadığım bu ülkede muhafazakarın, solcunun, sağcının hatta milliyetçinin birbirleri ile olan sorunlarını oturup, konuşarak aşacağına ama yine bu ulusalcıların engeliyle bir araya gelemediklerini görmek ve anlamak için son yirmi günde bir kez daha anladım..
Katıldığı kongrenin son günü başındaki ak saçtan utanmadan ve benim kendisine haram ettiğim katkımı unutup, Kürt oluşumdan dolayı yaptığı konuşması ile beni hedef gösterenler şunu bilsinler ki; benim adım Fakir Yılmaz ise bugün olmasa yarın açtığım sayfanızı kendim kapatacağım.
Çünkü; Benim İstanbul’da, Ardahan’da yurt genelinde verdiğim samimi mücadelemi görmezden gelip, alçakça ön yargılarıyla hakkımda ki yalan ve hileleriyle bahşedemediğim eyy sizler..
Yani ulusalcılar ‘bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun.’
Çünkü biz hep şunu deriz istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz, bugün yerelde yarın iktidarda ayak oyunları ile ele geçirmeye çalıştığınız ve elinizde tuttuğunuz güçle, istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz, yerel imkanları kullanıp, ‘kaldır, indir kıtası’ dalkavukları aracılığı ile üzerimize gelebilirsiniz ..
Ama unuttukları; Onurlu duruş bizim elimizde, direniş gücü bizim elimizde, bunu elimizden alamazsınız ve hiçbir şey yapamasak ve ölsek de arkamız da ‘hasiyetli, onurlu bir direnişle öldü der’ bu halk.
Buda size, sana dert olsun ak saçlı…
BARO’YA YAZIK ETMEYİN!
TERAZİ TARTMASIN MERKEZDE KALSIN..
Yarın kongreye gidecek olan Ardahan Barosu 2. yılında büyük işlere imza atmanın gururunu yaşarken, bazı kişilerin ve siyasilerin ayak oyunları dikkatlerden kaçmıyor.
Ardahan’ın vilayet olmasının üzerinden yıllar geçmesine karşın, zor şartlar altında kurulan ve mevcut yönetimin heyecanla yaptığı olumlu işlerin sayılmayacak kadar fazla olduğunun göz ardı edilmemesi istenmektedir.
Barışçıl bir yönetim anlayışı ile bugüne kadar ortaya koyduğu çalışmalarla kısa süre içinde ülke genelindeki diğer birçok baronun düzeyine ulaşan Ardahan Barosunun Avukat delegasyonun dışarıdan gelen siyasi ve ince hesap rüzgârlarından etkilenmemesi gerektiğine dikkat çekilirken, mevcut başkan ve yönetiminin Ardahanlı Avukatlarla birlikte bir dönem daha Ardahan Barosunu hak ettiği yere getirmesi beklenmektedir.
Ardahan’ın vilayet ve merkez olduğunun da unutulmaması gerekliliğine dikkat edilmesi istenen ve ilçelerin kent üzerindeki hegemonya isteminin Ardahan merkezde olduğu gibi ilçelere de zarar verdiğine dikkat çekilen Ardahan Barosu seçimi öncesinde oy kullanacak olan hukukçuların dün Çıldırlı, bugün Göleli, yarın Posof’lu demeden Ardahan’ın merkezden idare edilmesi gerekliliğini gözden kaçırmamasını ve bunun en bariz örneğinin siyaset sahnesinde yaşandığını görmeleri gerektiğine dikkat çekilmekte.
Kurulduğundan bu yana hiçbir siyasi tarafa yanaşmayan, ortada durup, tüm Ardahan ve Ardahan’da yaşayan halklarına, Avukatlarına eşit bir idare ile bakan Ardahan Barosunun bu kısa sürede yaptıklarına bakılması da istenirken, yeni adayların hiçbir vaat vermeden sülale, köylü, partili, hemşeri, ilçeli, taraflı ve siyasi hesaplar için olanlarla ‘Bizde adayız’ demesi ve bunlara bilmeden destek verenlerin bir kez daha düşünüp, Ardahan’ın geleceğine oy vermeleri gerektiği belirtilmektedir.
KONGRE BASIN BİR SAAT AÇIK OLACAK..
Bugün yapılacak olan ve 54 Avukatın oy kullanması beklenen Ardahan Barosunun Ardahan kamuoyunca sevilen mevcut başkanı Av. Osman Yıldız Dursun Akçam Kültür Merkezinde yapılacak olan Baro’nun kongresine gazetecilerde davet etti.
Ardahan Barosu Başkanı Avukat Osman Nuri Yıldız’ın kongre öncesi yaptığı ve Ardahanlı Gazetecileri de davet ettiği mesajı şöyle;
‘Değerli Basın mensubu arkadaşlar;
Baromuzun Seçimli 2. Olağan genel kurul toplantısı yarın saat 10:00’da Dursun Akçam Kültür Merkezi’nde başlayacaktır. İlk 1 saat basına açık olup, Katılmak isteyen basın mensubu siz değerli gazetecilere duyurulur.’
ARI SPOR’DA DA SEÇMELER VAR…
BAL Ligi olarak bilinen Bölgesel Amatör Liginde 2 takımının yer alacağı söylenen ancak tüm yurtta başlayan karşılaşmalara rağmen Ardahan’ın da içinde bulunduğu bölgde hala başlatılmayan BAL Ligi karşılaşmalarından ve bu ligde mücadele edecek olan takımlardan haber alınamazken Ardahan’ın futbolcu fabrikası önemli bir işe daha daha imza atmaya hazırlanıyor.
Ardahan Barosunun bugün seçim yapacağı Ardahan’da pandemi önlemleri kapsamında açık alanda, Ardahan şehir Stadyumunda yapılması beklenen ancak çoğunluk sağlanmadığından haftaya kalan Ardahan Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği seçimleri ile aynı güne gelen ve bu nedenle bir gün geriye alınan Arı Spor seçmeleri bugün şehir stadyumunda yapılacak.
Arı Spor Kulübü tarafından yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi;
‘2000-2001-2002-2003-2004 ve 2005 doğumlu gençlerin katılacağı seçmeler 19 Eylül 2021 Pazar günü saat 10:00 da Şehir stadyumunda yapılacaktır.
2021-2022 sezonu içerisinde yapılması planlanan U18 yaş turnuvalarına katılacak sporcuları belirlemek amacıyla seçme müsabakaları yapılacaktır. Ayrıca A takımımızda değerlendirilmek üzere, büyükler liginde oynamak isteyen 2000 ve 2001 doğumlular da seçmelere katılabilir.
Genç futbol takımlarımıza ve A takımımıza oyuncu kazandırmak amacıyla; 2000-2001-2002-2003-2004 ve 2005 yılları arasında doğmuş futbolcu adayların katılımıyla, 19 Eylül 2021 tarihinde Ardahan’da düzenlenecek seçme müsabakaları yapılacaktır. Özenle yapılacak değerlendirme sonucu beğenilen futbolcu adayları, seçmelerin ikinci aşaması olan kendi yaş gruplarına uygun takımlarımız içerisinde antrenmanlara davet edilecektir. İlgililere duyurulur.
Genel Açıklamalar
1-Seçmelere 2000-2001-2002-2003-2004 ve 2005 doğumlular katılabilecektir.
2-Seçmeye gelen sporcular HES kodu ile tesise alınacaklardır. Sporcuların COVİD-19 tedbirleri kapsamında ateş ölçümleri yapılacaktır. Kendini iyi hissetmeyen sporcu hastaneye yönlendirilecektir.
3-Sporcu ve antrenörler harici saha içerisine kimse alınmayacaktır.
4-Saha içerisinde bulunan sporcu ile antrenörler ve tribünlerde bulunan izleyiciler mutlaka sosyal mesafeye uyacaklardır.
5-Soyunma odası içerisinde bulunacak tüm sporcu, antrenör, teknik personel ve saha görevlilerinin maske kullanımı zorunlu olacaktır.
6-Sporcular ve antrenörler sadece saha içerisine girerken maskelerini çıkaracak ve seçme müsabakası sonunda tekrar takacaktır.
7-Seçmelerin düzenleneceği Ardahan iline gidiş-dönüşlerde sporcular ile ilgili Covid tedbirlerinin alınması, sporcu aileleri ve sporcuya refakat edenlerin sorumluluğundadır.
8-Tesis içindeki Covid-19 ile ilgili gerekli tedbirler kulübümüz tarafından alınacaktır.
9-Seçme Müsabakaları 19 Eylül 2021 sabah 10:00 da başlayacaktır. Yer: 80.Yıl şehir stadı.
10-Seçme müsabakaları ile ilgili gerekli izin ve yazışmalar TFF Erzurum Bölge Müdürlüğüne gönderilecek olup, TFF’den izin çıktığı takdirde yapılacaktır.
ADSYB SEÇİMİ HAFTAYA KALDI..
Öte yandan Ardahan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği seçimleri çoğunluk sağlanamadığından 24 Eylül gününe ertelendi.
Ardahan Şehir Stadyumunda kurulan sandıklarda oy kullanacak olan ADSYB ilk hafta seçimine ilgi göstermeyen yetiştiricilerin önümüzdeki hafta aynı yere gelerek kullanacakları oyları ile yeni başkan ve yönetimi seçmeleri beklenmektedir.
ARDAHAN BAROSU DOĞU ANADOLU BÖLGESİ BİRİNCİSİ OLDU!
arşiv haber 19/07/2020 tarihli haber/yorumlar/reklamlar
TBB Eğitim Merkezi tarafından bu yıl 7’incisi düzenlenen Stajyer Avukatlar Kurgusal Duruşma Yarışması’nın ilk aşaması olan Bölge Elemeleri, 18-19 Temmuz 2020 tarihlerinde, Ankara’daki yedi ayrı mekânda, eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.
Ağrı, Ardahan, Bitlis, Bingöl, Malatya, Iğdır, Van barolarının yarıştığı Türkiye Stajyer Avukatlar Kurgusal Duruşma Yarışması Doğu Anadolu Bölgesi elemelerinde birinciliği Ardahan Barosu aldı.
Başarının mimarı başta Av.Derya Aydın’ı Av.Ömer Faruk Avşar’ı, Stajyer Ardahanlı Avukatlar Ceren Arslangörür, Sevda Demirbaş, Sefer Özdemir ve Faruk Atalay, Mert Çoban ve hazırlık sürecinde Ardahanlı Avukatların yanında yer alan Ecem Yeralçak Ardahanlılarca tebrik edildiler.
Konu hakkında bir açıklama yapan Ardahan Barosu Başkanı Av. Osman Yıldız, ‘Bu süreçte bizi yalnız bırakmayan Av.Fuat Yılmaz ve Av.Bayram Yıldız’a ayrıca teşekkür ediyorum. Bir sevdamız var. Adı: Ardahan’ dedi.
METİNER OLABİLİR,
KÜRTLER ŞAMAR OĞLANI DEĞİL!..
Dün gece yarısı günün yazısını yazmak için dizlerimin üzerine aldığım bilgisayarımın şarjının bittiğinin sinyalini almam üzerine uzandığım bilgisayarımın çantasına baktığımda enerji kablosunu tesadüfen büroda unuttuğumu anlayıp, bilgisayar kapanmadan yazımı bitirdikten sonra sesini kıstığım televizyona döndüm.
Bilgisayarın enerji kablosunu bulamayan elime aldığım kumanda ile zapladığım kanallardan birinde karşıma çıkan bir tartışma programının bir hayli gergin olduğunu anlayıp, izlemeye başladım..
Tam bu esnada iki milletvekili olan memleketim den CHP’den iki dönem Milletvekili seçilip, genel başkan yardımcılığına kadar yükselen sonrasında partisinden ihraç edilen ve parti kuracağını belirtip, hafta başı da Ankara’da mecliste toplayacağı 63 kişilik kurucu, kurulu ekibiyle partisini ilan edeceğini öğrendiğimiz Öztürk Yılmaz’ın da olduğu programa bağlanan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun hiçde onaylamadığım ama fikirlerine saygı gösterip, zaman zaman izlediğim Mehmet Metiner’i azarlayıp, Metiner’e üstü kapalı olarak yüklenmesi ve her katıldığı programda adeta AK Parti Avukatlığını üstlenen Metiner’i dinlemeden telefonu yüzüne kapattığını görüyordum.
Daha önce de bazı meslektaşlarıma ağır sözler söyleyen ve kendisini eleştirenleri bulunduğu koltuğun imtiyazları ile sıkıştıran, sıkışınca da istifa kozunu kullanıp, Başkan Erdoğan’ı da kendince sıkıştıran İçişleri Bakanı Soylu’nun AK Partili Metiner’in “elimizde isimler var” diyerek ‘FETÖ’ mensuplarının göreve getirildiğini iddia etmesi üzerine Metiner’e cevap vermek için programa bağlanması ve adını vermeden, konuşmasını yaptıktan sonra telefonu yüzüne kapattığı Metiner’i aşağılaması bir anda gündem oldu.
Soylu’nun, “Televizyon kanallarında bizim arkadaşlarımızın ”elimizde isimler var” demesini de kendime hakaret kabul ediyorum,” diye konuşması ve ardından ‘Ben şamar oğlan değilim’ diyen Mehmet Metiner’in, “Müsaade eder misiniz” diyerek araya girmeye çalışırken, Soylu ise Metiner’e, “Yok ben müsaade falan etmiyorum, söyleyeceğinizi söylediniz zaten” diyerek yayından ayrılması, Metiner’in ise “Sizden müsaade istemiyorum sayın bakanım, siz müsaade merci değilsiniz” demesiyle devam eden ve reyting yapan bu tartışmaya bakınca karşıma AK Parti’nin içinde olan Kürt ve daha demokrat düşünenler ile aynı AK Partinin içinde bulunan Soylu gibileri arasında bir çatışma var gibi.
Ve bu çatışmanın gün geçtikçe daha da büyüyecek gibi…
Gelelim Erdoğan’ın bu son tartışmaya nasıl bakacağına..
Öncelikle Erdoğan’ın cesaretini ve Atılganlık iradesini taktir etmek lazımdır.
Olağanüstü üstü düzeyde, sorumluluk isteyen, Ekonomik yatırımlar ve askeri teknolojilere sahip olması, Birleşmiş milletler de, “Dünya beşten büyüktür” Açıklamaları ile aleni olarak, Emperyalist ülkelere meydan okuması, İsrail’e karşı ciddi bir şekilde cephe alması,
2013 te kendi iradesi ve halkların demokratik iradesine dayanarak, Kürt sorunu ‘nu çözmeye çalışması ve ateşkesin ilan edilmesi, kendi güvenliğiyle ilgili, askeri olarak bir ayağının Suriye’de bir ayağının Libya’da olması, doğu Akdeniz’de petrol arama çalışmalarına hız vermesi, Emperyalist ülkeleri ciddi bir şekilde tedirgin etmektedir.
Barış mücadelesinde daha önceki pratiği ile samimiyetine inandığım Başkan Erdoğan’ın güçlü bir lider ve inandığı yolda gittiğini bilinmesini istiyorum.
Emperyalist sistemler öğretimde ve sermayede, yoğunlaşmayı yüksek bir seviyeye ulaştıran, dünyayı aralarında bölüştüren, uluslararası tekelci kapitalist birlikleri kuran, çıkarları gereği, Dünyanın toprak bakımından bölüştürülmesini sağlayan Ekonomik ve askeri güçleri Süper olan güçlerdir.
Bu siyasi manzara ortadayken; bu ahtapotlara meydan okuyan bir liderin bazı ciddi stratejik ve taktiklere dayanan tedbirler alması vazgeçilmez tarihi bir görev olarak bulunmaktadır.
Ülkelerin tarihi, geleceklerinin aynasıdır. Ortadoğu tarihten günümüze kadar Dünyanın Ekonomik ve siyasi olarak en kritik bölgesini teşkil etmektedir.
“Kim bu coğrafya ‘ya egemen olmuşsa Dünyanın en güçlü ülkesi olmuştur” . Gerçeği ile karşı karşıya bulunmaktayız.
Bir nehri küçücük taşlar ile durdurmak mümkün değildir.
Nehirlerin önüne büyük Kayalar ve güçlü duvarlar örerek ancak o suyun kulvarını değiştirebilirsiniz.
Gelelim bu yaşananlara benim bakışıma..
Öncelikle Ortadoğu’da Emperyalist sistemlere karşı direnmek ve zafere ulaşmak için tarihe bakmakta yarar vardır.
Kürtler; Emperyalist ülkeler tarafından, Ortadoğu’da birinci Dünya Savaş’ında dört ülke arasında bölünmüş bir halktır.
Irak’ta federatif bir devletleri vardır.
Türkiye’de iç içe olan bölünmesi hiçbir Şekilde mümkün olmayan bir coğrafyada yaşıyorlar.
Bu Emperyalist ülkeler geçmiş tarihlerde Ortadoğu’da izleri silinmeyen mağlubiyetler yaşamıştır.
Selahaddin Eyyubi Önderliğinde, Kürtlerin, Türklerin, Arapların desteğiyle, Efsanevi zaferler kazanmıştır.
Malazgirt’de Alpaslan önderliğinde, Türklerin ve Mervani Kürtlerinin; ortak destekleriyle bizansa karşı, unutulmayan ve Anadolu kapılarını Türkler’e açan tarihi bir zafer kazanılmıştır.
Osmanlı döneminde Anadolu’nun tümünü ele geçirmeyi amaçlayan İran Hükümdarı Şah İsmail’e karşı Yavuz Sultan Selim Han Önderliğinde,Çaldıran muharebesinde, Kürtlerin ve Türklerin ortak cephesiyle,
Bu zeminin oluşmasını Sultan Selim ile beraber sağlayan, Kürt önderi Ünlü alim İdris’i Bitlisi’nin dayanışması ile, Anadolu tarihine, altın harflerle yazılan zaferi unutmamak lazımdır.Eğer Şah İsmail bu zaferi kazanmış olsaydı, bütün Anadolu boydan boya, İran’ın ayrılmaz bir parçası olacaktı.
Ne yazık ki Avrupalılar halen bu mağlubiyetleri unutamamalarına rağmen biz tarihe damgasını vuran bu zaferleri unutuyoruz.
Veya ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatları ile vatanseverlikten uzak olan bazı ırkçı tarihçilerin bu zaferlerin içini boşaltarak gerçekleri saptırmasından ileri gelmektedir.
Bu canlı tarihler göz önünde bulundurulmadığı süre zarfında, Ortadoğu’da, Emperyalist ülkelere karşı, Kürt halkının yer almadığı Türkiye’nin siyasi ve askeri cephesinin başarıya ulaşması mümkün değildir.
Bu nedenle; Metinerler olabilir ama Kürtlere Metiner üzerinden Şamar oğlanı gözüyle bakmaktansa onların da fikirlerini dikkatte almak ve birlikte hareket etmek gerekir diye düşünenlerdenim..
Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php

Yıllarca CHP’li Belediye Başkanlığı yapan Şükrü Bozyiğit’te başkan yardımcılığı yapan şahsın geçtiğimiz yerel seçimlerde son anda AK Partiye geçip, Posof’a başarısız bir dönem yaşatan mevcut belediye başkanını değiştirmeyi düşündükleri görülen Posoflular CHP’nin aday gösterdiği Avukat’a yönelmiş durumdalar.
Ardahan’ın Gürcistan’a komşu olan ve Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısının sınırları içinde bulunduğu Posof ilçesin de Avukat Onur Bayraktar’ı aday gösteren CHP’nin çalışmalarını yoğunlaştırdığı dikkat çekerken AK Partinin halen adayını açıklamadığı da alınan bilgiler arasında olurken bu durumun AK Partinin de Posoflular gibi kendisinden memnun olmadığı tek aday dışında Posof’ta aday arayışı içinde olmasına bağlandığı ileri sürülüyor.
.jpg)
.jpg)
**Roboski ve Suriye..
Türkiye’nin Suriye’ye yeniden gireceğini ima etmesi ardından ABD’nin bölgede çekileceğini ilan etmesi ile yeniden hareketlenen Ortadoğu yani ülkemizin sınır ötesinde yaşananlar bölgenin olduğu gibi dünyanın birinci gündem maddesi durumunda olmaya devam ediyor.
Tabi ülkenin olmazsa da başta Kürtlerin olmak üzere birilerinin de diğer bir gündemi de 7 yıl önce 28 Aralık 2011 gecesi, Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu köyünde F-16 savaş uçaklarının yaptığı bombardıman sonucunda 34 Kürt kökenli vatandaşın hayatını kaybetmesi olayıdır..
Ve 31 Mart 2018 Yerel Seçimleri öncesi adaylarını açıklayacak olan Başkan Erdoğan’ın ve diğerlerinin Roboski olay başta olmak üzere ülken içinde ki bu gündemle ilgili bir şey deyip demeyecekler ide merak edilmektedir.
Irak’tan sonra Suriye’de ki Kürtlerin ‘Bizde varız’ deyip bölgede söz sahibi olmak istemesinin kabul etmeyenlerin ellerinde bulundurdukları askeri ve silahlı güçler ile saldırı hazırlıkları yaptıkları bir sırada Suriye’nin resmi ordusunun yeniden bölge de görülmesini içine sindiremeyenlerin dünyanın resmi bir ordusunu kendi topraklarında yeniden söz sahibi olmasını terörist bir hareketmiş gibi kendilerine yakın havuz medyası kanalıyla kamuoyuna duyurmaları da ne kadar inandırıcı olur bilmeyiz.
Irak ve Suriye’de yaşanan bugünkü gelişmeler öncesinde her iki ülke tarafından tanınmayan, kimlikleri verilemeyen ama bugün artık tüm dünyanın kabul ettiği bir halkın yani Kürtlerin kendi ülkeleri ve toprakları olan bölgelerde yaşama hak sahipliğini kabul etmeyi kendi yarattıkları İş İT’i mana edip, bölgeye girmek istemeleri de yeni Roboskileri yaratmaktan öte bir şey değildir.
Yapılacak hareketin Türkiye’ye de bir hayı getirmeyeceğini bilmek ve en önemlisi ABD, Rusya, İsrail ve Arabistan gibilerinin asıl amacının da Türk Ordusu ile Suriye Ordusunu karşı karşıya getirip, silah satmak, Türkiyeyi ekonomik olarak zayıflatmak ve en önemlisi Türkiyeli Kürtleri rahatsız etmek olduğunu ve bu duruma kendisine sıra gelecekten korkan İran’ın gaz vereceğini unutmadan hareket etmek gerekir.
Bu nedenle;Yeni Robiskilerin önüne geçmek için dün birlikte olduğumuz ve Esad dediğimiz ardından öyle , böyle yaşanan gelişmeler sonrası Esed dediğimiz komşu Suriye ile teması yeniden kurup bölgede oynan oyunu bozar, bitiremesekte en az 50 yıl öteleriz diye düşünüyorum..
Bunun en açık örneği de barış sürecinde bir olup ‘Negri, Negri’ türküsünü birlikte söylediğimiz o güzel günlerdi ve o günlerin bozulmasında sonra dağ, taşı bombalayan silah ve bombalara giden paralarımız dolaysıyla ekonomizm de yaşanan şu anki sıkıntılardır..
Ve atacağımız barışçıl bir adımla bunu ülke içinde ve sınır ötesinde yeniden sağlamak için hiç bir engel olmadığı gibi ‘Bizim yerimize DEAŞ’ı Türkiye yener’ diyen ABD’nin oyununa gelmemek gerek..
Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php
14/13/02/2007 Günlerinin Haberleri

Sitemiz Yazarlarının Gündemle ilgili yorumlarını
sitemizin solunda bulunan EN YENİ MAKALE köşesinde okuyabilirsiniz.

YÖRE TÜRKÜLERİYLE DOP DOLU RADYOMUZU DİNLİYORMUSUNUZ?


12/02/2007 Gününün Haberleri için DEVAMI tıklayın
YAZIYORSAM SEBEBİ VAR/
Potansiyel vekil adayları!..
İyiden iyiye yaklaşan genel seçimler öncesi hareketlenen siyaset arenasının heyecanını, sitemiz olan www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com a ve de cep telefonlarımıza gelen mesaj ve çağrılarda daha iyi anlıyoruz.
Siyaset sahnesini yakından takip edenlerle, bu sahne de oynamak isteyenlerin ilgi odağı olduğumuz şu günlerde tartışılan diğer bir konu ise, ‘Bende milletvekili adayıyım’ adlı yazımız ardından benim de adaylığımın olumlu veya olumsuz tartışıldığını izliyorum.
Çoğu potansiyel adayımızın Ardahan’da ki politik gelişmeleri bir çok dostlarından olduğu gibi benden de almak üzere sıkça cep telefonuma başvurduğu şu günlerde yazdığım bu yazı üzerine benden bir şeyler öğrenmek isteyen ‘potansiyel adaylarımız’ ın bir hayli azaldığını da hissettiğim bir süreçte, milletvekili adaylığı düşündüğümü olgunlukla karşılayıp, bu yönde arayanların sayısının da bir hayli arttığını da görüyorum.
“Bu Fakir Yılmaz’dır diyorsa yapar” diyenlerin ise merakla beklediği ikinci adımımı değerlendirmeye aldığını da izlerken, benim aday olup, seçimler de ne kadar etkili olabileceğimi, en çok bir süre önce aday olduğum ESOB seçimlerinde bana 20 oy bile vermeyenleri kara kara düşündürdüğünü de görmüyor değilim.
Çünkü, seçimlerine üç gün kala aday olduğum, Ardahan Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı seçiminde bana 20 oy bile vermeyen Ardahan’ın büyük lortları ve de seçim cambazlarının, üç adayın yarıştığı o seçimde aldığım oylar karşısında dudakları kurumuş, boğazları tıkanmış, az daha kalpten gitmiştiler ..
Nedeni ise üç gün kalarak girdiğim seçimlerde kazanmazsam da büyük bir oy almış, hatta seçim günü saat 03.00’a kadar başkanlığı garantilemiştim.
Ancak, birilerinin benim seçilmem halinde kendilerinin silineceğinin korkusuyla, hiçte alakaları olmadığı halde ESOBB seçimine karışıp, Ardahan siyasetinin ustalarından olan babamın yokluğunu ve de benim acemiliğimi de fırsat bilip, o saatte sonra ne kadar hasta, kör, topal ve de sahte üye varsa toplayıp getirdiklerinde anlamıştım ayak oyunlarını.
Kimilerine, KURT geliyor, kimilerine FEZO’nun oğlu kazanıyor, kimilerine GELİRSE SİZE RAHAT YOK denilerek son anda seçimi kazanmamı engelleyenlerin milletvekili adayı olmam halinde, bu kentte oynadıkları cambazlıkları tüm Ardahan genelinde oynayamayacaklarını iyi biliyorlar. Oynasalar da başta Ardahan köylüsü olmak üzere, mazlum, perişan, mağdur ve de her seçim de hep bu grupların yalanlarına inanan halkın buna izin vermeyeceğini iyi biliyorlar.
Evet, ‘Bende milletvekili adayıyım’ yazımın ardından benimde ismimin de geçmeye başladığı önümüzdeki seçimlerde yeni isimlerinde ortaya çıkma ihtimalini görüyoruz, genel seçimler öncesi vekil adaylarını ve de bunların potansiyelini ölçerken.
AK Parti’nin 6 bin oy ile vekili olan Kenan Altun’un yanı sıra son günlerde yoğun bir çıkış yapan İşadamı Göleli Cavit Çetin’in, Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Gürbüz Süleymanoğlu’nun, hatta AKP İl Başkanı Yardımcısı Engin Şanlıtürk’ün isimlerini tartıştığı şu günlerde, Ardahanlı işadamı B. Harziyanlı Nihat Atam’ın da ismi gibi sürprizler yeni yeni ortaya çıkıyor gibi ..
CHP’nin mevcut vekili Ensar Öğüt ile mücadele edenleri konuştuğunu izliyorum.
Benim de iyi bir arkadaşım olan Suat Aktaş’ı, Ardahan eski Milletvekili Faruk Demir’i, eski İl Sağlık Müdürü Dr. Taşkın Aktaş’ı ve de İsmet Atalay’a kaz yedirerek her seçim öncesi ismini gündeme sokmaya çalışanı tartışan CHP’lilerin kimsenin Öğüt’ü aşamayacağına olan inançları %70’ler seviyesinde. Bana da sorulsa, CHP Öğüt isminde yanlış yaparsa yazık olur derim.
“Peki, o geçtiğimiz seçimlerde sandığa gömülen siyasi partilerden ne haber?” diye sorulursa DYP’nin mevcut Belediye Başkanı ve potansiyel milletvekili adayımız olan Mikail Kayatürk tarafından elde tutulduğunu gözlüyoruz. Kardeşini DYP İlçe Başkanlığına getiren, delegenin büyük çoğunluğunu belediye çalışanlarının ismiyle değiştiren Kayatürk’ün DYP’de birinci vekil adayı ismi olduğu konuşulurken, birkaç kişiyi gardiyan ettiği öne sürülen sol partilerin iktidarda olduğu günlerde hapishanelerin genel müdürü olan Zeki Güngör’ün isminin ısıtılmaya çalışıldığını duyuyoruz. Benim bile tanımadığım bu şahsın kime ve neye güvendiği de bilmiyorum.
DSP’nin geçtiğimiz günlerde sürpriz şekilde yaptığı atama ile yenilediği Ardahan İl ve İlçe Örgütüne koyduğu isimlerin mevcut Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Latif Tosunoğlu’na yakın olmaları, benim olduğu gibi bir çoklarına, ‘Acaba?’ dedirtmiyor da değil .. Ha bu arada, Tosunoğlu’nun ATSO başkanlığına seçildiğinden bugüne kadar ki sessizliğini tren yolunu mana ederek bozması ve mevcut vekillere sert çıkışı ise bu ‘acaba?’ yı biraz daha güçlendirdi gibi..
ANAP’ta Sürmeli Kılıç dostumuzdan başka kimsenin kalıp kalmadığını bilmediğimiz bir süreçte MHP’nin tüm ülke de olduğu gibi Ardahan’da da ilgi odağı olduğunu izliyoruz. Bu ilgi odağının, MHP’nin Ardahan’da seçimi kazanacak olarak algılanmamasını isterken, göstereceği adayı ile ‘ne olur, ne olmaz’ ı da dedirtmiyor değil.
İki dönem vekil olmasına karşın hızını alamayan ve Şavşat ilçesinden gelip, Ardahan’a yerleşen ailenin çocuğu olan hemşerimiz Saffet Kaya’yı da unutacak değiliz.
Kaya’nın, DYP Genel Başkanlığına oynayıp, bunu başaramayınca partiden uzaklaştırılması ardından Ardahan’a gelip, kendisine, ‘Başbakan Saffet’ diye bağırtması halen ‘gülünerek’ tartışılırken, isminin de güçlü potansiyel vekil adayları arasında olduğunu söylemek gerek. Şimdilik parti bulamadığı söylenen Saffet’in bağımsız dahil her yolu deneyeceğini, çünkü kafasına başbakan olmayı koyduğunu (!) iyiden iyiye anlayan Ardahanlılar, Ankara’da çorba içmek için kendisini ziyarete gidenlerden rapor aldığını gözlüyoruz..
Kars’ta aday olacağını tam olarak açıklamamasına karşın Ardahan’da ki siyasi gelişmeleri yakın takibe alan Esenyurt eski Belediye Başkanı Dr. Gürbüz Çapan’ın bile her an dümeni Ardahan’a kırabileceği beklenen Ardahan’da, partilerin İl ve İlçe Başkanlarının burunlarında kıl aldırmadıkları da gözlemlerimizin arasına takılan diğer bir ayrıntı. Çünkü başta iktidar partisi AKP’nin emekli imam İl Başkanı Koyuncu olmak üzere başkanların sık sık seçimlerde merkez konumuna gelen Ankara’ya ziyaretler yaptıkları da dikkat çeken diğer bir konu.
Tabi seçimler de ortaya çıkıp, kaz geceleri düzenleyip, hem sattıkları biletlerle köşe olan, hem de sadece çantalarında taşıdıkları evraklarla başkan olmaktan öte bir iş yapmayan dernek başkanlarını da unutmamak gerek.
Çünkü, görüyoruz ki seçim yaklaştıkça, kaz partileri, pardon kazlı geceler ard arda düzenlenmeye başlamış bile. Tabi vekil adayı potansiyelini değerlendirip, halka ve adını taşıdıkları Ardahan’a hayri olmayan çatra derneklerini iyi pazarlamak için..
Adayını tabanın belirleyeceği söylenen adayla seçime gideceği söylenen bölgenin etkili partilerinden DTP, yani “Demokratik Toplum Partisi ne yapıyor?” diyerek, bu yönde soru soracakların bir hayli çok olduğunu görür gibiyim.
Çünkü DTP’nin ülke’de olduğu gibi bölgede atacağı adım benim gibi herkes tarafından yakın takibe alınmış. Bağımsız aday göstermeleri halinde Ardahan’ın iki vekilinin birisini zorlayacağı konuşulan DTP’nin Ardahan ve Göle dışında bir türlü örgütlenmemesi partinin seçimlerde aleyhine mi, lehine mi olacağı bilinmezken göstereceği adayın önemine dikkat çekiliyor. Av. A. Yavuz Yılmaz’ın isminin önde olduğu gözlenen DTP adayları arasında Göleli, öğretmen Avukat adayı Yaşar hocanın Av. Yılmaz’ın yanında staj görmesi tesadüf mü bilinmiyor.
Benim gözlemlerimde görünen seçim arenasında ki potansiyel vekil adayları şimdilik bunlar olurken, Av. Müzeyyen Çiftçi’nin, Ardahan’da vekil adayı olmayı düşündüğünü ima etmeye çalışan amcası Yücel Çiftçi’ye, ‘Sen dur benim şansım daha yüksek’ der mi bilinmez. Çünkü kendisiyle hem mahkemelik olduğum için, hem de onun benle küs olduğu için eskisi gibi bir araya gelip, kritik yapamadık.
Evet demiştik ya, ‘Ben de milletvekili adayıyım’ diyebilecek yiğitler aranıyor diye .. Ki; O yiğitlerin çoğu şimdilik sükût durur, nasıl olsa benim gibi erkenden, ‘Bende milletvekili adayım’ deyip kendilerini hedefe koymazlar.
Nasıl olsa seçime bir ay kala, GALO KÖYLÜ gördükleri Ardahanlının başına seçime bir ay kala konar, oylarını alır vekil olurlar ya ondan ..
fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535.418 32 58
SARIKAMIŞLI ÖĞRENCİLERE GÖNÜLLÜ ÖĞRETMENLİK
Milliyet Gazetesi’nin başlatmış olduğu Baba Beni Okula Gönder kampanyasına destek veren Sabancı Üniversitesi’nden bir grup öğrenci, 12-17 Şubat 2007 tarihleri arasında Sarıkamışlı kız öğrencilerle buluşuyor.
Sabancı Üniversitesi bünyesinde zorunlu ders olarak verilen Toplumsal Duyarlılık Projeleri’nin bir parçası olan proje kapsamında, Sabancı Üniversitesi öğrencileri, Kars Sarıkamış’ta yer alan Milliyet Kız Yurdu’nda kalan kız öğrencilere derslerinde destek olurken aynı zamanda ders dışı çeşitli sosyal etkinliklerle öğrencilerin sosyal becerilerini ve özgüvenlerini artırmayı hedefliyor. Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Uğur Sezarman da öğrencilere fen derslerinde yardımcı olmak için projeye gönüllü olarak destek veriyor. Programdan yaklaşık 150 öğrencinin yararlanması hedefleniyor.
Sabancı Üniversitesi Toplumsal Duyarlılık Projeleri kapsamında geçtiğimiz aylarda bir grup öğrenci yine Kars’taki kız öğrenci yurtlarını ziyaret ederek, buradaki gençlere ÖSS’ye hazırlık konusunda gönüllü öğretmenlik yapmıştı.
Haber ekleme saati: 13.30-13/02/2007
Haber: Gümüşpala Kortağ/Kars
Tren gitti, bizimkiler Ankara’ya yürüyecekmiş!..
“ Ardahan için hayati bir önem taşıyan Kars Tiflis Demiryolu projesi Ardahan saf dışı bırakılarak imzalanmasının ardından projeyi bu hale getiren siyasiler eylem yapacaklarını açıklıyorlar.
İktidar partisi Milletvekili Kenan Altun başta olmak üzere Ak Parti il teşkilatının projeyi göz ardı etmesi, halka ve temsil ettikleri ile karşı olan sorumlulukları bir tarafa bırakıp parti içerisinde liderlik kavgasına tutuşan siyasiler proje imzalandıktan sonra Ankara’ya yürüyeceklermiş?
İl başkanı Koyuncu zaman gazetesi muhabirine yapığı açıklamada uzun süreden beri projeden haberdar olmadığı belli ederken bir gerçeğide gün ışığına çıkarmış Bu projenin bu aşama gelmesinin asıl sorumlusunun kendi milletvekilleri olduğunu vurgulayan Koyuncu Vekili sorumlu tuttu.
***Koyuncu:” Eğer istasyon yapılmazsa Ankara’ya yürürüz” dedi.
Ardahan Ak Parti İl Başkanı Nusret Koyuncu” Demirden İpek Yolu” projesinin , Ardahan’ın lehine olacak şekilde düzeltilmemesi durumunda , Ankara’ya yürümekten başka bir çarenin kalmayacağını söyledi.
Durumun net olarak henüz belli olmadığını dile getiren Koyuncu :” Eğer gerçekten Çıldır’a bir İstasyon yapılmayacaksa bu bizim için son derece vahim bir durumdur.Ben böyle bir sonucu halkıma açıklayamam. Böyle bir durumda tek bir suçlu vardır o da Bizim kendi Milletvekilimizdir. Sayın Kenan Altun’un Başbakanın karşısına çıkıp , vakit kaybetmeden bu durumu düzeltmesi gerekir .Ben böyle bir durumda söyleyecek bir şey bulamam. Dileriz İstasyon meselesi bizim anladığımız şekilde değildir, dileriz gerçekten bir istasyon yapılır, aksini düşünmek bile istemiyorum.Gerekirse halkımla beraber Ankara’ya yürümeye hazırım “dedi.
***Öğüt: ‘İstasyonun Cambaz’a kurulması için mücadele edeceğiz’
Öğüt: ‘İstasyonun Cambaz’a kurulması için mücadele edeceğiz’
Konu hakkında bir açıklama da Ardahan Cumhuriyet Halk Partisi Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ten geldi. Ardahan Öğretmen evinde düzenlemiş olduğu bir basın toplantısıyla konuyla ilgili bir açıklama yapan Ensar Öğüt, CHP olarak bir imza kampanyası başlattıklarını, bu kampanyanın Ardahan’da olduğu gibi tüm ülke genelinde hemşerilerimize imzalatılacağını belirtirken kendisinin bir muhalefet partisi milletvekili olarak gerek Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu için gerekse diğer bir konu ve sorunlar için bütün gücüyle mücadele ettiğini de belirtti.
Haber ekleme saati: 10.56-13/02/2007
Haber: Bülent Kılıç/Fakir Yılmaz-Fotolar: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Vali ve emniyet müdürü değişiyor mu?
İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Valiler ve Emniyet Müdürleri Kararnamesinde Ardahan Valisi ile İl Emniyet Müdürünün isimlerinin de olduğu ileri sürüldü.
Sitemiz ve Gazetelerimizin istihbarat servislerinin konu hakkında yaptığı araştırmada hükümetin Ardahan Valisi ile İl Emniyet Müdürlüğüne yeni isimler atayacağı yönünde ki iddiaların güçlülüğünü tespit ederken, İl Emniyet Müdürünün merkeze, Valinin ise diğer bir büyük ile atanacağı söylentilerine rastladı. Ardahan Valisi Murat Yıldırım’ın Trabzon’a vali olmak için şu Ankara’da uğraş verdiği yönündeki iddiaların yanında İl Emniyet Müdürünün her an merkeze çekilmesi beklendiği ileri sürüldü.
Haber ekleme saati: 19.17-12/02/2007
Haber: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
BİZİM HABERİMİZ HÜRRİYET’TE MANŞET OLDU!
“ Sitemiz ve gazetelerimizin bir hafta önceden kamuoyuna duyurduğu, ‘O şimdi öğretmen’ başlıklı haber bugünkü Hürriyet Gazetesi’nde birinci sayfadan manşet olarak çıktı.
Gazetemiz köşe yazarı aynı zaman da Kars’ta yayınlanan Çağdaş Kars Haber gazetesinin Yazıişleri Müdürü Gümüşpala Kortağ imzalı haberimiz bugünkü Hürriyet Gazetesi’nde, aynı gazetenin Kars muhabiri arkadaşımız Mukadder Yardımcıel imzasıyla ‘Namus Sürgünü’ başlığıyla birinci sayfada verildi.
Bir çok gazete ve sitenin de yakında takip ettiği gazetelerimiz ve de sitelerimizin haberlerinin imzalarımızla ulusal basında geniş yer aldığının son örneği olan bu haber yerel gazetelerimiz de çıkmış ve kamuoyuna duyurulmuştu.
Haber ekleme saati: 17.00-12/02/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
HOPARLÖR DUASI!
Bir eli duada, bir eli hoparlörde ..
“ Ardahan’ın CHP’li Posof Belediye Başkanı Şükrü Bozyiğit’in babasının cenazesine katılan Damal Müftüsü Şahin Yıldırım mezarlıkta pilli mikrofonda dua ederken, bir din görevlisi de müftünün hemen arkasında durup, hoparlörü bir eliyle tutarken diğer eliyle dua etmesi dikkat çekti.
Aynı zaman’da Posof eski Belediye Başkanı olan Mustafa Bozyiğit’in vefat etmesi ardından cenazesi bugün düzenlenen bir törenle Posof mezarlığında toprağa verilirken, Bozyiğit’in cenaze töreninde ilginç görüntüler ortaya çıkması dikkat çekti.
“ Müftünün mikrofonla dua ederken, pilli hoparlörü bir din görevlisini de hoparlörü yüksekte tutması için görevlendirirken, duanın bitimi ardından mezarlık çıkışın verilen başsağlığı törenine Bozyiğit’in kız torunu Deniz Bozyiğit’in de sıraya girmesi dikkat çekti.
Haber ekleme saati: 16.29-12/02/2007
Haber/Fotolar: Fakir Yılmaz/Posof
Ölenler binbaşının karısı ve oğlu oldukları ortaya çıktı!
Dün Erzurum’da geçirdikleri trafik kazasında ölenlerin Ardahan’da bulunan 25 nci Mekanize Tugay’ın da görevli olanbir binbaşının eşi ve oğlu olduğu öğrenildi.
Eşi ve tek oğlunu kaybeden İstihkam Kıdemli Binbaşı 39 yaşındaki Mehmet Tatlıdil, memleketleri Osmaniye’deki cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu.
Erzurum- Horasan Karayolu’nun Pasinler İlçesi çıkışında dün sabah saatlerinde meydana gelen kazada, ‘Koç Ardahan’ şirketine ait Taşkın Hançer yönetimindeki 34 BPR 49 plakalı midibüs iddiaya göre yoğun sise rağmen aşırı hızla gittiği için yolun sağında park halinde duran 65 AL 106 plakalı kamyona arkadan çarptı. Kazada, midibüsün ön kısmı hurdaya dönerken 43 yaşındaki Yazgülü Yasumut, 28 yaşındaki Asuman Tatlıdil ve oğlu 7 yaşındaki Ahmet Yağız Tatlıdil öldü.
Asuman Tatlıdil ve oğlu Ahmet’in cenazeleri memleketleri Osmaniye’ye getirildi. Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’ndeki babaevine getirilen cenaze törenine katılan Asuman Tatlıdil’in eşi Ardahan’da görev yapan İstihkam Kıdemli Binbaşı Mehmet Tatlıdil, sinir krizi geçirdi. Yakınları tarafından sakinleştirilmeye çalışılan Tatlıdil’in feryatları cenazeye katılanları gözyaşlarına boğdu. Anne ve oğlunun cenazesi, kılınan namazın ardından Osmaniye Belediyesi Asri Mezarlık’ta gözyaşları arasında toprağa verildi.
Haber ekleme saati: 16.12-12/02/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Eğitim/Öğretim’de çağ atlayacağız ..
Bugün çalacak zillerle 2006-2007 Eğitim/Öğretim sezonunun ikinci yarısına başlayacak olan okulların Ardahan’da ki eğitim düzeyinin en iyi seviyeye gelmesi için milli eğitimle birlikte el ele verip, çalışacağını belirten Ardahan İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet yıldırım, inancımız ve ekibimiz bu yönde tamdır. Ve bunu başarmak için bütün gücümüzle çalışacağız.
***Velilerin ilgisini istiyoruz!
2006/2007 Eğitim Öğretim sezonunun başlangıcından önce Gazeteci Fakir Yılmaz’a açıklamalar yapan Yıldırım, Ardahan’da ki eğitim/öğretim sıralamasının diğer iller arasında en güzel seviyeye getirmek için çok iddialı olduklarını belirtirken, bunu yapmaya iddialı olan eğitim camiasının öğrenci velilerinden büyük destek beklediğini e sözlerine ekledi. Eğitim, öğretim boyunca velilerle kurulacak olan istişarelerle eğitimde ki seviyenin yükselmesi için velilerin önerleri de alarak bu yönde hareket edeceklerini belirten İl Milli Milli Eğitim müdürü Mehmet Yıldırım, Ardahan’da ki eğitim/öğretimde yaşanan sorunların çözümünde kendilerinin olduğu gibi velilerinde büyük sorumluluğunun olduğunu, bu nedenle öğrencilerinden yakın ilgi beklediklerini sözlerine ekledi. **Alt yapıda büyük ilerleme sağlandı ..
Bir çok okul ve lojmanının onarılıp, yenilendiğine de dikkat çeken İl Milli Eğitim Müdür Mehmet Yıldırım başta köy okulları olmak üzere bir çok okulun teknolojinin son ürünü olan internete bağlandığını ve eksikliklerinin giderildiğini belirttiği açıklamasında öğretmenlerinin büyük özveri ve emek verdiği öğrencileriyle daha ilgilenmeleri için gerekli şevk ve zevki vermek içinde okulları sıkça ziyaret edeceğini de sözlerine ekledi
**225 okulda 23 bin 750 öğrenci okuyacak ..
2006-2007 Eğitim Öğretim sezonunun ikinci yarı yılına başlayan Ardahan’da ki okulların, 6’sı bağımsız Anaokulu, 206’sı İlköğretim okulu, 19’u Genel ve Mesleki Teknik Lise olmak üzere toplam sayısı 225 olurken bu okullarda 23 bin 750 öğrenci eğitim görüyor. Ardahan’da ki okullarda yaşanan sorunların başında gelen birinci sorun, yeterince hizmetlilerin olmayışı olarak gösterilirken, bu okullar da öğrencilere .. eğitim veren bin 27 öğretmenin de çeşitli sorun ve sıkıntılarla baş başa yaşamakta olduğu bildirildi.
**Tatillerini basma düzeltip, hayvanlara bakarak geçirdiler ..
23 bin 750 öğrencinin 15 günlük birinci yarıyıl tatilinin büyük bölümünü evlerinde geçirdikleri gözlenen Ardahan’da bir çok öğrenci de başta ailelerinin birinci geçim kaynağı olan hayvanlara bakarak geçirirken, bir çoğunun da sosyal v ede kültürel etkinliklerin yokluğunda tatillerini, evlerinde ki tek eğlence aracı olan televizyonların başında geçirdikleri öğrenildi.
Haber ekleme saati: 02.44-12/02/2007
Haber/Fotolar Fakir Yılmaz
Göle’de Dershane açılıyor
Ardahan kent merkezinde bulunan iki dershaneden sonra üçüncü dershane kentin en büyük ilçesi olan Göle’de açılıyor.
Göle’de bulunan kızılan binasında açılacak olan Göle Dershanesi için çalışmaların devam ettiği gözlenirken, alınan bilgilere göre Kızılay Göle Şubesi tarafından binanın büyük bölümünün yıllık olarak dershaneyi açacak şahıslara kiraya verdiği öğrenildi.
Haber ekleme saati: 01.04-12/02/2007
Haber/Foto: tuğba Yılmaz/Göle
Trafik kurallarına uymayan levhalar!..
Her geçen gün artan araç sayısıyla cadde ve sokaklarının araç parkı haline geldiği Ardahan’da, trafik kurallarını hatırlatan levha ve işaretlerinin adeta çöpe atıldığı görülmektedir.
Sinyalizasyon sisteminin kurulduğundan bu yana doğru dürüst çalıştırılamadığı Ardahan’da trafik levhaları da aynı akıbete uğramış halde, yok kenarlarına, sokak aralarına atılmış durumda. Kent merkezinde olduğu gibi, köylerinin tanıtım levhalarının bakımsızlık ve sahipsizlikten kaderine terk edildiği gözlenen diğer önemli bir konu.
Haber ekleme saati: 12/02/2007
Haber/Foto: Barış Bilgin/Ardahan
REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ
VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..
ki…